Hava Durumu

#Üzüm

Kırsal Haber - Üzüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üzüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarıgöl’de Üzüm Üreticisi Mağdur: Üzümler Dalında Kaldı! Haber

Sarıgöl’de Üzüm Üreticisi Mağdur: Üzümler Dalında Kaldı!

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticilerinin yaşadığı mağduriyet gündeme geldi. Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, üzümlerin dalında kaldığını ve üreticilerin emeklerinin boşa gitme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek üzüm üreticilerine destek çağrısında bulundu. Tahsin Akdeniz’den üzüm üreticileri için çağrı Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek ürünlerin alınmaması ve fiyatların üreticilerin beklentilerini karşılamaması durumunda büyük kayıplar yaşanabileceğini ifade etti. Üreticilerin aylar boyunca emek vererek yetiştirdiği üzümlerin dalında kaldığını vurgulayan Akdeniz, çiftçilerin alın terinin ve emeğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. “Üzümlerimiz dalında kaldı” Üzüm üreticilerinin mağduriyetine ilişkin açıklama yapan Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, şu ifadeleri kullandı: “Üzümcümüz mağdur, üzümlerimiz dalında kaldı! Üreticimizin emeği, alın teri ve aylarca verdiği emek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Üzümlerimiz alınmaz, fiyatlar hak ettiği seviyeye gelmezse ürünlerimiz heba olacak, çiftçimiz üzümünü yere dökmek zorunda kalacak. Buradan bir kez daha sesleniyorum: Lütfen sesimizi duyun, üreticimize sahip çıkın! Çiftçimizin emeği ziyan olmasın, alın teri yerde kalmasın.” Sarıgöl’de üzüm üreticileri destek bekliyor Başkan Tahsin Akdeniz’in açıklamasıyla üzüm üreticilerinin ürünlerini değerlendirme ve emeklerinin karşılığını alma konusundaki beklentileri yeniden gündeme geldi. Üzümlerin dalında kalmaması, ürün kayıplarının önlenmesi ve üreticilerin ekonomik açıdan daha fazla mağduriyet yaşamaması için destek çağrısında bulunan Akdeniz, çiftçilerin emeğinin korunması gerektiğini vurguladı.

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çeltik, şeker pancarı, fındık, üzüm, incir, limon, elma ve diğer tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını belirterek tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve işçilik maliyetlerinin arttığını, buna karşın birçok üründe alım fiyatlarının enflasyonun gerisinde kaldığını ifade eden Gürer, çiftçinin borcunu ödeyebilmek için ürününü düşük fiyattan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. Çiftçilerin toplam kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını belirten Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini vurguladı. TÜRKİYE’DE ÜRETİCİLER NEREDEYSE HER İLDE TEPKİ GÖSTERİYOR Tarım ürünlerinin alım fiyatlarında yaşanan sorunların ülke genelinde üreticileri etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltik ve şeker pancarı ile ilgili yapılan açıklamalarda da üreticilerimizin beklentilerinin altında, enflasyonun altında artışlar sağlandı. Tabii ki bunların çiftçi ve üretici üzerinde önemli ölçüde olumsuz yansıması oldu. Bir yerde Türkiye’de üretim yapan çiftçiler neredeyse her ilde ürettikleri ürünlerle ayaklanmış durumdalar” dedi. Fındık, üzüm, incir, narenciye, çay, zeytin, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı, çeltik ve elma üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Gürer, pek çok üründe fiyatların geçen yılın seviyesinin dahi gerisine düştüğünü belirtti. Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını ifade ederek, alım fiyatlarının belirlenmesinde çiftçinin emeğinin ve üretim giderlerinin esas alınması gerektiğini söyledi. ÇELTİKTE YÜZDE 12’LİK ARTIŞ MALİYETLERİN GERİSİNDE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çeltik üreticisinin açıklanan alım fiyatları karşısında beklentilerinin karşılanmadığını belirterek, “Çiftçilerin umutları, geçen yıla göre bu yıl daha iyi bir üretim olduğu için ürününü girdi maliyeti artı makul bir kârla satarım, borcumu öderim noktasındaydı. Çeltikle ilgili gruplar için 45 lira, Osmancık grubu için 38 lira, diğer çeşitler için de 32 liralık bir fiyat açıklandı” dedi. Temel tarımsal girdilerdeki artışları hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Mazotta yüzde 90’a, azotlu gübrede yüzde 45’e, tarımsal elektrikte yüzde 27’ye erişen artışların yaşandığı bir süreçte çeltik için verilen yüzde 12’lik bir artış oldu” dedi. Türkiye’nin çeltik ve pirinç ithal eden bir ülke olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye çeltik ve pirinci ithal eden bir ülke. Bu bağlamda yurt dışına bağımlılığımızın azalması için çeltik üreten üreticinin desteklenmesi gerekirdi. Ama bir yıl öncesine göre verilen bu yüzde 12’lik artış, üretici için önemli ölçüde düşündürme noktası oldu” diye konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI 4 BİN 500 LİRANIN ÜZERİNE ÇIKARILMALI Şeker pancarı alım fiyatındaki artışın da üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında şeker pancarına ton başına 2 bin 375 lira fiyat verilmişti. 2025 yılında 3 bin 100 liralık bir fiyat açıklandı. Burada oran yüzde 30 civarındaydı. 2025-2026 arasında yeni verilen fiyatta artış yüzde 20 olarak gerçekleşti. 3 bin 750 liralık bir fiyat verildi. Bunu şeker pancarı çiftçisi kabullenemiyor. Çünkü şu anda şeker pancarı için beklenti tonunun 4 bin 500 lira aralığında olmasıydı” dedi. Şeker fiyatındaki artışla pancar alım fiyatındaki artışın aynı düzeyde olmadığını belirten Gürer, “Şekere yüzde 24’lük bir artış sağlandı ama şeker pancarına bir yıllık artış yüzde 20’de kaldı” ifadelerini kullandı. Şeker pancarının stratejik bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı ürettiğini ve bundan yaklaşık 2 milyon 800 bin ton şeker elde edildiğini söyledi. Stoklardaki şeker miktarının pancar alım fiyatına da yansıdığını belirten Gürer, üreticinin korunması gerektiğini dile getirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı sökümünün devam ettiğini, kampanyanın ise 20 Eylül’de başladığını hatırlatarak fiyatın yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Mutlaka revize edilmesi, şeker pancarı fiyatının 4 bin 500 liranın üzerine çıkarılması bekleniyor ve talep ediliyor” dedi. ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ MALİYETİNİ KARŞILAYAMIYOR Şeker pancarı üretiminde tohum, sulama ve elektrik giderlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Gürer, “6 dekara 40 bin lira kaliteli bir ürün alabilmek için tohumun gittiği, sulama suyunun, elektrik fiyatlarının katlandığı bir süreçte üretici ürettiği üründen para kazanamadığı için dertleniyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticilerinin sayısındaki düşüşe de dikkat çekerek, “Şeker pancarı çiftçimiz 300 binlerin üzerindeyken 100 binlerin altına düşmüştü. Böyle giderse nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcılara yönelim artacak. İnsan sağlığı açısından eleştiri konusu olan tatlandırıcıların tüketimi daha da yükselecek. Şeker pancarı üreticisinin sayısı daha da düşecek” değerlendirmesinde bulundu. ÜZÜM, FINDIK VE İNCİRDE ÜRETİCİ GEÇEN YILIN FİYATINI ARIYOR Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarının yanı sıra ihracat açısından önemli ürünlerde de üreticilerin fiyat sorunu yaşadığını belirtti ve düşük alım fiyatlarının gelecek yılın üretimini de riske atabileceğini söyledi. Türkiye’nin fındık, üzüm, incir, narenciye ve zeytin gibi ürünleri yurt dışına ihraç ettiğini hatırlatan Gürer, üreticinin yeterli gelir elde edememesinin üretim kararlarını etkileyeceğini ifade etti. Üzüm fiyatlarındaki gerilemeye dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Üzümde geçen yılki fiyat 120 lira civarındayken bu yıl 100 lira civarında bir fiyata geriledi. Bırakın artışı, daha düşük fiyatta alınıyor” dedi. Fındık üreticisinin beklentisinin karşılanmadığını kaydeden Gürer, “Fındık üreticisinin beklentisi 370 lira civarında bir fiyattı. 200 lira civarında, 250 lira civarında bir fiyatla alıma girildi. Fındık üreticisi de isyanda” ifadelerini kullandı. Gürer, girdi maliyetlerinin artmaya devam ettiği bir ortamda ürün fiyatlarının düşmesinin çiftçiyi üretimden uzaklaştırabileceğini vurguladı. LİMON ÜRETİCİDE 5 LİRA, MARKETTE 50 LİRA Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Gürer, limon fiyatlarını örnek göstererek tarımsal ürünlerin tarladan market rafına ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimini eleştirdi. Gürer, “Limon dalında 5 lira, şu anda marketlerde 50 lira civarında satılıyor. Yani ürünler üreticideyken para kazanılmıyor. Üretici mağdur durumda. İşçiliği, tarla kirası da artıyor. Ama üreticiden ürün çıktıktan sonra fiyatta artış başlıyor. Oradan da rafa daha yüksek fiyatla ürün gidiyor. Böyle olunca da üreten kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor. Arada aracılar ve ithalatçılar kazanıyor” diye konuştu. DÜŞÜK ALIM FİYATLARI İTHALATA KAPI ARALIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu tarafından belirlenen alım fiyatlarının yalnızca üreticinin bugünkü gelirini değil, gelecek yıllardaki üretim miktarını da etkilediğini belirterek, “Türkiye’nin bu yıl uyguladığı kamu alım fiyatları, yeni ithalatlara önümüzdeki yıllarda daha çok kapı aralayacağını gösteriyor. Onun için bu fiyatların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Nohut ve mercimekte yaşananlara da değinen Gürer, üreticinin borçlarını ödemek amacıyla ürününü elinden çıkarmak zorunda kaldığını, ürün tüccara geçtikten sonra fiyat artışlarının görülebildiğini ifade etti. “Üretici çiftçi elindeki ürünü satıp bir an önce borcunu ödemek istiyor. Orada fiyat artışları da beraberinde geldi. Şu anda buğdayda da benzer bir artış görülüyor” diyen Gürer, tarım politikalarının üreticinin hasat dönemindeki zorunlu satışlarını önleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. “ÜRETİCİYE BİR YIL ÖNCEDEN HANGİ ÜRÜNÜ, HANGİ FİYATA ALACAĞINIZI SÖYLEMELİSİNİZ” Tarımda planlı üretimin önemini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ekim yapmadan önce hangi ürünü yetiştireceğini, ne kadar verim elde edebileceğini ve ürününü hangi fiyattan satacağını bilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Esas olan, üreticinin ürettiği ürünün değer bulması. Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek, buradan ne kadar verim alınır, rekolte ne olur, bunun fiyatı ne olması gerekir; planlanarak belirlenirse ve üreticiye ‘Ben senin ürününü şu fiyata alacağım’ denirse o da tercihini ona göre belirler. Ürün oluyor, hasat dönemi geliyor. Gene açıklanmıyor alım fiyatı. Ardından açıklanan alım fiyatı girdi maliyetlerinin altında olunca çiftçi ne yapacağını şaşırıyor. Borcunu ödeyemiyor, icra kapıya dayanıyor. Farklı bölgelerde üreticiler traktörlerine binip tepkilerini gösteriyorlar” diye konuştu. MAZOT 55 LİRADAN 100 LİRAYA, TABAN GÜBRESİ 30 LİRADAN 50 LİRAYA ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl ekim yaptığı dönemde mazotun litresi 55 liraydı. Şimdi 100 liraya geldi. Taban gübresinin fiyatı 50 liraya geldi. Geçen yıl 30 lira civarındaydı. Fiyatlar girdi olarak durmuyor. Girdi fiyatlarının durmadığı yerde üretici enflasyon gerekçesiyle baskılanıyor. Ama bunun yansıması üretimden çekilmesi oluyor” diyen Gürer, tarımsal üretimin devamı için maliyet ve fiyat dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. ELMA VAR, FİYAT YOK; ÜRETİCİNİN GEÇEN YILKİ ZARARI DA ÜZERİNDE Elma üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Gürer, “Bu yıl ürün var, alım fiyatı yok. Girdi maliyeti artıyor. Çiftçiye, üreticiye gerekli alım fiyatı verilmiyor. Taban fiyatı uygulaması olmadığı için de bu kez tüccar devreye giriyor. Tüccar daha düşük fiyatla, peşin fiyatına ürün alıyor. Şimdi elma meyve suyu fabrikaları için 4,5 liradan toplanıyor. Bazı bölgelerde 3,5 liraya da satılıyor” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıl zirai don nedeniyle elma üretiminde önemli kayıplar yaşandığını hatırlatarak, “Geçen yıl zirai don nedeniyle elmada önemli kaybımız vardı. Bu yıl elma var, fiyat yok. Fiyat olmayınca geçen yılın zararı da çiftçinin, üreticinin üzerinde olunca sıkıntılar daha da yoğunlaşıyor” diye konuştu. “ÇELTİK VE ŞEKER PANCARI FİYATLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ” Açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarı başta olmak üzere tarımsal ürünlerde alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Şeker pancarı ve çeltik başta olmak üzere tüm açıklanan fiyatlar yeniden değerlendirilerek enflasyonun altında bir alım uygulaması yapılmaması gerekiyor. Çiftçi için girdi maliyeti artı makul bir kârı sağlayamazsak çiftçi refahını sağlayamayız” dedi. Üreticinin refahının sağlanamaması durumunda tarımsal üretim deseninin değişeceğini, bazı ürünlerin ekiminden vazgeçilebileceğini belirten Gürer, bunun Türkiye’nin dışa bağımlılığını artırabileceği uyarısında bulundu. Gürer, “Çiftçi refahını sağlayamazsak üretim desenindeki değişmelerden dolayı dışa bağımlılığımız artar, sorunlar katlanır ve Türkiye gıda açısından riskli bir sürece yuvarlanır” ifadelerini kullandı. Çeltik fiyatının da gecikmeden yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin mevcut koşullar dikkate alınarak belirlenecek yeni fiyat üzerinden ürününü satabilmesinin önemini vurguladı.

1.Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali Sona Erdi Haber

1.Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali Sona Erdi

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin köklü bağcılık kültürünü, zengin gastronomi mirasını ve yerel değerlerini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak amacıyla düzenlenen 1. Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali, üç gün boyunca gerçekleştirilen etkinliklerin ardından sona erdi. Festivalin son gününde şef masaları, atölyeler, gastronomi söyleşileri, yarışmalar, halk oyunları ve Erkan Özkan konseri düzenlenirken, kapanış seremonisiyle üç günlük festival programı tamamlandı. Süleymanpaşa Sahil Dolgu Alanı’nda gerçekleştirilen festivalin son gününde de Tekirdağ’ın yerel lezzetleri, üretim değerleri ve bağcılık kültürü farklı etkinliklerle ziyaretçilerle buluştu. Gün boyunca müzik, dans ve eğlencenin eksik olmadığı festival alanında aerodans gösterisiyle başlayan program, şef masaları, atölyeler, yarışmalar ve söyleşilerle devam etti. Gün içerisinde etkili olan yoğun yağmura rağmen vatandaşlar festivale ilgi göstermeyi sürdürdü. ŞEFLERDEN TEKİRDAĞ LEZZETLERİNE FARKLI YORUMLAR Festivalin son gününde gerçekleştirilen Şef Masası etkinliklerinde, Türkiye’nin yanı sıra Makedonya’dan gelen şefler Tekirdağ’ın yerel ürünlerini farklı mutfak yorumlarıyla ele aldı. Şef Furkan Burak Ünal çikolata temperleme tekniğiyle çikolatalı üzüm hazırlarken, Makedonyalı Şef Eftim Angelov teleşka çorbası, dana çorbası, tavçe gravçe so kebap (kuru fasulye köfte) ve gulaş sundu. Sergen Özen Tekirdağ köftesi, Dilara Başaran kaçamak, Emre Ün biberli ekşimikli tava böreği, Batuhan Bayır ise çene çarpan çorbası hazırladı. Şef Arda Kocabaş da Tekirdağ’ın yerel lezzetlerinden ilhamla hazırladığı farklı yorumları ziyaretçilerle buluşturdu. Leblebi helvası, boza ve üzüm gibi yerel ürünlerden yararlanarak hazırladığı çalışmaları sunan Kocabaş, aynı zamanda Yağmur İlgün’ün moderatörlüğündeki “Kaybolanı Yakalamak, Bir Coğrafyanın Hafızası Sofrada Nasıl Yaşar?” başlıklı söyleşide gastronomi kültürünün geçmişten geleceğe aktarılması üzerine değerlendirmelerde bulundu. CANDAN BAŞKAN MİNİK ŞEFLERİN HEYECANINA ORTAK OLDU Festivalin son gününde alan ziyaretlerini sürdüren Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, yerel üretici stantlarını gezerek üreticilerle bir araya geldi ve ürünler hakkında bilgi aldı. Minik Şefler Atölyesi’ni de ziyaret eden Candan Başkan, burada çocukların çalışmalarını izleyerek heyecanlarına ortak oldu. Çocukların gastronomi kültürüyle erken yaşta tanışmasına yönelik atölye, festivalin renkli etkinliklerinden biri oldu. Festival alanında değerlendirmelerde bulunan Başkan Yüceer, "Festivalimizin son gününde de hemşehrilerimizle hep birlikteyiz. Üreticilerimizin stantlarını ziyaret ettik, Minik Şefler Atölyesi’nde çocuklarımızın heyecanına ortak olduk. Tekirdağ Köftesi Yeme Yarışması’nda ise yarışmacılarımızın tatlı rekabetini izledik. Tekirdağ’ımızın gastronomi değerlerini ve bağcılık kültürünü dünyaya tanıtmak adına attığımız bu adımın gururunu yaşıyoruz. Önümüzdeki yıllarda çok daha büyük organizasyonlarla Tekirdağ’ımızın zenginliklerini ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Festivalimize katılan, bu güzel buluşmaya katkı sunan tüm hemşehrilerime ve paydaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum" dedi. EN İYİ ÜZÜMLÜ TATLI İÇİN YARIŞTILAR “Tekirdağ Sofrası Üzümlü Tatlılar Yarışması”nda da birbirinden farklı tarifler yarıştı. Şeflerden oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından Nadide Altın birinci, Gönül Ayan ikinci, Aleyna Aksoy ise üçüncü oldu. Yarışmada birinciye çelik tencere seti, ikinciye düdüklü tencere, üçüncüye ise çaydanlık hediye edildi. Dereceye giren yarışmacıların ödülleri şefler tarafından takdim edildi. TEKİRDAĞ KÖFTESİ İÇİN NEFES KESEN MÜCADELE Festivalin son gününün en heyecanlı etkinliklerinden biri, Tekirdağ’ın coğrafi işaretli lezzetlerinden Tekirdağ köftesinin tanıtımı amacıyla düzenlenen Tekirdağ Köftesi Yeme Yarışması oldu. Yoğun ilgi gören yarışmada kura çekimiyle belirlenen 10 yarışmacı, bir dakika içerisinde önlerine konulan 30’ar adet Tekirdağ köftesini tüketmek için mücadele etti. Vatandaşların geri sayımıyla başlayan yarışmada renkli görüntüler yaşanırken, yarışmacıların mücadelesi izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Yarışmanın sonunda Hüseyin Erdem birinci, Nadide Altın ikinci, Ömer Altın üçüncü oldu. Birinciye çeyrek altın, ikinciye gram altın, üçüncüye ise yarım gram altın ödül verildi. Hüseyin Erdem’in ödülünü Candan Başkan, Nadide Altın’ın ödülünü Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Ömer Altın’ın ödülünü ise Genel Sekreter Yardımcısı Erdin Eral takdim etti. ROMAN DANSLARI VE ERKAN ÖZKAN KONSERİYLE FİNAL Festivalin akşam programı, konser öncesinde gerçekleştirilen halk oyunları gösterisiyle başladı. Roman danslarının da yer aldığı gösteriyi vatandaşlar ilgiyle izledi. Ardından sahne alan Erkan Özkan, seslendirdiği şarkılarla Tekirdağlılara keyifli bir akşam yaşattı. Yağmura rağmen festival alanını dolduran vatandaşlar konser boyunca şarkılara eşlik etti. Konserin ardından yapılan kapanış seremonisiyle birlikte üç günlük festival programı tamamlandı. ÜÇ GÜN BOYUNCA TEKİRDAĞ’IN SOFRASI KURULDU İlk kez düzenlenen 1. Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali, Tekirdağ’ın gastronomi mirasını, köklü bağcılık kültürünü ve yerel üretim değerlerini aynı çatı altında buluşturdu. Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya’dan şeflerin katıldığı festivalde; Şef Masaları, gastronomi söyleşileri, Minik Şefler Atölyeleri, yemek yarışmaları, Kınalı Yapıncak yarışması, üretici stantları, halk oyunları ve konserler gerçekleştirildi. Festivalin onur konuğu, Türk sinemasının efsane ismi Türkan Şoray da açılış programında Candan Başkan ile birlikte mutfağa girerek asma yaprağında Tekirdağ köftesi hazırladı. Tekirdağ’ın köftesinden üzümlü tatlılarına, sini mantısından yerel üzüm çeşitlerine uzanan çok sayıda değer, festival boyunca farklı sunum ve etkinliklerle ziyaretçilerle buluştu. Üç gün boyunca müzik, dans, gastronomi ve kültürle dolu anların yaşandığı festivalde, yoğun yağmura rağmen Tekirdağlıların ilgisi ve katılımı son ana kadar sürdü. Tekirdağ’ın lezzetini, emeğini, üretimini ve bağcılık kültürünü aynı sofrada buluşturan 1. Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali, üç gün boyunca yaşanan buluşmaların ardından sona erdi. Tekirdağ’ın gastronomi ve bağcılık kültürünü uluslararası platforma taşımayı hedefleyen festival kapsamında, 5-9 Ekim tarihleri arasında Türkiye Bağcılık ve Teknoloji Sempozyumu da uluslararası katılımla gerçekleştirilecek.

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı Haber

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı

Mudanya Belediyesi’nin düzenlediği Tarım Çalıştayı’nda incir, üzüm ve zeytin üretiminin sorunları ile çözüm önerileri ele alındı. Üreticinin emeğinin karşılığını alması için atılabilecek adımların tartışıldığı çalıştayda, Mudanya tarımının geleceğine ilişkin yol haritasına yönelik öneriler geliştirildi. Mudanya Belediyesi, tarımsal kalkınmayı desteklemek, yerel üreticiyi güçlendirmek ve üretimi daha sürdürülebilir ve verimli hale getirmek amacıyla yürüttüğü çalışmalara bir yenisini ekledi. Mudanya TARIM iş birliğiyle “Mudanya’nın Bereketi: İncir – Üzüm – Zeytin” başlıklı Tarım Çalıştayı, Tirilye Taş Mektep Akademi’de düzenlendi. Sürdürülebilir yerel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefleyen çalıştayda, Mudanya’nın tarımsal potansiyeli ve üretimin mevcut durumu değerlendirildi. İncir, üzüm ve zeytinin üretimden pazarlamaya uzanan sorunları tartışılırken, tarımsal verimliliği artırmak, üreticiyi desteklemek ve yerel üretimi güçlendirmek için çözüm önerileri paylaşıldı. Çalıştaya akademisyenler, muhtarlar, üreticiler, sektör temsilcileri ve kamu kurumu temsilcileri katıldı. “HER ÜRÜNÜN ARKASINDA EMEK VAR” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkan Yardımcısı Volkan Keçeci, “Her ürünün arkasında yılların birikimi, üreticinin emeği ve toprağa duyulan bağlılık var” dedi. Mudanya’nın zeytin, incir ve üzümüyle önemli bir tarım kenti olduğunu belirtti. Ürünlerin her birinin arkasında yılların birikiminin, üreticinin emeğinin ve toprağa duyulan bağlılığın olduğunu söyleyen Keçeci, şöyle konuştu: “Tarımın geleceği açısından önümüzde önemli başlıklar bulunuyor. İklim değişikliği, su kaynakları, toprak sağlığı, üretim maliyetleri ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması bunların başında geliyor. Özellikle bilimsel bilgi ile üreticimizin deneyimini buluşturmayı ve çalıştaydan uygulanabilir sonuçlar çıkarmayı önemsiyoruz. Mudanya’nın toprağını, üretimini ve tarımsal değerlerini geleceğe birlikte taşıyabilmek dileğiyle çalıştaya katkı sunan tüm akademisyenlerimize, uzmanlarımıza, üreticilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” TARIMIN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL ÖNERİLER Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Gürbüz, “Mudanya Tarımının Geleceği” isimli sunumunda pazarlama, coğrafi işaret, tescil miktarları, iklim, bitki sağlığı ve gastronomi başlıklarında son gelişmeleri aktardı. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, “Toprak Sağlığı ve Besleme” başlıklı sunumunda Mudanya’da gerçekleştirdikleri toprak analizi verilerini paylaştı. Zeytin başta olmak üzere tarımsal ürünlere çok fazla önem verilmesi gerektiğini söyleyen Aksoy, üreticilerin destekleneceği politikaların hayata geçmesinin önemini vurguladı. Yüksek Ziraat Mühendisi Arca Atay ise “Ekolojik Tarım” başlıklı sunumunda organik tarım sisteminin Türkiye’deki verilerini paylaştı. Organik tarımın 1984 yılında başladığını ve 2004 yılında kanunlaşarak yürürlüğe girdiğini belirten Atay, Türkiye’de sertifikalı 37 bin çiftçinin olduğunu söyledi. Organik tarımın iklim krizine ve tarıma olan etkilerinden de bahseden Atay, en büyük katkısının toprak karbonunu artırması olduğunu ifade etti. TEMATİK TOPLANTILAR DÜZENLENDİ Sunumların ardından “İncir ve Üzüm: Mudanya’nın Saklı Değeri”, “Zeytin: Mudanya’nın Köklü Değeri ve Geleceği” ve “Kırsal Kalkınma, Örgütlenme, Gastronomi ve Agro Turizm” isimleriyle kurulan tematik masalarda ürünlerin kuvvetli ve zayıf yönleri, tehditler ve fırsatlar konularında katılımcıların fikirleri ve önerileri alındı. Üretimden pazarlamaya, ürün kalitesinden markalaşmaya kadar uzanan tarımsal değer zincirinin değerlendirildiği çalıştay, farklı paydaşların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirerek Mudanya tarımının geleceğine yönelik öneriler ortaya koydu. Çalıştayda gün boyunca Taş Mektep Terası’nda zeytin, zeytinyağı, siyah incir ve kara üzüm başta olmak üzere yerel ürünler, kurulan stantlarda sergilendi.

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu Haber

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Türk yaş meyve ve sebze sektörünün Asya-Pasifik pazarlarındaki varlığını güçlendirmek amacıyla Asia Fruit Logistica 2026’da Türkiye’nin milli katılım organizasyonunu 11’inci kez gerçekleştirdi. Hong Kong’da düzenlenen fuar, yüksek gelirli tüketicilerin premium ürün talebinin güçlü olduğu Asya pazarlarında yeni ticaret bağlantılarının geliştirilmesine zemin hazırladı. Asia Fruit Logistica 2026’da 95 ülke ve bölgeden yaklaşık 16 bin profesyonel ziyaretçi ile 41 ülkeden 760’ın üzerinde katılımcı şirket bir araya geldi. Fuar, küresel yaş meyve ve sebze ticaretindeki yeni eğilimlerin yanı sıra tüketici beklentileri, ürün inovasyonu, lojistik ve tedarik zincirindeki dönüşümün yakından takip edildiği önemli bir buluşma noktası oldu. "Hong Kong, Asya pazarlarına açılan önemli bir ticaret merkezi” Fuarı değerlendiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ulus Sarıkaya, organizasyonun sektördeki küresel değişimin takip edildiği stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 11’inci kez milli katılım sağlamasının uzun vadeli ve istikrarlı bir stratejinin göstergesi olduğunu belirten Başkan Sarıkaya, Türk ürünlerini kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde daha güçlü bir marka konumuna taşımayı hedeflediklerini söyledi. Hong Kong’un Çin ana karası başta olmak üzere bölgeye açılan kritik bir ticaret merkezi olduğunu hatırlatan Sarıkaya, şöyle devam etti: "Bölgede yıllık yaklaşık 3,5 milyar dolar düzeyinde yaş meyve ve sebze ithalatı gerçekleştiriliyor. Özellikle kiraz, yaban mersini, elma ve diğer premium meyvelere yönelik güçlü talep Türkiye açısından önemli fırsatlar sunuyor. Asya pazarlarındaki veriler, önümüzdeki dönemde ihracat açısından yalnızca daha fazla ürün satmanın değil, daha yüksek katma değer üretmenin belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Türkiye; kirazdan nara, üzümden incire, turunçgillerden sert çekirdekli meyvelere kadar güçlü bir portföye sahip. Bu zenginliği Asya’daki yüksek gelirli tüketicilerin beklentileriyle buluşturduğumuzda yeni bir büyüme ekseni oluşturabiliriz." Fuarın öne çıkan diğer başlıklarının teknoloji ve lojistik çözümleri olduğunu aktaran Sarıkaya, küresel ticarette başarının sadece üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Sarıkaya, "Küresel ticarette rekabet, ürünün tarladan tüketiciye uzanan yolculuğunda değerini ve kalitesini koruyabilme gücüyle de belirleniyor. Ürünün raf ömrünün uzatılması, soğuk zincirin kesintisiz işletilmesi, lojistik süreçlerin etkin yönetilmesi ve tedarik zincirinin uçtan uca izlenebilir olması, ihracat başarısının temel unsurları arasında yer alıyor. Dolayısıyla ihracat rekabetçiliğimizi lojistik ve teknoloji altyapımızla da güçlendirmeliyiz. Asya pazarlarında kalıcı olmak istiyorsak, üretim gücümüzü marka değerimiz ve rekabetçi lojistik çözümlerimizle desteklemeliyiz." diye konuştu. “Ağustos ayında yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ağustos ayı ihracat performansına da değinen Sarıkaya, bu dönemde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdiklerini bildirdi. Sarıkaya, Türkiye’nin ağustos ayındaki 247,3 milyon dolarlık toplam yaş meyve ve sebze ihracatına yüzde 35 oranında katkı verdiklerini kaydetti. Yılın sekizinci ayında 61 bin 438 ton ürünü uluslararası pazarlarda değere dönüştürdüklerini ifade eden Sarıkaya, en çok talep gören ürünlerin şeftali, havuç-turp, üzüm, erik ve incir olduğunu ifade etti. Sarıkaya, “Özellikle şeftali başta olmak üzere erik, limon, kayısı, elma ve kiraz-vişne gibi ürünlerde elde ettiğimiz yüksek oranlı değer artışları, Türk yaş meyve ve sebzesinin farklı pazarlarda güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Miktardaki yüzde 11’lik artışa karşılık ihracat değerimizin yüzde 85 yükselmesi ise daha yüksek katma değerli ürünlere ve pazar fırsatlarına odaklanmanın önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde üretim gücümüzü kalite, sürdürülebilirlik ve doğru pazar stratejileriyle destekleyerek ihracatımızdaki bu ivmeyi kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Sarıkaya, ağustos ayındaki ihracat artışında pazar çeşitliliğinin yanı sıra mevcut pazarlardaki güçlü performansın da etkili olduğunu belirterek, özellikle yakın coğrafyalarda kaydedilen yüksek oranlı artışların toplam ihracat ivmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Avrupa pazarlarında da ihracat artışlarının devam ettiğini kaydeden Sarıkaya, bu performansın Türk yaş meyve ve sebzesinin kalite ve güvenilirlik açısından uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu teyit ettiğini sözlerine ekledi.

Üzümün Başkenti Manisa’da Bağbozumu Şenliği Başlıyor Haber

Üzümün Başkenti Manisa’da Bağbozumu Şenliği Başlıyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi iş birliğiyle 5-8 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Manisa Bağbozumu Şenlikleri’nin tanıtımı, Tarihi Kurşunlu Han’da gerçekleştirilen basın toplantısıyla yapıldı. Manisa’nın köklü bağcılık kültürünü yeniden kent yaşamıyla buluşturmayı amaçlayan şenlik; bağbozumu etkinliklerinden gastronomiye, kadın emeği ve kooperatif stantlarından söyleşi, çalıştay ve konserlere kadar geniş bir programla gerçekleştirilecek. Manisa’nın en önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzüm ve bağcılık kültürünü daha görünür hale getirmek, üreticinin emeğine sahip çıkmak ve şehir ile kırsal arasındaki bağı güçlendirmek amacıyla düzenlenen Manisa Bağbozumu Şenlikleri, 5-8 Eylül tarihleri arasında Şehzadeler’de gerçekleştirilecek. Şehzadeler Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen şenliklerin tanıtımı Tarihi Kurşunlu Han’da düzenlenen basın toplantısıyla yapıldı. Toplantıya Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcıları, Başkan Danışmanları, Belediye Başkan Yardımcıları, daire başkanları ve birim müdürleri katıldı. Basın toplantısında şenliğin programı, hedefleri ve Manisa’nın bağcılık mirasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. Başkan Dutlulu, “Sanayileşirken Tarımımızı ve Üretimimizi Korumalıyız” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın yaşadığı ekonomik ve sosyal zorluklara rağmen üzüm konusunda Türkiye’nin başkenti olduğu gerçeğinin değişmediğini belirterek, Manisa’nın bu değerinin çok daha fazla anlatılması gerektiğini söyledi. Manisa’nın yalnızca üzümüyle değil, sanayisi ve diğer tarımsal ürünleriyle de Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Dutlulu, sanayileşme sürecinde tarım alanlarının ve üretim gücünün korunması gerektiğine dikkat çekti. Başkan Dutlulu, “Manisa, yalnızca üzümüyle değil, aynı zamanda sanayisiyle de çok önemli bir kent. Ancak sanayileşirken tarımımızı ve üretimimizi korumamız gerekiyor” dedi. Zeytin, üzüm ve diğer tarımsal ürünlerin Manisa için büyük bir güç olduğunu vurgulayan Dutlulu, üzümün de buğday gibi stratejik bir ürün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Manisa’nın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önemli üzüm merkezlerinden biri olduğunun daha fazla anlatılması gerektiğini ifade eden Dutlulu, Alaşehir, Sarıgöl ve diğer ilçelerin kendine özgü üretim değerleriyle bu mirasın önemli parçaları olduğunu söyledi. “Şehir ile Kırsal Arasındaki Bağı Yeniden Güçlendirmeliyiz” Bağbozumu Şenlikleri’nin önemli amaçlarından birinin de şehir merkezi ile kırsal arasındaki bağı yeniden güçlendirmek olduğunu belirten Başkan Dutlulu, üretimin, üzümün ve bağcılığın yeniden şehir yaşamının bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Şenliğin önemli bir bölümünün mahallelerde gerçekleştirilecek olmasının bu açıdan değerli olduğunu ifade eden Dutlulu, üretim merkezlerinin de festivalin merkezinde yer alacağını belirtti. Kent merkezinde de konserler, pazarlar ve çeşitli etkinliklerle güçlü bir program hazırlanacağını kaydeden Dutlulu, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. “Geleceğimizi Korumak İçin Bugün Doğru Adımlar Atmalıyız” Konuşmasında planlı kentleşme ve tarım alanlarının korunmasına da dikkat çeken Başkan Dutlulu, gelecek nesillerin gıda güvenliğini sağlamak için bugün doğru kararlar alınması gerektiğini vurguladı. Özellikle imar konusunda büyük hatalar yapılmaması gerektiğini belirten Dutlulu, “Bugünün ihtiyaçlarını karşılamak adına geleceğimizi ötelememeliyiz. Yatay gelişmeyi, planlı kentleşmeyi ve üretim alanlarımızı korumayı esas almalıyız” dedi. Tarım alanlarının korunmasının yalnızca üretim açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Dutlulu, üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ve Türkiye’nin kendi kendine yetebilen üretim yapısının korunması gerektiğini söyledi. Bağbozumu Şenlikleri’nin zaman içerisinde daha da büyümesini ve uluslararası ölçekte tanınan bir organizasyona dönüşmesini istediklerini belirten Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak böyle bir organizasyonun içerisinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Manisa’da Dolu Dolu Bir Eylül Festivalin kültürel ve tarımsal yönünün yanı sıra sosyal açıdan da Manisalılara keyifli etkinlikler sunacağını belirten Başkan Dutlulu, Manisa’nın 17 ilçesindeki vatandaşları şenliklere davet etti. Bağbozumu Şenlikleri’nin Kurtuluş Haftası etkinlikleriyle birleşmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Dutlulu, 30 Ağustos konserleriyle başlayacak etkinliklerin 15 Eylül’e kadar Manisa’nın farklı noktalarında devam edeceğini söyledi. Başkan Dutlulu, “Üzüm Festivali ile birlikte Manisa’da 15 Eylül’e kadar dolu dolu bir Eylül ayı yaşatmayı hedefliyoruz” dedi. Etkinliklerin kent ekonomisine ve esnafa da katkı sağlayacağını belirten Dutlulu, festivallerin Manisa’nın hareketlenmesi ve esnafın nefes alması açısından önem taşıdığını ifade ederek, organizasyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına ve katkı sunan herkese teşekkür etti. Başkan Şimşek, “Var Olan Mirasımızı Yeniden Ayağa Kaldırmak İstiyoruz” Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek ise Manisa’nın 878 bin dekar bağ alanı ve yıllık 1 milyon 140 bin tonluk üretimiyle Türkiye’nin en önemli üzüm merkezlerinden biri olduğunu belirterek, bağcılığın yaklaşık 40 bin ailenin geçim kaynağı olduğunu ifade etti. Manisa’da 1937 yılında düzenlenen “Üzüm Bayramı”ndan bu yana bağcılık kültürünü merkeze alan geleneksel bir organizasyonun süreklilik kazanamadığına dikkat çeken Şimşek, Manisa Bağbozumu Şenlikleri ile mevcut mirası yeniden canlandırmayı amaçladıklarını söyledi. Şimşek, “Bizim derdimiz yeni bir gelenek yaratmak değil, var olan mirasımızı yeniden ayağa kaldırmaktır” diyerek, şenliğin yalnızca birkaç günlük bir eğlence organizasyonu olmadığını vurguladı. Bağcılık ve Tarım Çalıştayı ile üzümün geleceğinin ele alınacağını belirten Şimşek, kadın emeği, kooperatifler ve yerel üreticilerin de etkinliklerde yer alacağını söyledi. Şenliğin kent merkezinin yanı sıra mahallelere de taşınacağını ifade eden Şimşek, 5 Eylül Cumartesi günü Hacıhaliller’de gerçekleştirilecek bağ kahvaltısıyla başlayacak programın Ulupark, Tarzan Meydanı ve Şemsiyeli Sokak’taki etkinliklerle devam edeceğini belirtti. Kortej yürüyüşleri ve konserlerin de düzenleneceği şenliklerin her yıl büyütülerek ilerleyen yıllarda uluslararası ölçekte bir organizasyona dönüştürülmesinin hedeflendiğini kaydeden Şimşek, tüm Manisalıları şenliğe davet etti. Basın toplantısının ardından Başkan Dutlulu ve Başkan Şimşek, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Şenlik kapsamında düzenlenecek Bağcılık ve Tarım Çalıştayı, gastronomi etkinlikleri, sanat atölyeleri, söyleşiler, paneller, kortej ve konserlerin gün gün programının kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi. Programın sonunda basın mensuplarına günün anısına özel olarak hazırlanan bağbozumu hediye çantaları takdim edildi.

Karaburun’da 17. Kösedere Üzüm Şenliği Coşkusu Haber

Karaburun’da 17. Kösedere Üzüm Şenliği Coşkusu

İzmir’in gözde ilçesi Karaburun’a bağlı Kösedere Mahallesi, geleneksel hale gelen Kösedere Üzüm Şenliği'nin 17incisine ev sahipliği yaptı. Bölgenin en önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzümün bereketi, renkli etkinlikler ve coşkulu kalabalıkla Kösedere Meydanı'nda kutlandı. ​Şenlikte Tarım, Üretim ve Kültür Buluştu ​Kösedere Meydanı’nı dolduran vatandaşlar halk oyunları gösterileri ve müzik dinletileriyle keyifli anlar yaşarken, etkinlik kapsamında tarımın ve kırsal kalkınmanın ele alındığı değerli bir panel de düzenlendi. Kurulan stantlar sayesinde üreticiler, çiftçiler ve esnaf el emeği ürünlerini doğrudan ziyaretçilerle buluşturma fırsatı buldu. ​"Yerel Üretimi Büyütmeye Devam Edeceğiz" ​Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, şenliğin ardından yaptığı açıklamada yerel üretimin önemine dikkat çekerek şu vurguları yaptı: ​"Üzümün bereketi, müziğin sesi, halk oyunlarının coşkusu, çocuklarımızın neşesi ve bu güzel geleneğe yıllardır emek verenlerin heyecanı Kösedere Meydanı’nda buluştu. Biz birlikte oldukça bu şenlik yaşayacak, bu gelenek gelecek nesillere taşınacak. Üreticimizin, çiftçimizin, esnafımızın ve köylerimizin yanında olmaya; Karaburun’un değerlerini korumaya devam edeceğiz." ​Geniş Katılımlı Teşekkür ​Başkan İlkay Girgin Erdoğan; şenliğin gerçekleşmesinde emeği geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a, belediye başkanlarına, protokol üyelerine, KÖDER Derneği'ne, mahalle muhtarlarına, meclis üyelerine ve tüm üreticilere teşekkürlerini iletti.

Çal Karası Sempozyumu 3 Bin 500 Yıllık Mirası Gün Yüzüne Çıkaracak Haber

Çal Karası Sempozyumu 3 Bin 500 Yıllık Mirası Gün Yüzüne Çıkaracak

Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla 20 Haziran’da gerçekleştirilecek Çal Karası Sempozyumu, bölgenin 3.500 yıllık bağcılık mirasını yeniden gündeme taşıyacak. Akademisyenleri, üreticileri, önologları ve turizm profesyonellerini bir araya getirecek organizasyon, Çal Karası’nın tarihsel, kültürel ve ekonomik değerini çok yönlü biçimde ele alırken, bölgesel kalkınma ve turizm potansiyeline yönelik yeni perspektifler sunacak. Denizli’nin Çal ilçesinde bağcılık kültürünü, yerel üretimi, gastronomiyi ve doğayla iç içe deneyimleri bir araya getiren Çal Bağ Yolu öncülüğünde; Denizli Büyükşehir Belediyesi, Çal Kaymakamlığı ve Çal Belediyesi’nin katkılarıyla yapılacak Çal Karası Sempozyumu, 20 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Çal Karası ilk kez kendi sempozyumunda ele alınacak Bölgenin köklü bağcılık mirasını görünür kılmak ve Çal’ın turizm potansiyelini geliştirmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Çal Karası üzümü ilk kez kendi adıyla düzenlenen bu kapsamlı sempozyumda tüm yönleriyle ele alınacak. Tarihsel derinliği yapılan arkeolojik çalışmalarda elde edilen 3.500 yıl öncesine ait üzüm çekirdekleriyle tescillenen ve adını doğrudan Çal’ın eşsiz teruarından alan Çal Karası üzümü, bu sempozyum vasıtasıyla tarih, bağcılık, önoloji ve turizm perspektiflerinden çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirilecek. Dört ana başlıkta bölgesel kalkınma konuşulacak Çal Gençlik Merkezi’nde gün boyunca devam edecek olan Çal Karası Sempozyumu; akademisyenleri, bağcıları, önologları, yerel üreticileri, turizm profesyonellerini ve kamu paydaşlarını tek bir çatı altında bir araya getirecek. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda; “Çal’daki Bağcılığın Tarihsel Yolculuğu”, “Bağcının Gözünden Çal Karası”, “Önolog Gözünden Çal Karası” ve “Çal Karası’nın Bölgeye Katkıları” ana başlıklarıyla dört temel konuya odaklanılacak. Program bağ turu ile sona erecek Uzman konuşmacıların katılımıyla gerçekleştirilecek panellerde; üzümün antik çağlardan bugüne uzanan tarihsel izleri, asırlık yaşlı bağların korunması ve geleceğe aktarılması, sürdürülebilir bağcılık pratikleri, coğrafi işaret tescilinin yaratacağı ekonomik ve prestijsel değer, Çal Karası’nın önolojik potansiyeli ile ürün çeşitliliği masaya yatırılacak. Ayrıca, yerel bir değer olarak bu özel üzüm çeşidinin şehir markalaşması sürecindeki stratejik rolü ve turizm ekonomisine olan katkıları detaylı olarak analiz edilecek. Akademik ve sektörel oturumların tamamlanmasının ardından program, Kuzubağ ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Çal Karası örnekleri tadımı ve profesyonel bağ turu ile son bulacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.