Hava Durumu

#Pestisit

Kırsal Haber - Pestisit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pestisit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm Haber

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm

Sabancı Üniversitesi'nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla'da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50'ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25'e varan artış sağlayan teknoloji; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da sahada kullanılıyor. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye'de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul'un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50'ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25'e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye'nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı'nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. “Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji” Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye'de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.” Sabancı Üniversitesi'nde 2007'den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. “Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir” TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.” Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. “Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk” ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO'su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems'in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD'den Afrika'ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems'i Türkiye'den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.” Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO'su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5'i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.” Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems'in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye'de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye'nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.” Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul'da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Yönetim ve Ar-Ge ekibi • Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO • Can Yurdakul — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO • Dr. Senem Seven — Kurucu Ortak ve Chief Innovation Officer • Yeşim Zorbacı — Kurucu Ortak ve Chief Research Officer • Dr. Utku Seven — Kurucu Ortak ve Chief Production Technology Officer • Dr. Eren Şimşek — Ortak ve Chief Technical Operations Officer • Can Arslan — Ortak ve Chief Commercial Officer • Ömer Faruk Tanrıverdi — Ortak ve Chief External Affairs Officer (CEAO) Küresel yapı İstanbul'da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey'de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri'nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.

Büyükşehir’den Çiftçiye Eğitim, Doğaya Nefes Haber

Büyükşehir’den Çiftçiye Eğitim, Doğaya Nefes

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Kent Konseyi iş birliğiyle yürütülen “Sağlıklı Tarım Sıfır Atık Temiz Balıkesir Projesi” ile kırsal mahallelerde çevre bilincinin artırılması, doğru pestisit kullanımının sağlanması ve tarımsal atıkların geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Altıeylül ilçesine bağlı Ovaköy Mahallesi’nde başlayan uygulama kapsamında eğitimlerle çiftçilerin farkındalığı artırılırken, atık toplama alanı da hizmete sunuldu. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Tarımda Balıkesir Modeli kapsamında sürdürülebilir ve bilinçli tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Balıkesir Kent Konseyi iş birliğinde “Sağlıklı Tarım, Sıfır Atık, Temiz Balıkesir” projesi hayata geçirildi. Proje kapsamında üreticilere; pestisitlerin insan sağlığına, toprağa, su kaynaklarına ve doğal yaşama olası etkileri değerlendirilerek doğru dozda, uygun zamanda ve etikette belirtilen kurallara uygun şekilde kullanılması konusu detaylı olarak anlatılıyor. Çevre kirliliğini önüne geçmek için de boş pestisit ambalajlarının doğaya bırakılmaması, uygun şekilde toplanarak geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerine dâhil edilmesi gerektiği anlatılarak; sıfır atık anlayışıyla çevre dostu tarımsal üretimin önemi vurgulandı. Altıeylül ilçesine bağlı Ovaköy kırsal mahallesinde üreticilere yönelik sunumlar yapılırken mahallede oluşturulan atık toplama alanı hizmete açıldı. Tarımsal faaliyetlerin sağlıklı ve çevreye duyarlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak olan çalışma kapsamında Ovaköy Mahallesi’nde düzenlenen programa Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden, BBB Genel Sekreter Yardımcısı Reyhan Sunci Gülfırat, daire başkanları, muhtarlar, Balıkesir Kent Konseyi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. ÖZDEN: “BU TESİSLERİ ÇOĞALTACAĞIZ” Balıkesir Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin koordinasyonunda başlatılan çalışma hakkında bilgi veren Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden, “Biz bu projemiz kapsamında kırsal mahalle muhtarlarımızla, muhtarlar derneği başkanımız, Kent Konseyi Kadın Meclisi proje temsilcimiz Nurdan İstanbulluoğlu ve daire başkanlarımızla bir araya geldik. Muhtarlarımızın pestisit atıklarının doğru imhası yönünde gelen taleplerini aldık. Bu talepleri Ahmet Akın Başkan’ımıza götürdüğümüzde çalışmanın hemen başlatılması talimatını verdi. Bu projemizi de Ovaköy kırsal mahallemizde başlattık. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak gerçekleştiği köylerden biri olduğu için Ovaköy’den başladık. Biz bu tesisleri de çoğaltacağız. ”diyerek çalışmalara verdiği destekten dolayı Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a teşekkürlerini sundu. ÇEVRE DOSTU TARIMSAL ÜRETİM HEDEFLENİYOR Türkiye’de tarımın lokomotif şehirlerinden olan Balıkesir’de sürdürülebilir tarımsal faaliyetleri çevreye duyarlı bir şekilde gerçekleştirmek için yürütülen çalışmalar kapsamında Ovaköy’deki üreticilere sunum ve bilgilendirmeler yapıldı. “Sağlıklı Tarım, Sıfır Atık, Temiz Balıkesir” projesinde Tarımda Balıkesir Modeli kapsamında sürdürülebilir ve bilinçli tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla pestisit kullanımında ve sonrasında dikkat edilmesi gereken önemli konulara dikkat çekildi. Ayrıca uygulama sırasında koruyucu ekipman kullanımının önemi, hasat öncesi bekleme sürelerine uyulması, gereksiz ve aşırı pestisit kullanımının önüne geçilmesi gibi konular üzerinde duruldu. Çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla boş pestisit ambalajlarının doğaya bırakılmaması, uygun şekilde toplanarak geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerine dâhil edilmesi gerektiği anlatılarak; sıfır atık anlayışıyla çevre dostu tarımsal üretimin önemi vurgulandı. Eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriyle üreticilerde bilinç oluşturularak hem sürdürülebilir tarımın desteklenmesi hem de daha temiz ve sağlıklı bir Balıkesir hedefi ortaya konuldu. TARIMSAL ATIKLAR GERİ DÖNÜŞTÜRÜLECEK Ovaköy Mahallesi’nde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan atık toplama alanı, vatandaşların hizmetine sunuldu. Çevre kirliliğinin önlenmesi ve israfın önüne geçilmesi amacıyla oluşturulan alanda; tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan zirai ilaç ambalaj atıkları, sera örtüsü ve sulama borusu gibi ambalaj atıkları toplanacak. Böylelikle tarımsal kaynaklı atıkların yakılması ve gelişi güzel çevreye atılmasının önüne geçilecek. Çevreye ve insan sağlığına olan zararları azaltmak, doğal kaynakları korumak için gerçekleşen projeyle zirai atıkların geri dönüşüm sürecine dâhil edilerek ülke ekonomisine de katkı sunması hedefleniyor.

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak Haber

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katettiklerini belirterek, "15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor." dedi. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünü (BATEM) ziyaret eden Yumaklı, BATEM'deki biyolojik mücadelede faydalı böcek üretim tesisi ve laboratuvarlarını gezerek, çalışmalara ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Bakan Yumaklı, merkez bahçesinde turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımı gerçekleştirdikten sonra açıklama yaptı. “GIDA ARZ GÜVENLİĞİNİN EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ BİTKİSEL ÜRETİM" Gıda arz güvenliğinin en önemli başlıklarından birinin bitkisel üretim olduğunu belirten Yumaklı, Türkiye'de 206 çeşit bitkisel üretim yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, hem ülkenin gıda ihtiyacını karşılamak hem de ülke ekonomisine katkısını sağlamak amacıyla yoğun şekilde ihraç edilen Türkiye'ye has ürünlerin sağlıklı şekilde üretimi ile verimli ve kaliteli olmasının farklı bir mücadeleyi getirdiğini söyledi. Üretimi etkileyen en önemli hususlardan zararlıların özellikle iklim değişikliğinin getirdiği çok önemli etkilerden biri olduğunu ifade eden Yumaklı, "Daha önce ülkemizde görünmeyen zararlıların son dönemde çok yoğun şekilde bitkisel üretimimize etki ettiğini görüyoruz. Buna ilişkin Bakanlığımız Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğünün enstitülerinde ülkemizin farklı yerinde 40'ın üzerinde enstitüyle bu mücadeleyi gerçekleştiriyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, zararlılarla mücadele konusunda Ar-Ge çalışmaları yaparken bazı araştırma enstitülerinin de bunun ötesine geçerek bu zararlıların karşıtlarını yani faydalı böcekleri üretme adına faaliyetler icra ettiğini vurguladı. “ZARARLILARLA MÜCADELEDE İLK 5 İÇİNDEYİZ" Son dönemde bununla ilgili özellikle biyolojik mücadele kapsamında önemli gelişmeler sağlandığını aktaran Yumaklı, şöyle konuştu: "Bu konuda gerçekten dünyada ilk 5 içerisine girdiğimiz birçok konu oldu. Özellikle Karadeniz Bölgesi'ndeki kahverengi kokarca, Akdeniz Bölgesi'ndeki çok farklı zararlılar bu anlamda bizim bu mücadelemizin ülke ekonomimiz, bitkisel üretim, gıda arz güvenliği açısından önemli bir noktasını oluşturuyor. Tabii bitkisel üretimi yaparken bu zararlılardan kaçınmak adına kimyasal ilaçlar yani pestisitler kullanılıyor. Bunların dozajında kullanılmaması ya da gerektiği zaman kullanılmaması sadece üretilen ürünler için değil kalıntı oluşması hasebiyle de insan sağlığı açısından risk teşkil etme potansiyeline sahip büyük oranda. Bizler de bu pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katediyoruz. 15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor. Bununla da bu mücadeleye pestisit azaltma başlığında devam ediyoruz." "O KÜÇÜCÜK, BİZLER İÇİN SAVAŞAN CANLILAR, O ZARARLI BÖCEKLERİN ÜRETİME OLAN ETKİSİNİ EN AZA İNDİRİYOR" Bakan Yumaklı, Türkiye'den Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın çok farklı ülkesine ihraç edilen ürünlerle alakalı birtakım tezviratlar yapıldığını belirterek, "Büyük çoğunluğu da "RASFF bildirimi" dediğimiz AB'nin kendilerine Türkiye'den ihraç ettiğimiz ürünlerin geri dönüşüne ilişkin yapmış olduğu bildirimler. Bunlar, açık ve şeffaf yapılan bildirimler. Bizler de aynı şekilde sadece bu bildirimleri değil ülke içerisinde yaptığımız takipleri de zaman zaman sonuçları itibarıyla yayınlıyoruz. Bu sistemde son 5 yıldaki uygunsuzluk oranımız yüzde 74 oranında azalmış durumda. Bu çok önemli bir başarı. Yani komple bir mücadele yürütüldüğünü, doğayla bu manada savaşmak değil dezavantajları avantaja çevirmek adına çalışmalar yürüttüğümüzü özellikle ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi tercih eden üreticilere bu zamana kadar 2 milyar liralık destekte bulunduklarını anlatan Yumaklı, "Bugün biyolojik mücadelenin en güzel örneklerinden biri olan turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımını yaptık. O küçücük, bizler için savaşan canlılar, o zararlı böceklerin üretime olan etkisini en aza indiriyor." şeklinde konuştu. BATEM'de özellikle bölgenin ürünlerine ilişkin her türlü araştırma ve geliştirmenin yapıldığını aktaran Yumaklı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) 10 enstitüsünde kahverengi kokarca başta olmak üzere turunçgil zararlıları ve Akdeniz meyve sineği için çalışmaya devam edildiğini söyledi. BATEM'de turunçgil zararlısına karşı faydalı böcek üretildiğini anlatan Yumaklı, "turunçgil unlu biti" diye bilinen zararlıya karşı da yine burada faydalı böcek üretimi yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, 4,5 milyon avcı böceğinin de üretilip doğaya salındığını belirtti. TAGEM'in bakanlığın en önemli Ar-Ge birimlerinin içerisinde toplandığı genel müdürlük olduğunu anlatan Yumaklı, bu mücadeleyi hem Türkiye'de hem de ülke dışında yaygınlaştırmaya gayret ettiklerini kaydetti.

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor” Haber

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarımsal girdi maliyetlerindeki fahiş artışlara ve TÜİK verilerine tepki gösterdi. Gürer, "Elektriğe %25 zam geldi, gübre fiyatları bir haftada 2 bin lira arttı. Bu tablo çiftçiyi yok ediyor" dedi. ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis kürsüsünden ekonomik tabloya ve artan maliyetlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İktidarın ekonomi politikalarının dar gelirliyi, emekliyi ve üreticiyi mağdur ettiğini belirten Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerin gerçek yaşamla bağdaşmadığını vurguladı. ​Girdi Maliyetleri Katlanıyor: Gübre ve Elektriğe Dev Zam ​Konuşmasında özellikle tarım sektöründeki maliyet artışlarına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, üretim yapmanın her geçen gün zorlaştığını ifade etti. Gürer, son dönemdeki fiyat hareketlerini şu sözlerle özetledi: ​Elektrikte %25 Artış: Tarımsal sulama ve üretimde kullanılan elektriğe gelen %25'lik zam, maliyet yükünü artırdı. ​Gübrede Haftalık Şok: Gübre fiyatlarının sadece bir haftalık süreçte 1.500 TL ile 2.000 TL arasında bir artış gösterdiğini belirtti. ​Düşük Alım Fiyatı: Girdi maliyetleri hızla yükselirken, hükümetin açıkladığı düşük alım fiyatlarının çiftçiyi üretimden kopardığını vurguladı. ​"TÜİK Verileri Emekli ve Asgari Ücretlinin Cebinden Çalıyor" ​TÜİK’in şeffaflığına yönelik eleştirilerini sürdüren Gürer, kurumun açıkladığı enflasyon rakamlarının maaş zamlarını baskılamak için düşük tutulduğunu iddia etti. Gürer, şunları söyledi: ​"Türkiye'de enflasyonun kağıt üzerinde düşürüldüğü dönemler, tam da emekli ve asgari ücretlinin maaşlarının belirlendiği dönemlere denk getiriliyor. Bu sistemle dar gelirlinin hakkı gasbediliyor. TÜİK, mahkemelerin istediği verileri bile sunamıyor çünkü talimatla hareket ediyor." ​50 Milyon İnsan Yoksullaştırıldı ​Ülkedeki yoksullaşma sürecinde TÜİK’in payı olduğunu savunan Gürer, "50 milyonun üzerinde insan ekonomik anlamda yoksullaştırıldı. Sorunu doğru saptamazsanız çözemezsiniz. TÜİK’in enflasyon verileri acilen araştırılmalıdır" çağrısında bulundu. ​Pestisit Örneğiyle "Ortalama" Eleştirisi ​İstatistiksel oyunlara dair tarımdan bir örnek veren Gürer, pestisit (tarım ilacı) kullanım verilerinin nasıl manipüle edilebileceğini anlattı: "Eğer sadece 10 ilin ortalamasını alırsanız pestisit oranı %9 çıkar, tüm Türkiye’yi alırsanız %2’ye düşer. Sonra da 'Sorun yok' dersiniz. Önemli olan sorunu doğru saptamaktır." ​Gürer, yanlış saptamaların ve düşük açıklanan alım fiyatlarının sadece çiftçiyi değil, memuru ve işçiyi de sefalete sürüklediğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.

​Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçılarında Emre Uygun Güven Tazeledi Haber

​Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçılarında Emre Uygun Güven Tazeledi

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin (EZZİB) seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda Emre Uygun, 55 oyla yeniden başkanlığa seçildi. Genel kurulda sektörün ihracat rakamlarını ve gelecek vizyonunu paylaşan Uygun, kısıtlamaların zeytinyağı ihracatına vurduğu darbenin altını çizdi. ​Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatını yöneten en önemli çatılardan biri olan EZZİB’de seçim heyecanı yaşandı. Mevcut başkan Emre Uygun, üyelerin büyük desteğiyle yeniden başkanlık koltuğuna oturdu. Genel kurulda, sofralık zeytindeki başarılar ve zeytinyağındaki ihracat kaybı öncelikli gündem maddesi oldu. ​Zeytinyağı İhracatında %50 Kayıp: Yasaklar Sektörü Etkiledi ​Başkan Emre Uygun, 2023/24 sezonunda 763 milyon dolar olan ihracatın, 2024/25 sezonunda %27 gerileyerek 559 milyon dolara düştüğünü açıkladı. İhracat rakamlarında iki farklı tablonun oluştuğunu belirten Uygun, şu detayları paylaştı: ​Sofralık Zeytin Başarısı: Siyah zeytin ihracatı %19 artışla 194 milyon dolara, yeşil zeytin ise %29 artışla 61 milyon dolara ulaştı. Türk zeytini tam 117 ülkenin sofrasında yer buldu. ​Zeytinyağında Daralma: Kısıtlama ve fon uygulamaları nedeniyle zeytinyağı ihracatı döviz bazında %50 azalarak 252 milyon dolara geriledi. Miktar bazında ise 70 bin ton seviyelerinden 50 bin tona inildi. ​"Kısıtlamalar Güvenilir Tedarikçi İmajını Zedeledi" ​Dökme ve varilli zeytinyağına yönelik uygulanan yasakların küresel pazarda rekabet gücünü düşürdüğünü ifade eden Uygun, pazar paylarının rakip ülkelere geçtiğini vurguladı. 2025/26 sezonunda da kaybın sürdüğünü belirterek, Mart 2026 itibarıyla zeytinyağı ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında %73 azaldığını kaydetti. ​OLIVEtoLIVE: Rekor Katılımlı UR-GE Projesi Başlıyor ​Sektörün orta ve uzun vadeli rekabet gücünü artırmak için hayata geçirilen OLIVEtoLIVE UR-GE Projesi, 60 firmalık rekor başvuruyla başlıyor. Başkan Uygun, projenin hedeflerini şöyle özetledi: ​Firmaların altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve eğitim desteği. ​Stratejik pazarlama ve markalaşma faaliyetleriyle küresel rekabetin artırılması. ​Ambalajlı ve katma değeri yüksek ürün ihracatının teşvik edilmesi. ​DİR Talebi ve Pestisit Tehlikesi ​Genel kurulda öne çıkan diğer kritik başlıklar ise Dahilde İşleme Rejimi (DİR) ve pestisit kalıntıları oldu: ​Sürekli DİR Talebi: Emre Uygun, pazar payını kaybetmemek için DİR sisteminin sürekli açık olması gerektiğini savundu. Uygun, "İhtiyaç varsa kullanılır, yoksa kullanılmaz ancak enstrüman olarak her zaman masada olmalı" dedi. ​Pestisit Uyarısı: Özellikle Uzakdoğu ve Amerika pazarlarında pestisit analizlerinin büyük risk oluşturduğunu belirten Uygun, Ege Bölgesi’nden alınan numunelerin yarısından fazlasında kalıntı çıktığını ifade ederek üreticileri ve ihracatçıları önlem almaya çağırdı. ​EZZİB Yeni Yönetim Kurulu Listesi ​Yapılan seçim sonrası Emre Uygun başkanlığındaki yeni yönetim ve denetim kurulları şu isimlerden oluştu: ​Yönetim Kurulu: Davut Er, M. Kadri Gündeş, Güngör Şarman, Aykut Eker, Şafi Tunç, İsmail Selçuk, Rahmi Balsarı, Halil Can, Ayhan Bakan, Vural Gözgeç. ​Denetim Kurulu: Ekin Fırıncıoğulları, Aydın Şensal, Orhan Önal.

Gürer’den Korkutan Uyarı: "Vatandaş Parasıyla Zehirli Gıda Alıyor!" Haber

Gürer’den Korkutan Uyarı: "Vatandaş Parasıyla Zehirli Gıda Alıyor!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki artan maliyetler ve kontrolsüz pestisit kullanımı üzerine sert açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi olduğunu vurgulayan Gürer, gıdadaki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. ​Tarımda Maliyet Patlaması: Üretim Riski Büyüyor ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu çıkmazı özetledi. Mazot, gübre, tohum ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışların üreticiyi topraktan uzaklaştırdığını belirten Gürer, "Üretim her geçen gün zorlaşıyor. Mazot 80 liraya dayandı, iktidar dışında bu gidişatın nerede duracağını bilen yok" dedi. ​İran’daki Saldırı Gübre Fiyatlarını Vurdu ​Gürer, 4 Nisan 2026’da İran’daki petrokimya tesislerine düzenlenen hava saldırılarının Türkiye’deki gübre fiyatlarını doğrudan etkilediğini açı. Gübretaş’ın iştiraki olan Razi Petrochemical tesislerindeki hasar nedeniyle üretime ara verilmesinin, piyasadaki fiyatları katladığını ifade etti. ​Güncel Gübre Fiyatlarındaki Değişim: ​Üre Gübresi: 33.900 TL ​Amonyum Sülfat: 20.300 TL ​DAP Gübresi: 41.900 TL (Bazı bölgelerde 42.500 TL) ​Pestisit Tehlikesi: Türkiye Dünya İkincisi! ​Maliyet artışlarının yanı sıra gıda güvenliğine de dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin pestisit (tarım zehiri) kullanımında sınıfta kaldığını belirtti. Avrupa Birliği’ne gönderilen ürünlerin kalıntı nedeniyle iade edildiğini hatırlatan Gürer, "Türkiye pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi" dedi. ​Korkutan Veriler: 9 İlde Pestisit Kullanımı Rekor Seviyede ​Gürer’in paylaştığı verilere göre, Türkiye’nin en çok üretim yapan illerinde pestisit kullanımı dünya ortalamasının çok üzerinde: ​Dünya Ortalaması: 2.6 kg/ha ​Türkiye’nin 9 Üretim İli: 9.5 kg/ha ​Özellikle biber, domates ve narda kalıntı riskinin yüksek olduğunu belirten Gürer, RASFF (Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi) verilerini paylaştı: 2024 yılında 492 olan bildirim sayısı, 2026’nın ilk üç ayında şimdiden 118’e ulaştı. ​"Marketlerde Analiz Zorunlu Olmalı" ​Pestisitsiz ürünlerin marketlerde daha pahalıya satıldığı iddialarına değinen Gürer, bu durumun bir sömürüye dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Vatandaşın sağlıklı gıdaya erişiminin devlet garantisinde olması gerektiğini söyleyen CHP’li vekil, şu çözüm önerilerini sıraladı: ​Toptancı Hallerine Laboratuvar: Tüm hallerde kalıntı analiz laboratuvarları kurulmalı. ​Zorunlu Analiz: Marketlerin pestisit analizi yapması ve sonuçları şeffafça paylaşması zorunlu hale getirilmeli. ​İade Ürünlerin Takibi: Yurt dışından iade edilen zehirli ürünlerin akıbeti kamuoyuna açıklanmalı. ​Eğitim ve Denetim: Kaçak ve yasaklı pestisit kullanımına karşı denetimler sıkılaştırılmalı. ​Sağlıklı Gelecek İçin Acil Eylem Çağrısı ​Pestisitlerin sadece insan sağlığını değil; arıları, faydalı böcekleri ve su kaynaklarını da yok ettiğini belirten Gürer, "Vatandaş hem pahalı gıdayla karşı karşıya hem de parasıyla zehirli ürün alıyor. Bu sürdürülebilir bir durum değildir" diyerek iktidarı göreve çağırdı.

CHP'li Gürer: "Pestisitle Mücadele Arttırılmalı" Haber

CHP'li Gürer: "Pestisitle Mücadele Arttırılmalı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılına ait Avrupa Birliği Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerine göre Türkiye’den gönderilen 476 ürünün “kusurlu” bulunduğunu belirtti. Gürer, bu ürünlerin 291’inin sınır reddi aldığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin gıda ihracatında Avrupa Birliği’ne gönderilen ürünlerde sorunların devam ettiğini ifade etti. Ülkemizden 168 farklı ülkeye ürün gönderildiğini belirten Gürer, yalnızca Avrupa Birliği’nin 2025 yılı RASFF verilerine göre Türkiye menşeli gıda ürünleri için Avrupa kapılarında 476 kez alarm verilmesinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Gürer, 2023-2024 yıllarında Avrupa Birliği Hızlı Alarm Sistemi’ne takılan, farklı ülkelerden gönderilen ürünlerin on binlercesinin pestisit ve aflatoksin gibi istenmeyen zararlı maddeler nedeniyle ret aldığını, iki yılda Türkiye menşeli ürün toplamının ise 853 olduğunu belirterek, 2023 yılında 359, 2024 yılında ise 492 ürünümüzün kusurlu bulunduğunu söyledi. 2025 yılında bu rakamın 476 olduğuna dikkat çeken Gürer, “Bu yıl ihracatta meydana gelen önemli bir düşüş var. Bunun da bir önceki yıla göre gerilemeye neden olduğunu dikkate alırsak, Avrupa Birliği ülkelerine ihracatta olumsuzluk devam ediyor.” dedi. PESTİSİTLE MÜCADELE ARTIRILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklamada özellikle 2025 verilerine göre ihraç edilmek istenen 291 ürüne sınır reddi verildiğini belirtti. Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, kendi vatandaşlarının sağlığını korumak için gümrükte adeta duvar örüyor. Farklı ülkelerin yanı sıra ülkemizden gönderilen 291 ürün, içinde zararlı maddeler, yasaklı pestisitler veya aflatoksin bulunduğu gerekçesiyle sınırdan geri çevrildi. Toplamda 476 bildirim var. Bu ürünler, Avrupa’nın ‘sakıncalı’ dediği ürünlerdir. Bu durum ülkemiz açısından hem prestij kaybına hem de ihracat olanaklarının daralmasına yol açıyor. Tarımda kullanılan zehirli maddelere karşı mücadele artırılmalı, eğitim yaygınlaştırılmalıdır. Bu sorun ciddidir. Ayrıca ülkemiz pazarlarında da pestisit ve aflatoksinle ilgili denetimler ve eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Marketlerde yapılan incelemelerde pestisit varlığının saptanması, alan çalışmalarının artırılmasının zorunlu olduğunu göstermektedir. Tarımda kullanılan kimyasalların, insan sağlığına olumsuz yansımayacak biçimde kullanılması sağlanmalıdır.” dedi. SEBZE VE MEYVE LİSTENİN BAŞINDA Gürer, “AB girişinde sorun yaşanan 295 vaka ile meyve ve sebze ilk sırada yer alıyor. Listenin devamında ise kuruyemiş, baharat ve şekerleme bulunuyor.” dedi. Veriler şöyle: Meyve ve sebze: 295 Kuruyemiş: 75 Baharatlar: 34 Şekerleme: 19 Diyetik gıdalar: 10 Kakao ve kakao preparatları: 9 ALMANYA VE BULGARİSTAN’DAN “DUR” İHTARI Avrupa kapılarında Türkiye menşeli ürünlere en çok engel koyan ülkelerin başında Almanya ve Bulgaristan geliyor. Almanya 121 bildirimle ilk sırada yer alırken, Bulgaristan 89, Fransa 60, İtalya ve Hollanda ise 41’er bildirimle sıralanıyor. “8 BİN DENETÇİYLE 1 MİLYON İŞLETME DENETLENEMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının pestisit ve gıda zehirlenmelerinin arttığı bir yıl olarak önemli dersler içerdiğini söyledi. Gürer, gıda güvenliği zincirindeki en büyük sorunun “denetim eksikliği” olduğunu vurguladı. Belediye laboratuvarlarının kapatılmasına ve denetim yetkilerinin kısıtlanmasına dikkat çeken Gürer, “Türkiye genelinde 1 milyona yakın gıda işletmesi var ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yalnızca 8 bin denetçisi bulunuyor. Yurt içinde de gıda üretiminde alınması gereken önlemler artırılmalıdır.” dedi. GÜRER, DETAYLI LİSTEYİ PAYLAŞTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, RASFF verilerine göre toplam 476 bildirimin 291’inin sınır reddi, 59’unun uyarı, 93’ünün dikkate yönelik bilgilendirme ve 33’ünün takip amaçlı bilgilendirme olduğunu belirtti. Bildirim yapılan ürün gruplarının başında 295 bildirimle meyve ve sebze gelirken; kuruyemiş, baharat, şekerleme, diyetik gıdalar, kakao ve kakao preparatları, tahıllar ve unlu mamuller, hazır gıdalar ve gıda ile temas eden malzemeler de listede yer aldı. Ülkelere göre dağılımda Almanya 121 bildirimle ilk sırada bulunurken, Bulgaristan 89, Fransa 60, İtalya ve Hollanda 41’er bildirimle sıralandı. Gürer, yurt içi ve yurt dışı denetimlerin üretimin her aşamasında etkin biçimde yapılması ve üretici eğitimlerinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, “Avrupa Birliği’nin iade yaklaşımı, alınması gereken önlemler açısından yol göstericidir. Tarımda var olan sorunları azaltmak, Bakanlığın öncelikli görevlerinden biri olmalıdır.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.