Hava Durumu

#Kırsal Refah

Kırsal Haber - Kırsal Refah haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırsal Refah haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada Haber

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada

İzmir Ticaret Borsası Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı 15 Mayıs Cuma günü Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’in başkanlığında, Yönetim Kurulu ve Meclis üyelerinin katılımı ile çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Mayıs Ayı Meclisi’nde gündem; küresel ekonomide belirsizlikler, enerji piyasalarındaki gelişmelerin tarım sektörüne etkileri, yeşil mutabakat, iklim değişikliğinin üretime etkisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”, tarımsal üretim maliyetleri ve sürdürülebilirlik, Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’nun çıktıları ve dijital dönüşüm ile Borsamız çalışmaları ilgili güncel gelişmeler hakkındaki bilgilendirmeler oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız, Kurban Bayramı tatilleri, Borsa toplantı ve etkinlik programlarının yoğunluğu nedeniyle, bu ay özelinde Meclis toplantısını çevrim içi gerçekleştirmek durumunda kaldıklarını ifade ederek söze başladı. Küresel piyasalarda aylardır devam eden belirsizlik ortamının artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkarak, kalıcı ekonomik risklere dönüşmeye başladığına dikkati çeken Tuncer, “Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan bir krizin, ertesi gün tarlamızdaki maliyete, marketteki etikete ve vatandaşın mutfak harcamasına doğrudan yansıdığını hepimiz net bir şekilde görebiliyoruz. Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’na göre; küresel enerji fiyatlarının 2026 yılında yüzde 24 artarak Ukrayna Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların da dünya deniz yolu ham petrol ticaretinin yüzde 35’ini etkilediği belirtilmektedir. Uluslararası piyasalarda oluşan temel beklenti; enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağı, navlun maliyetlerinin artacağı ve tedarik zincirlerinde yeni kırılmaların yaşanabileceği yönündedir.” dedi. Bu gibi durumlar nedeniyle özellikle tarımsal üretim açısından işlerin giderek zorlaştığını, küresel gübre fiyatlarında bu yıl yüzde 31’e varan artış beklenirken, üre fiyatlarındaki yükselişin yüzde 60 seviyelerine ulaşabileceğinin ön görüldüğüne de değinen Tuncer, “Yani gördüğünüz gibi Hürmüz’de yaşanan bir gerilim, sadece petrol şirketlerini ilgilendirmiyor. Üreticimizi, sanayicimizi, ihracatçımızı ve en önemlisi vatandaşımızın cebini doğrudan etkiliyor. Eskiden üretici “Bu yıl ne kadar kazanırım?” diye hesap yapardı. Bugün ise “Maliyetleri nasıl karşılayacağım?” diye düşünüyor. Bu durum ne yazık ki üreticilerimizin motivasyonunu zayıflatmaktadır. Bugün üretimden vazgeçilen her bir dönüm arazi, ne yazık ki yarın daha yüksek gıda enflasyonu, daha fazla ithalat baskısı ve daha kırılgan bir ekonomi olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak biliyoruz ki üretimden vazgeçmeyen toplumlar, zor dönemlerden güçlenerek çıkmayı başarırlar. Bu nedenle; bugün hepimize düşen görev, belirsizliklerin büyüttüğü kaygılara teslim olmak değil; üretimi, yatırımı ve dayanışmayı koruyarak ülkemizin ekonomik direncini daha da güçlendirmektir.” diye konuştu. Yönetim Kurulu adına konuşma gerçekleştiren Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz ise “Küresel belirsizliklerin ve Türkiye ekonomisindeki kritik ‘dengelenme’ sürecinin ortasında olduğumuz günlerdeyiz. Küresel ekonomi, bir yanda Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskısı, diğer yanda ise teknolojinin devrimsel hızıyla şekilleniyor. IMF’nin son tahminleri, küresel büyümenin yüzde 3,1 seviyelerine gerilediği bir sürece işaret ediyor.” dedi. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti ile Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikalarının, küresel ticarette korumacı yaklaşımların arttığını çok net bir şekilde ortaya koyduğuna değinen Ercan Korkmaz, “Bu noktada, Trump’ın tarihi Çin ziyaretinin sonuçlarını çok dikkatle izlememiz gerekiyor. Çünkü Çin, Türkiye’nin rekabet gücünü, pek çok başka etkenle birlikte ciddi şekilde aşındırmaya devam ediyor. Böyle bir iklimde yeşil mutabakat ve yapay zekanın artık bir tercih değil, küresel tedarik zincirinde kalıcı olabilmenin ön koşulu olduğunu kabul etmemiz şart.” diye konuştu. Kırsalda refahın artırılmasının, bugün artık yalnızca sosyal politika başlığı değil; doğrudan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve ülke ekonomisinin dayanıklılığı ile ilgili stratejik bir konu olduğuna değinen Korkmaz, “Tarımı ayakta tutan temel unsur yalnızca toprak, su veya teknoloji değildir. Asıl belirleyici unsur kırsalda yaşamını sürdüren insanın ekonomik ve sosyal olarak üretime devam edebilmesidir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte açıkladığı, yaklaşık 400 bin üreticiye ulaşılması ve 250 bin kişilik yeni istihdam oluşturulması hedeflenen “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”ni çok kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isterim.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin güncel gelişmeler ve durum tespitlerini katılımcılarla paylaşarak karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır'' Haber

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl tarımsal sulamayla ilgili bir problem olmayacağını belirterek, "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim." dedi. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Danışma Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da katılımıyla bir otelde yapıldı. Burada konuşan Yumaklı, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi. İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur." diye konuştu. Bakan Yumaklı, Türkiye'de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75'lerin üzerine çıktığını söyledi. "Tmo 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hazır" Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti: "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik." Yumaklı, ziraat odalarıyla iş birliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı. İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21'e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi. Bakan Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri "danışmanlık hizmetleri" ile ziraat odalarında görev yapan 600'ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi. "ALGI OPERASYONLARININ ÜRETİCİLERİMİZİN MORALİNİ BOZMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi"nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti: "Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, 'tarım bitti' diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gıda Arz Güvenliği Sorunumuz Yoktur'' Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gıda Arz Güvenliği Sorunumuz Yoktur''

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı'na katıldı. Üretim ve bereketin havasını soludukları buluşmayı düzenleyen Tarım ve Orman Bakanlığına yürekten teşekkürlerini ileten Erdoğan, salondaki çiftçilerin şahsında 81 ilde toprağını alın teriyle sulayan, mahsulünü emeğiyle harmanlayan, üretimiyle Türkiye'nin gücüne güç, sofrasına bereket katan tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Günü'nü tebrik etti. "Bugün Türkiye'de tarım ve hayvancılık ayaktaysa, üretim ve ihracat her sene yeni rekorlar kırıyorsa, bunda sizin alın teriniz var" diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Türkiye'de toprak ve su kaynaklarımız, ormanlarımız en verimli surette korunuyorsa, bunda sizin dikkatinizin etkisi var. Soframıza gelen her üründe sizlerin halis niyeti, tertemiz emeği, samimi gayreti var. Aynı şekilde Türkiye'de vesayet zincirleri kırıldıysa, demokrasimiz daha da güçlü bir yapıya kavuştuysa bunda sizlerin hayır duası ve desteği var. Millî Mücadele'nin zaferle taçlanmasında, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var. 15 Temmuz gecesi traktör lastiklerini ateşe veren, sokaklara, caddelere, meydanlara akın eden, milli iradeyi canı pahasına müdafaa eden tüm çiftçilerimize bugün bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun. Yokluğunuzu bu ülkeye, bu millete, bu ümmete göstermesin." "AMBARIN ANAHTARI KİMDEYSE GÜÇ ONDADIR" Geçen yıl doğrudan destek, kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları ve ihracat destekleri dahil tarıma toplam 706 milyar lira destek verdiklerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu yıl için bu rakamı tam 939 milyar liraya çıkardık. Şu gerçeği artık herkes kabul ediyor. Su stresi ve iklim krizinin yanı sıra son dönemde patlak veren salgın, sıcak savaş ve çatışmalar da gıda arz güvenliğinin önemini tescillemiştir. Son dönemde 'gıda milliyetçiliği' denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık. 'Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır' diyerek planlamamızı bu gerçeklere göre yaptık. Bir taraftan dengeli dış politikamızla etrafımızı saran ateş çemberinden ülkemizi ve milletimizi korurken, diğer taraftan 86 milyon vatandaşımızın gıda emniyetini sorunsuz şekilde sağlamayı başardık. İran'ı ve Körfez'deki kardeş ülkeleri derinden sarsan çatışmaların, tarımsal üretimimizi etkilememesi için ilk günden beri teyakkuz halindeyiz. Tarımda, gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık, gübre stoklarımız yeterli seviyededir." Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunun olmadığını ifade eden Erdoğan, gübrede ise artık güzlük ekilişler için hazırlıkları yaptıklarını söyledi. Cennet vatanda şu anda 206 çeşit tarım mahsulünün yetiştiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Bakınız şu rakamları biz değil uluslararası kuruluş söylüyor, sebze üretiminde dünyada 3'üncü, meyvede 4'üncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk 3'teyiz. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde, yumurtada aynı şekilde dünyada ve Avrupa'da ilk sıralardayız. Bal üretiminde Avrupa'da lider, su ürünleri yetiştiriciliğinde ikinci sıradayız. Tohumculukta dünyada ilk 10 ülke arasındayız. Dünyanın tam 117 ülkesine tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Çok şükür, bu yılın başından itibaren yağışlar iyi seyrediyor. Barajlarımız doluyor, sulama konusunda da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor. Zirai don ve kuraklık hadiseleri sebebiyle bir önceki sene düşüş yaşayan bitkisel üretimimiz bu yıl inşallah yeniden yükselişe geçecek. Hububat gibi stratejik ürünler başta olmak üzere birçok üründe inşallah bu yıl çok bereketli bir yıl olacak." "BÜYÜKBAŞ DESTEK PROGRAMIMIZ MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kırsal kalkınmanın sadece tarımın değil kalkınma politikalarının da temelini teşkil ettiğini dile getirdi. Bu alandaki önceliklerinin bilhassa gençler ve kadınların kırsal kalkınmanın ana aktörü haline gelmesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Amaç, özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almalarını sağlamak, üzerinde özellikle durduğumuz hedeflerdir. Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek ve Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projelerimiz, üreticilerimiz nezdinde büyük rağbet gördü. Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği bir yıllık bakım ve besleme giderleriyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığı bu destek programlarını sürekli hale getireceğiz. Büyükbaş destek programımız meyvelerini vermeye başladı. Hamdolsun buzağılar doğuyor, sürüler büyüyor, üretim güçleniyor. Küçükbaş destek programımızda ise başvurular tamamlandı. Hak sahiplerine ilk hayvan teslimatını önümüzdeki ay yapacağız. Diğer yandan Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı'na ayırdığımız tam 10 milyar liralık bütçenin de yüzde 20'sini yine gençlere ve kadınlara, yüzde 30'unu da aile işletmelerimize tahsis ettik. Bu sene hem hibe desteği oranımızı hem de destek alacak proje limit tutarını artırdık. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile 70'i arasındaki kısmını hibe edeceğiz. Başvurular 12 Haziran'a kadar devam edecek." Erdoğan, gençleri, hanım üreticileri, tarımla iştigal eden tüm vatandaşları bu avantajlı programdan faydalanmaya davet etti. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımda hangi ürünün nerede ekileceğini belirledikleri devrim niteliğindeki üretim planlamasında 2 yılı geride bıraktıklarını söyledi. Hayvancılıkta da besi, süt ve kanatlı üretim bölgelerini tespit ederek buralara yapılacak yatırımlara ekstra teşvikler sağladıklarını anlatan Erdoğan, "Başta üretim planlaması olmak üzere hayata geçirdiğimiz uygulamalar sayesinde hamdolsun halihazırda gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur. Ancak hem bu çalışmaların sürdürülmesi hem de gelecekte gıda sorunu yaşanmaması için yeni düzenlemeleri ve destek mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz." dedi. TÜRKİYE TARIM GIDA SEKTÖRÜNÜN İSTİHDAM VE KIRSAL REFAH İÇİN DÖNÜŞÜM PROJESİ Kırsal kalkınmada yeni bir hamle olarak gördükleri projeyi milletle paylaşmak istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımda planlamanın ikinci safhasına geçtiklerini aktardı. Bu yeni aşamada artık tarımsal yatırımları da planlayacaklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: Tarım sektörünün ana damarı olan siz kıymetli çiftçilerimizin emeğinin zayi olmayacağı, pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi inşallah hayata geçiriyoruz. Bakanlığımız aracılığıyla, Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla uygulanacak, Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'ni bu yıl içinde başlatıyoruz. Projeyle, tarım ve gıda alanına yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Yatırım tutarının yüzde 80'ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi destekleri sağlayacağız. İşletmelerimize 24 ay geri ödemesiz 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sağlayacağız. Bu finansman desteği, tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin ilk 750 milyon dolarını 2026 yılı içinde girişimcilerimizin kullanımına açıyoruz. Yine bu proje kapsamında Kredi Garanti Fonu'nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız. Böylece 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturacak 250 bin vatandaşımıza yeni istihdam imkânı getireceğiz. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesinin çiftçilerimize, üreticilerimize ve Türk tarımına hayırlı olmasını diliyorum." Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da programda bir konuşma yaptı. Tarımın ne kadar stratejik bir alan olduğunu tüm dünyanın artık çok daha net gördüğüne işaret eden Yumaklı, "Savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizleri, bir kez daha göstermiştir ki ülkelerin en büyük gücü üretim kabiliyetidir. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz." diye konuştu. Yumaklı, bereketin sadece toprağa düşen yağmurla değil, doğru planlamayla, güçlü desteklerle ve sürdürülebilir üretimle mümkün olduğunu bildirdi. Bu anlayışla, üretim planlamasını 2 yıldır kararlılıkla uyguladıklarını dile getiren Yumaklı, hangi ürünün nerede ve hangi imkanlarla üretileceğini daha öngörülebilir bir hale getirdiklerini ifade etti. "KAZANIMLARIN ARTACAĞINA İNANCIMIZ TAM" Bakan Yumaklı, bu uygulamayla, suyu koruyan, verimliliği artıran, üreticiyi güçlendiren yeni bir üretim modeli inşa ettiklerini belirterek şunları kaydetti: "Planlamanın olumlu sonuçlarını almaya başladık. Önümüzdeki günlerde bu kazanımların çok daha artacağına inancımız tamdır. Bakanlık olarak mesai arkadaşlarımla birlikte çiftçilerin derdiyle hemhal olmayı, yüklerini hafifletmeyi ve emeklerinin bereketini artırmayı en büyük sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Çünkü çiftçimizin kazandığı yerde Türkiye kazanır, çiftçimizin güçlendiği yerde Türkiye güçlenir. Çiftçimizin bereketi arttıkça, milletimizin geleceği daha da parlar. Çiftçilerimizin emeğini akıl ve alın teriyle buluşturarak, Türkiye Yüzyılı'nı 'bereketin yüzyılı' yapmaya söz verdik. Bu hedef uğruna gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.