Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir
Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir
Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi.
Haber Giriş Tarihi: 24.10.2026 13:27
Haber Güncellenme Tarihi: 24.10.2026 13:44
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu.
Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü.
Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı.
Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu
Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı.
Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü.
“Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti.
Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı
Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi.
Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti.
Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi.
Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı.
“Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil”
Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi.
Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü.
Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti.
Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi
Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı.
Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı.
“Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu
Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti.
Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu.
Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı
Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti.
Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı.
Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi.
Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri
Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü.
Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi.
Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu.
“Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz”
Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi.
“Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti.
Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti.
Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi
Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi.
Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu.
Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar
Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti.
Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi.
Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti.
Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi.
“Kolay demiyorum ama zor da değil”
Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti.
“Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi.
Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi.
Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı
Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü.
Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı.
“Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek”
Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti.
“Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü.
Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı
Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir
Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi.
Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu.
Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü.
Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı.
Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu
Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı.
Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü.
“Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti.
Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı
Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi.
Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti.
Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi.
Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı.
“Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil”
Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi.
Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü.
Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti.
Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi
Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı.
Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı.
“Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu
Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti.
Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu.
Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı
Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti.
Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı.
Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi.
Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri
Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü.
Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi.
Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu.
“Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz”
Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi.
“Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti.
Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti.
Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi
Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi.
Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu.
Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar
Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti.
Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi.
Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti.
Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi.
“Kolay demiyorum ama zor da değil”
Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti.
“Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi.
Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi.
Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı
Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü.
Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı.
“Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek”
Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti.
“Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü.
Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı
Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”
En Çok Okunan Haberler