Hava Durumu

#Hububat

Kırsal Haber - Hububat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hububat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor! Haber

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor!

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) Genel Müdürü Ali Kırali, Ankara’da düzenlenen tahıl konferansında lisanslı depoculuk, ELÜS piyasasının gelişimi ve tarım sektörüne çağ atlatacak yeni borsa projeleri hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu. Kırali, tarım ticaretini daha şeffaf ve güvenli bir yapıya kavuşturacak olan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası ve Uluslararası Ürün Piyasası’nın 2026 yılında devreye alınacağını müjdeledi. Peki, TÜRİB vadeli işlem sözleşmeleri neleri kapsayacak? Lisanslı depo kapasitesinde son durum ne? İşte tarım piyasalarına yön verecek dev hamlenin tüm detayları... TÜRİB İşlem Hacmi 423 Milyar TL’ye Ulaştı TÜRİB ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) Piyasası’nın faaliyete geçtiği 26 Temmuz 2019 tarihinden bu yana tarım ticaretinin kalbi konumunda olduğunu belirten Ali Kırali, borsanın güncel verilerini paylaştı. Borsada bugüne kadar yaklaşık 423 milyar TL işlem hacmine ulaşıldığını ifade eden Kırali, bu süreçte tam 61 milyon ton ürünün el değiştirdiğini açıkladı. Lisanslı Depo Kapasitesi 14,3 Milyon Tonu Aşarak Rekor Kırdı Piyasa derinliğinin en büyük göstergesi olan lisanslı depoculuk tarafında da dev bir büyüme kaydedildi. TÜRİB’in kurulduğu 2019 yılında 4 milyon ton olan saklama kapasitesi, bugün itibarıyla 264 lisanslı depo işletmesi ve 359 lokasyonda 14,3 milyon ton faal kapasiteye ulaştı. Kapasitenin yıl sonuna kadar 15 milyon tonu aşmasını beklediklerini söyleyen Kırali, Türkiye'nin son 5 yıllık hububat rekoltesinin yaklaşık yüzde 40'ının lisanslı depolarda saklanabilir hale gelmesinin ELÜS piyasası için çok güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurguladı. 2026’nın İkinci Yarısında Büyük Eşik: Vadeli İşlem Piyasası Geliyor Tarım sektöründe fiyat riskini yönetmek ve ileri tarihli fiyat oluşumunu desteklemek amacıyla tasarlanan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası için geri sayım başladı. Projenin 2026 yılının ikinci yarısında devreye alınması hedefleniyor. Bu yeni katman sayesinde üretici, tüccar, sanayici ve yatırımcı gelecekteki fiyat risklerini önceden görebilecek ve yönetebilecek. Vadeli İşlem Piyasası'nın Öne Çıkan Özellikleri: İlk Aşamadaki Ürünler: İlk etapta dayanak varlık olarak ekmeklik buğday ve mısır ELÜS’leri ile bu ürünlere ilişkin TÜRİB fiyat endeksleri işleme açılacak. İki Farklı Uzlaşma Modeli: ELÜS dayanaklı sözleşmelerde fiziki teslimat gerçekleştirilecek; TÜRİB endekslerine dayalı sözleşmelerde ise nakdi uzlaşma sistemi uygulanacak. Güvenli Altyapı: Vadeli işlem sözleşmeleri; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ürünü alma veya satma yükümlülüğü getirecek. Yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise vade sonunda gerçekleşecek. Küresel Ticaret İçin Tarihi Adım: Uluslararası Ürün Piyasası TÜRİB'in önümüzdeki dönemde hayata geçireceği bir diğer vizyon proje ise Uluslararası Ürün Piyasası olacak. Bu proje ile gümrüklü antrepolarda bulunan, depolanmaya uygun ve standardize edilebilir tarım ürünlerinin TÜRİB işlem sistemi üzerinden doğrudan alınıp satılması sağlanacak. Piyasada işlem görecek tüm ürünler; menşei, antrepo bilgisi, kalite özellikleri ve analiz belgeleriyle birlikte şeffaf bir şekilde tanımlanacak. Alım-satım işlemleri, belirli teslim süreleri ve güvenli ödeme-takas mekanizmalarıyla yürütülecek. Bu hamle, Türkiye’nin tarım ürünleri ticaretindeki uluslararası erişim gücünü zirveye taşıyacak. Dijital Dönüşüm ve LİDBİS ile Tam Güvenlik TÜRİB’in gelişim stratejisinin teknolojik dönüşüm ve güven üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Genel Müdür Ali Kırali, 13 Ocak 2025'te TÜRİS işlem platformuyla geçilen aracılı yapının (ÜPAK entegrasyonu) piyasanın sahadaki erişim kapasitesini artırdığını belirtti. Güven altyapısını pekiştirmek amacıyla Lisanslı Depoculuk Denetim A.Ş.'nin kurulduğunu ifade eden Kırali, TÜRİB Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen LİDBİS (Lisanslı Depoculuk Bilgi Sistemi) projesi sayesinde depolardaki fiziksel ürünler ile elektronik kayıtların ve analiz süreçlerinin çok daha güçlü bir şekilde anlık olarak izleneceğini müjdeledi.

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak Haber

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladığını belirterek, TMO tarafından ton başına makarnalık ve ekmeklik buğday alım fiyatı 16 bin 500 lira, arpa alım fiyatı ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini duyurdu. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO’nun alım yapacağını belirten Başkan Tefenlili, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. TMO, 2026 yılı hububat alım ve satış fiyatlarını kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, Türkiye genelinde hububat hasadının yağışlar nedeniyle geçen yıla kıyasla geciktiği ancak belirli bölgelerde halihazırda başladığı ifade edildi. Hasadını gerçekleştiren üreticilere depolama imkânı sağlamak amacıyla adımlar atıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ''TMO tarafından 21 Mayıs'tan itibaren üreticilerimizin Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı buğday ve arpa ürünleri taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlanmıştır. 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına makarnalık buğdayda 16 bin 500 lira, ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak belirlenmiştir.'' TMO HUBUBAT ALIM FİYATLARI- (2. Gruplar için ton başına) HUBUBAT 2025 2026 Makarnalık Buğday 13.500 TL 16.500 TL Ekmeklik Buğday 13.500 TL 16.500 TL Arpa 11.000 TL 12.750 TL Üreticilere Ton Başına 3 Bin 14 Lira Destek Sağlanacak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticilere verilecek desteklemelere ilişkin detayların da yer aldığı açıklamada; temel, planlı üretim ve sertifikalı tohum kullanım destekleri olarak dekara toplam 980 lira ödeme yapılacağı bildirildi. Bu tutarın, ülke ortalama verimi dikkate alındığında ton başına toplam 3 bin 14 lira destek ödemesine tekabül edeceği kaydedildi. Üreticinin Eline Geçecek Tutar Belli Oldu Desteklerle birlikte üreticilerin eline geçecek net rakamlara ilişkin açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: ''Böylece desteklerle birlikte üreticilerin eline ton başına ekmeklik ve makarnalık buğday için 19 bin 514 lira, arpa için ise 15 bin 764 lira geçecektir. Ödemeler ürün teslimatına müteakip 45 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına yapılacaktır.'' Hububat Satışları 1 Ekim'de Başlıyor TMO’nun hububat alımlarının yanı sıra iç piyasa satış takvimine ve fiyat politikasına da açıklık getirildi. Kurumun hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacağının altı çizilerek, satış fiyatları şu şekilde ilan edildi:" Ton başına 2. grup makarnalık buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup ekmeklik buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup arpa için 14 bin lira olarak belirlenmiştir. Tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli bir hasat sezonu diliyoruz." ifadeleri kullanıldı. “Yeni Sezonun Tüm Üreticilerimize Bereketli Olmasını Diliyorum” Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, yeni hasat döneminin şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı ve bereketli olmasını temenni ederek, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. Yeni hasat döneminin başlamasıyla birlikte tarlalarda yeniden emek ve umudun filizlenmeye başladığını ifade eden Başkan Tefenlili, “Toprağa emek veren, alın teriyle üreten tüm çiftçilerimize bol ve bereketli bir sezon diliyorum. Umuyorum ki bu sezon hem verimlilik hem de kazanç açısından üreticimizin yüzünü güldüren bir yıl olur. Hasat dönemi boyunca tüm çiftçilerimize kolaylıklar ve hayırlı işler temenni ediyorum. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO alım yapacak olup üreticilerimiz için TMO randevularının açıldığı bilgisi edinilmiştir” dedi.

Avrupa Birliği Ülkelerine İhracatta Yüzde 18.3 Artış Haber

Avrupa Birliği Ülkelerine İhracatta Yüzde 18.3 Artış

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yılın ilk dört ayında, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.9 oranında artış neticesinde 4 milyar 236 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp; yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır.” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2026 yılının ilk dört ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.9 oranında artış ile 4 milyar 236 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İstanbul İhracatçıları, 183 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payı yüzde 5.4 oldu. İİB, nisan ayında ise, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 35.8 oranında artış ile 1 milyar 314 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. Avrupa Birliği ülkelerine ihracatta yüzde 18.3 oranında artış İstanbul İhracatçı Birlikleri, yılın ilk dört ayında, değer bazında en fazla ihracatı 234 milyon dolar ile Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı. İİB, Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Norveç ve Irak’a ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta; Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri; Amerika Birleşik Devletleri’ne hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri; Norveç’e gemi; Irak’a ise, ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller ön plana çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 757 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracat, bir önceki döneme kıyasla yüzde 4.1 oranında arttı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 1 milyar 163 milyon dolar ile Avrupa Birliği (AB) ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracatta, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18.3 oranında artış sağlandı. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2026 yılının ilk dört ayında, yaklaşık 1 milyar 177 milyon dolar; İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), yaklaşık 1 milyar 176 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 932 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 380.5 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), yaklaşık 334 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 186 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB), yaklaşık 103 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: Hedefimiz güçlü bir büyüme ivmesi yakalamak İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “20 bini aşkın aktif üyesi ile İstanbul İhracatçı Birlikleri olarak, yılın ilk dört ayını 2025 yılının aynı dönemine kıyasla yüksek oranlı bir ihracat artışı ile kapatarak başarılı bir döneme imza attık. Nisan ayı, kurumsal etkinliklerimiz ve çalışmalarımız açısından oldukça yoğun geçti. Öncelikle Genel Sekreterliğimize bağlı birliklerimizin olağan seçimli genel kurul toplantılarını, üye ihracatçı firmalarımızın geniş katılımı ile gerçekleştirdik. İhracatçılarımız, 2025 yılı yönetim kurulu çalışma, mali ve denetim kurulu raporlarını ibra ederken, 2026 yılının yol haritasını da hep birlikte belirledi. Seçimler neticesinde; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Başkanlığı’na Mustafa Talha Pepe, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) Başkanlığı’na Semih Ergüder, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkanlığı’na Teoman Durukan, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (İYMSİB) Başkanlığı’na ise Cevdet Çekok seçildi. İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı (İFMİB) Muzaffer Taviloğlu ve İstanbul Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı (İHBİR) Kazım Taycı ile, ben de, İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı olarak güven tazeleyerek yeniden görevlerimize başladık. 2026-2030 döneminde görev yapacak tüm birlik başkanlarımıza başarılar diliyorum. Bu yoğun dönemde İYMSİB, İSHİB ve GYHİB birliklerimiz, 2025 yılının başarılı ihracatçılarını ödüllendirdiğimiz gurur dolu törenlere imza attı. Hedef pazarlarımızda da durmaksızın çalıştık; su ürünleri sektöründe dünyanın en önemli fuarı kabul edilen Seafood Expo Global 2026’da, İSHİB’in düzenlediği milli katılım organizasyonu ile ülkemizden 16 firmamız ürünlerini başarıyla sergiledi. Ayrıca, kağıt ambalaj sektörüne yönelik gerçekleştirdiğimiz 'New York Sektörel Ticaret Heyeti' organizasyonuyla, Türk ihracatçılarımız ile Amerikalı ithalatçıları verimli iş birlikleri için bir araya getirdik. Ticari faaliyetlerimizin yanı sıra eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik. Bu kapsamda, 'İhracatın Finansmanında İhracatı Geliştirme A.Ş.' konulu eğitim düzenledik. Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp; yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır. Tüm paydaşlarımızla tam bir sinerji içinde hareket ederek, sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz.” dedi.

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin karşılığını alacak” dedi. AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde 10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal, kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat gerisinde kaldığını söyledi. İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR! 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI! Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal, çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon 350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe sürüklediğini kaydetti. 26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal, 2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti. Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı. ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104 arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal, elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti. KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi, emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi. Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.

Buğdayda Yağmur Bereketi Haber

Buğdayda Yağmur Bereketi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), buğday hasadı öncesinde “Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı” düzenledi. ATB Toplantı Salonu’nda, ATB Başkan Vekili Halil Bülbül’ün başkanlığında gerçekleşen toplantıya, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, ATB Hububat Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM ve ZMO temsilcileri, ilçe ziraat odası başkanları, biçerdöverciler, üretici ve fabrika sahipleri katıldı. Toplantıda, 2026 üretim sezonunda hububatta rekolte ve kalite beklentileri, girdi maliyetleri, devlet destekleri, erken hasadın kaliteye etkisi, pas hastalığı gibi çok sayıda konu gündeme geldi. BUĞDAY BÖLGE TARIMI İÇİN ÖNEMLİ ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, buğday hasadının bereketli olmasını dilerken, hasat öncesinde sektör paydaşlarını bir araya getirerek, hasat beklentileri, hububatta yaşanan sorun, çözüm önerileri ve beklentilerini gündeme getirmek istediklerini söyledi. Antalya’da 250 bin ton civarında buğday üretimi yapıldığını belirten Bülbül, Serik, Aksu, Korkuteli ve Elmalı ilçeleri için ciddi bir ekonomik gelir kaynağı olan buğdayın bölge tarımı için önemini vurguladı. ÇİFTÇİSİZ HİÇ OLMAZ Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, artan maliyetlere dikkat çekerek mevcut desteklerin yetersiz olduğunu söyledi. Gübre fiyatlarının çok yükseldiğini belirten Alp, desteklerin ürün ve fatura bazlı verilmesi gerektiğini kaydetti. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için etkin destek politikalarının şart olduğunu vurgulayan Alp, “Devletsiz olmaz ama çiftçisiz hiç olmaz” dedi. REKOLTEDE YÜZDE 25 ARTIŞ BEKLENTİSİ ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Yusuf Sarıcalar, bölgenin yağışlar nedeniyle iyi bir hububat sezonu geçireceğini söylerken, buğdayda yüzde 25 rekolte artışı beklendiğini kaydetti. Yüksek rekoltenin fiyat baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunan Sarıcalar, üreticinin mağdur olmaması için doğru planlama yapılması gerektiğini söyledi. DOĞRU YÖNTEMLERLE VERİM YÜZDE 20 ARTAR ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, sertifikalı tohum, doğru gübreleme ve zamanında ilaçlamayla verimin yüzde 20’ye kadar artırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin buğday üretiminde ciddi artış potansiyeli bulunduğunu ifade eden Büyükselçuk, iklim koşullarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl rekor seviyede üretim beklendiğini söyledi. ANIZ YAKIMI AZALDI ATB 2. Meslek Komitesi Üyesi Kadir Sarıcalar, bu yıl verimli bir hasat dönemi beklendiğini belirtirken, önceki yıllarda yüksek nem nedeniyle yaşanan biçim sorunlarının tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. Hasadın zamanında yapılmasının kalite açısından önemine dikkat çeken Sarıcalar, Korkuteli bölgesinde Toprak Mahsulleri Ofisi alım ofisi açılması gerektiğini ifade etti. Anız yakmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Sarıcalar, bu konuda farkındalığın arttığını söyledi. ÜRETİCİYE DOĞRU TOHUM ÇEŞİDİ VERİLMELİ ATB Üyesi Mehmet Tiryaki, devlet destekli dağıtılan bazı tohum çeşitlerinin kalite ve verim açısından yetersiz kaldığını belirterek, bölgeye uygun kaliteli çeşitlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tiryaki, desteklerin ürün bazlı verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kaliteyi artırmak için uğraşan üretici desteklenmeli. Destekleme sistemi yeniden gözden geçirilmeli” dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tekin, Antalya’ya özgü buğday çeşitlerinin yeniden geliştirilmesi için çalışma yapılabileceğini belirtirken, “Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde yürütülen ‘Antalya Buğdayını Arıyor” projesi tekrarlanmalı” dedi. BATEM Uzmanı Ali Koç, son yılların en yüksek yağışının alındığını belirterek, yağışların verime olumlu yansıdığını söyledi. Koç, tarımda drone ile ilaçlama ve gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. Toplantıya katılanlar, Antalya’da bu yıl buğdayda verim artışı yaşanacağını vurgularken, kalite, standardizasyon, hastalık yönetimi, pazarlama altyapısı ve destekleme politikalarına ilişkin bazı yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekti. Toplantıda, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının artırılması, hastalıklarla mücadelede teknik kapasitenin güçlendirilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin erken fiyat ve alım politikası açıklaması, bölgesel alım noktalarının yaygınlaştırılması, drone ve hassas tarım uygulamalarının desteklenmesi, kalite sınıflandırma altyapısının geliştirilmesi ve destekleme mekanizmalarının öngörülebilir hale getirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede! Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede!

Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, 2026 yılının ilk dört ayını 3,9 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Miktar bazında düşüş yaşansa da birim fiyatlardaki artış geliri dengeledi. Sektör Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, "Yerli üretim kalemizle küresel darboğazı aşacağız" mesajı verdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağından makarnaya, bisküviden buğday ununa kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen ihracatta güçlü duruşunu sürdürüyor. İhracatın Yıldızı Ayçiçek Yağı Oldu Yılın ilk dört ayında sektörün en çok ihraç edilen ürün grupları ve performans verileri şu şekilde gerçekleşti: Toplam İhracat: 3,9 Milyar Dolar oldu. Ayçiçek Yağı: %24 artışla 452,2 milyon dolarla sektör lideri olurken, Çikolata ve Kakaolu Ürünler: 343,2 milyon dolar, Makarna, tatlı bisküvi ve gofretler 300 milyon dolar barajını aştı. İhracat miktarı geçen yıla oranla %16,7 gerilemiş olsa da, dolar bazındaki birim fiyatların %13,9 oranında yükselmesi, toplam değer kaybının %5,2'de sınırlı kalmasını sağladı. Pazar Çeşitliliği: İran’da Büyük Yükseliş Orta Doğu pazarında, özellikle Irak’taki %28,2’lik düşüşün etkisiyle toplamda %15,7’lik bir azalma kaydedildi. Ancak İran pazarı, %37,6’lık rekor artış ve 103,6 milyon dolarlık hacmiyle Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ilk 7 ülke arasına girmeyi başardı. Ahmet Tiryakioğlu: "Küresel Gıda Arzının Stratejik Kalesiyiz" TİM Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel ölçekte artan buğday fiyatları ve kuraklık endişelerine dikkat çekerek yerli üretimin önemini vurguladı: "Dünya genelinde gübre tedariki ve kuraklık nedeniyle gıda arzı üzerinde bir belirsizlik hakim. Ancak Türkiye, bu olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle lehine çeviriyor. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde olması buğday rekoltesi beklentimizi yükseltti. Sanayi altyapımızla birleşen bu verimlilik, ülkemizi küresel gıda arz güvenliğinin stratejik bir kalesi haline getiriyor." Kamu-Özel Sektör İş Birliği Güven Veriyor Finansman maliyetleri ve lojistik zorluklara rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) dengeleyici rolünün kritik olduğunu belirten Tiryakioğlu, "Kamunun stok yönetimi ve çiftçimizi koruyan duyarlılığı, ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğimizin teminatıdır" dedi.

Gürer: "Tarımda Çok Boyutlu Kriz Derinleşiyor" Haber

Gürer: "Tarımda Çok Boyutlu Kriz Derinleşiyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründe üretimden icralara kadar uzanan çok yönlü krize dikkat çekti; “Çiftçi desteklenmezse üretim sorun bitmez” dedi. “2025 KAYIP YILI OLDU, 2026’DA UMUT VAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda çok boyutlu sorunlar devam etmektedir, 2002 yılına göre 2025 yılında hububat ve bakliyatta önemli üretim kayıpları yaşandı.2026 yılında ise mevsimsel etkilerin olumlu seyri ile üretimde bir artış beklenmektedir” dedi. Ülke genelinde bu yıl tüm bölgelerde yağışların geçen yıla göre önemli ölçüde arttığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu durumun üretime olumlu yansımasının beklendiğini ancak sıcaklık seyri ve yağışların dağılımının verimi belirleyeceğini söyledi. Bazı erkenci ürünlerde hasadın 15-20 gün geciktiğini dikkat çeken Gürer, hububatta çıkış, kök, kardeşlenme ve sapa kalkma süreçlerinin genel olarak olumlu sürecin aşırı yağışlar yarattığı olumsuzluktan kısmen etkilediğini belirtti. Aşırı yağışların bazı bölgelerde göllenmeye yol açtığını belirten Gürer, “Bu durum sararma, kök çürümesi ve hastalıklara neden olmuştur. Suya doygunluk, yabancı ot ve lokal hastalıklar çiftçiye olumsuz yansımaktadır” dedi. Gürer, bu zararlar için hasar tespiti yapılarak destek verilmesi gerektiğini vurguladı. “FİYAT VE BORÇ SORUNU VAR ” Son 38 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaşıldığını hatırlatan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bunun su sorununu ortadan kaldırmayacağını belirterek yatırımların ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Verim artışı kadar alım fiyatları da önemlidir. Belirlenecek fiyatlar tarımın sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler” dedi. Erkenci patates ve soğan hasadının başladığını ancak fiyatların düşük seyretmesinin üreticiyi kaygılandırdığını ifade eden Gürer, 2025 yılının çiftçi için “kara bir yıl” olduğunu vurguladı. Gürer, “Borçlarını ödeyemeyen çiftçi büyük sorun yaşamaktadır. Borçların ötelenmemesi, faizlerin silinmemesi icraları artırmıştır” diye konuştu. Niğde’de geçen yıl hasat edilen patatesin depolarda beklediğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, özellikle küçük aile işletmelerinde ürünün son evreye geldiğini söyledi. “Tarlada kazanamayan çiftçi, depoda da ürününü satamayınca borcunu ödeyememektedir” dedi. “ÇİFTÇİNİN EVİNE KADAR HACİZ GİDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, icra uygulamalarının geldiği noktayı çarpıcı örneklerle anlatarak, “Arazisi, traktörü, hayvanı icra yoluyla satılan üreticiler vardır. Niğde’de bir çiftçinin banka borcu nedeniyle köyde evi haczedilmiş, 15 gün içinde boşaltılmazsa jandarma ile tahliye edileceği bildirilmiştir.Çiftçimiz 1,8 milyona icra uygulanan evinde çıkarılmak istenen çiftçiye evini 3 milyon lira satın alabileceği ifade edilmesi de ayrı bir dramdır.Çiftçi ürettiği ürün değer bulmadığı için sokakta kalma riski yaşamaktadır ” dedi. Yasal düzenlemelere rağmen uygulamada ciddi sorunlar olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “İcra ve İflas Kanunu’na göre çiftçinin geçimi için gerekli araçlar haczedilemez. Traktör ve tohumluklar koruma altındadır. Ancak uygulamada ne bulunursa el konulmaktadır” dedi. İcra verilerini de paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yalnızca Nisan ayında 64 traktör, 6 bin 393 tarla, 500 bağ, 58 besi damı, 17 samanlık ve 29 tarım makinesinin satışa çıkarıldığını; Mayıs ayında ise 68 traktör, 6 bin 55 tarla, 467 bağ, 2 besi damı ve 18 tarım makinesinin satışa çıkarıldığını söyledi. “Bunlar satıldı demiyoruz, satışa çıkarıldı. Bazıları satılamayıp sonraki aya devrediliyor” dedi. Çözüm önerisini de dile getiren Ömer Fethi Gürer, “İcralar durdurulmalı, kredi faizleri silinmeli, borçlar ötelenmeli ve çiftçi üretimde tutulmalıdır” ifadelerini kullandı. BAĞ-KUR PRİM BORÇLARI ÖDENEMİYOR Çiftçilerin BAĞ-KUR primlerini ödemekte zorlandığını belirten Ömer Fethi Gürer, Bağ -Kur prim borcu olan üreticilere kredi verilmemesinin yeni sorun yarattığını belirterek, “Önce borcunu öde sonra kredi al yaklaşımı çiftçiyi üretimi engellenmektedir. Bu nedenle ekimi geciktiren ya da daraltan üreticiler vardır. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan SGK kayıtlı çiftçi sayısı, 2026 yılı Şubat ayında 616 bin 244’e gerilemiştir” dedi.

AKİB’den Nisan Ayında Dev Atak: İhracat Yüzde 27 Artışla 1,65 Milyar Dolara Ulaştı Haber

AKİB’den Nisan Ayında Dev Atak: İhracat Yüzde 27 Artışla 1,65 Milyar Dolara Ulaştı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılı Nisan ayında sergilediği performansla Türkiye’nin dış ticaretine damga vurdu. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş tarafından açıklanan verilere göre, bölge ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %27 artarak 1,65 milyar dolara yükseldi. ​Bu güçlü büyüme ivmesiyle birlikte, 2026 yılının ilk dört aylık döneminde (Ocak-Nisan) toplam ihracat %11 artışla 6,3 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış bölge ihracatı ise 17,4 milyar dolar seviyesine tırmandı. ​Sektörel Bazda Kimya ve Demir-Çelik Lokomotif Oldu ​Nisan ayı performansının ana itici gücü katma değerli üretim yapan sektörler oldu. AKİB bünyesindeki birliklerin ihracat karnesinde özellikle kimyevi maddeler ve demir-çelik sektörlerindeki rekor artışlar dikkat çekti. ​AKİB Nisan Ayı Sektörel Performans Özeti: ​Kimyevi Maddeler ve Mamulleri: 581,9 milyon dolar (%27 artış) ile birinciliği göğüsledi. ​Demir ve Demir Dışı Metaller: 418 milyon dolar (%46 artış) ile en güçlü büyüme oranlarından birini yakaladı. ​Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar: 173,3 milyon dolar (%29 artış) ile üçüncü sırada yer aldı. ​Yaş Meyve Sebze: 162,9 milyon dolar (%41 artış) ile tarım sektöründeki gücünü korudu. ​Diğer Sektörler: Tekstil 103,7 milyon dolar, Mobilya ve Orman Ürünleri 91,2 milyon dolar, Hazır Giyim ise 41,4 milyon dolarlık katkı sağladı. ​Avrupa ve Kuzey Afrika’da Pazar Derinliği Artıyor ​Başkan Veysel Memiş, AKİB’in pazar çeşitlendirme stratejisinin somut sonuçlar verdiğini vurguladı. Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler İtalya (145,2 milyon $), Romanya (141,8 milyon $) ve Irak (108,8 milyon $) olurken, bazı pazarlarda üç haneli büyüme oranları kaydedildi. ​En Hızlı Büyüyen Pazarlar: ​İspanya: %183 artış (84,4 milyon $) ​Fas: %154 artış (35,1 milyon $) ​Mısır: %88 artış (65,4 milyon $) ​İtalya: %80 artış ​Ukrayna: %74 artış ​Başkan Memiş, "İspanya ve İtalya gibi zorlu Avrupa pazarlarında bu denli yüksek artış yakalamak, doğru ürün konumlandırmasının sonucudur. Fas ve Mısır gibi Kuzey Afrika hatlarındaki ivme ise lojistik avantajlarımızı etkin kullandığımızı gösteriyor," dedi. ​"Üretim ve İhracata Desteklerle İvme Korunacak" ​AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, hükümet tarafından açıklanan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve sağlanan teşviklerin ihracatçılar için hayati önem taşıdığını belirtti. ​Başkan Memiş, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: ​"Kurumlar vergisi indirimi ve döviz dönüşüm desteğinin uzatılması, maliyet baskısı altındaki üreticimize nefes aldırmıştır. Kur, maliyet ve talep dengesi kritikliğini korusa da üretim kabiliyetimiz ve esnek pazar yapımızla yılı çift haneli büyüme ile kapatmayı hedefliyoruz." ​Öte yandan, Irak pazarındaki yatay seyir ile Almanya ve Fransa gibi geleneksel pazarlardaki zayıf talebe dikkat çeken Memiş, bu durumu bir risk olarak değil, pazar çeşitlendirme stratejisini güçlendirmek için bir fırsat olarak okuduklarını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.