Hava Durumu

#Tarımsal Üretim

Kırsal Haber - Tarımsal Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız Haber

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimin içinde bulunanların yaş ortalamasının yüksek olduğunu ve bu durumun ilerleyen süreçte tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kısıtlayacağını belirterek, genç çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda tarım sektörünün artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun yaşlanması gibi yapısal problemlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Bu tablo içinde özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının, yalnızca bugünü değil, ülkenin gıda güvencesini de sorunlu boyuta ulaşabileceğinin altını çizdi. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut destek mekanizmalarının da bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydeden Gürer, uygulanan desteklerin çoğunlukla kısa vadeli, parçalı ve üretimle bağı zayıf düzenlemelerden oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle genç çiftçilerin tarımda kalıcı olamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, bunun doğal sonucu olarak üretim kapasitesinin daraldığını ve kırsaldan kente göçün hızlandığını dile getirdi. “DESTEK, ÜRETİMLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI OLMALI” Ömer Fethi Gürer, kanun teklifiyle genç çiftçilerin fiilen üretime katılımını esas alan bir destek anlayışını hayata geçirmeyi amaçladığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin üretim süresiyle doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. FAİZSİZ KREDİ VE PRİM YÜKÜNÜN DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “KAMU KAYNAĞI ÜRETEN İÇİN KULLANILMALI” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi şGürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

CHP'li Ayhan Barut: "Veriler Hayali, Gerçekler Başka" Haber

CHP'li Ayhan Barut: "Veriler Hayali, Gerçekler Başka"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı hayvan varlığı verilerinin, saha gerçekleri ve bilimsel analizlere göre büyük çelişkiler içerdiğini söyledi. Geçen yıla oranla kıyaslandığında açıklanan verilere göre hayvan varlığındaki büyük artışın dayanaksız olduğunu aktaran Barut, “Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir. Ya da 2024 yılı verileri olduğundan çok daha düşük gösterilmiş veya bu yılın verileri mükerrer sayımlarla şişirilmiştir” dedi. “CİDDİ TUTARSIZLIKLAR VAR” TÜİK’in geçen yıl yapılan tarım sayımı sonucu açıkladığı verileri paylaşan Barut, “Türkiye’de Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %4,3 artarak 17 milyon 709 bin baş oldu. Küçükbaş hayvan sayısı da bir önceki yıla göre %5,4 artarak 57 milyon 874 bin olarak açıklandı. Ancak TÜİK verileri zooteknik projeksiyon mantığıyla incelendiğinde, yaş grupları arasındaki geçişlerde kritik tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Rakamlar arasında biyolojik akışa ve sürü demografisine ters düşen ciddi tutarsızlıklar bulunmaktadır” diye konuştu. “HAYALET ARTIŞLAR” TÜİK tarafından açıklanan bu verilerin gerçekliğini sorgulayan Barut, şunlara dikkat çekti: “Bir önceki yılın genç hayvanları, bir sonraki yıl yaşlandıklarında sayıları azalmak yerine artıyor görünüyor. Sanki yoktan var olmuş gibi; Ölüm ve kesim oranlarına rağmen, hayvan sayısında biyolojik olarak imkansız ‘hayalet’ artışlar görülmektedir. Bu sonuçlar bilimsel, nesnel ve sahadaki gerçeklik açısından asla normal değildir. Biyolojik gerçekler ışığında ortaya konan zooteknik kural açısından, bir önceki yılın 0-1 yaş grubu, bir sonraki yılın 1-2 yaş grubunu oluşturur. Bu süreçte sayı doğal olarak azalmalıdır. Sayı ancak çok yüksek miktarda ithalat yapılırsa artabilir. Açıklanan resmi verilerde ise büyük bir çelişki görülüyor. Bir yıl önce doğan hayvanlar büyüdüğünde sayıları azalması gerekirken 227 bin baş artmış görünüyor. Doğal seyrinde bu hayvanların ölenleri, kesilenleri olması gerekirken aksine üzerine bu kadar artış normal değil. 2024'teki dişi buzağılar 2025'te düve olduğunda sayıları 401 bin artmıştır. Bu durum erkek sığırlardaki çelişkiden daha vahimdir. Türkiye 2024-2025 döneminde 1 yaş civarında 630 bin adet canlı hayvan ithal etti mi? Eğer bu devasa ithalat yapılmadıysa, bu hayvanlar 'yoktan var olmuş' görünmektedir. Aynı vahim çelişkiler küçükbaş grubu için de geçerli. Toklu ve şişek grubunda yaklaşık 410 bin hayvan artışı eşyanın tabiatına aykırıdır. Yaş aralığı gözetildiğinde, küçükbaş sürüsünde hastalık ve kesim nedeniyle normalde yüzde 10-20 oranlarında azalma olması gerekirken, sürü yaşlandıkça sayı artıyor. Bunu akıl almıyor.” AÇIK ÇELİŞKİLERİ ANLATTI Yaşanan çelişkilerin izah edilmesini isteyerek iktidarı eleştiren Barut, şöyle konuştu: “Peki bunlar nasıl oluyor? Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir. Ya da 2024 yılı verileri olduğundan çok daha düşük gösterilmiş veya bu yılın verileri mükerrer sayımlarla şişirilmiştir. Gerçekçi ve tutarlı, bilimsel yöntemlerle doğrulanmış veriler olmadan sürdürülebilir bir tarımsal üretim olmaz. Tarım politikaları, sadece veri tabanı girişlerine değil, doğrulanmış ve biyolojik olarak tutarlı saha verilerine dayanmalıdır. Algı oyunlarını bırakın, bitkisel ve tarımsal üretimde kanayan yaraları sarın, besici ve üreticinin derdine derman olun!”

Gürer: ''BAĞ-KUR Prim Borcu Olan Çiftçiye Kredi Engeli Kaldırılsın'' Haber

Gürer: ''BAĞ-KUR Prim Borcu Olan Çiftçiye Kredi Engeli Kaldırılsın''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, BAĞ-KUR prim borcu bulunan çiftçilerin Hazine destekli sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanamamasına neden olan düzenlemenin kaldırılması amacıyla hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Gürer, söz konusu uygulamanın çiftçileri üretimden koparmasına neden olabileceğini vurguladı. Tarım sektörünün son yıllarda çok yönlü bir krizle karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye ekonomisinin ve kırsal istihdam yapısının temel direklerinden biri olan tarım sektörü, son yıllarda derinleşen yapısal sorunların yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle son derece kırılgan bir sürece girmiştir,” diye konuştu. “2025 YILI ÜRETİCİ AÇISINDAN AFET YILI OLDU” 2025 yılı boyunca ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan doğal afetlerin tarımsal üretimi ağır biçimde etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bitkisel ve hayvansal üretimde ciddi kayıplar yaşandığını dile getirdi. Gürer “2025 yılı boyunca ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinde ardı ardına yaşanan kuraklık, hayvan hastalıkları, zirai don ve dolu gibi afetler; hububat, bakliyat, meyve ve sebze üretiminde ciddi rekolte kayıplarına yol açtı. Hayvancılıkta ise yem temini ve artan maliyetler üreticiyi ağır bir baskı altına aldı” dedi. Bu koşulların üreticinin iradesi dışında geliştiğini vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaşananların mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “ÇİFTÇİ PRİMİNİ DEĞİL, AYAKTA KALMAYI DÜŞÜNÜYOR” Yaşanan doğal afetlerin ardından gelir kaybına uğrayan çiftçilerin sosyal güvenlik primleri ve kamu borçlarını ödemekte zorlandığını söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, üreticinin borç sarmalına itildiğini ifade etti: “Yaşanan afetler üretim miktarlarını düşürdü, çiftçinin geliri ani ve telafisi güç biçimde azaldı. Bu durumda üretici, BAĞ-KUR primi başta olmak üzere vergi ve kamu borçlarını ödeyemez hale geldi. Gelir-gider dengesi bozulan çiftçi, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor.” “KREDİ KAPISI KAPANIRSA ÜRETİM ZİNCİRİ KOPAR” 1 Ocak 2026 itibarıyla kamuya borcu olan çiftçilerin sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanmasının engellenmesini eleştiren Ömer Fethi Gürer, bu uygulamanın tarımı kilitlediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımsal üretim mevsimseldir, süreklilik gerektirir ve ön finansman olmadan yapılamaz. Krediye erişimin borç gerekçesiyle engellenmesi, üretim zincirinin en temel halkasında tıkanmaya yol açmaktadır,” dedi. Gürer, finansmana ulaşamayan üreticinin üretimden çekildiğine dikkat çekerek, “Bu durum ekim alanlarının daralmasına, hayvansal varlığın azalmasına ve tarımsal kapasitenin kalıcı biçimde zayıflamasına neden olur,” diye konuştu. “BU SADECE ÇİFTÇİNİN DEĞİL, ÜLKENİN MESELESİDİR” Sorunun yalnızca çiftçiyi değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, gıda arz güvenliği riskine dikkat çekerek, “Üretimde yaşanacak her daralma, ithalat bağımlılığını artırır, gıda fiyatlarını yükseltir ve enflasyonist baskıları toplumun tüm kesimlerine yayar. Bu nedenle mesele bireysel borç değil, kamu yararı ve ekonomik istikrar meselesidir,” dedi. “AMACIMIZ ÇİFTÇİYİ TARLADA TUTMAK” Hazırlanan kanun teklifinin amacını net ifadelerle ortaya koyan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu kanun teklifiyle mücbir sebeplerle ve AKP iktidarının yanlış tarım politikaları sonucu gelir kaybına uğrayan üreticilerin finansmana yeniden erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Çiftçinin üretimden kopmasını engellemek, tarlaların boş kalmamasını sağlamak ve gıda arzını güvence altına almak istiyoruz. Üretici korunursa toplum korunur.” GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ MADDESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi ise şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu'na aşağıdaki ek madde eklenmiştir: "EK MADDE 2 - Kamu bankaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan Hazine faiz destekli kredilerin tahsis, onay ve kullanım süreçlerinde; 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden doğan prim ve BAĞ-KUR borçlarının bulunması hiçbir şekilde kısıtlayıcı bir kriter olarak değerlendirilemez." MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Reis Gıda, Gulfood 2026’da Türk Bakliyatını Küresel Sahneye Taşıyor Haber

Reis Gıda, Gulfood 2026’da Türk Bakliyatını Küresel Sahneye Taşıyor

Bakliyat, pirinç ve bulgur kategorilerinde Türkiye’nin köklü markaları arasında yer alan Reis Gıda, ihracat gücü ve yenilikçi ürün portföyüyle dünyanın en büyük gıda ve içecek fuarlarından Gulfood 2026’da yerini aldı. 26’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Reis, Dubai’de düzenlenen fuarda hem ürün çeşitliliğini hem de Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelini uluslararası profesyonellerle buluşturuyor. 26–30 Ocak 2026 tarihleri arasında Dubai Exhibition Centre & Dubai World Trade Centre’da gerçekleştirilen Gulfood 2026, her edisyonunda 100 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ve binlerce firmayı ağırlayan küresel ölçekte bir ticaret platformu olarak öne çıkıyor. Reis Gıda, bu yıl fuara dördüncü kez katılarak uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Yenilikçi Ürünler, Değişen Beslenme Alışkanlıkları Küresel gıda sektöründe yaşanan dönüşümün merkezinde bugün sağlıklı beslenme, sürdürülebilirlik ve güvenilir tedarik zincirleri yer alıyor. Reis Gıda, gıdanın geleceğinin; toprağa duyulan saygı, üreticiyle kurulan güçlü bağlar ve tüketici beklentilerini doğru okuyan yenilikçi ürünlerle şekillendiği yaklaşımıyla hareket ediyor. Bu anlayış doğrultusunda Reis Gıda, glutensiz ürünler başta olmak üzere nohut unu, kırmızı mercimek unu ve karabuğday unu gibi yüksek besin değerine sahip, doğal protein ve lif kaynağı ürünlerden oluşan portföyünü uluslararası profesyonellerle buluşturuyor. Günümüzün hızlanan yaşam temposuna uyum sağlayan bu ürünler; pratik kullanımları, çok yönlü tariflere uygunlukları ve temiz içerik yaklaşımlarıyla hem bireysel tüketicilerin hem de profesyonel mutfakların beklentilerine güçlü bir yanıt sunuyor. Bu ürün grubu, Reis Gıda’nın sağlıklı beslenme vizyonunu ve yerli tarımsal üretime dayalı katma değerli üretim yaklaşımını küresel pazarlara taşıyan önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Beslenme trendlerinin hızla dönüştüğü küresel pazarda ve sağlıklı ürünlere olan ilginin arttığına dikkat çeken Reis Gıda, bu alandaki ürün geliştirme yatırımlarıyla ihracatını niteliksel olarak büyütmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin Tarımsal Gücü Uluslararası Arenada Reis Gıda Gulfood’un hem ticari bir buluşma hem de gıdanın geleceğinin konuşulduğu bir platform olduğuna işaret ediyor. Reis, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesinin ve bakliyat kültürünün bu tür organizasyonlarda daha görünür olmasının önemini vurguluyor. Reis Gıda, tarladan sofraya uzanan üretim yaklaşımında kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alıyor. Sözleşmeli tarım modeli ve çiftçi iş birlikleriyle yerli üretimi destekleyen Reis, hammadde güvenliğini güçlendirirken uluslararası kalite standartlarına uygun üretim anlayışıyla küresel pazarlarda güvenilir bir iş ortağı olarak konumlanıyor. Dünya Sofralarında Türk Markası “Dünya Sofrasında, Türk Markası” vizyonuyla hareket eden Reis Gıda, Gulfood 2026’yı küresel büyüme ve ihracat stratejisinin önemli bir adımı olarak değerlendiriyor. Reis, mevcut pazarlarda derinleşmeyi, yeni iş birlikleriyle ihracat ağını genişletmeyi ve uluslararası perakende zincirleri nezdinde marka bilinirliğini artırmayı hedefliyor. North Hall N4-202 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan Reis Gıda’nın, fuar boyunca kuracağı temasların yeni ihracat fırsatlarına ve uzun vadeli ticari ortaklıklara zemin oluşturması bekleniyor.

''Toprağın Genç Aklı'' Projesi Kiraz’dan Başladı  Haber

''Toprağın Genç Aklı'' Projesi Kiraz’dan Başladı 

İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğayla uyumlu sürdürülebilir yaşamın teminatı kırsalın tüm zorluklara karşı güçlenmesi için “Toprağın Genç Aklı” projesini başlattı. “Kırsalda Yaşayan Genç Nüfusun Yerinde İstihdamı” temel hedefi kapsamında başlatılan projeyle, sahada anketler yapılarak “Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz” sorusuna yerelden yanıt arandı. Kiraz’dan başlayan çalışmalar ilk etapta 30 pilot mahallede devam edecek. Veriler ışığında uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları hayata geçirilecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından kırsalın sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve doğal dinamikleriyle kalkınması için kurulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Çalışma Grubu, “Toprağın Genç Aklı” projesini Kiraz’dan başlattı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı öncülüğünde yürütülen proje kapsamında, kırsalın her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına karşı güçlü olması, tarımsal üretim ve genç nüfusun yerleşik hale getirilmesi hedefiyle saha çalışması gerçekleştirildi. Kiraz’ın İğdeli ve Karaburç mahallelerinde başlayan saha çalışmalarında ekipler, işletmelerden evlere, köy kahvehanelerinden üretim alanlarına gençlerin kapısını çaldı. Kırsalda üretken nüfus olarak değerlendirilen 18 – 40 yaş arası genç nüfusun yaşam koşulları, sosyal ve ekonomik imkânları gibi verileri toplayan ekipler, gençlerin kırsalda yaşamlarını devam ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları talepler, imkânları sordu. Kiraz’ın ardından İzmir’in tüm kırsalına yayılacak proje sayesinde yerinde, doğru kaynaktan, doğru veri elde edilmiş olacak. İzmir kırsalının geleceğini inşa edecek veriler ışığında doğru projeler, doğru alanlarda hayata geçirilecek. “Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz” Proje hakkında bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Alan Strateji Şube Müdürü Yeşim Karabörklü, “İlk olarak nüfus, doğal varlıklar, mevcut sosyal yapı ve benzeri veri envanter çalışmasını tamamladık. Bugün de ilk saha deneyimimizi yaşadık. Mahallelerdeki gençler ile görüşmeleri yapacak belediyenin uzman ekibi de özellikle gençlerden oluşturuldu. Tarım alanları miktarı, kooperatifçilik, örgütlenme düzeyi gibi bilgileri yerinden topladık; demografik yapıyı inceledik” dedi. Kırsaldan genç nüfusun göçüne dikkat çeken Yeşim Karabörklü, gençlerin kırsalda kalmak istemediğini vurguladı. Karabörklü, “Buradaki temel amacımız, özellikle gençlerin göç etme nedenlerini doğru şekilde anlamak. Hangi koşulları iyileştirirsek gençlerimizi kırsalda tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Su krizinin derinleştiği, gıdaya erişimin her geçen gün zorlaştığı bu dönemde, gençlerin toprağına ve yaşadığı yere sahip çıkmasını, üretimi devralarak teknolojiyi de işin içine katarak sürdürmesini istiyoruz” dedi. “Gençlerin üretime katılma hedeflerinin olduğunu tespit ettik” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanındaki 951 kırsal mahallede yürütülen envanter çalışmasıyla kapsamlı veriler elde edildiğini belirten Yeşim Karabörklü, çalışmanın ilk durağı olan Kiraz’ın İğdeli Mahallesi’nde hem nüfus yoğunluğu hem de gençlerin yerinde kalma potansiyelinin tespit edildiğini söyledi. Karabörklü, “Üstenci bir yaklaşımla ya da masa başında hazırlanan projeler yerine; burada yaşayan, üreten ve geçimini sağlayan yurttaşların düşüncelerini, beklentilerini ve hangi imkânlar sağlanırsa daha verimli olabileceklerini anlamayı hedefliyoruz. Gençlerle birebir görüşerek, kendi ürettiğimiz verilerin doğrulamasını yapıyoruz. Yaşam koşulları, çalışma alanları, geçim kaynakları, aileleriyle yaşayıp yaşamadıkları ve kırsalda kalma isteklerini sorguluyoruz. Gerekli imkânlar sunulduğunda, farklı alanlara yönelebilecek önemli bir genç nüfus bulunduğunu gördük. Gençlerin üretime katılma, kendilerini geliştirme ve geleceğe dair hedeflerinin olduğunu tespit ettik” dedi. 18–40 yaş aralığındaki gençlerle yürütülen çalışmalarda, yalnızca bu grubun değil; kardeşleri, çocukları ve çevrelerindeki lise çağındaki gençlerin taleplerine kadar kapsamlı veriler toplandığını belirten Yeşim Karabörklü, “Amacımız İzmir’in geleceğini değiştirmek. Bu hedef doğrultusunda, kentin önümüzdeki 10 yılını şekillendirecek bir proje ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi. Karabörklü, gençlerin sosyal medyayı, interneti ve teknolojiyi etkin biçimde kullanabilmesini, ulaşım olanaklarının iyileştirilmesiyle kır–kent sürdürülebilirliğinin doğru şekilde yönlendirilmesini, iklim ve su krizine dayanıklı çözümlerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçladıklarını belirterek “Tarımsal üretim ve genç nüfusun yerinde kalmasını merkeze alan projemiz, ‘Toprağın Genç Aklı’ sloganıyla ilerliyor. İzmir kırsalının hak ettiği değeri bulması için titizlikle çalışmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. “Buraya gelmeniz çok önemli” İğdeli Mahallesi’nde saha ekiplerinin gerçekleştirdiği anketlere katılan 18 yaşındaki Selin Usta, gençlerin kırsaldaki yaşama dair düşüncelerini dile getirdi. Kırsalda yaşamanın kendi tercihi olmadığını ifade eden Usta, “Ailem burada yaşıyor, hayvanlarımız burada olduğu için ben de buradayım. Kendi elimde olsa, sosyal güvencemin bulunduğu ve sosyal olanakların daha gelişmiş olduğu bir yerde yaşamak isterim. Köyde sosyal alanların ve çalışabileceğimiz iş imkânlarının olmaması en büyük eksikler. Köyümde kalmak isterim ancak çalışabileceğim bir yer ve sigortam yok. Çalışabileceğimiz kooperatifimiz olsa, iş imkanımız olsa, kendi paramızı kazanabileceğimiz bir durumumuz olsa burada dururuz” diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmasını olumlu bulduğunu belirten Usta, “Bu çalışma bizim için çok değerli. Çünkü eksiklerimiz fazla ve sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz. Buraya gelmeniz çok önemli. Yetkililerin taleplerimizi duyması gerekiyor ki çözümler üretilebilsin” ifadelerini kullandı. “Destek olursa gençler burada kendi işinin patronu olurlar” İğdeli Mahallesi’nde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan 40 yaşındaki üretici Mesut Dalkıran, kırsalda yaşamın hem zorlukları hem de güzel yanları olduğunu söyledi. Üretimin karşılığını aldıklarında memnun olduklarını, ancak emeğin karşılığı alınamadığında motivasyonun düştüğünü dile getiren Dalkıran, “Köyümüzde ağırlıklı olarak hayvancılık yapıldığı için yoğun bir göç yaşanmıyor. Gidenler ise genellikle mecburiyetten, kendi işini kuramadığı için gidiyor” dedi. Gençlerin kırsalda kalabilmesi için üretime destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Dalkıran, “Çiftçinin ürettiği para ederse gençler köyde kalır. Bu bölgede her şey yetişiyor, çok güzel bir coğrafyadayız. Yapılan anket çalışmasını da olumlu buluyorum. Gençlerin memnuniyetinin ve taleplerinin dinlenmesi çok önemli. Hayvancılığa ve üretime daha fazla destek sağlanırsa gençler burada kalmakta ısrarcı olur, kendi işinin patronu olurlar. Ürettiğini değerinde satamayan ise bu işi bırakmak zorunda kalır” ifadelerini kullandı. 30 pilot mahallede çalışmalar devam edecek Proje kapsamında pilot 30 mahallede gençler ve diğer odak gruplarla bilgi değerlendirme toplantıları, anketler ve odak grup çalışmaları yapılacak. Sahadan toplanan veriler analiz edilerek her mahalle kümesinin özgün yapısına uygun uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları tasarlanacak. Böylelikle tarımla geçimini sürdüren ve kırsalda kalma potansiyeli olan genç nüfusun tespiti, mahalle ölçeğinde uygulanabilir ve veriye dayalı bir müdahale modelinin oluşturulması, kırsaldaki yenilikçi kapasite ile tarımsal girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve sahadan elde edilecek bulgularla politika önerilerinin geliştirilmesi sağlanacak. Bir iş birliği modeli Başkan Tugay’ın vizyonu doğrultusunda oluşturulan ve danışmanlığını Prof. Dr. Yusuf Kurucu’nun yaptığı Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu çatısı altında çok disiplinli olarak yürütülen proje, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın öncülüğü ve koordinasyonuyla Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle yürütülüyor.

Büyükşehir Bir Yılda 12 Milyon TL'lik Tohum Dağıttı Haber

Büyükşehir Bir Yılda 12 Milyon TL'lik Tohum Dağıttı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kentin tarımsal üretim yapan çiftçilerini desteklemek ve Kayseri’nin ülke tarımındaki üretim katkısını arttırmak amacıyla 2025 yılında 12 milyon 526 bin TL maliyetli toplamda 262 ton nohut, yeşil mercimek ve buğday tohumu ile 3 bin fidan dağıtımı yaptı. ‘Yeter ki siz üreten olun’ diyerek Büyükşehir Belediyesi’nin imkânlarını elleri emek kokan Kayserili çiftçiler için seferber eden Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, 2025 yılında da tarımsal makine ve hayvancılık desteklerinin yanı sıra tohum desteği ile üreticilerin en güçlü destekçisi oldu. Her alanda üreticinin destekçisi olma gayretini yıllardır sürdüren Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında 12 milyon 526 bin TL maliyetli toplamda 262 ton nohut, yeşil mercimek ve buğday tohumu ile 3 bin fidan dağıtımı yaptı. Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından Felahiye’de 34,5 ton, Kocasinan’da 35 ton, Melikgazi’de 15 ton, Özvatan’da 32 ton, Pınarbaşı’da 10 ton, Sarıoğlan’da 25 ton, Sarız’da 9 ton, Talas’ta 9,5 ton, Tomarza’da 17 ton ve Yahyalı’da 10 ton olmak üzere toplam 197 ton tohumluk nohut, üreticilere dağıtıldı. Öte yandan Bünyan’da 10 ton, Felahiye’de 3 ton ve Pınarbaşı’da 25 ton yeşil mercimek tohumu ekilmek üzere üreticilere teslim edildi. Yeşilhisar ilçesi Ovaçiftlik Mahallesi’nde 27 ton buğdayı üreticilere dağıtan Büyükşehir Belediyesi, Pınarbaşı’nda ise 3 bin fidan dağıtımı gerçekleştirdi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından 2025 yılında Kayserili üreticilere verilen toplamda 262 ton nohut, yeşil mercimek ve buğday tohumu ile 3 bin fidan desteğinin mali karşılığı 12 milyon 526 bin TL oldu.

Bursa'da Tarımın Kalbi Güçleniyor Haber

Bursa'da Tarımın Kalbi Güçleniyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, ‘Geçinen Bursa’ hedefi doğrultusunda kentin önemli tarımsal üretim merkezlerinden birisi olan Yenişehir’e ‘Yaş Sebze Meyve Ticareti ve Toptancı Hali’ kazandırıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentte kırsal kalkınmayı desteklemek ve tarımsal verimliliği artırmak hedefiyle projeler geliştirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel arasında imzalanan ortak hizmet protokolü kapsamında ‘Yaş Sebze Meyve Ticareti ve Toptancı Hali’ çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, 40 bin metrekarelik proje alanını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Esnafla da bir araya gelerek sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey ve Başkan Ercan Özel, sorunları yerinde dinleyerek çözüm önerilerini anlattı. AÇILIŞ ÖNÜMÜZDEKİ YIL Yenişehir Belediyesi tarafından Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen 40 bin metrekarelik alanda projelendirme sürecinin devam ettiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Mustafa Bozbey, imar durumunun bu ay itibariyle kesinleştiğini açıkladı. Yakın zamanda projeleri tamamlayarak inşaata başlayacaklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Esnafımızın istediği ölçülerde ve istedikleri standartlarda hayata geçireceğiz. Esnafın güvenle çalışabileceği bir ortamı oluşturmak istiyoruz. Önümüzdeki yıl toptancı halinin açılışını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi. “İLÇEMİZE HAYIRLI OLSUN” Yenişehir’in önemli bir tarım kenti olduğunu ifade eden Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, taleplerini Başkan Mustafa Bozbey’e ilettiklerini, 40 bin metrekarelik alanın üst kullanım hakkını Büyükşehir Belediyesi’ne verdiklerini ifade etti. Başkan Mustafa Bozbey’e ilgi ve alakasından dolayı teşekkür eden Ercan Özel, ilçeye şimdiden hayırlı olmasını diledi.

Bakan Yumaklı Berlin Tarım Bakanları Konferansına Katıldı Haber

Bakan Yumaklı Berlin Tarım Bakanları Konferansına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Almanya'da Uluslararası Yeşil Hafta Fuarı kapsamında düzenlenen “Dünya Gıda ve Tarım Forumu" çerçevesindeki “Berlin Tarım Bakanları Konferansı"na katıldı. Berlin'deki City Cube salonunda bu yıl 18'incisi düzenlenen konferansta yaklaşık 70 ülkeden tarım bakanları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler yer aldı. Su güvenliği, tarımda sürdürülebilirlik ile küresel dayanıklılık konularının ele alındığı konferansta Türkiye'yi Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı temsil etti. Bakan Yumaklı, konferans öncesinde Almanya Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer tarafından karşılandı ve konferansın çeşitli oturumlarına katıldı. Bakan Yumaklı, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, tamamen su merkezli bir konferans düzenlendiğini belirterek, “Suyun sadece tarımda değil, aslında bundan sonraki dönemde de hayatın en önemli unsuru olarak bütünüyle toplumları etkilediğini, ülkeleri etkilediğini ve bundan sonra daha fazla etkileyeceğini burada tüm taraflar konuşmuş oldu." dedi. Konferansın yoğun katılımla gerçekleştirildiğine işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii tüm ülkeler kendi etkilendikleri perspektifleriyle olaya yaklaşımlarını gösterdiler. Bizim gibi Akdeniz havzasında olan ve özellikle iklim değişikliğinin etkilerinden çok derin bir şekilde etkilenen bir ülke olarak biz de suyun merkeze alınması suretiyle tarımsal üretim yaklaşımımızı da burada taraflarla paylaşmış olduk. Elbette sınırı aşan sular da dahil olmak üzere birçok konuda tüm taraflar kendi perspektiflerini ortaya koydular. Aynı şekilde biz de bunu kendi görüşlerimizi burada söylemiş, belirtmiş ve kayda geçirmiş olduk." Bakan Yumaklı, konferans sürecinde Dünya Bankası, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve tarım bakanlarıyla çok sayıda ikili görüşmeler yaptığını dile getirerek, “Bu süreç elbette bundan sonra burada kesilmeyecek. Yani suyla alakalı her türlü konu bundan sonra dünyanın bir numaralı gündemi oldu diyebiliriz artık. Dolayısıyla biz de Türkiye olarak bu konudaki bütün yaklaşımlarımızı elbette tüm platformlarda dile getirmeye devam edeceğiz." dedi. ALMANYA İLE TARIM KOOPERATİFLERİYLE İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN İYİ NİYET BEYANI İMZALANDI Almanya Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Rainer ile de görüştüğünü söyleyen Yumaklı, “Pek çok konunun yanı sıra tarım kooperatifleriyle ilgili işbirliğine ilişkin bir iyi niyet beyanı da imzalamış olduk." ifadesini kullandı. Yumaklı, başka ülkelerle de iletişimde olduklarını belirterek şunları kaydetti: “Tarımsal işbirlikleri konusu, artık bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin gıda arz güvenliğini bir numaraya koydukları bir dönemde hem bizim için hem de dünya için önemli. Karşılıklı olarak bu işbirliğini nasıl geliştirebiliriz anlamında da pek çok görüşmemiz oldu. Umuyorum buradaki çıktılar ve bizim görüşmelerimiz hem ülkemiz için hem de bütün dünyada ortaya koyduğumuz yaklaşımımız için önemli bir etki oluşturacaktır." Konferansın kapanış oturumunda ve ikili görüşmelerde Mayıs 2026'da İstanbul Su Forumu'nun, Kasım 2026'da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'nın ve Kasım 2027'de 20. Dünya Su Kongresi'nin Türkiye'de yapılacağını dile getirdiğini belirten Bakan Yumaklı, tüm katılımcıları bu programlara davet ettiğini söyledi. Yumaklı, “Umuyorum yoğun bir katılımla ülkemiz su diplomasisi konusunu da dünya gündeminde kendi perspektifinden tutmaya devam edecektir." dedi.​

Tarımda Su Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Eğitimi Haber

Tarımda Su Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Eğitimi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Tepebaşı ve Odunpazarı ilçeleri ile mahalleleri kapsamında “Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Çiftçi Eğitim Toplantısı” gerçekleştirildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Ziraat Odaları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla yapılan toplantının açılışında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Çil; Eskişehir genelinde son 10 yılda iklim değişikliğinin etkisiyle su seviyelerinde yaşanan belirgin düşüşe dikkat çekerek; uygun bitki deseninin belirlenmesinin önemi, su tüketimi yüksek olan mısır üretiminden kademeli olarak uzaklaşılması gerekliliği, suyun israf edilmemesi, tarımsal üretim başta olmak üzere yaşamın her alanında su tasarrufunun sağlanması ve yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulundu. Eğitim kapsamında; suyun etkin kullanımı, toprak işleme yöntemlerinin toprağın yapısı ve su tutma kapasitesi üzerindeki etkileri, farklı toprak koşullarına yönelik simülasyon gösterimleri ile susuzluğa toleranslı bitki desenleri hakkında teknik bilgiler paylaşıldı. Eğitimler, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden konu uzmanı teknik personeller tarafından gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bu eğitimle, üreticilerin bilinçli su kullanımı, doğru toprak yönetimi ve iklim koşullarına uyumlu üretim modelleri konusunda farkındalıklarının artırılması hedeflendi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün tarımsal üretimde su ve toprağın korunmasını esas alan eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına önümüzdeki dönemde bütün ilçeleri kapsayacak şekilde devam edeceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.