Hava Durumu

#Üretim Maliyetleri

Kırsal Haber - Üretim Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada Haber

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada

İzmir Ticaret Borsası Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı 15 Mayıs Cuma günü Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’in başkanlığında, Yönetim Kurulu ve Meclis üyelerinin katılımı ile çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Mayıs Ayı Meclisi’nde gündem; küresel ekonomide belirsizlikler, enerji piyasalarındaki gelişmelerin tarım sektörüne etkileri, yeşil mutabakat, iklim değişikliğinin üretime etkisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”, tarımsal üretim maliyetleri ve sürdürülebilirlik, Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’nun çıktıları ve dijital dönüşüm ile Borsamız çalışmaları ilgili güncel gelişmeler hakkındaki bilgilendirmeler oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız, Kurban Bayramı tatilleri, Borsa toplantı ve etkinlik programlarının yoğunluğu nedeniyle, bu ay özelinde Meclis toplantısını çevrim içi gerçekleştirmek durumunda kaldıklarını ifade ederek söze başladı. Küresel piyasalarda aylardır devam eden belirsizlik ortamının artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkarak, kalıcı ekonomik risklere dönüşmeye başladığına dikkati çeken Tuncer, “Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan bir krizin, ertesi gün tarlamızdaki maliyete, marketteki etikete ve vatandaşın mutfak harcamasına doğrudan yansıdığını hepimiz net bir şekilde görebiliyoruz. Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’na göre; küresel enerji fiyatlarının 2026 yılında yüzde 24 artarak Ukrayna Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların da dünya deniz yolu ham petrol ticaretinin yüzde 35’ini etkilediği belirtilmektedir. Uluslararası piyasalarda oluşan temel beklenti; enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağı, navlun maliyetlerinin artacağı ve tedarik zincirlerinde yeni kırılmaların yaşanabileceği yönündedir.” dedi. Bu gibi durumlar nedeniyle özellikle tarımsal üretim açısından işlerin giderek zorlaştığını, küresel gübre fiyatlarında bu yıl yüzde 31’e varan artış beklenirken, üre fiyatlarındaki yükselişin yüzde 60 seviyelerine ulaşabileceğinin ön görüldüğüne de değinen Tuncer, “Yani gördüğünüz gibi Hürmüz’de yaşanan bir gerilim, sadece petrol şirketlerini ilgilendirmiyor. Üreticimizi, sanayicimizi, ihracatçımızı ve en önemlisi vatandaşımızın cebini doğrudan etkiliyor. Eskiden üretici “Bu yıl ne kadar kazanırım?” diye hesap yapardı. Bugün ise “Maliyetleri nasıl karşılayacağım?” diye düşünüyor. Bu durum ne yazık ki üreticilerimizin motivasyonunu zayıflatmaktadır. Bugün üretimden vazgeçilen her bir dönüm arazi, ne yazık ki yarın daha yüksek gıda enflasyonu, daha fazla ithalat baskısı ve daha kırılgan bir ekonomi olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak biliyoruz ki üretimden vazgeçmeyen toplumlar, zor dönemlerden güçlenerek çıkmayı başarırlar. Bu nedenle; bugün hepimize düşen görev, belirsizliklerin büyüttüğü kaygılara teslim olmak değil; üretimi, yatırımı ve dayanışmayı koruyarak ülkemizin ekonomik direncini daha da güçlendirmektir.” diye konuştu. Yönetim Kurulu adına konuşma gerçekleştiren Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz ise “Küresel belirsizliklerin ve Türkiye ekonomisindeki kritik ‘dengelenme’ sürecinin ortasında olduğumuz günlerdeyiz. Küresel ekonomi, bir yanda Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskısı, diğer yanda ise teknolojinin devrimsel hızıyla şekilleniyor. IMF’nin son tahminleri, küresel büyümenin yüzde 3,1 seviyelerine gerilediği bir sürece işaret ediyor.” dedi. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti ile Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikalarının, küresel ticarette korumacı yaklaşımların arttığını çok net bir şekilde ortaya koyduğuna değinen Ercan Korkmaz, “Bu noktada, Trump’ın tarihi Çin ziyaretinin sonuçlarını çok dikkatle izlememiz gerekiyor. Çünkü Çin, Türkiye’nin rekabet gücünü, pek çok başka etkenle birlikte ciddi şekilde aşındırmaya devam ediyor. Böyle bir iklimde yeşil mutabakat ve yapay zekanın artık bir tercih değil, küresel tedarik zincirinde kalıcı olabilmenin ön koşulu olduğunu kabul etmemiz şart.” diye konuştu. Kırsalda refahın artırılmasının, bugün artık yalnızca sosyal politika başlığı değil; doğrudan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve ülke ekonomisinin dayanıklılığı ile ilgili stratejik bir konu olduğuna değinen Korkmaz, “Tarımı ayakta tutan temel unsur yalnızca toprak, su veya teknoloji değildir. Asıl belirleyici unsur kırsalda yaşamını sürdüren insanın ekonomik ve sosyal olarak üretime devam edebilmesidir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte açıkladığı, yaklaşık 400 bin üreticiye ulaşılması ve 250 bin kişilik yeni istihdam oluşturulması hedeflenen “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”ni çok kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isterim.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin güncel gelişmeler ve durum tespitlerini katılımcılarla paylaşarak karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak Haber

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak

AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, Ayvalık’ı dört gün boyunca Türkiye tarımının karar ve vizyon merkezine dönüştürecek. Altınova Kapalı Pazaryeri, 15-18 Mayıs 2026 tarihlerinde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. İlk AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, aynı çatı altında birleşerek üretimden tedarik zincirine uzanan güçlü bir etkileşim alanı oluşturacak. Bu iki organizasyonun bir araya gelmesi, Ayvalık’ta tarımın geleceğine dair ortak akıl ve üretim vizyonunun şekillendiği kritik bir buluşma zemini ortaya koyacak. ZEYTİNCİLİĞİN YOL HARİTASI Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nde, zeytinciliğin geleceğine ilişkin çok boyutlu başlıklar ele alınacak. Zirvenin yalnızca sorunların dile getirildiği bir platform olmayacağını, aynı zamanda çözüm önerilerinin birlikte üretileceği bir ortak akıl zemini oluşturacağını vurgulayan Uğural, “Yerel yöneticilerden akademisyenlere, üreticilerden sanayici ve ihracatçılara kadar zeytine dair sözü olan herkes bu zirvede bir araya gelecek. Burada zeytinciliğin geleceğini konuşacağız; küresel baskılar karşısında sektörün nasıl daha dirençli ve güçlü hale gelebileceğini tartışacağız. Bu zirveden çıkacak sonuçların, Türkiye zeytinciliği için yeni bir yol haritası niteliği taşımasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. KIRSAL KALKINMANIN DİNAMİKLERİ Zirvenin ilk gününde yerel yönetimlerin tarım politikaları ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı kırsal kalkınma, üretim planlaması ve bölgesel tarım yatırımları üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Aynı gün gerçekleştirilecek “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem” oturumunda ise üreticiler ve sektör temsilcileri mevcut piyasa koşullarını analiz edecek. ZEYTİNCİLİĞİN ROTASI ÇİZİLECEK İkinci gün düzenlenecek “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu” başlıklı oturum, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olacak. Ayvalık, Edremit ve Burhaniye ticaret odalarının başkanları; coğrafi işaretin ekonomik değeri, lisanslı depoculuğun sektöre etkisi ve Kuzey Ege zeytinyağının dünya pazarındaki konumunu değerlendirecek. Aynı gün gerçekleştirilecek sektör forumunda ihracatçılar, üreticiler ve akademisyenler bir araya gelecek. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında küresel pazardaki rekabet avantajı, maliyet baskıları ve yeni ihracat stratejileri masaya yatırılacak. Balıkesir Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katılacağı forumda bilimsel üretim yöntemleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve verimlilik odaklı modeller öne çıkacak. SÖZ KADIN ÜRETİCİLERDE Zirvenin üçüncü gününde kadın üreticiler söz alacak. Aile işletmelerinden markalaşma süreçlerine kadar birçok başlığın ele alınacağı oturumda, kırsal ekonomide kadın emeğinin artan rolüne dikkat çekilecek. Günün son bölümünde gerçekleştirilecek üretici oturumunda ise ziraat odaları başkanları yeni sezona ilişkin saha verilerini paylaşacak. Özellikle kuraklık riski, su yönetimi, üretim maliyetleri ve rekolte beklentileri zirvenin en kritik gündem başlıkları arasında yer alacak. Sektör temsilcileri, Ayvalık’ta gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nin, Türkiye zeytinciliğinin geleceğine ilişkin önemli karar süreçlerine zemin hazırlayacağı görüşünde birleşiyor. Üretimin sürdürülebilirliği, ihracat kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli marka ekonomisinin oluşturulması açısından zirvenin sektöre güçlü bir perspektif sunması bekleniyor. Asırlardır zeytinle büyüyen Ayvalık, şimdi yalnızca üretimin değil; zeytin ekonomisinin geleceğini şekillendirecek fikirlerin de merkezi olmaya hazırlanıyor. ZEYTİN ÜRETİM ZİRVESİ PROGRAMI 1.Gün – 15 Mayıs 2026 AÇILIŞ TÖRENİ 12.00 STAND ZİYARETLERİ 1. Oturum – 14.30 Kuzey Ege’de Yerel Yönetimlerin Tarım Politikaları · Moderatör: İsmail Uğural – Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı · Konuşmacılar: · Mesut Ergin – Ayvalık Belediye Başkanı · Adil Kırgöz – Dikili Belediye Başkanı · Melih Bağcı – Gömeç Belediye Başkanı 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Hüseyin Bozkurt – Zeytin Üreticisi · Mehmet Cavlı – Komili Orjinasyon Müdürü · Fatih Cenikli – Zeytinyağı Üreticisi 2. Gün – 16 Mayıs 2026 1. Oturum – 15.00 Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetişimi ve Lisanslı Depoculuk · Moderatör: Dr. Hakkı Çetin – Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Uzmanı · Konuşmacılar: · Ali Uçar – Ayvalık Ticaret Odası Başkanı · Ahmet Çetin – Edremit Ticaret Odası Başkanı · Hasan Varol – Burhaniye Ticaret Odası Başkanı 2. Oturum – 16.30 Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Forumu · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Ali Nedim Güreli – Zeytinyağı İhracatçısı · Mustafa Alhat – Zeytin ve Zeytinyağı Üreticisi · Dr. Mücahit Kıvrak – Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Zeytincilik Bölümü Öğretim Görevlisi 3. Gün – 17 Mayıs 2026 1. Oturum – 14.30 Kadın Çiftçiler Konuşuyor · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Deniz Sabuncugil – 4. Nesil Zeytinyağı Üreticisi · Şensal Arslan – Zeytin Üreticisi · Tuğba Nur Çelikel – Zeytinyağı Üreticisi · Esra Ovalı – Uyan Zeytincilik Üretim Sorumlusu 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağında Üreticinin Yeni Sezon Beklentileri · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Ziraat Odaları Başkanları katılımıyla

Başkan Ataç: ''Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir'' Haber

Başkan Ataç: ''Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir''

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, çiftçilerin artan üretim maliyetleri ve gelir kaybı etkileri altında üretimi sürdürmeye çalıştığını belirterek, “Çiftçi ayakta kalırsa kent de ayakta kalır, sofra da bereketli olur” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal refah ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ataç, çiftçilerin her geçen gün daha ağır koşullarda üretim yaptığını ifade etti. Başkan Ataç, mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışların üreticinin belini büktüğünü belirterek şunları söyledi: “Çiftçimiz bugün tarlasına giderken mazotu, ürününü yetiştirirken gübreyi, sulama yaparken elektriği, hayvanını beslerken yemi düşünmek zorunda kalıyor. Üretim maliyetleri artıyor ama çiftçimizin emeğinin karşılığı aynı oranda artmıyor. Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya ulaşıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” Başkan Ataç, çiftçinin yaşadığı sorunun yalnızca kırsalın değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi üretmezse pazar boşalır, sofra küçülür, kent yoksullaşır, ülke dışa bağımlı hale gelir. Bu nedenle çiftçiyi korumak, aslında toplumun tamamını korumaktır” dedi. Çiftçiyi desteklemek tercih değil zorunluluktur Çiftçinin desteklenmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Ataç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin emeği değerinde karşılık bulmalı, küçük üretici korunmalı, yerel ürünler desteklenmelidir. Kırsal yaşamı güçlendirmeden sağlıklı kentler kuramayız. Tarımı güçlendirmeden ekonomik bağımsızlıktan söz edemeyiz. Toprağa emek veren, alın teriyle bu ülkenin sofrasına bereket taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Çiftçimizin emeği varsa umut vardır, bereket vardır, gelecek vardır.” “Tarımı, Enerjiyi ve Çevreyi Birlikte Düşünüyoruz” Tepebaşı Belediyesi olarak üretimin, emeğin, çevrenin ve yerel kalkınmanın yanında olduklarını belirten Başkan Ataç, belediyenin temiz enerji yatırımlarına da dikkat çekti. Başkan Ataç, “Bugünün dünyasında tarımı, enerjiyi ve çevreyi birbirinden ayrı düşünemeyiz. İklim krizi en çok çiftçimizi etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve artan enerji maliyetleri üreticimizin yükünü artırıyor. Tepebaşı Belediyesi olarak güneş panellerimizle temiz enerji üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyor ve doğaya olan yükümüzü azaltıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik, çiftçinin, üreticinin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını koruma meselesidir” ifadelerini kullandı. “Küçük üreticinin emeğini görünür kılıyoruz” Tepebaşı Belediyesi’nin kırsal kalkınma anlayışında küçük üreticilerin desteklenmesinin ve yerel ürünlerin öne çıkarılmasının önemli yer tuttuğunu belirten Ataç, Kızılinler ve Uludere’de düzenlenen hasat şenliklerinin bu yaklaşımın somut örneklerinden olduğunu söyledi. Başkan Ataç, “Kırsal kalkınma; üreticinin toprağında kalması, köylerin yaşamaya devam etmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kadın emeğinin görünür olması ve gençlerin üretimden kopmaması demektir. Kızılinler’de ve Uludere’de gerçekleştirdiğimiz hasat şenlikleriyle küçük üreticilerimizin emeğini görünür kılıyor, yerel ürünlerimizin tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Bu şenlikler, toprağa, üretime, yerel kültüre ve çiftçinin alın terine sahip çıkma iradesidir” dedi.

GTB Akıncı: "Tarım Sadece Bir Sektör Değil, Stratejik Bir Güçtür" Haber

GTB Akıncı: "Tarım Sadece Bir Sektör Değil, Stratejik Bir Güçtür"

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, tarım sektörünün ekonomik büyüme, gıda arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı stratejik öneme değinerek, üretimin merkezindeki çiftçilerin güçlendirilmesinin ve üretim sürdürülebilirliğinin korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Küresel ölçekte yaşanan iklim krizleri, savaşlar, lojistik sorunlar ve gıda tedarik zincirindeki kırılmaların tarımın önemini daha görünür hale getirdiğini belirten Akıncı, “Bugün dünyada en stratejik başlıklardan biri gıdadır. Gıdaya hükmeden ülkeler, geleceğe yön veren ülkeler olacaktır. Bu nedenle tarım artık sadece ekonomik bir faaliyet değil; milli güvenlikten sosyal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir güç unsurudur” dedi. Türkiye’nin sahip olduğu üretim kapasitesi, verimli toprakları ve güçlü tarımsal potansiyeliyle dünyanın sayılı tarım ülkeleri arasında yer aldığını kaydeden Akıncı, bu başarının arkasında büyük bir emek, fedakârlık ve alın teri bulunduğunu söyledi. “Sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına giden, yılın dört mevsimi üretim için mücadele veren çiftçilerimiz; sadece toprağı değil, hayatı da yeşertmektedir” diyen Akıncı, tarım sektörünün ekonomiye sağladığı katkının yanında toplumun yaşam sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Son yıllarda tarım sektöründe üretim maliyetleri, iklimsel riskler ve kırsaldan kente göç gibi önemli sorunların yaşandığını aktaran Akıncı, özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının gelecek adına ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı. Türkiye’de genç çiftçi oranının gerilediğine dikkat çeken Akıncı, çiftçi yaş ortalamasının ise 59’a yükseldiğini hatırlattı. Bu tablonun sürdürülebilir üretim açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Akıncı, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Tarımın geleceğini koruyabilmemiz için gençlerimizi yeniden üretimin içine dahil etmek zorundayız. Kırsalda yaşamı güçlendiren, genç çiftçiyi destekleyen, kadın üreticileri teşvik eden ve tarımda teknoloji kullanımını artıran uygulamalar ile üretim altyapısını güçlendirecek adımlar, ülke tarımcılığımız açısından büyük önem taşımaktadır. Akıllı tarım uygulamaları, dijitalleşme, su verimliliği ve sürdürülebilir üretim modelleri sektörün geleceğini belirleyecektir. Gençlerimizin tarımı sadece geleneksel bir uğraş değil; teknoloji, girişimcilik ve üretim gücüyle şekillenen stratejik bir alan olarak görmesi gerekiyor.” Tarım sektörünün güçlü olmasının ekonomik bağımsızlık açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, üretimin devamlılığı için çiftçinin gelir istikrarının korunmasının şart olduğunu dile getirdi. Akıncı,mesajının sonunda, “Ülkemizin bereketini büyüten, üretimiyle ekonomimize güç katan, sofralarımıza hayat taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor; emeklerinin karşılığını aldığı, bereketli ve kazançlı bir üretim sezonu diliyorum” dedi.

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!" Haber

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer Kayseri’de Kayseri CHP İl Başkanı Ozan Ufuk Gözbaşı ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ile Kayseri Toptancı hal esnafını ziyaret etti. CHP Genel Merkezi görevlendirmesi ile Kayseri’de esnaf, vatandaş, birlik ve oda ziyaretlerinde bulunan heyete her kesim dert yandı. Artan üretim ve nakliye maliyetlerinden vatandaşın düşen alım gücüne kadar birçok sorunun gündeme geldiği Kayseri Toptancı hal ziyaretinde esnaf sorunlarını sıraladı, Esnaf “Milletin alım gücü yok”, “Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyet katlanıyor”, “Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” sözleriyle yaşanan krizi anlattı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda sorunların yapısal olduğu kadar yönetimsel olduğunu belirtti. Son yıllarda farklı nedenler ile üretimdeki düşüşün Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “Çiftçiyi arayacağız ama o dönem çiftçi, üretici bulamayacağız” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, hem üretim maliyetleri hem de vatandaşın temel gıdaya erişimde yaşadığı sıkıntıları yerinde inceledi. “TARIMIN SİYASETİ OLMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,”tarım, hepimizi giydiren doyuran bir sektördür. Eğer gıdamız olmazsa yaşam olmaz. Bizim derdimiz de budur. Onun için el birliğiyle bu sorunları anlatmamız lazım. Yalnızca bizim değil, herkesin bu işi görmesi gerekiyor” dedi. Hal esnafı ise üreticinin yeterince korunmadığını ifade ederek, “Şu anda zaten bağcıyı dövüyorlar, üzüm yemek istemiyorlar” sözleriyle üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. “GIDA YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK” Tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sümerlerden örnek vererek, “Sümerlerin güzel bir sözü var. ‘Altını ve gümüşü olan, buğdayı, koyunu olanın kapısını bekler’ diyor. İşin özü budur. Ama gıda yoksa bağımsızlık da olmaz. Çünkü bağımsızlık gıdaya bağlıdır,” dedi. Mercimek üretimindeki gerilemeye de dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımda özellikle sofrada yer alan 21 üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “mercimeğin tohumunu Kanada’ya biz verdik. 2025 yılında mercimek üretimimiz 230 bin tona düştü. Oysa 2002 yılında 500 bin ton mercimek üreten bir ülkeydik. Şimdi mercimek ithal ediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİYİ ARAYACAĞIZ AMA BULAMAYACAĞIZ” Artan maliyetlerin üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İki sene önceki mazot fiyatıyla bugünkü mazot fiyatı arasında büyük fark var. Şu anda en büyük sorun üretimin olmaması. Üretim olmayınca dışa bağımlılık ortaya çıkıyor. Dışa bağımlılık bizi bitiriyor. Yarın öyle bir gün gelecek ki parası olan bile parasıyla ürün alamayacak. Çünkü ortada ürün olmayacak. Çiftçiyi arayacağız, elini öpelim diyeceğiz ama çiftçi bulamayacağız” diye konuştu. Hal Yasası üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Ömer Fethi Gürer, “diyorlar ki ‘Hal yasası değişirse her şey ucuzlayacak.’ 2012’de hal yasası değişti de ne oldu? Hiçbir şey değişmedi” ifadelerini kullandı. “MAYDANOZ TARLADAN SOFRAYA GELENE KADAR MALİYET KATLANIYOR” Hal esnafı Nuh Ağızballıer, “Devlet de üzerine düşeni yapacak. Otoyollarda sebze-meyve taşıyan araçlardan alınan ücretleri düşürecek. Nakliye maliyetlerini azaltacak. Tonaj uygulamalarında üreticiyi rahatlatacak. Çünkü 10 ton taşıyan araçla 20 ton taşıyan aracın maliyeti farklı oluyor” dedi. Mazot, lastik ve ekipman maliyetlerinin sürekli arttığını belirten Ağızballıer, “Mazota indirim yapmıyorsun. Lastiği, ekipmanı ithal ediyorsun. Bunlardan da vergi alıyorsun. Devlet olarak hiçbir şey yapmazsan vatandaş ne yapacak?” diye sordu. Vatandaşın temel gıdaya erişimde zorlandığını belirten Ağızballıer, “Millet diyor ki ‘Maydanoz nasıl 10 lira oldu?’ Çünkü işçilik arttı, lastik arttı, navlun arttı, masraflar katlandı. Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyeti katlanıyor. Sonuçta o masrafı vatandaş ödüyor” ifadelerini kullandı. “ÜRÜN VAR AMA ALIM GÜCÜ YOK” Hal esnafı, sorunun ürün eksikliğinden çok vatandaşın alım gücünün düşmesi olduğunu söyledi. Ağızballıer, “Şimdi insanlar sadece satabildiği kadar ürün getiriyor. Ortada ürün tedarik sorunu yok; alım gücü sorunu var. Milletin alım gücü yok. Bizim halde muhatap olduğumuz kişiler dar gelirli insanlar. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar. Kalabalık aileler. İnanın insanların gözü meyvede kalıyor” dedi. Erik ve çilek gibi ürünlerin artık birçok vatandaş için lüks hale geldiğini belirten Ağızballıer, “Halde dolaşın, bakın kaç dükkânda erik var, kaç dükkânda çilek var. 118 dükkânın belki 8’inde vardır, belki yoktur. Çünkü ürün geldiğinde satılamıyor. Sebep yine alım gücü” diye konuştu. “DEVLET SADECE VERGİYİ DÜŞÜNÜYOR” “Bugün ürünü satamazsam yarına kalıyor, ürün değer kaybediyor. Fiyat düşürüyorum ama yine de alan yok. İnsanların ulaşabileceği fiyatlar oluşturmak gerekiyor. Ama devlet bunu yapmıyor. Yapmayınca da sorun büyüyor” diyen Ağızballıer, geçmişte vatandaşın devletten destek beklediğini ancak bugün devletin yalnızca vergi toplamayı düşündüğünü ifade etti. Nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen Ağızballıer, “Eskiden tırcılar, kamyoncular büyük araçlarla iş yapardı. Sonra küçük araçlar da aynı işi yapmaya başladı. ‘Sorunu çözeceğiz’ diye K belgesi çıkardılar. Çözüm oldu mu? Hayır. Ardından kantar uygulamaları geldi. Peki düzeldi mi? Hayır” dedi. Sebze-meyve taşıyan araçların tonaj sınırlaması nedeniyle sorun yaşadığını belirten Ağızballıer, “Çimento çekene, taş çekene bir şey demem. Ama sebze-meyve taşıyanın ne günahı var? Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı. “İNSANLAR ESKİ PATATESİ ALMAYA MECBUR KALIYOR” Vatandaşın ucuz ürün arayışında olduğunu belirten Ağızballıer, “Bizim vatandaşta pahalı olan kaliteli olur diye yanlış bir anlayış var. Pazarda insanlar patatesi 10 liraya satmaya çalışıyor. Çünkü ürün artık hayvan yemine dönmüş durumda. Üretici çaresiz” dedi. “MUHALEFET SÖYLÜYOR AMA ÇÖZÜM ÜRETİLMİYOR” Sorunların çözümü için devletin üreticiye destek vermesi gerektiğini ifade eden hal esnafı, “Çözüm belli. Devlet üreticinin elinden tutacak. Kusura bakmayın ama sadece konuşarak, tartışarak bir yere varılmaz. Muhalefet söylüyor, anlatıyor ama iktidar üç maymunu oynarsa çözüm çıkmaz” diye konuştu. Ağızballıer, “Devlet üzerine düşeni yapmayınca vatandaş günü kurtarmaya bakıyor,” dedi. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK VERİLMİYOR” Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında çıkarılan tarım kanunu hatırlattı. Gürer, “Gübre sübvanse edilmeli. Mazottan KDV ve ÖTV kaldırılmalı. 2006 yılında çıkarılan kanunda milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi yazıyor. Bu yıl bu rakam yaklaşık 722 milyar lira olması gerekirken verilen destek 168 milyar lirada kalıyor. Sorun burada zaten. Çiftçiye verilmesi gereken destek verilmiyor” dedi. Nuh Ağızballıer, ekonomik krizin vatandaşın günlük yaşamına kadar yansıdığını belirterek, “İnsanlar belediyenin dağıttığı bir fideyi alabilmek için gece parkta bekliyor. Düşünün, bir fide için sabaha kadar sıra bekleniyor. İnsanlar artık evinin önüne bir fide bile dikmenin hesabını yapıyor” ifadelerini kullandı.

Gürer: "Rafta Artan Fiyat Taklit ve Tağşişe Yol Açıyor" Haber

Gürer: "Rafta Artan Fiyat Taklit ve Tağşişe Yol Açıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, artan gıda enflasyonu ile birlikte taklit ve tağşişli ürünlerde artış yaşandığını belirterek, 2026 yılının başından 22 Nisan’a kadar denetimlerde 207 taklit ve tağşişli ürün saptandı” dedi. Ömer Fethi Gürer, artan üretim maliyetleri, düşen alım gücü ve gıdaya erişimde yaşanan sorunların yanında taklit ve tağşiş ürünlerinde piyasada varlığı sorunları artırdığını belirtti. “Gıda enflasyonu yalnızca mutfakta yangın çıkarmıyor; denetimsizlik ve fırsatçılıkla birleşince taklit ve tağşişi de büyütüyor” diyen Gürer, özellikle temel gıda ürünlerinde ortaya çıkan uygunsuzlukların arttığını belirtti. “SAHTECİLİK YAYGINLAŞIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tereyağında bitkisel yağ, yoğurtta nişasta, balda taklit ve tağşiş, zeytinyağında düşük kaliteli yağ ve tohum yağı karışımı, et ürünlerinde dana eti yerine kanatlı eti ya da sakatat kullanımı gibi tüketiciyi yanıltıcı üretimler denetimlerde ortaya çıktı. Gıda enflasyonu taklit ve tağşişe kapı aralıyor,” dedi. “ETİKETTE BAŞKA, İÇERİĞİNDE BAŞKA ÜRÜN” CHP’li Ömer Fethi Gürer, yalnızca son açıklanan Bakanlık listelerde bile çok sayıda uygunsuzluk görüldüğüne dikkat çekti. Gürer, “Dana sucukta kanatlı eti, kıymalı pide harcında kalp, lahmacunda taşlık, kebap harçlarında mekanik ayrılmış kanatlı eti tespit ediliyor. Vatandaş dana eti aldığını sanıyor, karşısına bambaşka içerik çıkıyor.”dedi. Süt ürünlerinde bitkisel yağ ve nişasta kullanımına da dikkat çeken Gürer, “Tereyağı adıyla satılan ürünlerde bitkisel yağ tespiti, yoğurtta nişasta belirlenmesi işini iyi yapan yanında hileli yapanında azınlıkta olsa varlığını gösteriyor” dedi. “ZEYTİNYAĞINDA, BALDA, BAHARATTA TAĞŞİŞ ALARM VERİYOR” Gürer, yalnızca et ve süt ürünlerinde değil, zeytinyağı, bal ve baharatta da benzer sorunların yaygınlaştığını söyledi: “Natürel sızma diye satılan zeytinyağına başka yağ karıştırılıyor. Balda taklit ve tağşiş tespit ediliyor. Sumakta boya, tatlıda uygunsuz katkı görülüyor.”diye konuştu. “SAHTE ÜRETİME DİKKAT “ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “ ülkemizde binlerce işini düzgün ,dürüst yapan esnaf var ancak tüketiciyi yanıltan,haksız kazanç peşinde olan dayısı sınırlı olsada var.Vatandaşın alım gücü düşünce ucuz ürüne yöneliyor. Bu da merdiven altı ve denetimsiz üretim için pazar yaratıyor. .,” şeklinde konuştu. “TAKLİT VE TAĞŞİŞLE MÜCADELE SADECE TEŞHİR LİSTELERİYLE OLMAZ” 207 uygunsuzluk tespitinin münferit değil sistematik sorun olduğuna işaret eden Gürer, yalnızca ifşa listelerinin yeterli olmadığını belirtti. Gürer, “Ürünleri açıklamak önemli ama yetmez. Caydırıcı yaptırım gerekir. Sadece teşhir değil, etkin denetim, ağır yaptırım, düzenli izleme ve tüketiciyi koruyacak politikalar şarttır,” dedi. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ, DENETİM ARTIRILMALI” Gürer çözüm önerilerini de sıraladı: Gıda denetimleri sıklaştırılmalı, laboratuvar kapasitesi artırılmalı. Taklit ve tağşiş yapanlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı. Girdi maliyetleri düşürülerek dürüst üretici korunmalı. Güvenilir gıdaya erişim için kamusal denetim mekanizmaları güçlendirilmeli. Tüketicinin uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdaya erişimi desteklenmeli.

Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Yıllık Artış %31,55 Oldu Haber

Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Yıllık Artış %31,55 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2026 verilerine göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) yükselişini sürdürüyor. Aylık bazda %3,10 artış gösteren endeks, yıllık bazda %31,55 seviyesine ulaşarak tarımsal üretim maliyetlerindeki baskıyı gözler önüne serdi. Tarımsal Girdi Fiyatlarında Yükseliş Trendi Sürüyor 2020=100 temel yılı baz alınarak hesaplanan Tarım-GFE, 2026 yılının Şubat ayında bir önceki aya göre %3,10 oranında arttı. Yılın ilk iki ayındaki kümülatif artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,08 olarak gerçekleşirken; on iki aylık ortalamalar dikkate alındığında ise artış oranı %32,64 oldu. Bu veriler, tarımsal girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki yükünün istikrarlı bir şekilde arttığını gösteriyor. Ana Gruplarda Yatırım ve Kullanım Maliyetleri Arttı Şubat ayı verileri ana gruplar bazında incelendiğinde, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip iki grupta da yükseliş gözlendi: Tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi, bir önceki aya göre %2,96, geçen yılın aynı ayına göre ise %32,81 artış gösterdi. Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi ise aylık bazda %3,94 artarken, yıllık artış oranı %24,31 seviyesinde kaldı. Yıllık En Yüksek Artış Veteriner Harcamalarında Alt gruplar bazında yapılan analizde, üreticinin bütçesini en çok zorlayan kalemler netleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış, %41,37 ile veteriner harcamaları grubunda yaşandı. Bu grubu sırasıyla şu kalemler takip etti: Hayvan yemi: %37,70 Gübre ve toprak geliştiriciler: %36,89 Tohum ve dikim materyali: %34,58 Öte yandan, yıllık bazda en düşük artış gösteren alt grup ise %18,33 ile tarımsal ilaçlar oldu. Aylık Bazda Malzeme Fiyatları Zirvede Şubat ayı içerisinde gerçekleşen maliyet değişimlerine bakıldığında, bir önceki aya göre en fazla artış gösteren grup %4,31 ile malzemeler oldu. Aylık bazda dikkat çeken diğer artışlar ise hayvan yeminde %3,73 ve tohum/dikim materyalinde %3,50 olarak kaydedildi. Veteriner harcamaları ise aylık bazda %0,25 ile en düşük değişim gösteren grup olarak dikkat çekti. Tarımsal Üretim Maliyetleri Endeksi Rekora Koşuyor Şubat 2026 itibarıyla Tarım-GFE genel endeksi 914,70 puana ulaştı. Özellikle tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinin 1154,13 puana yükselmesi, çiftçilerin yeni yatırım ve modernizasyon süreçlerinde daha yüksek maliyetlerle karşılaştığını kanıtlıyor.

Balıkesir’de Tarımın Geleceği Konuşuldu: "Suyun İzinde" Paneli Yoğun İlgi Gördü Haber

Balıkesir’de Tarımın Geleceği Konuşuldu: "Suyun İzinde" Paneli Yoğun İlgi Gördü

Balıkesir Ticaret Odası (BATO) tarafından düzenlenen “Suyun İzinde: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Nereye Gidiyor?” paneli, sektörün uzman isimlerini ve paydaşlarını bir araya getirdi. Panelde, iklim krizi ve su yönetiminin tarımsal üretimin geleceği üzerindeki kritik rolü vurgulandı. ​Tarım ve hayvancılığın lokomotif şehirlerinden biri olan Balıkesir, gıda güvenliği ve su kaynaklarının korunması adına önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Balıkesir Ticaret Odası Barış Aydın Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen panele, iş dünyası ve tarım sektörü temsilcileri yoğun katılım gösterdi. ​Başkan Rahmi Kula: "Su Artık Bir Tercih Değil, Varoluş Meselesidir" ​Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, küresel iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekerek suyun hayati önemini hatırlattı. Kula, tarımsal sürdürülebilirliğin ancak su kaynaklarının doğru yönetimiyle mümkün olacağını belirterek, "İklim değişikliği kapımızda değil, artık hayatımızın merkezinde. Suyun her damlasını planlamak zorundayız," ifadelerini kullandı. ​Uzman İsimlerden Tarım ve Gıda Analizi ​Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım ve Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde, Türkiye ve dünya genelindeki tarım politikaları masaya yatırıldı. ​Mevcut Durum: Gıda enflasyonu, üretim maliyetleri ve hayvancılık sektöründeki son gelişmeler detaylandırıldı. ​Su Yönetimi: Vahşi sulamadan modern tekniklere geçişin hızı ve stratejik su yönetimi planları ele alındı. ​Gelecek Öngörüleri: Önümüzdeki 10 yılda gıda arz güvenliğini sağlamak için atılması gereken adımlar paylaşıldı. ​Geniş Katılımlı Buluşma ​Panele BATO Meclis Başkanı Okan Telaşeli, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emrah Bilcanlı, Yönetim Kurulu Üyeleri Faruk Demiraslan ve F. Tağmaç Şengörenoğlu ile çok sayıda meclis ve komite üyesi katıldı. Etkinlik sonunda, katılımcıların soruları uzman konuklar tarafından yanıtlanarak yerel üreticilere yönelik çözüm önerileri sunuldu.

Gıda Arz Güvenliği ve Fiyat İstikrarı İçin Kararlı Adımlar Haber

Gıda Arz Güvenliği ve Fiyat İstikrarı İçin Kararlı Adımlar

Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ev sahipliğinde; Tarım ve Orman Bakanı, Ticaret Bakanı, Strateji ve Bütçe Başkanı ile Merkez Bankası Başkanı’nın katılımıyla bir araya geldi. ​Toplantıda, bölgesel jeopolitik gerilimlerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri ve fiyat istikrarını korumaya yönelik stratejik adımlar kapsamlı bir şekilde ele alındı. ​Toplantıda Öne Çıkan Başlıklar ise şu şekilde; ​Arz Güvenliği Teşebbüsü: Küresel ve bölgesel gelişmelere rağmen, Türkiye’nin temel gıda ve tarımsal ürünlerde arz güvenliğini tehlikeye atacak bir durumun bulunmadığı teyit edilmiştir. ​Maliyet Kontrolü ve Destekler: Akaryakıt düzenlemeleri ve gübreye yönelik alınan tedbirlerin, üretim maliyetleri üzerindeki baskıyı asgari seviyeye indirdiği vurgulanmıştır. ​Yatırım Seferberliği: Gıda arzını artırmak amacıyla Organize Tarım Bölgeleri yatırımlarının hızlandırılması kararlaştırılmış; bu projeler için bütçe dahil finansman yol haritası oluşturulmuştur. ​Fahiş Fiyatla Mücadele: Tedarik zincirindeki haksız fiyat uygulamaları ve kayıt dışı ticaretle mücadele kapsamında denetimlerin tavizsiz süreceği belirtilmiştir. Özellikle maliyetlerle uyumsuz fiyat artışlarına karşı, dış ticaret tedbirleri de dahil olmak üzere her türlü önlemin titizlikle uygulanacağı duyurulmuştur. ​Bütüncül Takip Sistemi: Fiyat hareketlerinin anlık takibine ve analizine olanak sağlayacak yeni dijital uygulamaların hayata geçirilmesi kararı alınmıştır. ​Gelecek Projeksiyonu Komitenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan "sağlıklı fiyat" oluşumu için koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceği ifade edildi. Piyasa işleyişini bozan spekülatif hareketlere karşı tüm paydaşların haklarını gözeten kararlı bir duruş sergilenmeye devam edileceğinin altı çizildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.