Hava Durumu

#Su Krizi

Kırsal Haber - Su Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Yüceer: "Birlikte Güçlüyüz, Birlikte Trakya'yız" Haber

Başkan Yüceer: "Birlikte Güçlüyüz, Birlikte Trakya'yız"

Trakya Belediyeler Birliği’nin Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yeniden başkanlığa seçilen Başkan Dr. Candan Yüceer, “Trakya bir bütündür ve sorunlarımız ortak, çözümümüz de ortak olmak zorunda... Birlikte güçlüyüz, birlikte Trakya’yız” mesajıyla bölgeyi tehdit eden nükleer santral ve su krizi gibi kritik konularda dayanışma vurgusu yaptı. Trakya Belediyeler Birliği’nin 2026 Yılı Nisan Dönemi Olağan Meclis Toplantısı Tekirdağ’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda yapılan seçimler sonucunda Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, ikinci kez Trakya Belediyeler Birliği Başkanlığı’na seçilerek güven tazeledi. Nisan Dönemi Meclis Toplantısı öncesinde önceki dönemin son encümen toplantısı yapılırken, ardından gerçekleştirilen meclis toplantısında birlik yönetim organları yeniden belirlendi. Gizli oylama ile yapılan seçimlerde birlik başkanlığının yanı sıra meclis birinci ve ikinci başkan vekillikleri, kâtip üyelikleri, encümen üyeleri ile plan ve bütçe komisyonu üyeleri seçildi. Yeni dönemde birlik yönetim yapısı şekillenirken, gündemde yer alan maddeler de görüşülerek karara bağlandı. GÜNDEM MADDELERİ VE İŞBİRLİKLERİ Toplantıda ayrıca Trakya Belediyeler Birliği’nin 2025 yılı faaliyet raporu ve kesin hesapları meclisin onayına sunulurken, Trakya Kalkınma Ajansı ile işbirliği yapılmasına yönelik protokol için birlik başkanına yetki verilmesi ve uluslararası işbirliklerine ilişkin adımlar da ele alındı. Türkiye’den Trakya Belediyeler Birliği ile Bulgaristan, Romanya ve Kuzey Makedonya’daki yerel yönetim birlikleri arasında planlanan dört taraflı işbirliği protokolü de gündemde yer aldı. ÜYE SAYISI 43’E YÜKSELDİ Birliğin büyümesini sürdürdüğü toplantıda yeni üyelikler de dikkat çekti. Daha önce birlikten ayrılan Balıkesir Marmara Adalar Belediyesi yeniden üye olurken, Çanakkale Kepez Belediyesi’nin de katılımıyla üye sayısı 43’e yükseldi. SUNUMLAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ Toplantı kapsamında çeşitli sunumlar da gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Eğitim Şube Müdürü Erkan Ilgaz, birlik bünyesinde yürütülen eğitim faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşımında bulundu. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanı Sevim Avcı Yener, İklim ve Afet Platformu çalışmaları kapsamında afet yönetimine ilişkin mevcut durum ve yapılması gerekenler hakkında değerlendirmeler yaparken, İklim Platformu Başkanı Nilgün Erkmen Göktaş da iklim konusu hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Trakya Kalkınma Ajansı uzmanı Berkay Habiboğlu ise Avrupa Birliği fonları ve diğer finansman kaynaklarına ilişkin bilgiler vererek, belediyelerin bu fonlardan yararlanabilmesi için güçlü proje ekiplerinin önemine dikkat çekti. Çorlu Belediye Başkan Yardımcısı Güner Çetin de uluslararası işbirliği perspektifinde dört ülkeyi kapsayan protokol sürecine ilişkin sunum yaptı. CANDAN BAŞKAN: “TRAKYA’NIN MESELESİ SADECE TRAKYA’NIN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR” Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Trakya Belediyeler Birliği Başkanı Dr. Candan Yüceer, Trakya Bölgesi’nin Türkiye açısından önemine değinerek, “Trakya, köklü tarihi, güçlü üretim kültürü ve stratejik konumuyla ülkemizin en kıymetli bölgelerinden biridir. Aynı anda hem sanayiyi hem tarımı hem ticareti taşıyan, üretimiyle, ihracatıyla, ödediği vergilerle Türkiye’ye büyük katma değer sağlayan bir bölgedir. Bu nedenle Trakya’nın meselesi sadece Trakya’nın değil, Türkiye’nin meselesidir” şeklinde konuştu. “TRAKYA BİR BÜTÜNDÜR” Bölgenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Başkan Yüceer, “Biz Trakya’ya bir bütün olarak bakıyoruz. Sanayisiyle, tarımıyla, limanlarıyla, üniversiteleriyle Trakya bir bütündür. Ve bu bütünlüğü koruyarak, hiçbir alanı ihmal etmeden yol yürümek zorundayız” dedi. “NÜFUS VE İHTİYAÇLAR ÇOK HIZLI BÜYÜYOR ANCAK KAYNAKLARIMIZ AYNI HIZDA BÜYÜMÜYOR” Trakya’nın karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çeken Candan Başkan, “Bugün bölgemiz çok ciddi bir baskı altında. Trakya, özellikle Tekirdağ’ımız yoğun bir göç alıyor. Nüfus hızla artıyor, sanayi büyüyor, tüketim artıyor ama kaynaklarımız aynı hızda büyümüyor. En başta da su… Yer altı sularına bağımlılığımız her geçen gün artıyor ve bu durum sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı. NÜKLEER SANTRAL VURGUSU Trakya Bölgesi’nde inşa edilmesi planlanan nükleer santral konusuna da değinen Başkan Yüceer, nükleer santralin bölgeyi felakete sürükleyeceğini ifade ederek, “İşte tam da bu noktada, bölgemizin taşıma kapasitesini zorlayacak adımlara çok dikkat etmek zorundayız. Özellikle nükleer santral gibi su tüketimi, çevresel etkileri ve uzun vadeli riskleri son derece yüksek olan projelerin Trakya’nın gerçekleriyle uyumlu olmadığını açıkça ifade etmek durumundayız. Bu mesele sadece bir enerji meselesi değil; suyun, tarımın, doğanın ve gelecek nesillerimizin meselesidir” dedi. “SORUNLARIN HİÇBİRİ İL YA DA İLÇE SINIRI TANIMIYOR” Başkan Yüceer, bölgenin ortak sorunlarına da değinerek, “Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar da ortak. İklim krizi, kuraklık, çevre sorunları, ekonomik zorluklar… Bunların hiçbiri il ya da ilçe sınırı tanımıyor. O yüzden bu sorunlara verilecek cevap da ortak olmak zorunda” diye konuştu. “BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ, BİRLİKTE TRAKYA’YIZ” Trakya Belediyeler Birliği’nin önemine vurgu yapan Candan Başkan, “İşte tam da bu noktada Trakya Belediyeler Birliği’nin varlığı çok kıymetli. Bu birliğin en temel amacı; dayanışmayı kurumsallaştırmak, bilgi ve deneyimi paylaşmak, ortak aklı büyütmektir. Çünkü biz biliyoruz ki; birlikte güçlüyüz, birlikte Trakya’yız” ifadelerini kullandı. “ORTAK SORUMLULUKLA HAREKET ETMELİYİZ” Konuşmasının devamında birlik ruhuna dikkat çeken Yüceer, “Hiçbir belediyemizin kendini yalnız hissetmediği, her birimizin birbirine omuz verdiği bir anlayışı büyütmek zorundayız. Farklılıklarımız olabilir ama bizi bir araya getiren ortak sorumluluğumuzdur, ortak sevdamızdır” dedi. “TRAKYA’NIN YARINI AYDINLIK OLSUN“ Başkan Yüceer, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bizim meselemiz; Trakya’nın sesini daha güçlü duyurmak, potansiyelini ortaya çıkarmak ve bunu sürdürülebilir kılmaktır. İnanıyorum ki, bu birlik çatısı altında dayanışmamızı büyüterek, ortak aklı güçlendirerek ve birlikte hareket ederek Trakya’nın geleceğini çok daha güçlü şekilde inşa edeceğiz. Bu duygularla bugüne kadar emek veren herkese teşekkür ediyor, bundan sonra görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Birliğimiz daim olsun, Trakya’nın yarını aydınlık olsun. Hepinize saygılar sunuyorum.” Toplantı, yeni dönemde görev alacak üyelere başarı dilekleri ve Trakya’nın ortak geleceğine vurgu yapılan mesajlarla sona erdi.

Suyun Aktığı Yerde Eşitlik Büyür Haber

Suyun Aktığı Yerde Eşitlik Büyür

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Dünya Su Günü açıklamasında güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna dikkat çekerek herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim çağrısı yaptı. Her yıl, evlerine yakın güvenli suya erişimi olmayan 2,1 milyar insanı etkileyen önemli bir soruna dikkat çeken bir tema ile 1993 yılından beri kutlanan 22 Mart Dünya Su Günü’nde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim çağrısı yaparak SÜT-D Su Perileri Projesi ile etki yaratıyoruz dedi. Suyun aktığı yerde eşitlik büyür Bu yıl Birleşmiş Milletler(BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları(SKA) içinde SKA5:Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve SKA6: Temiz Su ve Sanitasyon ile güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna 22 Mart Dünya Su Günü’nde dikkat çekilerek tüm kadın ve kız çocuklarını güçlendirmek hedefli kampanya “Suyun aktığı yerde eşitlik büyür” teması ile yürütülüyor bilgisini veren İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu, küresel su krizi herkesi etkiliyor. Ancak bu etki eşit değil. Eşitsizlikler artarken en büyük yükü kadınlar ve kız çocukları taşıyor, dedi. Su, kadın ve korkutucu sayılar Prof. Karaosmanoğlu BM verisine göre: Kadınların dörtte birinden fazlası, 1 milyardan çok kadının güvenli içme suyu erişimi yok 1,8 milyardan fazla evde içme suyu yokken her üç haneden ikisinde su toplamadan kadın sorumlu Veri bulunan 53 ülkede kadınlar ve kız çocukları erkekler ve erkek çocuklardan üç kat daha fazla olarak günde 250 milyon saat su toplama işi yapıyor Güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen her gün beş yaşın altındaki yaklaşık bin çocuğun ölümüne neden oluyor Ülkelerin yaklaşık %14'ünde kadınların suyla ilgili karar alma ve su yönetimine eşit şekilde katılımını sağlayacak mekanizmalar bulunmamakta korkutucu sayılarına vurgu yaparak hepimize düşen görevleri bilme gereğine dikkat çekti. Su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim Su yönetimi çözümlerinde evde, okulda, işte, yolda, tarlada, ormanda, yaşamda her yerde en doğru ve iyiyi başarmak için kadın ve kız çocuklarını merkeze alma vakti geldi.Kadın sesinin, liderliğinin ve yetkilerinin tam tanındığı, su kararlarında eşit söz hakkına sahip olduğu, dönüştürücü, kapsayıcı, hak temelli yeni bir yaklaşım şart. Hepimiz, tüm paydaşlar öğrenmeli, etki yolumuzu seçmeli ve nasıl değer yaratacağımızı belirlemeliyiz diyen Dr. Karaosmanoğlu sivil toplum kuruluşlarının bu yolda paydaş sorumluluğu yüksek değerlendirmesini yaptı. SÜT-D’nin su perileri görevde SÜT-D Başkanı Karaosmanoğlu “15 Eylül 2025’te kız çocuklarına sürdürülebilir yaşam kültürü için su yönetimini öğretme, uygulatma ile değer yaratma hedefli Su Perileri projemizi başlattık. İlk paydaş okulumuz Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM). BİLSEM okullarımızda yetenekli öğrencilerin gelişimleri hızlandırılmakta, okul saatleri dışında özel eğitimler verilmekte. Beşitaş BİLSEM’de Müdür Dr. Meral Topal, Öğretmen Aysel Gökçe ve Öğretmen Ayşe Demirkan koordinasyonunda projemizde 20 kız çocuğu, 20 anne ve 6 kız kardeş ile ilerliyoruz. Bugün çevrim içi kutlamamızı yapacağız, dedi. Harekete geçelim Herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçmek için hepimizin her yerde yapacakları olduğunu ifade eden Dr. Karaosmanoğlu, harekete geçelim çağrısı ile Dünya Su Günü kutlamasını sundu.

Suyumuz Azalıyor, Tarım Tehdit Altında! Haber

Suyumuz Azalıyor, Tarım Tehdit Altında!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya su günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Dünyada yaşanan su krizinin tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “1993 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, tatlı suyun önemine dikkat çekmek ve 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişimi olmadığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen küresel bir etkinliktir. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl farklı bir tema belirlenmekte olup, 2026 yılı teması ise ‘Su ve Cinsiyet’ olarak açıklandı. Su, yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam güvencesidir. Bu nedenle suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm ülkeler için hayati bir sorumluluktur. Ancak ne yazık ki su kaynaklarının hızla azaldığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemdeyiz.” “Küresel su krizi tarımı ve gıda güvenliğini tehdit ediyor” “Birleşmiş Milletler tarafından yapılan değerlendirmeler, dünyada giderek derinleşen su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomi, gıda güvenliği ve siyasi istikrar açısından ciddi riskler oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle tarım sektörü üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Modern tarımda su ve bitki besin maddeleri birbirinden ayrı düşünülemez; yeterli su olmadan bitkiler besin maddelerini etkin şekilde kullanamaz, bu da verim kayıplarına ve gıda üretiminde istikrarsızlığa yol açar. Günümüzde dünya tarım arazilerinin ise yaklaşık yüzde 40’ı su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bir bölgede yaşanan su kıtlığı yalnızca yerel üretimi değil, uluslararası gıda fiyatlarını, ticaret dengelerini ve jeopolitik ilişkileri de etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Dünya genelinde tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde 69’u tarım sektöründe gerçekleşiyor. Bu nedenle suyun verimli kullanılması tarımın sürdürülebilirliği açısından kritik bir önem taşıyor. Tarım ve gübre sektöründe geliştirilen hassas tarım teknolojileri, bitki besin maddelerinin su mevcudiyetine göre uygulanmasını sağlayarak hem kaynak israfını azaltmakta hem de su kullanım verimliliğini artırıyor. Bunun yanında bitkilerin besin alımını artırırken su ihtiyacını azaltan yüksek verimli gübrelerin geliştirilmesi, çiftçilere yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve toprak sağlığını güçlendiren uygulamaların desteklenmesi de önem kazanıyor. Gelecekte gıda sistemlerinin dayanıklılığı, su–besin–gıda ilişkisinin doğru yönetilmesine bağlıdır ve bu nedenle su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hayati bir gereklilik haline geldi.” “Suyumuz azalıyor, tarım tehlike altında” “Dünya nüfusunun hızla artması gıda talebini artırıyor, bu durum ise tarımsal üretimde su ihtiyacını daha da büyütüyor. Dünyada kullanılan suyun en büyük kısmı tarım sektöründe kullanılmasının yanı sıra evsel ve sanayi kullanımının artması da su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı yaklaşık 8,5 milyon hektardır. Gelişen teknoloji ile bu alanın 10,5 milyon hektara çıkabileceği öngörülüyor. Ancak bugün itibarıyla brüt olarak 7,28 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Geriye kalan 1,22 milyon hektarlık alanın sulamaya açılması için gerekli yatırımların hızlandırılması büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllık 112 milyar metreküp kullanılabilir su potansiyeli bulunuyor. Kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 79’u tarımsal sulamada tüketiliyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1301 metreküp seviyesindedir. Bu rakam, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını açıkça gösteriyor. Diğer taraftan nüfus artışı ve iklim değişikliği dikkate alındığında su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl daha da artıyor. Bu tablo, suyun tarım için ne kadar hayati olduğunun yanı sıra tarımda doğru ve modern sulama sistemlerine daha çok önem vermemiz gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.” “İklim krizi en fazla çiftçiyi etkiliyor” “İklim değişikliği yağış rejimini değiştiriyor, kuraklığı artırıyor ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu durumdan en fazla etkilenen sektör ise şüphesiz tarım sektörü oluyor. Bunun bir örneğine geçtiğimiz haftalarda Aydın ili ziyaretimizde şahit olduk. Aydın'da şubat ayında etkili olan aşırı yağışlar ve Büyük Menderes Nehri'nin taşması sonucu, başta Söke Ovası olmak üzere binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kalarak büyük çaplı maddi zarara yol açtı. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejiminin düzensizleşmesi, Aydın'da olduğu gibi ani ve şiddetli taşkınları kaçınılmaz kılıyor; bu nedenle modern taşkın kontrolünde artık sadece beton setler değil, doğa tabanlı çözümler ve erken uyarı sistemleri ön plana çıkıyor. Su akışını yavaşlatmak için üst havzalarda ağaçlandırma ve teraslama yapılırken, şehir ve tarım alanlarında suyun tahliyesini hızlandıracak akıllı drenaj kanalları ile nehir yataklarının ekosistemi bozmadan genişletilmesi hayati önem taşıyor. Bir diğer konu ise eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir. Böylece mevcut su kaynaklarından daha fazla verim alınması mümkün olacaktır.” “Sulu tarım giderek daha maliyetli hale geliyor, yüzde 50 oranında desteklenmelidir” “İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar bitkilerin su ihtiyacını artırırken, sulama ücretlerinde yaşanan artışlar çiftçilerimizi zor durumda bırakıyor. Elektrik ve mazot fiyatlarındaki yükselişle birlikte sulu tarım giderek daha maliyetli hale geliyor. Bu nedenle 2023 yılında uygulandığı gibi tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi gerekiyor. Çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için bu desteklerin sürdürülmesi artık bir zorunluluktur.” “Modern sulama sistemleri acilen yaygınlaştırılmalıdır” “Su ihtiyacı karşısında mevcut kaynakların daha verimli kullanılması gerekiyor. Bitkilerde verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya yol açan vahşi sulama yöntemleri artık terk edilmelidir. Modern sulama sistemleri hem su tasarrufu sağlamakta hem de üretim verimliliğini artırıyor. Ancak yüksek maliyetler nedeniyle çiftçilerimizin bu sistemlere geçişi oldukça zorlaştı. Bu nedenle modern sulama sistemleri için verilen teşviklerin ve uygun kredi imkânlarının artırılması büyük önem taşıyor.” “Su geleceğimizdir” “Su yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin temelidir. Su yönetiminde yapılacak her hata, doğrudan tarımsal üretimi ve çiftçilerimizin geleceğini etkiliyor. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için gerekli tüm politikaların vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Unutulmamalıdır ki suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.