Hava Durumu

#İzlenebilirlik

Kırsal Haber - İzlenebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzlenebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta Haber

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta

9 Ekim Dünya Yumurta Günü, yumurtanın beslenmedeki önemine ve yumurta tavukçuluğunun tarımsal üretimdeki rolüne dikkat çekiyor. Üretimden sofraya uzanan süreçte yumurta, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım açısından da öne çıkıyor. Yumurta, dengeli beslenmenin önemli bir parçası Yumurta, yüksek kaliteli protein içeriği ve çeşitli besin öğeleriyle günlük beslenmede önemli bir yere sahip. B12 vitamini, kolin, selenyum ve diğer temel besin öğelerini içeren yumurta, dengeli beslenmenin destekleyici gıdaları arasında bulunuyor. Her yıl ekim ayının ikinci cuma günü kutlanan Dünya Yumurta Günü, yumurtanın besin değerini ve farklı kullanım alanlarını tanıtmayı amaçlıyor. Bu özel gün, aynı zamanda yumurta üreticilerinin emeğini ve sektörün gıda sistemindeki yerini hatırlatıyor. Yumurta üretimi tarımsal ekonomiye katkı sağlıyor Yumurta tavukçuluğu, yalnızca yumurta üretiminden ibaret değil. Yem üretimi, veterinerlik hizmetleri, paketleme, nakliye ve pazarlama gibi birçok alanla bağlantılı olan sektör, tarımsal tedarik zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında yaklaşık 19,9 milyar adet tavuk yumurtası üretildi. Yem maliyetleri, hayvan sağlığı, biyogüvenlik uygulamaları ve pazara erişim, yumurta üreticilerinin faaliyetlerini etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Üretimin devamlılığı, hem üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği hem de tüketicilerin gıdaya erişimi açısından önem taşıyor. Gıda güvenliği üretimden sofraya başlıyor Yumurtanın tüketiciye güvenilir biçimde ulaştırılması, üretim ve muhafaza koşullarının uygunluğuna bağlı. Hijyen uygulamaları, hayvan sağlığının korunması, izlenebilirlik ve uygun depolama koşulları, gıda güvenliğinin temel unsurları arasında bulunuyor. Sürdürülebilir yumurta üretimi için kaynakların verimli kullanılması, atık yönetimi ve çevresel etkilerin azaltılması da önem taşıyor. Hayvan refahını gözeten yetiştiricilik uygulamalarıyla birlikte bu başlıklar, sektörün uzun vadeli gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Dünya Yumurta Günü, sofralarda sıkça tüketilen yumurtanın beslenmedeki değerini hatırlatırken bu gıdanın arkasındaki üretim emeğine ve tarımsal üretimin gıda güvencesindeki önemine de dikkat çekiyor.

Türk Pamuğu İçin İşbirliği Haber

Türk Pamuğu İçin İşbirliği

İyi Tarım Uygulamaları (İTU) kapsamında üretilen Türk pamuğunun uluslararası pazarlarda BCI ile eşdeğer kabul edilmesini sağlayacak süreç tamamlandı. Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) ile Better Cotton Initiative (BCI) arasında imzalanacak protokolle, Türk pamuğunun uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması ve sürdürülebilir pamuk tedarikinin geliştirilmesi hedefleniyor. Türk pamuğu için BCI ile protokol imzalanacak Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) ile Better Cotton Initiative (BCI) arasındaki iş birliği protokolü, 6 Ekim’de İzmir’de imzalanacak. İyi Tarım Uygulamaları (İTU) kapsamında üretilen Türk pamuğunun uluslararası pazarlarda BCI ile eşdeğer kabul edilmesini sağlayacak süreç tamamlanırken, yapılacak anlaşmayla Türkiye pamuğunun küresel pazarlardaki konumunun güçlendirilmesi amaçlanıyor. Protokol kapsamında sürdürülebilir pamuk tedarikinin geliştirilmesi ve İTU’lu pamuğun izlenebilirliğinin sağlanması için tek balya sistemine yönelik çalışmalara da başlanacak. “Sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik belirleyici” UPK Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, uluslararası pazarlarda pamuğun kalitesi kadar üretim koşullarının, sürdürülebilirliğin ve izlenebilirliğin de belirleyici olduğunu belirtti. BCI ile imzalanacak anlaşmanın sektör açısından stratejik bir adım olduğunu ifade eden Çondur, Türkiye’nin kaliteli pamuk üretiminin yanı sıra güçlü bir tekstil ve hazır giyim sanayisine sahip olduğuna dikkat çekti. Çondur, sürdürülebilir üretim kriterlerinin Türkiye pamuğunun uluslararası pazarlardaki değerini artıracağını belirterek, anlaşmanın üreticiden sanayiciye kadar tüm değer zincirine katkı sağlamasını, Türkiye pamuğunun küresel alandaki tanınırlığını ve rekabet gücünü desteklemesini beklediklerini söyledi. İTU ve BCI standartları karşılaştırıldı IPUD Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Kayhan ise anlaşmanın temelini, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilen UPK ile IPUD iş birliğinde yürütülen eşleştirme çalışmasının oluşturduğunu belirtti. Kayhan, çalışma kapsamında Türkiye’de uygulanan İyi Tarım Uygulamaları (İTU) Standardı ile uluslararası sürdürülebilir pamuk standartlarından biri olan BCI (Better Cotton Initiative) standardının kriterlerinin karşılaştırıldığını aktardı. Bu çalışma kapsamında iki sistemin ortak yönleri ile geliştirilmesi gereken alanların belirlendiğini ifade eden Kayhan, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve sorumlu üretim kriterlerinin İTU sistemine kazandırılmasıyla Türkiye pamuğunun uluslararası pazarlardaki tanınırlığının ve rekabet gücünün artırılmasının amaçlandığını kaydetti.

Muğla Çam Balı Küresel Marka Yolunda Haber

Muğla Çam Balı Küresel Marka Yolunda

Muğla Çam Balının Kalite ve Standartlarının Yükseltilmesi ve İzlenebilirliğinin Artırılması Projesi kapsamında geliştirilen Çam Balı Takip Sistemi, pilot olarak projeye dahil edilen 50 arıcıya tanıtıldı. Proje ile Muğla Çam Balının kovandan tüketiciye kadar tüm üretim ve ticaret sürecinin dijital olarak izlenebilir hale getirilmesi, tağşişin önlenmesi ve ürünün küresel ölçekte marka değerinin artırılması hedefleniyor. Muğla Çam Balının kalite ve standartlarının yükseltilmesi, üretim süreçlerinin kayıt altına alınması ve ürünün tüketiciye güvenli şekilde ulaştırılması amacıyla hayata geçirilen “Muğla Çam Balının Kalite ve Standartlarının Yükseltilmesi ve İzlenebilirliğinin Artırılması Projesi” kapsamında önemli bir adım daha atıldı. Muğla Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB), Muğla Tarım ve Orman Müdürlüğü, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası ile Muğla Ticaret Borsası tarafından imzalanan protokol kapsamında yürütülen proje, YİKOB'un yüzde 80 katkısıyla destekleniyor. Kovandan Sofraya Dijital Takip Pilot uygulama 50 arıcı ile başladı. Geliştirilen Çam Balı Takip Sistemi sayesinde balın üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreç kayıt altına alınacak. Projenin tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıya 50 arıcı ve teknik personel katıldı. Toplantının açılış konuşmasını Muğla İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal gerçekleştirdi. Toplantıda ayrıca YİKOB Rehberlik ve Denetim Müdür Vekili Dr. Ahmet Esen, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk ve Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Kaya, proje kapsamında yürütülecek çalışmalar ve izlenecek yol hakkında açıklamalarda bulundu. Projenin tanıtım sunumu ise Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesinde proje yürütücüsü olarak görev yapan Veteriner Hekim Alptuğ Demircan tarafından gerçekleştirildi. Balın Kimliği Olacak Analizleri tamamlanan ballar, tekrar kullanılamayan güvenlikli QR kod mühürlerle kayıt altına alınacak. Böylece ürünün kaynağı ve üretim süreci takip edilebilecek. Proje kapsamında yazılım süreci tamamlanan Çam Balı Takip Sistemi ile üreticiden alınan balın kovandan tüketiciye kadar olan yolculuğunun izlenebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Kurumsal iş birliğiyle oluşturulan sistem sayesinde Muğla Çam Balında tam izlenebilirliğin sağlanması, tağşişin önlenmesi, ürün güvenilirliğinin artırılması ve arıcıların ürettikleri kaliteli balın ekonomik değerinin yükseltilmesi hedefleniyor. Pilot uygulama kapsamında projeye dahil edilen 50 arıcının ürettiği ballar, proje paydaşı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Gıda Analiz Laboratuvarında gerçekleştirilecek analizlerden geçirilecek. Analiz sonuçları uygun bulunan ballar, yırtılmaz ve tekrar kullanılamaz güvenlikli QR kod mühürlerle kayıt altına alınacak. Kayıt altına alınan balların müzayede usulüyle satışa sunulması ve ticari olarak değerlendirilmesiyle üreticilerin kaliteli ve standartlara uygun üretiminin ekonomik karşılığının artırılması hedefleniyor. Propolis de Katma Değer Kazanacak Proje kapsamında temin edilen 2 bin propolis tuzağı üreticilere teslim edildi. Toplanacak propolisler de analiz edilerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Toplantıda ayrıca proje kapsamında temin edilen toplam 2 bin propolis tuzağı üreticilere teslim edildi. Üreticiler tarafından bu tuzaklar aracılığıyla toplanacak propolisler de aynı sistem kapsamında analiz edilecek. Analiz sonuçlarına göre elde edilecek kaliteli propolisin katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesi ve arıcıların gelirlerinin çeşitlendirilmesi amaçlanıyor. Muğla'dan Türkiye'ye Örnek Model Muğla Çam Balının Kalite ve Standartlarının Yükseltilmesi ve İzlenebilirliğinin Artırılması Projesi, coğrafi işaret tesciline sahip Muğla Çam Balının standartlarının korunması ve ürünün marka değerinin artırılması açısından önem taşıyor. Proje ile yalnızca Muğla Çam Balının üretim ve ticaret sürecinin izlenebilir hale getirilmesi değil, aynı zamanda bölgede oluşturulan “Kovandan Sofraya Dijital İzlenebilirlik” modelinin gelecekte Türkiye genelindeki bal üretimine entegre edilebilecek bir altyapı standardına dönüştürülmesi hedefleniyor. Muğla'da başlayan bu dijital dönüşümle, kaliteli bal üretiminin kayıt altına alınması, tüketici güveninin artırılması, tağşişle mücadele edilmesi ve Türk balının ulusal ve uluslararası pazarlardaki marka değerinin güçlendirilmesi için önemli bir altyapı oluşturulması amaçlanıyor.

Türkiye ile Çin Arasında Bitki Koruma Ürünlerinde İş Birliği Güçleniyor Haber

Türkiye ile Çin Arasında Bitki Koruma Ürünlerinde İş Birliği Güçleniyor

Çin Halk Cumhuriyeti Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarım Kimyasalları Kontrol Enstitüsü (ICAMA) Genel Müdürü ve beraberindeki heyet, Tarım ve Orman Bakanlığının resmi davetiyle 25-26 Ağustos 2026 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında bitki koruma ürünleri alanındaki teknik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik temaslarda bulunuldu. ICAMA heyeti, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber’i makamında ziyaret etti. Ziyarette iki ülke arasında bitki koruma ürünleri alanındaki mevcut çalışmalar değerlendirilirken, teknik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Türkiye-Çin Pestisit Yönetim Teknolojisi Teknik Bilgi Çalıştayı düzenlendi Ziyaret kapsamında, Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanlığı koordinasyonunda “Türkiye-Çin Pestisit Yönetim Teknolojisi Teknik Bilgi Çalıştayı” gerçekleştirildi. Çalıştayda, Türkiye’nin bitki koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, risk değerlendirmesi, piyasa kontrolleri, izlenebilirlik ve yeni teknolojiler alanlarında yürüttüğü çalışmalar hakkında Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram ile Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanı Dr. Nesrin Çakır Arıcan tarafından bilgi verildi. ICAMA heyeti de Çin’deki bitki koruma ürünleri sektörü ile ICAMA’nın görev, yetki ve yürüttüğü çalışmalara ilişkin sunum gerçekleştirdi. Program, Bakanlık, ICAMA ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle tamamlandı. Teknik iş birliğinde yeni dönem Görüşmelerde, Türkiye ile Çin arasındaki bitki koruma ürünleri alanındaki teknik iş birliğinin önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Bu kapsamda karşılıklı teknik ziyaretler, uzman değişimleri ve düzenli bilgi paylaşımının artırılması kararlaştırıldı. ICAMA heyeti ayrıca program kapsamında Ulusal Gıda Referans Laboratuvarını ve Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından onaylı bir Bitki Koruma Ürünleri Üretim Tesisini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Türkiye ile Çin arasında bitki koruma ürünleri alanında gerçekleştirilen temasların, pestisit yönetimi, teknik bilgi paylaşımı ve sektörel iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki teknik iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Hasat İzleme Sistemi İle Tarladaki Her Hareket Kayıt Altında Haber

Hasat İzleme Sistemi İle Tarladaki Her Hareket Kayıt Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, makineli hasatta izlenebilirliği artırmak amacıyla "Hasat İzleme Sistemi" projesini hayata geçirdi. Sistem sayesinde biçerdöverlerin hızından ürün nemine, operatör bilgisinden bakımlara kadar her veri anlık takip edilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Sayın Dr. Osman Yıldız'ın başkanlığında, makineli hasatta izlenebilirliğin sağlanması amacıyla Hasat İzleme Sistemi toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Türkiye genelindeki tüm hasat makinelerinin merkezi bir veri tabanında toplanmasını hedefleyen yazılım ve donanım altyapısı kapsamlı şekilde ele alındı. Tarladaki Her Hareket Mercek Altında Sistemin saha uygulamaları kapsamında geliştirilen özel donanımlar, pilot çalışma olarak 37 adet biçerdöver üzerine monte edildi ve 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla aktif olarak kullanılmaya başlandı. Hasat süresince biçerdöverlerden elde edilen; Konum ve harita bilgisi, Hasat hızı ve çalışma saati, Operatör kimlik bilgileri, Ürün nemi ve sıcaklık verileri anlık olarak merkeze aktarılarak değerlendirildi. Böylece tarımsal hasat faaliyetlerinin dijital ortamda canlı olarak izlenmesine yönelik stratejik bir adım atıldı. Sadece Konum Değil, Operatörden Bakıma Kadar Tam Kontrol Saha testlerinden elde edilen sonuçlar, sistemin yalnızca hasat sürecini değil; iş güvenliği ve makine parkı yönetimini de üst seviyeye çıkardığını gösterdi. Sistem sayesinde G sınıfı sürücü ve operatör belgesi kontrolleri dijital olarak yapılabiliyor. Ayrıca biçerdöverlerin tescil belgesi, plakası, markası, modeli, yaşı ve periyodik bakım geçmişi hem anlık hem de geçmişe dönük olarak tek ekrandan sorgulanabiliyor. Dijital İzlenebilirlik İle Verimli Hasat ve Etkin Denetim Hasat İzleme Sistemi'nin yaygınlaştırılmasıyla birlikte; hasat süreçlerindeki kayıp-kaçağın en aza indirilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar alma süreçlerinin veri odaklı yürütülmesi hedefleniyor. Proje, Türkiye'nin tarımsal üretimde dijital dönüşüm hedeflerine önemli bir katkı sunacak.

Alpu’da Çiftçilere B-Reçete ve E-ÜKDS Eğitimi Haber

Alpu’da Çiftçilere B-Reçete ve E-ÜKDS Eğitimi

Eskişehir’in Alpu ilçesinde tarımda sürdürülebilirliği ve izlenebilirliği artırmak amacıyla düzenlenen eğitimlerde, çiftçilere B-Reçete yönetmeliği ve E-ÜKDS sistemi hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Eğitimi tamamlayan üreticiler, BKÜ Uygulayıcı Belgesi almaya hak kazandı. ​Tarımda İzlenebilirlik İçin Dev Adım ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 6 Mayıs 2026 tarihinde Alpu’da stratejik bir bilgilendirme toplantısına imza attı. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü ile Alpu İlçe Tarım Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen programda, tarımsal üretimde kaliteyi ve güvenliği artıracak yeni nesil uygulamalar masaya yatırıldı. ​B-Reçete ve E-ÜKDS Sistemi Nedir? ​Eğitimin ana odağını oluşturan B-Reçete uygulaması, bitki koruma ürünlerinin (zirai ilaçlar) kontrolsüz kullanımının önüne geçmeyi hedefliyor. Eğitimde şu kritik başlıklar öne çıktı: ​Kayıt Altına Alma: Bitki koruma ürünlerinin kullanımının dijital olarak takip edilmesi. ​E-ÜKDS Altyapısı: Ürünlerin üretimden tüketime kadar olan sürecini denetleyen dijital takip sistemi. ​Çevre ve İnsan Sağlığı: Doğru ilaçlama teknikleriyle ekosistemin ve tüketici sağlığının korunması. ​BKÜ Uygulayıcı Belgesi İle Bilinçli Üretim ​Toplantıda çiftçilerin yasal mevzuat gereği sahip olması gereken Bitki Koruma Ürünleri (BKÜ) Uygulayıcı Belgesi hakkında detaylı sunumlar yapıldı. Bu belge, çiftçilerin sahada "yetkilendirilmiş uygulayıcı" olarak görev yapmalarına olanak tanıyor. ​Eğitim programını başarıyla tamamlayan Alpu’lu çiftçilere, belgeleri kısa süre içerisinde düzenlenerek teslim edilecek. ​Neden Önemli? > "B-Reçete sadece bir yasal zorunluluk değil; Türk tarımının Avrupa standartlarına erişmesi ve ihraç edilebilir ürün kalitesinin artması için kritik bir eşiktir." ​Alpu’da Yoğun Katılım ​Alpu’daki bir okulun toplantı salonunda gerçekleşen eğitime bölge çiftçileri yoğun ilgi gösterdi. Yetkililer, bu tür eğitim faaliyetlerinin sahadaki hatalı uygulamaları minimize edeceğini ve Alpu’nun tarımsal verimliliğini bir üst seviyeye taşıyacağını belirtti.

Türk Havlusu Dünyaya "Dijital Mühür" ile Açılıyor Haber

Türk Havlusu Dünyaya "Dijital Mühür" ile Açılıyor

Denizli’nin asırlık zanaat mirası Turkish Towels, ETKO iş birliğiyle küresel bir kalite standardına dönüşüyor. Yeni nesil izlenebilirlik projesiyle Türk havlusu, tarladan pakete kadar dijital olarak doğrulanabilir hale gelecek. ​Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), dünya markası haline gelen Turkish Towels (Türk Havlusu) için stratejik bir dönüşüm başlattı. Yüzyıllardır süregelen üretim geleneğini modern teknolojiyle birleştiren DENİB, izlenebilirlik ve sertifikasyon altyapısını kurmak amacıyla ETKO ile resmi iş birliği anlaşması imzaladı. ​Zanaatkârlık Mirası Dijital Doğrulama ile Buluşuyor ​DENİB hizmet binasında gerçekleştirilen lansmanla duyurulan proje, Türk havlusunun sadece bir menşei işareti değil, uluslararası geçerliliği olan bir sürdürülebilir kalite standardı olmasını hedefliyor. Bu model sayesinde; pamuğun üretiminden ipliğe, dokumadan paketlemeye kadar olan tüm süreçler kayıt altına alınacak. ​Turkish Towels İzlenebilirlik Projesi Neleri Kapsıyor? ​Proje, küresel ticaretin yeni anahtarı olan "şeffaflık" ve "güven" üzerine inşa edildi. Altı aylık bir yol haritası belirlenen çalışmanın temel taşları şunlar: ​Dijital Takip: Üretim zincirinin her aşaması dijital sistemlerle izlenebilir olacak.​Küresel Standart: Uluslararası sosyal ve çevresel uygunluk belgelerine sahip üreticiler sisteme dahil edilecek.​Uluslararası Görünürlük: Sertifikalı firmalar; dijital platformlar, etiketleme sistemleri ve uluslararası fuarlarda öncelikli konumda yer alacak.​Başkan Memişoğlu: "Sektörü Koruyacak Güçlü Bir Altyapı Kuruyoruz" ​DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, 15 yıllık markalaşma yolculuğunda kritik bir eşiğin aşıldığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Turkish Towels markamızı uluslararası ölçekte tanımlanabilir ve sürdürülebilir bir kalite standardına dönüştürüyoruz. Amacımız, sadece bir köken referansı oluşturmak değil, sektörümüzü uluslararası alanda koruyacak teknik ve dijital bir zırh oluşturmaktır. Altı ay sonunda devreye alacağımız sertifikasyon programı ile Türk tekstilinin gücünü dünyaya bir kez daha kanıtlayacağız." ​Kırsaldan Küresel Pazara: Sürdürülebilir Değer ​Günümüz tüketicisinin "sorumlu üretim" beklentisine güçlü bir yanıt veren bu proje, Denizli’nin geleneksel ustalığını geleceğin ticaret diline tercüme ediyor. Turkish Towels çatısı altındaki firmalar, bu dijital doğrulama sistemi sayesinde dünya pazarlarında daha güvenilir ve rekabetçi bir konuma yükselecek.

Türk Lezzetleri Dallas’ta Vitrine Çıktı Haber

Türk Lezzetleri Dallas’ta Vitrine Çıktı

Ege İhracatçı Birlikleri, Türk gıda ürünlerinin Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatını 5 yılda 750 milyon dolardan 1 milyar 730 milyon dolara taşıyan Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi kapsamında Dallas’ta Gala Yemeği düzenledi. Gala Yemeğine ABD’li distribütörler ve şeflerin katılırken, öğle saatinde Türk Kahvesi ve atıştırmalıklarla bir etkinlik düzenlendi. Amerikalılar, Türk lezzetlerine hayran kaldı. Işık: “ABD’de kalıcı gastronomi köprüsü kurmayı amaçlıyoruz” Amerika Birleşik Devletleri, gıda sektörünün seçkin temsilcilerini Türk lezzetleriyle buluşturmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Türkiye’nin 35 milyar dolara ulaşan tarım ve gıda ürünleri ihracatında Amerika Birleşik Devletleri’nin her geçen yıl daha da stratejik bir önem kazandığını, ABD’ye gıda ihracatında yeni hedeflerinin 5 milyar dolar olduğunu dillendirdi. Türkiye’nin, dünya kuru meyve üretiminde ve ihracatında lider ülkelerden biri olduğu bilgisini veren Işık, “İncir, kayısı, üzüm ve diğer geleneksel ürünlerle ABD pazarında güçlü bir konuma sahibiz. ABD pazarında yalnızca hacim değil; sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve yüksek kalite standartlarıyla uzun vadeli bir iş birliği kurmayı arzu ediyoruz. Bu amaçla Turkish Tastes TURQUALITY Projesini hayata geçirdik. Turkish Tastes Projesi kapsamında, ülkemizi ziyaret eden değerli şeflere üretim tesislerimizi, tarım altyapımızı ve binlerce yıllık gastronomi kültürümüzü tanıtma imkânı bulduk. Onlardan aldığımız olumlu geri bildirimler, doğru bir yolda ilerlediğimizi gösterdi ve projeye olan inancımızı daha da güçlendirdi. Aynı şekilde siz değerli misafirlerimizin görüşleri, beklentileri ve önerileri de bizim için son derece kıymetli. ABD pazarında daha güçlü ve kalıcı olabilmemiz için sizlerin geri bildirimleri yol gösterici olacak. ABD’nin farklı bölgelerinde katıldığımız fuarlarda hem Amerikalı hem de Türk şeflerle birlikte çalışarak ziyaretçilere Türk ürünlerinden oluşan özel tadım menüleri sunuyoruz. Amacımız yalnızca ürün tanıtmak değil; Türk lezzetlerini Amerikan damak tadıyla buluşturarak kalıcı bir gastronomi köprüsü kurmak. Bu vesileyle sizleri, haziran ayı sonunda New York’ta düzenlenecek Fancy Food Fuarı’nda Türkiye Standımızda gerçekleştireceğimiz tadım etkinliğine ve ihhaziran firmalarımızı ziyaret etmeye davet etmek isterim. Aynı şekilde, önümüzdeki hafta Anaheim’da gerçekleşecek Expo West Fuarı’nda da Türkiye’den ihracatçılarımız yer alacak. Stantlarımıza yapacağınız ziyaretler, iki ülke arasındaki gıda ticaretinin daha da gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır” dedi. Öztürk: “ABD’ye ihracatımız 350 milyon dolardan 900 milyon dolara çıktı” Ege Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Hububatlardan bakliyatlara, baharatlardan pastacılık ürünlerine, yağlı tohumlardan bitkisel yağlara, şekerli ve çikolatalı mamullerden kedi ve köpek mamalarına geniş ve zengin bir ürün yelpazesini temsil ettiklerini ABD’ye ihracatlarının 2020 yılında 350 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda 900 milyon dolara ulaştığı bilgisini verdi. “Akşam yemeğinde, özel bir kutlamada ya da keyifli bir kahve molasında mutlaka bizim ürünlerimiz sofranızda yer alıyor. Çünkü biz; mutfağın temelini, lezzetin yapı taşlarını ve tatlı anların vazgeçilmezlerini temsil ediyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “Ege Bölgesinde ve ülkemizde bu ürünleri yüksek kalite standartlarında üreten, uluslararası normlara uygun şekilde işleyen ve dünyanın dört bir yanına ihraç eden güçlü firmalarımızın bulunması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye’nin üretim gücü ile ABD’nin dinamik ve yenilikçi pazarı buluştuğunda ortaya çıkan sinerji ise ihracat rakamlarına açıkça yansımakta. ABD’ye ihracatımızın önemli bir bölümünü şekerli ve çikolatalı mamuller oluştursa da sunduğumuz ürün çeşitliliği çok daha geniş. Turkish Tastes Projemiz ile bu zenginliği ve ürün portföyümüzün derinliğini ABD pazarında daha görünür kılmayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca ürün satmak değil; Türk mutfağının temel lezzetlerini Amerikan sofralarında kalıcı hale getirmek” ifadelerini kullandı. Girit: “ABD’nin Protein ihtiyacınızı karşılıyoruz” Et, balık, kanatlı ürünleri, yumurta, peynir ve bal gibi Türkiye’nin yüksek kaliteli protein kaynaklarını dünyaya ulaştırdıklarını dillendiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, ABD ile Türkiye arasındaki gıda ticaretinin her geçen yıl daha da güçlendiğinin altını çizdi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün ABD’ye ihracatının 2025 yılında 150 milyon dolara ulaşmasını iki ülke arasındaki gıda ticaretinin artmasının en en somut göstergesi olarak nitelendiren Girit sözlerini şöyle tamamladı: “Bu başarı yalnızca üreticilerimizin ve firmalarımızın değil, aynı zamanda bizlere güvenen, ürünlerimizi tercih eden ve iş birliğimizi büyüten siz Amerikalı dostlarımızın da başarısıdır. Bu nedenle teşekkürlerimi özellikle sizlere sunmak isterim. İhracatımız yalnızca hacim olarak değil, çeşitlilik açısından da önemli bir gelişim gösteriyor. ABD pazarındaki yolculuğumuza ağırlıklı olarak levrek ve çipura ile başlamıştık. Bugün ise Türk yumurtasını, peynirlerini, balını ve diğer hayvansal ürünlerini de burada daha sık görmenin gururunu yaşıyoruz. Bu çeşitlenme sayesinde son beş yılda su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızı üç katına çıkarmayı başardık. Bu büyüme, iki ülke arasındaki karşılıklı güvenin, kalite anlayışının ve uzun vadeli iş birliğinin bir sonucudur. Dallas’ta bu etkinliği ilk kez gerçekleştiriyor olmaktan ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu bölgenin sunduğu potansiyele inanıyoruz ve Türk ürünlerinin burada daha güçlü bir şekilde konumlanması için sabırsızlanıyoruz. ABD’nin farklı bölgelerinde büyüyen bu iş birliği ağı, Türkiye–ABD gıda ticaretinin geleceğine dair bizlere büyük bir umut veriyor.” Uygun: “Ege Bölgesi, Türk zeytin ve zeytinyağının kalbi” Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, Ege Bölgesi’nin de Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün kalbi olduğunu ifade eden Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü açısından en stratejik ve en öncelikli pazarlardan biri konumunda olduğuna işaret etti. ABD pazarında Türk zeytin ve zeytinyağını daha görünür kılmak için yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Uygun, “New York, Chicago, Anaheim ve Las Vegas gibi önemli ticaret ve gastronomi merkezlerinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle Türk gıda ürünlerini tanıtırken; 2025 yılında özellikle zeytin ve zeytinyağı sektörüne odaklanan başarılı bir Ticaret Heyeti programını da hayata geçirdik.Bu yıl da yeni bir heyet organizasyonu ile ABD’li iş ortaklarımızla daha güçlü, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birlikleri kurmayı hedefliyoruz. En büyük arzumuz; sağlık yönüyle ön planda olan Türk zeytinyağının ABD’deki market raflarında daha fazla yer alması ve Amerikan sofralarında kalıcı bir konuma ulaşmasıdır. Binlerce yıllık zeytin kültürümüzü modern üretim tesisleri ve uluslararası kalite standartlarıyla buluşturuyoruz. Daha önce ülkemizi ziyaret eden Şef Greg’in Türkiye izlenimlerini büyük bir heyecan ve takdirle paylaşması bizler için çok kıymetliydi. Önümüzdeki dönemde de ABD’li dostlarımızı Türkiye’de ağırlamaktan, zeytinliklerimizi ve modern tesislerimizi yerinde göstermekten büyük mutluluk duyacağımızı özellikle ifade etmek isterim” diyerek ABD’li şefleri ve satın almacıları Türkiye’ye davet etti. Gala Yemeğine Türkiye’nin Houston Başkonsolosu Ahmet Akıntı, Ticaret Ateşesi Hasan Önal, Turkish Tastes Elçisi Greg Matchett, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Amerikalı şefler, satın alma yöneticileri katıldı.

Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın Sonuç Raporu Açıklandı Haber

Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın Sonuç Raporu Açıklandı

Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya katılan akademisyenler, üreticiler, sektör temsilcileri, turizm paydaşları ve kamu kurumlarının temsilcileri, Antalya’nın zeytinyağı potansiyelini değerlendirdi, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken yol haritasını belirledi. Çalıştayda, Pamfilya döneminden bu yana zeytinyağı üreten Antalya’nın zeytinyağında halen önemli bir potansiyele sahip olduğu ancak kalite, izlenebilirlik, markalaşma ve turizm alanlarında atılacak adımların sektörü güçlendireceği vurgulandı. Hazırlanan çalıştay raporunda, Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu kurulması önerilirken, 2026–2035 dönemini kapsayan dönemde Antalya zeytinyağının üretimi, ticareti, markalaşması ve ihracatını artıracak 30 öneri yer aldı. ZEYTİNYAĞINDA 2035 HEDEFLERİ Antalya’da zeytin ve zeytinyağı üretim kapasitesinin güçlü olduğu belirtilen raporda, katma değerin artırılması için markalaşmanın geliştirilmesi gerektiği, üretim artışının tek başına yeterli olmayacağı, kalite standardizasyonunun belirleyici unsur olduğu kaydedildi. Hasat zamanlamasının kalite üzerinde doğrudan etkili olduğu ve bu konuda rehberlik çalışmalarının artırılması gerektiği belirtilen raporda, analize dayalı gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması halinde hem verim hem kalitede artışı sağlanabileceği kaydedildi. Rapora göre, zeytinde budama tekniklerinde standart eğitim programları oluşturulmalı, erken hasat uygulamaları ise Antalya zeytinyağının premium segmentte konumlanması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Antalya’da duyusal analiz paneli düzenlemesi ve kalite merkezinin kurulması önerilen raporda, “Parti bazlı izlenebilirlik sisteminin geliştirilmesi halinde tüketici güveni artabilecektir” önerisine yer verildi. Raporda QR kodlu etiketleme sistemi önerilirken, bunun şeffaflık ve izlenebilirlik açısından tüketici güvenini artıracağı ifade edildi. YEREL ÇEŞİT VURGUSU, ÇATI MARKA ÖNERİSİ Antalya’nın yerel çeşitlerine dikkat çekilen raporda, Tavşan Yüreği başta olmak üzere yerel çeşitlerin stratejik ürün olarak konumlandırılabileceği vurgulandı. Coğrafi kimliğin güçlendirilmesinin ihracat birim değerine olumlu katkı sağlayacağı ifade edilen raporda, dökme satış oranının azaltılması, ambalaj ve tasarım kalitesinin artırılması ve Antalya için bir çatı marka yaklaşımı geliştirilmesi önerildi. SAĞLIK VE TAĞŞİŞLE MÜCADELE Yüksek polifenollü üretimin sağlık temelli pazarlamada avantaj sağlayabileceği, fenolik analiz altyapısının güçlendirilmesinin önemli olduğu vurgulanan çalıştay raporunda, bu yaklaşımın Antalya zeytinyağının ulusal ve uluslararası pazarlarda farklılaşmasına katkı sunacağı belirtildi. Raporda tağşişle mücadelenin önemine de dikkat çekildi. Küçük üreticilerin markalı satışa yönlendirilmesinin kırsal kalkınmaya katkı sağlayabileceği dile getirilen raporda, budama, hasat ve kalite yönetimi alanlarında sertifikalı eğitim programlarının başlatılabileceği ifade edildi. Raporda, genç üreticilerin sektöre kazandırılmasının ise uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından hayati önemde olduğu vurgulandı. ZEYTİNYAĞI ROTASI ÖNERİSİ Antalya’nın güçlü turizm altyapısının zeytinyağı için önemli fırsatlar sunduğu belirtilen çalıştay raporunda, zeytin ve zeytinyağı rotalarının oluşturulması, hasat festivalleri, tadım etkinlikleri ve deneyim merkezlerinin kırsal turizmi canlandırabileceği ifade edildi. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağı kullanımının artırılmasının marka değerine katkı sunacağı görüşü paylaşıldı. Uluslararası yarışmalara katılımın Antalya markasının görünürlüğünü artırabileceği belirtilen raporda, dijital pazarlama ve e-ihracat kanallarının geliştirilmesinin yeni pazarlara erişimi sağlayabileceği değerlendirildi. ZEYTİNYAĞI KOORDİNASYON KURULU KURULMALI Raporda, zeytinyağının geliştirilmesinde üniversite–kamu–sektör iş birliğinin daha kurumsal bir zemine taşınması gerektiği vurgulanırken, çalışmaların takibini sağlayacak Antalya Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu oluşturulmasının faydalı olacağı ifade edildi. Raporda, “2026–2035 dönemini kapsayan kalite odaklı bir dönüşüm çerçevesi geliştirilmesi halinde Antalya’nın zeytinyağında daha güçlü bir konuma ulaşabileceği yönünde genel bir görüş birliği oluştu” ifadelerine yer verildi. GÜÇLÜ MARKA KİMLİĞİ Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, çalıştayın sonuç raporunun ilgili kurumlarca dikkatlice değerlendirileceğini ve Antalya’nın kadim zeytin ve zeytinyağı üretiminin geliştirilmesi için önemli çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Çandır, “Bu çalıştayda Antalya’nın zeytinyağında sahip olduğu potansiyeli, kalite, kimlik ve katma değer çerçevesinde ele aldık. Raporun sonucu, üretimden pazarlamaya, turizmden ihracata uzanan kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacını net biçimde ortaya koyuyor. Hedefimiz, 2026–2035 döneminde Antalya zeytinyağını sürdürülebilir, izlenebilir ve güçlü bir marka kimliğiyle daha üst bir konuma taşımaktır” dedi. İŞBİRLİĞİ VURGUSU Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, kalite odaklı üretim, izlenebilirlik ve teknik uygulamaların yaygınlaştırılmasının Antalya zeytinyağının geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Erkal, kamu kurumları, üniversiteler ve sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle bu potansiyelin sahaya daha hızlı ve etkili şekilde yansıyacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.