Hava Durumu

#Hortum

Kırsal Haber - Hortum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hortum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı? Haber

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı?

Antalya’nın Kepez ilçesinde 26 Ekim gecesi meydana gelen hortumda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), olaydan önce “kıyılarda hortum riski” uyarısı yapmıştı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşanan felaketin iklim krizine uyum ve kırılgan grupların korunması açısından önemli dersler içerdiğini vurguladı. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’da yaşanan olay, afet uyarılarının sahada nasıl karşılık bulduğu sorusunu gündeme getirdi. Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte yaşanan hortum felaketi iklim risklerini yeniden gündeme taşıdı. 26 Ekim gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanını vuran hortum, işçilerin barındığı iki konteyneri parçaladı ve şantiyedeki kule vincinin devrilmesine neden oldu. Valiliğin açıklamasına göre olayda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşananların yalnızca aşırı hava olaylarının etkisini değil, afetlere karşı en kırılgan kesimlerin korunmasındaki eksiklikleri de ortaya koyduğuna dikkat çekti. Antalya Kepez’de Hortum Felaketi: Dört İşçi Hayatını Kaybetti Kepez’deki hortumun etkisi oldukça sınırlı bir alanda görüldü. Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentin başka bir bölgesinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini açıkladı. Aynı gece kent merkezindeki bazı caddelerde su birikintileri oluşsa da ciddi bir su baskını bildirilmedi. Yağışların 27 Ekim’de de devam etmesi, özellikle Antalya’nın doğu ilçelerinde metrekareye 75 kilograma kadar yağış düşmesi bekleniyordu. Bir sel felaketinden değil, dar bir alanda etkili olan hortumdan kaynaklanan can kayıpları, geçici barınakların aşırı hava olaylarına karşı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. MGM Hortum Uyarısı Yapmıştı: “Kıyılarda Hortum Riski” Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 25 Ekim öğleden sonra Güney Ege ve Antalya için yerel kuvvetli yağış beklendiğini duyurdu. Basına sarı kodlu uyarı olarak yansıyan açıklamada, 26 Ekim sabahından 27 Ekim gecesine kadar etkili olabilecek hava koşullarına dikkat çekildi. Antalya’nın batısı için metrekareye 30-75 kilogram yağış tahmin edilirken, olası riskler arasında sel ve dolunun yanı sıra açıkça “kıyılarda hortum riski” de yer aldı. Hortumun tam olarak hangi noktada oluşacağını önceden belirlemek mümkün olmasa da Antalya kıyılarında hortum meydana gelebileceği konusunda meteorolojik uyarı yapılmıştı. Bu durum, afet yönetiminde yalnızca uyarı yayımlamanın yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle şantiyelerde çalışan ve geçici barınaklarda kalan işçilere uyarıların ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa güvenli alanlara geçme imkânlarının bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Türkiye’de Hortumlar Hangi Dönemlerde Daha Sık Görülüyor? Türkiye’de 1818-2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir araştırmaya göre, fırtına hücrelerinden kaynaklanan hortumlar en çok mayıs ve haziran aylarında görülüyor. Ekim ve kasım ayları ise hortum oluşumunun ikinci zirve dönemini oluşturuyor. Araştırmada, denizde meydana gelen su hortumlarının kış aylarında en çok Akdeniz kıyılarında görüldüğü de belirtiliyor. Bu veriler, Antalya’da sonbahar döneminde yaşanan hortumun meteorolojik açıdan değerlendirilmesinde mevsimsel koşulların da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Akdeniz’in Isınması Şiddetli Yağışları Nasıl Etkiliyor? Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, Antalya’da yaşanan hava olayını anlamak için sonbaharda Akdeniz üzerinde oluşan atmosferik koşullara bakmak gerekiyor. Sonbahar aylarında Akdeniz hâlâ sıcaklığını koruyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz kıyılarında ekim ayı ortalama deniz suyu sıcaklığı 24,6 dereceye ulaşıyor. Atmosferin üst seviyelerine soğuk hava girdiğinde alt katmanlardaki hava hızla kararsız hâle gelebiliyor. Bu durum, gök gürültülü sağanakların gelişmesini destekliyor. Kıyılarda oluşan rüzgâr yakınsaması ve hemen geride yükselen Toroslar da bu fırtına hücrelerinin beslenmesinde etkili olabiliyor. Kepez’de meydana gelen hortumun denizde oluşarak karaya mı ulaştığı, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Bu sorunun, MGM’nin gerçekleştireceği radar incelemesiyle netleşmesi bekleniyor. Akdeniz’in Deniz Suyu Sıcaklığı Yükseliyor İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz’in ısınması, şiddetli yağışların oluşabileceği koşulları etkiliyor. MGM’nin kıyı istasyonlarından elde edilen verilere göre, 1981-1991 döneminde 21,1 derece olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3 dereceye yükseldi. Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarabiliyor. Bu durum, şiddetli sağanakların gelişmesi için daha elverişli koşullar oluşturabiliyor. Ancak hortum gibi birkaç yüz metrelik dar bir alanda etkili olan olaylarla iklim değişikliği arasında doğrudan bağlantı kurmak çok daha güç. Hortumun Nedeni Doğrudan İklim Değişikliği mi? Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen araştırmalar, hortumların oluşumunda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara ve deniz arasındaki dağılımın ve yüksek arazinin belirleyici olabildiğini ortaya koyuyor. Deniz suyu sıcaklığının ise hortum oluşumundaki etkisi daha sınırlı kalıyor. Bu nedenle Antalya Kepez’de meydana gelen hortumu doğrudan iklim değişikliğinin yarattığını söylemek doğru değil. Bununla birlikte, ısınan Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış boyutunun güçlenmesi fiziksel açıdan beklenen bir durum. Bu tür olayların sıklığında bir değişim olup olmadığını değerlendirebilmek için daha kapsamlı ve güvenilir hortum kayıtlarına ihtiyaç duyuluyor. İklim Krizine Uyum: Uyarılar Konteynerdeki İşçilere Ulaştı mı? Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve kapsamında 196 ülkeden heyetlerin de aralarında bulunduğu 80 bin ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor. COP31’e yalnızca iki hafta kala yaşanan Kepez hortumu, iklim risklerine uyumun Türkiye açısından ne kadar acil bir mesele olduğunu gösterdi. İklim zirvelerinde “uyum” ve “kayıp ve zarar” başlıkları çoğunlukla farklı ülkelerde yaşanan kasırgalar ve büyük sel felaketleri üzerinden tartışılıyor. Ancak Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, iklim risklerine karşı yerel ölçekte alınması gereken önlemlerin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre uyum, yalnızca afet uyarılarının yayımlanması değil, bu uyarıların en kırılgan insanlara ulaşması ve onların korunmasını sağlayacak adımların atılması anlamına geliyor. Şantiyelerdeki Konteynerler Hortuma Karşı Ne Kadar Güvenli? İnşaat alanlarında işçilerin barınması için kullanılan hafif konteynerler, hortum gibi şiddetli rüzgâr olayları karşısında en kırılgan barınaklar arasında bulunuyor. MGM’nin olaydan bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerde kalan işçilere ulaşıp ulaşmadığı ve uyarının ulaşması hâlinde işçilerin sığınabilecekleri güvenli bir alanın bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Yavaşlı, şantiyelerdeki geçici barınakların güvenliğinin artırılması için uygulanabilecek önlemlere dikkat çekiyor. Bu kapsamda konteynerlerin rüzgâra dayanım ve sabitleme standartlarının belirlenmesi, turuncu ve kırmızı meteorolojik uyarılar sırasında bu alanların tahliye edilmesi gibi adımlar öne çıkıyor. Bu tür önlemler, aşırı hava olaylarının can kaybına dönüşmesini önlemek ve özellikle risk altındaki çalışanları korumak açısından önem taşıyor. COP31 Öncesi Antalya’da İklim Direnci Mesajı 14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’de meydana gelen aşırı hava olaylarında sekiz kişi, 26 Ekim’de Antalya’da yaşanan hortumda ise dört kişi hayatını kaybetti. Böylece yalnızca iki hafta içerisinde aşırı hava olayları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye ulaştı. Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağı döneme girerken yaşanan bu can kayıpları, iklim krizine uyum politikalarının somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Şehirleri iklim risklerine karşı daha dirençli hâle getirmek, afet uyarılarını sahada uygulanabilir önlemlerle birleştirmek ve en kırılgan kesimlerin güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, COP31’e hazırlanan Türkiye’nin ortaya koyabileceği en inandırıcı adımlardan biri, İstanbul, Kocaeli ve Antalya’da yaşanan bu iki haftalık sürecin ortaya çıkardığı dersleri şehirlerde somut koruma önlemlerine dönüştürmek olacak.

Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve Antalya İçin Kuvvetli Sağanak Uyarısı Haber

Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve Antalya İçin Kuvvetli Sağanak Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 26 Ekim Pazartesi günü Muğla, Aydın ve Antalya'nın bazı ilçelerinde kuvvetli ve çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Öğle saatlerinden itibaren etkili olması beklenen yağışlar nedeniyle sel, su baskını, heyelan, yıldırım ve hortum riskine karşı vatandaşlara uyarıda bulunuldu. Kuvvetli Sağanak Yağış Hangi İllerde Etkili Olacak? Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 26 Ekim 2026 Pazartesi günü öğle saatlerinden itibaren Ege ve Akdeniz bölgelerinin bazı kesimlerinde kuvvetli ve çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Yağışların Muğla ve Aydın illeri ile Antalya'nın Elmalı, Finike, Kaş, Korkuteli, Kumluca, Demre ve Kemer ilçelerinde etkili olacağı tahmin ediliyor. Sel, Su Baskını ve Hortum Riskine Dikkat Kuvvetli yağışlarla birlikte bölgede sel, su baskını ve heyelan gibi olumsuzlukların yaşanabileceği belirtiliyor. Gök gürültülü sağanak yağışlara bağlı olarak yıldırım, yerel dolu, kuvvetli rüzgâr ve hortum riskinin de bulunduğu bildirildi. Yağışların ulaşımda aksamalara neden olabileceği ifade edildi. Vatandaşlara Tedbirli Olmaları Çağrısı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarısı doğrultusunda, yağış beklenen il ve ilçelerde yaşayan vatandaşların meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Özellikle sel ve su baskını riski bulunan bölgelerde meteorolojik uyarıların takip edilmesi önem taşıyor.

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi Haber

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi

Mersin’de mart ayında etkili olan sel, dolu ve hortum felaketi binlerce dönüm tarım arazisinde ağır hasara yol açarken, üreticiler zararlarının karşılanmasını bekliyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın afetin ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yönelttiği 9 soruluk yazılı soru önergesine gelen yanıt ise tartışma yarattı. Üreticilerin yaşadığı mağduriyetin boyutunu, zarar gören alanların büyüklüğünü, sağlanacak destekleri ve alınacak önlemleri soran Kış, Bakanlığın kritik soruların büyük bölümünü yanıtsız bıraktığını belirterek tepki gösterdi. "Çiftçi selde ürününü kaybetti, serasını kaybetti, gelirini kaybetti. Biz Bakanlığa üreticinin zararını nasıl karşılayacağını sorduk. Bakanlık ise sayfalarca mevzuat gönderdi. Mersinli çiftçi cevap bekliyor, iktidar sorumluluktan kaçıyor" dedi. "Üretici zararını biliyor, Bakanlık açıklamıyor" Silifke’de hortum ve dolunun, Tarsus’ta ise sel felaketinin tarımsal üretime büyük darbe vurduğunu hatırlatan Kış, sahada görülen tabloyla Bakanlığın açıkladığı rakamlar arasında ciddi fark bulunduğunu söyledi. Kış, "Çiftçilerimizin beyanları, ziraat odalarının tespitleri ve sahadaki görüntüler ortada. Ancak Bakanlık gerçek zararın boyutuna ilişkin net bir tablo ortaya koymuyor. Hasar tespit çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı bile açık şekilde belirtilmiyor. Üretici ne kadar zarar gördüğünü biliyor ama devlet hâlâ bunun hesabını veremiyor" ifadelerini kullandı. "Destek yerine kredi öneriliyor" Tarım ve Orman Bakanlığı'nın cevabında yeni bir hibe, doğrudan gelir desteği ya da özel bir afet desteğine yer verilmediğine dikkat çeken Kış, üreticilerin borç yükü altında ezildiğini belirtti. "Çiftçi zaten yüksek mazot, gübre, ilaç ve sulama maliyetleriyle mücadele ediyor. Afet geliyor, eldeki ürünü de götürüyor. Böyle bir tabloda üreticinin beklediği şey yeni kredi borcu değil, zararını karşılayacak gerçek destektir" diyen Kış, Bakanlığın yeni bir destek programı açıklamamasını eleştirdi. "TARSİM yaptıramayan çiftçi ne olacak?" Bölgede birçok üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle tarım sigortası yaptıramadığını belirten Kış, önergesinde bu sorunu da gündeme taşıdığını ancak Bakanlığın bu konuda da yanıt vermediğini söyledi. "Sigorta yaptıramayan çiftçi ne olacak? TARSİM kapsamı dışında kalan üreticiler nasıl korunacak? Topraksız tarım yapan üreticiler için bir çalışma var mı? Bu soruların hiçbirine cevap verilmedi. Afetin ardından en çok mağdur olan kesim yine kaderine terk edildi" dedi. "Aynı felaket yaşanıyor, aynı ihmaller sürüyor" Tarsus'ta taşkın riski bulunan bölgelerde yıllardır kalıcı önlem alınmadığını vurgulayan Kış, yaşananların doğal afet kadar plansızlığın ve ihmalin sonucu olduğunu söyledi. "Biz yıllardır aynı bölgelerde aynı manzaraları görüyoruz. Her kuvvetli yağışın ardından tarım arazileri su altında kalıyor, üretici zarar görüyor. Buna rağmen neden kalıcı önlemler alınmadığını sorduk. Bakanlığın verdiği cevap ise yeni bir çalışmanın değerlendirildiği yönünde. Çiftçi yıllardır değerlendirme değil çözüm bekliyor." "Mersin üretirse Türkiye kazanır" Mersin'in Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan CHP'li Gülcan Kış, üreticinin yalnız bırakılmasının yalnızca çiftçiyi değil gıda arzını ve tüketiciyi de etkileyeceğini belirtti. Kış, "Mersin üretirse Türkiye kazanır. Ancak bugün üretici zararını karşılayamıyor, maliyetlerin altında eziliyor ve afetlerle baş başa bırakılıyor. Çiftçinin ayakta kalması için somut destek şarttır. Mersinli üreticinin hakkını savunmaya ve bu soruların peşini bırakmamaya devam edeceğiz" dedi.

Çiftçilere Sera Naylonu Desteği Sürüyor Haber

Çiftçilere Sera Naylonu Desteği Sürüyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, il genelinde zarar gören tarımsal alanlarda hasar tespit çalışmalarını sürdürürken, tespitleri tamamlanan bölgelerde sera naylonu dağıtımları gerçekleştirildi. Ekipler, üreticilere sera naylonlarını teslim etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Ocak’ta etkili olan şiddetli yağış ve hortumun ardından 10 ilçede 406 üreticinin 1 milyon 113 bin 660 metrekare üretim alanında oluşan zarara yönelik hasar tespit ve destek çalışmalarını sürdürdü. Büyükşehir Belediyesi, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş’ta 181 üreticiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteği sağlarken, bu hafta 217 bin 100 metrekare sera naylonunu daha üreticilere ulaştırıldı. Destek kapsamında Manavgat, Kepez, Serik, Aksu ve Gazipaşa’da sera naylonu dağıtımları devam etti. Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için bu beş ilçede 173 üreticiye 217 bin 100 metrekare naylon desteği verildi. ÜRETİCİNİN ZARARI KARŞILANIYOR Kepez ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde serada üretim yapan Selim Güngör, yapılan çalışmadan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Geçtiğimiz günlerde oluşan hortum ve yağışlardan 8 dönüm kadar alanım zarar gördü. Büyükşehir Belediyemizin ekipleri gelip kontrolleri yaptılar, zararlarımızı karşıladılar” dedi. MUHTARDAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Aksu Kumköy Mahalle Muhtarı Mustafa Oruç, yaşanan afetin ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hızlı şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamlayarak zarar gören üreticilere sera naylonu desteği sağladığını belirterek, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne tüm çiftçiler adına teşekkür ederiz” dedi. ÜRETİCİ DESTEKTEN MEMNUN Kumköy Mahallesi’nde çilek üreticiliği yapan Mehmet Salih Ekinci ise şiddetli hortum ve aşırı yağış nedeniyle seralarının zarar gördüğünü ifade ederek, “5 dönümlük bir alanım kullanılamaz hale geldi, aşırı yağış nedeniyle de sular altında kaldı. Sağ olsun belediyemiz yardımda bulundu. Zararımızın bir kısmını da karşılamış olsun. Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz” diye konuştu.

Ocak Ayında Fiyat Farkı En Fazla Olan Ürün Havuç Oldu Haber

Ocak Ayında Fiyat Farkı En Fazla Olan Ürün Havuç Oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. “Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Havuçtaki fiyat farkını yüzde 275,8 ile maydanoz, yüzde 229,8 ile pırasa, yüzde 225,7 ile marul takip etti. Havuç ve maydanoz 3,8 kat, pırasa ve marul 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 10 lira 50 kuruş olan havuç markette 39 lira 70 kuruşa, 5 lira 57 kuruş olan maydanoz 20 lira 92 kuruşa, 13 lira 53 kuruş olan pırasa 44 lira 64 kuruşa, 10 lira 87 kuruş olan marul 35 lira 39 kuruşa satıldı. Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette kuru fasulye, üreticide ise pırasa oldu.” Market fiyatları “Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü. Bir üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Ocak ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 67,2 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 54,1 ile sivribiber, yüzde 48,5 ile patlıcan, yüzde 41,7 ile salatalık takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,6 ile kuru fasulye oldu. Kuru fasulyedeki fiyat düşüşünü yüzde 9,4 ile pırasa, yüzde 5,7 ile portakal, yüzde 5 ile patates izledi.” Üretici fiyatları “Ocak ayında üreticide 33 ürünün 19’unda fiyat artışı olurken 6’sında fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü. Pırasadaki fiyat düşüşünü yüzde 7 ile yumurta, yüzde 4,4 ile karnabahar, yüzde 2,3 ile zeytinyağı izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 179,2 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 119,7 ile sivribiber, yüzde 118,8 ile salatalık, yüzde 100,5 ile patlıcan takip etti.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Seralarda güzlük sezon bitti ve baharlık sezon için dikimler yapıldı. Bu geçiş döneminde yeni dikilen ürünler henüz hasat olgunluğuna gelmediğinden kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Bu ürün grubunda arzı azaltan bir diğer husus da havaların soğuk olması nedeniyle birim alandan alınan verimin düşmesidir. Ocak ayının son haftasında Antalya başta olmak üzere Mersin ve Muğla gibi kıyı şeridindeki illerimizde meydana gelen aşırı yağışlar, fırtına, hortum ve dolu afetleri de bu ürün grubundaki fiyatların yükselmesine neden olan bir başka etken oldu. Talebin azalması karnabahar ve pırasa fiyatlarının gerilemesine neden oldu. Yumurta fiyatları, iç piyasadaki arz fazlası ve sofralık yumurta ihracatında devam eden kısıtlamalar nedeniyle geriledi.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Ocak ayında, Aralık ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 6,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1, üre gübresi yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Buna karşın DAP gübresi yüzde 0,5 oranında düştü. Geçen yılın Ocak ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 39,9, üre gübresi yüzde 38,2, DAP gübresi yüzde 35,7, amonyum nitrat gübresi yüzde 28,7, amonyum sülfat gübresi yüzde 26,4 oranında arttı. Ocak ayında Aralık ayına göre besi yemi yüzde 5,6, süt yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi yüzde 33,1, süt yemi yüzde 30 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 35,9 oranında arttı. Ocak ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 7,7 oranında artarken, yıllık yüzde 21,8 oranında arttı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.