SON DAKİKA
Hava Durumu

İliç'ten Kirazlıyayla'ya Aynı Senaryo: Zehir, Yıkım, Cezasızlık

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde yaşanan çevre felaketinin ardından köylülerle bir araya gelerek bölgede incelemelerde bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 30.01.2026 19:25
Haber Güncellenme Tarihi: 30.01.2026 19:27
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
İliç'ten Kirazlıyayla'ya Aynı Senaryo: Zehir, Yıkım, Cezasızlık

Yenişehir Kirazlıyayla’da Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesinin ardından bölgede
tepkiler büyürken, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, köylülerle bir araya gelerek,
iktidarın şirkete sınırsız imtiyazlar tanıdığını, yaşananların Türkiye’nin farklı bölgelerinde
tekrar eden bir talan zincirinin parçası olduğunu söyledi. Sarıbal,“Maden faaliyetlerinin
derhal durdurulması, atık havuzlarının kapatılması ve bölgede bağımsız, şeffaf bir çevresel
inceleme başlatılması, sorumlu şirketin ve talanın önünü açan kamu görevlilerinin
yargılanması gerekiyor” dedi.

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin, akademik odaların,
ve çevre örgütlerinin yıllardır karşı çıktığı Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesinin
ardından bölgede tepkiler büyüyor. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çevre felaketinin
ardından köylülerle bir araya gelerek bölgede incelemelerde bulundu. Kirazlıyayla Mahalle
Muhtarı Hasan Açar, mahalle sakinleri, Yenişehir Çevre Platformu ve Bursa Su Kolektifi
üyelerinin de katıldığı buluşmada köylüler, maden faaliyetlerinin derhal durdurulmasını ve
işletmenin kapatılmasını talep etti. Çökme sonrası binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli
atığın toprağa ve suya karıştığını, tarlalarında, evlerinde devasa yarıkların oluştuğunu belirten
köylüler, tarım alanlarının ve içme suyu kaynaklarının tehdit altında olduğunu dile getirdi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, doğal varlıkların korunması yerine şirketlere sınırsız
imtiyazlar tanındığını belirterek, yaşananların Türkiye’nin farklı bölgelerinde tekrar eden bir
talan zincirinin parçası olduğunu söyledi. İktidarın, doğal kaynakları korumak yerine
şirketlere teşvik, imtiyaz ve vergi affı sağladığını, denetimleri ortadan kaldırdığını, acele
kamulaştırma kararlarıyla köylünün toprağını elinden aldığını ve ÇED süreçlerini
işlevsizleştirdiğini ifade eden Sarıbal, “Halkın itirazları yok sayılırken, şirketlerin talepleri
kalkınma adı altında hızla karşılanıyor. Bu anlayışta köylünün toprağı, suyu, çocukların
geleceği yok; yalnızca maden ruhsatları, teşvikler ve kar hesapları var. Yaşam alanlarının feda
edilmesine, kamu gücünün sermaye lehine kullanılmasına itiraz ediyoruz. Maden
faaliyetlerinin derhal durdurulması, atık havuzlarının kapatılması ve bölgede bağımsız, şeffaf
bir çevresel inceleme başlatılması, sorumlu şirketin ve talanın önünü açan kamu görevlilerinin
yargılanması gerekiyor” dedi.

FELAKETİ İKTİDAR, ŞİRKET EL ELE GETİRDİ!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yaşanan çevre felaketinin yıllardır sürdürülen siyasi ve
idari tercihlerin sonucu olduğunu söyledi, Meyra Madencilik’in 2015 yılında Kirazlıyayla’ya
girdiğini hatırlatarak, “2018’de madenin yanına cevher zenginleştirme tesisi ve atık havuzu
kurulmak istendiğinde köylüler, özellikle kadınların öncülüğünde büyük bir direniş gösterdi.
O gün jandarma köyü kuşattı, yurttaşlar gözaltına alındı. Aynı saatlerde şirket yetkilileri
dönemin Bursa Valisi ve Yenişehir Kaymakamı tarafından makam odalarında ağırlandı.
Bugün yaşananların siyasi ve idari arka planı tam olarak budur” açıklamasını yaptı. “İliç’te
yaşanan neyse, bugün burada onu yaşıyoruz” diyen Sarıbal, “Adım adım zehir, koşarak ölüm
getirdiler. Dağlar yer değiştiriyor. Suların yönü, toprağın kaderi, insanların hayatı zorla
değiştiriliyor. Binlerce yıllık kültür, yaşam, emek; insana dair ne varsa, para uğruna gözden
çıkarılıyor, peşkeş çekiliyor. Bu madenlerden çıkarılan altın, gümüş, çinko, bakırdan elde
edilen gelir; hastalanan insanların kanserle, ağır hastalıklarla mücadelesi için harcanan
paranın yanında yok hükmündedir. Yani kazanç diye sunulan şey, toplumun ödediği bedelin
çok altındadır. Köylüye tek bir yatırım yok. ‘Evinizi barkınızı bırakın, gidin’ deniyor.
Şirketler yatırım ve vergi teşvikleriyle beslenirken, benim çiftçim destek alamıyor. Neden?

Çünkü iktidar açıkça ‘Siz bana yüktünüz. Verginizi verin, yoksullukla boğuşun. Üretmeyin,
ben ithal ederim. Yeter ki sesinizi çıkarmayın’ diyor” ifadelerini kullandı.

1 YIL ÖNCE YIKIMI BELGELEDİK!

Tüm itirazlara rağmen 2019 yılında projeye ÇED olumlu kararı verildiğini vurgulayan
Sarıbal, çinko, kurşun ve bakır cevherinin flotasyon yöntemiyle, yoğun ve tehlikeli
kimyasallar kullanıldığını belirtti. Bölge halkının yıllardır uyarılarda bulunduğunu ifade eden
Sarıbal, “Köylüler ‘Toprak kayıyor, tarlalarda yarıklar oluşuyor, evlerimiz yıkım riskiyle karşı
karşıya, heyelan riski artıyor’ diyordu. Bir yıl önce bu yıkımları yerinde belgeledik.
CİMER’e, Kaymakamlığa, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na defalarca başvuru yapıldığını
hatırlattık. Ama hiçbir kurum harekete geçmedi. Ve sonunda atık havuzu patladı. Tonlarca
zehirli atık doğaya saçıldı. İnsanlar ne içtikleri suya ne ektikleri toprağa güvenebiliyor. Alınan
su numunelerinin sonuçları açıklanmıyor. Atıkların nereye gittiği hala bilinmiyor. Bugün
yaşananlar, o itirazların ne kadar haklı olduğunu acı biçimde göstermiştir” dedi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.