Hava Durumu

#Mgm

Kırsal Haber - Mgm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mgm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı Haber

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerini paylaştı. Bakan Kurum, “İklim değişikliği geleceğin değil, bugünün meselesi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’müzün paylaştığı 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerine göre; 2024 Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılı, 2025 ise 1964’ten bu yana en kurak yılı oldu. İklim değişikliği ile mücadele bugün artık bir zorunluluk. İklime dirençli bir Türkiye hedefiyle çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün farklı uluslararası kuruluşların ölçüm verileriyle ilgili analiz raporuna göre, 2016–2025 dönemi, küresel ölçekte en sıcak 10 yıllık dönemi oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) değerlendirmelerine göre 2015–2025 arasındaki 11 yılın tamamı, kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olarak kayıtlara geçti. 2023’te belirgin sıcaklık sıçraması kaydedilirken, 2024 yılı, 15,1 °C'lik ortalama sıcaklıkla küresel ölçekte kaydedilen en sıcak yıl oldu. 2025 ise Copernicus/ECMWF ve NOAA veri setlerinde 3. en sıcak yıl olarak sınıflandırıldı. 2025 yılında küresel okyanus ısı içeriği (Ocean Heat Content - OHC), modern gözlem tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kırdı. TÜRKİYE 2024’TE 15,6 °C ORTALAMA SICAKLIK İLE REKOR KIRDI Türkiye’de de sıcaklık artışı küresel eğilimle uyumlu seyrederek son 10 yılda çok sayıda yüksek sıcaklık rekoru kaydedildi. 2023’te 15,1 °C olan Türkiye ortalama sıcaklığı MGM değerlerine göre 1991–2020 normalinin yaklaşık 1,2 °C üzerinde seyretti ve 2023 Türkiye’nin ‘3. en sıcak yıl’ oldu. 2024 ise 15,6 °C ortalama sıcaklık ile Türkiye'nin ‘kayıtlardaki en sıcak yılı’ oldu. Ülkemizde, 2016-2025 yıları sıcaklık ortalaması 14,9 °C olarak gerçekleşti. 2025, 1964’TEN BU YANA EN KURAK YIL OLDU Türkiye’de Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ile özellikle 2025 yılı öne çıktı. WMO ve Copernicus/ECMWF değerlendirmelerinde 2025, Türkiye’nin 1964’ten bu yana en kurak yılı olarak kaydedildi. 2025’te yıllık yağışlar normalin yüzde 27,6 altında gerçekleşti, Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde yağış açığı yüzde 60'ın üzerine çıktı. MGM analizinde aynı yıl Türkiye'de yüksek sıcaklık koşulları yaşandığına dikkat çekilerek ulusal maksimum sıcaklığın 25 Temmuz’da 50,5 °C ile Şırnak’ın Silopi ilçesinde raporlandığı hatırlatıldı. Ölçülen bu veriler doğrultusunda Karadeniz Bölgesi hariç Türkiye ve tüm bölgelerde 2016-2025 yılları gerçekleşen ortalama sıcaklık değerleri iyimser ve kötümser senaryo beklentilerinin de üzerinde gerçekleştiği vurgulandı. KÜRESEL İKLİM SİSTEMİNDEKİ ISINMANIN HIZI TÜRKİYE’DE DE GÜÇLÜ HİSSEDİLDİ Raporun sonuç bölümünde “2016–2025 dönemi, küresel iklim sistemindeki ısınmanın hızını ve Türkiye'deki yansımalarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye'de de sıcaklık farkları belirginleşmiş ve 2024 yeni ulusal sıcaklık rekoru olarak kayıtlara geçmiştir. Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ve özellikle 2025 öne çıkmaktadır. 2025'in 1964 sonrası en kurak yıl olarak değerlendirilmektedir” denildi.

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan İklim Adaleti Çağrısı Haber

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan İklim Adaleti Çağrısı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu, Türkiye’yi etkisi altına alan ekstrem hava olayları ve peş peşe gelen sel felaketlerinin ardından çok net bir "tarımda adalet" açıklaması yaptı.İklim değişikliğinin faturasını çiftçilerin, üreticilerin ve tüketicilerin ödediğini belirten ZMO, MGM’nin 76 il için alarm verdiği bu kritik dönemde tarım sektörünün "Afet Bölgesi" statüsünde desteklenmesi gerektiğini vurguladı. 76 İlde Alarm: Tarım Havzaları Seller ve Çamur Yağmurlarıyla Boğuşuyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM); ani sel, lokal su baskınları, yıldırım düşmesi, dolu ve kuvvetli fırtınaya karşı 76 il için kritik uyarıda bulundu. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Çiftçiler, üreticiler ve tüketici geniş halk kitleleri iklim değişikliğinden sorumlu değildir. Fakat sonuçlarını en ağır biçimde yaşamaktadırlar. Doğa uğradığı geri dönüşümsüz zararlarda adalet arayamazken tarımda adaletin bir nebze de olsa sağlanması için iklim değişikliği nedeniyle oluşan afetlerden zarara uğrayan kesimlerin zararlarının afet kapsamında tazmini sağlanmalıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) 76 il için alarm verirken; ani sel, lokal su baskınları, yıldırım düşmesi, dolu ve kuvvetli fırtınaya karşı dikkatli olunması uyarısında bulundu. Karadeniz Bölgesinde Amasya, Tokat, Çorum, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt ve çevresinde taşkın riski, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz’de Ankara ve çevresi ile Akdeniz'in iç kesimlerinde sel ve kuvvetli rüzgarlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde şiddetli rüzgarlara ek olarak çöl tozlarının taşınmasıyla "çamur şeklinde yağışlar" görülme riski bulunduğu bildirilmektedir. Ülke genelinde birçok tarım havzası aşırı, düzensiz ve mevsim normalleri dışında yağan yağışlar nedeniyle seller, su baskınları ve taşkınlara maruz kalmış/kalmaktadır. Bazı küçük ve orta büyüklükte hayvancılık işletmelerinin barınakları, yem depoları, yem bitkisi ekili arazileri sel, su baskınları ve taşkınlardan etkilenmiş, yağışların devam edeceği bölgelerde etkilenmesi muhtemel olarak görülen yetiştiriciler olacağı değerlendirilmektedir. Bazı bölgelerde hayvanlar güvenli alanlara nakledilmiştir. Ekili, dikili tarım arazileri ve özellikle sebze üretimi için kuzey illerimizde yeni dikimi tamamlanmış ve dikim için hazırlanan araziler sel ve su baskınlarından zarar görmüştür. Sel, su baskını ve taşkınlar tarımsal üretim/ürün kayıplarına ve üretim maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Ekili alanları sular altında bırakarak kök çürümesine, çamur tabakasının ürünlerin üzerini örterek kuruma sonucu ürün kaybına yol açmaktadır. Seller; tarla yollarını, sulama kanallarını, seraları ve makine ve ekipmanları tahrip etmektedir. Toprağın en verimli üst katmanını sürükleyerek erozyona yer yer toprak kaymasına neden olup tarım arazilerinin uzun vadede verimliliğinin düşmesine neden olmaktadır. Tarlalarda uzun süre kalan durgun sular, bitkilerde hastalıklar gelişmesine ve zararlı popülasyonlarının artmasına zemin hazırlamaktadır. Bozulan toprağı ekime hazır hale getirmek ekstra maliyet yaratmaktadır. Ekili, dikili arazilerde yaşanan felaket sonucunda tohum, fide, fidan gibi kayıplar sezon kaçırılmadan yeniden üretim yapılabilmesi için üreticiye bedelsiz temin edilmelidir. Yaşanan kayıplar ve hasar tespitleri hızla yapılmalı. Üreticilerin kayıpları, ÇKS kaydı ve Tarım Sigortası yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın AFET kapsamında değerlendirilmeli ve hızla karşılanmalıdır. İklim değişikliğinin tarım arazileri, hayvan varlığı, alet ekipmanlar ve tarımsal yapılar üzerinde afete dönüşen yıkıcı etkilerine maruz kalmamak için sel ve su baskınlarına maruz kalma ve taşkın riski olan yerler tespit edilerek gerekli önlemler alınmalı yada risksiz alanlara nakil planlamaları geciktirilmeden yapılmalıdır.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.