Hava Durumu

#Tarım Kanunu

Kırsal Haber - Tarım Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin karşılığını alacak” dedi. AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde 10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal, kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat gerisinde kaldığını söyledi. İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR! 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI! Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal, çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon 350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe sürüklediğini kaydetti. 26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal, 2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti. Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı. ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104 arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal, elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti. KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi, emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi. Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli'' Haber

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli''

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzına yönelik iddialarını TÜİK’in resmi verileriyle eleştirdi. Başevirgen, "Enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşanıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Erdoğan’ın 'sorun yok' dediği tablo, çiftçinin iflas, halkın açlık tablosudur " dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini ve sahada bizzat gözlemlediği üretim krizini değerlendirdi. “RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA O RAFLAR HALK İÇİN ARTIK SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET” TÜİK’in Nisan 2026 raporuna göre genel enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşandığını belirten Başevirgen, “Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK’in bu makyajlı verileri bile gıdadaki durdurulamaz artışı gizleyemiyor. Nisan ayında aylık bazda gıda fiyatları yüzde 3,70 artmış durumda. Bu, vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi demektir. Erdoğan 'arzda sorun yok' diyor; raflar dolu olabilir ama o raflar halk için artık sadece birer vitrinden ibaret” dedi. “ÇİFTÇİ, MAZOTU VE GÜBREYİ TÜİK'İN HESAPLADIĞI FİYATTAN DEĞİL, BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR” Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerine de dikkat çekti. Başevirgen, “Mart ve Nisan verilerine göre girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında arttı” diye konuştu. Reel artışın daha da yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Başevirgen, "TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli” açıklamasını yaptı. “GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bitkisel üretimdeki tehlikeli düşüş öngörülerine de vurgu yapan Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğu uyarısında bulunarak, “Tahıl, sebze ve meyvede ciddi oranlarda daralma öngörülüyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözümü yabancı çiftçiyi zengin eden ithalatta arıyor. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Gıda güvenliği milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek, daha pahalı et yemesi demektir” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, son olarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtmaktadır. Biz Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçinin, besicinin, üreticilerin, pazarda emeklinin, fabrikada işçinin, okulda öğrencinin sorunlarını bizzat görüyoruz. Gübre dökemediği için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük bir sorun var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun emrettiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimdedir. Pembe tablolar değil, gerçek icraat bekliyoruz. Siz yapmasanız ilk seçimlerde iktidar olarak biz tüm emekçilere hakkını vereceğiz, üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi Haber

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verilen yanıt, tarımsal sulamada elektrik maliyetlerinin çiftçiler üzerindeki ağır yükünü ortaya koydu. Resmi verilere göre son dört yılda yaklaşık 75 bin tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. Gürer, artan elektrik maliyetlerinin çiftçiyi borç sarmalına sürüklediğini belirterek üreticiyi koruyacak özel tarifeler ve desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. TARIMSAL SULAMADA ELEKTRİK MALİYETİ KRİZİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde kullanılan elektriğe gelen zamların üreticiyi ciddi şekilde zorladığını belirterek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Gürer, özellikle sulama dönemlerinde elektrik fiyatlarının yükselmesi nedeniyle çiftçilerin borçlandığını ve bazı üreticilerin üretim faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını ifade etti. 4 YILDA 75 BİNE YAKIN ÇİFTÇİNİN ELEKTRİĞİ KESİLDİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği yanıt, tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Borcunu ödeyemediği için elektriği kesilen abone sayısı ise şu şekilde gerçekleşti: 2022: 19 bin 454 2023: 16 bin 18 2024: 21 bin 106 2025: 18 bin 214 Böylece dört yılda yaklaşık 74 bin 792 tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. BAKANLIK: TARİFELER MALİYETLERE GÖRE BELİRLENİYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın verdiği yanıtta elektrik tarifelerinin; üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış maliyetlerinden oluştuğu belirtilerek tarifelerdeki değişimlerin bu maliyetlerdeki artış veya azalışların sonucu olduğu ifade edildi. Yanıtta ayrıca belirli tüketici gruplarına yönelik sübvansiyonların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla yapılabileceği, tarımsal desteklerin ise 5488 sayılı Tarım Kanunu çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütüldüğü belirtildi. ÇİFTÇİYE ÖZEL TARİFE VAR MI? Gürer ise tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin giderek büyüyen bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek çiftçiler için özel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi için dağıtım bedellerinin azaltılması, KDV’nin kaldırılması ve üreticilere özel tarife uygulanması gerektiğini belirtti. TARIMDA MALİYET BASKISI ARTIYOR Tarımda maliyetlerin hızla arttığını ve üreticinin her geçen gün daha ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle tarımsal sulamada kullanılan elektriğin çiftçiler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Gürer, “Tarlada üretimin sürdürülebilmesi için suya, suyun tarlaya ulaşması için de elektriğe ihtiyaç var. Ancak bugün çiftçi elektrik faturasını ödeyemediği için sulama yapamaz hale getiriliyor. Borç nedeniyle elektriğin kesilmesi yalnızca bir hizmetin durması değil, doğrudan üretimin kesilmesi anlamına gelir. Elektriği kesilen çiftçi ya ürününü kurutmak zorunda kalıyor ya da borçlanarak üretime devam etmeye çalışıyor. Bu tablo, tarımda işlerin iyi gitmediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Elektrik kesintilerinin tarımsal üretimde zincirleme sorunlara yol açtığını ifade eden Gürer, “Çiftçi sulama yapamazsa verim düşer, üretim azalır ve sonuçta gıda fiyatları daha da artar. Enerji maliyetleri üretimin en kritik girdilerinden biri haline gelmiş durumda. Çiftçiye özel bir elektrik tarifesi uygulanmadan, dağıtım bedelleri ve vergiler düşürülmeden üreticinin ayakta kalması mümkün değil. Tarım stratejik bir sektördür; üreticinin elektriğini kesmek, aslında ülkenin gıda güvenliğini riske atmaktır” diye konuştu.

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız Haber

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimin içinde bulunanların yaş ortalamasının yüksek olduğunu ve bu durumun ilerleyen süreçte tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kısıtlayacağını belirterek, genç çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda tarım sektörünün artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun yaşlanması gibi yapısal problemlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Bu tablo içinde özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının, yalnızca bugünü değil, ülkenin gıda güvencesini de sorunlu boyuta ulaşabileceğinin altını çizdi. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut destek mekanizmalarının da bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydeden Gürer, uygulanan desteklerin çoğunlukla kısa vadeli, parçalı ve üretimle bağı zayıf düzenlemelerden oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle genç çiftçilerin tarımda kalıcı olamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, bunun doğal sonucu olarak üretim kapasitesinin daraldığını ve kırsaldan kente göçün hızlandığını dile getirdi. “DESTEK, ÜRETİMLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI OLMALI” Ömer Fethi Gürer, kanun teklifiyle genç çiftçilerin fiilen üretime katılımını esas alan bir destek anlayışını hayata geçirmeyi amaçladığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin üretim süresiyle doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. FAİZSİZ KREDİ VE PRİM YÜKÜNÜN DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “KAMU KAYNAĞI ÜRETEN İÇİN KULLANILMALI” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi şGürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak? Haber

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak?

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, hububat destek ve prim ödemelerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çiftçilerin yaşadığı mağduriyetleri TBMM’ye taşıyan isim oldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle sunulan yazılı soru önergesinin ardından yayımladığı mesajla Bakanlığa çağrıda bulunan Biçer Karaca, üreticilerin yeni ekim dönemine finansman sıkıntısıyla girdiğini belirterek, desteklerin gecikmeden ve şeffaf biçimde açıklanmasını istedi. Üreticilerden, 2025 üretim yılına ilişkin hububat destek ve prim ödemelerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla hala tam olarak tamamlanmadığı; gecikmenin, yeni ekim dönemi için girdi finansmanını zora soktuğu yönünde yoğun bildirimler aldığını söyleyen CHP Milletvekili Biçer Karaca; Denizlili çiftçilerin her gün kendisini aradığını açıkladı. KUŞ KADAR BIRAKTIĞINIZ DESTEK ÖDEMELERİNİ DERHAL ENFLASYON ORANINDA ÖDEYİN! “Çiftçileri ziyaret edip sorunlarını dinlemek için yanlarına gittiğimizde bir dokunup bin ah işitiyoruz. Neden mi? temel üretim desteği adı altında isimlendirdikleri ve iktidarın üretim sezonunda ödemeyi taahhüt ettikleri, vaad ettikleri çiftçilere temel üretim destekleri Ocak 2026’da bitti. Şubat ayındayız ve hala ödenmedi. Oysa ne demişlerdi? Biz bu temel üretim desteklerini üretim anında, üretim sezonunda ödeyeceğiz. 2025'te ödenmesi gereken temel üretim destekleri bugüne dek hala ödenmedi. İkinci hububat ekim dönemi geldi. Buradan Tarım Bakanına sesleniyoruz. Hububat başta olmak üzere temel üretim desteği adı altındaki tüm destekleri, üretim sezonunda ödemeyi vaat ettiğiniz ama hala ödemediğiniz 2025 destek ödemelerini derhal yapın. Vaat ettiğiniz tarihte ödemediğiniz için her gün mazota, benzine, ilaca, gübreye yani çiftçinin üretimde kullandığı tohum gibi tüm temel girdi, üretim girdi mallarına sürekli zam gelirken onların hakkı olan, onlara vadettiğiniz yasaya rağmen gereğini yerine getirmeyip kuş kadar kalmış temel üretim desteklerini ödemediğiniz için o zaman ne yapmanız lazım? Ocak ayında açıkladığınız enflasyon oranını da 2025 yılındaki temel üretim desteklerini fiyatlandırın. Enflasyon oranında arttırın, ödeyin. 2026'nın temel destek primlerini de vaat ettiğiniz gibi üretim sezonunda ödeyin.” Üreticinin Borç Kamburu: Yeni sezona borçla giriyor Biçer Karaca, önergesinde ise üretimin sürdürülebilirliğinin yalnızca tarımsal faaliyetlerle değil, üreticinin nakit akışının planlı ve öngörülebilir şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğuna dikkat çekti. Ancak 2025 üretim yılına ait hububat desteklerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla tam olarak üreticiye ulaşmadığı yönünde yoğun başvurular aldıklarına vurgu yaptı. Desteklerin parça parça ve belirsiz tarihlerde yapılmasının çiftçinin yeni sezon ekim kararını zorlaştırdığını ifade eden Biçer Karaca, gecikmelerin yalnızca üreticiyi değil, gıda fiyatlarını ve toplumun gıdaya erişimini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Neyi Bekliyorsunuz? “Hangi destek, ne zaman ödenecek?” Soru önergesinde Bakanlığa, hububat başta olmak üzere tüm destek kalemlerinin toplam tutarı, kaç üreticiyi kapsadığı ve Ocak 2026 itibarıyla ödenen ve bekleyen miktarların açıklanması talebi yöneltildi. Ayrıca ödemesi tamamlanmayan illerin ve kalan ödeme tutarlarının kamuoyuyla paylaşılması istendi. Biçer Karaca, video açıklamasında ise üreticinin temel beklentisinin net bir ödeme takvimi olduğunu belirterek, “Çiftçi ne zaman ne alacağını bilmeli. Tarım planlama işidir, belirsizlikle yönetilemez” ifadelerini kullandı. Önergede mazot, gübre ve nakliye maliyetlerindeki artışın üreticinin yükünü ağırlaştırdığına dikkat çekilerek, Bakanlığın bu maliyet artışlarına yönelik etki analizi yapıp yapmadığı ve ilave destek planlanıp planlanmadığı da soruldu. Biçer Karaca, özellikle hububat üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında zorlandığını, destek ödemelerindeki gecikmenin üretim kararlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Antalya’daki sel felaketi de önergede Biçer Karaca’nın önergesinde ayrıca Ocak ayında Antalya’da yaşanan sel felaketinin sera üretiminde yarattığı zarar da gündeme getirildi. Hasar tespit çalışmalarının ne zaman tamamlanacağı, sigorta kapsamındaki üreticilere yapılan ödemeler ve sigortasız üreticiler için gelir telafisi veya kredi ertelemesi planı olup olmadığı Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı. Biçer Karaca, afet sonrası destek mekanizmalarının hızlı işletilmesinin hem üretici hem de gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Tarım Kanunun Hakkını Verin! Tarım ve Orman Bakanına doğrudan seslenen Biçer Karaca, “Ekonomiyi düzeltmek istiyorsanız vatandaşların temel gıdaya erişimini daha uygun, daha ucuz bir şekilde erişimini sağlamak istiyorsanız çiftçilerimizi destekleyin. Verdiğiniz sözleri tutun. Tarım kanunu 21. maddesine göre gayri safi milli hasılanın %1'inden az olmayacak destekler sebebiyle, yasaya rağmen vermediğiniz destekler sebebiyle çiftçinin alacağını da ayrıca çiftçiye ödeyin. Bu ülke üretirse kalkınacak. Bu ülke üretirse güçlenecek.” çağrısını yaptı.

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi Haber

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan sorunlara ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, 2025 yılının çiftçiler açısından son derece zor geçtiğini, ancak 2026 yılına kar yağışıyla birlikte umutla girildiğini ifade etti. 2025 yılında kuraklığın etkisiyle ciddi verim ve rekolte kayıpları yaşandığını belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü alamadığını söyledi. 2026 yılına ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi. BUĞDAY ÜRETİMİ GERİLEDİ Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ KREDİYE ULAŞAMIYOR 2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, bankaların kredi konusunda engel çıkardığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor” dedi. Çiftçiye yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Gürer, “Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor” diye konuştu. DESTEK YASAYA UYGUN VERİLMİYOR Tarım Kanunu’nun 21. maddesine de dikkat çeken Gürer, 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek miktarının açık olduğunu belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı. GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ TARLADAN KOPARIYOR Yeterli destek sağlanmadığı takdirde üretimde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, gübre, mazot, ilaç ve tohum fiyatlarındaki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek” dedi. Çiftçinin üzerindeki mali yükü sıralayan Ömer Fethi Gürer, “İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda” ifadelerini kullandı. İTHALAT YERİNE KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE VURGUSU Çözümün üreticiyi desteklemekten geçtiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.