Hava Durumu

#Üretim Maliyetleri

Kırsal Haber - Üretim Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni, Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin güncel verileri ortaya koydu. Bültene göre Hububat, Bakliyat sektörü, eylül ayında gerçekleştirdiği 991 milyon dolarlık ihracatla 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Türkiye’nin Eylül Ayı İhracatı 25,98 Milyar Dolara Ulaştı TİM’in Ticaret Bakanlığı ile birlikte açıkladığı verilere göre, 2026 yılı eylül ayında Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,38 artarak 25,98 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,90 artışla 31,21 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24,80 azalarak 5,23 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin dış ticaretindeki bu görünüm, tarım ve gıda tedarik zincirinin önemli sektörlerinden Hububat, Bakliyat sektörünün ihracat performansını da öne çıkardı. Hububat ve Bakliyat İhracatı 991 Milyon Dolar Bülten verilerine göre Hububat, Bakliyat sektörü eylül ayında 991 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın eylül ayı ile benzer seviyelerde seyreden bu ihracat hacmi, sektörün küresel dalgalanmalara rağmen istikrarlı görünümünü koruduğunu ortaya koydu. 991 milyon dolarlık ihracat, Hububat, Bakliyat sektörünün dış pazarlardaki konumunun yanı sıra tarım ve gıda tedarik zincirindeki önemini de ortaya koyuyor. Küresel Ticarette Haziran Ayının İhracat Görünümü Bültende yer alan verilere göre haziran ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında Çin’in ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,0, ABD’nin ihracatı yüzde 15,3, Almanya’nın ihracatı ise yüzde 13,8 arttı. Aynı dönemde Kosta Rika’nın ihracatı yüzde 5,5, Uruguay’ın ihracatı ise yüzde 3,1 düştü. Türkiye’nin ihracatı da haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artarak 24,92 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yİ-ÜFE Eylülde Yüzde 27,38 Arttı TİM Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni’nde yer alan makroekonomik göstergeler de üretim maliyetleri açısından dikkat çekti. TÜİK verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), eylül ayında yıllık bazda yüzde 27,38 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu seyir, tarımsal girdilerde maliyet planlaması açısından önem taşırken, üreticiler ve ihracatçıların ekonomik göstergeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İç talepteki dengeli görünümle birlikte değerlendirilen bu gelişmeler, genel piyasa istikrarı açısından önem taşımaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde kırsal üreticilerin ve ihracatçıların hem iç pazarda arz güvenliğini sağlamada hem de dış pazarlardaki paylarını artırmada üretim maliyetleri, ihracat verileri ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmesi bekleniyor.

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor Haber

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor

Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılayan İzmir’de, zeytinin geleceği için oluşturulan ortak akıl sahaya taşınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Danışma Kurulu ve Zeytin Çalıştayı ile belirlenen yol haritası doğrultusunda üreticiye yönelik desteklerini sürdürüyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda 391 zeytin üreticisine hasat ve tarımsal mücadele desteği sağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Çalıştayı’nda üretimin sürdürülebilirliği, verim ve kalitenin korunması ile üreticinin güçlendirilmesine yönelik ortaya konan yaklaşımın ardından, sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zeytin üretiminde verim ve kaliteyi korumak, üretim maliyetlerini azaltmak ve hastalık ile zararlılarla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla Kemalpaşa’daki üreticilere yönelik desteklerine devam ediyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda üreticilerle bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, Başkan Vekili Erdal Karagöz, Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üreticilerin taleplerini dinledi. Program kapsamında 391 zeytin üreticisi desteklerden faydalandı. Üreticilere zeytin hasat örtüsü, bordo bulamacı ve zeytin sineğiyle mücadele için diamonyum fosfat gübresi ve tuzak şişesi desteği sağlandı. “Üreticimizi kaybetmemeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, artan üretim maliyetleri karşısında üreticinin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Karakülçe, “Toprak bir ana; bizleri sarıp sarmalıyor. Toprak vermezse biz de bir şey alamayız. Bugün bütün girdileriniz, bütün giderleriniz artmış durumda. Burada belediyelerimiz ellerinde bulunan kaynaklarla üreticiye ne verebilir, üreticiyi daha çok neye teşvik edebilir, bunun gayreti içerisindeyiz. Çünkü üretmek başka bir mesele. Pek çok şeyi kaybediyoruz, üreticimizi de kaybediyoruz. Eğer gerçekten bir faydamız olabiliyorsa, üreticiye dokunabiliyorsak bu bizim için çok kıymetli” dedi. “Çiftçimize destek olmak için çalışıyoruz” Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen de tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan yurttaşların ekonomik koşullar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Son dönemde başta çiftçimiz, hayvancımız ve çalışanımız ciddi şekilde sıkıntılar içerisinde. En azından onlara destek verebilmek için hem ilçe belediyemiz hem Büyükşehir Belediyemiz ciddi katkılar sağlamaya çalışıyor. Bu tür yardımların çok değerli olduğunun altını çizmek istiyorum. İnşallah yapılan bu katkılar üreticilerimize fayda sağlar” diye konuştu. Türkmen, üreticiye sağlanan destekler nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkan Vekili Erdal Karagöz de İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını üreticilere iletti. “Mesele önce para kazanmak değil, üretmek” Destekten yararlanan 65 yaşındaki zeytin üreticisi Keramettin Şimşek, emekli olduktan sonra zeytin üretimine başladığını söyledi. Artan maliyetlere rağmen üretmeye devam ettiğini belirten Şimşek, “Maliyetler yüksek. Mazotu, gübresi, diğer giderleri var. Ama burada mesele önce para kazanmak değil, üretmek. Biz üretirsek bunu birileri görür. Bu ülkede bu ürün yetişiyor, bunun için çalışan insanlar var. Üretimi gençlere de yaymak lazım” dedi. “Fayda faydadır” Kiraz, erik ve zeytin üreticisi Hacer Duman da son yıllarda yükselen maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirterek, “Son yıllarda işler bozuk. Şeftalileri bile bu sene doğru düzgün satamadık. Maliyetleri hiç sormayın, onlar zaten uçtu. Çiftçilerin desteklenmesi çok güzel bir şey. Destek lazım zaten. Bana hasat örtüsü ve bordo bulamacı verecekler. Katkısı olmaz mı? Olur tabii. Fayda faydadır; karıncanın denize faydası varmış” diye konuştu. Türkiye’nin yağlık zeytininin yüzde 20’si İzmir’den Zeytine yönelik çalışmaların önemi İzmir’in Türkiye üretimindeki payıyla da ortaya çıkıyor. 2025 verilerine göre kentte 850 bin 453 dekar alanda 359 bin 970 ton yağlık zeytin üretiliyor. Bu üretimle İzmir, Türkiye’nin toplam yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılıyor. Sofralık zeytin de dahil edildiğinde kentteki toplam zeytin alanı 959 bin 984 dekara, toplam üretim ise 401 bin 879 tona ulaşıyor. Kemalpaşa’da 50 bin 850 dekar yağlık, 8 bin 111 dekar sofralık olmak üzere toplam 58 bin 961 dekar zeytin alanı bulunuyor. İlçede yıllık toplam zeytin üretimi 15 bin 506 ton olarak gerçekleşiyor.

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi

Kayseri, Ağustos ayında 333 milyon 760 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyamızı tebrik ediyorum. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor.” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Ağustos ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Ağustos ayında 333 milyon 760 bin 481 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,88 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 163 milyon 79 bin 418 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 19,68 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 8 AYDA 2 MİLYAR 630 MİLYON 148 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 8 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 8 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,64 artışla 2 milyar 630 milyon 148 bin 629 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 5,86 oranında artışla 1 milyar 253 milyon 491 bin 54 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Ağustos ayında dünya genelinde 150 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Polonya, İtalya, Irak, Fransa, Fas, Romanya, Hollanda ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Demir ve Demir Dışı metaller, Deri ve Deri Mamulleri, Elektrik ve Elektronik, Halı, İklimlendirme Sanayii, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri gibi sektörlerde artış yaşanırken; Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri, Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Hububat sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. Küresel pazarlarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, özellikle yüksek üretim ve finansman maliyetlerinin firmaların fiyatlama gücünü ve rekabet kapasitesini sınırladığını belirtti. Gülsoy, ''Bugün ihracatçımız global rakiplerinin yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişim ve giderek daralan rekabet marjlarıyla da mücadele ediyor. Bu şartlarda bile elde edilen her ihracat artışını çok kıymetli buluyoruz; fakat bizim için mevcut seviyeyi korumak hiçbir zaman yeterli olmayacak. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor'' dedi. İHRACATÇININ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEK ZORUNDAYIZ Hedeflerinin; katma değeri yüksek, sürdürülebilir ve rekabetçi bir ihracat yapısını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Gülsoy, artan maliyetler karşısında ihracatçının pazardaki konumunu koruyabilmesinin ve yaptığı ihracattan sağlıklı bir kazanç elde edebilmesinin her geçen gün daha önemli hale geldiğine işaret etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 1 Ekim itibarıyla özellikle emek yoğun, katma değerli üretim yapan ve istihdama katkı sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin artırılacağı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Gülsoy, bu tür desteklerin ihracatçının rekabet gücünü koruması açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. YENİ PAZARLARA ULAŞMAK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Küresel ticarette artan korumacılık ve rekabet karşısında pazar çeşitliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapan Gülsoy, firmaların mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara da mutlaka ulaşması gerektiğini kaydetti. Başkan Gülsoy, ''Biz de firmalarımızın yeni pazarlara açılması, ihracatçı sayımızın artması ve mevcut ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha güçlü hale gelmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Üreten, istihdam sağlayan ve dünyanın dört bir yanına Kayseri menşeli ürünleri ulaştıran tüm firmalarımıza ve kıymetli çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.'' ifadelerini kullandı.

TEKSPEKTİF’te Gelecek Stratejileri Konuşuldu Haber

TEKSPEKTİF’te Gelecek Stratejileri Konuşuldu

Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) organizasyonu, Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) ev sahipliği ve Denizli Sanayi Odası (DSO) iş birliğiyle düzenlenen TEKSPEKTİF buluşması, tekstil ve hazır giyim sektörünün önde gelen temsilcilerini Denizli’de bir araya getirdi. Sektörün mevcut durum analizinin yapıldığı ve gelecek dönem beklentilerinin masaya yatırıldığı TEKSPEKTİF programına; DENİB Başkanı Osman Uğurlu, DSO Başkanı Selim Kasapoğlu ve DETGİS Başkanı Halil Erdoğan katıldı. Etkinlikte ayrıca Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TİM Başkan Vekili Ahmet Öksüz, Önceki Dönem DENİB Başkanı ve TİM Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Memişoğlu, OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, TGSD Başkanı Toygar Narbay, ETHİB Başkanı Turan Göksan, EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, EGSD Başkanı Yasin Akçakaya, TETSİAD Başkanı Murat Şahinler, DESİAD Başkanı Nuri Turgut ve DEGİAD Başkanı Kemal Sözkesen gibi sektörün ve bölgenin önemli isimleri yer aldı. "Sektörün Sesini Birlikte Duyurmalıyız" Programın açılışında konuşan Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, tekstil ve hazır giyim sektörünün Denizli’nin üretim, istihdam ve ihracat kültüründeki kritik rolüne dikkat çekti: "Tekstil ve hazır giyim, kentimizin ulaştığı ekonomik gücün temel taşıdır. İçinden geçtiğimiz zorlu dönemde üretici ve ihracatçılarımızın sorunlarının doğrudan muhataplarıyla konuşulmasını son derece kıymetli buluyorum. TEKSPEKTİF gibi platformlar, sektörün ihtiyaçlarını doğru tespit etmemizi sağlıyor. Bizlere düşen görev, burada ortaya koyulan çözüm önerilerini takip etmek ve Denizli’nin üretim gücünü daha ileriye taşımaktır." "Tekstil ve Konfeksiyon Birbirinden Ayrı Düşünülemez" Sektörün yaşadığı daralma ve küresel rekabet baskısına değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, tedarik zincirindeki bütünlüğün önemini vurguladı: "Konfeksiyondaki bir sipariş kaybı; kumaştan boyahaneye, dokumadan ipliğe kadar tüm üretim zincirini olumsuz etkiliyor. TEKSPEKTİF’i sektörümüzün bir aile meclisi olarak görüyoruz. Sorunlarımızı açıkça konuşarak uygulanabilir ve somut çözümler geliştirmek zorundayız. Çözüm yine bizim üretim gücümüzde, tecrübemizde ve çalışma azmimizdedir." "Artık 'Nasıl Daha Fazla Değer Üretiriz?' Sorusunu Sormalıyız" DETGİS Başkanı Halil Erdoğan ise artan üretim maliyetleri, finansmana erişim ve kur-maliyet dengesi gibi faktörlerin sektörü yeni arayışlara yönelttiğini belirtti: "Değişen küresel koşullarda sektörümüzün güçlü yönlerini yeniden konumlandırmalıyız. Bugün sadece 'Nasıl daha fazla üretiriz?' değil, 'Nasıl daha fazla değer üretiriz?' sorusuna odaklanmamız gerekiyor. TEKSPEKTİF, sektörümüzün geleceğine yönelik ortak bir perspektif oluşturmayı hedefliyor." Sektörel Durum Raporu ve 2030 Vizyon Paneli Açılış konuşmalarının ardından Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, "TGSD Sektörel Durum Raporu ve Sektörel Strateji Haritası" başlıklı sunumunu gerçekleştirerek güncel verileri ve stratejik hedefleri katılımcılarla paylaştı. Programın devamında moderatörlüğünü DSO Başkanı Selim Kasapoğlu’nun üstlendiği TEKSPEKTİF Paneli düzenlendi. TİM Başkan Vekili Ahmet Öksüz ve TGSD Başkanı Toygar Narbay’ın konuşmacı olduğu panelde; Türkiye’nin üretim gücünü koruyarak katma değerini artırması, küresel rekabette yeniden konumlanması ve 2030’a uzanan dönüşüm süreci ele alındı. Panelde değerlendirmelerde bulunan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, sanayideki maliyet ve rekabet sorunlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Önümüzdeki dönemde üretimde verimliliği artırmak, pazar çeşitliliğini güçlendirmek ve değişen küresel taleplere hızla yanıt verebilmek belirleyici olacaktır. Sektörümüzün bugünkü tablosunu doğru okumak kadar, gelecekte nerede konumlanacağını net bir şekilde ortaya koymak da hayati önem taşıyor." İş birliği ve ortak akıl mesajlarının öne çıktığı TEKSPEKTİF programı, sektöre katkı sağlayan konuşmacılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı Haber

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı

Mudanya Belediyesi’nin düzenlediği Tarım Çalıştayı’nda incir, üzüm ve zeytin üretiminin sorunları ile çözüm önerileri ele alındı. Üreticinin emeğinin karşılığını alması için atılabilecek adımların tartışıldığı çalıştayda, Mudanya tarımının geleceğine ilişkin yol haritasına yönelik öneriler geliştirildi. Mudanya Belediyesi, tarımsal kalkınmayı desteklemek, yerel üreticiyi güçlendirmek ve üretimi daha sürdürülebilir ve verimli hale getirmek amacıyla yürüttüğü çalışmalara bir yenisini ekledi. Mudanya TARIM iş birliğiyle “Mudanya’nın Bereketi: İncir – Üzüm – Zeytin” başlıklı Tarım Çalıştayı, Tirilye Taş Mektep Akademi’de düzenlendi. Sürdürülebilir yerel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefleyen çalıştayda, Mudanya’nın tarımsal potansiyeli ve üretimin mevcut durumu değerlendirildi. İncir, üzüm ve zeytinin üretimden pazarlamaya uzanan sorunları tartışılırken, tarımsal verimliliği artırmak, üreticiyi desteklemek ve yerel üretimi güçlendirmek için çözüm önerileri paylaşıldı. Çalıştaya akademisyenler, muhtarlar, üreticiler, sektör temsilcileri ve kamu kurumu temsilcileri katıldı. “HER ÜRÜNÜN ARKASINDA EMEK VAR” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkan Yardımcısı Volkan Keçeci, “Her ürünün arkasında yılların birikimi, üreticinin emeği ve toprağa duyulan bağlılık var” dedi. Mudanya’nın zeytin, incir ve üzümüyle önemli bir tarım kenti olduğunu belirtti. Ürünlerin her birinin arkasında yılların birikiminin, üreticinin emeğinin ve toprağa duyulan bağlılığın olduğunu söyleyen Keçeci, şöyle konuştu: “Tarımın geleceği açısından önümüzde önemli başlıklar bulunuyor. İklim değişikliği, su kaynakları, toprak sağlığı, üretim maliyetleri ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması bunların başında geliyor. Özellikle bilimsel bilgi ile üreticimizin deneyimini buluşturmayı ve çalıştaydan uygulanabilir sonuçlar çıkarmayı önemsiyoruz. Mudanya’nın toprağını, üretimini ve tarımsal değerlerini geleceğe birlikte taşıyabilmek dileğiyle çalıştaya katkı sunan tüm akademisyenlerimize, uzmanlarımıza, üreticilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” TARIMIN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL ÖNERİLER Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Gürbüz, “Mudanya Tarımının Geleceği” isimli sunumunda pazarlama, coğrafi işaret, tescil miktarları, iklim, bitki sağlığı ve gastronomi başlıklarında son gelişmeleri aktardı. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, “Toprak Sağlığı ve Besleme” başlıklı sunumunda Mudanya’da gerçekleştirdikleri toprak analizi verilerini paylaştı. Zeytin başta olmak üzere tarımsal ürünlere çok fazla önem verilmesi gerektiğini söyleyen Aksoy, üreticilerin destekleneceği politikaların hayata geçmesinin önemini vurguladı. Yüksek Ziraat Mühendisi Arca Atay ise “Ekolojik Tarım” başlıklı sunumunda organik tarım sisteminin Türkiye’deki verilerini paylaştı. Organik tarımın 1984 yılında başladığını ve 2004 yılında kanunlaşarak yürürlüğe girdiğini belirten Atay, Türkiye’de sertifikalı 37 bin çiftçinin olduğunu söyledi. Organik tarımın iklim krizine ve tarıma olan etkilerinden de bahseden Atay, en büyük katkısının toprak karbonunu artırması olduğunu ifade etti. TEMATİK TOPLANTILAR DÜZENLENDİ Sunumların ardından “İncir ve Üzüm: Mudanya’nın Saklı Değeri”, “Zeytin: Mudanya’nın Köklü Değeri ve Geleceği” ve “Kırsal Kalkınma, Örgütlenme, Gastronomi ve Agro Turizm” isimleriyle kurulan tematik masalarda ürünlerin kuvvetli ve zayıf yönleri, tehditler ve fırsatlar konularında katılımcıların fikirleri ve önerileri alındı. Üretimden pazarlamaya, ürün kalitesinden markalaşmaya kadar uzanan tarımsal değer zincirinin değerlendirildiği çalıştay, farklı paydaşların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirerek Mudanya tarımının geleceğine yönelik öneriler ortaya koydu. Çalıştayda gün boyunca Taş Mektep Terası’nda zeytin, zeytinyağı, siyah incir ve kara üzüm başta olmak üzere yerel ürünler, kurulan stantlarda sergilendi.

Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor Haber

Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor

Seyitgazi Ziraat Odası Başkanı Erhan Erden, 2026-2027 şeker pancarı tesellüm kampanyasının başlamasıyla birlikte çiftçilerin yaşadığı girdi maliyeti sorunlarına dikkat çekti ve açıklanacak taban fiyat için adil bir denge çağrısında bulundu. ​Kampanya Başladı, Gözler Açıklanacak Fiyatta ​Şehirde bin bir emekle yetiştirilen şeker pancarında 2026-2027 Tesellüm Kampanyası, 18 Eylül 2026 Cuma günü itibarıyla resmi olarak başladı. Hasat heyecanının yaşandığı bu dönemde üreticilerin gözü ve kulağı, yakın zamanda açıklanacak olan şeker pancarı alım fiyatına çevrilmiş durumda. ​"Artan Girdi Maliyetleri Çiftçinin Omuzundaki Yükü Ağırlaştırıyor" ​Üreticilerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun artan üretim maliyetleri olduğunu belirten Erhan Erden, mazot, gübre, ilaç, tohum, sulama, işçilik ve bakım masraflarındaki ciddi artışlara dikkat çekti. Erden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Şehrimizde bin bir emekle yetiştirilen şeker pancarında 2026-2027 Tesellüm Kampanyası, 18 Eylül 2026 Cuma günü başladı. Üreticimizin gözü ve kulağı ise açıklanacak şeker pancarı fiyatındadır. Ancak bugün çiftçimizin en büyük sorunu, artan üretim maliyetleridir. Mazot, gübre, ilaç, tohum, sulama, işçilik, bakım ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan ciddi artışlar, pancar üreticimizin üzerindeki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır. Çiftçimiz tarlasını ekerken, sularken, bakımını yaparken ve hasat ederken bu maliyet artışlarını bizzat yaşamaktadır. Üretim maliyetleri sürekli yükselirken açıklanacak pancar fiyatının bu gerçeklikten uzak kalması, üreticimizi sürdürülemez bir noktaya taşıyacaktır. Üretimin devamlılığı için öncelikle üreticinin ayakta kalması gerekmektedir. Bu nedenle şeker pancarı taban fiyatı belirlenirken yalnızca geçmiş dönem fiyatları değil; bugünün gerçek üretim maliyetleri, artan girdi fiyatları, çiftçimizin emeği ve alın teri ile üretimin sürdürülebilirliği mutlaka dikkate alınmalıdır. Beklentimiz; artan maliyetleri karşılayan, çiftçimize gerçek anlamda kazandıran, emeğinin hakkını veren ve gelecek yıl da üretmeye devam etmesini sağlayabilecek adil ve sürdürülebilir bir fiyatın açıklanmasıdır."

Nilüfer’de İncirin Lezzeti ve Emeği Festivalde Buluştu Haber

Nilüfer’de İncirin Lezzeti ve Emeği Festivalde Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin siyah inciri tanıtmak ve üreticileri desteklemek için düzenlediği 12. Akçalar-Fadıllı İncir Festivali, Akçalar Göl Kıyısı’nda gerçekleştirildi. İncir stantları ile yerel lezzetlerin sergilendiği ve yarışmaların düzenlendiği festival, Karaf grubunun konseri ile son buldu. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği 12. Akçalar-Fadıllı İncir Festivali Akçalar Göl Kıyısı’nda gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, muhtarlar ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı festivale ilgi büyüktü. Yerel lezzetlerin ve incir stantlarının bulunduğu festivalin açılışında Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu sahne aldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yaptığı konuşmada, siyah inciri tanıtmak için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Dünya incir üretiminin yaklaşık üçte birinin Türkiye’de yapıldığını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Türkiye’de ise ilk sırada Bursa’mız geliyor. Burada da en çok üretimi Nilüfer yapıyor” dedi. Nilüfer’de 2 bin 300 dönüm arazide incir üretildiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Bu yıl geçtiğimiz yıllara göre yaklaşık yüzde 30 ürün artışı görülüyor. 3 bin ton üzerinde ürün bekliyoruz” dedi. Nilüfer Belediyesi olarak NİLKOOP ile Fadıllı Mahallesi’nde 12 dönümlük alanda incir üretildiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, 12 tona yakın ürün beklediklerini söyledi. “ÜRETİCİ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALAMIYOR” Bu yıl incir hasadının çiftçi için zor geçtiğini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Gübre, ilaç, işçilik ve üretim maliyetleri artıyor. İncir ise düşük fiyattan alıcı buluyor. Üreticimiz emeğinin karşılığını alamıyor” dedi. Siyah incirin tanıtımı için festivaller düzenlediklerini anlatan Başkan Şadi Özdemir, şöyle konuştu: “Merkezi hükümetin tarıma tabii ki başta incir olmak üzere diğer meyvelerimize, sebzelerimize, ürünlerimize, tahılımıza, buğdayımıza gerekli destekleri vermesi lazım. Dünyanın her yerinde, gelişmiş tüm ülkelerde tarıma çok büyük destek veriyorlar. Bütçeden çok büyük paylar ayırıyorlar. Biz ne yazık ki burada aynı desteği veremiyoruz tarıma. Çünkü şunu biliyoruz ki fabrika yapacak, ev yapacak araziyi her yerde buluruz da bu siyah inciri üretebileceğimiz tarlaları, bahçeleri, bağları hiçbir yerde bulamayız. Buraların örgütlü bir hale gelmesi için çaba sarf ediyoruz. Çünkü örgütlenmezsek biz buradan para kazanma şansımız yok. O nedenle daha önce de önermiştim. Bölgede mutlaka kooperatifleşmeliyiz” DERECEYE GİRENLER ÖDÜLLENDİRİLDİ Festival yarışmalarla renklendi. Jürilerin değerlendirmeleri sonucu, ‘En İyi İncir Yetiştiricisi’ yarışmasında Berre Kargılı 1’inci, Gökhan Arıca 2’nci Gökhan Aktaş ise 3’üncü oldu. ‘İncirli Lezzetler Yemek Yarışması’nda ise birbirinden güzel lezzetler yarıştı. Fadile Yeprem ‘Bademli İncir Galette’ ile 1’inci, Nevin Pınar ‘Çıtır İncir Yatağında Mutancana” ile 2’nci, Sevgi Vatan ise ‘İncir Köşkü’ ile 3’üncü oldu. Kazananlara ödülleri verildi. Festival Karaf grubu konseri ile sona erdi.

CHP'li Gürer: "Çiftçi Tarladan Bankaya Koşuyor" Haber

CHP'li Gürer: "Çiftçi Tarladan Bankaya Koşuyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında tarımsal üretimde verim ve rekolte artışı yaşanmasına karşın üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını belirterek, çiftçinin giderek büyüyen borç yüküne dikkat çekti. Gürer, “Üretici, mahsulü bol olunca daha önceki yıllarda oluşan borçlarını da kapatacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca ürün fiyatlarıyla sınırlı kalmadığını, düşük alım fiyatlarının çiftçinin borç yükünü de artırdığını söyledi. 2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verim ve rekoltede artış yaşandığını belirten Gürer, buna karşın üreticinin beklediği geliri elde edemediğini ifade etti. Gürer, farklı ürünlerde uygulanan düşük alım fiyatlarının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, “2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verimde de rekoltede de artış gerçekleşti. Üretici, mahsulü bol olunca daha önceki yıllarda oluşan borçlarını da kapatacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı Üzümde, limonda, fındıkta, buğdayda, mercimekte, nohutta, domateste beklediği gelire üretici sahip olamadı. Bunun yansıması tabii borç ödemede de sorunların artmasına neden oldu” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA YAKLAŞTI Çiftçinin bankacılık sektörüne olan borcunun yıllar içinde katlanarak arttığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde bulunan tarım sektörünün bankalara kredi borcunun, 2026 yılı Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya yükseldiğini söyledi. Gürer, “2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde olan tarım sektörünün bankacılık sektörüne kredi borcu, 2026 yılının Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya kadar yükseldi. Bu, yaklaşık 20 yılda 230 katlık bir artış olduğunu gösteriyor” dedi. Borç artışının özellikle son yıllarda hızlandığına dikkat çeken Gürer, “2022 yılının Temmuz ayında 233 milyar 33 milyon lira olan borç, 2023'te 487 milyar 45 milyon liraya, 2024'te 714 milyar 981 milyon liraya, 2025'te ise 1 trilyon 81 milyar 39 milyon liraya çıktı. Temmuz 2026'da ise 1 trilyon 492 milyar liralık bir borç oluştu.” Gürer, yalnızca son bir yılda yaşanan artışın bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu ortaya koyduğunu belirterek, “Sadece son bir yılda çiftçinin bankalara olan borcu 411 milyar 249 milyon lira arttı. Bu da yüzde 38'lik bir artış demek. Son dört yıl içinde borç yaklaşık 6,4 kat artmış oldu” diye konuştu. ÇİFTÇİ BORCUNU KAPATMAK İÇİN YENİDEN BORÇLANIYOR Çiftçinin üretime devam edebilmek için sürekli artan girdi maliyetlerini karşılamak zorunda kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, üretim maliyetleri ile üreticinin elde ettiği gelir arasındaki makasın giderek açıldığını belirterek, “Çiftçi tarlasını ekebilmek için gübre, ilaç, mazot, tohum ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Sulama suyundan işçiliğine kadar giderleri her yıl artıyor. Üretim maliyetleri artarken üretimden elde ettiği ürünün geliri ise düşüyor. Borcunu kapatmaya yeni borçla devam ediyor” ifadelerini kullandı. TAKİPTEKİ ÇİFTÇİ BORÇLARI 20 YILDA 125 KAT ARTTI Çiftçinin borçlarını ödeyememesi nedeniyle takipteki kredilerde de ciddi artış yaşandığını kaydeden Gürer, takipteki borçlara ilişkin rakamların da ekonomik tablonun ağırlığını gösterdiğini söyledi. Gürer, “2006 yılının Temmuz ayında 211 milyon 792 bin lira olan takipteki borç miktarı, 2021'de 4 milyar 738 milyon liraya, 2025'te 8 milyar 597 milyon liraya, 2026 Temmuz'unda ise 26 milyar 602 milyon liraya yükseldi. Böylece takipteki çiftçi borçları 20 yılda yaklaşık 125 kat arttı. Yalnızca son bir yıldaki artış bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının somut göstergesi. Tarla haczediliyor, traktör haczediliyor. Elindeki avucundaki, ürettiği ürün haczediliyor. Hayvanı haczediliyor ve bu anlamda önemli ve ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. ÇİFTÇİNİN BİR YILDAKİ BORÇ ARTIŞI, TARIMSAL DESTEK BÜTÇESİNİN 2,5 KATI Çiftçinin borç yükündeki artış ile tarımsal destekler arasındaki farkın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2025 Temmuz'u ile 2026 Temmuz'u arasındaki döneme ilişkin rakamları karşılaştırdı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2025 Temmuz'undan 2026 Temmuz'una kadar çiftçinin banka borcu 411 milyar lira artarken, 2026 yılı için açıklanan toplam tarımsal destek bütçesi 168 milyar lira seviyesinde kaldı. Yani çiftçinin sadece bir yılda artan borcu, bir yıllık tarımsal destek bütçesinin yaklaşık 2,5 katına ulaştı” dedi. Gürer, çiftçinin borç yükünün azaltılması ve tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. ÇİFTÇİNİN FAİZ YÜKÜ SİLİNMELİ, BORÇLAR UZUN VADEYE YAYILMALI Çiftçinin kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları için kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini de sıraladı. Gürer, “Kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan birikmiş borçların faizleri silinmeli, ana borçlar en az 3 ila 5 yıl faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmelidir. Çiftçinin traktörüne, tarlasına ve tarım ekipmanlarına yönelik icra ve haciz işlemleri, üretimin devamlılığı açısından durdurulmalıdır. Üretim araçlarını kaybeden çiftçinin üretime devam etmesi mümkün değildir” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ, VERGİ YÜKÜ AZALTILMALI Tarımda sürdürülebilir üretim için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, tohum, elektrik ve sulama suyu başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde vergi yükünün azaltılmasını istedi. Gürer, “Mazot, gübre, tohum, elektrik, sulama suyu ve diğer temel tarımsal girdiler üzerindeki vergi yükü de azaltılmalıdır. Üretim maliyeti düşürülmelidir. Çiftçinin ürettiği üründen para kazanabilmesi için maliyetlerin altında kalmayacak, üreticiyi koruyacak, çiftçi refahını önceleyecek bir alım politikası izlenmeli” dedi. KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRİLMEZSE SORUNLAR KATLANARAK DEVAM EDER CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda kamucu politikaların ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirten mevcut yaklaşımın sürdürülmesi durumunda üretimdeki sorunların daha da büyüyeceği ifade ederek, “Kamucu bir yaklaşımla kooperatifçiliğin de geliştirileceği bir sürece evrilmezsek, her yıl sorunlar katlanarak devam edecektir” diye konuştu.

Kula’da Çiftçinin Sulama Yükünü Hafifletecek Destek Haber

Kula’da Çiftçinin Sulama Yükünü Hafifletecek Destek

Kula’da tarımsal üretim yapan çiftçilere damlama sulama borusu desteği sağlandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin projesiyle üreticilerin sulama maliyetlerinin azaltılması ve su kaynaklarının daha verimli kullanılması hedefleniyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından üzüm, zeytin ve sebze üreticilerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “5 Bin Çiftçiye 13 Milyon Metre Damlama Sulama Borusu Bizden” projesi Kula’da da üreticilere ulaştı. Proje kapsamında Kula’da 37 üreticiye damlama sulama borusu hibe edildi. Sağlanan destekle çiftçilerin sulama altyapısı maliyetlerinin azaltılması ve tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kula’da üreticiye sulama desteği Damlama sulama borusu dağıtımı dolayısıyla düzenlenen programa Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Alan Şube Müdürü Burak Doğuş, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kula Koordinatörü Adem Yardımcı, MASKİ Kula Şefi Selçuk Gündüz ve üreticiler katıldı. Programda konuşan Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, tarımsal üretimin ilçe ekonomisi ve kırsal yaşam açısından önemine dikkat çekti. Artan üretim maliyetleri ve su kaynaklarının azalmasının çiftçiler üzerindeki yükü artırdığını belirten Dönmez, üreticilere yönelik desteklerin önem taşıdığını ifade etti. Su tasarrufu ve verimli üretim hedefleniyor Damlama sulama sistemlerinin suyun doğrudan ve kontrollü şekilde bitkilere ulaştırılmasına imkân sağladığına dikkat çekilirken, uygulamanın sulama giderlerinin azaltılmasına da katkı sunması bekleniyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin projesi kapsamında il genelinde 5 bin çiftçiye toplam 13 milyon metre damlama sulama borusu ulaştırılması hedefleniyor. Kula’da verilen destekle özellikle üzüm, zeytin ve sebze üretiminde sulama süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi ve su kaynaklarının korunmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Başkan Dönmez’den teşekkür Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, toprağına emek veren üreticilerin desteklenmesinin önemini vurgulayarak, Kula’daki çiftçilere sağlanan damlama sulama borusu desteği nedeniyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.