Hava Durumu

#Temiz Hava

Kırsal Haber - Temiz Hava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temiz Hava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye İklim ve Sağlık Karnesinde 132 Ülke Arasında 47.Sırada Haber

Türkiye İklim ve Sağlık Karnesinde 132 Ülke Arasında 47.Sırada

Türkiye, Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın (GCHA) 132 ülkenin iklim taahhütlerini sağlık açısından değerlendirdiği raporda 14 puanla 47. sırada yer aldı. Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölüm oranı 100 bin kişide 83,6 olarak kaydedilirken, Temiz Hava Hakkı Platformu’nun Kara Rapor 2025 verilerine göre nüfusun yüzde 92’si Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kirli hava soluyor. Hava kirliliğinin azaltılmasıyla Türkiye’de her yıl en az 60 bin kişinin hayatının kurtarılabileceği belirtiliyor. İklim krizi, yalnızca çevreyi ve doğal yaşamı değil, insan sağlığını da giderek daha fazla tehdit ediyor. Aşırı sıcaklıklar, hava kirliliği, gıda güvensizliği ve iklim kaynaklı afetler dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam koşullarını olumsuz etkiliyor. Küresel ölçekte artan sağlık riskleri, ülkelerin iklim politikalarında insan sağlığını ne ölçüde dikkate aldığını da önemli bir gündem maddesi haline getiriyor. Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın (Global Climate and Health Alliance – GCHA) hazırladığı Healthy NDC Scorecard (Sağlıklı Ulusal Katkı Beyanı Karnesi) başlıklı yeni analiz, 132 ülkenin Paris Anlaşması kapsamında açıkladığı ulusal iklim taahhütlerini sağlık açısından değerlendirdi. Analiz, iklim politikalarının sağlıkla bütünleştirilmesi konusunda ülkeler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu. Rapora göre Türkiye, 32 üzerinden 14 puan alarak 132 ülke arasında 47. sırada yer aldı. Türkiye’nin puanı, iklim hedeflerinin yeterliliği ve hava kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunları birlikte değerlendirildiğinde, önümüzdeki dönemde daha kapsamlı politikaların gerekliliğine işaret ediyor. İklim krizi insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor İklim değişikliğinin etkileri, dünya genelinde giderek daha belirgin hale geliyor. Aşırı sıcaklıklar, seller, kuraklıklar ve diğer iklim kaynaklı afetler, doğrudan can kayıplarının yanı sıra beslenme, temiz suya erişim ve sağlık hizmetlerine ulaşma gibi temel alanlarda da ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunan kişiler ve sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı topluluklar iklim krizinin etkilerine karşı daha savunmasız durumda bulunuyor. Doğu ve Güney Afrika’da iklim değişikliğiyle bağlantılı olayların milyonlarca çocuğun gıda güvenliğini tehdit ettiği belirtilirken, Avrupa’da yaşanan aşırı sıcaklar da ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim değişikliğinin 2030-2050 döneminde yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve sıcaklık stresine bağlı nedenlerle yılda yaklaşık 250 bin ek ölüme yol açabileceğini öngörüyor. Bu tablo, iklim politikalarının yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmaya odaklanmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Sağlığın korunması, temiz hava, güvenli gıda ve sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması da iklim eyleminin temel bileşenleri arasında yer alıyor. Türkiye, iklim ve sağlık karnesinde 14 puan aldı GCHA tarafından hazırlanan Sağlıklı Ulusal Katkı Beyanı Karnesi, ülkelerin Paris Anlaşması kapsamındaki ulusal katkı beyanlarını sağlık perspektifinden inceliyor. Çalışmada, ülkelerin iklim planlarında sağlık konusuna ne kadar yer verdiği ve alınan önlemlerin halk sağlığı açısından ne ölçüde kapsamlı olduğu değerlendiriliyor. Analizde sekiz temel kategori dikkate alınıyor: - Sağlık üzerindeki iklim etkileri - Hava kirliliğiyle mücadele - Sağlık sektöründe iklim eylemleri - İklim politikalarının sağlık alanındaki yan faydaları - Adil geçiş - Entegre yönetişim - Ekonomi ve finansman - İzleme ve uygulama Bu başlıklarda elde edilen sonuçlar, ülkelerin iklim hedeflerinin iddiası ve hava kirliliğine bağlı ölüm oranlarıyla da karşılaştırılıyor. Türkiye’nin 32 üzerinden 14 puan alması, sağlık konusunun iklim politikalarına daha güçlü biçimde entegre edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Raporda, Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölüm oranının 100 bin kişi başına 83,6 olduğu belirtiliyor. Türkiye’nin genel iklim hedefleri ise küresel sıcaklık artışını 4°C’nin altında tutmayı amaçlayan senaryo açısından son derece yetersiz olarak değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, sağlık alanında atılacak adımların iddialı emisyon azaltım hedefleriyle desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Sağlık konusunda en yüksek puanı Kolombiya aldı GCHA’nın değerlendirmesinde Kolombiya, iklim politikalarına sağlık konusunu en kapsamlı şekilde entegre eden ülke oldu. Kolombiya, 32 üzerinden 29 puan alarak listenin ilk sırasında yer aldı. Kolombiya’yı 25 puanla Nijerya, 24 puanla Kamboçya izledi. İlk 20'de yer alan ülkelerin 19'unun düşük ve orta gelirli ülkeler olması da dikkat çeken bulgular arasında yer aldı. Buna karşılık bazı yüksek gelirli ve yüksek emisyonlu ülkelerin sağlık odaklı iklim politikalarında geride kalması, iklim mücadelesindeki önceliklerin ve sorumlulukların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Raporda Türkiye’nin 14 puanlık sonucu; Kanada’nın 16, Güney Afrika’nın 13 ve Avrupa Birliği’nin 12 puanlık sonuçlarıyla karşılaştırılıyor. Ancak sağlık alanındaki puanların tek başına yeterli olmadığı, iddialı emisyon azaltım hedefleriyle desteklenmeyen politikaların uzun vadede sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor. Japonya ve Hindistan en düşük puan alan ülkeler arasında Analizde Japonya ve Hindistan yalnızca 2'şer puan alarak en düşük puanlı ülkeler arasında yer aldı. Yüksek emisyonlara sahip bazı ülkeler de iklim değişikliğiyle mücadelede üzerlerine düşen sorumluluğu yeterince yerine getirmedikleri gerekçesiyle eleştirildi. Brezilya 7 puan alırken Avustralya, Çin ve Birleşik Krallık 9'ar puanda kaldı. Bu sonuçlar, ülkelerin iklim planlarında sağlık konusuna yer vermesinin tek başına yeterli olmadığını; emisyonların azaltılması, uygulama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Siyah karbonla mücadelede yalnızca beş ülkenin hedefi var Raporda öne çıkan bir diğer bulgu, siyah karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedeflerin sınırlı sayıda ülkenin iklim planında bulunması oldu. Kamboçya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika ve Paraguay olmak üzere yalnızca beş ülkenin siyah karbonu azaltmaya yönelik hedefler belirlediği ifade ediliyor. Siyah karbon, fosil yakıtların ve biyokütlenin eksik yanması sonucunda oluşan kurum parçacıklarından meydana geliyor. Hem hava kirliliğine katkıda bulunuyor hem de atmosferde ısı tutulmasını artırarak iklim değişikliğini etkiliyor. Bu nedenle siyah karbon emisyonlarının azaltılması, hem hava kalitesinin iyileştirilmesi hem de iklim krizinin sınırlandırılması açısından önem taşıyor. Türkiye nüfusunun yüzde 92'si kirli hava soluyor Türkiye’de hava kirliliğinin boyutlarını ortaya koyan önemli çalışmalardan biri de Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından yayımlanan Kara Rapor 2025. Rapora göre Türkiye nüfusunun yüzde 92’si, Dünya Sağlık Örgütü’nün hava kalitesi kılavuzlarında önerdiği seviyelerin üzerinde kirleticilere maruz kalıyor. Hava kirliliği; kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları, akciğer kanseri ve erken ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor. Özellikle ince partikül madde (PM2.5) gibi kirleticiler, solunum yoluyla akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabiliyor ve dolaşım sistemi üzerinde de olumsuz etkilere neden olabiliyor. Hava kirliliğinin etkileri yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmıyor. Sanayi faaliyetleri, fosil yakıt kullanımı, ulaşım, ısınma kaynaklı emisyonlar ve diğer yerel etkenler farklı bölgelerde hava kalitesini düşürebiliyor. Kara Rapor 2025’te hava kirliliğine bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin Hakkari olduğu belirtiliyor. Raporda ayrıca hava kirliliğinin DSÖ tarafından önerilen seviyelere düşürülmesi halinde Türkiye’de yılda en az 60 bin kişinin hayatının kurtarılabileceği ifade ediliyor. Bu tahmin, temiz hava politikalarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yaşamsal bir halk sağlığı yatırımı olduğunu gösteriyor. Temiz hava için hangi adımlar atılmalı? İklim krizi ve hava kirliliğiyle mücadelede kalıcı sonuçlar elde edilebilmesi için ulusal hedeflerin somut uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Uzmanların ve halk sağlığı kuruluşlarının öncelik verdiği politika alanları arasında fosil yakıt kullanımının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, toplu taşımanın güçlendirilmesi, binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve hava kalitesinin düzenli olarak izlenmesi bulunuyor. Bunun yanı sıra sağlık sistemlerinin aşırı sıcaklara ve iklim kaynaklı afetlere karşı hazırlanması, kırılgan grupların korunması ve hava kirliliğine ilişkin verilerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması da önem taşıyor. Türkiye açısından değerlendirildiğinde, iklim hedeflerinin daha iddialı hale getirilmesi ve sağlık politikalarıyla bütünleştirilmesi, hava kirliliğinin azaltılması ve iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması bakımından kritik önem taşıyor. İklim politikalarında sağlık öncelikli hale gelmeli GCHA’nın 132 ülkeyi kapsayan analizi, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca emisyon hesapları ve çevresel hedeflerle sınırlı tutulamayacağını ortaya koyuyor. Sağlığın iklim planlarının merkezine alınması, hem mevcut hava kirliliği kaynaklı hastalıkların azaltılması hem de gelecekteki iklim risklerine karşı toplumların korunması açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’nin 14 puanla 47. sırada yer alması, sağlık ve iklim politikaları arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Kara Rapor 2025’te ortaya konulan hava kirliliği verileri de temiz hava alanında atılacak adımların yaşamsal önemini gözler önüne seriyor. Temiz hava, etkili emisyon azaltımı ve sağlık odaklı iklim politikaları, yalnızca çevrenin korunması için değil, insanların daha sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürdürebilmesi için de vazgeçilmez bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: https://climateandhealthalliance.org/ndc-scorecards-2026/ Kaynak: https://temizhavahakki.org/kara-rapor-2025/

Başkentin İklim Değişikliği Cepte Haber

Başkentin İklim Değişikliği Cepte

Ankara Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre bilincinin artırmak amacıyla geliştirdiği “İklim Ankara” mobil uygulamasını tanıtımını yaptı. İklim verilerinden karbon ve su ayak izi hesaplamasına, sıfır atık noktalarından vatandaş bildirimlerine kadar birçok özellik tek platformda buluştu. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), iklim değişikliği, sıfır atık, temiz hava ve enerji alanındaki çalışmalarını dijital ortama taşıyan “İklim Ankara” mobil uygulamasını düzenlenen lansmanla tanıttı. Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, ABB İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen uygulama, Başkentlilerin iklim ve çevre verilerine kolayca ulaşmasını sağlarken, vatandaş ile belediye arasındaki iletişimi de dijital ortamda güçlendirecek. İKLİM VERİLERİNDEN KARBON AYAK İZİNE “İklim Ankara” uygulamasıyla kullanıcılar; iklim verilerine ulaşabilecek, kişisel karbon ve su ayak izlerini hesaplayabilecek, sıfır atık noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecek. Uygulamada ayrıca çevre alanındaki duyuru, etkinlik ve kampanyalar takip edilebilecek. İlk aşamada uygulama üzerinden 782 eczane ve 7 atık getirme merkezi görüntülenebilecek. Vatandaşlar, 12 farklı atık türü için hazırlanan interaktif rehber sayesinde ellerindeki atığın nasıl ayrıştırılacağını ve nereye teslim edilebileceğini de öğrenebilecek. Uygulamanın tamamlanma sürecinin ardından “İklim Ankara”, IOS ve Android platformlarından ücretsiz olarak kullanılabilecek. TÜZÜN: “EKONOMİK KALKINMAYI SAĞLAMAK İÇİN ÇEVREDEN VAZGEÇEMEYİZ” ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerin birlikte ele alınmasıyla mümkün olduğunu belirterek, “Son dönemde özellikle iklim değişikliğine uyum konusu bütün yönetim kademesinde konuşulan ve son olarak da ABB olarak katılım sağlayacağımız COP 31'de de ciddi anlamda tartışılacak, konuşulacak konuların başında geliyor. İklim değişikliğine uyumu kent içerisinde yaşayanlarla kırsal alanda yaşayanların etkilerini nasıl optimize edeceğiz ve beraber kullanacağız bunun üzerine çalışıyoruz. Kamu kuruluşlarının ve özel sivil toplum kuruluşlarının yaptığı ölçümler var. Arkadaşlarımız, bütün bunları bir araya getiren İklim Ankara diye bir platform yaptı. IOS ve Android marketlerden ücretsiz olarak indirebileceğiniz, iklim parametrelerine ulaşabileceğiniz, su ve karbon ayak izini hesaplayarak iklim üzerine bireysel etkinizi görebileceğiniz, ölçebileceğiniz bir platformdan bahsediyoruz. Bu platform karşılıklı veri alışverişini yapan bir yer. Yani bir vatandaş ve Ankara Büyükşehir arasında yönetişimi sağlayan bir platform” ifadelerini kullandı. ÖZTÜRK: “YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ BULUŞTURUYORUZ” ABB Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Ömer Faruk Öztürk ise, “İklim Ankara”nın çevre ve iklim alanındaki çalışmaları doğrudan vatandaşla buluşturmak amacıyla geliştirildiğini söyledi. Ankara Kalkınma Ajansı’nın 2026 İkiz Dönüşüm Programı hibe desteğiyle hayata geçirilen proje sayesinde yeşil dönüşüm ile dijital dönüşümün aynı çatı altında buluşturulduğunu belirten Öztürk, “Uygulama, içerisinde daire başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Sıfır Atık, İklim Değişikliği ve Temiz Tava ve Enerji Yönetim Şube Müdürlüklerimizin hizmetlerini tek bir platformda vatandaşlarımızla buluşturmaktadır. Sıfır atık alanında vatandaşlarımız atık getirme noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecekler, kendilerine en yakın noktaya ulaştırabilecekler. Vatandaşlarımız çevre alanındaki duyuruyu, etkinlik ve kampanyalarımızı takip edebilecek, fotoğraf ekleyerek talep ve bildirim oluşturabilecek ve bu süreç güncellemelerini uygulama üzerinden alabilecekler” diye konuştu. Ankara Kalkınma Ajansı İzleme ve Değerlendirme Birim Başkanı Abdülmelik Koçin de proje ile Ankara’nın yeşil ve dijital dönüşümüne katkı sağlamayı hedeflediklerini belirterek, ABB’nin iklim değişikliği, enerji ve sıfır atık alanlarında ürettiği verilerin ortak bir dijital yapıda toplanacağını söyledi. ABB, kullanıcıların geri bildirimleri doğrultusunda uygulamayı geliştirmeyi ve önümüzdeki dönemde platforma yeni hizmet ve modüller eklemeyi planlıyor.

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir' Haber

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir'

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), kısa süre önce yayınladığı raporunda küresel ısınmayı 1,5 derece sınırında tutma hedefinin kaçınılmaz olarak aşılacağını duyurdu. Bu uyarının hemen ardından Tibet-Nepal sınırında meydana gelen yıkıcı sel felaketi, yüzlerce can kaybına yol açarken Nepal hükümetine 5 milyar dolarlık dev bir maliyet çıkardı. Yaşanan bu yıkım, iklim krizinin ekonomik ve insani boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. 25 Çözümle Eş Zamanlı Mücadele: Her 1 Dolarlık Yatırıma 15 Dolar Getiri UNEP ve İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (CCAC) ortaklığında hazırlanan ‘‘Gizli kazanımlar: İklim ve temiz hava eyleminin ekonomik ve sağlık getirileri’’ (Hidden assets: The economic and health case for climate and clean air action) başlıklı yeni rapor, iklim değişikliği ile hava kirliliği arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyor. Raporda, her iki krize de aynı anda çare olabilecek 25 pratik ve uygulanabilir çözüm önerisi sunuluyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz ısıtma sistemleri gibi önlemleri içeren bu adımlar sayesinde: Yatırılan her 1 ABD doları, 15 dolar getiri sağlama potansiyeline sahip. 2050 yılına kadar hava kirliliğine bağlı 144 milyon erken ölüm ve yüz milyonlarca kronik hastalık vakası önlenebilir. Yüzyıl ortasına kadar küresel karbondioksit ($CO_2$) emisyonları yarı yarıya, metan emisyonları %60, başlıca hava kirleticiler ise %70 oranında azaltılabilir. Yüzyıl sonuna kadar 1,4°C’lik ısınmanın önüne geçilebilir ve kirleticiler %85'e varan oranlarda düşürülebilir. Küresel Ekonomiye Dev Katkı Belirlenen 25 önlemin vakit kaybetmeksizin uygulanması durumunda sağlanacak yıllık ekonomik faydaların küresel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) oranı şu şekilde hesaplandı: 2035 yılında: Küresel GSYİH’nın %2,8’i 2050 yılında: Küresel GSYİH’nın %4,5’i 2100 yılında: Küresel GSYİH’nın %11,4’ü Öte yandan, sadece 2022 yılında küresel GSYİH’nın %2,18’i fosil yakıt sübvansiyonlarına harcanırken; 2023 yılında sağlık hizmeti harcamaları küresel GSYİH’nın %9,3’üne ulaştı. Hava Kirliliğinin Türkiye’ye Yıllık Faturası: 138 Milyar Dolar Hava kirliliği Türkiye için de kritik bir ekonomik ve toplumsal sorun teşkil ediyor. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2025 tarihli Kara Raporu’na göre, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 138 milyar dolar. Hava kalitesinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına düşürülmesi halinde, Türkiye’de her yıl en az 60 bin hayatın kurtarılabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar Ne Diyor? Dr. Maria Neira (DSÖ Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Departmanı Önceki Direktörü): "Temiz hava, bir toplumun yapabileceği en akıllı yatırımlardan biri; akciğerleri korur, hayat kurtarır ve ekonomileri güçlendirir. Bu, sağlık, iklim ve kalkınma arasında bir seçim meselesi değil. Hava kirliliğiyle mücadele, bunların üçünü de sağlar." Prof. Dr. Simon Dietz (LSE Çevre Politikası Profesörü ve Rapor Yazarı): "Bu rapor, iklim değişikliği ve hava kirliliğini ayrı sorunlar olarak ele aldığımızda, ikisiyle birlikte mücadele etmenin getireceği faydaları azımsadığımızı gösteriyor. İki mücadeleyi birlikte modellediğimizde elde edilen faydalar, tek tek sağlayabileceklerinden çok daha büyük oldu. Nitekim ikisinin de arkasında aynı kaynaklar ve politikalar var." Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan (THHP Yürütme Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı): "Hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine bir yıldaki maliyeti 138 milyar dolara ulaşıyor, bu da GSYİH’nin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. UNEP raporundaki önlemlerin Türkiye’de uygulanması hem bu ekonomik yükü azaltabilir hem de her yıl 62 binden fazla ölümü engelleyebilir. Türkiye açısından bunun en somut karşılığı elektrik üretiminde kömür kullanımından vazgeçmektir. 2024 verilerine göre sera gazı emisyonlarında dünyada 17. sırada yer alan Türkiye, kömürden çıkarak küresel çözüme anlamlı bir katkı sunabilir. COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye’den, kömürden çıkış için tarihli ve somut bir plan ile güçlü bir adil geçiş stratejisi talep etmeye devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.