Hava Durumu

#Içme Suyu

Kırsal Haber - Içme Suyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Içme Suyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

Sapanca Gölü’ne Koruma Kalkanı Haber

Sapanca Gölü’ne Koruma Kalkanı

Kayıp kaçağın en yüksek olduğu Akyazı, Hendek ve Sapanca’yı 108 kilometrelik altyapı ağıyla kalkan oluşturacak projenin ilk etabı için ihale gerçekleştirildi. Sapanca Gölü, dere yatakları, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının her bir damlasının kesintisiz takibini kapsayan projede Akyazı ile Hendek’ten sonra Sapanca’daki içme suyu ve kolektör hattının inşasıyla yeni bir dönem başlayacak. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), şehrin su geleceğini garanti altına almak ve altyapıyı güçlendirmek için büyük bir yatırımı daha hayata geçiriyor. Akyazı, Hendek ve sonra Sapanca Su kaybının fazla olduğu tespit edilen Akyazı, Hendek ve Sapanca ilçelerini kapsayan dev proje ile içme suyu hatları yenilenirken, şehrin gözbebeği Sapanca Gölü ve mevcut su kaynakları da koruma altına alınacak. Akyazı ve Hendek’te inşa edilecek 63 kilometrelik güçlü içme suyu altyapısı ve 34 farklı sanat yapısı şehrin su kayaklarından alınan her damla suyun vatandaşın çeşmesine ulaşana kadarki yolculuğu kayıpsız gerçekleşecek. Projenin birinci etabı için ihale 29 Ocak’ta gerçekleştirildi ve teklifler alındı. Sürecin bitmesinden hemen sonra ilk kazma vurulacak. “Her damla suyun takibini yapacağız” Başkan Alemdar, “Gölü koruyacak, su kaynaklarının musluklara ulaştığı süreçte kayıp kaçağı minimum seviyelere indirecek projemiz için süreç başladı. İçme suyu altyapımız bu adımla birlikte ciddi bir güç kazanacak. Şehrimizin göz bebeği Sapanca Gölü’nden her damla suyun ulaştığı noktaya kadar takibini yapmaya, bir damla suyun dahi israfını önlemek için gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu konu önümüzdeki en hayati meselelerden biri olarak öncelikli gündemimizdir. Altyapıda gerekli adımları atarken, gölümüzü bir uçtan diğer uca koruma altına almak için gerekli süreci başlattık.” dedi. Akyazı ve Hendek’e 64 bin metre alt yapı Hatlarda sık sık arızaların yaşandığı ve su kayıplarının yüksek olduğu bölgelerde yapılacak çalışmayla iki ilçede toplam 27 mahallenin kayıp oranı minimuma inecek. Akyazı’ya 28 bin metrelik hat ile 14 sanat yapısı, Hendek’e ise 35 bin metrelik hat ile 20 sanat yapısı inşa edilecek. Atık sular göle karışmayacak Projenin ilk etabının toplamı ise 63 bin metre ile 34 sanat yapısını kapsayacak ve sonraki etapta ise Sapanca’ya 45 bin metre yeni içme suyu hattı ile atık suların göle karışmasını engelleyecek 9 bin metre kolektör hattı kazandırılacak. Proje bittiğinde Sakarya’nın alt yapı ağı 108 kilometrelik alt yapıyla örülmüş olacak. Böylece su kayıplarının önüne geçilecek ve atık suların göl havzasına karışması tamamen engellenecek.

İliç'ten Kirazlıyayla'ya Aynı Senaryo: Zehir, Yıkım, Cezasızlık Haber

İliç'ten Kirazlıyayla'ya Aynı Senaryo: Zehir, Yıkım, Cezasızlık

Yenişehir Kirazlıyayla’da Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesinin ardından bölgede tepkiler büyürken, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, köylülerle bir araya gelerek, iktidarın şirkete sınırsız imtiyazlar tanıdığını, yaşananların Türkiye’nin farklı bölgelerinde tekrar eden bir talan zincirinin parçası olduğunu söyledi. Sarıbal,“Maden faaliyetlerinin derhal durdurulması, atık havuzlarının kapatılması ve bölgede bağımsız, şeffaf bir çevresel inceleme başlatılması, sorumlu şirketin ve talanın önünü açan kamu görevlilerinin yargılanması gerekiyor” dedi. Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin, akademik odaların, ve çevre örgütlerinin yıllardır karşı çıktığı Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesinin ardından bölgede tepkiler büyüyor. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çevre felaketinin ardından köylülerle bir araya gelerek bölgede incelemelerde bulundu. Kirazlıyayla Mahalle Muhtarı Hasan Açar, mahalle sakinleri, Yenişehir Çevre Platformu ve Bursa Su Kolektifi üyelerinin de katıldığı buluşmada köylüler, maden faaliyetlerinin derhal durdurulmasını ve işletmenin kapatılmasını talep etti. Çökme sonrası binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atığın toprağa ve suya karıştığını, tarlalarında, evlerinde devasa yarıkların oluştuğunu belirten köylüler, tarım alanlarının ve içme suyu kaynaklarının tehdit altında olduğunu dile getirdi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, doğal varlıkların korunması yerine şirketlere sınırsız imtiyazlar tanındığını belirterek, yaşananların Türkiye’nin farklı bölgelerinde tekrar eden bir talan zincirinin parçası olduğunu söyledi. İktidarın, doğal kaynakları korumak yerine şirketlere teşvik, imtiyaz ve vergi affı sağladığını, denetimleri ortadan kaldırdığını, acele kamulaştırma kararlarıyla köylünün toprağını elinden aldığını ve ÇED süreçlerini işlevsizleştirdiğini ifade eden Sarıbal, “Halkın itirazları yok sayılırken, şirketlerin talepleri kalkınma adı altında hızla karşılanıyor. Bu anlayışta köylünün toprağı, suyu, çocukların geleceği yok; yalnızca maden ruhsatları, teşvikler ve kar hesapları var. Yaşam alanlarının feda edilmesine, kamu gücünün sermaye lehine kullanılmasına itiraz ediyoruz. Maden faaliyetlerinin derhal durdurulması, atık havuzlarının kapatılması ve bölgede bağımsız, şeffaf bir çevresel inceleme başlatılması, sorumlu şirketin ve talanın önünü açan kamu görevlilerinin yargılanması gerekiyor” dedi. FELAKETİ İKTİDAR, ŞİRKET EL ELE GETİRDİ! CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yaşanan çevre felaketinin yıllardır sürdürülen siyasi ve idari tercihlerin sonucu olduğunu söyledi, Meyra Madencilik’in 2015 yılında Kirazlıyayla’ya girdiğini hatırlatarak, “2018’de madenin yanına cevher zenginleştirme tesisi ve atık havuzu kurulmak istendiğinde köylüler, özellikle kadınların öncülüğünde büyük bir direniş gösterdi. O gün jandarma köyü kuşattı, yurttaşlar gözaltına alındı. Aynı saatlerde şirket yetkilileri dönemin Bursa Valisi ve Yenişehir Kaymakamı tarafından makam odalarında ağırlandı. Bugün yaşananların siyasi ve idari arka planı tam olarak budur” açıklamasını yaptı. “İliç’te yaşanan neyse, bugün burada onu yaşıyoruz” diyen Sarıbal, “Adım adım zehir, koşarak ölüm getirdiler. Dağlar yer değiştiriyor. Suların yönü, toprağın kaderi, insanların hayatı zorla değiştiriliyor. Binlerce yıllık kültür, yaşam, emek; insana dair ne varsa, para uğruna gözden çıkarılıyor, peşkeş çekiliyor. Bu madenlerden çıkarılan altın, gümüş, çinko, bakırdan elde edilen gelir; hastalanan insanların kanserle, ağır hastalıklarla mücadelesi için harcanan paranın yanında yok hükmündedir. Yani kazanç diye sunulan şey, toplumun ödediği bedelin çok altındadır. Köylüye tek bir yatırım yok. ‘Evinizi barkınızı bırakın, gidin’ deniyor. Şirketler yatırım ve vergi teşvikleriyle beslenirken, benim çiftçim destek alamıyor. Neden? Çünkü iktidar açıkça ‘Siz bana yüktünüz. Verginizi verin, yoksullukla boğuşun. Üretmeyin, ben ithal ederim. Yeter ki sesinizi çıkarmayın’ diyor” ifadelerini kullandı. 1 YIL ÖNCE YIKIMI BELGELEDİK! Tüm itirazlara rağmen 2019 yılında projeye ÇED olumlu kararı verildiğini vurgulayan Sarıbal, çinko, kurşun ve bakır cevherinin flotasyon yöntemiyle, yoğun ve tehlikeli kimyasallar kullanıldığını belirtti. Bölge halkının yıllardır uyarılarda bulunduğunu ifade eden Sarıbal, “Köylüler ‘Toprak kayıyor, tarlalarda yarıklar oluşuyor, evlerimiz yıkım riskiyle karşı karşıya, heyelan riski artıyor’ diyordu. Bir yıl önce bu yıkımları yerinde belgeledik. CİMER’e, Kaymakamlığa, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na defalarca başvuru yapıldığını hatırlattık. Ama hiçbir kurum harekete geçmedi. Ve sonunda atık havuzu patladı. Tonlarca zehirli atık doğaya saçıldı. İnsanlar ne içtikleri suya ne ektikleri toprağa güvenebiliyor. Alınan su numunelerinin sonuçları açıklanmıyor. Atıkların nereye gittiği hala bilinmiyor. Bugün yaşananlar, o itirazların ne kadar haklı olduğunu acı biçimde göstermiştir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.