Hava Durumu

#Üretim Artışı

Kırsal Haber - Üretim Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Artışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

CHP'li Gürer: "Üretim Artıyor. Rafta, Tezgâhta Fiyatlar Düşmüyor" Haber

CHP'li Gürer: "Üretim Artıyor. Rafta, Tezgâhta Fiyatlar Düşmüyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarımda kamucu, planlı üretim ve öngörülebilir bir yönetim olmayışının rafta ürünün fiyatının düşmemesine neden olduğunu söyledi. Gürer, “Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026 yılında bitkisel üretimde Cumhuriyet tarihi rekoru kırılabileceğini söyleyip tarımda işlerin iyi olduğunu belirtirken Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan: “Gıda üretimi görünümündeki genel iyileşmeye karşın, gıda enflasyonundaki olumsuz ayrışma belirginleşti.” diyerek üretim artışına karşın gıda enflasyonunun yıllık enflasyona etkisinden söz ediyor. Üretimin çok olmasına rağmen vatandaş neden ucuz ürün alamıyor? Bunun iktidar kanadından bir açıklaması yok mu? Ürün çoksa rafta fiyat düşmezken tarlada, bahçede ürün kalmasında iktidarın sorumluluğu yok mu?” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esasen Bakan üretimde rekor artışı ifade etse de bu artış iktidarın başarısı ile ortaya çıkan bir sonuç değil. Mevsimsel yağmurun artışı ve kuraklık, don gibi önceki yıllarda tarım felaketlerinin bu yıl olmaması üretimde artışı getirdi. Üretim artışı kişi başına düşen üretim üzerinden bakılırsa da sorun devam ettiği görülür. Aralık ayı bitkisel üretim verileri ile durum daha gerçekçi analiz edilebilir. Tarımda yapısal sorunların varlığı rekolte artışı ile yok sayılamaz. Sorunlar aşılmadan tarımda işler iyi gidiyor denmesi tarım sorunlarını ortadan kaldırmaz. Tarım, üretim aşamasından sofraya erinceye kadar süreç doğru yönetilmelidir. Tüccar ve ithalata dayalı süreç, gıdada sorunların varlığını yok etmiyor. Girdi maliyetlerinin artması üretimi sorunlu kılıyor. Mazot litresi 80 liraya dayandı. Gübrede çiftçi, üretici yoğun kullandığı gübre ton fiyatı 30.000 TL’yi erdi. Sulama suyu elektriğinden işçiliğe, ithalattan ihracata olumsuzluklar görmezden gelinemez. İlacı, tohumu, sulama suyu giderleri durmadan artıyor. Ürün üretimini kredi kullanıp sağlayan çiftçi, üretici, ürün hasat sonrası düşük alım fiyatı ile gelir gider dengesi bozulması icralık olmasına kapı aralıyor. Ürünü tüccara verdikten sonra ürün fiyatı artışı da başlıyor. Üretici sattığı ürünü rafta fiyatını görünce artış aralığı ile üreten biz, kazanan aracılar diyor. Sonuçta üretici, çiftçi kazanamadığı ürün deseninde kazanabileceği varsaydığı ürüne yönelip değişikliğe gitmek zorunda kalıyor. Bu durum ihtiyaca göre üretim dengesini bozuyor. Ürün rekoltesini takip eden tüccar da ithalatçı da bu süreçte istedikleri fiyatlarla pazarı oluşturuyor. Bu durum üreteni de tüketeni de mağdur etmeye devam ediyor.” dedi. KAMU DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ SIKINTIYA SOKUYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamunun düşük alım fiyatı yanında geç fiyat açıklamasını piyasayı tüccarın şekillendirmesine yol açtığına da dikkat çekti. Gürer, bölgelere göre maliyetlerle sürece bakıldığında buğday, çay, fındık gibi alım fiyatları düşük kalan üreticilerin masrafını karşılamakta zorlandığını belirtti. Farklı ürünlerde tarla ve bahçe ile raf fiyatı arasında katlamalı fiyat artışının serbest piyasa ekonomisi ile oluştuğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Tarım gibi kamunun etkin olmadığı alanda sorunlar bitmez. Kamucu bir yaklaşım, önemli girdi kalemlerinde sübvansiyon, gerekli yeterli destekler ve kooperatiflerin güçlü bir yapı ile oluşturulması sorunları önemli ölçüde geriletecektir. Bu sürece planlı üretim, öngörülebilir yönetim ve üretim sonrası işlenmiş, dondurulmuş, katma değerli ürüne üretimin dönüştürülmesi ile bir yıl sonrası değil, birkaç yıllık sürecin sorunlardan arındırılması yaratılabilir. Dalda, tarlada ürün yok, GIDA enflasyonu yüksek denirken bu kere ürün var, rekolte yüksek diyerek rafta ürün fiyatını vatandaş alım gücüne endeksli duruma getiremiyorsanız nedenini doğru okumak gerekir.” dedi. EMEKLİ MEYVEYE HASRET CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, bu yıl mevsimsel ani hava değişiminden fazla etkilenmeyen meyve ürünlerinde de rafta fiyat düşmemesinin emekli ve dar gelirlinin dilediği kadar ve istediği meyveyi almasını sağlamadığını belirtti. Bahçede, tarlada ürünün son tüketiciye uygun fiyatla ermemesinin iktidarın uyguladığı tarım politikası etkisi olduğuna işaret etti. Tüccar ile ithalatçıya bırakılan sürecin rafta ürün fiyatının uygun olmasını sağlamadığı görülerek tarımda ve gıdada politikalar yeniden düzenlenmelidir. Bu sürecin enflasyon etkisinden söz ediliyorsa çözüm için de gerekli düzenlemeler sağlanmalıdır. “Pazarda ürün var olsa da emekli alamadığı ürüne tezgahta bakıp geçiyor. Emekli ve dar gelirli düşük maaş ile gıdasını, meyvesini kısmak zorunda kalıyor. Raftaki ürünün alım gücüne göre yüksek fiyatlarda olması da meyveyi, sebzeyi dilediği kadar tüketme ya da alabilmesini de sınırlıyor.” diye konuştu.

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti Haber

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti

Türk gıda endüstrisinde salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve turşu üretiminde lider üretici Tat Gıda, 2025 yılında 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde etti ve etkin maliyet yönetimi sayesinde brüt kârını yüzde 51 artırdı. Öte yandan, Tat Gıda faaliyet giderlerini yüzde 32 azaltması sonucunda, 2025 yılını, 647 milyon TL esas faaliyet karı, 952 milyon TL FAVÖK ve 132 milyon TL net kârla tamamladı. Tat Gıda Genel Müdürü Veysel Memiş, Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri ve yatırım şirketlerinden 34 sektör profesyonelinin katıldığı toplantıda, şirketin 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın finansal performansının yanı sıra gelecek dönem hedeflerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. “İki yılda 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdik” 2025 yılında etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplinin ön plana çıktığını vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan belirgin gerilemenin kârlılığı desteklediğini ifade etti. Tat Gıda’nın Koç Holding’ten devralınmasının üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Veysel Memiş, bu sürede toplam 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu yatırımların temel amacı Tat Gıda’yı güçlü bir küresel marka haline getirmek.” dedi. “Cironun yüzde 74’ü yurt içi, yüzde 26’sı ihracattan geldi” Tat Gıda’nın 2025 yılına ilişkin finansal performansına dair verileri açıklayan Veysel Memiş, şirketin 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde ettiğini, cironun yüzde 74’ünün yurt içi, yüzde 26’sının ihracat kaynaklı olduğunu aktardı. Etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplin sayesinde brüt kârın yüzde 51 artarak 1,3 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan yüzde 32’lik düşüşün esas faaliyet kârını 647 milyon TL’ye, FAVÖK’ü ise 952 milyon TL’ye taşıdığını ifade etti. Veysel Memiş, “Faaliyet giderlerinin net satışlara oranı bir önceki yıla göre 5 puan gerilerken, Tat Gıda 2025 yılını 132 milyon TL net kâr ile tamamladı.” diye konuştu. Şirketin iş modelindeki dönüşüme de değinen Veysel Memiş, sözleşmeli çiftçi modelinin Tat Gıda için stratejik bir avantaj sağladığını belirterek, 500 çiftçiyle çalışıldığını ve hammadde girdilerinin yüzde 50’sinin bu modelle tedarik edildiğini söyledi. Dijital tarım uygulamalarıyla verimliliğin hektar başına 100-110 ton seviyelerine çıkarıldığını vurgulayan Veysel Memiş, üretimin Bursa ve İzmir’deki üç fabrikada gerçekleştirildiğini kaydetti. “Yurt dışı müşteri portföyü yüzde 39 büyüdü” Dağıtım tarafında doğrudan satış modeline geçişin önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Veysel Memiş, Tat Gıda’nın bugün 5 kıtada 50’den fazla ülkeye doğrudan satış yaptığını, yurt dışı müşteri portföyünün yüzde 39 büyüdüğünü açıkladı. Veysel Memiş, yurt içinde ise 58 bayi ve 2 distribütör ile faaliyet gösterildiğini, 2026 sonunda Türkiye genelinde çok daha yaygın bir doğrudan satış ağına ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. “Ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideriyiz” Üretim yatırımlarına da değinen Veysel Memiş, sos ve hazır yemek yatırımları sonucunda 2025’in son çeyreğinde soslarda yüzde 23, hazır yemeklerde ise yüzde 33 oranında üretim artışı sağlandığını söyledi. Ürün portföyünün yenilendiğini belirten Veysel Memiş, Nielsen verilerine göre Tat Gıda’nın 2025 sonunda ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduğunu hatırlattı. Ürün portföyünü yenileyerek odaklandıkları stratejik dönüşümün sonuçlarını 2025 yılında net biçimde gördüklerini kaydeden Veysel Memiş, geçen yıl ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduklarını bildirdi. Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporlarına göre şirketin, söz konusu kategorilerde Türkiye pazarında güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını vurgulayan Veysel Memiş şunları söyledi: “Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporları, Tat Gıda’nın ketçap, mayonez ve domates salçası kategorilerinde pazarın üzerinde bir performans sergileyerek liderliğini güçlendirdiğini ortaya koydu. Toplam Türkiye ketçap pazarında tonaj pazar payı geçen yıla paralel seyrederken, Tat Gıda olarak tonajda yüzde 5 büyüme kaydettik. Ciro tarafında ise ulusal pazar yüzde 33,1 büyürken, bizim büyümemiz yüzde 41,4 seviyesinde gerçekleşti. Bu performansın ana sürükleyicisi, tonajda yüzde 11,1 ve ciroda yüzde 46 artış yakaladığımız indirimli marketler hariç kanal oldu. Elde ettiğimiz bu sonuçlarla Tat Ketçap, süpermarket kanalında 2024 yılında ikinci sırada yer aldığı tonaj pazar payında, 2025 itibarıyla lider marka konumuna yükseldi. Mayonez kategorisinde de güçlü bir ivme yakaladık. Toplam Türkiye pazarında tonaj pazar payının geçen yıla göre 5 puan arttığı bir dönemde, Tat Gıda olarak pazarın üzerinde yüzde 18,2 puanlık bir büyüme sağladık. Tat Mayonez, 2025 yılında da tonaj bazında Türkiye pazar liderliğini korudu. Domates salçasında ise toplam pazar tonajda yüzde 2,4 daralmasına rağmen ciroda yüzde 18,5 büyürken, Tat Gıda olarak hem tonaj hem de ciroda Türkiye liderliğimizi sürdürdük. Bu kategorideki büyümemiz ağırlıklı olarak indirimli marketler hariç Türkiye kanalından geldi. “Bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağız” Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine aldıklarını vurgulayan Veysel Memiş, Manisa Akçaköy’de devreye alınan GES yatırımıyla enerji tüketiminin yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, Afyonkarahisar’da kurulacak ikinci santralin ardından bu oranın yüzde 97’ye ulaşacağını açıkladı. Veysel Memiş, şirketin 2030’da karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltma, 2050’de net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ilerlediğini belirtti. Toplantının sonunda Memiş, Tat Gıda’nın bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağını ve Bursa Karacabey’de şirketin ilk hatıra ormanının kurulacağını duyurarak, yatırımcılarla şeffaf ve öngörülebilir iletişimi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Veysel Memiş’in konuşmasının ardından Yatırımcı İlişkileri Direktörü Deniz Uysal, Tat Gıda’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Net satış hasılatının 10,1 milyar TL’ye ulaşması hedefleniyor Toplantıda geleceğe yönelik beklentilere ilişkin gerçekleşmelere de yer verildi. Öte yandan, 2026 yılı için daha önce açıklanan geleceğe yönelik beklentilerin korunduğu vurgulandı. Tat Gıda, 2026 yılı için satış hacmini 2025 yılı gerçekleşmelerine göre yüzde 15 artırarak yaklaşık 151 bin tona çıkarmayı hedeflerken, net satış hasılatının 10,1 milyar TL seviyesine ulaşmasını ve FAVÖK marjının yüzde 11–14 bandında gerçekleşmesini öngörüyor. Doğrudan satış modelinin yaygınlaştırılması, ürün portföyündeki katma değerli ürünlerin payının artırılması ve maliyet enflasyonunun etkin yönetimi, bu hedefleri destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.