Hava Durumu

#Sakarya

Kırsal Haber - Sakarya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sakarya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir Haber

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir

Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu. Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü. Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı. Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı. Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü. “Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti. Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi. Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti. Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi. Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. “Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil” Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi. Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü. Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti. Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı. Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı. “Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu. Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu. Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti. Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı. Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi. Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü. Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi. Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu. “Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz” Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi. “Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti. Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti. Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi. Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu. Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti. Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi. Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti. Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi. “Kolay demiyorum ama zor da değil” Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti. “Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi. Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi. Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü. Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek” Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru Haber

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru

Sakarya genelinde etkisini artıran tarihi sağanak yağış sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi AKOM’da "Acil" koduyla teyakkuza geçti. Metrekareye 150 kilograma kadar düşen rekor yağışa karşı 225 araç ve 560 personel sahada kesintisiz mücadele veriyor. Sakarya’da yaklaşık 30 saattir aralıksız devam eden kuvvetli sağanak yağış, kentte son 27 yılın yağış rekorunu kırdı. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ve Genel Sekreter Fikret Bayhan başkanlığında Afet Koordinasyon Merkezi'nde (AKOM) kurulan kriz masası, ilçe ilçe durum değerlendirmesi yaparak acil müdahale eylem planını devreye soktu. İlçelerde Yağış Miktarı Afet Boyutuna Ulaştı Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şehir genelinde metrekareye düşen yağış miktarı afet seviyesine ulaştı. İlçelerde kaydedilen metrekare başı yağış miktarları şu şekilde gerçekleşti: Ferizli: 150 kg Karapürçek: 144 kg Adapazarı: 133 kg Akyazı: 129 kg Hendek: 126 kg DSİ ve SASKİ ekipleri, su baskınları ve taşkın riskine karşı kritik noktalarda ve dere yataklarında tahliye çalışmalarını sürdürüyor. Başkan Yusuf Alemdar: “En Son Bu Tabloyu 1999 Yılında Görmüştük” AKOM'da süreci anlık olarak takip eden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, son 24 saatte yaşanan durumu şu sözlerle özetledi: "Son 24 saatte 27 yılın yağışı düştü. En son bu rakamları 1999 yılında görmüştük. Çok ciddi bir afetle karşı karşıyayız. Temel amacımız can ve mal kaybı yaşanmadan bu süreci en az hasarla atlatabilmektir. SASKİ, İtfaiye, Yol Bakım ve DSİ ekiplerimizle birlikte 560 personel ve 225 araçla 30 saattir sahadayız. Yağışların devam etme riskine karşı teyakkuz halimiz sürecek." "225 Araç ve 560 Personelle Sahadayız" Toplantıda ilçe bazlı kriz raporlarını inceleyen Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fikret Bayhan, altyapı hatlarının doyma noktasına geldiğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: "Son 10 yılda görülmemiş yoğunlukta bir yağışla karşı karşıyayız. Şehrimizin dört bir yanında oluşabilecek olumsuzluklara anında müdahale ediyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için tüm birimlerimiz koordineli şekilde çalışıyor. Gece boyunca nöbetimiz devam edecek." Yetkililerden Taşkın Uyarısı SASKİ tarafından yapılan açıklamada, özellikle dere yatakları çevresinde yaşayan vatandaşların taşkın riskine karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Ekipler, gelen ihbarlar doğrultusunda su tahliye, mazgal temizliği ve sel önleme çalışmalarına 48 saattir ara vermeden devam ediyor.

2026 Yılı Fındık Rekolte Tahmini Açıklandı: Türkiye Geneli 805 Bin Tonu Aştı Haber

2026 Yılı Fındık Rekolte Tahmini Açıklandı: Türkiye Geneli 805 Bin Tonu Aştı

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB), fındık sektörünün geleceğine ve tarım politikalarına ışık tutacak 2026 ürünü resmi rekolte tahmin raporunu kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık 20 yıldır büyük bir titizlikle yürütülen kapsamlı saha çalışmalarının sonucunda, 2026 yılı Türkiye toplam kabuklu fındık rekoltesi 805.246 ton olarak hesaplandı. ​2026 Yılı Türkiye Toplam Fındık Rekolte Tahmini: 805.246 Ton (Doğu Karadeniz: 524.358 Ton | Batı Karadeniz: 280.888 Ton) ​Gerçeğe En Yakın Sonuç İçin Üç Aşamalı Titiz Saha Çalışması ​Fındık sektörüne ilişkin stratejilerin belirlenmesinde temel göstergelerin başında gelen rekolte tahmini, uluslararası standartlara uygun ve gerçeğe en yakın sonuçları ortaya koyan üç aşamalı bir saha süreciyle gerçekleştirildi: ​1. Aşama (14 Şubat - 3 Mart): Karanfil sayımı ile sürecin ilk adımı atıldı. ​2. Aşama (25 Nisan - 8 Mayıs): Karanfillerin çotanağa dönüşüm oranları detaylıca incelendi. ​3. Aşama (13 - 28 Temmuz): Çotanak sayımı ile saha çalışmaları nihayete erdirildi. ​Türkiye genelinde ekonomik anlamda fındık üretimi yapılan 15 il ve 87 ilçede, alanında uzman ziraat mühendisleri tarafından toplam 477 bahçe ziyaret edildi. Farklı fındık çeşitlerine ait 1.625 dal üzerinde birebir sayım yapılarak meyve tutum oranları ve randıman değerleri hesaplamalara doğrudan dâhil edildi. ​İller Bazında 2026 Fındık Rekolte Dağılımı ​Temmuz ayı çotanak sayımı sonuçlarına göre, illere göre tahmini kabuklu fındık üretim miktarları şu şekildedir: ​Doğu Karadeniz Bölgesi ​Artvin: 5.269 Ton ​Rize: 1.042 Ton ​Trabzon: 43.463 Ton ​Giresun: 91.865 Ton ​Ordu: 263.196 Ton ​Samsun: 115.512 Ton ​Gümüşhane: 781 Ton ​Tokat: 3.230 Ton ​DOĞU KARADENİZ TOPLAMI: 524.358 Ton ​Batı Karadeniz ve Diğer Bölgeler ​Sinop: 1.890 Ton ​Bartın: 8.170 Ton ​Kastamonu: 6.499 Ton ​Zonguldak: 32.408 Ton ​Düzce: 102.773 Ton ​Sakarya: 104.660 Ton ​Kocaeli: 13.590 Ton ​Bolu: 2.984 Ton ​İstanbul: 2.186 Ton ​Diğer İller: 5.728 Ton ​BATI KARADENİZ TOPLAMI: 280.888 Ton ​TÜRKİYE GENELİ TOPLAM REKOLTE: 805.246 Ton ​Doğru Stratejiyle İhracatta Büyük Fırsat ​KFMİB Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, tahmin edilen bu üretim miktarının doğru stratejiler ve etkin planlamalarla Türkiye fındık ihracatı açısından büyük bir fırsata dönüştürülebileceği vurgulandı. Açıklama, 2026/2027 fındık sezonunun tüm üreticilere, ihracatçılara ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olması temennisiyle son buldu.

​CHP’li Taşkent’ten Adapazarı Şeker Fabrikası Çıkışı: "Üretim Değil, Rant Modeli!" Haber

​CHP’li Taşkent’ten Adapazarı Şeker Fabrikası Çıkışı: "Üretim Değil, Rant Modeli!"

CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Adapazarı Şeker Fabrikası üzerinden Türkiye’nin tarım ve üretim politikalarını sert bir dille eleştirdi. Taşkent, fabrikanın özelleştirilme sürecinden kota devrine, imar planlarından işçi mağduriyetine kadar birçok kritik konuyu Meclis gündemine taşıdı. ​Adapazarı Şeker Fabrikası’nda Kota Oyunu mu Oynanıyor? ​Milletvekili Taşkent, fabrikanın geçmişten bugüne sistematik bir şekilde değersizleştirildiğini iddia etti. 2005 yılında APEK (Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi) tarafından satın alınan fabrikanın, bilinçli kota kısıtlamalarıyla borç batağına sürüklendiğini belirten Taşkent, sürecin kronolojisine dikkat çekti: Şeker Kurulu’nun kısıtlamalarıyla fabrikanın Bank Asya’ya devredildiğini ve Yıldız Holding’in satın alması sonrası kotaların aniden artırıldığını ifade eden Taşkent, son durumda kotanın Niğde’deki Bor Şeker Fabrikası’na devredildiğini söyledi. Taşkent; ​"Önce üretimi düşür, değersizleştir, sonra el değiştir ve en sonunda araziyi imara aç. Bu bir istisna değil, bir modeldir." dedi. ​Çiftçi ve İşçi Mağdur: Bor Şeker Devri Ne Getirecek? ​Kotaların Bor Şeker Fabrikasına devredilmesinin ardından Sakaryalı pancar üreticisinin belirsizliğe itildiğini vurgulayan Taşkent, şu soruları yöneltti: ​Sözleşme yapan çiftçilere neden önceden bilgi verilmedi? ​Ürünün Niğde’ye nakliye maliyetini kim karşılayacak? ​Fabrikada çalışan yaklaşık 500 işçinin akıbeti ne olacak? ​"Şeker Fabrikası Arazisi Ranta mı Açılıyor?" ​Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden biri ise fabrika arazisine yönelik imar planı değişiklikleri oldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin tutumunu eleştiren Taşkent, şehrin en değerli bölgesinde "rant odaklı" bir planlama yapıldığını öne sürdü. ​İmar Planındaki Soru İşaretleri: ​Kat Artışı: Çevrede 3 kat izni varken, fabrika arazisi için 5 kat planlanması. ​Nüfus Yoğunluğu: Bölgeye 7 bin kişilik yeni bir yapılaşma getirilmesi ve bunun yaratacağı trafik/altyapı yükü. ​Millet Bahçesi İddiası: "Eğer burası Millet Bahçesi olacaksa, holdinge karşılığında hangi arazi teklif edildi?" sorusu. ​Meclis Araştırması Çağrısı ​Taşkent, şeker fabrikalarının özelleştirme süreçlerinin, kota politikalarının ve taşınmazların imar durumlarının şeffaf bir şekilde incelenmesi için Meclis Araştırması açılması çağrısında bulundu. "Mesele sadece bir fabrika değil, ülkenin üretimden koparılıp ranta teslim edilmesidir" diyerek sözlerini noktaladı.

Sapanca Gölü’nde Su Seviyesi Yükseliyor Haber

Sapanca Gölü’nde Su Seviyesi Yükseliyor

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), Sapanca Gölü’nün korunması ve su rezervlerinin artırılması noktasında yürüttüğü çok yönlü çalışmaların etkisini görüyor. SASKİ, Sakarya’nın en önemli içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’nde su seviyesinin yükselişine dair sevindirici gelişmeyi paylaştı. Yağışların etkisi ve hayata geçirilen altyapı yatırımlarının birleşmesiyle göl seviyesinde 3 ayda 47 santimetrelik bir yükseliş kaydedildi. Yaşanan artışla birlikte göl havzasına toplamda 23 milyon 500 bin metreküp su kazandırıldı. Ocak ayında 28,41 seviyelerine kadar gerileyen Sapanca Gölü altyapı yatırımları, alternatif kaynakların etkin kullanımı ve yağışların kayıpsız bir şekilde havzaya iletilmesiyle birlikte 28,88 seviyesine ulaştı. Kuruyan havza suyla buluşmaya başladı Göl seviyesindeki 47 santimetrelik yükseliş, havzada sayısal değişimin yanı sıra ekosistemin yeniden canlanmasını da sağladı. Göl havzasına kazandırılan 23.5 milyon metreküp su özellikle suyun çekildiği, toprağın kuruduğu kıyı bölgelerinde suyun tekrar yükselişe başladığı gözlemlendi. Doğru su yönetimini elden bırakmayacağız Kurum tarafından göl seviyesindeki artış ile ilgili yapılan açıklamada, “Sapanca Gölü’müzdeki su seviyesi an itibarıyla 28,88 metreye ulaşmıştır. Artış umutlarımızı güçlendirse de önümüzün yaz olduğunu unutmadan tasarruf tedbirlerine uygun şekilde kullanıma devam etmeliyiz. Biz alternatif kaynaklar ve güçlü altyapı çalışmaları ile tedbirlerimizi alıyoruz. Bu tedbirlerin etkisi ve son dönemde düşen yağışlar ile çekilmelerin olduğu alanların bir nebze de olsa su ile dolduğu gözlemleniyor. Artışın devam etmesi için doğru su yönetimini elden bırakmayacağız” ifadeleri kullanıldı

Sapanca Gölü’ne Koruma Kalkanı Haber

Sapanca Gölü’ne Koruma Kalkanı

Kayıp kaçağın en yüksek olduğu Akyazı, Hendek ve Sapanca’yı 108 kilometrelik altyapı ağıyla kalkan oluşturacak projenin ilk etabı için ihale gerçekleştirildi. Sapanca Gölü, dere yatakları, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının her bir damlasının kesintisiz takibini kapsayan projede Akyazı ile Hendek’ten sonra Sapanca’daki içme suyu ve kolektör hattının inşasıyla yeni bir dönem başlayacak. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), şehrin su geleceğini garanti altına almak ve altyapıyı güçlendirmek için büyük bir yatırımı daha hayata geçiriyor. Akyazı, Hendek ve sonra Sapanca Su kaybının fazla olduğu tespit edilen Akyazı, Hendek ve Sapanca ilçelerini kapsayan dev proje ile içme suyu hatları yenilenirken, şehrin gözbebeği Sapanca Gölü ve mevcut su kaynakları da koruma altına alınacak. Akyazı ve Hendek’te inşa edilecek 63 kilometrelik güçlü içme suyu altyapısı ve 34 farklı sanat yapısı şehrin su kayaklarından alınan her damla suyun vatandaşın çeşmesine ulaşana kadarki yolculuğu kayıpsız gerçekleşecek. Projenin birinci etabı için ihale 29 Ocak’ta gerçekleştirildi ve teklifler alındı. Sürecin bitmesinden hemen sonra ilk kazma vurulacak. “Her damla suyun takibini yapacağız” Başkan Alemdar, “Gölü koruyacak, su kaynaklarının musluklara ulaştığı süreçte kayıp kaçağı minimum seviyelere indirecek projemiz için süreç başladı. İçme suyu altyapımız bu adımla birlikte ciddi bir güç kazanacak. Şehrimizin göz bebeği Sapanca Gölü’nden her damla suyun ulaştığı noktaya kadar takibini yapmaya, bir damla suyun dahi israfını önlemek için gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu konu önümüzdeki en hayati meselelerden biri olarak öncelikli gündemimizdir. Altyapıda gerekli adımları atarken, gölümüzü bir uçtan diğer uca koruma altına almak için gerekli süreci başlattık.” dedi. Akyazı ve Hendek’e 64 bin metre alt yapı Hatlarda sık sık arızaların yaşandığı ve su kayıplarının yüksek olduğu bölgelerde yapılacak çalışmayla iki ilçede toplam 27 mahallenin kayıp oranı minimuma inecek. Akyazı’ya 28 bin metrelik hat ile 14 sanat yapısı, Hendek’e ise 35 bin metrelik hat ile 20 sanat yapısı inşa edilecek. Atık sular göle karışmayacak Projenin ilk etabının toplamı ise 63 bin metre ile 34 sanat yapısını kapsayacak ve sonraki etapta ise Sapanca’ya 45 bin metre yeni içme suyu hattı ile atık suların göle karışmasını engelleyecek 9 bin metre kolektör hattı kazandırılacak. Proje bittiğinde Sakarya’nın alt yapı ağı 108 kilometrelik alt yapıyla örülmüş olacak. Böylece su kayıplarının önüne geçilecek ve atık suların göl havzasına karışması tamamen engellenecek.

10 Ayda 5 Milyon Ambalaj Doğaya Karışmadan Bertaraf Edildi Haber

10 Ayda 5 Milyon Ambalaj Doğaya Karışmadan Bertaraf Edildi

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, DOA cihazları için ilk pilot il olan Sakarya’da 10 ayda 5 milyonun üzerinde ambalajın ekonomiye kazandırılarak, doğa zararının bertaraf edildiğini açıkladı. Alemdar, “Bugün itibarıyla sistemde 71 binin üzerinde kayıtlı kullanıcı bulunuyor ve günlük ortalama 30 bin hemşehrimiz bu uygulamayı aktif şekilde kullanıyor. Sakarya çevre yönetiminde Türkiye’ye öncülük etmeye devam edecek” dedi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Türkiye Çevre Ajansı tarafından başlatılan Depozito Yönetim Sistemi’nde (DYS) ilk DOA Depozito İade Makinaları, pilot il seçilen Sakarya’ya yerleştirilmişti. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, DOA cihazlarının kullanımına ilişkin 10 aylık süreçte ortaya çıkan verileri açıkladı. Şubat 2025’te Adapazarı, Serdivan ve Erenler’de başlayan DYS uygulaması bugün itibarıyla şehrin 16 ilçesine yayıldı ve makina sayısı 48’e yükseldi. 5 milyonun üzerinde ambalaj, 71 bin aktif kişi… Alemdar, 10 aylık süreçte 5 milyonun üzerinde ambalajın sisteme teslim edilerek doğaya, çevreye zararının önlendiğini ve ekonomiye kazandırıldığını kaydetti. Ayrıca bugün itibarıyla aktif kullanıcı sayısının 71 bini aştığını ifade eden Alemdar, günlük ortalama 30 bin kişinin ambalaj teslimi yaptığını açıkladı. Başkan Alemdar ayrıca bu süreçte ambalaj başına ödeme yapılan vatandaşlara toplamda 1 milyon 250 bin TL ödeme yapıldığını ifade etti. “Sakarya çevre konusunda öncülük etmeye devam edecek” Başkan Alemdar, Sakarya’nın pilot il olarak üstlendiği görevi başarıyla yürüttüğünü belirterek, “Depozito Yönetim Sistemi mayıs ayında Sayın Bakanımız Murat Kurum’un katıldığı tanıtım toplantısıyla Sakarya’dan tüm Türkiye’ye tanıtılmıştı. 16 ilçemizin tamamında 48 depozito iade makinesi aktif şekilde hizmet veriyor. Vatandaşlarımız 10 ayda 5 milyon 3 bin 204 adet ambalajı teslim etti. Bu süreçte Türkiye Çevre Ajansı tarafından hemşerilerimize toplam 1 milyon 250 bin lira ödeme yapıldı. İade edilen ambalajların yüzde 64’ü pet, yüzde 31’i cam, yüzde 5’i ise alüminyumdan oluşuyor. Bugün itibarıyla sistemde 71 binin üzerinde kayıtlı kullanıcı bulunuyor ve günlük ortalama 30 bin hemşehrimiz bu uygulamayı aktif şekilde kullanıyor. Vatandaşlarımızın projeye sahip çıkması bizi mutlu ediyor. Sakarya çevre yönetiminde Türkiye’ye öncülük etmeye devam edecek” dedi. Bakanlık ve Çevre Ajansı’na teşekkür Sakarya’nın pilot il olarak seçildiği Depozito Yönetim Sistemi’nde örnek bir başarı ortaya konurken, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, çevre konusunda Türkiye’ye öncülük eden bu projede destekleri için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve Türkiye Çevre Ajansı’na teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.