Hava Durumu

#Tarımsal Üretim

Kırsal Haber - Tarımsal Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’te Geleceğin Tarımı Ata Tohumlarıyla Filizleniyor Haber

Gaziantep’te Geleceğin Tarımı Ata Tohumlarıyla Filizleniyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, geçmişin tarımsal mirasını geleceğin üretim teknolojileriyle buluşturan 3’üncü Geleneksel Tohum Takas ve Doğa Dostu Tarım Şenliği’ni başlattı. Ata tohumlarının korunmasından akıllı tarım uygulamalarına, sürdürülebilir üretimden çocukların doğayla buluşmasına kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapan şenlikte, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, gıda güvenliğinin stratejik önemine dikkat çekerek ata tohumlarını kentin en değerli kaynaklarından biri olarak nitelendirdi. Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen tarımsal birikimini korumak, yerel tohum çeşitliliğini gelecek nesillere aktarmak ve doğa dostu üretim anlayışını yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen şenlik, Festival Park’ta kapılarını açtı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı organizasyonunda, Özge Şahin’in sunumuyla gerçekleştirilen programda çiftçiler, üreticiler, çocuklar ve vatandaşlar tarımın geçmişiyle geleceğini aynı alanda deneyimleme fırsatı buldu. Şenliğin ilk gününde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, protokol üyeleri ve çocuklarla birlikte stantları gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çocuklara bitkiler, hayvanlar ve tarımsal üretim süreçleri uygulamalı olarak anlatılırken modern, sürdürülebilir ve doğa dostu tarım teknikleri tanıtıldı. Açılış konuşmaları öncesinde Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınma, tarımsal üretim ve çiftçilere yönelik desteklerini anlatan tanıtım filmi katılımcılarla buluşturuldu. ŞAHİN: BİZ TOHUMA DÖNDÜK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, açılış konuşmasında iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının korunması ve ata tohumlarının yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Gaziantep’te hayata geçirilen tarımsal kalkınma modelinin Türkiye’ye ve dünyaya örnek olmasını hedeflediklerini belirten Şahin, yerel tohumların korunmasının yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Şahin, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Allah'ın izniyle bu Gaziantep modeli bütün Türkiye'ye, bütün dünyaya örnek olacak. Evliya Çelebi bütün dünyayı dolaşıyor. Buraya gelince Şehr-i Ayıntab-ı Cihan diyor. Suyun gözü. Suyun gözünde su kalmadı. Öyle heder ettik ki dünyayı. Kendi elimizle doğayı bozuyoruz. Hiç kimsenin buna hakkı yok. O yüzden kent planlamacısını doğa dostu, tarım dostu yapmak zorundayız. Ata tohumu, ana tohumu. Ne oldu bunlara? Sahip çıkmazsak ya yanıp gidiyor. Ya kuraklıkta gidiyor ya selde gidiyor. Biz şimdi bankamızı kurduk. Bunların hepsi burada. Sof domatesinin tohumu burada. Bu burada olduğu sürece sof domatesi eski domates gibi kokacak. O yüzden tohum takas deyip geçmeyin. Biz tohuma döndük.” GIDA POLİTİKASI, SAVUNMA SANAYİ KADAR ÖNEMLİ Tarımda su yönetiminin ve üreticinin ekonomik açıdan güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade eden Başkan Şahin, Büyükşehir Belediyesi’nin içme suyu, tarımsal sulama, ata tohumu ve çiftçi desteklerini bütüncül bir anlayışla ele aldığını söyledi. Türkiye'nin gıda üretiminde kendi kendine yetebilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Can suyu projesine başladık. Önce içme suyu. Sonra can suyu. Sonra sulanabilir araziler. Sonra ata tohumlar. Sonra gelirleri arttırıp giderleri azaltacak çalışma burada çiftçinin cebinin rahatlaması lazım. Bu aile ekonomisi. Bu işin başı tarım. Biz buraya döndük battık. Tamamen bilimsel çalıştık. Bizim bu ata tohumumuz petrolümüz. Petrolümüz yok ama ata tohumumuz var. Petrolümüz doğal gazımız. Buraya baktığımız zaman bizim için çok önemli. Bunu birlikte başaracağız. Benim Anadolu'daki topraklarım yüzüme bakıp duruyor. Bu artık gerçekten savunma sanayi kadar önemli. Gıda politikası, savunma sanayi kadar önemli. Kendi kendimize yetmemiz lazım.” SAĞLAM: GAZİANTEP'TE ÇİFTÇİ OLMAK ÇOK KOLAY Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, geleneksel tohum takasının tarımsal üretimdeki önemine değinerek Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçilere sağladığı desteklerin üretime önemli katkı sunduğunu belirtti. Sağlam, “Eskiden ata tohumlarını yönetirken gerek bitkisel üretimde gerek hayvansal üretimde takas çok önemli. Gaziantep'te çiftçi olmak çok kolay. Mazotu veriyorlar, tohumu veriyorlar. Bir tek çalışma kalıyor. Hizmetlerinden dolayı hepsine teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu. YILDIRIM: ATA TOHUMLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIKLI GENETİĞİ İÇİN EN BÜYÜK TEMELİ SAĞLIYOR Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, ata tohumlarının korunmasının sağlıklı nesiller ve sürdürülebilir tarım açısından önem taşıdığını belirterek üreticileri destekleyen çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti. Yıldırım, “Ata tohumlarımızın çocuklarımızın sağlıklı genetiği için en büyük temeli sağlıyor. Geçmişten gelen geleceği aktaracağımız tarımın ana temel noktası olan ata tohumlarının geliştirilmesine üreticimizle, çiftçimizle buluşturulmasına katkı sağlayan hep emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. AKCAN: YEREL TARIMSAL ÜRÜNLER İHRACAT İÇİN DE ÖNEMLİ Gaziantep İhracatçılar Birliği Başkanı Mete Akcan, Gaziantep topraklarında yetişen ürünlerin yalnızca yerel üretim açısından değil, ihracat potansiyeli bakımından da önemli bir değer taşıdığını ifade etti. Akcan, “Bu topraklarda doğan ürünlerin bizlere katkısını çok olduğunu düşünüyoruz. Bunlar aslında ihracat açısından da çok önemli. O yüzden tarıma sahip çıkmamızın öneminin bugün de bir kez daha gördüğümüzü düşünüyorum” açıklamasında bulundu. SEÇKİN: YARINLARIMIZI ÇOCUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORSAK TOHUMLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Kenan Seçkin, tohumun gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu belirterek tarımsal üretimin insan yaşamının temel ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınma çalışmalarının ulusal düzeyde ödüllerle karşılık bulduğuna da değinen Seçkin, şunları kaydetti: “Yarınlarımızı çocuğumuzu düşünüyorsak tohumlarımıza sahip çıkacağız. Bugün dünyanın insanoğlu dünyada üç temeli ihtiyacı vardır. Bunlar olduktan sonra yaşam her zaman devam eder. Birincisi beslenme, ikincisi giyinme, üçüncüsü barınma. Hepsinin temeli tohum ve topraktır. O yüzden bugün burada böyle bir etkinlikte aramızda bulunuyorsunuz. Bize moral ve güç veriyorsunuz. İstanbul'da Altın Pusula yarışmasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi beş ayrı dalda ödüle layık görüldü. Bu gerçekten Fatma Şahin’in liderliğinde onun talimatıyla yaptığımız çalışmalarımızdır. Bir tane şehir markalaşması ve şehir markalaşmasında yerel lezzetle tanıtılması konusu oldu.” ATA TOHUMLARINDAN AKILLI TARIMA 3 GÜNLÜK ŞENLİK Festival Park’ta 22-24 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen 3’üncü Geleneksel Tohum Takas ve Doğa Dostu Tarım Şenliği, her yaştan ziyaretçiyi toprağın ve üretimin dünyasıyla buluşturacak. Üç gün boyunca yerel ve ata tohumlarının tanıtılacağı etkinlikte tohum takası, fide dikimi, kompost yapımı, doğa dostu tarım atölyeleri, akıllı tarım uygulamaları, söyleşiler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Çocukların tarımı uygulamalı öğrenmesine olanak sağlayan şenlik, üreticiler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirirken Gaziantep’in yerel tohum zenginliğinin korunmasına ve sürdürülebilir tarım bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunacak. Açılış programı, protokol üyeleri ve katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesi ve şenlik alanındaki stantların gezilmesi ile son buldu.

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı ile FAO iş birliğinde yürütülen Doğa Temelli Çözümler Projesi kapsamında, 7 pilot ilde sürdürülebilir arazi yönetimi, toprak ve su kaynaklarının korunması ile iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretim uygulamaları geliştirilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülen, Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanan Doğa Temelli Çözümler Projesi’nin açılış çalıştayı, 19-20 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştiriliyor. Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başlayan çalıştayda, iklim değişikliğine dayanıklı tarım, kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar ele alınıyor. 7 pilot ilde 48 ay sürecek Bingöl, Kahramanmaraş, Kars, Nevşehir, Niğde, Tekirdağ ve Sivas’ta uygulanacak proje, 48 ay boyunca sürdürülecek. Buğday üretimi, hayvancılık ve mera yönetiminde doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasını amaçlayan proje kapsamında; 5 bin hektar bozulmuş arazinin restore edilmesi, 800 bin hektar alanda sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi, Yaklaşık 5,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri iklim faydası sağlanması hedefleniyor. Toprak ve su kaynaklarının korunması ön planda Bakanlığın su merkezli tarımsal üretim planlaması ve kuraklıkla mücadele politikalarıyla uyumlu yürütülen projede, biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi ve tarım-gıda sistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması öncelikli konular arasında yer alıyor. Çalıştayın ilk gününde projenin ulusal ve uluslararası çerçevesi değerlendirilirken kamu kurumları, çiftçiler ve özel sektörün sağlayabileceği katkılar görüşüldü. İkinci gününde ise 7 pilot ilin Tarım ve Orman Müdürlükleri, mevcut durumlarını ve uygulama önceliklerini katılımcılara sunacak. Pilot iller için ortak yol haritası oluşturulacak Kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, üretici örgütleri, kooperatifler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla yürütülen çalıştayda, pilot illerde uygulanabilecek doğa temelli çözümler ve öncelikli çalışma alanları belirlenecek. Çalıştay sonucunda paydaşların teknik, kurumsal ve finansal katkılarının değerlendirilmesi ve projenin uygulama sürecine yön verecek ortak yol haritasının oluşturulması amaçlanıyor.

1 Ton 600 Kilogram Un, İhtiyaç Sahibi Ailelere Ulaştırılacak Haber

1 Ton 600 Kilogram Un, İhtiyaç Sahibi Ailelere Ulaştırılacak

Odunpazarı Belediyesi, halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla ihtiyaç sahibi yurttaşlarla dayanışmayı sürdürüyor. Belediyenin sosyal yardım modeli olan Halk Market aracılığıyla ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak üzere, Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından 1 ton 600 kilogram un bağışlandı. Kalkanlı Çiftçi Eğitim ve Yeni Çeşit Deneme Merkezi’nde yürütülen tarımsal çalışmalar sonucunda elde edilen unlar, 25’er kilogramlık 63 çuval halinde teslim edildi. Odunpazarı Belediyesi, halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla ihtiyaç sahibi yurttaşlarla dayanışmayı sürdürüyor. Odunpazarı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından Kalkanlı Çiftçi Eğitim ve Yeni Çeşit Deneme Merkezi’nde elde edilen unlar, ihtiyaç sahibi yurttaşlara ulaştırılmak üzere belediyenin sosyal yardım modeli Halk Market’e bağışlandı. TARIMSAL ÜRETİM DAYANIŞMAYA DÖNÜŞTÜ Kalkanlı Çiftçi Eğitim ve Yeni Çeşit Deneme Merkezi’nde denemeleri yapılan 17 çeşit buğday ve arpa, karışık biçimde hasat edildi. Hasat edilen ürünlerden elde edilen unlar, 25’er kilogramlık çuvallara konuldu. Toplam 63 çuvaldan oluşan 1 ton 600 kilogram un, ihtiyaç sahibi yurttaşlara dağıtılmak üzere Halk Market’e ve Tarım İşleri Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi. Belediyenin tarımsal çalışmalarından elde edilen ürünlerin ihtiyaç sahibi yurttaşlara destek amacıyla değerlendirilmesi, üretimin toplumsal faydaya dönüştürülmesine örnek oldu. Unlar, Halk Market aracılığıyla ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılarak sofralara katkı sağlayacak. HALKÇI VE SOSYAL BELEDİYECİLİKLE DAYANIŞMA Odunpazarı Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi yurttaşların temel gereksinimlerine destek olmayı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu anlayışla yürütülen çalışmalar kapsamında belediyenin imkânları, yurttaşların ihtiyaçları doğrultusunda değerlendiriliyor. Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından bağışlanan 1 ton 600 kilogram un da üretimden dayanışmaya uzanan bu yaklaşımın bir parçası olarak ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılacak. Odunpazarı Belediyesi, halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla paylaşmayı, dayanışmayı ve kamusal kaynakların toplum yararına kullanılmasını esas alan çalışmalarına devam ediyor.

Eskişehir’in Altın Otu Projesine Bakanlıktan Prestijli Ödül Haber

Eskişehir’in Altın Otu Projesine Bakanlıktan Prestijli Ödül

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen “Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor” projesi, Dünya Kadın Çiftçiler Günü kapsamında düzenlenen törende ödüle layık görüldü. Projede altın otu üretimini katma değerli ürüne dönüştürerek kendi markasını oluşturan kadın çiftçi Neziha Eşkinat, Eskişehir’in gururu oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayım Dairesi Başkanlığı ev sahipliğinde, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen programda, kadın çiftçilerin tarımsal üretimdeki rolünü güçlendiren başarılı projeler ödüllendirildi. Orman Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törene Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, bakanlık yöneticileri ve Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce kadın çiftçi katıldı. Programda, 2014 yılından bu yana yürütülen çalışmalar arasından seçilen dört prestijli projeden biri, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen “Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor: Altın Otunu Eskişehir’de Yaygınlaştırma Projesi” oldu. Altın Otu Projesinin Ödülünü Neziha Eşkinat Aldı Eskişehir’in tarımsal üretim potansiyelini değerlendiren ve kadın girişimciliğine katkı sunan proje kapsamında verilen ödül, başarılı çalışmalarıyla öne çıkan kadın çiftçi Neziha Eşkinat’a takdim edildi. Eşkinat, ödülünü Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider’in elinden aldı. Törende Eskişehir’i İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Şube Müdürü Mehmet Yurt, Proje Koordinatörü Ziraat Mühendisi Zuhal Akkaya ve kadın çiftçi Neziha Eşkinat temsil etti. Altın Otundan Katma Değerli Ürün Üretti, Kendi Markasını Kurdu Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje, Alpu, Sarıcakaya, Sivrihisar ve Han ilçelerinde uygulandı. Proje, alternatif tarımsal ürünlerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra kadın çiftçilerin girişimcilik faaliyetlerini desteklemesiyle de dikkat çekti. Proje kapsamında iki dönümlük alanda altın otu yetiştirmeye başlayan Neziha Eşkinat, ürettiği bitkiyi işleyerek tıbbi ve aromatik ürünler pazarına yönelik katma değerli ürünlere dönüştürdü. Eşkinat, bu çalışmalar sonucunda kendi markasını oluşturarak kırsal kalkınma ve kadın girişimciliği açısından örnek bir başarıya imza attı. Daha önce safran ve kuşburnu projelerinde de yer alan Eşkinat, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün teknik desteği ve yönlendirmeleriyle yenilikçi tarımsal üretimde örnek gösterilen isimlerden biri haline geldi. Eskişehir’de Alternatif Tarım Ürünleri Yaygınlaştırılacak Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bölgenin tarımsal potansiyelini daha etkin değerlendirmek, alternatif ürünlerin üretimini yaygınlaştırmak ve kadın çiftçilerin üretimdeki etkinliğini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdürecek. Altın otu projesinin elde ettiği başarı, kadın çiftçilerin yalnızca tarımsal üretimde değil, ürünlerin işlenmesi, markalaşması ve pazara sunulması süreçlerinde de önemli roller üstlenebileceğini ortaya koydu. Projenin, kırsal kalkınmaya ve Eskişehir’de katma değerli tarımsal üretimin gelişmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

IPARD III 11. Başvuru Sonuçları Açıklandı Haber

IPARD III 11. Başvuru Sonuçları Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD III Programı 11. Başvuru Çağrı İlanı sonuçlarının açıklandığını duyurdu. Et, süt, yumurta, su ürünleri ve meyve-sebze işleme sektörleri ile soğuk hava depolarına yönelik 95 proje, toplam 1,2 milyar TL hibe desteği almaya hak kazandı. Projelerin tamamlanmasıyla Türkiye ekonomisine yaklaşık 1,9 milyar TL değerinde yeni yatırım kazandırılması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kırsal kalkınmayı desteklemek ve tarım-gıda sektörünün altyapısını güçlendirmek amacıyla yürütülen IPARD III Programı'nın 11. başvuru çağrısı kapsamında yapılan değerlendirmelerin tamamlandığını açıkladı. Sonuçlara göre, farklı üretim ve işleme alanlarında faaliyet gösteren 95 proje hibe desteğinden yararlanacak. IPARD III Kapsamında 95 Projeye Hibe Desteği IPARD III Programı, tarım ve gıda sektöründe modernizasyonu desteklemeyi, kırsal alanlarda ekonomik faaliyetleri geliştirmeyi ve üretim altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor. Programın 11. başvuru çağrısı kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, et, süt, yumurta, su ürünleri ile meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını içeren 95 proje desteklenmeye hak kazandı. Söz konusu projelere toplam 1,2 milyar TL hibe desteği sağlanacak. Desteklerle birlikte tarımsal üretimden gıda işlemeye, ürünlerin muhafazasından sektörel altyapının geliştirilmesine kadar çeşitli alanlarda yatırımların hayata geçirilmesi bekleniyor. 1,9 Milyar TL'lik Yeni Yatırım Hedefi Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın açıklamasına göre, hibe desteği almaya hak kazanan projelerin tamamlanmasıyla ülke ekonomisine yaklaşık 1,9 milyar TL değerinde yeni yatırım kazandırılacak. Yatırımların hayata geçirilmesiyle tarım ve gıda sektöründe modern altyapının güçlendirilmesi, ürünlerin işlenmesi ve muhafaza edilmesine yönelik kapasitenin artırılması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. Kırsal Kalkınmada IPARD III Desteği IPARD III Programı kapsamında sağlanan hibeler, kırsal alanlarda yatırım yapmak isteyen işletmelerin projelerini hayata geçirmelerine katkı sunuyor. Et, süt, yumurta, su ürünleri ve meyve-sebze işleme gibi tarımsal üretimle doğrudan bağlantılı alanların yanı sıra soğuk hava deposu yatırımlarının desteklenmesi, tarım-gıda zincirinin farklı aşamalarında kapasite geliştirilmesini amaçlıyor. Bakan Yumaklı, IPARD III Programı aracılığıyla kırsal kalkınmayı güçlendirmeye ve tarım-gıda sektörünün altyapısını modernleştirmeye devam ettiklerini belirterek, desteklerin Türkiye'nin tarımsal üretim ve yatırım kapasitesine katkı sunacağını ifade etti.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gıda güvencesinin sağlanması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından yenilikçi teknolojilerin önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kurulduğu 16 Ekim’in, Dünya Gıda Günü olarak tüm dünyada kutlandığını belirten Bayraktar, bu yıl Dünya Gıda Günü’nün “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlandığını ifade etti. Dünyadaki her bireyin sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmasının temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bayraktar, dünyada herkesi doyuracak miktarda gıda üretilmesine rağmen açlıkla mücadelenin devam ettiğini bildirdi. Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Dünyada gıda üretimi yeterli, ancak açlık sorunu devam ediyor” “FAO’nun 2025 yılı verilerine göre 645 milyon insan yetersiz besleniyor ve açlık yaşıyor. 2,7 milyar insanın sağlıklı beslenmek için gerekli gıda bütçesi bulunmuyor. Dünya genelinde 2 yaş altındaki her 3 çocuktan 1’i yetersiz besleniyor ve sağlıklı gelişemiyor. Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık yüzde 13’ü hasat ve nakliye sürecinde, yüzde 19’u ise tüketici ve perakende aşamasında israf ediliyor. Üretilen gıdanın dengeli dağıtılması, gıda kayıplarının ve israfının en aza indirilmesi büyük önem taşıyor. Bu yıl Dünya Gıda Günü, ‘Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle’ temasıyla kutlanıyor. Açlığı sona erdirmek ve gıda adaletini sağlamak için dijitalleşmeyi, yapay zekâyı ve genç girişimciliğini kapsayan yenilikçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tarım ve gıda sistemlerinde dijital dönüşüm ve teknolojik yenilikler kaçınılmazdır. Tarım sistemlerimizi dönüştürmeli, geleneksel tarım bilgilerimizi modern bilim ve yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirmeliyiz. Bugün yapacağımız yeniliklerle geleceğimizin gıda ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu yılki temanın önemli odak noktalarından birini tarımda genç girişimciliği ve teknolojinin rolü oluşturuyor. 2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı’ ilan edilmesi de kadın çiftçilerimizin tarımsal üretimdeki emeğinin önemini ortaya koyuyor. Kadın çiftçilerimizin emeğini teknolojik imkânlarla desteklemek ve adil gıda zincirleri oluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almalıdır.” “Tarımda teknolojik dönüşüm için çiftçilerimiz desteklenmelidir” “Son yüzyılda tarım sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkemizde de önemli ilerlemeler sağladı. Traktörler ve biçerdöverler başta olmak üzere tarımsal mekanizasyon araçları artık akıllı makinelere dönüştü. Akıllı sulama ve gübreleme sistemlerinden akıllı seralara ve hayvancılık uygulamalarına kadar tarımda akıllı teknolojiler her geçen gün gelişiyor. Ancak burada asıl önemli konu, çiftçilerimizin bu teknolojilere ne ölçüde erişebildiğidir. Teknolojik imkânlara rağmen ülkemizde yeni teknolojilerin benimsenme hızı henüz istenilen seviyede değildir. Bunun en temel nedenlerinden biri üretici gelirlerinin kısıtlı olmasıdır. Gıda güvencemizin teminatı, toprağımızı işleyen ve alın teri döken çiftçilerimizdir. Yenilikçi tarım teknolojilerini küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin erişimine sunmalı, bu alandaki destekleri artırmalıyız. Üretim maliyetlerini düşürmek, çiftçilerimize sürdürülebilir gelir imkânları sağlamak ve gençlerimizi tarıma teşvik etmek için gerekli tedbirleri hızla almalıyız. İklim krizine dirençli tohum çeşitlerini yaygınlaştırmalı, verimli sulama teknolojilerini kullanmalı ve sürdürülebilir toprak yönetimini sağlamalıyız. Gıda güvenliğini sağlamak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da korumak demektir. Güvenilir ve yeterli gıdaya sürdürülebilir erişim; güçlü bir ekonominin, sağlıklı bir toplumun ve bağımsız bir geleceğin temel taşıdır. Tarım sektörü, ülkemizin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvencesinin temel dayanağıdır. Üretimin sürekliliğini sağlamak için doğal kaynaklarımızı korumalı ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeliyiz. Tarımsal üretim yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar meselesidir.” Üreticilerin alın teriyle elde ettikleri ürünlerin değerini bulduğu, refah seviyesinin yükseldiği, gıda güvencesinin sağlandığı ve açlık sorununun yaşanmadığı bir Türkiye ve dünya dileğinde bulunan Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutladı.

Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek Haber

Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek

ÇAYKUR tarafından geliştirilen Çaykopit, çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkları tarımsal üretimde kullanılabilecek katma değerli bir ürüne dönüştürmeyi hedefliyor. İthal kokopite yerli alternatif olarak geliştirilen ürünün, ithalat bağımlılığının azaltılmasına, döviz kaybının önlenmesine ve sürdürülebilir tarımsal üretimin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Rize’den Türkiye ekonomisine uzanan yerli üretim hamlesi Çaykopit, tarımsal atıkların değerlendirilmesi ve yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması açısından önem taşıyor. ÇAYKUR’un geliştirdiği proje, çay üretiminden ortaya çıkan lifli atıkları modern tarımın ihtiyaçlarına yönelik bir yetiştirme ortamına dönüştürerek çevresel ve ekonomik fayda sağlamayı hedefliyor. Çaykopit ile İthal Kokopite Yerli Alternatif ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim’in, yurt dışına giden dövizin Türkiye’de tutulması hedefiyle öne çıkardığı Çaykopit projesi, ithal tarımsal girdilere yerli alternatif oluşturma potansiyeli taşıyor. Ürünün ticarileştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla birlikte, topraksız tarımda kullanılan ithal yetiştirme ortamlarına olan ihtiyacın azaltılması hedefleniyor. Hindistan cevizi kabuğunun lifli kısmından elde edilen kokopit, bitki köklerinin gelişimini destekleyen özellikleri nedeniyle özellikle topraksız tarım ve seracılıkta kullanılıyor. Hindistan cevizi üretiminin yoğun olduğu ülkelerden ithal edilen bu ürün, Türkiye’deki örtü altı tarım sektörü için önemli girdiler arasında yer alıyor. Çaykopit ise çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkların değerlendirilmesiyle bu alanda yerli bir alternatif geliştirilmesini amaçlıyor. Projenin başarıyla ticarileşmesi, ithal girdilere ayrılan kaynağın azaltılmasına ve ülke içinde üretilen hammaddelerin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayabilir. Türkiye’de Seracılık Büyüyor, Yetiştirme Ortamlarına İhtiyaç Artıyor Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye, örtü altı tarım alanı büyüklüğünde dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor. Türkiye’nin toplam örtü altı tarım alanı, 1995 yılında yaklaşık 363 bin dekar seviyesindeyken 2024 yılında 776 bin dekara ulaştı. Aynı dönemde plastik sera alanında yüzde 317 artış kaydedildi. Seracılık sektöründeki büyüme, topraksız tarım uygulamalarında kullanılan yetiştirme ortamlarına yönelik ihtiyacı da artırıyor. Bu kapsamda geliştirilen Çaykopit, yerli kaynaklardan üretilebilecek alternatif bir girdi olarak öne çıkıyor. Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek Çaykopit projesi, yalnızca ithalat bağımlılığını azaltmaya yönelik bir girişim olarak değil, aynı zamanda tarımsal atıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan bir çalışma olarak da dikkat çekiyor. Çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkların farklı bir üretim alanında değerlendirilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonominin desteklenmesi açısından önem taşıyor. Projenin yaygınlaşmasıyla çay atıklarının katma değerli bir ürüne dönüştürülmesi, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir tarımsal üretim uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Üniversiteler ve ÇAYKUR İş Birliğiyle Geliştiriliyor Çaykopit’in geliştirilmesine yönelik çalışmalar, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) yürütücülüğünde; ÇAYKUR Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında ürünün standardizasyonu ve ticarileştirilmesi hedefleniyor. Çay atıklarının tarımsal üretimde kullanılabilecek bir ürüne dönüştürülmesini amaçlayan proje, yerli kaynakların değerlendirilmesi, ithal girdilere alternatif geliştirilmesi ve Türkiye’nin sürdürülebilir üretim hedeflerinin desteklenmesi bakımından potansiyel taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.