Hava Durumu

#Tarımsal Üretim

Kırsal Haber - Tarımsal Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fırat Havzası’na 86 Milyon Avroluk Dev Yatırım Haber

Fırat Havzası’na 86 Milyon Avroluk Dev Yatırım

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 6 ili kapsayan Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi’nin lansmanında önemli açıklamalarda bulundu. 2031 yılına kadar sürecek projeyle hem doğal kaynakların korunması hem de kırsal kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Malatya İnönü Üniversitesi’nde düzenlenen Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi lansmanına katıldı. Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje için 86 milyon avro bütçe ayrıldığını duyuran Bakan Yumaklı, bu girişimin kırsal kalkınmada yeni bir model oluşturacağını belirtti. ​6 İlde 40 Bin Haneye Ulaşılacak ​Projenin Malatya, Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa illerini kapsadığını ifade eden Yumaklı, hedeflerini şu sözlerle açıkladı: ​"2031 yılına kadar devam edecek bu çalışmalar kapsamında 6 ilimizde, 39 ilçemizde, 400 orman köyümüzde ve 40 mikro havzada yaklaşık 40 bin hanemize ulaşmış olacağız." ​İklim Değişikliğiyle Mücadelede Güçlü Hamle ​İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Bakan Yumaklı, orman yangınları, kuraklık ve sel gibi afetlere karşı projenin büyük bir koruma kalkanı işlevi göreceğini vurguladı. Proje kapsamında yapılacak yatırımlar şunları içeriyor: ​Doğal Kaynak Koruma: Toprak muhafazası, sel kontrolü ve ağaçlandırma çalışmaları. ​Altyapı ve Islah: Mera ıslahı ve hayvan içme suyu tesisleri. ​Hibe ve Kredi Desteği: Modern sulama, yenilenebilir enerji, hayvancılık, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği. ​"Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek Üretim Sonuçlarını Bekliyoruz" ​Geçen yıl Malatya’daki kayısı üreticisini zorlayan zirai don olayına değinen Bakan Yumaklı, devletin üreticinin yanında olduğunu hatırlattı. Bu yıl yağışların da etkisiyle hasat döneminin umut verici geçtiğini belirten Yumaklı, "Bu sene inşallah Cumhuriyet tarihimizin en yüksek tarımsal üretim sonuçlarını alacağız" dedi. ​Gençler ve Kadınlar Odak Noktasında ​Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi’nde kadınların ve gençlerin üretime katılımına özel bir önem verdiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, bu modelin sadece bölge için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için de örnek teşkil edeceğini belirtti. ​Programın ardından Bakan Yumaklı, Malatya Orman İşletme Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirerek bölgedeki temaslarını tamamladı.

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor Haber

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışına katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıl zirai dondan etkilenen Malatya'da bu yıl yeniden bereketli bir kayısı hasadı gerçekleştirildiğini belirterek, üretim ve ihracatın yeniden güç kazanacağını söyledi. Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışında yaptığı konuşmada, festivalin çeyrek asrı aşan geçmişiyle önemli bir geleneği temsil ettiğini ifade etti. Malatya'nın dünya kuru kayısı üretimi ve ihracatında lider olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Malatya deyince akla kayısı geliyor. Kayısı üretiminde yüzde 28'lik payla Türkiye dünyada 1. sırada. Bu üretimin de yüzde 54'ünü Malatya tek başına üstleniyor." dedi. Bakan Yumaklı, 6 Şubat depremlerinin ardından kentin yeniden ayağa kalktığını, devlet ve milletin el ele vererek kentin yaralarını sardığını, bugün ise şehrin yeniden üretim ve umutla anıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai donun kayısı üretimini olumsuz etkilediğini anımsatan Yumaklı, "Geçen yıl zirai don bu şehrin alametifarikası olan bir ürünün neredeyse hiç olmamasına sebep oldu ancak bu sene yeniden bereketli bir şekilde yapılan hasattan sonra üretimimize, ihracatımıza ve bundan Malatya'nın elde edeceği güce hep beraber kavuşmuş olacağız." dedi. Dünyada iklim değişikliği ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tarımsal üretimin stratejik öneminin arttığını vurgulayan Yumaklı, gıda arz güvenliğinin artık ülkeler açısından milli güvenlik konusu haline geldiğini söyledi. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılması için teknoloji kullanımına önem verdiklerini belirten Yumaklı, 2024 yılında uygulamaya alınan tarımsal üretim planlamasıyla şehirlerin üretim altyapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. MALATYA'YA 75 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Bakan Yumaklı, son 24 yılda Malatya'ya tarım, ormancılık ve su alanlarında toplam 75 milyar liralık yatırım ve destek sağlandığını bildirdi. Kentte 117 sulama tesisinin hizmete alındığını, 404 bin dekarlık alanın sulamaya açıldığını belirten Yumaklı, bu yatırımların kente yıllık yaklaşık 7 milyar liralık ekonomik katkı sağladığını söyledi. Malatya'nın kayısı başta olmak üzere 53 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğunu dile getiren Yumaklı, Kayısı Araştırma Enstitüsü'nün yeni çeşitler ve katma değerli ürünler geliştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü, yerli imkanlarla geliştirilen kayısı çekirdeği çıkarma makinesinin de üretimde önemli verimlilik sağlayacağını söyledi. TARIMSAL ÜRETİMDE ÖNEMLİ ARTIŞ Son 24 yılda Malatya'da bitkisel üretimin yüzde 120, büyükbaş hayvan varlığının yüzde 75, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 55 arttığını aktaran Yumaklı, kanatlı hayvan varlığının 24 kat, su ürünleri üretiminin ise 9 kat yükseldiğini belirtti. Malatya'nın tarımsal hasılasının da aynı dönemde üç kat arttığını ifade eden Yumaklı, "Bugün Türkiye tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradaysa bunda Malatyalı üreticilerimizin emeği ve alın teri var." dedi. Bakan Yumaklı, sulama, içme suyu ve baraj rehabilitasyonu yatırımlarının da sürdüğünü belirterek, Malatya'nın tarımsal üretim kapasitesini daha da artıracak projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini sözlerine ekledi. Bakan Yumaklı, protokol üyeleri ile daha sonra fuar alanını gezdi.

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı" Haber

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, artan mazot fiyatları karşısında çaresiz kalan çiftçilere dikkat çekti. Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı. Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından bu yana tarımsal üretim maliyetlerinde yaşanan büyük artışın çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirterek, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “ÇİFTÇİ ARTIK TRAKTÖRÜNÜ ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE CEBİNDEKİ PARAYI HESAPLIYOR” Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot yaklaşık 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı” diye konuştu. “KANUNU BİLE UYGULAMIYORLAR” Tarım Kanunu’nun açık hükmüne rağmen çiftçiye verilmesi gereken desteğin yıllardır eksik ödendiğini vurgulayan Başevirgen, “Tarım Kanunu, çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olmasını emrediyor. Ancak iktidar yıllardır kendi çıkardığı kanuna dahi uymuyor. Çiftçiden desteği esirgeyenler, ithalata milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyor. Yerli üretici kaderine terk edilirken yabancı üretici destekleniyor” ifadelerini kullandı. Üreticinin artık borçla üretim yapmaya çalıştığını söyleyen Başevirgen, “Çiftçi bankalara, kooperatiflere ve tarım kredi kuruluşlarına borçlanarak ayakta durmaya çalışıyor. Hasat sonunda ise çoğu zaman borcunu bile kapatamıyor. Bu düzenin kazananı çiftçi değil; ithalat lobileri ve aracılar oluyor. Kaybeden ise hem üretici hem de pazarda yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan milyonlarca vatandaşımızdır” dedi. “ÜRETİMİ BİTİREN HER KARAR, SOFRADAKİ EKMEĞİ KÜÇÜLTÜR” Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Üretimi bitiren her karar, sofradaki ekmeği küçültür. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır. Çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır; çiftçi çökerse kaybeden 86 milyon olur.”

Tarlalarda Sessiz Tehlike! Haber

Tarlalarda Sessiz Tehlike!

Enerji ve İstihbarat Birimi’nin (ECIU) yeni araştırması, iklim değişikliğinin tarım işçileri üzerinde yarattığı "ısı stresi" krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, küresel çapta yaşanan bu dramatik değişimin gıda fiyatlarını artırabileceği ve Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerini ciddi bir riskle karşı karşıya bıraktığı konusunda uyarıyor. ​İklim krizi, etkisini sadece aşırı hava olaylarıyla değil, çalışma yaşamını derinden sarsan "ısı stresi" ile de hissettiriyor. ECIU tarafından yapılan ve 15 ülkeyi kapsayan çalışma, tarım işçilerinin iklim değişikliğinin bedelini hem sağlıkları hem de verimlilikleriyle ödediğini ortaya koyuyor. ​Tarımda Kayıp Saatler: %98’lik Artış ​2025 Lancet Countdown raporuna göre, rekor sıcaklıkların yaşandığı 2024 yılında, küresel ölçekte 640 milyar potansiyel çalışma saati sıcağa maruz kalma nedeniyle kaybedildi. Bu rakam, 1990-1999 dönemine kıyasla %98’lik korkutucu bir artışa işaret ediyor. ​Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise iş gücü kayıplarının odağında tarım sektörünün olması. Küresel çalışma saati kayıplarının %63,5’i doğrudan tarım işçilerinden kaynaklanıyor. İnsani Gelişme Endeksi düşük olan ülkelerde ise bu oran %75,5’e kadar tırmanıyor. ILO’nun projeksiyonları, 2030 yılına kadar ısı stresi kaynaklı GSYH kaybının 2,4 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. ​Türkiye: "İklim Krizinin Sıcak Noktası" ​Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle küresel ortalamadan daha hızlı ısınan Türkiye, tarımsal üretimde büyük risk altında. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, durumu şu sözlerle özetliyor: ​"Çukurova, Ege ve Güneydoğu Anadolu ovaları hem sıcağın hem de nemin yoğunlaştığı yerler. 'Yaş termometre sıcaklığı' (wet-bulb) dediğimiz yöntemle ölçtüğümüzde, nemin yüksek olduğu bu bölgelerde vücudun soğuma yeteneği tamamen kayboluyor. Bu durum, 12 saati bulan hasat dönemlerinde çalışan işçiler için doğrudan hayati risk demek." ​Lund Üniversitesi’nden Dr. Sinem Kavak ise özellikle Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Antalya gibi üretimin yoğun olduğu illere dikkat çekiyor: "Dar gelirliler, yoksul çiftçiler ve mevsimlik işçiler bu kavurucu sıcakların etkisini çok daha fazla hissediyor. Tarlalarda gölgelik alan ve içme suyuna erişim gibi temel ihtiyaçların bile kısıtlı olması durumu daha da kötüleştiriyor." ​"Süper" El Niño ve Gıda Fiyatları ​Araştırmacılar, bu yıl etkili olması beklenen "süper" El Niño’nun mevcut iklim krizini daha da derinleştireceği konusunda hemfikir. El Niño; pirinç, kahve, şeker ve buğday gibi temel mahsullerin verimini düşürerek küresel gıda fiyatlarında yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebilir. ​Brezilya’da 2024 yılında işçi başına 295 saatlik iş gücü kaybı yaşanması, Türkiye’nin de gıda tedarik zincirindeki kırılganlığı artırıyor. ​Çözüm İçin "Temel Halk Sağlığı Zorunluluğu" ​Uzmanlar, iklim değişikliğinin yarattığı bu eşitsiz yükü hafifletmek için şu adımların atılması gerektiğini vurguluyor: ​Çalışma Saatlerinin Düzenlenmesi: Sıcağın zirve yaptığı öğle ve ikindi saatlerinden işin kaydırılması. ​Altyapı Desteği: Tarlalarda gölgelik alanlar, serinleme istasyonları ve temiz içme suyuna kesintisiz erişim. ​Doğa Dostu Tarım: Kıtalararası Organik Çiftçiler Ağı Başkanı Shamika Mone’nin belirttiği gibi; gölge ağaçları dikmek ve çeşitli mahsul desenlerine geçmek, çiftlik içi sıcaklıkları düşürebilir. ​Sistematik Uyum Politikaları: Erken uyarı sistemlerinin ülke genelinde, tarlalarda uygulanabilir hale getirilmesi. ​Türkiye için artık mesele sadece "ne kadar ısınacağımız" değil, bu aşırı ısıyı hangi koşullarda, kimin göğüsleyeceği sorusuna yanıt bulmak haline gelmiş durumda. Uzmanlara göre, alınacak önlemler bir "lüks" değil, temel bir halk sağlığı ve gıda güvenliği zorunluluğudur. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı Haber

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 2026 üretim sezonu hububat hasadı çalışmalarını hızlandırdı. Çukurova’dan Karacabey’e, Aksaray’dan Bursa’ya kadar geniş bir coğrafyada, sertifikalı tohumluk üretimi ve verimli tarım uygulamalarıyla hasat süreci titizlikle yönetiliyor. ​TİGEM bünyesindeki tarım işletmeleri, modern ekipman ve planlı üretim anlayışıyla ülke tarımına değer katmaya devam ediyor. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte; verimliliği artırmak, ürün kayıplarını minimuma indirmek ve en yüksek kaliteyi yakalamak amacıyla ülke genelindeki işletmelerde hummalı bir çalışma yürütülüyor. ​Çukurova’da Modern Hasat Teknolojileri ​Çukurova Tarım İşletmesi, 2026 sezonuna Ziyabey-98 buğday çeşidiyle hızlı bir giriş yaptı. İşletmede toplam 24 bin 152 dekar buğday ekili alanda hasat faaliyetleri devam ediyor. ​Üretim sezonunda öne çıkan çeşitler: ​Golia: 14 bin 693 dekar ​Ziyabey-98: 8 bin 193 dekar ​Şahika: 1.266 dekar ​Aksaray Koçaş’ta Tohumluk Hasadı Hız Kazandı ​TİGEM Koçaş Tarım İşletmesi, 2025-2026 güzlük ekilişleri kapsamında tohumluk hasadına başladı. Aksaray’da yürütülen çalışmalarda toplam 7 bin 695 dekar alan hasat edilecek. ​Hasat edilecek ürün çeşitleri: ​Arpa (Refleksiyon, Kral 97, Burakbey): 5 bin 518 dekar ​Tohumluk Tritikale: 343 dekar ​Tohumluk Fiğ: 1.834 dekar ​700 Yıllık Gelenek: Karacabey Tarım İşletmesi ​Osmanlı döneminden günümüze uzanan yaklaşık 700 yıllık köklü bir tarımsal üretim mirasına sahip olan Karacabey Tarım İşletmesi, 2026 hububat hasadına start verdi. Bursa’nın Karacabey ilçesinde yer alan işletme, sadece bitkisel üretimle değil, aynı zamanda büyükbaş-küçükbaş hayvancılık, safkan Arap atı ve Türk çoban köpekleri (Kangal ve Akbaş) yetiştiriciliğiyle de tarım sektörünün lokomotifi konumunda. ​Karacabey'de hasat verileri: ​Toplam Hasat Alanı: 15 bin 367 dekar ​Pehlivan Buğdayı: 3 bin 214 dekar ​Flamura 85 Buğdayı: 12 bin 153 dekar ​Ekipman Gücü: 6 biçerdöver ve 6 kamyon ​"Tohumlukta Öncü, Üretimde Güçlü" ​TİGEM, sertifikalı tohumluk ve üstün vasıflı damızlık üretimindeki öncü konumuyla çiftçilere yüksek verimli ürünler sunmaya devam ediyor. Tüm işletmelerde teknik ekiplerin koordinasyonunda, ürünlerin en uygun zamanda hasat edilmesi için 7/24 esaslı bir çalışma takvimi uygulanıyor. Bu stratejik hamleler, Türkiye’nin gıda arz güvenliğine ve tarımsal ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor.

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

Tarım Bakanı Yumaklı Açıkladı: Türkiye Tarımsal Hasılada Avrupa Lideri! Haber

Tarım Bakanı Yumaklı Açıkladı: Türkiye Tarımsal Hasılada Avrupa Lideri!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Uşak Banaz Jeotermal Sera Organize Tarım Bölgesi (Sera OSB) incelemeleri sırasında Türkiye’nin tarımdaki gücünü vurguladı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin Avrupa’da 1. sırada yer aldığını belirten Bakan Yumaklı, 2026 yılında 5 yeni organize tarım bölgesinin daha üretime kazandırılacağını duyurdu. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Banaz’da gerçekleştirilen Sera OSB alan gezisinde tarımsal üretim vizyonunu paylaştı. Tarımı "stratejik bir sektör" ve "milli güvenlik meselesi" olarak nitelendiren Yumaklı, Türkiye'nin gıda arz güvenliğindeki başarısını rakamlarla ortaya koydu. ​Türkiye, Avrupa’da Zirvede ​Dünya Bankası'nın 2025 yılı sonuçlarına atıfta bulunan Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: ​"Ülkemiz, 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasılayla Avrupa'da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer alıyor. Bu başarı, Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki stratejik yatırımların bir sonucudur." ​2026’da 5 Yeni Organize Tarım Bölgesi Yolda ​İklim değişikliği ve tüketim merkezlerine yakınlık kriterleri gözetilerek kurulan Organize Tarım Bölgeleri (OTB) için çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Bakan Yumaklı, şu an 42 ilde 61 projenin yürütüldüğünü açıkladı: ​Tamamlanan ve Üretim: 46 projede tüzel kişilik kazanıldı, 20'sinin altyapısı bitti, 15 bölgede ise üretim başladı. ​Ekonomik Katkı: Hali hazırda üretime başlayan bölgeler yıllık 20 milyar liralık ekonomik katkı ve 10 bin kişilik istihdam sağladı. ​Gelecek Hedefi: 2026 yılı sonuna kadar 5 bölge daha üretime kazandırılacak. Tam kapasiteye ulaşıldığında 1,1 milyon ton bitkisel üretim, 600 bin büyükbaş hayvan üretimi ve 1 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor. ​Banaz’da Jeotermal İle 12 Ay Kesintisiz Üretim ​Uşak Banaz'daki yatırımın Türkiye için önemine değinen Bakan Yumaklı, bölgedeki 70 derece sıcaklığındaki jeotermal kaynağın 12 ay boyunca kesintisiz üretim imkanı sağlayacağını belirtti: ​Yatırım Tutarı: 12 milyar TL. ​Kapasite: 1300 dekar sera, 400 dekar tarımsal sanayi alanı (Toplam 1700 dekar). ​Ekonomik Çıktı: Yıllık 65 bin ton domates üretimi ve 5 milyar liralık yıllık katkı. ​İstihdam Vurgusu: 2 bin 500 kişiye istihdam sağlanacak projede, çalışanların yüzde 75’inin kadın olması hedeflenerek kırsal kalkınmada kadınların gücü ön plana çıkarılıyor. ​Bakan Yumaklı, Manisa Salihli Jeotermal Organize Tarım Bölgesi'nin de bu stratejik ağın önemli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye Tarımda Tarihi Rekorunu Kırdı: Tarımsal Hasıla 83,2 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye Tarımda Tarihi Rekorunu Kırdı: Tarımsal Hasıla 83,2 Milyar Dolara Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü ortaya koyan 2025 yılı verilerini paylaştı. Dünya Bankası raporlarına göre Türkiye, tarımsal hasılada tarihte ilk kez 80 milyar dolar barajını aşarak 83,2 milyar dolara yükseldi ve Avrupa'da zirveye oturdu. ​Dünya tarım liginde yükselişini sürdüren Türkiye, Cumhuriyetimizin tarımsal vizyonunu somut başarılarla taçlandırmaya devam ediyor. Bakan İbrahim Yumaklı, "Tarımda tarihi rekor" olarak tanımladığı bu başarının, Anadolu'nun bereketli toprakları ve üreticilerin alın teriyle geldiğini belirtti. ​Avrupa'nın Lideri, Dünyanın 7 Numarası ​Dünya Bankası 2025 Tarımsal Hasıla Raporu verilerine göre, Türkiye tarımsal üretimde küresel bir güç haline geldi: ​Avrupa Sıralaması: Tarımsal hasıla bakımından Avrupa'da 1. sırada. ​Dünya Sıralaması: 83,2 milyar dolarlık hasıla ile dünya genelinde 7. sırada yer aldı. ​23 Yılda Büyük Atılım: 24,5 Milyar Dolardan 83,2 Milyar Dolara ​Türkiye'nin tarım sektöründeki istikrarlı büyümesi, uzun vadeli planlamaların başarısını gözler önüne seriyor. Veriler, sektörün son 23 yılda geçirdiği dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor: ​2002 Yılı: 24,5 milyar dolarlık hasıla ile dünyada 12. sıradaydı. ​2023 Yılı: Cumhuriyetin 100. yılında 72,9 milyar dolarla 8. sıraya yükseldi. ​2025 Yılı: 83,2 milyar dolarlık rekor seviye ile 7. sıraya yerleşti. ​"Anadolu'nun Bereketi, Türkiye'nin Gücü" ​Bakan İbrahim Yumaklı, bu büyük başarının mimarı olan üreticilere, ihracatçılara ve sanayicilere teşekkürlerini ileterek şu değerlendirmede bulundu: "Toprağa hayat veren, bu gururu bizlere yaşatan tüm emektarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Anadolu'nun bereketi, Türkiye'nin gücü olmaya devam edecek." ​Listenin zirvesinde ise 1 trilyon 298 milyar doları aşan hasılasıyla Çin yer alırken, Türkiye'nin bu başarısı küresel gıda arz güvenliğindeki konumunu da daha stratejik bir seviyeye taşıdı.

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatını 22 Yılda Üçe Katladı Haber

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatını 22 Yılda Üçe Katladı

Türk yaş meyve sebze sektörü, son 22 yılda üretim gücünü ihracata dönüştürerek önemli bir başarı hikâyesine imza attı. Sektörün ihracatı yüzde 175’lik artışla 1 milyon 337 bin ton’dan 3 milyon 669 bin tona ulaştı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği AR-GE biriminin TÜİK verilerinden yaptığı derlemeye göre, Patates, Kuru Soğan, Domates, Hıyar, Biber, Karpuz, Elma, Şeftali-Nektarin, Kayısı, Kiraz, Portakal, Mandalina, Limon, İncir, Kivi, Muz, Üzüm, Çilek ve Nar üretimi ve ihracatı mercek altına alındı. Türkiye’nin yaş meyve sebze üretiminin ana omurgasını oluşturan 20 üründe 2002 yılında 34 milyon 292 bin ton seviyesinde olan üretim, 2024 yılında yüzde 50’lik artışla 51 milyon 560 bin ton seviyesine ulaştı. 2025 yılında yaşanan iklim krizi nedeniyle bu ürünlerin üretiminde yüzde 14’lük kayıp yaşandı ve üretim 44 milyon 350 bin tona geriledi. Türk yaş meyve sebze sektörü 2002 yılında 1 milyon 337 bin tonluk ihracat performansı ortaya koyarken, 2024 yılı sonunda yüzde 175’lik rekor artışla 3 milyon 669 bin tona ulaştı. 2002 yılında üretimin yüzde 3,8’i ihraç edilirken, 2024 yılında yüzde 7,1’e yükseldi Yaş meyve sebze sektörü, 2002 yılında ürettiği ürünlerin yüzde 3,8’ini ihraç edebiliyorken, 2024 yılında toplam üretimin yüzde 7,1’ini ihraç etme başarısı gösterdi. Balık: “İhracat üretimden daha hızlı büyüdü” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, sektörün son 22 yılda üretimden ihracata uzanan zincirde önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Türkiye'nin yaş meyve ve sebze üretimindeki gücünü uluslararası pazarlara daha etkin şekilde taşımayı başardığını söyledi. Yaş meyve ve sebze sektörünün üretim artışından çok daha yüksek bir ihracat performansı ortaya koyduğunu vurgulayan Cengiz Balık, şunları söyledi: "2002-2024 dönemine baktığımızda üretimimiz yaklaşık yüzde 50 artarken ihracatımız yüzde 175'in üzerinde büyüdü. Bu tablo, Türk yaş meyve sebze sektörünün sadece üretim yapan değil, aynı zamanda dünya pazarlarında güçlü bir şekilde rekabet eden bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Üretimde elde ettiğimiz başarıyı ihracata dönüştürme kabiliyetimiz her geçen yıl güçleniyor. 2025 yılında yaş meyve sebze ihracatımız 3 milyar 704 milyon dolara ulaştı. 2026 yılında ihracatımızın 4,5 milyar doları aşmasını hedefliyoruz.” Mandalina yaş meyve sebze ihracatının lokomotifi oldu Yaş meyve sebze sektöründe ihracatta öne çıkan ürünler hakkında da bilgi veren Başkan Balık, özellikle mandalinanın son yılların ihracat yıldızı olduğunu söyledi. Balık; “Mandalina ihracatımız 2002 yılında 247 bin ton seviyesindeyken 2024 yılında 702 bin tona, 2025 yılında 1 milyon ton sınırına yaklaştı. Yaklaşık dört katlık bu artış, sektörümüzün uluslararası pazarlardaki başarısının en somut göstergelerinden biridir. Ürettiğimiz mandalinanın yüzde 45’ini ihraç ettik. 913 milyon dolarlık döviz geliri elde ettik.” Elma ihracatı yüzde 2110 arttı 2002 yılında 2 milyon 200 bin ton olan elma üretiminin 2024 yılında yüzde 101’lik artışla 4 milyon 420 bin tona çıktığının altını çizen Balık, elma ihracatının 2002 yılında 14 bin ton seviyesinde olan elma ihracatının 2024 yılında 315 bin tona fırladığını, elma ihracatının miktar bazında yüzde 2100 artış kaydettiğini, ortalama ihraç fiyatının da yüzde 43 arttığını ve 190 milyon dolar dövizi elma ihracatından kazandığımızı vurguladı. 2002 yılında incir, kivi, çilek ve muz ihracatı yokken günümüzde önemli ihraç kalemleri haline geldiğine dikkati çeken EYMSİB Başkanı Cengiz Balık, “İncirde 23 bin ton, çilekte 20 bin 854 ton, kivide 7 bin 230 ton ve muzda 4 bin 679 ton ihracat yapar konuma geldik. Bunun yanında limon, domates, kiraz, şeftali ve nektarin gibi ürünlerde de önemli ihracat başarıları elde ettik” ifadelerini kullandı. Katma değerli ihracatta önemli mesafe alındı Son 22 yılda yalnızca ihracat miktarlarının değil, ihracat birim fiyatlarının da önemli ölçüde yükseldiğine dikkat çeken Balık, Türk ürünlerinin dünya pazarlarında daha yüksek katma değer oluşturduğunu ifade etti. Balık sözlerini şöyle sürdürdü; “"Birçok üründe kilogram başına ihracat değerlerimiz birkaç kat arttı. 2002 yılında 0.58 USD/Kg olan ortalama ihraç fiyatımız 2024 yılı sonunda 1,28 USD/Kg’a yükseldi. Bu değişim, ürünlerimizin kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum açısından önemli bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Artık sadece daha fazla ürün satan değil, ürününü daha değerli satan bir sektör konumundayız." İklim değişikliğine karşı ortak mücadele çağrısı İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin son yıllarda daha belirgin hale geldiğini ifade eden Cengiz Balık, sektörün sürdürülebilir büyümesi için üretim altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Balık; “Don, kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar üretim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Buna rağmen sektörümüz üretmeye, ihraç etmeye ve ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde su verimliliği, modern sulama sistemleri, tarımsal teknoloji yatırımları ve iklim dirençli üretim modelleri daha da önem kazanacak” ifadelerini kullandı. Hedef: Dünya pazarlarında daha güçlü bir Türkiye Türk yaş meyve ve sebze sektörünün güçlü üretim altyapısı, deneyimli üreticileri ve ihracatçılarıyla küresel pazarlardaki büyümesini sürdüreceğini vurgulayan Balık, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği, üretim kapasitesi ve lojistik avantajlarıyla dünyanın en önemli yaş meyve sebze tedarikçilerinden birisi konumunda. Önümüzdeki dönemde ürün çeşitliliğimizi artırarak, yeni pazarlara açılarak ve katma değerli ihracata odaklanarak ülkemizin yaş meyve sebze ihracatını daha da yukarı taşıyacağız.” Üretimde öne çıkan artışlar Kivi üretimi 23 yılda yaklaşık 36 kat arttı. Nar üretimi yaklaşık 11 kat büyüdü. Muz üretimi 9 katın üzerinde artış gösterdi. Kayısı üretimi yaklaşık 4 kat yükseldi. Mandalina üretimi yüzde 237 arttı. Elma üretimi iki katına çıktı. Şeftali-nektarin üretimi yaklaşık yüzde 160 büyüdü. İhracatta rekor büyüme 2002–2024 döneminde ihracat artışları üretim artışlarının da önüne geçti. Çilek ihracatı 400 katın üzerinde arttı. Kivi ihracatı yaklaşık 401 kat büyüdü. Elma ihracatı 22 kat yükseldi. Nar ihracatı 19 kat arttı. Kayısı ihracatı yaklaşık 14 kat büyüdü. Karpuz ihracatı 8 katı geçti. Şeftali-nektarin ihracatı yaklaşık 8,5 kat arttı. Kiraz ihracatı yaklaşık 4 kat yükseldi. Mandalina ihracatı yüzde 170’in üzerinde artış gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.