Hava Durumu

#Su Kaynakları

Kırsal Haber - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Tarımının İklim Değişikliğine Karşı Direncini Artıracak Adım Haber

İzmir Tarımının İklim Değişikliğine Karşı Direncini Artıracak Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kuraklıkla mücadele kapsamında tarımsal sulamada 30 milyon liralık ön ödemeli ultrasonik su sayacı yatırımını hayata geçiriyor. Daha az suyla daha verimli üretim imkânı sunan uygulamayla, 3 bin futbol sahası büyüklüğündeki tarımsal alanın vahşi sulamadan kurtarılması ve yüzde 35 oranında su tasarrufu sağlanması hedefleniyor. Geleneksel yöntemlerin yerine, çiftçinin yalnızca kullandığı kadar suyun bedelini ödediği sistemle maliyetler düşürülerek daha adil bir üretim modeli oluşturulacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve geldiği günden bu yana sürdürdüğü kuraklıkla mücadele çalışmaları kırsalda da devam ediyor. Tarımsal sulamada su tasarrufunu ve verimliliği artırmak amacıyla 30 milyon liralık ön ödemeli ultrasonik su sayacı yatırımı hayata geçiriliyor. Tarımsal sulamada dekar bazlı ücretlendirmeden hacim bazlı ücretlendirmeye geçilmesini sağlayacak sistemle hem çiftçinin kullandığı su kadar ödeme yapması hem de vahşi sulamanın önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir’in 9 ilçesindeki 11 sulama tesisinde toplam 947 ön ödemeli ultrasonik su sayacının kurulumuna başlandı. Projenin tamamlanmasıyla yaklaşık 3 bin futbol sahası büyüklüğündeki 21 bin 746 dekar tarım arazisinde üretim yapan 2 bin 63 çiftçi ailesi, daha kontrollü, ölçülebilir ve verimli bir sulama sisteminden yararlanacak. Akıllı sayaç sistemiyle tarımsal sulamada en az yüzde 30-35 oranında su tasarrufu sağlanması hedefleniyor. “İzmir tarımının iklim değişikliğine karşı direncini artıracak adım” Proje hakkında bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, “Ön ödemeli ultrasonik sayaç uygulamasını sadece teknolojik bir yatırım olarak görmüyoruz. Suyun her metreküpünü takip edip tüketimi ölçebildiğimiz, çiftçimizin yalnızca kullandığı suyun bedelini ödediği adil bir sistem oluşturuyoruz. Dekar ve süre yönetiminin uygulandığı klasik sistemden, gerçek tüketim üzerinden ücretlendirmenin yapıldığı adil bir sisteme geçiyoruz. Damla sulama ve diğer basınçlı sulama sistemleriyle birlikte kullandığımız bu uygulamanın, hem üreticilerimizin maliyetlerine hem de su kaynaklarının korunmasına büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Amacımız, sadece yüzde 35 oranında tasarruf sağlamak değil. Projenin su kaynaklarının korunmasına da ciddi katkı sunacağına inanıyoruz. Dokuz ilçedeki 11 sulama tesisinde, 21 bin 746 dekar alanda üretim yapan 2 bin 63 aileyi kapsayan bu çalışma, İzmir tarımının iklim değişikliğine karşı direncini artıracak önemli bir adım” dedi. Daha az su, daha yüksek verim İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak daha az su ile daha verimli tarımsal üretimi yaygınlaştırmak için çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, “Daha az suyla, daha yüksek verimde üretim yaparak, İzmir tarımının devamlılığını sağlıyoruz. İzmir tarımının geleceği ile su kaynaklarının geleceği ayrı düşünülemez. Bu yatırımı İzmir tarımının geleceğine ve su güvenliğine yapılmış önemli bir yatırım olarak görüyoruz” diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak suyu ölçerek ve bilimsel yöntemlerle dağıttıklarını belirten Üngür, “İklim değişikliği ve tarımsal su yönetimini artık klasik yöntemlerle sürdürmek mümkün değil. Bugün dünyada su yönetiminde temel yaklaşım; suyu kaynağından itibaren ölçmek, izlemek ve doğru zamanda, bitkinin ihtiyacı kadar kullanmak. Türkiye’de kullanılan suyun çok büyük bölümünün tarımsal üretimde tüketildiğini düşündüğümüzde, en çok korumamız gereken alanın tarımsal sulama olduğu gayet açık. Biz de İzmir’de bu dönüşümü teknoloji, modern sulama sistemleri ve üreticilerin katılımını birlikte ele alarak gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. “Damlama sistemini yap, suyu al” Akıllı sayaç uygulamasının kullanılabilmesi için damla sulama yöntemini zorunlu tuttuklarını belirten Selçuk Sulama Kooperatifi Başkanı Mehmet Bayraktar, “Damla sulama hem suyun tasarruflu kullanılmasını sağlıyor hem de mahsulün daha çabuk gelişmesini sağlıyor. Öbür türlü mahsulü boğuyoruz. Nar ya da narenciyeye bol su verdiğimizde kurur. Suyun buraya gelip damlamayla verilmesi çok önemli. Biz de çiftçimizi ona göre yönlendiriyoruz. ‘Damlama sistemini yap, suyu al’ diyoruz. Sayaç sisteminin kooperatiflere de katkısı çok önemli. Sayaç sistemi olduğu zaman önce parayı ödüyorlar, kontörünü yüklüyoruz; sonra kullanmaya başlıyorlar. Diğer tesisleri de sayaç sistemine çevirirsek, o zaman değmeyin kooperatifin verdiği hizmete” dedi. “Vahşi sulama yöntemiyle sulama yapıyorduk” Selçuklu üretici Ali Akyüz, “Bizim için su hayattır. Bu proje ekonomik anlamda bizim için çok iyi oldu. Daha önce vahşi sulama yöntemiyle sulama yapıyorduk. Bu da ister istemez su tüketiminin fazla olmasına neden oluyordu. Bu vesileyle damla sulama yöntemine geçtik. Ülke ekonomisine katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Aynı zamanda daha verimli bir sulama yapıyoruz. Sadece sulamak istediğimiz bölgeyi suluyoruz. Su tasarrufu ve yeraltı kaynaklarının doğru kullanılması açısından biz de bu tasarruf anlayışına uyuyoruz” dedi. “Herkes kullandığı suyu ödeyecek” Uygulamanın çiftçiye adil bir sulama imkânı sunduğunu belirten Recep Arslan, “Su kaynakları açısından kaçak kullanımını önlemek adına bizim için çok iyi olacak. Çiftçiye de çok faydası var. Daha önce dönüm hesabıyla herkes aynı parayı ödüyordu. Şimdi herkes kullandığı su kadar ödeme yapacak. Vahşi sulama olmayacak, her taraf damla sulama olacak. Kaynakların korunması için vahşi sulamayı kaldırmamız lazım. Biz şu anda tamamen damla sulamaya geçtik. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve emeği geçen herkese bu yatırım için çok teşekkür ediyoruz” dedi. “Sulamamızı rahat rahat yapabiliyoruz” Ahmet Taşpınar ise “Araziye tatlı su gelmesiyle toprak yeni bir canlılık kazandı. Bu bölgede yetişen narlar çok güzel oluyor. Bizler, çocuklarımıza yatırım yapıyoruz. Suyun gelmesinden çok memnunuz. Tonunu 10 liradan alıyoruz. Sayaç sistemi var. Sistem, yüklediğimiz ücreti kullanıma göre düşüyor. Biz ne kadar kullandıysak o kadar ödeme yapıyoruz. Kooperatifimize giderek istediğimiz miktarda yükleme yapıyoruz. Damla sulama sistemimizi kurduk. Sulamamızı rahat rahat yapabiliyoruz. Bize bu suyu kazandıran herkese çok teşekkür ederiz” diye konuştu. “Su miktarı anlık ve hassas şekilde ölçülebilecek” İzmir Büyükşehir Belediyesi, suyun kaynağından tarım arazisine kadar kontrollü ve verimli şekilde ulaştırılması, tüketimin hassas biçimde ölçülmesi ve gereğinden fazla su kullanımının önüne geçilmesi amacıyla ön ödemeli ultrasonik su sayaçlarını devreye aldı. Ön ödemeli sayaç sistemiyle üreticilerin kullandığı su miktarı anlık ve hassas şekilde ölçülebilecek. Böylece suyun kontrolsüz ve ihtiyaçtan fazla kullanılmasının önüne geçilirken, tüketilen su miktarı üzerinden daha adil ve ölçülebilir bir sulama yönetimi sağlanacak. 9 ilçede 11 tesise kurulacak 947 akıllı sayaç, İzmir’in 9 ilçesinde bulunan 11 sulama tesisinde kurulacak. Aliağa Hacıömerli Sulama Göleti Sulama Tesisi, Bayındır Arıkbaşı Sulama Göleti Sulama Tesisi, Bergama Kozluca Sulama Tesisi, Dikili Deliktaş Sulama Göleti Sulama Tesisi, Karaburun Parlak Sulama Tesisi, Kemalpaşa Vişneli Sulama Tesisi, Kemalpaşa Yukarıkızılca Sulama Tesisi, Menderes Çatalca Sulama Göleti Sulama Tesisi, Menderes Yeniköy Sulama Göleti Sulama Tesisi, Seferihisar Payamlı Sulama Göleti Sulama Tesisi, Selçuk Merkez YAS (Yeraltı Suyu) Sulama Tesisi’nde kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, böylelikle İzmir genelinde akıllı sulama sayacı sayısını 1870’e ulaştıracak

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma Haber

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma

Antalya Ticaret Borsası, tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamında suyun geleceğini ele almak üzere “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarını 15-16 Eylül tarihlerinde düzenleyecek. 23 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” ile Antalya’nın su yönetimine ilişkin ortak yol haritasının ortaya konulması hedefleniyor. Antalya’nın su kaynaklarının geleceği, farklı sektörlerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı serisinde ele alınacak. Antalya Ticaret Borsası tarafından düzenlenecek etkinliklerde tarımdan turizme, sanayiden kentsel yaşama kadar suyun kullanımı ve yönetimi farklı başlıklar altında değerlendirilecek. İlk gün tarım ve turizm konuşulacak “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının ilk günü olan 15 Eylül’de iki ayrı oturum gerçekleştirilecek. “Tarım Sektörü Su Yönetimi” oturumunda tarımsal üretimde suyun etkin ve sürdürülebilir kullanımı ele alınırken, “Turizm Sektörü Su Yönetimi” oturumunda Antalya’nın turizm sektöründe su yönetimine ilişkin konular değerlendirilecek. İkinci gün kentsel ve sanayi su yönetimi gündemde 16 Eylül’de düzenlenecek toplantılarda ise “Kentsel Su Yönetimi” ve “Sanayi Sektörü Su Yönetimi” başlıkları ele alınacak. Kentsel yaşam ve sanayi sektörünün su kaynakları üzerindeki etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir su yönetimi, kaynakların verimli kullanımı ve geleceğe yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesi bekleniyor. Antalya Su Zirvesi 23 Eylül’de Toplantı serisinin ardından 23 Eylül’de Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” gerçekleştirilecek. Zirvede, 15-16 Eylül tarihlerindeki sektör toplantılarında ortaya çıkan değerlendirmelerin ortak bir çerçevede ele alınması ve Antalya’nın su geleceğine yönelik yol haritasının oluşturulması hedefleniyor. Antalya Ticaret Borsası, düzenlenecek toplantı ve zirveyle kentin su kaynaklarının korunması, suyun verimli kullanılması ve sektörler arasında ortak bir su yönetimi anlayışının geliştirilmesine yönelik ortak aklın ortaya konulmasını amaçlıyor. Antalya’nın su geleceği masaya yatırılacak Tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamının su ihtiyacının birlikte değerlendirileceği toplantılar, Antalya’nın gelecekte karşı karşıya kalabileceği su yönetimi sorunlarına yönelik çözüm arayışlarının da önemli başlıklarından biri olacak. 15-16 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Diyaloğu” toplantılarının ardından 23 Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi ile Antalya’nın su geleceğine ilişkin ortak eylem anlayışının güçlendirilmesi hedefleniyor.

GTB Başkanı Akıncı’dan OVP’ye Tarım ve Gıda Vurgusu Haber

GTB Başkanı Akıncı’dan OVP’ye Tarım ve Gıda Vurgusu

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, tarımsal üretim, gıda arz güvenliği, su kaynaklarının etkin kullanımı, verimlilik ve üretim planlamasına yönelik politikaların programda güçlü şekilde yer almasını önemli bulduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 Dönemi OVP’nin Türkiye ekonomisinin üç yıllık yol haritasını ortaya koyduğunu ifade eden Akıncı, programın ülkeye ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi. “Gıda fiyatlarında istikrar için üretim güçlendirilmeli” OVP’de enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarının yanı sıra üretim kapasitesi ile verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımın önemine dikkat çeken Akıncı, tarım ve gıda sektörüne ilişkin hedeflerin ekonomik ve sosyal açıdan stratejik olduğunu söyledi. Gıda fiyatlarında kalıcı istikrarın güçlü ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla sağlanabileceğini belirten Akıncı, üretim planlamasının güçlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve maliyet baskılarının azaltılmasının hem üreticiyi hem tüketiciyi destekleyeceğini ifade etti. “Suyu merkeze almadan tarımda sürdürülebilirlik sağlanamaz” İklim değişikliği, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskının tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilediğini vurgulayan Akıncı, su kaynaklarının verimli kullanılması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üretim deseninin mevcut su varlığı dikkate alınarak planlanması gerektiğini kaydetti. Akıncı, sulama yatırımlarının artırılmasına yönelik yaklaşımın tarım sektörünün geleceği açısından değer taşıdığını belirterek, dijitalleşme, veri temelli tarım uygulamaları ve kaynak verimliliğinin de üretimde rekabet gücünü artıracağını söyledi. “Gaziantep üretim ve ihracat gücüyle katkı sunacak” Gaziantep’in tarımsal ürünleri sanayi ve ihracatla buluşturan güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirten Akıncı, OVP’nin üretim, verimlilik, ihracat ve katma değer odaklı yaklaşımının kent için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Akıncı, Gaziantep’in hububat, bakliyat, Antep fıstığı, bulgur, makarna ve un gibi alanlardaki üretim gücünün daha yüksek katma değere dönüştürülmesi ve yeni pazarlara taşınması gerektiğini söyledi. OVP hedeflerine ulaşılması için etkin uygulamaların yanı sıra kamu ve reel sektör arasındaki güçlü iş birliği ile istişarenin önemine dikkat çekti.

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor Haber

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor

Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskının artmasıyla birlikte arıtılmış kentsel atıksuyun yeniden kullanımı için önemli bir çalışma yürütülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan bilgilere göre, arıtılmış atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir şekilde yeniden kullanımını destekleyecek ulusal master plana temel oluşturacak teknik çalışmalar devam ediyor. İklim değişikliği, nüfus artışı ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırması, alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Arıtılmış Kentsel Atık Suların Farklı Alternatifler İçin Yeniden Kullanımı” Projesi ile Türkiye’de arıtılmış kentsel atıksuyun farklı alanlarda yeniden kullanımına yönelik kapsamlı bir çerçeve oluşturulması hedefleniyor. Dünyadaki uygulamalar Türkiye mevzuatıyla karşılaştırılıyor Proje kapsamında öncelikle Avrupa Birliği ve farklı ülkelerde arıtılmış atıksuyun yeniden kullanımına ilişkin mevzuat, politika belgeleri ve yeni düzenleme önerileri inceleniyor. Farklı ülkelerdeki iyi uygulamalar Türkiye’deki mevcut mevzuatla karşılaştırılarak geliştirilmesi gereken alanlar belirleniyor. Böylece Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik bir mevzuat boşluk analizi gerçekleştiriliyor. Atıksuyun farklı alanlarda kullanımı değerlendiriliyor Çalışmalar kapsamında arıtılmış kentsel atıksuyun hangi alanlarda güvenli şekilde yeniden kullanılabileceğine yönelik standartlar da ele alınıyor. Bu kapsamda tarımsal sulama, peyzaj sulama, endüstriyel kullanım, çevresel kullanım, dolaylı içme suyu kullanımı ve yeraltı suyu besleme gibi farklı kullanım alternatifleri değerlendiriliyor. Belediyeler ve paydaşların görüşleri alınacak Hazırlanması planlanan mevzuatın sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerinin de ortaya konulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda ilgili kamu kurumları, belediyeler, kuruluşlar ve diğer paydaşların görüş ve önerileri istişare çalışmaları ve çalıştaylar aracılığıyla alınacak. Elde edilen değerlendirmelerin mevzuat taslağının geliştirilmesine ve nihai hale getirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Amaç su kaynaklarını daha verimli kullanmak Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla arıtılmış kentsel atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir biçimde yeniden kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Aynı zamanda farklı kullanım alanlarını kapsayan, uygulanabilir ve Avrupa Birliği politikalarıyla uyumlu bir mevzuat çerçevesinin oluşturulması amaçlanıyor. Çalışmaların, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve sürdürülebilir su yönetiminin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi Haber

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Antalya’nın tarımı, ekonomisi, finansman sorunları, ihracatı, orman yangınları, su kaynakları ve tarımsal üretime ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, toplantıda yaptığı konuşmada Antalya ekonomisine ilişkin güncel verileri paylaşırken, kent ve ülke gündemindeki gelişmeleri de değerlendirdi. Orman Yangınları Antalya İçin Büyük Risk Alanya, Gazipaşa, Kaş ve Kumluca başta olmak üzere orman yangınlarından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Ali Çandır, yangınların yalnızca ormanları değil; su kaynaklarını, tarım alanlarını, kırsal ekonomiyi ve yaşam alanlarını da tehdit ettiğini söyledi. Çandır, ormanların korunması, yangın riskinin azaltılması ve zarar gören alanların yeniden kazanılmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı. Antalya’da Karşılıksız Çekler Yüzde 85 Arttı Antalya ekonomisine ilişkin Temmuz ayı verilerini değerlendiren Çandır, yılın ilk yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarının Antalya’da yüzde 25 arttığını belirtti. Aynı dönemde karşılıksız çek tutarının Antalya’da yüzde 85 yükseldiğini ifade eden Çandır, Temmuz ayında ise karşılıksız çek tutarındaki yıllık artışın yüzde 99’a ulaştığını söyledi. Çandır, ticaret hacmi büyürken ödeme ve tahsilat sorununun daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekti. Antalya’da Kredi Kullanımı Artıyor Haziran ayı verilerine göre Antalya’da toplam nakdi kredilerin yüzde 42 arttığını belirten Çandır, takipteki alacakların ise yüzde 89 yükseldiğini açıkladı. Antalya’da kredi kullanımının ticaret ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde ise yüzde 30 arttığını belirten Çandır, kredi büyümesine karşın işletmelerin ödeme gücünün aynı hızda artmadığını söyledi. Çandır, işletmelerin üretim ve ticareti destekleyecek uygun maliyetli, uzun vadeli ve erişilebilir finansmana ihtiyaç duyduğunu vurguladı. OVP’de Tarım Stratejik Sektör Olmalı Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program’a ilişkin beklentilerini paylaşan Çandır, tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üreticinin yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Çandır, desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması gerektiğini ifade etti. Çandır ayrıca üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyacak finansman, kur ve kredi politikalarının önemine dikkat çekti. Antalya İhracatı Yüzde 14,2 Arttı 2026 yılının ilk yedi ayında Antalya ihracatının yüzde 14,2 artarak 1,38 milyar dolara ulaştığını belirten Çandır, Türkiye ihracatının aynı dönemde yüzde 4,2 büyüdüğünü söyledi. Antalya ihracatında tarımın payının yüzde 59 olduğunu kaydeden Çandır, tarım ve gıda ihracatının 817 milyon dolara ulaştığını açıkladı. Yaş meyve ve sebze ihracatı yüzde 24 artışla 497 milyon dolara, süs bitkileri ihracatı ise yüzde 2 artışla 43,6 milyon dolara ulaştı. Karadeniz’deki Güvenlik Riski Antalya İhracatını da Etkiliyor Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların dış ticaret açısından risk oluşturduğunu belirten Çandır, Rusya’ya yaş meyve ve sebze ihracatında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olduğunu söyledi. Çandır, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin Antalya ihracatının sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Konkordato Süreci İçin Yeni Düzenleme Çağrısı Antalya Halinde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde endişe yarattığını belirten Çandır, ancak birkaç işletmenin yaşadığı finansal sorunun sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Konkordato sisteminin finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Çandır, bankaların da firmaları sektör bazında değil, kendi mali yapı ve ödeme performanslarına göre değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Üreticinin Desteklenmesi Gıda Arzı İçin Kritik Antalya’da hububat hasat sezonunun tamamlandığını belirten Çandır, Türkiye genelinde de hasadın önemli bölümünün geride kaldığını söyledi. Antalya’da verimin bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Çandır, yüksek girdi maliyetlerinin üreticilerin gelecek sezon ekim kararlarını etkilediğine dikkat çekti. Çandır, üreticinin üretimden kopmaması için doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Manavgat Altın Susamı İçin Koruma Talebi Susam üretimindeki gelişmeleri değerlendiren Çandır, ithal susamın fiyat avantajı ve ürün benzerliğinin coğrafi işaretli Manavgat Altın Susamı açısından rekabet riski oluşturduğunu söyledi. Çandır, coğrafi işaret tescilinin tek başına yeterli olmadığını belirterek yerli üreticinin korunması, ürünün markalaşması ve haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini ifade etti. Antalya’nın Geleceğinde Su Stratejik Öneme Sahip ATB’nin 2026 yılı faaliyet programında “Su”yu ana tema olarak belirlediğini hatırlatan Çandır, suyun tarım, turizm, sanayi ve kent ekonomisinin geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. 15-16 Eylül tarihlerinde “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının, 23 Eylül’de ise Antalya Su Zirvesi’nin gerçekleştirileceğini belirten Çandır, Antalya’nın su ve iklim politikalarına yönelik ortak bir eylem çerçevesi oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. ATB Organ Seçimleri Ekim Ayında Yapılacak Çandır, 5174 sayılı Kanun kapsamında oda ve borsa organ seçimlerinin Ekim-Kasım aylarında yapılması gerektiğini belirterek, Antalya Ticaret Borsası organ seçimlerinin Ekim ayında gerçekleştirilmesi amacıyla ilgili seçim kuruluna başvuru yapılacağını açıkladı. Toplantının sonunda Meclis üyeleri de faaliyet gösterdikleri sektörlere ilişkin değerlendirme ve görüşlerini paylaştı.

Temmuz Ayı İklim, Fenolojik Durum ve Sulama Bülteni Yayınlandı Haber

Temmuz Ayı İklim, Fenolojik Durum ve Sulama Bülteni Yayınlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin “İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme” istatistik bültenini yayımladı. Bültende yer alan değerlendirmelere göre, 2025-2026 tarım sezonunda Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelinde tarımsal üretim açısından olumlu ve dengeli bir dönem yaşanıyor. Mevcut koşulların tarımsal üretim açısından verim potansiyelini de desteklediği belirtiliyor. Temmuz 2026’da yağışlar, uzun yıllar normallerine göre yüzde 18, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 92 arttı. Yağışlardaki artışın ülke genelinde toprak nemini yükselterek bitki gelişimini desteklediği değerlendirildi. Sulama amaçlı barajlarda da olumlu bir tablo ortaya çıktı. Temmuz ayı itibarıyla sulama amaçlı barajların doluluk oranı yüzde 72,6 seviyesine ulaşırken, bu seviyenin önceki yıla göre su kaynakları açısından daha güçlü bir duruma işaret ettiği kaydedildi. Bültende, Türkiye genelinde yaygın bir kuraklık riskinin bulunmadığı değerlendirilirken, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı su yönetimi sorunlarına dikkat çekildi. Bunun yanı sıra aşırı yağış ve uygun nem koşullarına bağlı olarak lokal hastalık risklerinin de izlenmesi gerektiği belirtildi. Özellikle mantari hastalıklar ve zararlı baskısının bazı bölgelerde takip edilmesinin önem taşıdığı ifade edildi. Bölgesel değerlendirmelerin de yer aldığı bültende, 2025-2026 tarım sezonunun Temmuz ayı itibarıyla genel görünümünün tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek olduğu ortaya konuldu. 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin “İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme” istatistik bülteninin tamamına Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesindeki bu bağlantıdan ulaşılabiliyor.

TUCSAP ile Çevre Dostu Hayvancılık Haber

TUCSAP ile Çevre Dostu Hayvancılık

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında, çevre ve iklim dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik önemli bir yatırım daha hayata geçiriliyor. Projenin “3.3. Su Kirliliği ve Sera Gazı Emisyonları Üzerindeki Hayvansal Üretimden Kaynaklanan Baskıların Azaltılması” alt bileşeni çerçevesinde, hayvancılık işletmelerinin gübre yönetimi altyapısının iyileştirilmesi ve hayvansal üretimin su kaynakları ile iklim üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması amaçlanıyor. Bu kapsamda, İzmir’in Kiraz ilçesi Şemsiler Mahallesi ile Manisa’nın Ahmetli ilçesi Ataköy Mahallesi’nde yer alan hayvancılık işletmeleri için örnek hayvansal gübre depolarının yapım sözleşmesi imzalandı. Yatırımla birlikte hayvansal gübrenin uygun koşullarda depolanması, çevreye kontrolsüz biçimde yayılmasının önlenmesi, su kaynaklarının korunması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Uygulamanın, doğal kaynakların koruma-kullanma dengesi gözetilerek sürdürülebilir hayvancılık uygulamalarının yaygınlaştırılmasına örnek olması bekleniyor. Örnek uygulamaya katılan hayvancılık işletmeleri, Nitrat Eylem Planı’nda hayvansal gübre yönetimine ilişkin belirlenen tedbirleri uygulayacak olup ayrıca beş yıl süreyle Bakanlık tarafından yürütülecek çiftçi eğitimi, bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarına aktif katılım sağlayacak. Hayvansal üretimden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasını amaçlayan uygulama ile hem üreticilerin modern gübre yönetimi konusunda kapasitesinin geliştirilmesi hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye ve doğal kaynakların korunmasına katkı sunulması hedefleniyor.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki Haber

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki

Bursa’da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde bir araya gelerek kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecini protesto etti. "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa’nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlıklı açıklamada, doğanın bir meta olmadığına dikkat çekildi. ​Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader ve çok sayıda TMMOB birimine bağlı odanın katılımıyla düzenlenen ortak basın açıklamasında, av ihalelerinin sadece yaban hayatına değil, ekolojik dengeye de büyük zarar verdiği vurgulandı. Açıklamayı okuyan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, yaşamın bütüncül olduğunu ve doğanın ekonomik bir kazanç kapısı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. ​"Doğa, Alınıp Satılacak Bir Meta Değildir" ​Bursa'nın çevre sorunlarına dikkat çeken Baysal, "Bir canlının yaşamını ekonomik bir değere indirgemek, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur. Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir" ifadelerini kullandı. ​Açıklamada, Bursa'nın karşı karşıya kaldığı çevresel tahribatlar şu başlıklarla sıralandı: ​Tarım Alanlarının Kaybı: Sanayileşme ile verimli toprakların daralması. ​Su Kaynakları: Nilüfer Çayı’nın kirliliği ve İznik Gölü’ndeki su kaybı. ​İklim Krizi: Kuraklık ve ekosistem üzerindeki baskı. ​Müsilaj Sorunu: Marmara Denizi’ndeki ekolojik alarm. ​"Tek Sağlık Yaklaşımı Şart" ​Sağlıklı bir gelecek için "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımının önemine vurgu yapan kuruluşlar, insan sağlığının hayvan ve çevre sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Kızıl geyiklerin, orman ekosisteminin yenilenmesinde kritik bir rol oynadığını ifade eden örgütler, yaban hayvanlarının yaşam hakkını savunmanın aslında geleceği savunmak olduğunu dile getirdi. ​Yaren Leylek Örneği ile Doğayla Uyum Çağrısı ​Açıklamada, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamanın mümkün olduğu Bursa'nın simgelerinden olan Yaren Leylek ve Adem Yılmaz dostluğu ile örneklendirildi. "Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz" denilen açıklamada, bilimi esas alan bir koruma anlayışı talep edildi. ​Basın açıklaması, "Bursa'nın geleceği, ancak doğası kadar güçlü olacaktır" mesajıyla ve tüm doğal varlıklara sahip çıkma kararlılığıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.