Hava Durumu

#Ulusal Süt Konseyi

Kırsal Haber - Ulusal Süt Konseyi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Süt Konseyi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Süt Fiyatları Acilen Güncellemeli! Haber

Süt Fiyatları Acilen Güncellemeli!

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, artan üretim maliyetleri karşısında süt üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, çiğ süt referans fiyatının güncel maliyetler doğrultusunda acilen yeniden belirlenmesi çağrısında bulundu. Köten, yaptığı açıklamada Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt referans fiyatının 24,30 TL/litre olarak belirlendiğini, temmuz ayında ise herhangi bir fiyat değişikliğine gidilmediğini hatırlattı. Ancak geçen süreçte artan üretim maliyetlerinin süt üreticilerinin gelir-gider dengesini bozduğunu ve işletmelerin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde zorlaştırdığını belirtti. MOTORİN VE YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÜRETİCİYİ ZORLUYOR 1 Mayıs–27 Ekim 2026 dönemindeki maliyet artışlarına dikkat çeken İlhan Köten, motorin fiyatlarının yaklaşık yüzde 33, kesif yem fiyatlarının yüzde 25,5, Dolar/TL kurunun ise yüzde 10,5 oranında arttığını ifade etti. Finansman, işçilik, enerji, veterinerlik ve bakım-onarım giderlerindeki yükselişlerin de üreticinin üzerindeki ekonomik yükü ağırlaştırdığını vurguladı. Çiğ süt referans fiyatının güncellenmemesinin üreticilerin zarar etmesine, işletmelerin küçülmesine ve üreticilerin sektörden çekilme riskinin artmasına neden olduğunu belirten Köten, süt üretiminin devamlılığı açısından fiyat güncellemesinin kaçınılmaz hale geldiğini kaydetti. “YEM FİYATLARI DA KONSEY TARAFINDAN BELİRLENMELİ” Süt fiyatlarını Ulusal Süt Konseyi'nin belirlediği gibi yem fiyatlarının da Konsey tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade eden Köten, geçmişte süt fiyatlarının açıklanmasının hemen ardından yapılan yem zamlarının üreticinin kazancını daha eline geçmeden erittiğine dikkat çekti. Bu durumun mutlaka önlenmesi gerektiğini belirten Köten, üreticilerin artan maliyetler nedeniyle kesif yem miktarını azaltmak zorunda bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Aksi durumda süt veriminde yaşanacak düşüşün yalnızca üreticiyi değil, süt arzını ve Türkiye'nin gıda arz güvenliğini de olumsuz etkileyeceğini ifade etti. ULUSAL SÜT KONSEYİNE ACİL FİYAT GÜNCELLEME ÇAĞRISI Süt üretiminin sürdürülebilmesi ve üreticilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi için çiğ süt referans fiyatının güncel üretim maliyetleri esas alınarak derhal yeniden belirlenmesi gerektiğini belirten İlhan Köten, Ulusal Süt Konseyine şu çağrılarda bulundu: - Çiğ süt referans fiyatının gecikmeden yeniden değerlendirilmesi, - Üretim maliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde izleyen bir fiyatlandırma mekanizmasının oluşturulması, - Üreticinin emeğinin, işletmelerin sürdürülebilirliğinin ve ülkenin gıda arz güvenliğinin gözetilmesi. Köten, süt üretiminin geleceği, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından çiğ süt fiyatının güncel maliyetlere göre yeniden düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını belirterek açıklamasını kamuoyuna saygıyla duyurdu.

TÜSEDAD'dan Çiğ Süt Fiyatı Çağrısı: Kasım Ayında Güncelleme Yapılmalı Haber

TÜSEDAD'dan Çiğ Süt Fiyatı Çağrısı: Kasım Ayında Güncelleme Yapılmalı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), artan üretim maliyetleri karşısında çiğ süt tavsiye fiyatının Kasım ayında güncellenmesi gerektiğini açıkladı. Dernek, üretici fiyatları sabit kalırken süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarının artmaya devam ettiğine dikkat çekerek özellikle küçük aile işletmelerinin üretimden çekilme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. TÜSEDAD: Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt tavsiye fiyatına ilişkin kamuoyu duyurusu yayımladı. Dernekten yapılan açıklama da şu ifadelere yer verildi; “Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir” Türkiye süt hayvancılığı sektörü, artan üretim maliyetleri karşısında zorlu bir süreçten geçerken, çiğ süt üreticilerinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için Ulusal Süt Konseyi'nin (USK) Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını güncellemesi gerektiği bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ekim ayında da yaptığımız duyurumuzda belirttiğimiz bazı noktaları tekrar vurgulamak isteriz. Bakanlık ve Ulusal Süt Konseyi tarafından gerçekleştirilen Süt Çalıştayı'nda çiğ süt tavsiye fiyatının üç aylık dönemler halinde değerlendirilmesi yönünde ortak bir yaklaşım benimsenmiş olmasına rağmen, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olan fiyatın sabit bırakılarak Ekim ayında tekrar değerlendirilecek şeklinde açıklanması ve halen bir açıklamanın olmaması üretici kesiminde ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmıştır. Ekim ayının sonlarına geldiğimiz şu günlerde halen USK'dan bir açıklama yapılmamış olması sektörde konseye olan güveni sarsmakta ve işlevsiz algısı yaratmaktadır. Üretici Fiyatı Baskılanırken Raf Fiyatları Artmaya Devam Ediyor Çiğ süt üreticisinin satış fiyatı sabit tutulurken, süt ve süt ürünlerinin perakende satış fiyatlarında önemli artışlar yaşanmıştır. İçme sütü, beyaz peynir, yoğurt ve diğer süt ürünlerinde tüketicinin karşılaştığı fiyat artışları devam ederken, çiğ süt üreticisinin gelirinin artmaması sektörün temel çelişkilerinden biri haline gelmiştir. Bu noktada hem sanayici hem de üreticilerimiz konseyden bir açıklama beklemektedir. Enflasyonla mücadele adına üretici fiyatlarının baskılanmasının sonuç vermediği açıkça görülmektedir. Üretici fiyatını sabit tutmak ne raf fiyatlarındaki artışı engellemekte ne de tüketiciyi koruyabilmektedir. Aksine bu yaklaşım, süt üreticisinin üretimden çekilme riskini artırmaktadır. Artan Maliyetler Karşısında Üretici Zorlanıyor Üreticinin karşı karşıya olduğu ekonomik darboğazın en çarpıcı göstergelerinden biri geçen yılın bu dönemine göre yem satışlarında yaşanan yaklaşık %15-20'lik düşüştür. Yem satışlarındaki bu gerileme, üreticilerin hayvanlarını verim odaklı değil, yalnızca yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde beslemek zorunda kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle birçok işletme artık üretimi artırmayı değil, işletmesini ayakta tutmayı hedeflemektedir. Bu durum süt üreticisinin ne denli zor şartlar altında faaliyet gösterdiğinin açık bir göstergesi olup, gerekli fiyat güncellemesinin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Son aylarda yaşanan gelişmeler, mevcut çiğ süt fiyatının üretim maliyetlerindeki artışı karşılamaktan uzak kaldığını göstermektedir. Üreticinin zararına üretim yapmaya zorlanması, işletmelerin küçülmesine ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açabilecek ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kasım Ayındaki Güncelleme Özellikle Küçük Aile İşletmeleri İçin Hayati Önem Taşıyor TÜSEDAD olarak net çağrımızı tekrarlamak isteriz. Ulusal Süt Konseyi, Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını gecikmeksizin güncellemeli ve bu fiyatı yalnızca mevcut maliyetleri değil, önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen maliyet artışlarını da dikkate alarak belirlemelidir. Sektörün bel kemiği olan ve ülkemizde üretilen sütün yaklaşık %82'sini üreten küçük aile işletmeleri kırsal ekonominin, yerel istihdamın ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin temel taşıdır. Bu işletmeler, bugün artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Özellikle sınırlı sermaye yapısına sahip küçük aile işletmeleri, yem, enerji ve finansman giderlerindeki artışları büyük ölçekli işletmelere göre çok daha zor karşılayabilmektedir. Bu nedenle çiğ süt fiyatının maliyetleri karşılamaktan uzak kalması en ağır darbeyi bu üretici grubuna vurmaktadır. Küçük aile işletmelerinin üretimden çekilmesi yalnızca süt üretiminde düşüş anlamına gelmeyecek; aynı zamanda kırsal nüfusun azalmasına, tarımsal faaliyetlerin zayıflamasına ve hayvancılık altyapısının geri dönülmesi güç şekilde zarar görmesine neden olacaktır. Türkiye'nin süt üretim kapasitesinin korunması ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilmesi için küçük aile işletmelerinin yaşatılması stratejik bir zorunluluktur. Bu nedenle alınacak fiyat kararları yalnızca bugünün piyasasını değil, ülkemizin gelecekteki üretim gücünü ve kırsal yapısını da gözetmelidir. Üretimin Sürdürülebilirliği Tehlikeye Atılmamalıdır Bugün alınmayacak kararların bedeli gelecekte çok daha ağır olacaktır. Üreticinin üretimden çekilmesi veya sürülerini küçültmesi yalnızca süt sektörünü değil, aynı zamanda ülkemizin et arzını da doğrudan etkileyecektir. Türkiye'nin süt ve et arz güvenliğinin korunabilmesi için üreticinin ekonomik olarak ayakta kalması şarttır. Ulusal Süt Konseyi'ni ve ilgili tüm paydaşları sektörde oluşan maliyet baskısını dikkate almaya, üretimin devamlılığını sağlayacak ve üreticide güven oluşturacak bir fiyat güncellemesini Kasım ayında hayata geçirmeye bir kez daha davet etmekteyiz. Mesele yalnızca bugünkü fiyat değildir; mesele Türkiye'nin yarın da yeterli süt ve et üretebilme güvencesidir."

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi Haber

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi

Ulusal Süt Konseyi tarafından Tokat’ta düzenlenen bölge istişare toplantısında, süt sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve sürdürülebilir hayvancılık konuları ele alındı. Ulusal Süt Konseyi’nin Tokat’ta gerçekleştirdiği bölge istişare toplantısında, süt sektörünün gelişimi, hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve üreticilerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Kamu kurumları, üretici birlikleri ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda, bölgenin hayvancılık potansiyeli ve sektörün geleceğine yönelik çözüm önerileri görüşüldü. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Tokat’ta ilk kez düzenlenen toplantının önemine dikkat çekerek bölgesel iş birliğinin hayvancılığın gelişimindeki rolünü vurguladı. Tokat’ın Hayvancılık Potansiyeli Masaya Yatırıldı Tokat’ın süt üretimi ve hayvancılık alanındaki potansiyelini değerlendiren İlhan Köten, sektörün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için süt kalitesinin artırılması, soğuk zincir altyapısının yaygınlaştırılması ve kaliteli kaba yem üretiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Köten ayrıca koruyucu veteriner hekimlik uygulamalarının yaygınlaştırılmasının hayvan sağlığı ve üretim verimliliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Çiğ Süt Fiyatları ve Yem Maliyetleri Gündemde Toplantıda süt üreticilerinin ekonomik koşulları ve üretim maliyetleri de gündeme geldi. Çiğ süt fiyatları ile yem maliyetleri arasındaki dengenin korunması gerektiğini belirten Köten, süt sanayisinin denetlenmesi ve süt fiyatlarının enflasyonun tek nedeni olduğu yönündeki algının düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi. Üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için sektörün tüm paydaşlarının ortak hareket etmesinin önemine işaret edilen toplantıda, çiğ süt fiyatlandırması, üretici destekleri ve yeni yatırım olanakları da ele alındı. Sürdürülebilir Hayvancılık İçin İş Birliği Vurgusu Hayvancılıkta başarının yalnızca üretim miktarını artırmakla sınırlı olmadığını belirten İlhan Köten, sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, kaliteli süt üretimi, maliyetlerin düşürülmesi ve üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Köten, “Hedefimiz sadece daha fazla süt üretmek değil; sağlıklı hayvan, kaliteli süt, düşük maliyet, güçlü örgütlenme ve emeğinin karşılığını alan yetiştirici olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Toplantıda sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler bulunması konusunda değerlendirmeler yapıldı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, yetiştiricilerin haklarının korunması, süt üretiminde kalite ve verimliliğin artırılması ve Türkiye hayvancılığının sürdürülebilir gelişiminin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor Haber

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, süt üreticilerinin artan maliyetler, güncellenmeyen çiğ süt fiyatı, geciken ödemeler ve destekleme uygulamalarındaki sorunlar nedeniyle zorlandığını belirtti. Gürer, 2022-2025 yılları arasında 112 bin 161 ahırın kapandığını, çiğ süt üretiminin ise 2020’deki 23,5 milyon tondan 2025’te 21,3 milyon tona gerilediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt sudan ucuz. Hayvan bakımı sürekli ve düzenli ilgi gerektirir. Hayvan refahı verimi artırır ancak artan yem fiyatlarına yetişemeyen besici ya yemi kısmak ya da hayvanını satmak zorunda kalıyor. Bazı üreticiler, hayvanını satıp parasını faize koymanın daha kazançlı olduğunu söylüyor. Yem fiyatlarındaki artış süt fiyatına yansımayınca üretici zor durumda kalıyor. Beş aydır yeni süt tavsiye fiyatı açıklanmadı. Büyük işletmeler maliyet altında süt satmazken küçük üretici bu durumdan olumsuz etkileniyor. Süt fiyatı yerinde sayıyor, mamul ürün fiyatları ise artıyor” dedi. “ÜRETİCİ MALİYETLER KARŞISINDA AYAKTA KALMAKTA ZORLANIYOR” Kırsalda önemli bir kesimin geçimini hayvancılıkla sağladığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de yaklaşık 6,5 milyon süt ineği bulunduğunu, işletmelerin önemli bölümünün küçük aile işletmelerinden oluştuğunu ifade etti. Damızlık birliği verilerine göre Türkiye’deki sığır yetiştiriciliği yapılan ahır işletmelerinin sayısının 1 milyon 37 bin 914 olarak görüldüğünü belirten Gürer, Bakanlığın açıkladığı işletme sayısının ise bu rakamın üzerinde olduğunu kaydetti. Gürer, “Enflasyonun sorumlusu üreticilermiş gibi uygulamalar yapılması çiftçi ve besiciyi daha da zora sokuyor. Ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üretici gelirinin maliyetleri karşılayamaması hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir sorundur. Alım gücü düşen vatandaş et ve süte erişmekte zorlanıyor. Bunun temelinde mazot ve yem gibi girdi maliyetleriyle yeterince mücadele edilmemesi yatıyor. Mazot ve yem pahalı kaldıkça, üreticinin geliri maliyetlerini karşılamadıkça üretim gerileyecek ve yeni sorunlar ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Güre, hayvancılık işletmelerindeki kapanmalara dikkat çekerek, “2022-2025 yılları arasında üç yılda 112 bin 161 ahır kapandı. Bu durum, hayvancılık yapan üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunların boyutunu gösteriyor” dedi. Süt üretimindeki gerilemenin de dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton olan çiğ süt üretiminin 2025 yılında 21 milyon 379 bin tona düştüğünü söyledi. Gürer, yalnızca 2024-2025 yılları arasında yaşanan süt üretimi kaybının 1,1 milyon tonu bulduğunu vurguladı. “BEŞ AYDIR ÇİĞ SÜT TAVSİYE FİYATI GÜNCELLENMEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinde soğutulmuş çiğ inek sütünün litre başına net tavsiye satış fiyatının 24,30 TL olarak belirlendiğini hatırlatarak, “Fiyatın üç ayda bir güncelleneceğinin açıklandığını ancak aradan beş ay geçmesine rağmen yeni tavsiye fiyatının duyurulmadı” dedi. Gürer, “Çiğ süt fiyatı yerinde sayıyor, ancak üreticinin giderleri artıyor. Süt yemi fiyatlarındaki artış, mazot, işçilik, elektrik, su, veterinerlik ve diğer giderler üreticiyi zorluyor. Süt fiyatı güncellenmediğinde üreticinin gelir-gider dengesi bozuluyor. Özellikle küçük aile işletmeleri bu koşullarda ayakta kalmakta güçlük çekiyor” diye konuştu. SÜT ÜRÜNLERİNİN FİYATI ARTIYOR, ÜRETİCİNİN GELİRİ AYNI KALIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Beyaz peynirin kilogramı üretim biçimine göre ortalama 480-765 TL arasında, tereyağının kilogramı ise 480-1.000 TL arasında değişiyor. Sanayi sütünün litresinin de 52-80 TL aralığında satılıyor. Ancak çiğ süt üreticisinin geliri bu fiyat artışlarıyla aynı oranda yükselmedi” şeklinde konuştu. Süt sektöründe ithalatın da sürdüğünü kaydeden Gürer, 2 bin 297 ton süt tozu ithalatı karşılığında yurt dışına 6 milyon 695 bin dolar ödendiğini ifade etti. SÜT ÜRETİM MALİYETİNİN YÜZDE 62’Sİ YEM GİDERİ Süt üretiminde maliyetlerin büyük bölümünü yem giderlerinin oluşturduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, sağmal inek başına yapılan harcamaların yüzde 62’sinin yemden kaynaklandığını, kalan yüzde 38’lik bölümün ise yakıt, işçilik, su, elektrik, veterinerlik, sigorta, faiz ve amortisman giderlerinden oluştuğunu aktardı. Hayvancılık yapan üreticiler açısından mazot fiyatlarındaki artışın da önemli bir yük oluşturduğunu kaydeden Gürer, süt fiyatı sabit tutulurken yem ve diğer girdi maliyetlerinin yükselmesinin üreticinin kazancını azalttığını ifade etti. Süt bedellerinin 60 ila 90 güne varan vadelerle ödenmesinin özellikle küçük işletmeleri zorladığını belirten Gürer, üreticinin yem ve diğer zorunlu giderlerini karşılayabilmek için düzenli nakit akışına ihtiyaç duyduğunu söyledi. MALİYET ARTIYOR, SÜT FİYATI SABİT TUTULUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt üreticisinin içinde bulunduğu ekonomik tablo giderek ağırlaşıyor. Eylül 2026 itibarıyla sıcak çiğ süt üretim maliyeti litre başına 29 lira 34 kuruşa yükselirken, çiğ süt referans fiyatı 24 lira 30 kuruşta kaldı. Ağustos ayına göre litre başına 84 kuruş artan maliyet, üreticinin zararını büyütüyor. Mazot ve kesif yeme gelen zamlar üretim giderlerini artırırken, süt yemi fiyatı temmuzdan ağustosa yüzde 11, ağustostan eylüle yüzde 8 yükseldi. Piyasada süt yemi çuvalı 1.000 ila 1.150 lira arasında satılıyor. Ocak 2020'de kilogramı 1,58 lira olan 19 HP süt yemi, Ağustos 2026'da 19,07 liraya çıkarak yüzde 1.106 arttı. Mısır silajı, yonca kuru otu ve saman fiyatlarındaki yükseliş de üreticinin maliyet yükünü artırdı” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYE 3,6 ÇUVAL SÜT YEMİ KAYBI Üreticinin sattığı sütle alabildiği yem miktarında da gerileme yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ocak 2020'de 1 ton süt satan üretici 29 çuvaldan fazla, yaklaşık 1.455 kilogram süt yemi alabilirken bugün aynı miktarda sütle ancak 25,5 çuval, yani 1.274 kilogram yem alabiliyor. Bir ton süt karşılığında üreticinin kaybı 181 kilogram, yaklaşık 3,6 çuval süt yemine ulaşıyor. Aynı dönemde 1 ton süt karşılığında alınabilen mısır silajı miktarı da 5.348 kilogramdan 5.115 kilograma düştü. Girdi fiyatlarındaki artış karşısında üreticinin gelirinin eridiğini görüyoruz. Üretici, artan maliyetler altında hayvancılığını sürdürmekte zorlanırken bu durum süt üretiminin geleceğini de tehdit ediyor” dedi. SÜT ÜRETİMİ BEŞ YILDA 2,12 MİLYON TON AZALDI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TÜİK verilerine göre 2020'de 23,50 milyon ton olan çiğ süt üretimi, 2025'te 21,38 milyon tona geriledi. Beş yılda 2,12 milyon tonu aşan üretim kaybı yaşanırken, yalnızca 2024-2025 dönemindeki düşüş 1,1 milyon tonun üzerine çıktı. Süt Çalıştayı kararlarında tavsiye fiyatının üç ayda bir güncellenmesi öngörülmesine rağmen, 1 Mayıs'ta açıklanan çiğ süt fiyatı beş aydır değişmedi. Ulusal Süt Konseyine çağrıda bulunuyorum: Artan yem, mazot ve diğer girdi maliyetleri dikkate alınarak çiğ süt referans fiyatı acilen yeniden belirlenmelidir. Üreticinin maliyetinin altında süt satmak zorunda kalması önlenmeli, süt üretiminin devamlılığı için üreticiyi koruyan bir fiyat politikası uygulanmalıdır” dedi. “TARSİM UYGULAMASINDAKİ SÜRELER ÜRETİCİYİ MAĞDUR EDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta sigorta ve destekleme uygulamalarında yaşanan sorunlar var. TARSİM kapsamında hayvan sigortalarının yıllık yapılıyor. Sigorta süresinin bir gün dahi geçirilmesi durumunda süt desteğinin iptal ediliyor. Niğde’de 2026 yılının ocak, şubat ve mart aylarında süresi geçtiği için yaklaşık 1.050 kişinin sigortası iptal edildi” dedi. Gürer, üreticilerin desteklerden yararlanmasını zorlaştıran uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, süre aşımı nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Buzağı desteklerinin yılda iki kez, süt desteklerinin ise üç aylık dönemler üzerinden ödendiğini belirten Gürer, destekleme takviminin üreticinin ihtiyaçları ve hayvancılığın ekonomik koşulları dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. STOPAJ VE BORSA TESCİL ÜCRETİ DE ÜRETİCİNİN GÜNDEMİNDE Süt üreticilerinin vergi ve kesintiler nedeniyle de sorun yaşadığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, devletin süt satışları üzerinden stopaj vergisi aldığını, borsaya ödenen binde 2 oranındaki tescil ücretinin kaldırılmasının da üreticiler tarafından talep edildiğini aktardı. Gürer, “Borsa tescil ücretinin ödenmemesi durumunda stopaj oranı iki kat uygulanıyor. Üreticiler açısından ek bir yük oluşuyor. Ayrıca kesintiler küçük işletmeler üzerindeki etkisi değerlendirilmeli” diye konuştu. Buzağı ölümlerinin bakım koşullarına göre değişebildiğini ifade eden Gürer, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde buzağı ölümlerinin yüksekliğine dikkat çekti. Buzağı kayıplarının azaltılması için hayvan bakımının, beslemenin ve yetiştiricilere yönelik desteğin önem taşıdığını vurguladı. TEMMUZ AYINDA TOPLANAN İNEK SÜTÜ 987 BİN TONDA KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ticari süt işletmelerinin topladığı süt miktarındaki değişime de dikkat çekerek, “Temmuz 2026’da ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarının bir önceki aya göre yüzde 0,8 azalarak 987 bin 634 ton olarak gerçekleşti” Gürer, ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üreticinin gelirinin maliyetleri karşılamakta yetersiz kalmasının hayvancılığın geleceği açısından ele alınması gereken sorunlar olduğunu ifade etti.

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda gündemini değerlendirdiği basın toplantısında balıkçıların artan maliyetlerini, çiğ süt fiyatını ve 2027 yılı besilik sığır ithalatı planını ele aldı. Sarıbal, “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Merayı ıslah etmeden sürdürülebilir bir hayvancılık sağlayamazsınız” dedi. Beslenmenin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, balıkçılık ile süt ve et üretiminin birbirinden ayrı sorunlar gibi görülemeyeceğini söyledi. Üreticinin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını, yurttaşın ise nitelikli gıdaya erişimde güçlük çektiğini belirtti. “Balık var ama balıkçı denize çıkamıyor” Yeni av sezonunun ilk haftasında İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde işlem gören miktar, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 920 tondan 1.884 tona yükseldi. Bunun yaklaşık 904 tonunu palamut, 552 tonunu hamsioluştururken istavrit miktarı 226 tondan 76 tona geriledi. Sarıbal, bu verilerin türler arasında farklı bir tabloya işaret ettiğini, av miktarındaki artışın balıkçının geçim sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi. Hatay’da yaklaşık 60 balıkçının maliyetlerini karşılayamadığı için seferlerini durdurduğunu aktaran Sarıbal, mazotun yanı sıra işçilik, kumanya, ekipman ve bakım giderlerinin de yükseldiğini belirtti. Mazot fiyatının bir yılda yaklaşık yüzde 73 arttığını söyleyen Sarıbal, “Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkmıyor. Bugün yaşadığımız sorunun özü, girdilerin aşırı yüksek olması” dedi. Sarıbal, küçük ölçekli balıkçılara ayrılan yaklaşık 145 milyon liralık desteğin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımının açıklanmasını istedi. Aktardığı 2023 verilerine göre 12 metrenin altındaki teknelerin balıkçı gemileri içindeki payı yüzde 51 iken tahsil edilmeyen ÖTV tutarından aldıkları payın yüzde 6,8 olduğunu belirterek, “ÖTV desteğinden kim, ne kadar yararlanıyor? Küçük avcılık yapan teknelerin payını açıkça görmeliyiz” diye konuştu. Sarıbal, 2026 av sezonunda ruhsatlı gemi sayısının, fiilen ava çıkan ve çıkmayan teknelerin, sefer ve av miktarlarının 2025’in aynı dönemiyle karşılaştırılarak yayımlanmasını da talep etti. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemilerin ayrı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Balıkçının geçimini korurken denizlerin de korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Deniz yoksa balıkçılık da yok” dedi. “Çiğ süt fiyatı 1 Ekim’de güncellensin” Hayvancılıkta süt üreticisinin gelir kaybının gelecekteki et üretimini de etkilediğini belirten Sarıbal, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ inek sütü tavsiye fiyatının 1 Mayıs’tan bu yana 24,30 TL/litre olduğunu hatırlattı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) 100 baş sağmal ve günlük ortalama 30 litre verim esas alan işletme modelinde ağustos ayı sıcak çiğ süt üretim maliyeti ise 28,50 TL/litre olarak hesaplandı. Üreticilerin farklı fiyatlardan süt sattığına dikkat çeken Sarıbal, “Çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ekim’de üreticinin gerçek maliyeti ve önümüzdeki üç ayın riskleri dikkate alınarak güncellensin. Süt üreticisinin geliri güvence altına alınsın; üretici maliyetinin altında üretime zorlanmasın” çağrısında bulundu. Sarıbal, süt ve etin üreticiden rafa ulaşıncaya kadar fiyatlarının nasıl oluştuğunun açıklanmasını istedi. Yem bitkisi üretimine ve mera ıslahına kaynak ayrılması, yerli damızlıkların korunması, buzağı kayıplarının azaltılması ve şap başta olmak üzere hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların süte, halkın yeterli ve dengeli gıdaya erişimini de bir kamu sorumluluğu olarak değerlendirdi. 2027 ithalat planında 380 bin baş büyük işletmelere ayrıldı Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 için 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planladığını hatırlatarak bunun 380 bin başının 200 baş ve üzeri kapasiteli işletmelere, 100 bin başının ise daha küçük işletmelere ayrıldığını belirtti. Böylece planlanan kontenjanın yaklaşık yüzde 79’u büyük kapasiteli işletmelere yöneliyor. “İthalat iktidarın temel tarım politikasına dönüştü” diyen Sarıbal, 2010’dan bu yana büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan ile kırmızı et ithalatına 15 milyar doları aşan kaynak harcandığına ilişkin dış ticaret derlemesini hatırlattı. Sarıbal, ithalatın sürmesine karşın üreticinin yem, mera ve damızlık sorunlarının çözülmediğini, düşük gelirli yurttaşların da uygun fiyatlı ete erişemediğini söyledi. Hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payının 2020’de yaklaşık yüzde 35–36 düzeyindeyken yüzde 17’lere gerilediğini belirten Sarıbal, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine öngörülebilir destek ve erişilebilir kaynak sağlanmasını istedi. Yerli ırkların korunması ve meraların ıslahı üzerinde durarak, ithal besilik hayvanla yürüyen bir düzenin yerli damızlık ve yem üretiminin yerini tutamayacağını ifade etti. Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ve et ithalatından bir yılda ne kadar gelir elde ettiğini ve bu kaynağı nerede kullandığını açıklaması çağrısında bulunan Sarıbal, “Başarıyı ithalat kotasındaki sınırlı düşüşle değil; üreticinin üretimde kalması, hayvan başına verimin artması ve halkın yeterli, nitelikli et ve süt ürününe erişmesiyle ölçmek gerekir” dedi. Sarıbal, sözleşmeli tarımda da üreticinin örgütlü ve güçlü bir taraf haline gelmesi gerektiğini belirterek alım fiyatlarının gerçek maliyeti ve üreticinin yaşam payını karşılamasını istedi. Basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Süt sürüsünü korumadan hayvancılığı geliştiremezsiniz. Küçük üreticiyi desteklemeden sürdürülebilir süt ve et üretimi sağlayamazsınız.”

TÜSEDAD: "Çiğ Süt Tavsiye Fiyatının 1 Ekim'de Güncellenmesi Gereklidir" Haber

TÜSEDAD: "Çiğ Süt Tavsiye Fiyatının 1 Ekim'de Güncellenmesi Gereklidir"

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yaptığı kamuoyu duyurusuyla çiğ süt tavsiye fiyatının acilen güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Üretim girdilerindeki artışa ve jeopolitik risklere dikkat çeken dernek, üretici fiyatlarının baskılanmasının süt ve et arzını tehlikeye düşüreceği uyarısında bulundu. Süt sektöründe gözler Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) alacağı fiyat kararına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanlığı ile USK tarafından düzenlenen Süt Çalıştayı kararlarına göre 3 ayda bir güncellenmesi gereken çiğ süt tavsiye fiyatı, 1 Mayıs’tan bu yana yaklaşık 5 aydır sabit tutuluyor. TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Bakanlığımız ve Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından düzenlenen Süt Çalıştayı'nda alınan karar gereği Ulusal Süt Konseyi'nin 3 ayda bir çiğ süt satış tavsiye fiyatını güncellemesi gerekmektedir. Ancak 1 Mayıs'tan geçerli olarak ilan edilen fiyat 5 ay boyunca sabit bırakılmıştır. Üretici Fiyatı Baskılanırken Raflar Zamlanıyor Her zaman olduğu gibi, enflasyon sepetinde süt ve süt ürünlerinin payı yalnızca %3 seviyelerinde olmasına rağmen, çiğ süt üreticisi enflasyonun baş sorumlusuymuş gibi gösterilmektedir. Bu algı üzerinden enflasyonu düşürme hedefleri gerekçe gösterilerek, zincir marketlerin raf fiyatlarını sabit tutma çabası sürdürülmektedir. Oysa gerçek tablo çok farklıdır; en temel gıda maddeleri arasında yer alan içme sütü, beyaz peynir ve yoğurt gibi ürünlerin raf fiyatlarında son aylarda ciddi artışlar yaşanmıştır. Üreticinin sattığı çiğ süt fiyatı baskılanırken, aynı sütten üretilen bu ürünlerin raf fiyatlarının sürekli yükselmesi kamuoyunda büyük bir çelişki yaratmaktadır. Çiğ süt fiyatının sabit tutulmasıyla enflasyonun kontrol altına alınacağı iddia edilirken, raflarda görülen zamlar bu yaklaşımın ne kadar yüzeysel ve yanıltıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum hem üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına hem de tüketicinin pahalı ürünlerle karşılaşmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, üretici fiyatını baskılamak tek başına çözüm değildir; aksine, sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yükselen Girdiler Üretimi Zorluyor Sektörün mevcut koşulları çiğ süt fiyatının güncellenmesini zorunlu kılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki savaşın Hürmüz Boğazı'nda yarattığı geçiş sıkıntıları ve Karadeniz'deki nakliye sorunları hammadde tedarikinde aksamalara yol açmış, yem hammaddelerinin fiyatlarını yukarı çekmiş ve mazot fiyatlarında ciddi artışlara neden olmuştur. Bölgedeki lojistik sıkıntılar nedeniyle yem fiyatlarında yeni artışlar beklenirken, yalnızca yem değil; mazot, enerji ve sağlık giderleri gibi tüm üretim girdilerinde uzun süredir devam eden yükseliş üreticiyi ağır bir maliyet baskısı altında bırakmaktadır. Ağustos ayında litre başına çiğ süt maliyetindeki artışın en önemli nedeni, kesif yem fiyatlarında yaşanan %11 civarındaki yükseliştir. Tüm bu gelişmeler, üreticinin maliyetlerini katlayarak artırmakta ve fiyat güncellemesini kaçınılmaz hale getirmektedir. Fiyatlandırma yalnızca bugünü değil, önümüzdeki üç ayı da kapsayacak sürdürülebilir bir yaklaşım içermelidir TÜSEDAD olarak vurgumuz nettir. Çiğ süt fiyatı üreticinin gerçek maliyetleri temel alınarak belirlenmeli; maliyet hesabındaki tüm varsayımlar ve kalemler şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Fiyatlandırma yalnızca bugünü değil, önümüzdeki üç ayı da kapsayacak sürdürülebilir bir yaklaşım içermelidir. TÜFE sepetinde süt ürünlerinin payı sınırlıyken, üretici fiyatını baskılamak tek başına çözüm değildir. Enerji, akaryakıt, yem hammaddeleri ve lojistikteki riskler ile jeopolitik gelişmeler üretim maliyetlerini yükseltebilir. İthal yem hammaddelerine bağımlılık da bu baskıyı artırmaktadır. Ekim'deki değerlendirmede yalnızca bugünün koşulları değil, yılbaşına kadar uzanacak maliyet riskleri de hesaba katılmalıdır. Aksi halde üreticinin sürü küçültme riski artar. Bu da süt hayvanı varlığını ve dolayısıyla ülkenin süt ve et arzını riske sokar. Bu nedenle çağrımız, üretimin sürekliliğini güvenceye alacak, şeffaf ve gerçek maliyete dayalı bir fiyatlama yaklaşımının benimsenmesidir. Mesele yalnızca bugünkü kazanç değil; Türkiye'nin yarın da yeterli süt üretebilme güvencesidir. Kamuoyuna saygılarımızla arz olunur.''

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

Ulusal Süt Konseyi Çiğ Süt Tavsiye Fiyatını Sabit Tuttu Haber

Ulusal Süt Konseyi Çiğ Süt Tavsiye Fiyatını Sabit Tuttu

Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt piyasasındaki güncel gelişmeleri, üretim maliyetlerini ve piyasa koşullarını değerlendirerek çiğ süt tavsiye satış fiyatı hakkında yeni bir karar aldı. Konsey, mevcut fiyatların uygulanmaya devam etmesini kararlaştırdı. ​Süt üreticileri ve sektör temsilcileri tarafından merakla beklenen Ulusal Süt Konseyi değerlendirmesi sonuçlandı. Nisan ayında ilan edilen ve sektörde referans kabul edilen çiğ süt tavsiye fiyatı, yapılan incelemeler neticesinde mevcut şartlar korunarak aynı seviyede tutuldu. ​Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı 24,30 TL Olarak Korunuyor ​Ulusal Süt Konseyi tarafından paylaşılan karara göre, üreticinin eline geçecek net tutar güncellenmeden devam ettirilecek. Buna göre: ​Güncel Fiyat: %3,6 yağ ve %3,2 protein değerlerine sahip çiğ inek sütü için tavsiye satış fiyatı, üreticinin eline litre başına net 24,30 TL geçecek şekilde uygulanmaya devam edecektir. ​İlave Gider Ödemesi: Soğutma, nakliye ve diğer cari giderlerin üretici örgütü tarafından karşılanması durumunda, söz konusu giderler için üreticiye litre başına 1,80 TL ilave ödeme yapılacaktır. ​Yağ ve Protein Farkı: Baz alınan yağ ve protein değerlerindeki her 0,1’lik (dizyem) değişim için ± 36 Kuruş fark uygulanması kararlaştırıldı. ​Bir Sonraki Değerlendirme Ekim Ayında ​Ulusal Süt Konseyi, piyasa şartlarını yakından takip etmeye devam ederken, güncel ekonomik parametreler ve üretim maliyetlerinin Ekim ayında tekrar ele alınacağını duyurdu. Ekim ayında yapılacak olan toplantıda, çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatının yeniden değerlendirileceği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.