Hava Durumu

#Kırmızı Et

Kırsal Haber - Kırmızı Et haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırmızı Et haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kırmızı Et Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Haber

Kırmızı Et Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), tüketici sağlığına yönelik hazırladığı “Büyüteç” serisinin yeni paylaşımında kırmızı et satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları ele aldı. SETBİR’in sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, yüksek kaliteli protein, vitamin ve mineral içeriğiyle dengeli beslenmede önemli bir yere sahip olan kırmızı etin satın alınması sırasında yalnızca ürünün görünümüne bakılmaması gerektiği belirtildi. Güvenli kırmızı et seçimi için ürünün renk ve doku özelliklerinin yanı sıra etiket bilgilerinin eksiksiz ve okunabilir olması gerektiğine dikkat çekildi. Etin veteriner hekim kontrolünden geçtiğini gösteren işaretlerin bulunmasının da tüketici güvenliği açısından önem taşıdığı vurgulandı. Paylaşımda ayrıca etin satış ve muhafaza koşulları ile soğuk zincirin korunmasının, güvenli tüketim açısından göz önünde bulundurulması gereken temel kriterler arasında yer aldığı ifade edildi. SETBİR, satın alma aşamasında yapılacak küçük ancak bilinçli kontrollerin hem ürün kalitesinin değerlendirilmesine hem de tüketici sağlığının korunmasına katkı sağlayacağına dikkat çekti. Birliğin “Büyüteç” serisi kapsamında tüketicilerin kırmızı et seçiminde dikkat etmesi gereken kritik noktalar ve güvenli tüketime ilişkin bilgiler paylaşıldı.

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı" Haber

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı"

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarını önleme sorumluluğunun yurttaşların duyarlılığına bırakılamayacağını söyledi. Tarımsal ithalat verilerini de değerlendiren Sarıbal, yılın ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı için yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lirada kaldığını belirtti. Sarıbal, “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı” dedi. Ormanları koruma sorumluluğu yurttaşa bırakılamaz Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde artan yangın riskine ilişkin, “En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir” açıklamasını değerlendiren Sarıbal, yurttaşların sorumlulukla hareket etmesinin önemli olduğunu ancak kamusal hazırlığın yerine geçirilemeyeceğini söyledi. Sarıbal, “Vatandaşlarımız elbette duyarlı olacak, kendi sorumluluklarını yerine getirecek. Ama bu şu demek değildir: Vatandaşlarımız dikkat ederlerse orman yangınları çıkmaz. Asla böyle bir şey yok” diye konuştu. İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgârın yangın riskini artırdığını belirten Sarıbal; enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarındaki eksikliklerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2025'te 81 bin 473 hektar orman alanı yandı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü. Yangınlardan 1.012'sinin çıkış nedeni belirlenemedi; nedeni belirlenemeyen yangınlarda yanan alanın büyüklüğü 37 bin 626 hektara ulaştı. Sarıbal, “Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil; 3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Açıkça itiraf ediliyor ki orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz” dedi. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamasına göre 2010-2019 döneminde yılda ortalama 7 bin hektar orman alanı yanarken, 2020-2025 döneminde yıllık ortalama kayıp 49 bin hektara çıktı. Böylece yıllık ortalama yanan alan yaklaşık yedi katına yükseldi. 12,5 milyon hektarlık alan yüksek yangın riski altında Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmesine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alan yangına hassas bölgelerde bulunuyor. Akdeniz, Ege ve Marmara'daki riskli alanların uzun süredir bilindiğini belirten Sarıbal, yangın çıkmadan önce yol kenarlarının, enerji nakil hatlarının, yangın emniyet şeritlerinin ve müdahale altyapısının hazır hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal, yangınların yalnız çıktıktan sonra söndürülmeye çalışılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir” dedi. Enerji hatlarından çıkan yangınlar yanan alanın dörtte birini oluşturuyor Hazırlık notlarında aktarılan verilere göre enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısı içindeki payı yaklaşık yüzde 7 iken, bu yangınlarda zarar gören alanın toplam yanan alan içindeki payı yaklaşık yüzde 25'e ulaşıyor. Sarıbal, enerji hatlarından çıkan yangınların sayıca sınırlı görünmesine rağmen geniş alanlara yayıldığını belirterek, kritik hatların bakımının enerji şirketlerinin tercihine bırakılamayacağını ifade etti. “Kentin merkezinde, rantın yüksek olduğu yerde enerji hatlarını yer altına alıyorlar. Mesele orman olunca enerji şirketleri ve Bakanlık bu işin üzerine yeterince gitmiyor” diyen Sarıbal, ormanlık alanlardan geçen kritik hatların yer altına alınmasını istedi. 900 bin hektar orman alanı ticari faaliyetlere açıldı Yaklaşık 900 bin hektar, başka bir ifadeyle 9 milyon dekar orman alanı madencilik, enerji, turizm, taş ocağı, ulaşım ve atık tesisleri gibi faaliyetlere ilişkin izinlere konu edildi. Sarıbal, ormanlara yurttaşların girişinin sınırlandırıldığı dönemlerde aynı alanlarda madencilik, enerji ve turizm faaliyetlerinin devam etmesine tepki gösterdi: “Madenciler orada, enerji şirketleri orada, turizmciler orada ama halka yasak. Niye? Halk suçlu. Ormanların yangın sebebi halk olacak; böyle bir şey olamaz.” Orman köylüsünün, küçükbaş hayvancılığın ve geleneksel ormancılık faaliyetlerinin dışlanırken ticari faaliyetlerin genişlemesinin yangın riskini azaltmadığını belirten Sarıbal, verilen izin ve tahsislerin gözden geçirilmesini istedi. Orman işçileri geçici istihdamla çalıştırılamaz Yangınlara karşı sahada mücadele eden orman işçilerini ve kamu emekçilerini selamlayan Sarıbal, havadan müdahalenin tek başına yeterli olmadığını, yangının zeminde yer ekipleri tarafından söndürülmesi gerektiğini söyledi. Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve sahayı tanıyan personelden oluşması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışma sürelerinin, ücretlerinin, özlük haklarının ve kişisel koruyucu donanımlarının yaptıkları işin tehlikesine göre düzenlenmesini istedi. Sarıbal, “Bakanlığın bu işi geçici istihdamla değil, sahici bir kadrolaşmayla; uzman, eğitimli ve tecrübeli insanlarla yapması gerekir” dedi. Bakanlığa personel, hava aracı ve hazırlık soruları Sarıbal, yüksek yangın riski açıklanan Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa için Tarım ve Orman Bakanlığına şu soruları yöneltti: Riskli bölgelerde kaç kadrolu orman işçisi ve teknik personel hazır bekletilmektedir? Personelin yeterli eğitimi, tecrübesi, iş güvenliği malzemesi, aracı ve gereci var mıdır? Riskli bölgelerde müdahaleye hazır kaç uçak ve helikopter bulunmaktadır? Enerji nakil hatlarının ve yol kenarlarının son bakımları yapılmış mıdır? Yangın emniyet yollarındaki yanıcı madde yükü azaltılmış mıdır? Orman köyleri ve yerel yönetimlerle tahliye ve ilk müdahale planları hazırlanmış mıdır? Sarıbal, 1.012 yangının çıkış nedeninin belirlenememiş olmasının Bakanlığın inceleme, denetim ve uzman kadro kapasitesine ilişkin ciddi bir sorun ortaya koyduğunu söyledi. Yangın bütçesi Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılamaz Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, ormanların korunmasının yalnızca mali disiplin yaklaşımıyla ele alınamayacağını söyledi. Sarıbal, “Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesi güçlendirilmelidir. Daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Bütün bunlar Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılmamalıdır” dedi. Yüksek riskli bölgelerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdamı, kapatılan veya işlevsizleştirilen eğitim merkezlerinin yeniden açılması, enerji hatlarının denetlenmesi, tahliye planlarının hazırlanması ve yangınların çıkış nedenleri için bağımsız ve bilimsel bir inceleme sistemi kurulması gerektiğini vurguladı. Üretimde rekor deniliyor, ithalat büyüyor Açıklamasının tarım bölümünde iktidarın “üretimde rekor” söylemi ile dış ticaret verileri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Sarıbal, artan mazot, gübre, enerji, sulama ve finansman maliyetlerinin yerli üreticiyi zayıflattığını söyledi. Hazırlık notlarına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresinin fiyatı yüzde 71, amonyum sülfat gübresinin fiyatı yüzde 59,4, 20.20.0 kompoze gübrenin fiyatı yüzde 35,4, mazot fiyatı ise yüzde 43,6 arttı. Sarıbal, “Dışarıdan ithalat, içerideki üretimden daha ucuz hale getirildi. Bunun sorumlusu bizzat iktidar ve yakın dönemde Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarıdır” dedi. Buğday ithalatı yüzde 150 arttı 2026 yılının ilk altı ayında buğday ithalatı, geçen yılın aynı dönemindeki 1 milyon 329 bin 3 tondan 3 milyon 331 bin 700 tona yükseldi. Buğday ithalatına ödenen tutar 343 milyon 86 bin dolardan 856 milyon 796 bin dolara çıktı. Miktar ve değer artışı yaklaşık yüzde 150 oldu. Mısır ithalatı 3 milyon 458 bin 391 tondan 4 milyon 374 bin 514 tona, ödenen tutar ise 881 milyon 461 bin dolardan 1 milyar 106 milyon 293 bin dolara yükseldi. Toplam hububat ithalatı miktar olarak yaklaşık yüzde 59 artarak 7 milyon 908 bin 504 tona ulaştı. Hububat ithalatına ödenen tutar ise yüzde 54 artışla 2 milyar 82 milyon 53 bin dolara çıktı. Yağlı tohum ve küspe ithalatı büyüdü Yağlı tohum ithalatına ödenen tutar 2025'in ilk yarısındaki 1 milyar 543 milyon 185 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 998 milyon 325 bin dolara yükseldi. Artış yüzde 29 oldu. Ayçiçeği tohumu ithalatı 730 bin 137 tondan 977 bin 433 tona, ithalata ödenen tutar ise 493 milyon 691 bin dolardan 748 milyon 344 bin dolara çıktı. Küspe ithalatı 1 milyon 138 bin 887 tondan 1 milyon 602 bin 884 tona yükseldi. Küspeler için ödenen tutar 360 milyon 847 bin dolardan 558 milyon 97 bin dolara çıkarak yüzde 55 arttı. Soya küspesi ithalatı tek başına 602 bin 390 tondan 1 milyon 84 bin 878 tona yükseldi. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1,17 milyar dolar Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen toplam tutar, 2025'in ilk yarısındaki 977 milyon 631 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 173 milyon 867 bin dolara çıktı. Kırmızı et ithalatı 34 bin 951 tondan 43 bin 995 tona yükseldi. İthalata ödenen tutar ise 248 milyon 19 bin dolardan 436 milyon 868 bin dolara çıkarak yaklaşık yüzde 76 arttı. İthalata 410 milyar, çiftçiye 168 milyar lira Tabloda yer alan seçilmiş bitkisel ürünlerin ithalatına 2026 yılının ilk altı ayında 8 milyar 105 milyon 982 bin dolar, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ise 1 milyar 173 milyon 867 bin dolar ödendi. Toplam tutar 9 milyar 279 milyon 849 bin dolar oldu. Dolar kuru 44 lira üzerinden hesaplandığında karşılığı yaklaşık 408,3 milyar liraya ulaşıyor. Sarıbal, bu tutarı konuşmasında yuvarlayarak 410 milyar lira olarak ifade etti. Sarıbal, “İthalata yaklaşık 410 milyar lira veriyoruz. Peki bu iktidarın çiftçiye ayırdığı para ne kadar? 168 milyar lira” dedi. Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı Meyve ve sebze fiyatlarındaki üretici kaynaklı düşüşlerin enflasyonla mücadele başarısı olarak gösterilemeyeceğini belirten Sarıbal, ithalat ve düşük fiyat politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal şöyle konuştu: “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Ama bildiğim bir şey var: Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı. Vahşi liberal politikalara bu halkı, bu ülkeyi teslim etti.” Sarıbal, açıklamasını, “Bu düzen değişecek; hakkaniyetli, adil, halktan, ülkeden, emekçiden, çiftçiden ve topraktan yana yeni bir düzen elbet kurulacak” sözleriyle tamamladı.

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks" Haber

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile canlı hayvan ithalatı rakamlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. İktidarın ithalatla fiyatları düşürme politikasının başarısız olduğunu belirten Gürer, yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda dolduğuna dikkat çekti. ​Yıllık İthalat Kotası İlk Altı Ayda Tükendi ​Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini açıkladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 6 ayında bu rakamın %80'inden fazlasına ulaşıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında toplam 412 bin 343 baş sığır ithal edildiğini vurgulayan Gürer, son 1,5 yıldaki toplam ithalatın ise 1 milyon 151 bin başı bulduğunu ifade etti. ​Yabancı besicilere sadece 6 ayda 736 milyon 951 bin dolar ödendiğini belirten Gürer, "Gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş" dedi. ​Okyanus Ötesinden İthalat: İlk 6 Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Geldi? ​Gürer'in paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk yarısında en çok canlı hayvan ithal edilen ülkeler ve adetleri şu şekilde sıralandı: ​Brezilya: 250.983 baş ​Uruguay: 147.866 baş ​Avustralya: 8.572 baş ​Azerbaycan: 2.633 baş ​Estonya: 1.280 baş ​Letonya: 609 baş ​Polonya: 400 baş ​"Yeni Nesiller Antrikotun Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Brezilya ve Uruguay gibi ülkelerden okyanuslar aşılarak binlerce hayvan getirilmesine rağmen sektör sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta zorlandığını söyledi. Yerli besicinin artan yem ve ahır giderleri altında ezildiğini belirten Gürer, "Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor" diye konuştu. ​Yılbaşından Günümüze Et Fiyatlarındaki Artış Dikkat Çekti ​Kırmızı et fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken CHP'li Gürer, yılbaşından bu yana yaşanan değişimleri şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL ​"Çözüm İthalat Değil, Yerli Üretim" ​Artan maliyetlerin besiciyi, kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarının ise kasapları zor durumda bıraktığını belirten Gürer, krizden yine ithalatçıların ve aracıların karlı çıktığını ifade etti. İthalatın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ülke hayvancılığının geliştirilerek yerli üretimin desteklenmesi ve mera hayvancılığının yaygınlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

IPARD III Programında 2,9 Milyar TL Hibe Desteği! Haber

IPARD III Programında 2,9 Milyar TL Hibe Desteği!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yürütülen IPARD III Programı'nda önemli gelişmeleri duyurdu. 10. çağrı dönemi sonuçları ile 240 projeye 2,9 milyar TL hibe sağlanırken, 12. çağrı dönemi ise 30 milyon Avro bütçe ile resmen başladı. ​Modern tarım ve hayvancılık yatırımlarına yönelik desteklerini aralıksız sürdüren Tarım ve Orman Bakanlığı, kırsal kalkınmayı güçlendirmeye devam ediyor. Bakan İbrahim Yumaklı, üreticilerin teknolojik dönüşümden gıda işleme tesislerine kadar her alanda emeğine değer kattıklarını vurgulayarak, IPARD III Programı kapsamındaki yeni gelişmeleri paylaştı. ​240 Projeye 2,9 Milyar TL'lik Dev Destek ​IPARD III Programı 10. Başvuru Çağrı İlanı değerlendirme sonuçlarının netleştiğini belirten Bakan Yumaklı, kırsal ekonomiye yapılacak yatırımların detaylarını açıkladı: ​Desteklenen Alanlar: Et, süt, su ürünleri, meyve-sebze işleme tesisleri ve soğuk hava deposu yatırımları. ​Proje Sayısı: 240. ​Hibe Tutarı: Toplam 2,9 milyar TL. ​Ekonomiye Katkı: Projelerin tamamlanmasıyla ekonomiye 5,8 milyar TL'lik yatırım kazandırılması hedefleniyor. ​IPARD III Programı 12. Çağrı İlanı Başladı ​Bakan Yumaklı, 10. çağrı döneminin ardından 12. Başvuru Çağrı İlanı’nın da yayımlandığını müjdeledi. Özellikle hayvansal üretim odaklı yatırımların önünün açıldığı bu çağrı ile ilgili detaylar şu şekilde: ​Kapsam: Süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik yatırımlar. ​Toplam Bütçe: 30 Milyon Avro. ​"Kırsalın Gücüne Güç Katmaya Kararlıyız" ​Söz konusu desteklerin üreticiler ve ülke ekonomisi için hayırlı olmasını dileyen Bakan İbrahim Yumaklı, "Modernizasyondan kapasite artırımına, gıdanın işlenmesinden teknolojik dönüşüme kadar her alanda üreticilerimizin yanındayız. Kırsaldaki tüm girişimcilerimize ve ülkemize bereketli olsun," ifadelerini kullandı.

"Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" Başladı Haber

"Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" Başladı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TİGEM Polatlı Tesisleri'nde düzenlenen törenle "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" kapsamında ilk hayvanların teslimatını gerçekleştirdi. Bakan Yumaklı, hayvancılıkta planlı üretim döneminin kapılarını aralarken, genç ve kadın üreticilere yönelik dev destek paketini açıkladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda arz güvenliğinin en stratejik başlıklarından biri olan hayvancılık sektöründe yeni bir dönemin başladığını duyurdu. "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" ile üreticilere omuz veren Bakanlık, yerli genetik kaynaklarla hayvancılıkta verimliliği artırmayı hedefliyor. ​"24 Yılda Hayvancılığa 633 Milyar Lira Destek" ​Bakan Yumaklı, konuşmasında son 24 yılda hayvancılıkta kaydedilen büyük ilerlemeye dikkat çekti. Bu süre zarfında hayvancılığa 633 milyar lira tutarında destek sağlandığını belirten Yumaklı, verilerle başarıyı şu şekilde özetledi: ​Büyükbaş hayvan varlığında: %79 artış ​Küçükbaş hayvan varlığında: %82 artış ​Kırmızı et üretiminde: %142 artış ​Süt üretiminde: %154 artış ​Tavuk eti üretiminde: %302 artış ​Türkiye’nin küçükbaş ve büyükbaş hayvan varlığı ile süt, yumurta ve kanatlı eti üretiminde AB ülkeleri arasında birinci sırada olduğunu vurgulayan Bakan, bu başarının tesadüf değil; devletin gücü ve üreticinin alın terinin bir eseri olduğunu ifade etti. ​Gençlere ve Kadınlara Öncelik: "Hak Sahiplerinin %79'u Genç" ​"Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi"nin genç ve kadın üreticileri merkeze aldığını belirten Yumaklı, projenin demografik dağılımını şu sözlerle paylaştı: ​"Oluşan tabloda hak sahiplerinin yüzde 49'u kadın, yüzde 79'u genç, yüzde 18'i ise veteriner hekim, ziraat mühendisi gibi meslek mensuplarından oluşuyor. Bu genç ve hanım kardeşlerim bulundukları yerde önder çiftçiler olarak kendi ekosistemlerinin gelişmesi için gayret edecekler." ​Üreticiye Destek Paketi: Faizsiz Kredi, Bakım Desteği ve TARSİM ​Proje kapsamında 1600 üreticiye, 10 farklı TİGEM işletmesinden seçilen, ırkının en iyisi 160 bin küçükbaş hayvan teslim edilecek. Bakanlık tarafından üreticilere sunulan kapsamlı destek paketi ise şu şekilde: ​Finansman: Ziraat Bankası aracılığıyla 2 yıla kadar ödemesiz, 5-7 yıl vade seçenekli sıfıra yakın faizli kredi. ​Bakım ve Besleme Desteği: 100 hayvan için 12 ay boyunca aylık 15 bin lira, toplamda 180 bin lira destek. ​Güvence: Hayvanlar için 1 yıl süreyle ücretsiz TARSİM sigortası. ​"Merasız Hayvancılık Düşünülemez" ​Yeni yol haritasında sadece ıslah çalışmalarına değil, meraların iyileştirilmesine de odaklandıklarını belirten Yumaklı, "Merasız bir hayvancılık düşünülemez. Üreten Türkiye, güçlü Türkiye'dir," diyerek tarımsal üretimin ülkenin en sağlam teminatlarından biri olduğunu vurguladı.

Gelir Garantili Besicilik Projesi ile 108 Bin Hayvan Dağıtılıyor! Haber

Gelir Garantili Besicilik Projesi ile 108 Bin Hayvan Dağıtılıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'de kırmızı et arz güvenliğini güçlendirmek, canlı hayvan varlığını artırmak ve hayvansal üretimi tabana yaymak amacıyla devrim niteliğinde bir adım atıldığını duyurdu. Et ve Süt Kurumu (ESK) ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) arasında imzalanan protokol çerçevesinde "Gelir Garantili Besicilik Projesi" resmen hayata geçirildi. Proje kapsamında, ESK tarafından temin edilen 108 bin baş besilik sığır, piyasa fiyatının çok altında bir maliyetle küçük ölçekli besicilere dağıtılmaya başlandı. Bu modelle hem üreticinin kârı garanti altına alınacak hem de vatandaşın daha uygun fiyatla kırmızı ete ulaşması sağlanacak. Küçük Üreticiye Pozitif Ayrımcılık: Kilogram Başına 110 TL Daha Ucuz! Cumhurbaşkanlığı kararı ile Et ve Süt Kurumuna tahsis edilen tarife kontenjanı kapsamında yürütülen projede, küçük aile işletmelerine doğrudan destek olmak amacıyla pozitif ayrımcılık uygulandı. Bakan Yumaklı, dağıtım sürecinin detaylarını şu sözlerle aktardı: "Besi ahırı kapasitesi 200 başın altında olan küçük ölçekli üreticilerimizi merkeze aldık. Objektif ve şeffaf bir puanlama sistemiyle belirlenen 3.600 besicimize 30'ar baş besilik hayvan teslim ediyoruz. Üreticilerimiz bu hayvanları, büyük işletmelere kıyasla kilogram başına 110 TL, yani yüzde 26 daha uygun koşullarda satın alıyor." İl ve ilçe tarım ve orman müdürlükleri üzerinden elektronik ortamda alınan başvurular sonucunda hak sahipleri listesi tamamen şeffaf, izlenebilir ve fırsat eşitliğine uygun kurallarla hazırlandı. Teslimat süreci de bu listeye sadık kalınarak hızla devam ediyor. Enflasyon Korumalı Geri Alım Garantisi Sistem, küçük besicinin üretim süreci boyunca hiçbir gelecek kaygısı taşımamasını amaçlıyor. Dağıtılan hayvanlar en az 4 ay, en fazla 9 ay boyunca beslenecek ve süre sonunda ESK tarafından sözleşmede taahhüt edilen fiyat üzerinden geri satın alınacak. Üreticiyi Fiyat Dalgalanmalarına Karşı Koruyan Modelin Detayları: Kâr Güvencesi: Besici, hayvanı teslim ederken ne kadar kazanç elde edeceğini önceden öngörebilecek. Enflasyon Endeksi: ESK'nin geri alım fiyatları her ay enflasyon oranına göre güncellenecek. Böylece yem ve işletme maliyetlerindeki artışlar üreticiyi mağdur etmeyecek, fiyat dalgalanmalarına karşı tam koruma sağlanacak. Ahır Kapasiteleri Dolacak: Küçük işletmeler, yüksek maliyetler nedeniyle boş kalan ahır kapasitelerini tam performansla üretime kazandıracak. Gelecek Yıl İçin Öncelik Hakkı ve Piyasa Regülasyonu Sürdürülebilir bir ortaklık modelinin kurulduğunu belirten Bakan İbrahim Yumaklı, hayvanlarını sözleşme süresi içinde eksiksiz ve zamanında ESK'ye teslim eden besicilerin, bir sonraki yıl yapılacak besilik sığır dağıtım programında öncelikli olacağını müjdeledi. Modelin tüketici ayağına da değinen Yumaklı, "Bu programla küçük üreticimizi gelir garantisiyle korurken; diğer taraftan besi sonunda elde edilecek kırmızı et ile Et ve Süt Kurumu piyasayı etkin bir şekilde regüle edecek. Böylece vatandaşlarımızın kırmızı ete çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlayacağız" dedi. TÜKETBİR koordinasyonunda titizlikle yürütülen sürece dair tüm başvuru sonuçları, teslimat takvimleri ve resmi duyurular Et ve Süt Kurumunun resmi internet sitesi (https://www.esk.gov.tr) üzerinden anlık olarak takip edilebilecek.

2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Raporu: Üretimde %10,5’lik Gerileme Haber

2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Raporu: Üretimde %10,5’lik Gerileme

TÜİK, Türkiye'nin 2025 yılı kırmızı et üretim istatistiklerini açıkladı. Tarımsal işletmelerden elde edilen verilere göre hazırlanan rapora göre, kırmızı et üretimi bir önceki yıla oranla %10,5 oranında azalarak 1 milyon 885 bin 130 ton seviyesine geriledi. 2024 yılında bu rakam 2 milyon 105 bin 895 ton olarak kayıtlara geçmişti. ​Sığır ve Koyun Eti Üretiminde Sert Düşüş ​Kırmızı et üretiminin lokomotifi olan sığır etinde yaşanan düşüş, toplam rakamlara doğrudan yansıdı. Sığır eti üretimi bir önceki yıla göre %11,5 azalarak 1 milyon 313 bin 7 tona düştü. Küçükbaş tarafında da benzer bir tablo hakim: ​Koyun eti üretimi: %8,1 azalışla 468 bin 470 ton, ​Keçi eti üretimi: %8,8 azalışla 90 bin 744 ton, ​Manda eti üretimi: %6,3 azalışla 12 bin 909 ton olarak gerçekleşti. ​10 Yıllık Projeksiyon: Üretim Trendi Ne Durumda? ​2025 yılındaki yıllık düşüşe rağmen, son on yılın verileri incelendiğinde uzun vadeli bir artış gözlemleniyor. 2016 yılında 1 milyon 303 bin 648 ton olan toplam kırmızı et üretimi, aradan geçen sürede dalgalanmalar yaşasa da 2025 yılı itibarıyla hala 2016 seviyesinin üzerinde seyrediyor. ​Üretim Paylarında Sığır Eti Liderliğini Koruyor ​Et türlerine göre üretim dağılımında sığır eti, %69,7'lik payla pazarın en büyük parçası olmaya devam ediyor. Ancak 2024 yılındaki %70,4'lük payına kıyasla küçük bir gerileme yaşandığı görülüyor. ​2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Dağılımı: ​Sığır Eti: %69,7 ​Koyun Eti: %24,9 ​Keçi Eti: %4,8 ​Manda Eti: %0,7 ​

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi'nin artık sadece devletin değil yetiştiricilerin ve üretici birliklerinin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen üretim hareketi olduğunu söyledi. Bazı programlara katılmak üzere Van'a giden Bakan Yumaklı, “Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği İktisadi İşletmesi Açılış ve Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi Kapsamında Düve Teslim Töreni​"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Yumaklı, hayvancılık ve kırmızı et üretimi için önemli günlerden birini yaşadıklarını belirterek, bu heyecanı, ülke tarımının lokomotif şehirlerinden Van'da yaşamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. 2024'te açıkladıkları “Hayvancılık Yol Haritası"nın temel amacının kırmızı et üretimini verimli ve kaliteli düzeye çıkarmak olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bugün itibarıyla bütün dünyada herkesin yakından takip ettiği gelişmelerin, üretim gücünün olmaması halinde eldeki imkanların çok da önemli olmadığını gösterdiğini dile getirdi. Ülkenin üretim potansiyelini en üst seviyede harekete geçirmek vizyonundan yola çıkarak özellikle anaç hayvanların sayısını artırmak ve doğacak buzağılarla sürüleri çoğaltmak, verimli ve kaliteli üretim sağlamak istediklerini anlatan Yumaklı, projenin ilk teslimatlarını 9 ay önce Iğdır'da gerçekleştirdiklerini söyledi. Proje kapsamında başvuruları aldıklarını ve 18 kriter üzerinden yazılımla eşleştirmesini gerçekleştirdiklerini dile getiren Bakan Yumaklı, “200 bine yakın kardeşimiz bunlara başvurdu ve hak sahibi olma yolunda önemli bir mesafe katetmiş oldu. Bu, belli bir döneme ait bir proje değil devam edecek bir proje. Özellikle genç kardeşlerimizin ve kadın girişimcilerin bu üretimin içinde olabilmesi için de onlara ilave avantajlar sağlamış olduk. Eğer meslek mensubuysa yani bunun eğitimini almışsa, halihazırda bu işi yapıyorsa onlara da ilave ek avantajlar sağladık." dedi. “DEVLET YATIRIM YAPTI, YETİŞTİRİCİ SAHİP ÇIKTI, SÜRÜ DE BÜYÜDÜ" Bakan Yumaklı, değerlendirmeler sonucu 4 bin 351 kişinin ilk etabın hak sahipleri olduğunu söyledi. “4 bin 351 kardeşimizin yüzde 42'si kadın, yüzde 81'i genç, yüzde 90'ı da aktif hayvancılık yapan kardeşlerimizden oluştu yani bu proje başından sonuna kadar hedeflemiş olduğu bütün unsurları bünyesinde barındırmış durumda." diyen Yumaklı, şu bilgileri verdi: “Peki bu projenin yetiştiricilerimiz için avantajları neler? Birincisi, Bakanlığımıza bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün çiftliklerindeki kaliteli etçi gebe düveleri uygun maliyetle, burada Ziraat Bankasındaki arkadaşlara teşekkür ederim, 2 yılı ödemesiz toplam 7 yıllık bir sürede geri ödemek üzere üreticilere sağlamış olacağız. İkincisi, bu sağlanan kredinin en önemli unsuru da yüzde 85'e varan faiz indiriminin gerçekleşmesi yani önce hayvanlar sağlanacak, bunun bedeli de uygun koşullarda Ziraat Bankası tarafından sağlanacak. Üçüncüsü, hak sahiplerine 12 ay boyunca hayvan başına 1500 lira bakım ve besleme desteği sağlayacağız. Bu, bir asgari ücrete denk geliyor. 15 hayvan alan bir yetiştiricimiz, bir yılda tam 270 bin lira bakım ve besleme desteği almış olacak. Dördüncüsü de hayvanların sigortalanmış olması yani bir yıl boyunca bu hayvanları alan kardeşlerimiz bunlarla ilgili herhangi bir sorun yaşadığında sigortanın bunu karşılamasını sağlamış durumdayız." Bakan Yumaklı, TİGEM'in Iğdır ve Ceylanpınar'daki işletmelerinden ülkenin dört bir yanındaki yetiştiricilere hayvanları verirken bir destinasyonun daha eklenmesinin gururunu yaşadığını söyledi. Gelinen noktanın projenin özünü ortaya koyduğunu ifade eden Yumaklı, “Devlet yatırım yaptı, yetiştirici sahip çıktı, sürü de büyüdü. Değerli Valimiz, projenin üç yıl süreceğini söylediğimizde bu projeyi hemen sahiplendi. Van'da 7'den 70'e bu projenin gerçekleşmesi için kimler elini taşın altına koyduysa hepsine teşekkür ederim." diye konuştu. “KIRSALDA BEREKET, BİRLİKTE YÜRÜTÜLEN BİR ÜRETİM HAREKETİDİR" Proje kapsamında rakamlar paylaştıklarını, bunun öneminin büyük olduğunu ama asıl büyük önemin buradaki mana ve verdikleri mesaj olduğunu dile getiren Yumaklı, “Kırsalda Bereket, artık sadece devletin yaptığı bir proje değil yetiştiricilerimizin ve üretici birliklerimizin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen bir üretim hareketidir. Projede yola çıkarken hedefimiz şuydu: Etçi damızlık materyal ihtiyacımızı bizzat kendi yetiştiricilerimizden, kendi toprağımızdan karşılamak. Eğer üretim gücünüz yoksa, sizler için önemli, kritik alanlarda bağımlı haldeyseniz o zaman bağımsızlığınıza dair şüphelerin olması kaçınılmazdır." diye konuştu. “İşte bunu sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle gıda arz güvenliği konusunda bugün dünyanın sadece savaşlarla değil aynı zamanda ticaretin de çok başka hale geldiği bir ortamda biz bunu hep birlikte sağlamış olacağız." ifadelerini kullanan Bakan Yumaklı, hedeflerinin projeyi hızlı şekilde yaygınlaştırmak olduğunu vurguladı. Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sadece kendi ülkemizin değil etrafımızda da bu üretim kabiliyetine sahip olmayan ülkelerin de ihtiyacını birlikte karşılamak. Büyükbaş hayvan dağıttığımız bu adımın bir diğerini de küçükbaş hayvancılıkta attık. 'Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek', projemizin adı. Van gibi hem küçükbaş hayvan rakamında birinci sırada, mera varlığında birinci sırada olan bir ilimizden bunu bütün Türkiye'ye duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Buraya geldiğim zaman küçükbaş hayvan varlığımız yaklaşık 3,2 milyon civarındaydı. Şimdi 3,5 milyon yani sadece 300 bin artmış, yeterli değil. Van'ın çok önemli bir potansiyeli var, bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Yaptığımız her işimizde bu ülke için gecesini gündüzüne katan Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın çok önemli bir etkisinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum." ​​Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, hayvanların teslim edileceği çiftçilere sertifikalarını verdi, Düve Üretim Merkezi'nde incelemelerde bulundu

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.