Hava Durumu

#Reel Sektör

Kırsal Haber - Reel Sektör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Reel Sektör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DENİB Başkanı Uğurlu: "Faiz İndirimi Olumlu, İhracatçıya Finansman Desteği Artırılmalı" Haber

DENİB Başkanı Uğurlu: "Faiz İndirimi Olumlu, İhracatçıya Finansman Desteği Artırılmalı"

DENİB Başkanı Osman Uğurlu, TCMB’nin politika faizini yüzde 36 seviyesine indirmesini olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Uğurlu, ticari kredi faizlerinin düşürülmesi, ihracat reeskont kredilerinin artırılması ve yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin iyileştirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini değerlendiren Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, faiz indirimini reel sektör açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Uğurlu, finansman maliyetlerinin düşürülmesi yönünde atılan adımın önemli olduğunu ancak mevcut faiz seviyelerinin üretim ve ihracat yapan firmalar üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. İhracatçılar Uygun Maliyetli Finansman Bekliyor İhracatçıların küresel pazarlardaki zorlu rekabet koşullarının yanı sıra yüksek üretim ve finansman maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Osman Uğurlu, özellikle işletme sermayesine erişimde yaşanan güçlüklerin firmaların yatırım ve büyüme imkânlarını sınırladığına dikkat çekti. Faiz indirimlerinin reel sektöre yansımasının ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğurlu, enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarının sağlanmasının ekonominin vazgeçilmez öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Bu süreçte üretim kapasitesinin, istihdamın ve ihracatın korunmasının da aynı derecede önemli olduğunu ifade eden Uğurlu, kalıcı ve sürdürülebilir ekonomik iyileşmenin güçlü ve rekabetçi bir üretim yapısıyla mümkün olacağını kaydetti. Ticari Kredi Faizleri ve Reeskont Kredileri İçin Çağrı DENİB Başkanı Osman Uğurlu, politika faizindeki indirimin ticari kredi faizlerine de yansıması gerektiğini belirterek ihracatçılara yönelik finansman imkânlarının genişletilmesi çağrısında bulundu. Uğurlu, ihracat reeskont kredilerinde uygun maliyetli kaynakların artırılması, kredi limitlerinin yükseltilmesi ve üretim ile ihracata yönelik kredi kısıtlarının esnetilmesinin firmalara önemli bir hareket alanı kazandıracağını ifade etti. Döviz Dönüşüm Desteği Artırılmalı İhracatçıların finansal açıdan desteklenmesi için yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteğinin iyileştirilmesi gerektiğini belirten Uğurlu, artan üretim maliyetleri ve uluslararası pazarlardaki yoğun rekabet karşısında desteğin artırılmasının firmalar açısından önemli bir katkı sağlayacağını dile getirdi. Döviz dönüşüm desteği oranının yükseltilmesinin yanı sıra destekten yararlanma şartlarının kolaylaştırılması ve uygulamanın ihracatçıların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesinin temel beklentileri arasında olduğunu kaydeden Uğurlu, bu adımların maliyet baskısının hafifletilmesine ve ihracatçıların rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını belirtti. Artan Enerji ve Lojistik Maliyetleri Rekabeti Zorluyor Küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin ve dış pazarlardaki belirsizliklerin ihracatçıların rekabet koşullarını daha da zorlaştırdığını ifade eden Osman Uğurlu, üretimden lojistiğe kadar birçok alanda artan maliyetlerin firmalar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Uğurlu, firmaların uluslararası pazarlardaki konumlarını koruyabilmeleri için uygun finansman koşullarının her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı. Faiz İndirimleri Reel Sektörde Rahatlamaya Dönüşmeli Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümündeki iyileşmeyle birlikte faiz indirim sürecinin devam etmesini temenni ettiklerini belirten DENİB Başkanı Osman Uğurlu, asıl beklentilerinin faiz indirimlerinin reel sektörde somut bir rahatlama sağlaması olduğunu ifade etti. Uğurlu, ihracatçılar açısından faiz indirimlerinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman imkânlarına dönüşmesinin önemini vurgulayarak bu yönde atılacak adımların üretim ve yatırımların sürekliliğine katkı sağlayacağını, Türkiye’nin ihracatının uluslararası rekabet gücünü destekleyeceğini kaydetti.

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Yayınlandı Haber

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Yayınlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı’nın hazırladığı, 16 sektör ve 137 ekonomik faaliyeti içeren Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik kapsamında düşük karbonlu ekonomiye geçişi kolaylaştırmak ve Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği standartları ile politikalarına uyum sağlamak amacıyla ulusal bir yeşil taksonomi mevzuatı hazırlandı. Türkiye Yeşil Taksonomisi hangi yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olduğunu belirlemede yol gösterici olacak. Sanayicilerin uluslararası yeşil finansmandan daha fazla pay alabilmesine olanak sağlanacak. 2021 yılında yayımlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında hazırlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği; hangi yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olduğunu belirlemede yol gösterici olacak. Sanayicilerin uluslararası yeşil finansmandan daha fazla pay alabilmesine olanak sağlarken piyasada şeffaflığı artırarak “yeşile boyama” (greenwashing) riskini engelleyen ortak bir dil ve değerlendirme kriterleri sunacak. 6 ÇEVRESEL HEDEF Yönetmelik kapsamında ekonomik faaliyetler için 6 çevresel hedef belirlendi. Bunlar; sera gazı emisyonlarının azaltımı, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ile restorasyonu olarak sıralandı. TAKSONOMİYE UYUM İÇİN 3 GENEL ŞART Yönetmeliğe göre bir ekonomik faaliyetin ‘Yeşil Taksonomiye Uyumlu’ olarak nitelendirilebilmesi için 3 şartı eşzamanlı sağlaması gerekecek. Bu şartlar ise ‘Önemli Katkı’, ‘Önemli Zarar Vermeme’ ve ‘Asgari Sosyal Koruma’ olarak başlıklandırıldı. ‘Önemli Katkı’ ilkesine göre yönetmelikte belirlenen 6 çevresel hedeften en az birine önemli ölçüde katkı sağlanmalı. ‘Önemli Zarar Vermeme’ ilkesine göre diğer çevresel hedeflerinin hiçbirine önemli ölçüde zarar verilmemeli. ‘Asgari Sosyal Koruma’ ilkesine göre ise asgari sosyal koruma önlemlerine ve standartlarına tam uyum sağlanmalı. SEKTÖRLER VE TEKNİK TARAMA KRİTERLERİ Yönetmelik kapsamında hazırlanan Teknik Tarama Kriterleri 16 Sektör ve 137 Ekonomik Faaliyetten oluşuyor. Süreçte öncelikle AB Taksonomisi’nde yer alan ekonomik faaliyetlerle başlandı ancak AB Taksonomisi’nden farklı olarak Türkiye Yeşil Taksonomisi’ne ülke yapısı gereği kritik önem taşıyan tarım ve turizm sektörleri de dahil edildi. İlerleyen aşamalarda eklenecek sektör ve ekonomik faaliyetler, Teknik Uzman Grubu ve Türkiye Taksonomi Komitesi çalışmaları ile belirlenecek. Teknik Tarama Kriterleri İklim Değişikliği Başkanlığı’nın resmi web sayfasından duyurulacak. FİNANS SEKTÖRÜ 1 OCAK 2029’DEN İTİBAREN RAPORLAMA YAPACAK Yönetmelikte raporlama süreci reel sektör ve finans sektörü için ikili bir yapıda kurgulandı. Reel sektörün raporlama usul ve esasları İklim Değişikliği Başkanlığı, finans sektörünün raporlama usul ve esasları ve raporlama şablonları SPK, BDDK ve SEDDK tarafından belirlenecek. Reel sektör için gönüllü raporlama uygulamasında yasal zorunluluk olmayacak. Ancak bankalardan ve finans kuruluşlarından yeşil finansman talep eden şirketlerden raporlama talep edilebilecek. Finans sektörü için zorunlu raporlama uygulaması kapsamında finans sektörü 1 Ocak 2029 tarihinden itibaren raporlama yapmakla yükümlü olacak.

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın ekonomi için önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Gülsoy, “İş dünyası olarak en büyük beklentimiz öngörülebilirliğin artması, fiyat istikrarının sağlanması ve üretim ile ihracat odaklı büyüme kararlılığının sahaya güçlü bir şekilde yansımasıdır.” dedi. KTO Başkanı Gülsoy, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın (OVP) küresel ve bölgesel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde makroekonomik dengelerin korunması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından kıymetli bir çerçeve çizdiğini ifade etti. “ENFLASYONLA MÜCADELE VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA OLMAZIMIZDIR” Ekonomide kalıcı başarının ve yatırımların önünü açacak en temel unsurun istikrar ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Yardımcımızın açıkladığı OVP’nin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Programda enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, mali disiplinin korunması ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedeflerini son derece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarının tesis edilmesi, tüccarımızın ve sanayicimizin geleceğe dönük planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesine imkân tanıyacaktır.” “FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI, ÜRETİCİ VE İHRACATÇI DESTEKLENMELİDİR” İş dünyasının sahadaki en kritik ihtiyacının makul maliyetlerle finansmana erişim olduğunu vurgulayan Gülsoy, değerlendirmesine şöyle devam etti: “İş dünyası olarak hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu; üreten, istihdam sağlayan ve döviz kazandıran işletmelerimizin desteklenmesinden geçmektedir. OVP hedeflerinin sahada karşılık bulabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı adımların atılması şarttır. Seçici finansman imkânlarının katma değer üreten firmalarımıza yönlendirilmesi ve kademeli faiz normalizasyonunun sağlanması, imalat sanayimizin rekabet gücünü koruyacaktır. İşletmelerimizin mevcut istihdamı koruyabilmesi ve yeni yatırımlara kapı açabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, ticaret erbabımızın ve sanayicimizin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi de elzemdir.” “TİCARET VE SANAYİ BİR KUŞUN İKİ KANADI GİBİDİR” Ekonomik yapının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Gülsoy, “Ticaret ve sanayi bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu açıdan, ticaret ve sanayinin işletme büyüklüğüyle sınırlandırılmadan bir bütün olarak korunması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Ülkemiz için katma değer yaratan her işletme bu ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK BAŞLIĞI ÇOK KIYMETLİ” OVP’de bu yıl ilk kez yer alan başlığa da dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy, “Programda ''Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık'' başlığı altında enerji, su, gıda arz güvenliği ve kritik teknolojilerde yerli üretimin öne çıkarılmasını son derece vizyoner bir yaklaşım olarak görüyoruz. Küresel ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bu dönemde, yerli üretimi koruyacak haksız rekabetle mücadele adımları ve Sanayi Koruma Stratejisi reel sektörümüz için hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT POTANSİYELİNE İNANCIMIZ TAMDIR” Türkiye’nin ve Kayseri’nin zorlu koşullara rağmen dinamik yapısıyla üstesinden gelemeyeceği zorluk bulunmadığını belirterek sözlerini tamamlayan Gülsoy: “Anadolu’nun üretim ve ihracat üssü Kayseri olarak, ülkemizin büyüme hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kamu ile reel sektör arasındaki güçlü istişare kültürünün korunarak programdaki reformların hızla hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. En küçük üretici ve esnafımızdan en büyük sanayici ve tüccarımıza kadar tüm üyelerimizin yanında durmaya, ticareti, üretimi ve ihracatı büyütmeye, istihdamı artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat rotasında Türkiye’mizi daha güçlü kılmak adına tüccarımız ve sanayicimizle birlikte tüm gücümüzle sahada olacağız.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.