Hava Durumu

#Tarım Kanunu

Kırsal Haber - Tarım Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

CHP'li Gürer Çiftçiye Verilmeyen Desteği Açıkladı: 877 Milyar TL Eksik! Haber

CHP'li Gürer Çiftçiye Verilmeyen Desteği Açıkladı: 877 Milyar TL Eksik!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı bütçesinde çiftçilere ayrılan desteğin yetersiz olduğunu belirterek, Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre çiftçiye verilmesi gereken 1 trilyon 112 milyar liralık desteğe karşılık yalnızca 235 milyar lira ayrıldığını, 877 milyar liranın ise eksik bırakıldığını söyledi. TBMM Genel Kurulu’nda 2027 yılı bütçesini değerlendiren Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin artan borç yükü, yükselen girdi maliyetleri ve ürettikleri ürünlerin değer bulmaması nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK VERİLMİYOR” 2027 yılı bütçesinin çiftçilerin sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğunu ifade eden Gürer, “2027 yılı bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Burada çiftçilerimize ayrılması gereken desteklere baktık, yine çiftçiye verilmesi gereken destek verilmiyor” dedi. Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesini hatırlatan Gürer, çiftçiye verilmesi gereken destek ile bütçede ayrılan kaynak arasındaki büyük farka dikkat çekerek, “Çiftçiye verilmesi gereken destek Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesine göre 1 trilyon 112 milyar lira olması gerekirken ayrılan destek 235 milyar lira, verilmeyen destek tutarı 877 milyar lira” ifadelerini kullandı. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞININ BÜTÇESİ 760 MİLYAR LİRA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının toplam bütçesinin 760 milyar lira olarak belirlendiğini kaydeden Gürer, çiftçiye verilmesi gereken desteğin yasal düzenlemede öngörülen düzeyin çok altında kaldığını belirterek, “Bütçe yaklaşımının üreticilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları gidermeye yetmedi. Çiftçilerin borç yükünün hafifletilmesi ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için bütçede çiftçiyi önceleyen düzenlemelere ihtiyaç var” dedi. ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRA Gürer, “Bu durumda çiftçilerin içinde bulunduğu borç yükünün ortadan kaldırılmadığı görülüyor. Çiftçilerin bankalara 1 trilyon 511 milyar lira borcu var. Çoğu icralık, ürettiği ürün değer bulmuyor, girdi maliyetleri artıyor” ifadelerini kullandı.

İYİ Partili Erhan Usta: "Çiftçinin 877 Milyar Lirasına Çökülmüş!" Haber

İYİ Partili Erhan Usta: "Çiftçinin 877 Milyar Lirasına Çökülmüş!"

İYİ Parti Samsun Milletvekili Dr. Erhan Usta, 2027 yılı tarım bütçesine tepki göstererek çiftçilere ayrılması gereken tarımsal desteğin yetersiz olduğunu savundu. Usta, Tarım Kanunu'na göre 1 trilyon 112 milyar lira olması gereken tarımsal desteğin bütçede 235 milyar lirada kaldığını belirtti. İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve Samsun Milletvekili Dr. Erhan Usta, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nde tarımsal desteklemeler için ayrılan ödeneğe tepki gösterdi. Çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Usta, bütçede öngörülen tarımsal destek miktarının yasal düzenlemede belirtilen seviyenin oldukça altında kaldığını ifade etti. 2027 tarım bütçesinde 877 milyar liralık fark iddiası Dr. Erhan Usta'nın paylaştığı bilgilere göre, Tarım Kanunu uyarınca tarımsal destekleme programları için çiftçilere ayrılması gereken kaynak, milli gelirin yüzde 1'i düzeyinde olmalı. Bu hesaplamaya göre 2027 yılında tarımsal desteklemeler için 1 trilyon 112 milyar lira ayrılması gerektiğini belirten Usta, bütçede öngörülen tutarın ise 235 milyar lira olduğunu kaydetti. İki tutar arasındaki 877 milyar liralık farka dikkat çeken Usta, mevcut bütçe yaklaşımının çiftçilerin beklentilerini karşılamadığını savundu. “Çiftçi bu sene de mağdur edilecek” Tarım sektörünün üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arzı açısından önemine işaret eden Usta, tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının üreticiler üzerindeki ekonomik baskıyı artırabileceği mesajını verdi. 2027 yılı bütçesindeki tarımsal destek ödeneğini eleştiren Usta, çiftçilerin hak ettiği desteği alamadığını ileri sürerek, “Çiftçinin 877 milyar lirasına çökülmüş demektir” ifadelerini kullandı.

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan 2027 Tarım Bütçesi Çağrısı Haber

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan 2027 Tarım Bütçesi Çağrısı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde tarım sektörüne ayrılması öngörülen kaynakları değerlendirerek tarımsal desteklerin artırılması çağrısında bulundu. Oda, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca tarımsal desteklerin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatarak, 2027 yılı için doğrudan tarımsal destek bütçesinin 1 trilyon 112 milyar TL seviyesine çıkarılmasını istedi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 20 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2027 yılı bütçesinde tarım sektörüne ayrılması planlanan kaynakları ve çiftçilerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları gündeme taşıdı. Açıklamada, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, çiftçi refahının artırılması, tarımsal ürün arzının güçlendirilmesi ve gıda enflasyonunun düşürülmesi için bütçe politikalarının yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında tarım sektörüne toplam 1 trilyon 305 milyar TL kaynak ayrılması öngörülüyor. Ancak Ziraat Mühendisleri Odası, doğrudan tarımsal destekler için teklif edilen 235 milyar TL’nin, Tarım Kanunu’nda belirtilen yasal oranla karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını belirtti. 2027 Tarım Bütçesinde 1 Trilyon 305 Milyar TL Kaynak Öngörülüyor 2027 yılı bütçe teklifinde tarım sektörüne yönelik kaynakların farklı kalemlere dağıtıldığı bildirildi. Buna göre tarımsal destekler için 235 milyar TL, tarım sektörü yatırımları için 268 milyar TL, tarımsal kredi desteği için 325 milyar TL ve tarım sektörüne ilişkin vergi harcamaları için 342 milyar TL kaynak ayrılması öngörülüyor. Tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için ise 135 milyar TL ödenek teklif ediliyor. Bütçe teklifinde Tarım ve Orman Bakanlığı için 760,6 milyar TL, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü için de 324 milyar TL kaynak ayrılması planlanıyor. Ziraat Mühendisleri Odası, toplam tarımsal kaynakların büyüklüğünün tek başına yeterli bir gösterge olmadığını belirterek, doğrudan çiftçiye sağlanan tarımsal desteklerin yasal yükümlülükler ve üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Tarım Kanunu’nun Yüzde 1 Şartı Hatırlatıldı Açıklamanın en önemli başlıklarından birini, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan tarımsal destekleme ödeneğine ilişkin düzenleme oluşturdu. Söz konusu maddede, bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağı hükmünün bulunduğunu hatırlatan Oda, 2027 yılı için belirlenen ekonomik büyüklükler ile bütçe teklifindeki tarımsal destek tutarı arasında önemli bir fark bulunduğunu ifade etti. 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda yer alan tahmine göre, 2027 yılı gayrisafi yurt içi hasılasının cari fiyatlarla 111 trilyon 207 milyar TL olması öngörülüyor. Bu tahmin esas alındığında, tarımsal destekler için ayrılması gereken kaynağın en az 1 trilyon 112 milyar 70 milyon TL olması gerektiği belirtiliyor. Buna karşılık 2027 yılı bütçe teklifinde doğrudan tarımsal destekler için 235 milyar TL ayrılması öngörülüyor. Odanın hesaplamasına göre bu tutar, gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 0,21’ine karşılık geliyor. Açıklamada, teklif edilen destek bütçesi ile yüzde 1’lik yasal ölçüt esas alınarak hesaplanan tutar arasında yaklaşık 877 milyar TL fark bulunduğu vurgulandı. Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal destekleme bütçesinin TBMM’deki Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurul görüşmeleri sırasında yeniden değerlendirilmesini talep etti. Tarımsal Desteklerde Yıllardır Süren Yetersizlik Gündemde Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal desteklerin geçmiş yıllardaki seviyelerine de dikkat çekti. Açıklamada verilen verilere göre doğrudan tarımsal destek bütçesi 2023 yılında 54 milyar TL, 2024 yılında 91,5 milyar TL ve 2025 yılında 135 milyar TL olarak gerçekleşti. 2026 yılı bütçe teklifinde 168 milyar TL olarak belirtilen doğrudan tarımsal destek tutarının, 2027 yılı teklifinde 235 milyar TL'ye yükseltilmesi öngörülüyor. Ancak Oda, nominal tutarlardaki artışın tek başına çiftçinin alım gücünü ve üretim kapasitesini korumaya yeterli olmadığını savundu. Mazot, gübre, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet artışlarının üreticilerin ekonomik koşullarını zorlaştırdığına işaret edilen açıklamada, desteklerin üretim maliyetleri ve yasal yükümlülükler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi. “Çiftçinin Üretim Motivasyonu Korunmalı” TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, mevcut bütçe yaklaşımının artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin üretime devam etmesini güvence altına almakta yetersiz kalabileceğini belirtti. Açıklamada, tarımsal desteklerin yasal ölçütün altında kalmasının kırsal alanlardan göçü hızlandırabileceği, tarımsal arz güvenliğini olumsuz etkileyebileceği ve tüketicilerin uygun fiyatlı gıdaya erişimini zorlaştırabileceği kaydedildi. Tarımsal üretimde yaşanabilecek daralmanın gıda arzını etkileyerek fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çeken Oda, çiftçi gelirinin korunması ile gıda enflasyonunun düşürülmesi arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu vurguladı. Odaya göre tarım politikalarının temel hedefleri arasında üreticinin gelirini güvence altına almak, üretim kapasitesini artırmak, gıda arzında sürekliliği sağlamak ve tüketicinin uygun fiyatlarla gıdaya erişimini kolaylaştırmak yer almalı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçesi Artırılmalı Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimin geliştirilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin artırılması gerektiğini belirterek, bilimsel çalışmaların ve modern tarım tekniklerinin sahada daha etkin uygulanması çağrısında bulundu. Açıklamada, çiftçilerin üretim süreçlerinde doğru yönlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve tarımsal sorunlara bilimsel çözümler geliştirilmesi için ziraat mühendislerinin önemli bir görev üstlendiği ifade edildi. Bu kapsamda, binlerce ziraat mühendisinin kamuda istihdam edilmesi gerektiği belirtilirken, tarımsal araştırma ve geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi ve kurumsal kapasitenin artırılması talep edildi. Oda, tarımsal üretimin yalnızca geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğini, bilimsel bilgi ve teknolojinin üreticilere ulaştırılmasının verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığını kaydetti. Çiftçinin Geçmiş Borçları İçin Tasfiye Fonu Önerisi Açıklamada öne çıkan taleplerden biri de çiftçilerin geçmiş dönemlerden kaynaklanan borçlarının hafifletilmesine yönelik özel bir destek paketi oluşturulması oldu. Tarım Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2006 yılından bu yana tarımsal desteklerin yasal ölçütün altında kalmasının üreticilerin ekonomik yükünü artırdığını savunan Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 yılı bütçesine özel bir “Sübvanse Edilmiş Borç Tasfiye Fonu” eklenmesini önerdi. Odaya göre böyle bir fon, borç yükü altında üretim yapmaya çalışan çiftçilerin finansal açıdan rahatlamasına ve üretim faaliyetlerini sürdürebilmesine katkı sağlayabilir. Önerilen düzenlemenin yalnızca kamu ve özel bankalara olan tarımsal kredi borçlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiği de vurgulandı. Çiftçilerin gübre, tohum, zirai ilaç ve diğer üretim girdilerini temin ettikleri bayilere, tüccarlara ve tedarikçi firmalara olan piyasa borçlarının da kapsama alınması istendi. Açıklamada, üreticilerin piyasa borçlarının devlet sübvansiyonuyla yapılandırılması ve temizlenmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği ifade edildi. Mazot ve Gübre Desteği Üretimden Önce Verilmeli Tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi için mazot ve gübre başta olmak üzere temel girdilerdeki vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirten Oda, nakdi desteklerin üretim döneminden önce çiftçilerin hesaplarına yatırılmasını talep etti. Desteklerin zamanında ödenmesinin üreticilerin ekim, dikim ve diğer tarımsal faaliyetlerini planlamalarını kolaylaştıracağına dikkat çekilen açıklamada, üretim takvimiyle uyumlu destek politikalarının önemine işaret edildi. Oda, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu finansmana zamanında ulaşabilmesinin üretim maliyetlerinin yönetilmesi ve tarımsal faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesi açısından önemli olduğunu belirtti. DSİ Yatırımlarında Kapalı Sistem Sulama Önceliği Kuraklık riskinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin azaltılması için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yatırımlarının hızlandırılması da talepler arasında yer aldı. Ziraat Mühendisleri Odası, DSİ bütçesinde tarımsal sulama yatırımlarına öncelik verilmesini ve kapalı sistem sulama projelerinin tamamlanmasını istedi. Su kaynaklarının daha verimli kullanılmasının, iklim koşullarındaki değişim karşısında tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Sulama altyapısının geliştirilmesiyle üreticilerin suya erişiminin iyileştirilmesi ve tarımsal üretimde verimliliğin desteklenmesi hedefleniyor. POda, sulama yatırımlarının yalnızca mevcut üretim kapasitesini korumakla kalmayıp gelecekteki su ve gıda güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odası’ndan TBMM’ye Çağrı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 yılı bütçe görüşmelerinde tarımsal desteklerin 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde belirtilen ölçüt doğrultusunda yeniden düzenlenmesini istedi. Odanın talepleri arasında doğrudan tarımsal destek bütçesinin en az 1 trilyon 112 milyar TL seviyesine çıkarılması, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin artırılması, ziraat mühendislerinin kamuda istihdam edilmesi, çiftçilerin geçmiş borçları için özel bir tasfiye fonu kurulması, mazot ve gübre maliyetlerinin azaltılması ve sulama yatırımlarının hızlandırılması bulunuyor. Açıklamanın sonunda tarımsal desteklerin bir lütuf değil, yasal bir yükümlülük ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir gereklilik olduğu vurgulandı. Ziraat Mühendisleri Odası, tüm siyasi partileri ve milletvekillerini TBMM’deki bütçe görüşmelerinde çiftçilerin, tarımsal üretimin ve gıda güvenliğinin ihtiyaçlarını gözetmeye davet etti.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi” Haber

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde yer alan tarımsal destekleme hükmünün yıllardır uygulanmadığını belirterek, 2006-2026 dönemine ilişkin çarpıcı rakamları açıkladı. Gürer, 18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde, tarımsal destekleme programları için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının açıkça hükme bağlandığını hatırlattı. “Kanunun üzerinden 20 yıl geçti, ancak çiftçi hakkı olan desteği alamadı” diyen Gürer, 2006-2026 yılları arasındaki gerçekleşen tarımsal destek ödemeleri ile kanunun öngördüğü tutarların karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun, üreticinin neden sürekli borçlandığını da gösterdiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye toplam 682 milyar 185 milyon lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını, aynı dönemde Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında verilmesi gereken toplam desteğin ise 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira olduğunu belirtti. Bu iki rakam arasındaki farkın 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira olduğunu vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “20 yılda çiftçiye 682 milyar 185 milyon lira destek verilmiş. Oysa kanunun öngördüğü tutar 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira. Yani üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektörüne kanunda öngörülen ölçüde kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar içinde eksik bırakılmıştır” dedi. 2026’DA DA KANUNUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sorunun yalnızca geçmiş yıllarla sınırlı olmadığını, 2026 yılında da aynı tablonun devam ettiğini belirterek, “Verilere göre 2026 yılında gerçekleşen tarımsal destek tutarının 168 milyar lira. Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesindeki yüzde 1'lik hüküm esas alındığında verilmesi gereken desteğin 772 milyar liradır” dedi. Gürer, “2026 yılında 772 milyar lira olması gereken destek 168 milyar lirada kalıyor. Arada 604 milyar liralık fark var. Çiftçi üretim yapıyor, tarlasını ekiyor, ürününü yetiştiriyor ama devletin kanunla belirlenmiş desteğine gelince kaynak yetersiz deniliyor. Oysa çiftçi için destek lütuf değil, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için gerekli bir kamu politikasıdır” diye konuştu. ÇİFTÇİNİN BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersiz kalmasının üreticinin borçlanma ihtiyacını da artırdığını belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 417 milyar lira arttı. 2006 yılında tarım sektörünün bankalara kredi borcu 6 milyar 475 milyon lira seviyesindeydi. Temmuz 2026'da bu borç 1 trilyon 511 milyar liraya çıktı. Çiftçinin borcu büyüyor, ancak geliri ve aldığı destek aynı ölçüde büyümüyor. Üretici bir taraftan yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ederken diğer taraftan eski borcunu kapatmak için yeniden borçlanıyor” şeklinde konuştu. KANUNDA YAZAN YÜZDE 1, KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu'nun 21’inci maddesinin açık olduğunu belirterek, “Kanun açıkça ‘yüzde 1’den az olamaz’ diyor. Çiftçinin hakkı olan desteğin bütçede gerçek anlamda karşılığının bulunması gerekir. Kanun çıkarıp kanunun gereğini yerine getirmemek kabul edilemez. Üreticiye verilen destek, tarımın geleceğine yapılan yatırımdır.” Ömer Fethi Gürer, 20 yıllık tabloyu şöyle özetledi: 2006-2026 gerçekleşen tarımsal destek: 682 milyar 185 milyon TL Kanunun öngördüğü toplam destek: 2 trilyon 312 milyar 708 milyon TL Aradaki fark: 1 trilyon 630 milyar 523 milyon TL 2026 gerçekleşen destek: 168 milyar TL 2026 için kanunun öngördüğü tutar: 772 milyar TL 2026 farkı: 604 milyar TL

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı" Haber

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, artan mazot fiyatları karşısında çaresiz kalan çiftçilere dikkat çekti. Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı. Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından bu yana tarımsal üretim maliyetlerinde yaşanan büyük artışın çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirterek, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “ÇİFTÇİ ARTIK TRAKTÖRÜNÜ ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE CEBİNDEKİ PARAYI HESAPLIYOR” Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot yaklaşık 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı” diye konuştu. “KANUNU BİLE UYGULAMIYORLAR” Tarım Kanunu’nun açık hükmüne rağmen çiftçiye verilmesi gereken desteğin yıllardır eksik ödendiğini vurgulayan Başevirgen, “Tarım Kanunu, çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olmasını emrediyor. Ancak iktidar yıllardır kendi çıkardığı kanuna dahi uymuyor. Çiftçiden desteği esirgeyenler, ithalata milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyor. Yerli üretici kaderine terk edilirken yabancı üretici destekleniyor” ifadelerini kullandı. Üreticinin artık borçla üretim yapmaya çalıştığını söyleyen Başevirgen, “Çiftçi bankalara, kooperatiflere ve tarım kredi kuruluşlarına borçlanarak ayakta durmaya çalışıyor. Hasat sonunda ise çoğu zaman borcunu bile kapatamıyor. Bu düzenin kazananı çiftçi değil; ithalat lobileri ve aracılar oluyor. Kaybeden ise hem üretici hem de pazarda yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan milyonlarca vatandaşımızdır” dedi. “ÜRETİMİ BİTİREN HER KARAR, SOFRADAKİ EKMEĞİ KÜÇÜLTÜR” Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Üretimi bitiren her karar, sofradaki ekmeği küçültür. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır. Çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır; çiftçi çökerse kaybeden 86 milyon olur.”

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.