Hava Durumu

#Meteoroloji

Kırsal Haber - Meteoroloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meteoroloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru Haber

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru

Sakarya genelinde etkisini artıran tarihi sağanak yağış sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi AKOM’da "Acil" koduyla teyakkuza geçti. Metrekareye 150 kilograma kadar düşen rekor yağışa karşı 225 araç ve 560 personel sahada kesintisiz mücadele veriyor. Sakarya’da yaklaşık 30 saattir aralıksız devam eden kuvvetli sağanak yağış, kentte son 27 yılın yağış rekorunu kırdı. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ve Genel Sekreter Fikret Bayhan başkanlığında Afet Koordinasyon Merkezi'nde (AKOM) kurulan kriz masası, ilçe ilçe durum değerlendirmesi yaparak acil müdahale eylem planını devreye soktu. İlçelerde Yağış Miktarı Afet Boyutuna Ulaştı Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şehir genelinde metrekareye düşen yağış miktarı afet seviyesine ulaştı. İlçelerde kaydedilen metrekare başı yağış miktarları şu şekilde gerçekleşti: Ferizli: 150 kg Karapürçek: 144 kg Adapazarı: 133 kg Akyazı: 129 kg Hendek: 126 kg DSİ ve SASKİ ekipleri, su baskınları ve taşkın riskine karşı kritik noktalarda ve dere yataklarında tahliye çalışmalarını sürdürüyor. Başkan Yusuf Alemdar: “En Son Bu Tabloyu 1999 Yılında Görmüştük” AKOM'da süreci anlık olarak takip eden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, son 24 saatte yaşanan durumu şu sözlerle özetledi: "Son 24 saatte 27 yılın yağışı düştü. En son bu rakamları 1999 yılında görmüştük. Çok ciddi bir afetle karşı karşıyayız. Temel amacımız can ve mal kaybı yaşanmadan bu süreci en az hasarla atlatabilmektir. SASKİ, İtfaiye, Yol Bakım ve DSİ ekiplerimizle birlikte 560 personel ve 225 araçla 30 saattir sahadayız. Yağışların devam etme riskine karşı teyakkuz halimiz sürecek." "225 Araç ve 560 Personelle Sahadayız" Toplantıda ilçe bazlı kriz raporlarını inceleyen Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fikret Bayhan, altyapı hatlarının doyma noktasına geldiğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: "Son 10 yılda görülmemiş yoğunlukta bir yağışla karşı karşıyayız. Şehrimizin dört bir yanında oluşabilecek olumsuzluklara anında müdahale ediyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için tüm birimlerimiz koordineli şekilde çalışıyor. Gece boyunca nöbetimiz devam edecek." Yetkililerden Taşkın Uyarısı SASKİ tarafından yapılan açıklamada, özellikle dere yatakları çevresinde yaşayan vatandaşların taşkın riskine karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Ekipler, gelen ihbarlar doğrultusunda su tahliye, mazgal temizliği ve sel önleme çalışmalarına 48 saattir ara vermeden devam ediyor.

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı Haber

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerini paylaştı. Bakan Kurum, “İklim değişikliği geleceğin değil, bugünün meselesi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’müzün paylaştığı 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerine göre; 2024 Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılı, 2025 ise 1964’ten bu yana en kurak yılı oldu. İklim değişikliği ile mücadele bugün artık bir zorunluluk. İklime dirençli bir Türkiye hedefiyle çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün farklı uluslararası kuruluşların ölçüm verileriyle ilgili analiz raporuna göre, 2016–2025 dönemi, küresel ölçekte en sıcak 10 yıllık dönemi oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) değerlendirmelerine göre 2015–2025 arasındaki 11 yılın tamamı, kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olarak kayıtlara geçti. 2023’te belirgin sıcaklık sıçraması kaydedilirken, 2024 yılı, 15,1 °C'lik ortalama sıcaklıkla küresel ölçekte kaydedilen en sıcak yıl oldu. 2025 ise Copernicus/ECMWF ve NOAA veri setlerinde 3. en sıcak yıl olarak sınıflandırıldı. 2025 yılında küresel okyanus ısı içeriği (Ocean Heat Content - OHC), modern gözlem tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kırdı. TÜRKİYE 2024’TE 15,6 °C ORTALAMA SICAKLIK İLE REKOR KIRDI Türkiye’de de sıcaklık artışı küresel eğilimle uyumlu seyrederek son 10 yılda çok sayıda yüksek sıcaklık rekoru kaydedildi. 2023’te 15,1 °C olan Türkiye ortalama sıcaklığı MGM değerlerine göre 1991–2020 normalinin yaklaşık 1,2 °C üzerinde seyretti ve 2023 Türkiye’nin ‘3. en sıcak yıl’ oldu. 2024 ise 15,6 °C ortalama sıcaklık ile Türkiye'nin ‘kayıtlardaki en sıcak yılı’ oldu. Ülkemizde, 2016-2025 yıları sıcaklık ortalaması 14,9 °C olarak gerçekleşti. 2025, 1964’TEN BU YANA EN KURAK YIL OLDU Türkiye’de Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ile özellikle 2025 yılı öne çıktı. WMO ve Copernicus/ECMWF değerlendirmelerinde 2025, Türkiye’nin 1964’ten bu yana en kurak yılı olarak kaydedildi. 2025’te yıllık yağışlar normalin yüzde 27,6 altında gerçekleşti, Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde yağış açığı yüzde 60'ın üzerine çıktı. MGM analizinde aynı yıl Türkiye'de yüksek sıcaklık koşulları yaşandığına dikkat çekilerek ulusal maksimum sıcaklığın 25 Temmuz’da 50,5 °C ile Şırnak’ın Silopi ilçesinde raporlandığı hatırlatıldı. Ölçülen bu veriler doğrultusunda Karadeniz Bölgesi hariç Türkiye ve tüm bölgelerde 2016-2025 yılları gerçekleşen ortalama sıcaklık değerleri iyimser ve kötümser senaryo beklentilerinin de üzerinde gerçekleştiği vurgulandı. KÜRESEL İKLİM SİSTEMİNDEKİ ISINMANIN HIZI TÜRKİYE’DE DE GÜÇLÜ HİSSEDİLDİ Raporun sonuç bölümünde “2016–2025 dönemi, küresel iklim sistemindeki ısınmanın hızını ve Türkiye'deki yansımalarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye'de de sıcaklık farkları belirginleşmiş ve 2024 yeni ulusal sıcaklık rekoru olarak kayıtlara geçmiştir. Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ve özellikle 2025 öne çıkmaktadır. 2025'in 1964 sonrası en kurak yıl olarak değerlendirilmektedir” denildi.

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız'' Haber

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısında konuştu. COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli hedefini anlatan Bakan Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır” dedi. Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi’ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Bakan Kurum, “Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya” diye konuştu. Cenevre’deki Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Merkezi’nde COP31 Başkanlığı, Dünya Meteoroloji Örgütü Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verileri ışığında iklim krizinin ulaştığı boyuta dikkat çekti. “İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz” ifadesini kullanan Bakan Kurum, “Küresel iklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemini yaşıyor. Sıcaklıklar rekor seviyelerde seyrediyor, kuraklık riski yaşanıyor, bir yandan buzullar eriyor, 2026 sonu için El Nino uyarısı yapılıyor. Küresel anlamda iklim riski, artık insanların hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal’de gördük. Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesiyle tetiklenen büyük sel; yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. Bin 386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130’dan fazla insanımız hala kayıp” dedi. “TÜRKİYE’DE YAĞIŞLARDA TARİHİMİZİN EN DEĞİŞKEN SÜRECİNİ YAŞIYORUZ” Türkiye’nin yaşadığı iklim kaynaklı afetlere de vurgu yapan Bakan Kurum, “Bugün Türkiye’de de sıcaklıklar yükseliyor, yağış düzeni değişiyor ve aşırı hava olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor. Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025 yılında, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken, 2026’da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık; aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik” diye konuştu. ERKEN UYARI İÇİN NEPAL’DEKİ OKUL ÖRNEĞİ Yaşanan felaketlerin meteorolojik risklerin arkasında; evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlattığını belirten Bakan Kurum, meteorolojinin bilimsel temelli ölçüm ve uyarı sistemlerinin bu noktada hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bakan Kurum “Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız; doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı, riski doğru bilmektir” dedi. Erken uyarı konusunda bugün görüştüğü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain’in anlattığı örneği paylaşan Bakan Kurum şöyle devam etti: Nepal'deki sel öncesinde bir okul ve o okul müdürü Sayın Dawadi… Okulda 900'den fazla çocuğu dağlara çıkararak hayatını kurtardı. Yaklaşık 13 dakika sonra okul yerle bir oldu. Yani zamanla yarışarak, doğru bir tavırla, orada 900 çocuğumuzun, evladımızın kurtarılmasına vesile oldu. İşte erken uyarı sistemi, bu anlamda halkların bilinçlendirilmesi, bu eğitimin çocuklara verilmesi ne kadar önemli, ne kadar kıymetli bunu yaşayarak da görmüş olduk. “DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ’NÜN ‘HERKES İÇİN ERKEN UYARILAR GİRİŞİMİ’Nİ GÜÇLÜ BİÇİMDE DESTEKLİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak erken uyarı sistemlerini uygulama hedefi için çok önemsediklerini dile getirerek, “Biliyoruz ki meteoroloji ve iklim bilgisi afetlere hazırlıktan su yönetimine, tarımdan yine sağlığa ve dirençli şehirlerin planlamasına kadar kararların bilimsel temelidir. Bu nedenle gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek COP31 uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından bir tanesidir. Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün ‘Herkes İçin Erken Uyarı Girişimi’ni biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu. “BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFEYİ AZALTMALIYIZ” Türkiye’nin meteoroloji alanındaki çalışmalarını anlatan Bakan Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘MeteoUYARI’ sistemi ile yaklaşan tehlikeleri farklı renk kodlarıyla gösterip il ve ilçe düzeyinde uyarıları kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaştırdığını kaydetti. Erken uyarı sistemlerinin gıda güvenliği alanında da önemli katkılar sunduğunu belirten Bakan Kurum şöyle devam etti: Bir çiftçi için birkaç derecelik sıcaklık farkı, birkaç saat erken gelen yağmur, dolu veya bir gecelik don bütün bir yılın emeğini etkileyebilir. Bu yüzden hava tahmini; ekim, sulama, ilaçlama ve hasat konutlarının zamanlamasında stratejik bir hale getiren üretim aracıdır. Meteorolojik bilgiyi tarladaki üreticinin günlük kararlarına daha güçlü biçimde taşımak, aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirmektir. Çünkü, etkiye odaklanan tahmin, bilgiyi doğrudan hazırlıkla buluşturur. Doğru tahmin ve erken harekete geçme, büyük kayıpların önüne geçebilir. Erken uyarının başarısını, bilginin zamanında eyleme dönüşmesiyle ölçmeliyiz. Bilginin bu anlamda planlamaya, yatırıma ve uygulamaya yön vermesini istiyoruz. Bilimle uygulama arasındaki mesafeyi azaltmalıyız. Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya. “1,5 DERECE HEDEFİ BİZİM PUSULAMIZDIR” İklim krizi karşısında artık konuşmanın yerine eyleme geçmenin gerektiğini ifade eden Bakan Kurum, 1,5 derece hedefi doğrultusunda güçlü adımların hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etti: İklim kaynaklı hangi afeti konuşsak, karşımıza şu gerçek çıkıyor. Riskleri en aza indirmek, emisyonları daha hızlı azaltmak, uyum kapasitesini güçlendirmek ve kırılgan toplumları desteklemek zorundayız. Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Ve hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır. Bu yolda bize düşen görev de bizi güvenli iklim patikasına taşıyacak politikaları ve uygulamaları gücümüz yettiğince güçlendirmektir. “TEDAVİ UYGULAYACAKSANIZ İLK ÖNCE TEŞHİS YAPACAKSINIZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘Uygulama COP’u hedefinin altını çizen Bakan Kurum, “Tedavi uygulayacaksanız ilk önce teşhis yapacaksınız. Bunun için de başından bu yana ‘Uygulama COP'u vurgusu yapıyoruz. Antalya'da bu anlamda mevcut taahhütlerin nasıl uygulanacağını, finansman, teknoloji ve kapasite engellerinin nasıl aşılacağını konuşmak istiyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız da bunu ifade ediyor. Farklı koşulları anlamak, ortak zemini büyütmek ve bu zemini sahada sonuca dönüştürmek. Doğuyla batı arasında, yine güneyle kuzey arasında köprü vazifesi görecek, kimsenin geride bırakılmadığı o anlayışı COP31 Başkanlığı'na taşıyacak bir bakışla, anlayışla süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz” dedi. BAKAN KURUM, COP31 BAŞKANLIĞI’NIN 10 ÖNCELİKLİ ALANINI ANLATTI Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın iklim krizine karşı uygulamaya yönelik ortaya koyduğu eylem gündemi başlıkları ve 2053 hedeflerinin altını çizdi. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü’nden bahseden Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği sonrası inşa edilen dirençli şehirlere vurgu yaptı. COP31 Başkanlığı’nın eylem gündemini hayata geçirmek için 2035’e yönelik net uygulama hedeflerini de ortaya koyduğunu anlattı. “YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA TOPRAKLARINIZI KORUMANIN ANLAMI YOK” NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırdığı gibi tüm ülkelerin de iklim değişikliği ile mücadeleye kaynak ayırması gerektiğinin altını tekrar çizen Bakan Kurum, “Ülkeler bugün yaşadığımız krizler sonrası enerji güvenliği, gıda krizi risklerini önümüzdeki dönemde yaşamak istemiyorlarsa eğer her ülke her alanda kendi kendine yetmelidir. Bu iradeyi tüm liderler göstermelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok” diye konuştu. “BİLİMİ KARAR VE UYGULAMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİÇİMDE BULUŞTURACAĞIZ” Önümüzdeki hafta New York İklim Haftası programlarını, ardından Fiji Pre-COP’u, Dünya Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP31’in tematik günlerini gerçekleştireceklerini belirten Bakan Kurum, “Her aşamada bilimi karar ve uygulamayla daha güçlü biçimde buluşturacağız. Burada başlayan diyaloğun Antalya’da somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi. Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini diğer ülkelerle paylaşmaya devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, bu kapsamda 3 yıl boyunca her yıl, en az gelişmiş ülkelerden 30 teknik personele eğitim verileceğini sözlerine ekledi.

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor Haber

Meteoroloji Uyardı: 28 ve 29 Ağustos’ta Kuvvetli Yağış ve Fırtına Bekleniyor

İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 28 ve 29 Ağustos 2026 tarihli hava tahminlerini paylaşarak birçok il için kuvvetli yağış ve fırtına uyarısında bulundu. Meteoroloji’nin değerlendirmelerine göre, bazı bölgelerde sağanak yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 28 Ağustos’ta Kuvvetli Sağanak Bekleniyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre 28 Ağustos Cuma günü Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum çevrelerinde aralıklı ve yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Orta Karadeniz’de etkili olması beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların ise Samsun, Ordu ve Giresun çevreleri ile Amasya ve Tokat’ın kuzeyinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Samsun’un doğusu ile Ordu’nun batısında yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. 29 Ağustos’ta İç Anadolu ve Akdeniz İçin Uyarı 29 Ağustos Cumartesi günü İç Anadolu’nun güney ve doğusu ile Doğu Akdeniz’in iç ve yüksek kesimlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor. Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Yozgat ve Sivas çevreleri ile Konya’nın güneydoğusu, Mersin ve Adana’nın iç ve yüksek kesimlerinde yağışların yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Hatay genelinde de sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Doğu Anadolu’da Fırtına Bekleniyor Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda rüzgarın Van, Hakkari, Siirt ve Şırnak çevreleri ile Bitlis’in güney ve doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli, yer yer fırtına ve hamleli kuvvetli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Isparta, Burdur ve Denizli İçin Rüzgar Uyarısı Isparta, Burdur ve Denizli çevreleri ile Antalya ve Muğla’nın iç kesimlerinde ise kuzey yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde rüzgar bekleniyor. İçişleri Bakanlığı’ndan Tedbir Çağrısı İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarılarını paylaşarak vatandaşları olası olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı. Kuvvetli yağış ve fırtına nedeniyle ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış sırasında kuvvetli rüzgar, ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ve ulaşımda aksamalar yaşanabileceği belirtildi. Vatandaşların yetkili mercilerin uyarılarını dikkate alarak gerekli tedbirleri alması istendi.

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli? Haber

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Marmara, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgeleri için zirai don uyarısında bulundu. İşte don riskinin beklendiği iller ve dikkat edilmesi gereken tarihler... ​ANKARA – Tarım sektörü ve üreticiler için kritik bir hava tahmini raporu yayımlandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan son verilere göre; ülkemizin kuzey ve iç bölgelerinde yaşanacak ani sıcaklık düşüşlerine bağlı olarak zirai don tehlikesi kapıda. ​Zirai Don Ne Zaman Başlayacak? ​Yapılan değerlendirmelere göre zirai don riski, 8 Nisan 2026 Çarşamba (Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece) saat 00:00 itibarıyla başlayacak ve 11 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 09:00’a kadar etkisini sürdürecek. ​Don Riski Altındaki Bölgeler ve Risk Seviyeleri ​Soğuk hava dalgasının kademeli olarak doğuya doğru kayması beklenirken, bölgelere göre risk seviyeleri şu şekilde açıklandı: ​Hafif Şiddette Don: Marmara'nın güneydoğu kesimleri, İç Ege, İç Anadolu'nun kuzeyi ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde Salı gecesinden itibaren etkili olacak. ​Orta ve Kuvvetli Şiddette Don: Çarşamba gecesinden itibaren Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde don riskinin yer yer kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. ​Üretici ve Çiftçiler Dikkat: Tedbir Şart! ​Cumartesi gününe kadar devam etmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı başta çiftçiler ve üreticiler olmak üzere tüm vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor. Uzmanlar, özellikle çiçeklenme dönemindeki meyve ağaçları ve ekili alanların korunması için gerekli önlemlerin alınması konusunda uyarıyor. ​Meteoroloji yetkilileri, don tehlikesinin yaşanabileceği gece ve sabah saatlerinde yerel kaynaklı raporların yakından takip edilmesini öneriyor.

Eskişehir Ticaret Borsası'ndan "Tarım ve Su" Paneli Haber

Eskişehir Ticaret Borsası'ndan "Tarım ve Su" Paneli

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB), bölge tarımında verimliliği artırmak ve üreticileri bilimsel verilerle buluşturmak amacıyla "Tarım ve Su" başlıklı kapsamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Meclis Başkanı Hasan Öztürk’ün ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, iklim değişikliğinden modern sulama tekniklerine kadar hayati konular masaya yatırıldı. ​Bilimsel Verilerle Sürdürülebilir Tarım ​2 Nisan 2026 tarihinde Eskişehir Ticaret Borsası M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panel, sektör paydaşlarını ve üreticileri bir araya getirdi. Panelde, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkileri ve bu sürece adaptasyon yöntemleri uzman isimler tarafından detaylandırıldı. ​Uzman Panelistlerden Stratejik Sunumlar ​Tarım ve su yönetiminin tüm boyutlarıyla ele alındığı panelde, alanında uzman isimler şu başlıklar altında önemli bilgiler paylaştı: ​İklim ve Meteoroloji: Meteoroloji 3. Bölge Müdürlüğü’nden Zir. Yük. Müh. Uygar Us, "Eskişehir İklimi ve Zirai Meteoroloji" sunumuyla yerel iklim verilerini analiz etti. ​Stresle Mücadele: TMMOB ZMO Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Dr. Necmettin Bolat, tahıllarda abiyotik ve biyotik streslerle mücadele yöntemlerini aktardı. ​Doğru Gübreleme: NBC Tarım’dan Dr. Cemal Çekiç, "Tahıllarda Gübreleme" teknikleri üzerine üreticileri bilgilendirdi. ​Planlama ve Destekler: Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Nizamettin Çetiner, tarımsal üretim planlaması ve güncel desteklemeleri anlattı. ​Su Yönetimi: ESOGÜ Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Koç Mehmet Tuğrul, "Tarımda Suyun Etkin Kullanımı" konusuna vurgu yaptı. ​Finansal Çözümler: Ziraat Katılım Bankası Şube Müdürü Adnan Önder Bulut ise tarımsal ürünlerin finansmanı konusundaki olanakları sundu. ​"Üreticimizi Bilimle Desteklemeye Devam Edeceğiz" ​Eskişehir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hasan Öztürk, panelin açılışında yaptığı konuşmada, bölge tarımının kalkınması için bilimsel verinin önemine değindi. Öztürk, iklim değişikliği ve su kısıtı gibi zorluklara karşı üreticinin yanında olmaya devam edeceklerini ve bu tür bilgilendirme faaliyetlerinin sürdürülebilir tarım için kritik rol oynadığını belirtti. ​Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve bölge tarımı için hazırlanan çözüm önerilerinin paylaşılmasıyla sona erdi.

TZOB Başkanı Bayraktar'dan Dünya Meteoroloji Günü Açıklaması Haber

TZOB Başkanı Bayraktar'dan Dünya Meteoroloji Günü Açıklaması

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Meteoroloji Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Tarımsal üretimin doğaya bağımlı bir şekilde yapıldığını vurgulayan Bayraktar, “Bu nedenle her türlü aşırı doğa olayından etkileniyor” dedi. Başkan Bayraktar açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yağışların aşırı olması sel afetine, az olması ise kuraklığa sebebiyet verebiliyor. Bu yüzden tarım doğada denge istiyor. Maalesef geçtiğimiz 2025 yılında 1011 aşırı doğa olayı yaşandı ve ülkemizin doğal afetlerden had safhada etkilendiği bir yıl oldu. Şubat ve nisan aylarında meydana gelen zirai donlar meyveler üzerinde, tarımsal kuraklık ise tahıl ve baklagil üzerinde verim kayıplarına yol açtı. 2026 yılına da hızlı başladık. Yılın ilk 2 ayında Hatay’dan Çanakkale’ye kadar kıyı şeridindeki illerimizde aşırı yağışlardan (sel, hortum, su baskını) etkilenmeyen tek bir şehir kalmadı. Yaptığım ziyaretlerde bu afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkisini bizzat gördüm. Her yıl farklı bir tema ile kutlanan Dünya Meteoroloji Günü’nün teması bu yıl Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından ‘bugünü gözlemlemek, yarını korumak’ olarak belirledi. Çünkü tarım sektörü için meteoroloji yalnızca hava tahmininden ibaret değildir. Bugünün gözlenmesi ve erken tahminlerin yapılması, yarın için afetlerden az hasarla kurtulmak anlamına geliyor. Yıllar itibarıyla afetlerin sayısının ve şiddetinin arttığı hesaba katıldığında bugünün gözlenmesi gelecekte ölümlerin, ürün ve hayvan kayıplarının azaltılması demektir. Bu konuda Birliğimizin de Türk tarımına katkıları büyüktür. 2018 yılında Meteoroloji Genel Müdürlüğü’yle yaptığımız protokol çerçevesinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan erken tahmin ve uyarılar anında Ziraat Odalarımıza, oradan da çiftçilerimize SMS olarak gidiyor. Bu sayede afetlerin olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için alınabilecek önlemler zamanında alınabiliyor. Türk çiftçisi son yıllarda artan doğal afetlerden en çok zarar gören kesim oldu. Hem yaşanabilecek aşırı hava olaylarının uyarılarının yapılması hem de çiftçilerimizin ekim, gübre ve ilaç gibi tarımsal uygulamalarının takvimini ayarlayabilmesi açısından meteorolojinin önemi büyüktür. Bu vesileyle tüm çiftçilerimizin ve sektör paydaşlarımızın 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutluyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.