Hava Durumu

#Su Kanunu

Kırsal Haber - Su Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Su Kanunu ve Taşkın Kanunu Acilen Çıkarılmalı! Haber

Su Kanunu ve Taşkın Kanunu Acilen Çıkarılmalı!

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’nin giderek derinleşen su krizine dikkat çekti. “Risk de çözümler de yeni değil. Belgeler ortada. Sorun biliniyor ama yönetilmiyor” diyen Rızvanoğlu, su kaynaklarının giderek artan biçimde rant baskısı altında olduğunu ifade etti. Ekosistem temelli bir su yönetimini savunan Rızvanoğlu, “Su Kanunu ve Taşkın Kanunu acilen çıkarılmalı. Türkiye’yi su fakiri bir ülke haline getirmeyeceğiz. Başka bir su yönetimi mümkün” dedi. “Risk de çözümler de yeni değil. Belgeler ortada. Sorun biliniyor ama yönetilmiyor” Rızvanoğlu, Türkiye’nin “su stresi yaşayan bir ülke” olduğunu vurgulayarak sorunun ilktidar tarafından bilindiğini ama yönetilmediğini söyleyerek, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü. Bugün Türkiye’nin susuz kalma riskini konuşucaz çünkü Türkiye su stresi yaşayan bir ülke. 14 Mart’ta yayımlanan ikinci Ulusal Su Planı da bunu açıkça ortaya koyuyor. Ama plan aynı zamanda iktidarın bu durumu yönetemediğini de ortaya koyuyor. Çünkü Türkiye’nin su gerçeği yıllardır belgelerle, şura kararlarıyla, planlarla ortaya konuluyor. Örneğin, 2019–2023 Ulusal Su Planı açıkça uyarıyordu. Türkiye’nin gelecekte su sıkıntısı çeken, su stresi yaşayan bir ülke olabileceğini söylüyordu. Yıl 2023 oldu. Su Yönetimi Özel İhtisas Raporu da dedi ki: Türkiye sanıldığı gibi su zengini bir ülke değil! Rapora göre kişi başına düşen su 1.313 metreküp. İklim değişikliğiyle bu rakam 2030’da 757’ye, 2100’de 632’ye düşmesi bekleniyor. Yani risk de çözümler de yeni değil. Belgeler ortada. Sorun biliniyor ama yönetilmiyor. Kuraklığın da etkisiyle bugünkü duruma gelindi.” dedi. “Tarımsal sulama verimliliği hangi teşvik ve yasal araçlarla gerçekleştirilecek” Türkiye’de suyun yüzde 79’unun tarımda kullanıldığına dikkat çeken Rızvanoğlu, “Gelin yakından bakalım. Tarım… Suyun %79’u burada kullanılıyor. Ne diyorlar. Sulama verimliliğini %52’den 2030’a kadar %60’a çıkaracağız diyorlar. Yüzde sekizlik bu artış oranı yeterli mi? Nasıl yapacaksınız? Şu ana kadar neden yapmadınız? Bundan sonra hangi teşvikle, hangi yasal araçla yapacaksınız? Cevap yok.” eleştirisinde bulundu. “Su kaynakları rant tehdidi altında” İktidarın suya yaklaşımını da eleştiren Rızvanoğlu, suyun hâlâ yalnızca ekonomik bir kaynak olarak değerlendirildiğini belirterek şunları söyledi:” Ve daha temel bir yaklaşım sorunu var. Su hâlâ ekonomik bir kaynak gibi görülüyor. Oysa dünyada yaklaşım, ekosistem ve hak temelli. Ama iktidarda bu anlayış yok. Sahada örneklerini görüyoruz: Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasında, baraja 1,4 ve 4,5 kilometre mesafede maden projeleri planlanıyor. uluslararası koruma statüsüne sahip Seyfe Gölü’nün su toplama havzasının yüzde 94’ü madencilik ruhsatlarıyla kaplanmış durumda. Aslında Devletin su yönetimi raporu açık: ‘Maden ruhsatı verilirken yeraltı sularına etkiler dikkate alınmalı.’ Peki uygulamada ne oluyor? Tam tersi yapılıyor. Yani sorun sadece tespit değil, tercih meselesi. Mesele, siyasi irade meselesi.” ifadesini kullandı. “Su Kanunu ve Taşkın Kanunu acilen çıkarılmalı” Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşımının net olduğunu belirten Rızvanoğlu, Türkiye’nin zaman kaybedecek lüksü olmadığını vurguladı: “Suyu korumak için Su Kanunu ve Taşkın Kanunu derhal çıkarılmalıdır. Ama kanun taslakları kasalarda saklanamaz. Kapalı kapılar ardında hazırlanamaz.” Hazırlık sürecinin şeffaf olması gerektiğini belirten Rızvanoğlu, bilim insanlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi. “Başka bir su yönetimi mümkün” Rızvanoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu kanunların özü; havza temelli, koruyan ve ekosistemi merkeze alan bir yönetim anlayışına dayanmalıdır. Buradan açıkça söylüyoruz: Türkiye’yi su fakiri bir ülke haline getirmeyeceğiz. Başka bir su yönetimi mümkün.”

Su Kanunu'nun 2026 Yılında Yasalaşmasını Bekliyoruz Haber

Su Kanunu'nun 2026 Yılında Yasalaşmasını Bekliyoruz

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'na ilişkin teknik çalışmaların tamamlandığını belirterek, "Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi." dedi. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde yapılan Ulusal Su Kurulunun 5'inci toplantısına katıldı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri de dikkate alarak suyun azlığını da fazlalığını da artık bütüncül bir yaklaşımla ele almak zorunda olduklarına işaret eden Yumaklı, "Biz de bu çerçevede kriz yönetimi yerine risk yönetimini esas alan, bilimsel temelli öngörülere dayalı strateji ve politikalar geliştirmeye devam ediyoruz. Suyun temas ettiği sektör temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde ele alıyoruz. Bu doğrultuda, iki yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz 4 toplantıda 35 karar aldık. Bu kararların 16'sı tamamlanmış, 19 karara ilişkin çalışmalar devam etmektedir." diye konuştu “DİLEĞİMİZ SU KANUNU'NUN 2026 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar doğuracağına işaret ederek, "Bunların içinde en önemlisi Su Kanunu'dur. Aralık 2023'te kurulumuzun aldığı kararla başlatılan çalışmalar, Temmuz 2024'teki toplantımıza sunulmuştur. Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi." ifadelerini kullandı. Toplantıda, iklim değişikliğinin giderek artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli politika ve uygulamaların ele alınacağını aktaran Yumaklı, Türkiye'nin coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bunun kamuoyu tarafından kabullenilmesi ve buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Yumaklı, sıcaklık ve yağış rejiminde yaşanan değişimler nedeniyle su kaynakları üzerinde artan baskının, bu etkiler arasında yer aldığına dikkati çekerek, bu yıl temmuz ayının, son 55 yılın en sıcak temmuzu olduğunu ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın yüzde 27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun süreli kurak dönemlerin, daha yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa sürede etkili olan aşırı yağışların, gelecek yıllarda daha sık yaşanacağını ortaya koyduğunu dile getiren Yumaklı, havza ölçeğinde gerçekleştirdikleri bütün çalışmalarda içme-kullanma suyu, ekosistem ihtiyacı, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözettiklerini anlattı. "SIRADA DİĞER GÖLLER VAR" Bakan Yumaklı, risk altındaki göllere ilişkin kurulun aldığı kararlara ilişkin de bilgi vererek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğirdir ve Burdur göllerimiz için eylem planlarını açıklamıştık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Bu çerçevede her bir gölün hidrolojik, ekolojik özellikleri, kullanım amaçları, koruma statülerini esas aldık ve belirlenen riskler doğrultusunda tedbirlerimizi oluşturduk. Burada özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın ciddi çalışmaları var, bu planların oluşmasında katkı veren bütün taraflara ve özellikle hocalarımıza teşekkür ediyorum. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernizasyonu, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri başta olmak üzere tedbirler de bu eylem planlarında yer aldı. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerine ilişkin eylem planlarımızı da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." DSİ'nin, gelecek yıl 169 milyar liralık yatırım bütçesiyle 290 tesisi vatandaşların hizmetine sunacağını bildiren Yumaklı, "Diğer yandan su, sadece tarımı değil, sanayiyi, şehirleşmeyi ve mekânsal gelişmeyi de yönlendiren stratejik bir unsurdur. Ulusal ölçekte olduğu kadar yerel düzeyde de suyu merkeze alan bir planlama anlayışının yerleşmesi için yoğun çalışma yürütüyoruz. Bu yaklaşımımız, havza ölçeğinde planlama, su-nüfus projeksiyonları, arz-talep dengesi analizleri ve değişen iklime uyum çalışmalarını içeriyor." değerlendirmesinde bulundu. "SU KAYNAKLARINDAKİ BASKI AZALTILMALI" Yumaklı, bu vizyonu, hem Ulusal Su Planı'nda hem de Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nda ortaya koyduklarını anımsatarak, "Su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması ve ülkemizin iklim değişikliğine karşı güçlendirilmesi için gerekli yatırımların hayata geçmesi, geldiğimiz aşamada daha önemli hale gelmiştir. Bir önceki toplantımızda, 2025-2035 yıllarını kapsayan Ulusal Su Planı'nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın onayına sunulması kararı kurulumuzca alınmıştı. Planımızın 6. hedefi olan 'Suya ilişkin yatırımların önceliklendirilmesi ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi' konusu da bugün kurul gündeminde yer alacak." dedi İçme-kullanma suyu ve atık su altyapılarının güçlendirilmesi, su yatırımlarının sürdürülebilir finansman modelleriyle desteklenmesi konularını da toplantıda ele alacaklarını belirten Bakan Yumaklı, kurulda, yatırımların belirlenmesi, önceliklendirilmesi, mevcut finansman mekanizmalarını destekleyici alternatif modellerin belirlenmesi gibi konuların da ele alınacağını söyledi. Yumaklı, "Ayrıca, atık su ile çevresel sürveyans uygulamalarının daha etkin bir yapıya kavuşturulması için çözüm önerileri geliştireceğiz. Ulusal düzeyde yürüttüğümüz bu çalışmaların, aynı zamanda küresel iklim ve su gündemiyle güçlü bir uyum içinde ilerlediğini de vurgulamak isterim." diye konuştu. "TÜRKİYE'NİN ROLÜ ARTIYOR" Yumaklı, Birleşmiş Milletler iklim değişikliği sürecinin en önemli zirvelerinden biri olan COP 31'in Türkiye'de gelecek yıl yapılacak olmasının gurur vesilesi olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu ev sahipliği, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum, dirençlilik ve sürdürülebilir su yönetimi alanlarında artan rolünü açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılındaki İstanbul Uluslararası Su Forumu ve 2027 yılında yine İstanbul'da düzenlenecek 20. Dünya Su Kongresi, ülkemizin su yönetimi alanında küresel ölçekte üstlendiği rolü daha da görünür kılacaktır. Bu uluslararası süreçler, Bakanlığımız tarafından yürütülen ulusal politikaların ve kurulumuz çatısı altında ele aldığımız konuların ne denli stratejik ve zamanlı olduğunu da ortaya koymaktadır." Su kaynaklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı, "Bu sorumluluğun bilinciyle, bize çalışmalarımızda güçlü destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum. Ulusal Su Kurulumuzun 5. toplantısında alacağımız kararların, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.