SON DAKİKA
Hava Durumu

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı?

Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte yaşanan hortum felaketi iklim risklerini yeniden gündeme taşıdı.

Haber Giriş Tarihi: 28.10.2026 09:36
Haber Güncellenme Tarihi: 28.10.2026 09:39
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı?

Antalya’nın Kepez ilçesinde 26 Ekim gecesi meydana gelen hortumda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), olaydan önce “kıyılarda hortum riski” uyarısı yapmıştı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşanan felaketin iklim krizine uyum ve kırılgan grupların korunması açısından önemli dersler içerdiğini vurguladı. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’da yaşanan olay, afet uyarılarının sahada nasıl karşılık bulduğu sorusunu gündeme getirdi.

Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte yaşanan hortum felaketi iklim risklerini yeniden gündeme taşıdı. 26 Ekim gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanını vuran hortum, işçilerin barındığı iki konteyneri parçaladı ve şantiyedeki kule vincinin devrilmesine neden oldu.

Valiliğin açıklamasına göre olayda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşananların yalnızca aşırı hava olaylarının etkisini değil, afetlere karşı en kırılgan kesimlerin korunmasındaki eksiklikleri de ortaya koyduğuna dikkat çekti.

Antalya Kepez’de Hortum Felaketi: Dört İşçi Hayatını Kaybetti

Kepez’deki hortumun etkisi oldukça sınırlı bir alanda görüldü. Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentin başka bir bölgesinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini açıkladı.

Aynı gece kent merkezindeki bazı caddelerde su birikintileri oluşsa da ciddi bir su baskını bildirilmedi. Yağışların 27 Ekim’de de devam etmesi, özellikle Antalya’nın doğu ilçelerinde metrekareye 75 kilograma kadar yağış düşmesi bekleniyordu.

Bir sel felaketinden değil, dar bir alanda etkili olan hortumdan kaynaklanan can kayıpları, geçici barınakların aşırı hava olaylarına karşı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

MGM Hortum Uyarısı Yapmıştı: “Kıyılarda Hortum Riski”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 25 Ekim öğleden sonra Güney Ege ve Antalya için yerel kuvvetli yağış beklendiğini duyurdu. Basına sarı kodlu uyarı olarak yansıyan açıklamada, 26 Ekim sabahından 27 Ekim gecesine kadar etkili olabilecek hava koşullarına dikkat çekildi.

Antalya’nın batısı için metrekareye 30-75 kilogram yağış tahmin edilirken, olası riskler arasında sel ve dolunun yanı sıra açıkça “kıyılarda hortum riski” de yer aldı.

Hortumun tam olarak hangi noktada oluşacağını önceden belirlemek mümkün olmasa da Antalya kıyılarında hortum meydana gelebileceği konusunda meteorolojik uyarı yapılmıştı.

Bu durum, afet yönetiminde yalnızca uyarı yayımlamanın yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle şantiyelerde çalışan ve geçici barınaklarda kalan işçilere uyarıların ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa güvenli alanlara geçme imkânlarının bulunup bulunmadığı bilinmiyor.

Türkiye’de Hortumlar Hangi Dönemlerde Daha Sık Görülüyor?

Türkiye’de 1818-2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir araştırmaya göre, fırtına hücrelerinden kaynaklanan hortumlar en çok mayıs ve haziran aylarında görülüyor. Ekim ve kasım ayları ise hortum oluşumunun ikinci zirve dönemini oluşturuyor.

Araştırmada, denizde meydana gelen su hortumlarının kış aylarında en çok Akdeniz kıyılarında görüldüğü de belirtiliyor.

Bu veriler, Antalya’da sonbahar döneminde yaşanan hortumun meteorolojik açıdan değerlendirilmesinde mevsimsel koşulların da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.

Akdeniz’in Isınması Şiddetli Yağışları Nasıl Etkiliyor?

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, Antalya’da yaşanan hava olayını anlamak için sonbaharda Akdeniz üzerinde oluşan atmosferik koşullara bakmak gerekiyor.

Sonbahar aylarında Akdeniz hâlâ sıcaklığını koruyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz kıyılarında ekim ayı ortalama deniz suyu sıcaklığı 24,6 dereceye ulaşıyor.

Atmosferin üst seviyelerine soğuk hava girdiğinde alt katmanlardaki hava hızla kararsız hâle gelebiliyor. Bu durum, gök gürültülü sağanakların gelişmesini destekliyor. Kıyılarda oluşan rüzgâr yakınsaması ve hemen geride yükselen Toroslar da bu fırtına hücrelerinin beslenmesinde etkili olabiliyor.

Kepez’de meydana gelen hortumun denizde oluşarak karaya mı ulaştığı, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Bu sorunun, MGM’nin gerçekleştireceği radar incelemesiyle netleşmesi bekleniyor.

Akdeniz’in Deniz Suyu Sıcaklığı Yükseliyor

İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz’in ısınması, şiddetli yağışların oluşabileceği koşulları etkiliyor. MGM’nin kıyı istasyonlarından elde edilen verilere göre, 1981-1991 döneminde 21,1 derece olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3 dereceye yükseldi.

Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarabiliyor. Bu durum, şiddetli sağanakların gelişmesi için daha elverişli koşullar oluşturabiliyor.

Ancak hortum gibi birkaç yüz metrelik dar bir alanda etkili olan olaylarla iklim değişikliği arasında doğrudan bağlantı kurmak çok daha güç.

Hortumun Nedeni Doğrudan İklim Değişikliği mi?

Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen araştırmalar, hortumların oluşumunda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara ve deniz arasındaki dağılımın ve yüksek arazinin belirleyici olabildiğini ortaya koyuyor. Deniz suyu sıcaklığının ise hortum oluşumundaki etkisi daha sınırlı kalıyor.

Bu nedenle Antalya Kepez’de meydana gelen hortumu doğrudan iklim değişikliğinin yarattığını söylemek doğru değil.

Bununla birlikte, ısınan Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış boyutunun güçlenmesi fiziksel açıdan beklenen bir durum. Bu tür olayların sıklığında bir değişim olup olmadığını değerlendirebilmek için daha kapsamlı ve güvenilir hortum kayıtlarına ihtiyaç duyuluyor.

İklim Krizine Uyum: Uyarılar Konteynerdeki İşçilere Ulaştı mı?

Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve kapsamında 196 ülkeden heyetlerin de aralarında bulunduğu 80 bin ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor.

COP31’e yalnızca iki hafta kala yaşanan Kepez hortumu, iklim risklerine uyumun Türkiye açısından ne kadar acil bir mesele olduğunu gösterdi.

İklim zirvelerinde “uyum” ve “kayıp ve zarar” başlıkları çoğunlukla farklı ülkelerde yaşanan kasırgalar ve büyük sel felaketleri üzerinden tartışılıyor. Ancak Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, iklim risklerine karşı yerel ölçekte alınması gereken önlemlerin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu.

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre uyum, yalnızca afet uyarılarının yayımlanması değil, bu uyarıların en kırılgan insanlara ulaşması ve onların korunmasını sağlayacak adımların atılması anlamına geliyor.

Şantiyelerdeki Konteynerler Hortuma Karşı Ne Kadar Güvenli?

İnşaat alanlarında işçilerin barınması için kullanılan hafif konteynerler, hortum gibi şiddetli rüzgâr olayları karşısında en kırılgan barınaklar arasında bulunuyor.

MGM’nin olaydan bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerde kalan işçilere ulaşıp ulaşmadığı ve uyarının ulaşması hâlinde işçilerin sığınabilecekleri güvenli bir alanın bulunup bulunmadığı bilinmiyor.

Yavaşlı, şantiyelerdeki geçici barınakların güvenliğinin artırılması için uygulanabilecek önlemlere dikkat çekiyor. Bu kapsamda konteynerlerin rüzgâra dayanım ve sabitleme standartlarının belirlenmesi, turuncu ve kırmızı meteorolojik uyarılar sırasında bu alanların tahliye edilmesi gibi adımlar öne çıkıyor.

Bu tür önlemler, aşırı hava olaylarının can kaybına dönüşmesini önlemek ve özellikle risk altındaki çalışanları korumak açısından önem taşıyor.

COP31 Öncesi Antalya’da İklim Direnci Mesajı

14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’de meydana gelen aşırı hava olaylarında sekiz kişi, 26 Ekim’de Antalya’da yaşanan hortumda ise dört kişi hayatını kaybetti. Böylece yalnızca iki hafta içerisinde aşırı hava olayları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye ulaştı.

Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağı döneme girerken yaşanan bu can kayıpları, iklim krizine uyum politikalarının somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.

Şehirleri iklim risklerine karşı daha dirençli hâle getirmek, afet uyarılarını sahada uygulanabilir önlemlerle birleştirmek ve en kırılgan kesimlerin güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor.

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, COP31’e hazırlanan Türkiye’nin ortaya koyabileceği en inandırıcı adımlardan biri, İstanbul, Kocaeli ve Antalya’da yaşanan bu iki haftalık sürecin ortaya çıkardığı dersleri şehirlerde somut koruma önlemlerine dönüştürmek olacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.