Hava Durumu

#Tarımsal Destekler

Kırsal Haber - Tarımsal Destekler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Destekler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin karşılığını alacak” dedi. AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde 10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal, kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat gerisinde kaldığını söyledi. İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR! 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI! Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal, çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon 350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe sürüklediğini kaydetti. 26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal, 2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti. Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı. ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104 arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal, elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti. KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi, emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi. Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor! Haber

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ve kırmızı et konusunda krizin büyüdüğünü, üreticiler derinleşen sorunlarla boğuşurken halkın da et tüketemez hale getirildiğini vurguladı. AKP iktidarının yüz binlerce hayvan ve tonlarca kırmızı et ithal ederek dışarıya 13 milyar dolar ödediğini anımsatan Barut, "Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır" dedi. "DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR" Türkiye’de kırmızı et tüketiminin, artan fiyatlar ve derinleşen üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini aktaran Barut, "Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, "Hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, ithalata dayalı hayvancılık politikaları ve üreticiyi korumayan piyasa düzenlemeleri sorunu büyütüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvan yetiştiricileri, artan maliyetlere rağmen emeğinin karşılığını alamıyor, eti ve sütü para etmezken dişi hayvanlar dahi kesime gidiyor, çiftçimiz de üretimden çekiliyor" şeklinde konuştu "ESK YETERSİZ, İTHALAT GEREKSİZ" Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını bildiren Barut, şöyle devam etti. "ESK'nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur." ÇÖZÜM İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADI Et ve Süt Kurumu'nun uygulamalarına, iktidarın tarım ve hayvancılık politikaları ile ithalat dayatmasına tepki gösteren Barut, şunları kaydetti: "İktidarın bu sene içinde şimdilik 450 bin büyükbaş ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı öngörülüyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.