Hava Durumu

#Su

Kırsal Haber - Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Büyükşehir Uzmanından Ramazan’da Beslenme Tavsiyeleri Haber

Büyükşehir Uzmanından Ramazan’da Beslenme Tavsiyeleri

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Ücretsiz diyetisyen hizmeti kapsamında sağlıklı, yeterli, dengeli ve bilinçli beslenme adına yol gösteriliyor. Destek kapsamında yaşam kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılırken, buna uygun beslenme programları oluşturuluyor. EN KRİTİK ÖĞÜN, SAHUR Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının manevi yönünün yanında beslenme alışkanlıklarının da yeniden şekillendiği bir dönem olduğunu söyledi. Ramazan ayında en kritik öğünün sahur olduğunu belirten Dr. Nilgün İstek, sahur yapılmadığı takdirde gün içerisinde halsizlik, baş ağrısı, dikkat azalması gibi sorunlar yaşanabileceğini ifade etti. SAHUR NASIL YAPILMALI? Doğru bir sahurun yapılmasının da bu tür etkileri ortadan kaldırabileceğini anlatan Dr. Nilgün İstek, “Sahurda tam buğday unu, tam tahıllı ekmek gibi karbonhidratların yanında yumurta, peynir, yoğurt gibi sağlıklı ve proteinli besinler tüketilebilir. Aynı zamanda zeytin, ceviz, badem, fındık gibi sağlıklı yağların alınması da faydalı olur. Sahurda şekerli gıdalar, tuzlu yiyecekler, salamuralar mümkün olduğunca az tüketilmeli. Böylece gün boyunca çabuk acıkma veya çabuk susama gibi durumları en aza indirebiliriz” dedi. İFTARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ? İftarda ise en önemli noktanın kademeli beslenmek olduğunu dile getiren Dr. Nilgün İstek, “Uzun süreli açlıktan sonra iftar saatinde birdenbire çok ağır ve yağlı yiyecekler yemek sindirim sistemi problemlerine yol açabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar dikkat etmelidir. Öncelikle suyla oruç açılmalı, bir veya iki adet hurma ve zeytinle devam edilmelidir. Çorba içtikten sonra ise doğrudan ana yemeğe geçilmemeli. 10-15 dakika kadar ara verdikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Bu, sindirimin daha da rahatlamasına yardımcı olacaktır. Ayrıca ara vermek tokluk sinyallerinin oluşmasını sağlar. Aşırı yemek yemenin önüne geçilmiş olur. Kan şekerinin de hızlı yükselmesini engeller. Bu, daha kontrollü bir metabolizma açısından önemlidir” diye konuştu. RAMAZAN’DA SIVI TÜKETİMİ ÖNEMLİ Oruç döneminde sıvı dengesinin sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Nilgün İstek, yeterli miktarda su alınmadığı durumda baş ağrısı, dikkat azalması, halsizlik ve sindirim sistemi problemleri yaşanabileceğini anlattı. Suyu da zamana yayarak iftar ile sahur arasında tüketmek gerektiğini söyleyen Dr. Nilgün İstek, “Çay ve kahvenin, su yerine geçmeyeceği bilinmelidir. Yiyeceklerdeki demirden daha iyi yararlanabilmek için çay ve kahvenin yemekten yaklaşık bir saat sonra tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Ayrıca Ramazan ayında hareket etmek de çok değerlidir. İftardan yaklaşık bir saat sonra yapılacak fiziksel aktivite, sindirimin rahatlamasına, kan şekerinin dengelenmesine ve kilo kontrolüne yardımcı olacaktır. Kronik hastalığı olanlar özellikle oruç tutma dönemi öncesinde doktora ve diyetisyene danışmalıdır” dedi.

Başkan Yavaş: "Ankara’da Şu Anda Su Problemi Yok!" Haber

Başkan Yavaş: "Ankara’da Şu Anda Su Problemi Yok!"

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ABB Konferans Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, Ankara’da barajlardaki su seviyelerinin kritik düzeye gerilemesi sonrası hayata geçirilen debi ve basınç düşüklüğü uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. “BUNLAR AKLINI PEYNİR EKMEKLE YEMİŞ” Konuşmasına Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik dezenformasyon faaliyetlerinin arttığını dile getirerek başlayan Yavaş, Hıdırlıktepe’de yapımı devam eden 100. Yıl Şükran ve Şehitler Anıtı üzerinden yürütülen algı operasyonuna değindi. Yavaş, “Televizyonlara İletişim Başkanlığı’ndan talimat gitmiş. Oradan sürekli bu haliyle yayın yapın, o 2 kuleyi gösterin denmiş. O 2 kulenin maliyeti de 2.2 milyar diye yaygara edecekler. Bunlar aklını peynir ekmekle yemiş. Kim inanır benim buraya 2.2 milyar harcadığıma. Henüz yarım, inşallah bittiğinde projeyi gördünüz Ankara halkına yakışır, Cumhuriyet’i kuranlara Şükran Anıtı ve arka tarafında tüm şehitlerimizin isimlerinin bulunduğu bir rekreasyon anıtı ortaya çıkacak” diye konuştu. “YAĞMUR YAĞIYOR TOPRAĞA İŞLEMİYOR, KAR YAĞIYOR BARAJLARI DOLDURMUYOR” Yavaş, dünyanın içinden geçtiği sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını vurgulayarak, yaşanan tabloyu “iklim kırılması” olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler, Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevrelerinin Akdeniz havzasını dünyanın en hızlı kuruyan bölgesi olarak tanımladığını hatırlatan Yavaş, “Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor. Kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor” dedi. Bu tablonun yalnızca Ankara’ya özgü olmadığını belirten Yavaş, Elazığ’dan Konya’ya, Kayseri’den Malatya’ya kadar birçok ilin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. “BİR YANDA 6 MİLYONA YAKLAŞAN ŞEHİR, ÖTE YANDA AZALAN SU” Ankara’daki durumu rakamlarla anlatan Yavaş, Başkent’in tarihinin en kurak hidrolojik döneminden geçtiğini vurgulayarak, kişi başına düşen yıllık su miktarındaki düşüşe dikkat çekti. Yavaş, şu verileri paylaştı: “1994’te Ankara’da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü. 2008’de 45 metreküptü. 2025’te bu rakam 19 metreküpe düştü. Yani Ankara, su açısından yarıdan fazla fakirleşmiştir. Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir, öte yanda her geçen yıl daha az gelen su… Ekranda gördüğünüz baraj görüntüleri, Ankara’nın bu gerçeğinin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo; iklim krizinin Ankara’ya düşen payıdır. Bizim görevimiz bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara’yı ayakta tutmaktır.” GEREDE PROJESİ’NDEN DAMLA SU GELMİYOR Yavaş, Ankara’nın mevcut su rezervine de değinerek, “Ben bugün burada Ankara'yı izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. 'Ankara'nın 200 günlük suyu var' demiştim; 200 gün dediğiniz de göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte de ciddi miktarda tasarruf ettik. Şimdi zaman zaman siyasiler 'var olan suyun musluklara ulaştırılamadığı' gibi saçma sapan konuşmalar, dezenformasyon yapıyorlar. Şu anda suyumuz, barajlardan şehre gelecek su alma yapısının altında. 'Su neden verilemiyor?' deyince meşhur bir barut fıkrası vardır, hepiniz bilirsiniz. Komutan askere sormuş: 'Niye savaşı kaybettiniz?' Asker cevap vermiş, 'Bir, barut bitti.' Komutan demiş ki, 'Gerisini saymana gerek yok.' Su yok! Sizin '2050'ye kadar yetecek' dediğiniz baraja, Gerede Projesi’nden damla gelmiyor. Su yok, olay bu kadar basit. Bunu da mazeret etmeden, elbette bir yönetici olarak şehre nasıl su vereceğimizin tedbirlerini alıp projelerini yapıyoruz” ifadelerini kullandı. “ANKARA SUSUZ KALDI” HABERLERİNE TEPKİ Son günlerde Anadolu Ajansı, Habertürk, TGRT gibi bazı medya kuruluşlarında yer alan haberleri eleştiren Yavaş, “şehir susuz kaldı”, “evlerde su yok”, “Ankara çöktü” şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Salonda bulunanlara “Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın” diyen Yavaş, bu iddiaların siyasi polemik konusu hâline getirildiğini dile getirerek şöyle konuştu: “İçlerinde bir kişi var ki halk arasında bir deyim vardır. Şehrin içine, halkın karşısına çıkmaya yüzü olmayan bu insanlar kalkıp Ankara Büyükşehir hakkında dezenformasyon yapıyor. Benim aklıma şu geliyor onları televizyon ekranlarında gördükçe, ‘Katır defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş.’ Kalkmış bunları anlatıyorlar. Kerbela dönemini de sosyal medyadan vereceğiz. Eski dönemde şunlar oldu ya da bizim dönemde de böyle kıyasına ihtiyacımız yok arkadaşlar. Biz buraya seçilirken en iyi hizmeti yapmaya, en iyisini yapmaya talip olduk. Ve Ankara halkı da bize güvendiği için seçti ve aynı şekilde çalışmaya da devam edeceğiz.” “HABER YAYINLANDIĞI GÜN TRT HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM” TRT’de hazırlanmakta olduğu öne sürülen bir dosya habere ilişkin konuşan Yavaş, “Daha önce TRT'ye bir çağrı yapmıştım, buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Nedir bu telaşınız? Şu anda Ankara'da tüm musluklardan su akıyor arkadaşlar. Hiçbir tane kesinti yok. Telaş ne? Bu karalama kampanyasının mutlaka bir amacı olması lazım. O amacın ne olduğunu biliyoruz. Ve arkasına şunu söyleyecekler. ‘Ankara'da salgın hastalık başlıyor’, ‘İnsanlar leğenle çamaşır yıkıyor’, ‘Şehir susuz kaldı’ gibi sahte haberler de bundan sonra hazır olun. O konuşan insanlar, ilçe yöneticileri dahil hepsinin ne kadar su kullandığını görüyoruz. Hepsini dezenformasyondan, halka panik yaratmaktan dolayı savcılığa vereceğiz. TRT'ye sesleniyorum veya İletişim Başkanlığı’na, sizler bu ülkenin 86 milyon vatandaşının vergileriyle yayın yapan bir kurumsunuz. Halkın parasını kullanıp halka yalan söylemeye lütfen utanın. Haber merkezlerinde kurulan WhatsApp gruplarında, ‘Su akmayan çeşme bulun gidin oradan yayın yapın’, ‘Tankerle su verilen bir yer bulun, ne pahasına olursa olsun görüntü çıkarın’ şeklinde talimatlar verildiğini bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? Şimdi de bütün Türkiye biliyor. Şunu açıkça söylüyorum; o dosya haberin yayınlandığı gün TRT hakkında bir suç bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım” ifadelerini kullandı. “ASKİ VE ŞAHSIM ADINA ÖZÜR DİLİYORUM” Yavaş, sunum eşliğinde Ankara'yı küresel krize rağmen nasıl susuz bırakmadıklarını, hangi yatırımlarla, hangi tekniklerle ve hangi fedakârlıkla suyu korumaya çalıştıklarını anlatarak, konuşmasının sonunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle Ankaralılardan özür diledi. Yavaş, “Bugüne kadar hiçbir hemşehrimizin başını öne eğdirecek bir işin içinde olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Hiçbir zaman rantın, çıkarın, partiler üstü kirli ilişkilerin yanında olmadık. Ankara'yı bir avuç insanın değil, 6 milyon Başkentlinin şehri olarak gördük. Bundan sonra da böyle görmeye devam edeceğiz. Ben su sorunu yaşadığımız bu süreçte bundan etkilenen Mamak'ın yüksek kesimlerinde yaşayan, Çankaya'nın üst kotlarında oturan, Keçiören’in ve Yenimahalle'nin bazı bölgelerindeki ve Lalahanlı hemşehrilerimizden söz etmek istiyorum. Bu bölgelerimizde biraz önce söylediğim gibi Ankara'da kuraklıktan dolayı yaşanan su sorunu olmasa dahi problemlerimizin var olduğunu biliyorum. 2026 yılından itibaren bu problemleri çözmek için neler yapıyoruz biraz önce bunları hep tek tek gösterdim, tek tek anlattım. Ancak elimizden gelen her şeyi yapmamıza rağmen hatamız da olmamasına rağmen bu sıkıntı yaşandı. Ben sıkıntı yaşayan az da olsa çok da olsa hatta bir kişi de olsa sıkıntı yaşayan tüm Ankaralı hemşehrilerimizden, tüm abonelerimizden ASKİ ve şahsım adına da özür diliyorum. Hatta ister kabul etsinler, ister kabul etmesinler; barajlarımızda yeterli su olmadığı hâlde bunu öngörmeyen, önemsemeyen Devlet Su İşleri adına da özür diliyorum. Barajlarımızda su olmadığı için görevim olan musluklara Ankara'nın küçük bölümünde suyu ulaştıramadım. Hakkınızı helal edin” diye konuştu. “ANKARA’DA ŞU ANDA SU PROBLEMİ YOK” Yavaş, Ankara genelinde bir su kesintisi bulunmadığını vurgulayarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ankara'da şu anda su problemi yok. Ankara'da şu anda su problemi yok. Tekrar ediyorum yayın yapacaklara, Ankara'da şu anda su problemi yok. Ankara'da su problemi yok. Ben burada asıl Kerbela'yı yaratanların, devrin Başbakanı'nı susuz bırakanların, ameliyathanelerde ameliyatı yarım bırakılıp hastaların dışarı çıkarıldığından, hatta o günün başbakanını da yağmur duasına çıkarmışlar. ‘Ankara'yı terk edin’ diyenleri tek tek anlatacak durumum yok. Asla eski yapılan kötü şeyler bizim örneğimiz, mazeretimiz, ölçümüz olamaz. Ankara halkı bizi bunun için seçti. Eksiksiz bir şekilde ileriyi öngörerek çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Kuraklık, Toprak ve Üretim Masada Haber

Kuraklık, Toprak ve Üretim Masada

İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı. Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kuraklıkla mücadelenin ancak yerel yönetimler, kooperatifler ve üreticiler arasında kurulacak güçlü bir iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorunlardan kaçan değil, çözüm odaklı bir anlayışla hareket ettiğini belirten Başkan Tugay, “Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Bu mesele ne bir kurumun ne de tek bir kesimin meselesidir; hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu. “Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz” Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti. “Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane” Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu. “Bu süreci birlikte yöneteceğiz” Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi. “Yalnız değilsiniz” Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. “Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu: “Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.” Erdoğan: Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı. “Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız” Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı. Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu. Büyükşehir'in destekleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı. Bilimsel veriler paylaşıldı Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.

Başkan Yavaş Barajlarda Devam Eden Çalışmaları İnceledi Haber

Başkan Yavaş Barajlarda Devam Eden Çalışmaları İnceledi

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kentin içme suyu güvenliğini güçlendirmek amacıyla Çamlıdere Barajı ve Eğrekkaya Barajı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. ASKİ’nin yüzer pompa sistemleriyle dip ve yüzey suyunu sisteme kazandırmaya yönelik yatırımlarında sona gelindiği açıklandı. “PLATFORMLAR TAMAMLANINCA ANKARA’DA BASINÇ VE SU PROBLEMİ KALMAYACAK” Çamlıdere Barajı’ndaki incelemelerin ardından açıklama yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş, yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’nın en zorlu kuraklık senaryolarına karşı dahi güçlü bir su rezervine kavuştuğunu vurguladı: “Burada, hiç yağmur yağmasa bile yaklaşık 200 günlük suyumuz var. Yüzey suyunu Ankara’ya aktarmak için uzun süredir devam eden çalışmalarda son platformun tamamlanmasıyla birlikte basınç ve su problemi ortadan kalkacak. En azından hiç yağmur, kar yağmasa bile 200 gün su sıkıntısı yaşamayacağımızı öngörüyoruz.” Yavaş, mevcut durumda Ankara merkezinde yaşanan basınç sorunlarının, eski sistemlerin yetersiz kapasitesinden kaynaklandığını belirterek, ekiplerin kimseyi susuz bırakmadan dengeli bir dağıtım sağlamak için zorlu kış koşullarında gece gündüz çalıştığını söyledi. GEREDE’DEN GELEN SU AZALDI, ÇÖZÜM SAHADA ÜRETİLDİ Gerede Projesi’nden beklenen su miktarının kuraklık nedeniyle sağlanamadığını hatırlatan Yavaş, geçmişte “2050’ye kadar su sorunu yaşanmayacak” denilen hesapların iklim kriziyle bozulduğunu söyledi. Yavaş; “Kuraklık yalnızca Ankara’yı değil, Gerede havzasını da etkiledi. Ancak biz, yağışı beklemeden alternatif çözümleri sahada hayata geçiriyoruz” dedi. “TASARRUF ŞART” Başkan Yavaş, su tasarrufunun da hayati önem taşıdığını vurguladı: “10 tonun altında, ihtiyaca uygun kullanım sağlanırsa bu 200 günlük süreyi bir yılın çok üzerine çıkarabiliriz. Su bollaşsa bile tasarruf etmek zorundayız. Dünya bu noktaya gidiyor.” ÇALIŞMALAR HAFTA SONU TAMAMLANIYOR ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Oktay Başkaya ise Çamlıdere’de yürütülen çalışmalarda sona gelindiğini belirterek şu bilgiyi paylaştı: “Cumartesi günü üçüncü dubayı da devreye alıyoruz. Şu anda Ankara’nın yüzde 98’i su alıyor, yalnızca yüksek kotlarda yüzde 2’lik bir kesimde sorun var. Platform tamamlandığında bu bölgelerde de kesintisiz su sağlanacak.” EĞREKKAYA BARAJI’NDA 50 BİN METREKÜPLÜK EK KAZANIM Mansur Yavaş, Eğrekkaya Barajı’ndaki çalışmaları da yerinde inceledi. ASKi Genel Müdürü Memduh Akçay ve Genel Müdür Yardımcısı Oktay Başkaya’dan bu barajda da yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Sanayi dalgıçlarıyla birlikte yürütülen ve sona yaklaşılan çalışmalar hakkında bilgi veren ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Oktay Başkaya, “Eğrekkaya Barajı’nda sanayi dalgıçlarımız çalışıyor. Zamanında su alma yapımıza bir bağlantı yapılmış. Verdiğimiz suyun bir kısmı buradan dönüyor. Bu çalışmayla birlikte 50 bin metreküp suyumuzu daha artırmış olacağız” diye konuştu. Bu arada Çamlıdere ve Eğrekkaya Barajlarında devam eden çalışmalar ASKİ'nin internet sitesi üzerinden canlı yayınlanmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.