Hava Durumu

#Sınır Reddi

Kırsal Haber - Sınır Reddi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sınır Reddi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı" Haber

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin Avrupa Birliği RASFF bildirimlerini değerlendirdi. Gürer, 2026 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen özellikle okratoksin A bildirimlerinin 2025 yılının tamamındaki sayıyı geçtiğine dikkat çekerek, “Bu tablo yalnızca ihracat sorunu değildir. Gıda güvenliği, üretim, kurutma, depolama ve denetim zincirinin tamamının önemle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Sıcak, nemli havalarda yanlış depolama ile ortaya çıkan küflerin iadede de önemli bir yer tutması dikkat çekici. Gönderilen ürün laboratuvar incelemesine tabi. Ülkeden çıkmadan yapılan kontrollerde laboratuvarlarda bu sorunlar neden saptanamıyor?” dedi. Türkiye menşeli gıda ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerindeki sınır kontrollerinde karşılaştığı uygunsuzlukların sorun olmaya devam ettiğini belirten CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin RASFF kayıtlarının 2025 ve 2026 verilerini karşılaştırdı. Gürer, özellikle okratoksin A, aflatoksin ve pestisit kalıntılarındaki bildirimlerin dikkat çekici boyutta olduğunu belirtti. Gürer, incelenen verilere göre 2025 yılında Türkiye menşeli ürünlerle ilgili 486 bildirim bulunduğunu, 2026 yılının ise 11 Eylül'e kadar olan bölümünde 326 bildirimin kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gürer, 2026 verilerinin henüz yılın tamamını kapsamadığını vurgulayarak, “2026'nın yaklaşık 9 aylık verisiyle 2025'in 12 aylık verisini karşılaştırırken dönem farkını dikkate almak gerekiyor. Ancak bazı kalemlerde ortaya çıkan artış doğru irdelenmeli.” dedi. EN ÇARPICI ARTIŞ OKRATOKSİN A’DA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının tamamında AB ülkelerinden Türkiye menşeli ürünler için 132 okratoksin A bildirimi yapılırken, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar bu sayının 136'ya yükseldiğini belirtti. Gürer, “2026 yılı henüz tamamlanmadan okratoksin A bildirimleri, 2025 yılının tamamındaki sayıyı geride bırakmış durumda. Bazı kuru ve işlenmiş ürünlerde tekrar eden bildirimler görüyoruz. Bu durum, ürünün tarladan çıkmasından sonraki süreçlerin de en az üretim kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.” dedi. Gürer, okratoksin gibi mikotoksinlerin uygun olmayan kurutma, nem, depolama ve saklama koşullarında oluşabileceğine dikkat çekerek, “Sorunu yalnızca kullanılan tarım zehiri üzerinden değerlendirmek yetmiyor. Hasat sonrası süreç, ürünün kurutulması, depolanması, taşınması ve ihracat öncesi kontrolü de bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Sorun çok boyutludur. Özellikle ihraç edilen ürünlerde oluşan sorun dış pazar için de olumsuzluğa neden olmadan önlemler artırılmalıdır. Çıkış kontrollerinde kurallar yeniden düzenlenmelidir. Yurt dışına gönderilen ürün, yurt içi tüketimde benzer sorunlarla karşılaşılıyor mu? Bu durumda ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.” dedi. PESTİSİT KALINTILARI SORUNLARDAN BİRİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 106, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar ise 74 pestisit bildirimi bulunduğunu söyledi. Gürer, “Pestisit bildirimleri özellikle taze meyve ve sebzelerde yoğunlaşıyor. Acetamiprid, formetanate, prochloraz, indoxacarb, imazalil ve fosthiazate gibi farklı etken maddeler nedeniyle bildirimler yapılmış durumda. Bu, ihracat öncesi kalıntı kontrolünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” dedi. 2026 yılı kayıtlarında özellikle acetamiprid 17, formetanate 12, prochloraz 11, indoxacarb 10 ve imazalil 8 bildirimle öne çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa ülkelerine giden ürünlerde farklı pestisit etken maddelerinin limitlerin üzerinde tespit edildiğini belirtti. Bir üründe izin verilen limitin çok üzerinde kalıntı tespit edilmesi, yalnızca ihracatçının değil, üretim zincirinin tamamının sorgulanmasını gerektirir. RASFF'ın 2026 Mayıs kayıtlarında Türkiye menşeli farklı ürünlerde farklı pestisit kalıntıları nedeniyle sınır reddi bildirimleri yer alıyor.” dedi. SINIRDA REDDEDİLEN ÜRÜN, İHRACAT ÖNCESİNDE TESPİT EDİLMELİDİR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda güvenliği denetiminin sınır kapılarına bırakılmaması gerektiğini ifade ederek, “Bir ürün Avrupa sınırına kadar gidip orada uygunsuzluğu nedeniyle reddediliyorsa, burada ihracat öncesi kontrol sistemini sorgulamak gerekir. Ürünün sınırdan dönmesini beklemek değil, uygunsuzluğu depoda veya ihracat öncesinde tespit etmektir.” şeklinde konuştu. SİLDENAFİL BİLDİRİMLERİ DE AYRICA ARAŞTIRILMALI Gürer, tarımsal ürünlerdeki pestisit ve mikotoksin sorunlarının yanında, gıda takviyelerinde tespit edilen yetkisiz maddelere de dikkat çekti. 2026 yılı kayıtlarında sildenafil nedeniyle 17 bildirim bulunmasının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirten Gürer, “Bu konu pestisit ya da mikotoksinden farklı bir başlık olmakla birlikte gıda güvenliği açısından önemlidir. Gıda takviyesi adı altında piyasaya sunulan ürünlerde ilaç etken maddesi bulunması kabul edilemez.” dedi. TÜRKİYE'NİN TARIMSAL İHRACAT İTİBARI KORUNMALI Ömer Fethi Gürer, “Türkiye tarım ülkesi. Ürünlerimizin Avrupa pazarında güvenilirliği bizim için son derece önemli. Bu bağlamda yurt dışı pazarının korunması çok önemli, aynı şekilde ülke pazarı da bu bağlamda düzenli denetim ve kontrol altında tutulmalıdır. Marketlerin bazıları denetim yaptığını duyuruyor. Bu denetim market ve hal, her alanda, satış noktalarında sağlanmalı. Özellikle kullanım noktalarında bilinçli tarım zehiri kullanımı sağlanmalı. Mevcut koşullarda tarım zehiri kullanmadan üretim olamıyor. O bağlamda en az zararlı olan ve kullanım miktarı ile beklenen faydayı sağlayan ilaçlar önceliklenmelidir.” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ülkemizden ihraç edilen gıda ürünleri için AB ülkelerinin iadelerde bulunduğunu belirterek, “Ülkemiz aynı zamanda ciddi bir gıda ithalatçısı ülke. Ülkemize gelen gıda ürünleri de AB'nin farklı ülkelerine gönderildiğinde iade ile karşılaşabiliyor. Ülkemize gelen her gıda ürünü sorunsuz mu? Ülkemizde GDO'lu gıda yasak. Acaba ithal ürünler bu yönden de irdeleniyor mu? Bu bağlamda pestisit, aflatoksin gibi ithal ürün incelemeleri ile iade ettiğimiz ürün var mı? AB dışı gönderilen ürünlerde iade var mı? Bu konular da ayrıca gündeme alınmalıdır.” dedi.

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor Haber

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerini değerlendirerek Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik bildirimlerin endişe verici boyutlara ulaştığını duyurdu. Yılbaşından 17 Temmuz 2026 tarihine kadar olan süreci kapsayan verilere göre, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin yapılan 270 bildirimin 197'si sınırda geri çevrilirken, 195'i "ciddi risk" kategorisinde değerlendirildi. ​270 Bildirimin Dörtte Üçü Sınırda Kaldı ​Avrupa Birliği’nin resmi kayıtlarına yansıyan verilere göre Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yaşanan sorunlar şu şekilde dağılım gösterdi: ​197 bildirim sınır reddi ile sonuçlandı. ​13 bildirim alarm niteliği taşıdı. ​49 bildirim bilgilendirme amacıyla yapıldı. ​11 bildirim ise takip amaçlı kayda geçti. ​İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün sınır kapılarından geri çevrildiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bu tablonun üreticiden ziyade denetim mekanizmalarındaki eksiklikleri ve yanlış tarım politikalarını gözler önüne serdiğini vurguladı. ​Bildirimlerin Yüzde 86’sı Yüksek Risk Grubunda ​Yapılan toplam 270 bildirimin 195’inin doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirildiğini, 38 bildirimin ise potansiyel ciddi risk taşıdığını belirten Gürer, toplam vakaların yaklaşık %86’sının yüksek risk grubunda yer aldığını ifade etti. Bu durumun ihracat öncesi gerçekleştirilen denetimlerin yeterince etkin olmadığını kanıtladığını dile getirdi. ​Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Çok Üzerinde ​Türkiye’de pestisit (tarım ilacı) kullanımının yoğun tarım yapılan bölgelerde dünya ortalamasını katbekat aştığına dikkat çeken Gürer, şu rakamları paylaştı: ​Dünya genelinde hektar başına ortalama pestisit kullanımı 2,6 kilogram düzeyinde seyrediyor. ​Türkiye genel ortalaması 2,1–2,3 kg arasında görünse de, yoğun üretim yapılan ilk 10 ilde bu rakam 6,7 kilograma çıkıyor. ​Konya hariç tutulduğunda, 9 üretim ilinde ise hektar başına 9,5 kilograma kadar ulaşıyor. ​En Büyük Sorun: Mikotoksinler ve Pestisit Kalıntıları ​AB pazarına gönderilen ürünlerde en sık karşılaşılan problemin mikotoksinler olduğunu belirten Gürer; kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen Ochratoksin A, Aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin sorunlarına işaret etti. Uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarının bu toksinlerin oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. ​Ayrıca ihracatta sorun yaratan başlıca pestisit kalıntıları arasında Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil ve Fosthiazate maddelerinin yer aldığı açıklandı. ​En Çok Bildirim Yapan Ülkeler: Bulgaristan, Almanya ve Fransa ​Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik en fazla bildirimin gerçekleştirildiği Avrupa ülkeleri şu şekilde sıralandı: ​Bulgaristan: 65 bildirim ​Almanya: 61 bildirim ​Fransa: 53 bildirim ​Bu üç ülkenin tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu, yaşanan bu tablonun Türkiye'nin uluslararası pazardaki güvenilirliğini olumsuz etkilediği ifade edildi. ​"Sorun Çiftçide Değil, Plansız Yönetimde" ​Artan girdi maliyetleriyle (gübre, ilaç, mazot) mücadele eden üreticinin yalnız bırakıldığını belirten CHP’li Gürer, tarım sektöründeki yapısal sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulundu: ​İhracata gidecek ürünlerde kalıntı analizleri artırılmalı. ​Üreticiye yönelik teknik destek ve eğitim faaliyetleri yaygınlaştırılmalı. ​Pestisit kullanımı sıkı bir şekilde denetlenmeli. ​Hasat sonrası depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartlar eksiksiz uygulanmalı. ​Gürer, Avrupa kapılarından geri dönen her ürünün yalnızca ekonomik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.