Hava Durumu

#Kırmızı Et

Kırsal Haber - Kırmızı Et haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırmızı Et haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Raporu: Üretimde %10,5’lik Gerileme Haber

2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Raporu: Üretimde %10,5’lik Gerileme

TÜİK, Türkiye'nin 2025 yılı kırmızı et üretim istatistiklerini açıkladı. Tarımsal işletmelerden elde edilen verilere göre hazırlanan rapora göre, kırmızı et üretimi bir önceki yıla oranla %10,5 oranında azalarak 1 milyon 885 bin 130 ton seviyesine geriledi. 2024 yılında bu rakam 2 milyon 105 bin 895 ton olarak kayıtlara geçmişti. ​Sığır ve Koyun Eti Üretiminde Sert Düşüş ​Kırmızı et üretiminin lokomotifi olan sığır etinde yaşanan düşüş, toplam rakamlara doğrudan yansıdı. Sığır eti üretimi bir önceki yıla göre %11,5 azalarak 1 milyon 313 bin 7 tona düştü. Küçükbaş tarafında da benzer bir tablo hakim: ​Koyun eti üretimi: %8,1 azalışla 468 bin 470 ton, ​Keçi eti üretimi: %8,8 azalışla 90 bin 744 ton, ​Manda eti üretimi: %6,3 azalışla 12 bin 909 ton olarak gerçekleşti. ​10 Yıllık Projeksiyon: Üretim Trendi Ne Durumda? ​2025 yılındaki yıllık düşüşe rağmen, son on yılın verileri incelendiğinde uzun vadeli bir artış gözlemleniyor. 2016 yılında 1 milyon 303 bin 648 ton olan toplam kırmızı et üretimi, aradan geçen sürede dalgalanmalar yaşasa da 2025 yılı itibarıyla hala 2016 seviyesinin üzerinde seyrediyor. ​Üretim Paylarında Sığır Eti Liderliğini Koruyor ​Et türlerine göre üretim dağılımında sığır eti, %69,7'lik payla pazarın en büyük parçası olmaya devam ediyor. Ancak 2024 yılındaki %70,4'lük payına kıyasla küçük bir gerileme yaşandığı görülüyor. ​2025 Yılı Kırmızı Et Üretim Dağılımı: ​Sığır Eti: %69,7 ​Koyun Eti: %24,9 ​Keçi Eti: %4,8 ​Manda Eti: %0,7 ​

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi'nin artık sadece devletin değil yetiştiricilerin ve üretici birliklerinin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen üretim hareketi olduğunu söyledi. Bazı programlara katılmak üzere Van'a giden Bakan Yumaklı, “Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği İktisadi İşletmesi Açılış ve Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi Kapsamında Düve Teslim Töreni​"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Yumaklı, hayvancılık ve kırmızı et üretimi için önemli günlerden birini yaşadıklarını belirterek, bu heyecanı, ülke tarımının lokomotif şehirlerinden Van'da yaşamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. 2024'te açıkladıkları “Hayvancılık Yol Haritası"nın temel amacının kırmızı et üretimini verimli ve kaliteli düzeye çıkarmak olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bugün itibarıyla bütün dünyada herkesin yakından takip ettiği gelişmelerin, üretim gücünün olmaması halinde eldeki imkanların çok da önemli olmadığını gösterdiğini dile getirdi. Ülkenin üretim potansiyelini en üst seviyede harekete geçirmek vizyonundan yola çıkarak özellikle anaç hayvanların sayısını artırmak ve doğacak buzağılarla sürüleri çoğaltmak, verimli ve kaliteli üretim sağlamak istediklerini anlatan Yumaklı, projenin ilk teslimatlarını 9 ay önce Iğdır'da gerçekleştirdiklerini söyledi. Proje kapsamında başvuruları aldıklarını ve 18 kriter üzerinden yazılımla eşleştirmesini gerçekleştirdiklerini dile getiren Bakan Yumaklı, “200 bine yakın kardeşimiz bunlara başvurdu ve hak sahibi olma yolunda önemli bir mesafe katetmiş oldu. Bu, belli bir döneme ait bir proje değil devam edecek bir proje. Özellikle genç kardeşlerimizin ve kadın girişimcilerin bu üretimin içinde olabilmesi için de onlara ilave avantajlar sağlamış olduk. Eğer meslek mensubuysa yani bunun eğitimini almışsa, halihazırda bu işi yapıyorsa onlara da ilave ek avantajlar sağladık." dedi. “DEVLET YATIRIM YAPTI, YETİŞTİRİCİ SAHİP ÇIKTI, SÜRÜ DE BÜYÜDÜ" Bakan Yumaklı, değerlendirmeler sonucu 4 bin 351 kişinin ilk etabın hak sahipleri olduğunu söyledi. “4 bin 351 kardeşimizin yüzde 42'si kadın, yüzde 81'i genç, yüzde 90'ı da aktif hayvancılık yapan kardeşlerimizden oluştu yani bu proje başından sonuna kadar hedeflemiş olduğu bütün unsurları bünyesinde barındırmış durumda." diyen Yumaklı, şu bilgileri verdi: “Peki bu projenin yetiştiricilerimiz için avantajları neler? Birincisi, Bakanlığımıza bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün çiftliklerindeki kaliteli etçi gebe düveleri uygun maliyetle, burada Ziraat Bankasındaki arkadaşlara teşekkür ederim, 2 yılı ödemesiz toplam 7 yıllık bir sürede geri ödemek üzere üreticilere sağlamış olacağız. İkincisi, bu sağlanan kredinin en önemli unsuru da yüzde 85'e varan faiz indiriminin gerçekleşmesi yani önce hayvanlar sağlanacak, bunun bedeli de uygun koşullarda Ziraat Bankası tarafından sağlanacak. Üçüncüsü, hak sahiplerine 12 ay boyunca hayvan başına 1500 lira bakım ve besleme desteği sağlayacağız. Bu, bir asgari ücrete denk geliyor. 15 hayvan alan bir yetiştiricimiz, bir yılda tam 270 bin lira bakım ve besleme desteği almış olacak. Dördüncüsü de hayvanların sigortalanmış olması yani bir yıl boyunca bu hayvanları alan kardeşlerimiz bunlarla ilgili herhangi bir sorun yaşadığında sigortanın bunu karşılamasını sağlamış durumdayız." Bakan Yumaklı, TİGEM'in Iğdır ve Ceylanpınar'daki işletmelerinden ülkenin dört bir yanındaki yetiştiricilere hayvanları verirken bir destinasyonun daha eklenmesinin gururunu yaşadığını söyledi. Gelinen noktanın projenin özünü ortaya koyduğunu ifade eden Yumaklı, “Devlet yatırım yaptı, yetiştirici sahip çıktı, sürü de büyüdü. Değerli Valimiz, projenin üç yıl süreceğini söylediğimizde bu projeyi hemen sahiplendi. Van'da 7'den 70'e bu projenin gerçekleşmesi için kimler elini taşın altına koyduysa hepsine teşekkür ederim." diye konuştu. “KIRSALDA BEREKET, BİRLİKTE YÜRÜTÜLEN BİR ÜRETİM HAREKETİDİR" Proje kapsamında rakamlar paylaştıklarını, bunun öneminin büyük olduğunu ama asıl büyük önemin buradaki mana ve verdikleri mesaj olduğunu dile getiren Yumaklı, “Kırsalda Bereket, artık sadece devletin yaptığı bir proje değil yetiştiricilerimizin ve üretici birliklerimizin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen bir üretim hareketidir. Projede yola çıkarken hedefimiz şuydu: Etçi damızlık materyal ihtiyacımızı bizzat kendi yetiştiricilerimizden, kendi toprağımızdan karşılamak. Eğer üretim gücünüz yoksa, sizler için önemli, kritik alanlarda bağımlı haldeyseniz o zaman bağımsızlığınıza dair şüphelerin olması kaçınılmazdır." diye konuştu. “İşte bunu sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle gıda arz güvenliği konusunda bugün dünyanın sadece savaşlarla değil aynı zamanda ticaretin de çok başka hale geldiği bir ortamda biz bunu hep birlikte sağlamış olacağız." ifadelerini kullanan Bakan Yumaklı, hedeflerinin projeyi hızlı şekilde yaygınlaştırmak olduğunu vurguladı. Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sadece kendi ülkemizin değil etrafımızda da bu üretim kabiliyetine sahip olmayan ülkelerin de ihtiyacını birlikte karşılamak. Büyükbaş hayvan dağıttığımız bu adımın bir diğerini de küçükbaş hayvancılıkta attık. 'Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek', projemizin adı. Van gibi hem küçükbaş hayvan rakamında birinci sırada, mera varlığında birinci sırada olan bir ilimizden bunu bütün Türkiye'ye duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Buraya geldiğim zaman küçükbaş hayvan varlığımız yaklaşık 3,2 milyon civarındaydı. Şimdi 3,5 milyon yani sadece 300 bin artmış, yeterli değil. Van'ın çok önemli bir potansiyeli var, bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Yaptığımız her işimizde bu ülke için gecesini gündüzüne katan Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın çok önemli bir etkisinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum." ​​Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, hayvanların teslim edileceği çiftçilere sertifikalarını verdi, Düve Üretim Merkezi'nde incelemelerde bulundu

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı" Haber

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki maliyet artışlarını, hayvancılık verilerini ve çiftçinin yaşadığı ekonomik sorunları değerlendirdi. Gürer, özellikle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilerin sahadaki gerçekleri yansıtmadığını belirterek, çiftçinin artan maliyetler nedeniyle icralık hale geldiğini söyledi. “TÜİK VERİLERİ ÇİFTÇİNİN HİSSETTİĞİ MALİYETİ YANSITMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TÜİK’in açıkladığı tarımsal girdi fiyat endeksini değerlendirdi. Gürer, “Türkiye İstatistik Kurumu aylık olarak çiftçinin maliyetlerindeki artış veya azalışı açıkladı. Tarım kesiminin tarımsal üretim yaparken kullandıkları tohum, gübre, ilaç, mazot, yem, elektrik gibi mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim gösteren tablo içerik olarak geneli kapsayan ama veri olarak çiftçinin hissettiğini yansıtmayan bir tablo oldu” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı Şubat ayında bir önce aya göre %3.10'luk artış, 2025 yılı Aralık ayına göre %7.8'lik artış, 2025 yılının aynı ayına göre 31.5'lik artış ve son 12 aylık ortalama artışa göre %33.4 artış TÜİK tarafından gerçekleştiği belirtildi. Dikkat çeken tarım ilaçları, gübre ve toprak geliştiricilerdeki artışın orana düşük yansımasıydı,” dedi. “VETERİNER HİZMETLERİ ARTIŞI YÜKSEK GÖSTERİLİYOR, BESİCİ YEMDEN ŞİKÂYETÇİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verilerde veteriner hizmetlerindeki artışın dikkat çektiğini ancak sahada ise veteriner değil yem fiyat artışı konuşulduğunu söyledi. Gürer “Veteriner hizmetlerinin %41.37'lik artışı dikkat çekmekte. Son dönemlerde yapılan istatistiklerde bu bağlamda veteriner hizmetleri ile ilgili artış yüksek olarak ortalamaya yansımakta. Oysa alana gittiğimizde veteriner hizmetlerine yönelik hayvancılık yapanlardan ya da besicilerden böyle şikayetler almıyoruz. Genelde yem fiyatlarındaki artışı belirtiyorlar.” Dedi. Gürer, çiftçilerin özellikle yem fiyatlarından dert yandığını belirterek, “İthal yemlerin her ay düzenli bir artış gerçekleştiğini, 1 litre süt satarak 1,5 kilo yem alamadıklarını ifade etmektedirler.” Diye konuştu. “YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR” Yem fiyatlarındaki artışın da TÜİK verileri için düşük kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvan yemindeki artış ise %37.7 olarak gösteriliyor. Süt yemi, arpa, yonca, saman, silaj, pamuk tohumu küspesi, soya gibi yem fiyatlarının artışı dikkate alındığında yemdeki bu artış da düşük bir rakamı ifade ediyor,” diye konuştu. “PESTİSİT KULLANIMI BAZI BÖLGELERDE DÜNYA ORTALAMASININ ÇOK ÜSTÜNDE” Tarım ilaçları konusunda da değerlendirmelerde bulunan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ortalama verilerin yanıltıcı olduğunu belirterek, “Örneğin tarım ilaçlarında pestisit kullanımında dünya ortalaması hektara 2.6 kg. Ülkemizde ise bakanlık bu verileri hektara 2.1 kilogram olarak açıklıyor. Rakam olarak söylenen doğru ama bir de işin öbür boyutu var. Ülkemizde 10 tane üretimi yüksek illeri aldığımızda bu veri 6.7–7 kilograma çıkıyor,” Akdeniz'de, Çukurova'da özellikle sebze üretimi yapılan bölgeleri dikkate aldığımızda bu kez hektara 9 kilo 9,5 kiloya kadar çıktığını görüyoruz. Yani dünya ortalaması 2.6'nın altında görünüp 2.3 kilogram hektara tarım zehir Türkiye'de kullanılıyor dersek genel ortalamaya doğru yansıtıyor. Ama üretim bölgelerini değerlendirmeye alırsak bu kere 9,5 kiloya hektara da çıkıyor ki bu dünya ortalamasının çok çok üzerinde.” “GÜBRE FİYATLARI KATLANDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışın da düşük gösterildiğini ifade ederek, “Gübre ve toprak gelişiminde de %38.36'lık bir oran var ki bu oranın da çok çok üzerinde gübre fiyatları arttı. Üre gübre İran'da savaşın etkisiyle 30.000 Tl rakamını geçti ton fiyatı. DAP gübre 40.000'e Tl dayandı. Bu rakamları göz önünde bulundurursak gübrenin ihtiyaç olduğu dönemde kullanılanlar esas alınırsa bu oranın çok yüksek olduğu görülür,” şeklinde konuştu. “HAYVAN VARLIĞI ARTIŞI GERÇEKÇİ DEĞİL” Hayvancılık verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, açıklanan artışların sahadaki verilerle örtüşmediğini belirtti: “TÜİK'e Tarım ve Orman Bakanlığı büyükbaş hayvan verilerini ilettiğinde 2025 yılı için %4.3 oranında büyükbaş hayvan varlığımız arttığı görülüyor. 17.709.000 baş olarak da bu varlık açıklanıyor. Küçükbaşta da %5.4 oranında artışla 57.874.000 baş küçükbaş hayvanımız olduğu görülüyor.2025 yılında şap hastalığından dolayı rakamları bakanlık vermese de alanda yaptığımız gözlemlere göre 2 milyona yakın hayvan ya telef. Ya şartlı kesime gitti. Bunun yanı sıra Kurban Bayramında 1 milyona yakın büyükbaş hayvan kesildi. 2 milyona yakın da her yıl et tüketiminde hayvan kesiliyor. Bu durumda %4'lük artış çok iddialı bir rakam,” dedi. “TÜRKİYE KIRMIZI ETTE YÜZDE 93 YETERLİLİKTE AMA İTHALAT SÜRÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırmızı et verilerini de değerlendirdi. Gürer, “Bakanlığa yazılı soru önergesi verdim. Bakanlık yanıtında Türkiye'nin et arzında %93'lük bir yeterliliği olduğunu belirtiyor. Kırmızı et arzında kendi kendine yeterince oranımız %93 oldukça yüksek bir seviyedir diyor. Yani %93'ü yüksek bir seviye olarak belirtiyor ve ithalat için %7'lik bir açığımız var diyor,”dedi ve buna rağmen ithalatın sürdüğünü de belirtti. “ÇİFTÇİ İCRALIK HALE GELDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin borç yüküne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde üretilen ürünler bağlamında yaşanan sorunlar çiftçiyi icralık ediyor. Çünkü çiftçi para kazanamıyor. Nisan ayında 6393 tarla, 64 traktör, 29 tarım makinesi icra yoluyla satışa çıkması çiftçinin yaşadığı enflasyonun esas somut göstergesi bunlar.” Gürer, çiftçilerin borç yükünün arttığını da ifade ederek, “1 trilyon 400 milyar bankalar ve finans kuruluşlarına kredi borcu olan çiftçi, piyasaya olan borçlarıyla 1 trilyon 500 milyar gibi cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmasını yaşıyor,” diye konuştu. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIYOR” Açıklanan verilerin alım fiyatlarını da belirlenmesini etkilediğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Girdiyi düşük gösterdiğiniz zaman alım fiyatları da ona göre düşük açıklanıyor. Çünkü kriter olarak TÜİK'in tarımsal girdilerle ilgili maliyetleri öne çıkıyor. Onun üzerinden alım fiyatı yapıldığında çiftçi gerçek bir alım fiyatı değerlendirmesiyle karşılaşılmıyor,” dedi. “Alım fiyatı taban fiyatı olmadığı için tüccar da çiftçinin borcunu dikkate alarak onu tarlasında, bahçesinde boğuyor. TMO ayağa gitmiyor. Tüccar gidiyor. Borçlu olan çiftçi de ürününü başa baş noktasında ya da altında fiyatta tüccara satmak zorunda kalıyor,” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hesaplamaların önemine ve bölgesel olarak değerlendirilmesinin önemine değinerek, “Mayıs ayında Çukurova'da buğday hasadı başlayacak. Kuru tarımda 140 kilo alınırken sulu tarımda 600 kiloya kadar buğday alınabiliyor. Bu farklılık dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar doğru sonuç vermez,” şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR” CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunlarla ilgili düzenlediği basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Yalnızca tarımsal üretim girdi maliyetleri üzerinden genele bakarsak çiftçinin yaşadığı sorunlar artar. Düşük alım fiyatı topraktan çiftçiyi uzaklaştırır. 2 milyon 300 bin civarında çiftçimiz kalmışken yapılması gereken çiftçinin gerçek maliyeti üzerine hesaplama yapmaktır. TÜİK verileri kıstas alınarak değil çiftçinin gerçek maliyeti üzerinden fiyatlandırma yapılması ihtiyaçtır.”

Veteriner Hekimlere Büyük Fırsat: Kırsalda Bereket Projesi Başvuruları Başladı! Haber

Veteriner Hekimlere Büyük Fırsat: Kırsalda Bereket Projesi Başvuruları Başladı!

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirdiği "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" için geri sayım başladı. Kars Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, projenin veteriner hekimler için taşıdığı önceliğe dikkat çekerek meslektaşlarına çağrıda bulundu. ​Son Gün 30 Nisan: Küçükbaş Hayvancılıkta Yeni Dönem ​Ülkedeki küçükbaş hayvan varlığını artırmayı ve kırsal üretimi güçlendirmeyi hedefleyen Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi başvuruları 1 Nisan 2026 itibarıyla açıldı. Üreticiler ve genç girişimciler için büyük bir kapı aralayan projede son başvuru tarihi 30 Nisan 2026 mesai bitimi olarak açıklandı. ​Veteriner Hekimler ve Gençler Öncelikli Sırada ​Türkiye’de kırsal nüfus yaş ortalamasının 58’e yükselmesiyle birlikte Bakanlık, üretimde nitelikli iş gücünü artırmak için özel şartlar getirdi. Proje kapsamında değerlendirmelerde şu gruplara öncelik tanınacak: ​Veteriner Hekimler (Mesleki uzmanlıkları nedeniyle stratejik öncelik sahibi) ​Kadın Üreticiler​ 40 Yaş Altı Erkek Girişimciler​ TİGEM Destekli Hayvan Temini ​Hak sahibi olan üreticilere küçükbaş hayvanlar, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) aracılığıyla temin edilecek. Proje, sadece bir hayvan desteği değil, aynı zamanda kırmızı et arzının sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği açısından da milli bir hamle niteliği taşıyor. ​Başkan Ercan Ödül: "Mesleki Gelecek İçin Büyük Bir İmkân" ​Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Başkan Ercan Ödül, meslektaşlarına şu sözlerle seslendi: ​"Özellikle iş arayan ve mesleki geleceği konusunda kaygı duyan veteriner hekimlerimizi bu projeye dahil olmaya davet ediyoruz. Geniş mera varlığımız ve coğrafi yapımız küçükbaş hayvancılık için biçilmiş kaftan. Bu proje, veteriner hekimlerin üretimde aktif rol alması için eşsiz bir fırsattır." ​Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır? ​Proje kapsamında destekten yararlanmak isteyen veteriner hekimler ve üreticiler, başvurularını bağlı bulundukları İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri üzerinden gerçekleştirebilecek.

Kastamonu Hayvancılığın Üssü Oluyor: Devrekani’ye 784 Milyon TL’lik Dev Yatırım! Haber

Kastamonu Hayvancılığın Üssü Oluyor: Devrekani’ye 784 Milyon TL’lik Dev Yatırım!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu Devrekani Besi Organize Tarım Bölgesi (OTB) projesinde sona yaklaşıldığını duyurdu. 784 milyon liralık yatırımla hayata geçen dev proje, tamamlandığında yıllık 8 bin 500 ton et üretimi gerçekleştirecek. ​Türkiye’nin tarım ve hayvancılık vizyonunda stratejik bir yere sahip olan Kastamonu, modern altyapı ve ileri teknoloji ile donatılan Besi Organize Tarım Bölgesi ile sektöre yön vermeye hazırlanıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devrekani’deki çalışmaların %92 seviyesine ulaştığını belirterek projenin bölge ekonomisine can suyu olacağını vurguladı. ​Altyapı Çalışmalarında %92 Seviyesine Ulaşıldı ​Kastamonu’nun bereketli topraklarını yüksek teknolojiyle buluşturan Devrekani Besi OTB projesi, kısa süre içinde yatırımcıların hizmetine açılacak. Bakan Yumaklı, altyapı inşaatının büyük ölçüde tamamlandığını ifade ederek, "Gıda arz güvenliğimizi teknoloji ve modern altyapı ile inşa ediyoruz" dedi. ​19 Bin Baş Kapasite ve Dev İstihdam Hamlesi ​Proje, sadece üretim rakamlarıyla değil, bölge halkına sağlayacağı iş olanaklarıyla da dikkat çekiyor. Tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde Devrekani Besi OTB’nin yaratacağı ekonomik etki şu şekilde öngörülüyor: ​Hayvan Kapasitesi: 19 bin 100 baş canlı hayvan kapasitesi. ​Et Üretimi: Yıllık ortalama 8 bin 500 ton kaliteli et üretimi. ​İstihdam: Bölgedeki 1.500 kişiye doğrudan iş imkanı. ​Yatırım Tutarı: Toplamda 784 milyon liralık dev bütçe. ​"Gıda Arz Güvenliğinin Teminatı: Teknoloji" ​Bakan İbrahim Yumaklı, projenin Türkiye'nin hayvancılık stratejisindeki önemine değinerek, "Kastamonu'nun bereketli toprakları, hayvancılığın merkezlerinden biri haline geliyor. Üretim gücümüzü artırırken modern altyapı sayesinde sürdürülebilir bir model oluşturuyoruz" açıklamasında bulundu. ​Modern teknolojiyle donatılan tesislerde, atık yönetimi ve hayvan sağlığı standartları en üst düzeyde tutularak çevre dostu bir üretim planlanıyor. Projenin hayata geçmesiyle birlikte Kastamonu, Türkiye'nin kırmızı et tedarik zincirinde kilit bir rol üstlenecek.

100 Küçükbaş Hayvan ve Nakdi Destek Paketi Başladı! Haber

100 Küçükbaş Hayvan ve Nakdi Destek Paketi Başladı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılıkta yerli üretimi güçlendirecek “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi” başvurularının başladığını duyurdu. Proje kapsamında üreticilere hem 100 adet damızlık küçükbaş hayvan temin edilecek hem de bakım giderleri için nakdi destek ödemesi yapılacak. ​Küçükbaş Hayvancılıkta Yeni Dönem: 150 Bin Hayvan Dağıtılacak ​Bakan Yumaklı, 2026-2028 yıllarını kapsayan 3 yıllık program dahilinde toplam 150 bin küçükbaş hayvanın uygun şartlarda üreticilerle buluşturulacağını açıkladı. Projenin temel amacı; anaç hayvan sayısını artırarak kırmızı et arzında sürdürülebilirliği ve yeterliliği sağlamak olarak belirlendi. ​Destek Paketinde Neler Var? ​Proje kapsamında hak sahibi olan yetiştiricilere sunulacak imkanlar şunlar: ​Hayvan Temini: 95 baş dişi ve 5 baş erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan, TİGEM aracılığıyla uygun şartlarda teslim edilecek.​Bakım ve Besleme Desteği: Hayvan tesliminden sonra 12 ay boyunca bakım giderleri karşılanacak. Her 3 ayda bir 45 bin TL olmak üzere, toplamda nakdi destek hesaplara yatırılacak.​Ücretsiz Sigorta: Teslim edilen hayvanların ilk bir yıllık TARSİM sigortası Bakanlık tarafından ödenecek.​Düşük Faizli Kredi: Hayvan bedelleri için Ziraat Bankası’nın avantajlı kredilerinden yararlanılabilecek.​Kimler Başvurabilir? Öncelik Gençlerin ve Kadınların ​Kırsalda istihdamı artırmayı hedefleyen projede belirli gruplara öncelik tanınacak. Bakan Yumaklı, özellikle şu grupları başvuruya davet etti: ​Genç ve Kadın Üreticiler: Üretimin merkezinde yer alan kadınlar ve gençler.​Yeni Mezunlar: Veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliği bölümlerinden mezun olan gençler.​Özel Gruplar: Engelliler, şehit yakınları, gaziler ve birinci derece tarımsal örgüt üyeleri.​Başvurular Ne Zaman ve Nereye Yapılacak? ​Projeden yararlanmak isteyen yetiştiriciler için takvim belli oldu: ​Başvuru Tarihleri: 1 - 30 Nisan 2026​Başvuru Yeri: İşletmenin bulunduğu il veya ilçe tarım ve orman müdürlükleri.​Teslimat: Puanlama sistemine göre belirlenecek hak sahiplerine hayvan teslimatları 2026 yılının ikinci yarısından itibaren başlayacak. ​Bakan Yumaklı’nın Mesajı: "Gençlerimiz doğdukları topraklarda kendi işlerini kuracak, üretime ve istihdama güç katacak. Tüm üreticilerimizi bu tarihi projeye başvurmaya davet ediyorum."

Amasya Suluova, Türkiye’nin Modern Hayvancılık Üssü Oluyor! Haber

Amasya Suluova, Türkiye’nin Modern Hayvancılık Üssü Oluyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Amasya Suluova Besi Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) Türkiye’nin kırmızı et üretimine ve bölgesel istihdamına sunduğu dev katkıyı açıkladı. Bakan Yumaklı, projenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. ​15 Bin 650 Büyükbaş Kapasitesi ve Dev İstihdam ​Bakan Yumaklı, Amasya Suluova Besi OTB'nin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle birlikte 15 bin 650 büyükbaş hayvan varlığına ulaşıldığını belirtti. Üretim odaklı bu dev projenin sadece hayvancılığa değil, bölge insanına da iş kapısı olduğunu ifade eden Yumaklı, toplamda 1500 kişiye istihdam sağlandığını müjdeledi. ​200 Milyon Liralık Yatırım ve %80 Hibe Desteği ​"Türkiye Yüzyılı" vizyonu kapsamında modern hayvancılık tekniklerinin önceliklendirildiğini kaydeden Bakan Yumaklı, projenin finansal detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: ​"Amasya Suluova Besi OTB, 200 milyon liralık dev bir altyapı yatırımı ve %80 gibi yüksek bir hibe oranıyla güçlendirildi. 152,5 hektarlık dev bir alanda kurulan bu tam entegre sistem, ülkemizin hayvancılıkta modernizasyon hedeflerinin en somut örneğidir." ​Projenin Ekonomiye Sağladığı Avantajlar ​Suluova Besi Organize Tarım Bölgesi, sunduğu imkanlarla hem yerel ekonomiyi hem de ulusal gıda güvenliğini destekliyor: ​Tam Entegre Sistem: Üretimden paketlemeye kadar modern ve hijyenik süreçler. ​Bölgesel Kalkınma: 1500 kişilik yeni iş alanı ile göçün önlenmesi ve yerel ticaretin canlanması. ​Gıda Arz Güvenliği: Kırmızı et üretiminde sürdürülebilirlik ve verimlilik artışı. ​Üreticiye Destek: Yüksek hibe oranları ile girişimcinin üzerindeki maliyet yükünün azaltılması. ​"Üreticimizin Yanında Olmaya Devam Ediyoruz" ​Yüksek verimlilik odaklı projelerin devam edeceğini belirten Bakan Yumaklı, "Modern hayvancılık teknikleri ile ülkemizin gıda arz güvenliğini pekiştirirken, her daim üreticimizin yanında olmaya ve yerli üretimi desteklemeye kararlılıkla devam ediyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.