Hava Durumu

#Kırmızı Et

Kırsal Haber - Kırmızı Et haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırmızı Et haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halk Et Marketler 1 Yaşında! Haber

Halk Et Marketler 1 Yaşında!

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin vatandaşa kaliteli, güvenilir ve uygun fiyatlı kırmızı et ulaştırmak amacıyla hayata geçirdiği “Halk Et Marketler”, hizmetteki birinci yılını geride bıraktı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Halk Et Marketler, 1. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. İlk şubesi 19 Eylül 2025 tarihinde açılan Halk Et, bugün şehir genelinde 3 farklı şubesiyle vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor. 1 YILDA 230 TON KIRMIZI ET ULAŞTIRILDI Açılıştan bu yana geçen bir yıllık süreçte Eskişehirlilerin yoğun ilgi gösterdiği projeyle ilgili açıklamalarda bulunan Halk Et Marketler Mağaza Müdürü Cem Erdem, “Vatandaşlarımıza güvenilir ve ekonomik anlamda kırmızı et satışı gerçekleştiriyoruz. Sabah 10.00 ile akşam 18.00 saatleri arasında 13 çeşit ürünle (kıyma, kuşbaşı, bonfile, biftek, antrikot vb.) hizmet vermekteyiz. Adliye yanı katlı otopark altında, Emek Mahallesi Tarih Bulvarında ve Esentepe Eğitimciler Caddesinde yer alan 3 şubemizde bir sene zarfında yaklaşık 230 ton kırmızı eti vatandaşlarımıza ulaştırmış bulunuyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce ’ye marketlerimize verdiği destekler ve vatandaşlarımıza gösterdikleri ilgi ve güven için teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı. VATANDAŞ HİZMETTEN VE FİYATLARDAN MEMNUN Marketlerden alışveriş yapan Eskişehirliler ise hijyenik ortam, güler yüzlü personel ve piyasa şartlarına göre daha uygun sunulan fiyatlardan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Et ürünlerinin yanı sıra süt, tereyağı, yumurta ve sucuk gibi temel gıda maddelerinin de yer aldığı Halk Et Marketlerin tüm şehre yaygınlaştırılması temennisinde bulunan vatandaşlar, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkürlerini iletti.

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu'' Haber

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 yılında 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planlamasını değerlendirdi. Gürer, 2026 yılı için açıklanan 500 bin başlık ithalat planının daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 başa ulaştığını belirterek, Türkiye’nin hayvancılıkta ithalata dayalı politikanın sonuçlarını yıllardır yaşadığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 yılı besilik erkek sığır ithalatı planlamasını açıkladı. Bakanlığın duyurusuna göre 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesi planlanıyor. Bu miktarın 380 bin başı 200 ve üzeri hayvan kapasiteli işletmelere, 100 bin başı ise 200 başın altındaki işletmelere ayrılacak. Başvurular 5-16 Ekim 2026 tarihleri arasında alınacak ve ithalat işlemleri Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gerçekleştirilecek. “2026'DA 500 BİN DENİLDİ, 7 AYDA 495 BİN 527 HAYVANA ULAŞILDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı için yeni bir ithalat programının açıklanmasının, Türkiye’de hayvancılığın temel sorunlarının çözülmediğini gösterdiğini ifade ederek “Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planlamıştı. Daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani bir yıl için öngörülen ithalat miktarının yüzde 99’undan fazlası daha yılın ilk yedi ayında gerçekleşti. İthalatın bu hızla sürdürülmesi, Türkiye’de hayvancılığın kendi kendine yeterli hale getirilemediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Gürer, 2026 yılı ilk 7 ayında gerçekleşen 495 bin 527 başlık ithalatın 82 bin 454 başının damızlık sığır, 413 bin 73 başının ise damızlık olmayan sığır olduğunu belirterek, bu ithalat için 177 milyon 265 bin dolar ödeme yapıldığını da açıkladı. “480 BİN BAŞLIK YENİ İTHALAT PLANI SORUNUN ÇÖZÜMÜ DEĞİL, İTHALAT POLİTİKASININ DEVAMIDIR” 2027 yılı için açıklanan 480 bin başlık kontenjana da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında 500 bin baş hayvan ithalatı planlandı. Daha yedi ayda bu rakama neredeyse ulaşıldı. Şimdi 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. Rakam 20 bin baş azaltılmış olabilir ancak ortada değişen temel bir politika yok. Yine dışarıdan hayvan getirilecek, yine döviz yurt dışına çıkacak. Oysa asıl yapılması gereken, Türkiye’de üreticinin neden hayvan yetiştiremediğini çözmektir” diye konuştu. Bakanlığın 2027 planında 200 baş ve üzeri işletmelere 380 bin, 200 baş altındaki işletmelere ise 100 bin başlık kontenjan ayrıldığını belirten Gürer, ithalatın işletme kapasitesi üzerinden planlanmasının yanında yerli üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bakanlık duyurusunda TÜRKVET'teki işletme kapasitesinin esas alınacağı ve kapasite bilgisi bulunmayan işletmelerin başvuru yapamayacağı da belirtiliyor. “HER GELEN BAKAN İTHALATI 3 YIL İÇİNDE BİTİRECEĞİNİ SÖYLEDİ” Hayvan ve et ithalatının Türkiye’de uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, geçmişte yapılan “ithalatı sona erdireceğiz” açıklamalarını hatırlatarak “Hayvan ithalatı Türkiye’de yeni bir uygulama değil. AKP iktidarında farklı dönemlerde ithalat yapılıyor. Her gelen Bakan, hayvan ithalatının üç yıl içerisinde sona ereceğini ifade etti. Ancak yıllar geçti, Bakanlar değişti, ithalat devam etti. Bugün geldiğimiz noktada 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. İthalat geçici bir tedbir olarak uygulanabilir. Ancak yıllarca devam eden ithalat artık geçici olmaktan çıkar, politikanın kendisi haline gelir. Türkiye'nin ihtiyacı sürekli ithalat yapmak değil, kendi üreticisinin üretimini sürdürebileceği ekonomik koşulları oluşturmaktır.” “ÜRETİCİ AHIRINDAKİ HAYVANI NEDEN AZALTIYOR, BUNUN CEVABI VERİLMELİDİR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üreticinin en büyük sorunu hayvan yetiştirmek istememesi değil, hayvan yetiştirmenin ekonomik olmaktan çıkmasıdır. Yem pahalı, ilaç pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı, elektrik ve diğer işletme giderleri yüksek. Üreticinin geliri giderini karşılamıyorsa üretici hayvan sayısını artırmaz. Hayvan sayısı artmayınca da ortaya çıkan açık ithalatla kapatılmaya çalışılır.” “İTHALAT ARTTI AMA YURTTAŞIN ETE ERİŞİMİ SORUNU BİTMEDİ” Gürer, canlı hayvan ithalatının yanı sıra kırmızı et ithalatındaki artışa da dikkat çekti. Gürer, Türkiye’nin büyükbaş et ithalatı 2022’de 2 bin 169 ton iken 2023’te 36 bin 538 tona, 2024’te 81 bin 164 tona çıktı. 2025 yılında ise 65 bin 708 ton büyükbaş et ithal edildi. 2026’nın ilk 7 ayında büyükbaş et ithalatının 54 bin 218 tona ulaştığı ve bunun karşılığında 535 milyon 398 bin dolar ödeme yapıldığını belirtti.

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır” Haber

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvansal üretimde son yıllarda yaşanan gerilemeyi resmî verilerle değerlendirdi. 2023 yılı ile 2025 yılı verilerine bakıldığında Kırmızı et üretimi yaklaşık yarım milyon ton düşerken, sütte kayıp 2,1 milyon tonu buldu. Yumurtada yıllık kayıp 1,26 milyar adedi aşarken, bal üretimi de geriledi. 2026 yılı verileri yıl sonu açıklanacak ancak son üç yıla bakınca işler iyi gitmiyor” dedi. Gürer: “Et, süt, yumurta, bal temel besin sağlayan ürünler. Sağlıklı yaşam için tüketilmesi önerilen gıdalar da bu ürünlerle sağlanıyor. Hayvanlardan elde edilen ürünlerde son yıllarda azalma dikkat çekici. Bu bağlamda sorun görülerek önlemler alınmalıdır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe üretim durumunu son yılların rakamlarla bakıldığında sorun görülüyor . Ahır,ağıl, kümes, kovan giderleri artıyor. Özellikle hayvan beslenmesinde temel tüketim yem, mazot ve bakım maliyetleri sürekli artış üreticileri zorluyor. Arz talep, gelir gider dengesi bozulması da her alanda olduğu gibi temel tüketim ürünlerine de olumsuz yansıyor. İthalatçı yaklaşım yerli üreticiye de olumsuz yansıyor. Bal gibi önemli üretimin dahi daralması da ayrıca dikkat çekici. Nakliyede artış dahi bal üreticisi bölgesel taşınmada dahi olumsuz yansıyor. Bu durum da verime yansıyor.” dedi. KIRMIZI ET ÜRETİMİNDE 2 YILDA 500 BİN TONLUK KAYIP Kırmızı et üretimindeki düşüşün altını çizen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2023 yılında 2 milyon 384 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2025 yılına gelindiğinde yaklaşık %21 oranında (498 bin 917 ton) azalarak 1 milyon 885 bin tona geriledi. Sadece 2 yılda yarım milyon tona yakın kırmızı et kaybı yaşadık. Ahır ve yem fiyatlarında artış hayvancılık için önemli soruna dönüştü. Yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yönelmek bu bağlamda sorunları artırdı. İthal et ucuz et olarak rafa yansımadı." dedi. SÜT SUDAN UCUZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiğ süt üretiminde yaşanan gerilemenin hem süt hem de ette sorun olduğunu ifade ederek, "Çiğ süt üretimi 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton iken 2025 yılında ise bu rakam 21 milyon 379 bin tona kadar düştü. 2020 yılından bu yana 2,12 milyon tonun üzerinde süt kaybı var. Yalnızca son bir yılda (2024-2025) yaşanan süt üretim kaybı 1,1 milyon tonu aştı. Süt üreticisi maliyetini karşılayamayınca anaç hayvanını satış ve kesime gönderiyor." diye konuştu. YUMURTADA ÜRETİMİ DE GERİLEDi Tavuk yumurtasında da düşüşe de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanatlı sektöründeki sıkıntıları da belirterek, "2024 yılında 21 milyar 155 milyon adet gerçekleşen tavuk yumurtası üretimi, 2025 yılında 19 milyar 892 milyon adede geriledi. Sadece tek bir yılda yumurta üretiminde 1 milyar 262 milyon adetten fazla (%6'lık) kayıp yaşandı. Yem ve enerji maliyetleri de kanatlı sektöründe de üretimi sorunlar oluşturdu." diye konuştu. BAL ÜRETİMİ %17,8 GERİLEDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, arıcılık sektörünün de bu süreçten nasibini aldığını ve bal üretimindeki gerilemenin yaşandığını ifade ederek, "2022 yılında 118 bin 297 ton olan bal üretimi, 2025 yılı verilerine göre %17,8’lik bir düşmeyle 97 bin 253 tona geriledi. Üretim 21 bin tondan fazla azaldı. Mazot ve nakliye maliyetleri yüzünden kovanını meraya çıkaramayan arıcıya yeterli destek verilmelidir. Taklit ve tağşişe karşı da gerçek bal üreten arıcımız da desteklenmelidir." şeklinde konuştu. HAYVANCILIK POLİTİKALARI BU DURUMU DOĞURDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Tarımda plansızlık, yüksek girdi maliyetleri ve ithalat odaklı politikalar hayvancılığı sorunlu kıldı. Üretimi düşen her bir kalem ürün, vatandaşın mutfağına daha yüksek fiyat ve gıda enflasyonu olarak neden olabilir. Yerli üreticiyi koruyacak sübvansiyonlu yem desteği ve damızlık hayvan koruma tedbirleri hayata geçirilmelidir. İhracatı olan ürünlerin yeni pazarlara açılması ve katma değerli marka ürünler için çalışmaların da artırılması önemlidir. Bu ürünlerde 2026 yılında da düşüş yaşanması durumunda sektördeki sorunlar katlanarak artacaktır.Bu yıl verilerin küsmen iyi gelmesi dahi sorun ortadan kaldırmıyor. Sorun planlama,destek,denetim,eğitim bir arada ele alınması ile aşılabilir ." dedi.

3.Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı Kapılarını Açtı Haber

3.Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı Kapılarını Açtı

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Geniş katılımla gerçekleşen açılış töreninde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, fuara katılan firma sayısının geçen yıla oranla iki kat arttığını belirtirken “Balıkesir artık üreticiyi ve sektörü bir araya getiren gücüyle de Türkiye’de söz sahibi oluyor. Çiftçimiz daha çok kazanacak, yetiştiricimiz daha güçlü olacak. Balıkesir tarımda ve hayvancılıkta Türkiye’ye öncülük eden şehirlerden biri olacak.” dedi. Üreticinin emeğini bilim ve en yenilikçi teknoloji ile buluşturan aynı zamanda Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektörüne büyük katkı sunan 3. Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı, kapılarını açtı. 24-27 Eylül tarihleri arasında ziyarete açık olan fuar ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda firmaya ev sahipliği yapıyor. Fuarın Ali Hikmet Paşa Spor Tesisleri’nde düzenlenen açılış törenine Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın yanı sıra Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcısı Abdülkadir Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Naki Çetin, il protokolü, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları, dernek yöneticileri, STK temsilcileri, üreticiler ve basın mensupları katıldı. “DÜNYADA TARIM YENİDEN ŞEKİLLENİYOR” Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nı düzenlemekten büyük bir mutluluk ve gurur duyduklarını belirten Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, fuarın hayırlı olmasını diledi. Balıkesir’in üreten bir şehir olduğunu söyleyen Akın, “Balıkesir, toprağında üretiyor, ovasında üretiyor, çiftliğinde üretiyor, sanayisinde üretiyor. Ve biz bu büyük gücün kıymetini biliyoruz. Çünkü bu şehirde üretim, rakamlardan ibaret bir ekonomik faaliyet değil. Binlerce ailenin geçimi, köylerimizin geleceği, sofralarımızın bereketi ve Balıkesir’in yarını demek. Bugün üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı da işte bu anlayışın bir ürünü. Üç yıl önce çıktığımız yol her geçen yıl büyüyor. Geçtiğimiz yıla göre katılımcı sayımız iki kat artmış durumda. 350 markayı Balıkesir’imizde ağırlıyoruz. Katılımcılarımızın yaklaşık yüzde 30’unu ulusal ölçekte faaliyet gösteren markalar oluşturuyor. Hayvancılık çadırımızı geçen yılın üç katı büyüklüğüne çıkardık. Bütün bunlar bize şunu gösteriyor: Balıkesir artık üreticiyi ve sektörü bir araya getiren gücüyle de Türkiye’de söz sahibi oluyor. Biz bugün bir fuarın açılışını yapıyoruz ama konuştuğumuz mesele fuar alanından çok daha büyük. Dünyada tarım yeniden şekilleniyor. İklim değişiyor. Su azalıyor. Maliyetler yükseliyor. Teknoloji hızla gelişiyor. Gıdaya erişim bütün dünyanın en önemli meselelerinden biri haline geliyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin kendi toprağına, kendi üreticisine ve kendi üretim gücüne her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Ben bunu çok açık söylüyorum: Bir ülkenin gerçek gücü, kendi insanını doyurabilmesinden ve üreten insanını toprağında tutabilmesinden geçer.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİ GÜÇLENİRSE BALIKESİR GÜÇLENİR Çiftçi ürettiğinden kazanması, yetiştiricinin geleceğinden endişe etmemesi gerektiğini ifade eden Akın, “Gençlerimiz köyünden ayrılmayı tek çare olarak görmeyecek; doğduğu topraklarda üreterek de geleceğini kurabilecek. Çiftçimiz, yetiştiricimiz, üreticimiz ne kadar güçlüyse Türkiye de o kadar güçlüdür. Bizim tarıma bakışımız budur. Tarım değişiyorsa biz de üreticimizi bu değişimin dışında bırakamayız. Bilgiyi tarlaya, teknolojiyi çiftliğe götürmek zorundayız. Suyu daha akıllı kullanmak, verimi yükseltmek, maliyetleri azaltmak, yeni pazarların kapısını açmak zorundayız. Bu fuarın bizim için anlamı tam olarak burada başlıyor. Dört gün boyunca tohumculuktan seracılığa, tarımsal mekanizasyondan traktör ve ekipmanlara, akıllı tarım uygulamalarından çiftlik teknolojilerine kadar pek çok yenilik burada olacak. Ziraat Odalarımızdan çok büyük destek aldık. Balıkesir Ziraat Odası Başkanımız, ilçe ziraat odası başkanlarımız ve muhtarlarımıza da tek tek teşekkür etmek istiyorum. Ama benim için asıl önemli olan şu: Eğer çiftçimiz buradan kazançlı çıkıyorsa, biz doğru bir iş yapmışız demektir. Ben her zaman söylüyorum: Balıkesir benim ailem. O yüzden benim için çiftçimizin sorunu bir başkasının sorunu olamaz. Yetiştiricimizin yaşadığı sıkıntıya uzaktan bakamam. Bu şehrin üreticisi kazanıyorsa benim ailem kazanıyor. Üreticisi güçleniyorsa Balıkesir güçleniyor. Ben masa başından çiftçiye yol gösteren bir belediyeciliğe inanmıyorum. Çiftçinin yanına gideceksiniz, onu dinleyeceksiniz, neye ihtiyacı olduğunu birlikte belirleyeceksiniz. Biz Balıkesir’de bunu yapıyoruz.” diye konuştu. “ÇİFTÇİMİZ DAHA ÇOK KAZANACAK, YETİŞTİRİCİMİZ DAHA GÜÇLÜ OLACAK” Bu yılki fuarda hayvancılık alanında da önemli yeniliklerin olduğunun bilgisini paylaşan Akın, “Bu yıl ilk kez Türkiye Hayvancılık Zirvesi’ne Balıkesir ev sahipliği yapıyor. Büyükbaş ve küçükbaş yetiştiricilerimiz, kırmızı et, süt ve kanatlı sektörlerinin temsilcileri aynı masada olacak. Sektör kendi geleceğini Balıkesir’de konuşacak. Biz istiyoruz ki Balıkesir, Türkiye’nin tarımını ve hayvancılığını konuştuğu şehirlerden biri olsun. Bereketli topraklarımız var. Güçlü bir hayvancılık kültürümüz var. Sanayimiz, üniversitemiz, odalarımız, birliklerimiz, bilim insanlarımız var. Hepsinden önemlisi, üreten insanımız var. Şimdi bütün bunları daha güçlü biçimde bir araya getireceğiz. Çiftçimiz daha çok kazanacak, yetiştiricimiz daha güçlü olacak. Balıkesir tarımda ve hayvancılıkta Türkiye’ye öncülük eden şehirlerden biri olacak.” diye konuştu. “BU FUAR BÜYÜK BİR ORTAK EMEĞİN SONUCU” Balıkesir’in mayasında birlik olduğuna vurgu yapan Akın, “Biz Kuvayımilliye’nin baş şehriyiz. Bu şehir, memleket meselesi olduğunda farklılıklarını bir kenara bırakıp aynı hedef için omuz omuza vermeyi tarihinden bilir. Bugün de yapmamız gereken budur. Mesele üretimse ortak paydamız Balıkesir’dir, Türkiye’dir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz.” diyor. Biz de Cumhuriyetimizin bize bıraktığı üretim iradesini bilimin, teknolojinin ve çağın imkânlarıyla daha ileriye taşıyacağız. Balıkesir üretecek. Üreticimiz kazanacak. Türkiye güçlenecek. Bu fuar büyük bir ortak emeğin sonucu. Sayın Valimize ne kadar teşekkür etsek az. Balıkesir Ticaret Odamıza, Sanayi Odamıza, Ticaret Borsamıza, BASİAD’ımıza, Ziraat Odamıza, Ziraat Mühendisleri Odamıza, Tarım İl Müdürlüğümüze, Üniversitemize, federasyonlarımıza, birliklerimize, meslek kuruluşlarımıza ve katkı sunan bütün kurumlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Fuarımıza katılan firmalarımıza, sektör temsilcilerimize ve Balıkesir’e gelen bütün misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Ve son sözümü üreticilerimize söylemek istiyorum. Siz üretin. Biz emeğinizin yanında olacağız. Siz toprağınıza sahip çıkın. Biz üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışacağız. Siz Balıkesir’in bereketini büyütün. Biz de sizin sesinizi her yerde duyurmaya devam edeceğiz. Çünkü Balıkesir benim ailem. Bu ailenin alın terine de emeğine de geleceğine de sahip çıkmak benim boynumun borcudur. Gönülde Millet, Gönülden Hizmet anlayışıyla; üreten, kazanan ve bereketini paylaşan bir Balıkesir için çalışmaya devam edeceğiz. 3. Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarımızın üreticilerimize, sektörümüze, Balıkesir’imize ve ülkemize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. USTAOĞLU: “BİR ÜLKE İÇİN TARIM ÇOK ÖNEMLİDİR” Balıkesir’de tarım ve hayvancılığın çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, “Ülkemizde en önemli, tabiri caizse tarım üssü olan Balıkesir’imizde böyle bir fuar organizasyonu da çok kıymetli ve çok önemli. Çünkü burada yenilikçi bir yaklaşımla bir anlamda en önemli özelliği, bizim üreticilerimize, çiftçilerimize buradaki yeni gelişmeleri, üretim alanındaki yeni yaklaşımları paylaşarak, burada onların istifade edebilecekleri farklı alanlarda onlara tabiri caizse vizyon kazandırmak, onlara bir bakış açısı kazandırmak ve onlara sahip çıkma adına bu tip organizasyonlar, fuarlar çok önemli. Bu organizasyonlar inanıyoruz ki şehrimizde tarım alanında faaliyet gösteren üreticilerimize çok ciddi katkı sağlayacak. Bir ülke için tarım çok önemlidir. ” şeklinde konuştu. ALTINTAŞ: “GURUR DUYUYORUM” Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, tarım ve hayvancılık sektörünün şehri Balıkesir’de fuarın düzenlenmesinden büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederken fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. DÜZGÜN: “YENİLİKLERDEN GERİ KALMAYACAĞIZ” Balıkesir Tarım ve Orman İl Müdürü Hüseyin Düzgün, “İlimiz 390 bin hektar tarım alanından 83 bin hektar alanını endüstri bitkilerinden bahçe bitkilerine, yem bitkilerinden tıbbi aromatik bitkiler ve hatta egzotik bitkilere varıncaya kadar çok geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Tarım 4.0’dan tarım 5.0’ geçildiği bir dönemde artık yapay zekanın tarımda artık çok daha fazla kullanılacağı bir dönemde biz bu yeniliklerden geri kalmayacağız. İnşallah bu ve ilerleyen yıllardaki bu fuarlar ve bizim yıl boyu verdiğimiz eğitimlerle çiftçimizin daha fazla üretmesi, daha kaliteli üretmesi ve daha fazla kazanması için çalışacağız, gayret edeceğiz.” dedi. ÇETİN: “TÜRKİYE’DEKİ HER SOFRADA BALIKESİR’İN İZİ VAR” Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Çetin, “Balıkesir tarım ve hayvancılığın merkezidir. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Her sabah erkenden tarlasına, ağılına, kümesine giden üreticimiz, yetiştiricimiz, sanayicimiz ürettiği katma değerle ispatlıyor. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin sofradaki ette, sütte, peynirde, zeytinyağında, yumurtada bu memleketin, Balıkesir’in izi vardır.” ifadelerini kullandı. YARIŞ: “BALIKESİR OLARAK ÖNEMLİ BİR AVANTAJA SAHİBİZ” Balıkesir’in üretim potansiyeline değinen Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Nazmi Yarış, “İklim değişikliği, azalan su kaynakları, artan maliyetler ve küresel rekabet bize şunu açıkça gösteriyor, tarımda da hayvancılıkta da artık daha verimli, daha teknolojik ve daha yüksek katma değerli üretim yapmak zorundayız. Balıkesir olarak bu konuda önemli bir avantaja sahibiz. Güçlü tarım ve hayvancılık altyapımızın yanında tarım makineleri, gıda sanayisi ve üretim teknolojilerinde de önemli bir birikime sahibiz.” dedi. KULA: “SİYAH ÇAY DIŞINDA HER ŞEYİN YETİŞTİĞİ TEK İLİZ” Fuara ilk günden itibaren yoğun bir katılım olduğunu söyleyen Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, “Bugün üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz fuarın bu kadar yüksek bir katılımla olması beni son derece memnun etti. Birinci fuara baktığımızda eksiklerimiz vardı. İkincisini biraz daha iyileştirdik. Bugün üçüncüsünü gerçekleştiriyoruz. Bundan sonra üzerine katlayarak çok çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Siyah çay dışında tarım ve hayvancılıkta tüm ürünlerin yetiştiği, Türkiye’yi doyuran iliz. Ben bunu gururla söylüyorum. Yeter ki biz 50 çeşit peynirimizle, sütümüzle, Balıkesir kuzumuzla, zeytinimize, zeytinyağımıza, Gönen Baldo pirincimize sahip çıkalım, markalaşmayı artıralım. Bunu yaptığımızda ben çok daha ilerilerde olacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı. SAVAŞ: “İNANDIK VE BAŞARDIK” BASİAD Başkanı Selçuk Savaş, “Bugün benim için çok gurur verici bir gün. Bu fuarın hayalini yaklaşık 3,5 sene evvel kurduk. Bu yola çıktığımız zaman birçok kamu kurumu ve kuruluşlarından yardımlar aldık. Burada Ahmet Akın Başkan’ımın bizi sahiplenmesini, Sayın Valimizin himayelerine almasına minnettarız. Bu süreçte en büyük gücümüz Balıkesir’in üretimine ve geleceğine inancımız oldu.” dedi.Yırcalı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Yırcalı ise yaptığı konuşmasında fuarın Balıkesir’e hayırlı olmasını diledi.

Bakan Yumaklı Erzurum'da Açıkladı: Aşı ve Kimliklendirme Ücreti Alınmayacak Haber

Bakan Yumaklı Erzurum'da Açıkladı: Aşı ve Kimliklendirme Ücreti Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışına katıldı. Bakan Yumaklı burada yaptığı konuşmada "Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun." dedi. Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışında yaptığı konuşmada, hayvancılığın stratejik bir sektör olduğunu söyledi. Bugünün 19 Eylül Gaziler Günü olduğunu hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, başta Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için canını feda eden tüm şehitleri minnetle andı, hayatını kaybeden gazilere Allah'tan rahmet, hayatta olan gazilere sağlıklı ve uzun ömür diledi. Hayvancılığın bir ailenin geçimi, gençlerin kendi memleketlerinde gelecek kurması ve kadınların emeğinin berekete dönüşmesi anlamına geldiğini ifade eden Yumaklı, "Hepsinden önemlisi de bu ülkenin insanlarının sofrasına gelen lokmanın garantisidir." diye konuştu. HAYVANCILIĞA DESTEK 24 YILDA 654 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bakan Yumaklı, Türkiye'nin hayvancılığı stratejik bir sektör olarak gördüğünü belirterek, son 24 yılda hayvancılıkla ilgili desteklerin 654 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Bu desteklerin yalnızca hayvan sayısının ve üretimin artırılması için verilmediğini vurgulayan Yumaklı, "Bizim asıl meselemiz daha verimli, daha kaliteli, daha sürdürülebilir bir hayvancılık yapılmasını sağlamak. En önemlisi de daha uygun maliyetle ve daha güçlü bir işletme yöntemiyle emeğinin karşılığını almak." ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 2024 yılının şubat ayında Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını anımsatarak, yol haritasındaki uygulamaların geri dönüşlerini almaya başladıklarını söyledi. İlk kez 3 yıllık üretim planlaması ve destekleme modelini hayata geçirdiklerini aktaran Yumaklı, "Amacımız şu, yarın ne olacak endişesi olmasın. Üreticilerimiz önlerini görsünler ve karar verecekleri zamanda buna riayet etsinler. Gençlerimiz daha fazla destek alsın. Girişimci kadın kardeşlerim daha fazla destek alsın." dedi. Aile işletmelerinin ayakta kalmasının ve büyümesinin önemine dikkati çeken Yumaklı, üretim planlamasıyla işletmelerin gelecek nesillere devredilerek devam ettirilmesini hedeflediklerini bunun için de bu üretim planlamasını hayata geçirdiklerini dile getirdi. Hayvancılığın başarısının yalnızca hayvan sayısıyla ölçülemeyeceğini işaret eden Bakan Yumaklı, sağlıklı hayvan olmadan hayvancılığın yapılamayacağını vurguladı. Bu kapsamda ilk olarak Erzurum'da olmak üzere 5 veteriner yol kontrol noktası oluşturduklarını, bu sayıyı 8'e çıkaracaklarını bildiren Yumaklı, geçen yıl yaşanan şap hastalığıyla mücadelenin 4 ay içinde tamamlandığını söyledi. Bakan Yumaklı, şunları kaydetti: "Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun. Buradan bütün üreticilerimiz bunun için diğer desteklerden herhangi bir kesinti yapılmayacak. Ayrıca veteriner hekimler de herhangi bir şekilde ilave bir ücret talep etmeyecekler. Bütün bu rakam bunların hepsini topladığımızda yaklaşık 6 milyar liralık bir tutarı sadece bu iş için ayırmış olduk. Böylece üreticilerimizin üzerindeki bu iki kalemdeki yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz." ERZURUM'A HAYVANCILIKTA POZİTİF AYRIMCILIK Erzurum'un büyükbaş hayvan varlığında Türkiye'de üçüncü sırada bulunduğunu belirten Yumaklı, şehrin yem bitkileri üretiminde de önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Erzurum'un geniş meralara sahip olması ve su probleminin bulunmamasının önemli avantajlar olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, ama şu anda olması gereken yerde bulunmadığını bildirdi. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hayvancılıkla ilgili üretim planlamasına dahil 16 il bulunduğunu belirterek, bu illerdeki yetiştiricilere pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildirdi. Erzurum'da besi ve süt sığırcılığı yapan yetiştiricilere dört başlıkta ilave destek sağladıklarını aktaran Yumaklı, "Birincisi buzağıya yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz. İkincisi Ziraat Bankası'nın vermiş olduğu tarımsal kredilere ek yüzde 20 daha fazla faiz indirimi sağlıyoruz. Üçüncüsü çiğ süte yüzde 40 daha fazla destek veriyoruz. Dördüncüsü de yem bitkilerine yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz." diye konuştu. "KALİTELİ DAMIZLIK MATERYAL YAYGINLAŞACAK" Açılışı yapılan tesisin sürüsünü büyütmek isteyen üreticiler için önemli bir merkez olacağını ifade eden Yumaklı, burada kaliteli damızlık materyalin yaygınlaştırılacağını kaydetti. Tesiste çoğunluğu Angus, diğer bölümü Hereford olmak üzere yaklaşık 1500 hayvan bulunduğunu belirten Yumaklı, bu hayvanların "Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi" kapsamında hak sahibi olacak yetiştiricilere dağıtılmasının planlandığını bildirdi. Hayvancılıkta kaliteli ve uygun maliyetli yemin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Yumaklı, Erzurum'un bölgenin kaba yem ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu kaydetti. Erzurum'daki sulama yatırımlarının da sürdüğünü belirten Yumaklı, Kuzgun-Daphane-Elmalı Tüneli'nin ihalesinin kasım ayında, Kuzgun-Daphane-Orta Bahçe Sulaması'nın aralık ayında, Narman Şehitler Barajı Sulaması ile Çipak Regülatör Sulaması'nın ihalelerinin ise mart ayında yapılacağını açıkladı. Yumaklı, "Ne zaman söylediysek ihalesini yapacağız, ne zaman bitireceğiz dediysek de bitireceğiz. İnşallah bugüne kadar söz verip yaptığımız gibi." dedi. TMO ARPA SATIŞINA BAŞLADI Toprak Mahsulleri Ofisi stoklarındaki arpanın satışına 17 Eylül itibarıyla başladıklarını bildiren Yumaklı, satışların ilk etapta büyükbaş ve küçükbaş besicileri, yetiştiriciler ve yem fabrikalarına yönelik olacağını söyledi. Bakan Yumaklı, 2028 yılına kadar Türkiye'de 2 milyon dekar mera alanını ıslah ederek üreticilerin hizmetine sunacaklarını da anlattı. Erzurum'un hayvancılık altyapısını geliştirmek amacıyla Aziziye ilçesinde 25 bin büyükbaş kapasiteli besi organize tarım bölgesi kurmak istediklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, projenin Erzurum'u hayvancılık ve kırmızı et üretiminde bölgesel merkez haline getirmesini hedeflediklerini ifade etti. Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği tesisinin faaliyete geçmesiyle 9 bin ton kırmızı et üretimi ve 1500 kişilik istihdam sağlanacağını, ülke ekonomisine 3 milyar liralık katkı sunulacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a desteklerinden dolayı teşekkür eden Bakan Yumaklı, tesisin hayvancılık sektörüne hayırlı olmasını diledi.

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!" Haber

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kasap tezgâhlarındaki son durumu gözler önüne seren bir basın açıklaması yaptı. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşın artık et değil kemik satın almak zorunda kaldığını belirttiği açıklamasında kasaplarda satış hacminin %60'a varan oranlarda düştüğünü vurguladı Başkan Arnik, yaptığı açıklamada acil eylem planı çağrısında bulundu; "Et; üreticinin emeği, kasabın ekmeği, vatandaşın temel gıdasıdır. Bu zincirin bir halkası koptuğunda bütün toplum zarar görür. ​Geçmişte kemik, tamamen değersiz ya da her koşulda atık kabul edilen bir ürün değildi. İlikli ve etli kemikler çorba ile yemeklerde zaten kullanılırdı; ancak sade kemiklerin önemli bir kısmı ücretsiz verilir, sokak hayvanlarına ayrılır veya düşük değerli bir ürün olarak görülürdü. Bugün ise kemikler ayrıştırılıyor, sınıflandırılıyor ve satışa sunuluyor. Çünkü vatandaş, “Tencerede et olmasa da etin tadı ve kokusu olsun” düşüncesiyle kemiğe yöneliyor. ​Bugün kasap tezgâhlarında karşılaştığımız tablo çok nettir: ​Tencerede et değil, kemik kaynıyor. ​Vatandaşın ekonomik alım gücündeki yetersizlik doğrudan kasap tezgâhlarına yansıyor. ​Et alamayan vatandaş, yemeğine lezzet katabilmek için tenceresinde et yerine kemik kaynatıyor. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak açıkça ifade ediyorum: ​“Vatandaşın alım gücünün azalması, sofrasındaki et miktarını her geçen gün düşürürken geçmişte kasaplarda ücretsiz verilen kemiklere olan talebi artırdı. Bir zamanlar sokak hayvanları için ayrılan veya ücretsiz verilen kemik, bugün dar gelirli ailenin tenceresine et tadı verebilmek amacıyla satın aldığı ekonomik bir ürüne dönüştü.” ​Gelinen noktada vatandaş eti kilogramla değil, gramlık paketler hâlinde satın alıyor. Kırmızı ete ulaşamayan dar ve orta gelirli aileler tavuğa, sakatata, kıymaya, haşlamalık ve kemikli ürünlere yönelirken; bazı vatandaşlarımız artık etin kendisini değil, yalnızca kemiğini alabiliyor. Bu durum, ailelerin beslenme düzeninin bozulması ve özellikle çocuklarımızın sağlıklı protein kaynaklarına ulaşamaması demektedir. ​Kasaplarda Satış Hacmi Yarıya Indi ​Eskişehir'deki kasap işletmelerinin kilogram bazındaki satışlarında genel olarak %30 ile %40 arasında daralma yaşanırken, bazı işletmelerde bu kayıp %50 ila %60 seviyelerine ulaştı. ​Kasap işletmeleri soğuk hava depolarını, dolaplarını ve reyonlarını 24 saat çalıştırmak zorundadır. Satışlar düşse de elektrik, kira, personel, Bağ-Kur, SGK, vergi ve diğer sabit giderler devam etmektedir. Bir tarafta evine et götüremeyen vatandaş, diğer tarafta tezgâhında satış yapamayan esnaf bulunmaktadır. Bu tabloya daha fazla seyirci kalınamaz. ​Fiyatlardaki Çarpıcı Tablo ​Dana kıyma: Yaklaşık 1.000 TL / kg ​Dana kemiği: Yaklaşık 120 TL / kg ​Kuzu kemiği: Yaklaşık 100 TL / kg ​Tavuk kemiği: Yaklaşık 50 TL / kg ​800–1.000 TL verip et alamayan vatandaş, 100 TL'lik kemiğin hesabını yapıyor ve kasaba gelerek, "Bana bu paraya ne kadar gelirse et değil, kemik ver" diyor. Kemiğe gelen yoğun talep nedeniyle kasaplar dışarıdan kemik satın almak zorunda kalıyor. ​Belediyelere ve Kurumlara Çağrı ​1. Sosyal Belediyecilik ve Et Destek Kartı ​Belediyelerin dar gelirli vatandaşlara destek olmasına karşı değiliz; ancak kamu kaynakları esnafa rakip olmak için kullanılmamalıdır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kasap dükkânı açmak yerine, dar gelirli vatandaşlarımıza Et Destek Kartı vermeli ve bu kart tüm mahalle kasaplarında geçerli olmalıdır. ​Bu sayede: ​Dar gelirli vatandaş evine en yakın kasaptan güvenilir et alabilir. ​Sosyal destek alan vatandaşın mahremiyeti ve onuru korunur. ​Yerel esnaf sistemin dışında bırakılmamış ve korunmuş olur. ​2. Eskişehir'e Modern Mezbaha Şarttır ​Yanı başımızdaki Afyonkarahisar’da çok sayıda kesimhane ve et kombinası faaliyet gösterirken, Eskişehir’de seçeneklerin sınırlı kalması esnafı çevre illere bağımlı kılmaktadır. Kesim yaptırmak için yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalan esnafın nakliye, zaman ve akaryakıt maliyetleri fiyatlara yansımaktadır. Eskişehir’in modern bir mezbahaya kavuşması artık bir tercih değil, zorunluluktur. ​3. Tavuk Parçalama Yetkisi Verilmelidir ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından teknik altyapısı ve hijyen yeterliliği denetlenen ruhsatlı kasaplara, özel onay belgesiyle kontrollü tavuk parçalama yetkisi verilmelidir. ​Sektör Temsilcilerine ve Kurumlara Uyarı ​Esnaf ve sanatkârımızdan yüksek aidatlar toplayan, makam odalarından çıkmayan sözde temsilcilere sesleniyoruz: Makam araçlarınızla ve özel şoförlerinizle esnafın arasına inin; kasap tezgâhlarına bakın, vatandaşı dinleyin. Esnaf size saltanat süresiniz diye yetki vermedi. ​Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kırmızı et üretimi 2025 yılında %10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 tona geriledi. İthalat kısa süreli bir çözüm olsa da yerli hayvancılık güçlendirilmediği sürece kriz tekrarlanacaktır. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak susmayacağız. Valiliğimizin koordinasyonunda; Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Odamızın katılımıyla acil bir çalışma masası kurulmasını talep ediyoruz. ​Vatandaş kemiğe, kasap esnafı ise kepenk kapatmaya mahkûm edilemez!"

Kırmızı Et Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Haber

Kırmızı Et Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), tüketici sağlığına yönelik hazırladığı “Büyüteç” serisinin yeni paylaşımında kırmızı et satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları ele aldı. SETBİR’in sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, yüksek kaliteli protein, vitamin ve mineral içeriğiyle dengeli beslenmede önemli bir yere sahip olan kırmızı etin satın alınması sırasında yalnızca ürünün görünümüne bakılmaması gerektiği belirtildi. Güvenli kırmızı et seçimi için ürünün renk ve doku özelliklerinin yanı sıra etiket bilgilerinin eksiksiz ve okunabilir olması gerektiğine dikkat çekildi. Etin veteriner hekim kontrolünden geçtiğini gösteren işaretlerin bulunmasının da tüketici güvenliği açısından önem taşıdığı vurgulandı. Paylaşımda ayrıca etin satış ve muhafaza koşulları ile soğuk zincirin korunmasının, güvenli tüketim açısından göz önünde bulundurulması gereken temel kriterler arasında yer aldığı ifade edildi. SETBİR, satın alma aşamasında yapılacak küçük ancak bilinçli kontrollerin hem ürün kalitesinin değerlendirilmesine hem de tüketici sağlığının korunmasına katkı sağlayacağına dikkat çekti. Birliğin “Büyüteç” serisi kapsamında tüketicilerin kırmızı et seçiminde dikkat etmesi gereken kritik noktalar ve güvenli tüketime ilişkin bilgiler paylaşıldı.

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı" Haber

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı"

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarını önleme sorumluluğunun yurttaşların duyarlılığına bırakılamayacağını söyledi. Tarımsal ithalat verilerini de değerlendiren Sarıbal, yılın ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı için yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lirada kaldığını belirtti. Sarıbal, “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı” dedi. Ormanları koruma sorumluluğu yurttaşa bırakılamaz Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde artan yangın riskine ilişkin, “En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir” açıklamasını değerlendiren Sarıbal, yurttaşların sorumlulukla hareket etmesinin önemli olduğunu ancak kamusal hazırlığın yerine geçirilemeyeceğini söyledi. Sarıbal, “Vatandaşlarımız elbette duyarlı olacak, kendi sorumluluklarını yerine getirecek. Ama bu şu demek değildir: Vatandaşlarımız dikkat ederlerse orman yangınları çıkmaz. Asla böyle bir şey yok” diye konuştu. İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgârın yangın riskini artırdığını belirten Sarıbal; enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarındaki eksikliklerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2025'te 81 bin 473 hektar orman alanı yandı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü. Yangınlardan 1.012'sinin çıkış nedeni belirlenemedi; nedeni belirlenemeyen yangınlarda yanan alanın büyüklüğü 37 bin 626 hektara ulaştı. Sarıbal, “Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil; 3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Açıkça itiraf ediliyor ki orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz” dedi. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamasına göre 2010-2019 döneminde yılda ortalama 7 bin hektar orman alanı yanarken, 2020-2025 döneminde yıllık ortalama kayıp 49 bin hektara çıktı. Böylece yıllık ortalama yanan alan yaklaşık yedi katına yükseldi. 12,5 milyon hektarlık alan yüksek yangın riski altında Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmesine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alan yangına hassas bölgelerde bulunuyor. Akdeniz, Ege ve Marmara'daki riskli alanların uzun süredir bilindiğini belirten Sarıbal, yangın çıkmadan önce yol kenarlarının, enerji nakil hatlarının, yangın emniyet şeritlerinin ve müdahale altyapısının hazır hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal, yangınların yalnız çıktıktan sonra söndürülmeye çalışılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir” dedi. Enerji hatlarından çıkan yangınlar yanan alanın dörtte birini oluşturuyor Hazırlık notlarında aktarılan verilere göre enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısı içindeki payı yaklaşık yüzde 7 iken, bu yangınlarda zarar gören alanın toplam yanan alan içindeki payı yaklaşık yüzde 25'e ulaşıyor. Sarıbal, enerji hatlarından çıkan yangınların sayıca sınırlı görünmesine rağmen geniş alanlara yayıldığını belirterek, kritik hatların bakımının enerji şirketlerinin tercihine bırakılamayacağını ifade etti. “Kentin merkezinde, rantın yüksek olduğu yerde enerji hatlarını yer altına alıyorlar. Mesele orman olunca enerji şirketleri ve Bakanlık bu işin üzerine yeterince gitmiyor” diyen Sarıbal, ormanlık alanlardan geçen kritik hatların yer altına alınmasını istedi. 900 bin hektar orman alanı ticari faaliyetlere açıldı Yaklaşık 900 bin hektar, başka bir ifadeyle 9 milyon dekar orman alanı madencilik, enerji, turizm, taş ocağı, ulaşım ve atık tesisleri gibi faaliyetlere ilişkin izinlere konu edildi. Sarıbal, ormanlara yurttaşların girişinin sınırlandırıldığı dönemlerde aynı alanlarda madencilik, enerji ve turizm faaliyetlerinin devam etmesine tepki gösterdi: “Madenciler orada, enerji şirketleri orada, turizmciler orada ama halka yasak. Niye? Halk suçlu. Ormanların yangın sebebi halk olacak; böyle bir şey olamaz.” Orman köylüsünün, küçükbaş hayvancılığın ve geleneksel ormancılık faaliyetlerinin dışlanırken ticari faaliyetlerin genişlemesinin yangın riskini azaltmadığını belirten Sarıbal, verilen izin ve tahsislerin gözden geçirilmesini istedi. Orman işçileri geçici istihdamla çalıştırılamaz Yangınlara karşı sahada mücadele eden orman işçilerini ve kamu emekçilerini selamlayan Sarıbal, havadan müdahalenin tek başına yeterli olmadığını, yangının zeminde yer ekipleri tarafından söndürülmesi gerektiğini söyledi. Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve sahayı tanıyan personelden oluşması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışma sürelerinin, ücretlerinin, özlük haklarının ve kişisel koruyucu donanımlarının yaptıkları işin tehlikesine göre düzenlenmesini istedi. Sarıbal, “Bakanlığın bu işi geçici istihdamla değil, sahici bir kadrolaşmayla; uzman, eğitimli ve tecrübeli insanlarla yapması gerekir” dedi. Bakanlığa personel, hava aracı ve hazırlık soruları Sarıbal, yüksek yangın riski açıklanan Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa için Tarım ve Orman Bakanlığına şu soruları yöneltti: Riskli bölgelerde kaç kadrolu orman işçisi ve teknik personel hazır bekletilmektedir? Personelin yeterli eğitimi, tecrübesi, iş güvenliği malzemesi, aracı ve gereci var mıdır? Riskli bölgelerde müdahaleye hazır kaç uçak ve helikopter bulunmaktadır? Enerji nakil hatlarının ve yol kenarlarının son bakımları yapılmış mıdır? Yangın emniyet yollarındaki yanıcı madde yükü azaltılmış mıdır? Orman köyleri ve yerel yönetimlerle tahliye ve ilk müdahale planları hazırlanmış mıdır? Sarıbal, 1.012 yangının çıkış nedeninin belirlenememiş olmasının Bakanlığın inceleme, denetim ve uzman kadro kapasitesine ilişkin ciddi bir sorun ortaya koyduğunu söyledi. Yangın bütçesi Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılamaz Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, ormanların korunmasının yalnızca mali disiplin yaklaşımıyla ele alınamayacağını söyledi. Sarıbal, “Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesi güçlendirilmelidir. Daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Bütün bunlar Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılmamalıdır” dedi. Yüksek riskli bölgelerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdamı, kapatılan veya işlevsizleştirilen eğitim merkezlerinin yeniden açılması, enerji hatlarının denetlenmesi, tahliye planlarının hazırlanması ve yangınların çıkış nedenleri için bağımsız ve bilimsel bir inceleme sistemi kurulması gerektiğini vurguladı. Üretimde rekor deniliyor, ithalat büyüyor Açıklamasının tarım bölümünde iktidarın “üretimde rekor” söylemi ile dış ticaret verileri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Sarıbal, artan mazot, gübre, enerji, sulama ve finansman maliyetlerinin yerli üreticiyi zayıflattığını söyledi. Hazırlık notlarına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresinin fiyatı yüzde 71, amonyum sülfat gübresinin fiyatı yüzde 59,4, 20.20.0 kompoze gübrenin fiyatı yüzde 35,4, mazot fiyatı ise yüzde 43,6 arttı. Sarıbal, “Dışarıdan ithalat, içerideki üretimden daha ucuz hale getirildi. Bunun sorumlusu bizzat iktidar ve yakın dönemde Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarıdır” dedi. Buğday ithalatı yüzde 150 arttı 2026 yılının ilk altı ayında buğday ithalatı, geçen yılın aynı dönemindeki 1 milyon 329 bin 3 tondan 3 milyon 331 bin 700 tona yükseldi. Buğday ithalatına ödenen tutar 343 milyon 86 bin dolardan 856 milyon 796 bin dolara çıktı. Miktar ve değer artışı yaklaşık yüzde 150 oldu. Mısır ithalatı 3 milyon 458 bin 391 tondan 4 milyon 374 bin 514 tona, ödenen tutar ise 881 milyon 461 bin dolardan 1 milyar 106 milyon 293 bin dolara yükseldi. Toplam hububat ithalatı miktar olarak yaklaşık yüzde 59 artarak 7 milyon 908 bin 504 tona ulaştı. Hububat ithalatına ödenen tutar ise yüzde 54 artışla 2 milyar 82 milyon 53 bin dolara çıktı. Yağlı tohum ve küspe ithalatı büyüdü Yağlı tohum ithalatına ödenen tutar 2025'in ilk yarısındaki 1 milyar 543 milyon 185 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 998 milyon 325 bin dolara yükseldi. Artış yüzde 29 oldu. Ayçiçeği tohumu ithalatı 730 bin 137 tondan 977 bin 433 tona, ithalata ödenen tutar ise 493 milyon 691 bin dolardan 748 milyon 344 bin dolara çıktı. Küspe ithalatı 1 milyon 138 bin 887 tondan 1 milyon 602 bin 884 tona yükseldi. Küspeler için ödenen tutar 360 milyon 847 bin dolardan 558 milyon 97 bin dolara çıkarak yüzde 55 arttı. Soya küspesi ithalatı tek başına 602 bin 390 tondan 1 milyon 84 bin 878 tona yükseldi. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1,17 milyar dolar Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen toplam tutar, 2025'in ilk yarısındaki 977 milyon 631 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 173 milyon 867 bin dolara çıktı. Kırmızı et ithalatı 34 bin 951 tondan 43 bin 995 tona yükseldi. İthalata ödenen tutar ise 248 milyon 19 bin dolardan 436 milyon 868 bin dolara çıkarak yaklaşık yüzde 76 arttı. İthalata 410 milyar, çiftçiye 168 milyar lira Tabloda yer alan seçilmiş bitkisel ürünlerin ithalatına 2026 yılının ilk altı ayında 8 milyar 105 milyon 982 bin dolar, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ise 1 milyar 173 milyon 867 bin dolar ödendi. Toplam tutar 9 milyar 279 milyon 849 bin dolar oldu. Dolar kuru 44 lira üzerinden hesaplandığında karşılığı yaklaşık 408,3 milyar liraya ulaşıyor. Sarıbal, bu tutarı konuşmasında yuvarlayarak 410 milyar lira olarak ifade etti. Sarıbal, “İthalata yaklaşık 410 milyar lira veriyoruz. Peki bu iktidarın çiftçiye ayırdığı para ne kadar? 168 milyar lira” dedi. Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı Meyve ve sebze fiyatlarındaki üretici kaynaklı düşüşlerin enflasyonla mücadele başarısı olarak gösterilemeyeceğini belirten Sarıbal, ithalat ve düşük fiyat politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal şöyle konuştu: “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Ama bildiğim bir şey var: Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı. Vahşi liberal politikalara bu halkı, bu ülkeyi teslim etti.” Sarıbal, açıklamasını, “Bu düzen değişecek; hakkaniyetli, adil, halktan, ülkeden, emekçiden, çiftçiden ve topraktan yana yeni bir düzen elbet kurulacak” sözleriyle tamamladı.

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks" Haber

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile canlı hayvan ithalatı rakamlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. İktidarın ithalatla fiyatları düşürme politikasının başarısız olduğunu belirten Gürer, yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda dolduğuna dikkat çekti. ​Yıllık İthalat Kotası İlk Altı Ayda Tükendi ​Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini açıkladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 6 ayında bu rakamın %80'inden fazlasına ulaşıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında toplam 412 bin 343 baş sığır ithal edildiğini vurgulayan Gürer, son 1,5 yıldaki toplam ithalatın ise 1 milyon 151 bin başı bulduğunu ifade etti. ​Yabancı besicilere sadece 6 ayda 736 milyon 951 bin dolar ödendiğini belirten Gürer, "Gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş" dedi. ​Okyanus Ötesinden İthalat: İlk 6 Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Geldi? ​Gürer'in paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk yarısında en çok canlı hayvan ithal edilen ülkeler ve adetleri şu şekilde sıralandı: ​Brezilya: 250.983 baş ​Uruguay: 147.866 baş ​Avustralya: 8.572 baş ​Azerbaycan: 2.633 baş ​Estonya: 1.280 baş ​Letonya: 609 baş ​Polonya: 400 baş ​"Yeni Nesiller Antrikotun Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Brezilya ve Uruguay gibi ülkelerden okyanuslar aşılarak binlerce hayvan getirilmesine rağmen sektör sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta zorlandığını söyledi. Yerli besicinin artan yem ve ahır giderleri altında ezildiğini belirten Gürer, "Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor" diye konuştu. ​Yılbaşından Günümüze Et Fiyatlarındaki Artış Dikkat Çekti ​Kırmızı et fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken CHP'li Gürer, yılbaşından bu yana yaşanan değişimleri şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL ​"Çözüm İthalat Değil, Yerli Üretim" ​Artan maliyetlerin besiciyi, kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarının ise kasapları zor durumda bıraktığını belirten Gürer, krizden yine ithalatçıların ve aracıların karlı çıktığını ifade etti. İthalatın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ülke hayvancılığının geliştirilerek yerli üretimin desteklenmesi ve mera hayvancılığının yaygınlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.