Hava Durumu

#Yağış

Kırsal Haber - Yağış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yağışlı Hava Geri Geliyor Haber

Yağışlı Hava Geri Geliyor

İstanbul başta olmak üzere yurdun büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava ile Orta Akdeniz'den gelen yağışlı sistemlerin etkisi altında kalmaya devam ediyor. AKOM verilerine göre dün (Salı) öğle saatlerinden beri mola veren yağışların bu gece itibarıyla yeniden başlaması bekleniyor. Yağışların, yarın (Perşembe) günü yer yer şiddetleneceği tahmin ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un raporuna göre İstanbul’da yağışlı hava geri geliyor. Bu gece itibariyle başlaması öngörülen yağışların, yarın (Perşembe) sabah saat 08.00'den itibaren il genelinde etkisini artırarak akşam saat 22.00'ye kadar kuvvetli rüzgârla (20-50 km/sa) birlikte yer yer şiddetli şekilde süreceği tahmin ediliyor. Yağışlı havaların geri gelmesiyle ‘Sarı Kod’ uyarısı veren AKOM şu uyarılarda bulundu: “Fırtına ve kuvvetli yağış geçişleri nedeni ile yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı vardiya usulü nöbet sistemine geçilmesi, diğer personelin ulaşılır ve acil durumda çağırılacak şekilde olmaları, yağış öncesinde gerekli tedbirlerin alınması (çöp vb. maddelerin toplanması, baca ve mazgal temizliği yapılması), kot seviyesinin altında kalan alt geçitler, deniz kıyısındaki meydanlarımız ve daha önce su baskını yaşanmış kritik noktalarda tedbir alınması, yağmur suyu pompalarının kontrol edilmesi, yağış anında ekiplerin hazırda bekletilmesi önem arz etmektedir.”

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı? Haber

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı?

Antalya’nın Kepez ilçesinde 26 Ekim gecesi meydana gelen hortumda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), olaydan önce “kıyılarda hortum riski” uyarısı yapmıştı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşanan felaketin iklim krizine uyum ve kırılgan grupların korunması açısından önemli dersler içerdiğini vurguladı. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’da yaşanan olay, afet uyarılarının sahada nasıl karşılık bulduğu sorusunu gündeme getirdi. Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte yaşanan hortum felaketi iklim risklerini yeniden gündeme taşıdı. 26 Ekim gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanını vuran hortum, işçilerin barındığı iki konteyneri parçaladı ve şantiyedeki kule vincinin devrilmesine neden oldu. Valiliğin açıklamasına göre olayda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşananların yalnızca aşırı hava olaylarının etkisini değil, afetlere karşı en kırılgan kesimlerin korunmasındaki eksiklikleri de ortaya koyduğuna dikkat çekti. Antalya Kepez’de Hortum Felaketi: Dört İşçi Hayatını Kaybetti Kepez’deki hortumun etkisi oldukça sınırlı bir alanda görüldü. Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentin başka bir bölgesinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini açıkladı. Aynı gece kent merkezindeki bazı caddelerde su birikintileri oluşsa da ciddi bir su baskını bildirilmedi. Yağışların 27 Ekim’de de devam etmesi, özellikle Antalya’nın doğu ilçelerinde metrekareye 75 kilograma kadar yağış düşmesi bekleniyordu. Bir sel felaketinden değil, dar bir alanda etkili olan hortumdan kaynaklanan can kayıpları, geçici barınakların aşırı hava olaylarına karşı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. MGM Hortum Uyarısı Yapmıştı: “Kıyılarda Hortum Riski” Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 25 Ekim öğleden sonra Güney Ege ve Antalya için yerel kuvvetli yağış beklendiğini duyurdu. Basına sarı kodlu uyarı olarak yansıyan açıklamada, 26 Ekim sabahından 27 Ekim gecesine kadar etkili olabilecek hava koşullarına dikkat çekildi. Antalya’nın batısı için metrekareye 30-75 kilogram yağış tahmin edilirken, olası riskler arasında sel ve dolunun yanı sıra açıkça “kıyılarda hortum riski” de yer aldı. Hortumun tam olarak hangi noktada oluşacağını önceden belirlemek mümkün olmasa da Antalya kıyılarında hortum meydana gelebileceği konusunda meteorolojik uyarı yapılmıştı. Bu durum, afet yönetiminde yalnızca uyarı yayımlamanın yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle şantiyelerde çalışan ve geçici barınaklarda kalan işçilere uyarıların ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa güvenli alanlara geçme imkânlarının bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Türkiye’de Hortumlar Hangi Dönemlerde Daha Sık Görülüyor? Türkiye’de 1818-2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir araştırmaya göre, fırtına hücrelerinden kaynaklanan hortumlar en çok mayıs ve haziran aylarında görülüyor. Ekim ve kasım ayları ise hortum oluşumunun ikinci zirve dönemini oluşturuyor. Araştırmada, denizde meydana gelen su hortumlarının kış aylarında en çok Akdeniz kıyılarında görüldüğü de belirtiliyor. Bu veriler, Antalya’da sonbahar döneminde yaşanan hortumun meteorolojik açıdan değerlendirilmesinde mevsimsel koşulların da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Akdeniz’in Isınması Şiddetli Yağışları Nasıl Etkiliyor? Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, Antalya’da yaşanan hava olayını anlamak için sonbaharda Akdeniz üzerinde oluşan atmosferik koşullara bakmak gerekiyor. Sonbahar aylarında Akdeniz hâlâ sıcaklığını koruyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz kıyılarında ekim ayı ortalama deniz suyu sıcaklığı 24,6 dereceye ulaşıyor. Atmosferin üst seviyelerine soğuk hava girdiğinde alt katmanlardaki hava hızla kararsız hâle gelebiliyor. Bu durum, gök gürültülü sağanakların gelişmesini destekliyor. Kıyılarda oluşan rüzgâr yakınsaması ve hemen geride yükselen Toroslar da bu fırtına hücrelerinin beslenmesinde etkili olabiliyor. Kepez’de meydana gelen hortumun denizde oluşarak karaya mı ulaştığı, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Bu sorunun, MGM’nin gerçekleştireceği radar incelemesiyle netleşmesi bekleniyor. Akdeniz’in Deniz Suyu Sıcaklığı Yükseliyor İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz’in ısınması, şiddetli yağışların oluşabileceği koşulları etkiliyor. MGM’nin kıyı istasyonlarından elde edilen verilere göre, 1981-1991 döneminde 21,1 derece olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3 dereceye yükseldi. Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarabiliyor. Bu durum, şiddetli sağanakların gelişmesi için daha elverişli koşullar oluşturabiliyor. Ancak hortum gibi birkaç yüz metrelik dar bir alanda etkili olan olaylarla iklim değişikliği arasında doğrudan bağlantı kurmak çok daha güç. Hortumun Nedeni Doğrudan İklim Değişikliği mi? Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen araştırmalar, hortumların oluşumunda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara ve deniz arasındaki dağılımın ve yüksek arazinin belirleyici olabildiğini ortaya koyuyor. Deniz suyu sıcaklığının ise hortum oluşumundaki etkisi daha sınırlı kalıyor. Bu nedenle Antalya Kepez’de meydana gelen hortumu doğrudan iklim değişikliğinin yarattığını söylemek doğru değil. Bununla birlikte, ısınan Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış boyutunun güçlenmesi fiziksel açıdan beklenen bir durum. Bu tür olayların sıklığında bir değişim olup olmadığını değerlendirebilmek için daha kapsamlı ve güvenilir hortum kayıtlarına ihtiyaç duyuluyor. İklim Krizine Uyum: Uyarılar Konteynerdeki İşçilere Ulaştı mı? Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve kapsamında 196 ülkeden heyetlerin de aralarında bulunduğu 80 bin ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor. COP31’e yalnızca iki hafta kala yaşanan Kepez hortumu, iklim risklerine uyumun Türkiye açısından ne kadar acil bir mesele olduğunu gösterdi. İklim zirvelerinde “uyum” ve “kayıp ve zarar” başlıkları çoğunlukla farklı ülkelerde yaşanan kasırgalar ve büyük sel felaketleri üzerinden tartışılıyor. Ancak Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, iklim risklerine karşı yerel ölçekte alınması gereken önlemlerin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre uyum, yalnızca afet uyarılarının yayımlanması değil, bu uyarıların en kırılgan insanlara ulaşması ve onların korunmasını sağlayacak adımların atılması anlamına geliyor. Şantiyelerdeki Konteynerler Hortuma Karşı Ne Kadar Güvenli? İnşaat alanlarında işçilerin barınması için kullanılan hafif konteynerler, hortum gibi şiddetli rüzgâr olayları karşısında en kırılgan barınaklar arasında bulunuyor. MGM’nin olaydan bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerde kalan işçilere ulaşıp ulaşmadığı ve uyarının ulaşması hâlinde işçilerin sığınabilecekleri güvenli bir alanın bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Yavaşlı, şantiyelerdeki geçici barınakların güvenliğinin artırılması için uygulanabilecek önlemlere dikkat çekiyor. Bu kapsamda konteynerlerin rüzgâra dayanım ve sabitleme standartlarının belirlenmesi, turuncu ve kırmızı meteorolojik uyarılar sırasında bu alanların tahliye edilmesi gibi adımlar öne çıkıyor. Bu tür önlemler, aşırı hava olaylarının can kaybına dönüşmesini önlemek ve özellikle risk altındaki çalışanları korumak açısından önem taşıyor. COP31 Öncesi Antalya’da İklim Direnci Mesajı 14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’de meydana gelen aşırı hava olaylarında sekiz kişi, 26 Ekim’de Antalya’da yaşanan hortumda ise dört kişi hayatını kaybetti. Böylece yalnızca iki hafta içerisinde aşırı hava olayları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye ulaştı. Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağı döneme girerken yaşanan bu can kayıpları, iklim krizine uyum politikalarının somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Şehirleri iklim risklerine karşı daha dirençli hâle getirmek, afet uyarılarını sahada uygulanabilir önlemlerle birleştirmek ve en kırılgan kesimlerin güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, COP31’e hazırlanan Türkiye’nin ortaya koyabileceği en inandırıcı adımlardan biri, İstanbul, Kocaeli ve Antalya’da yaşanan bu iki haftalık sürecin ortaya çıkardığı dersleri şehirlerde somut koruma önlemlerine dönüştürmek olacak.

AKOM’dan Yağış Uyarısı Haber

AKOM’dan Yağış Uyarısı

AKOM, İstanbul'da hafta başından beri etkili olan serin ve yağışlı havanın hafta sonuna (cumartesi) kadar etkili olmaya devam edeceğini bildirdi. Bu nedenle bugün aralıklarla görülmesi beklenen yağışların akşam saatlerinden itibaren il geneline yayılacağı, cumartesi sabah saatlerine (10.00) kadar aralıklarla etkili olmaya devam edeceği öngörülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM, güncel meteorolojik değerlendirmelerini paylaştı. Yağışların cuma sabah saatlerinden (06.00) itibaren etkisini arttırması, gün boyu il genelinde aralıklarla fırtına şiddetindeki (40 - 70km/s) rüzgâr ile birlikte yer yer kuvvetli gök gürültülü sağanak yağmur şeklinde etkili olması bekleniyor. Şehrin kuzey bölgelerinde 30 - 60 kg/m², diğer yerlerde ise 10 - 30 kg/m² aralığında yağışlar gözlenebileceği tahmin ediliyor. Karadeniz’in nemli havasını bölgeye taşıyan poyraz ile özellikle nem miktarının maksimum seviyelere çıktığı şu günlerde atmosferin üst seviyesinin soğuk, yer seviyesinin (deniz ve kara) sıcak oluşu nedeniyle yıldırımlı, şimşekli, fırtınalı, gök gürültülü kuvvetli sağanak yağmur geçişleri yaşanabiliyor. AKOM UYARDI AKOM, bu nedenle cumartesi sabah saatlerine (10.00) kadar vatandaşların ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları çağrısında bulundu.

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım! Haber

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım!

Antalya Valiliği öncülüğünde başlatılan "Coğrafi İşaretler Seferberliği" meyvelerini vermeye devam ediyor. Alanya Keçiboynuzu, Avrupa Birliği (AB) nezdinde tescil başvurusu yapılan Antalya’nın 3. ürünü oldu. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in öncülüğünde ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, Alanya Keçiboynuzu (Alanya Harnup) için Avrupa Birliği (AB) Menşe Adı Koruması (PDO) başvurusu resmen yapıldı. Teknik ve bilimsel hazırlıkların ardından Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Kaymakamlığı’nda imzalanan evraklarla süreci uluslararası boyuta taşıdı. Alanya Keçiboynuzu’nun Sırrı: İklim ve Toprak Uyumu Alanya Keçiboynuzu’nu dünyadaki benzerlerinden ayıran en temel özellik, ilçenin mikroklimal yapısına sağladığı mükemmel adaptasyon. Ceratonia siliqua türü ağaçlardan elde edilen bu özel meyve, Alanya’nın kendine has doğasında eşsiz bir aromaya kavuşuyor. Ürünün Ayırt Edici Özellikleri Nelerdir? Görünüm ve Tat: Kahverengi, uzun ve düz yapısıyla dikkat çeken Alanya Harnup, tatlı ve hafif bir aromaya sahiptir. Sıcaklık İhtiyacı: Yıllık ortalama 20°C sıcaklığın altına düşmeyen, yazın 35°C’ye çıkan Alanya iklimi, meyvenin kalitesini en üst seviyeye taşır. Toprak Yapısı: Bitki, mineral bakımından zengin olmayan ancak Alanya’da yaygın olan Terra-Rossa toprak tipini severek ideal yetişme ortamını bulur. Kuraklık Direnci: Derinlere inen kök sistemi sayesinde, yıllık 515 mm yağış alan bölgede su kaynaklarını en verimli şekilde kullanır. Ekonomik Değeri ve Küresel Hedefler Avrupa Birliği tescil süreci, Alanya Keçiboynuzu’nun sadece yerel bir ürün değil, uluslararası pazarda aranan bir marka haline gelmesini hedefliyor. Antalya’nın daha önce tescil sürecine giren ürünlerinin ardından Alanya Harnup, bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlamaya hazırlanıyor. "Bilimsel ve Kurumsal Hazırlık Tamamlandı" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ve Alanya Keçiboynuzu Üretici Birliği’nin aylar süren titiz çalışmaları, ürünün genetik özelliklerinden toprak analizine kadar tüm verileri kapsıyor. Alanya'nın ılıman kışları sayesinde don riskinden korunan bu özel bitki, artık Avrupa mutfaklarında ve sanayisinde "tescilli bir kalite" olarak yer almayı bekliyor.

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde toplanan İl Kriz Merkezi, tarımsal kuraklık eylem planlarını ve baraj doluluk oranlarını değerlendirdi. 2026 yılı ilk çeyrek yağış verileri uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. ​Eskişehir’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının verimli kullanımı için kritik bir toplantı gerçekleştirildi. Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş başkanlığında düzenlenen Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi toplantısında, şehrin su karnesi ve önümüzdeki döneme dair stratejik adımlar detaylandırıldı. ​Eskişehir Yağış Verilerinde Yüzleri Güldüren Artış ​Toplantıda paylaşılan meteorolojik verilere göre, Eskişehir’de su yılı başlangıcı olan 1 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 tarihleri arasındaki yağış miktarı dikkat çekti: ​Gerçekleşen Yağış: 224,2 mm ​Uzun Yıllar Ortalaması: 164,4 mm ​Yağış miktarının ortalamanın üzerinde seyretmesi, tarım arazileri için olumlu bir tablo oluşturdu. Hâlihazırda hem sulu hem de kuru tarım alanlarında çıkış ve gelişim problemi yaşanmadığı, hububatların kardeşlenme evresini başarıyla tamamladığı belirtildi. ​Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı Devrede ​Tarım Reformu Genel Müdürlüğü uzmanlarının sunumlarıyla katkı sağladığı toplantıda; içme suyu kaynakları, barajların mevcut doluluk oranları ve tarımsal sulama stratejileri titizlikle incelendi. 2022 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, Eskişehir İl Kuraklık Eylem Planı uygulama adımları gözden geçirildi. ​Stratejik Su Yönetimi ve Tasarruf Çağrısı ​Toplantıda kamu kurum amirleri, akademisyenler ve STK temsilcileri bir araya gelerek suyun her damlasının kıymetine vurgu yaptı. Verimliliğin korunması için önümüzdeki ay düşecek yağışların belirleyici olacağı ifade edilirken, suyun tüm alanlarda tasarruflu kullanılmasının hayati bir zorunluluk olduğu hatırlatıldı.

Çiftçilere Sera Naylonu Desteği Sürüyor Haber

Çiftçilere Sera Naylonu Desteği Sürüyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, il genelinde zarar gören tarımsal alanlarda hasar tespit çalışmalarını sürdürürken, tespitleri tamamlanan bölgelerde sera naylonu dağıtımları gerçekleştirildi. Ekipler, üreticilere sera naylonlarını teslim etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Ocak’ta etkili olan şiddetli yağış ve hortumun ardından 10 ilçede 406 üreticinin 1 milyon 113 bin 660 metrekare üretim alanında oluşan zarara yönelik hasar tespit ve destek çalışmalarını sürdürdü. Büyükşehir Belediyesi, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş’ta 181 üreticiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteği sağlarken, bu hafta 217 bin 100 metrekare sera naylonunu daha üreticilere ulaştırıldı. Destek kapsamında Manavgat, Kepez, Serik, Aksu ve Gazipaşa’da sera naylonu dağıtımları devam etti. Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için bu beş ilçede 173 üreticiye 217 bin 100 metrekare naylon desteği verildi. ÜRETİCİNİN ZARARI KARŞILANIYOR Kepez ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde serada üretim yapan Selim Güngör, yapılan çalışmadan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Geçtiğimiz günlerde oluşan hortum ve yağışlardan 8 dönüm kadar alanım zarar gördü. Büyükşehir Belediyemizin ekipleri gelip kontrolleri yaptılar, zararlarımızı karşıladılar” dedi. MUHTARDAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Aksu Kumköy Mahalle Muhtarı Mustafa Oruç, yaşanan afetin ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hızlı şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamlayarak zarar gören üreticilere sera naylonu desteği sağladığını belirterek, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne tüm çiftçiler adına teşekkür ederiz” dedi. ÜRETİCİ DESTEKTEN MEMNUN Kumköy Mahallesi’nde çilek üreticiliği yapan Mehmet Salih Ekinci ise şiddetli hortum ve aşırı yağış nedeniyle seralarının zarar gördüğünü ifade ederek, “5 dönümlük bir alanım kullanılamaz hale geldi, aşırı yağış nedeniyle de sular altında kaldı. Sağ olsun belediyemiz yardımda bulundu. Zararımızın bir kısmını da karşılamış olsun. Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz” diye konuştu.

Besi Çiftliklerini ve Tarım Arazilerini Su Bastı Üretici Destek Bekliyor Haber

Besi Çiftliklerini ve Tarım Arazilerini Su Bastı Üretici Destek Bekliyor

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Manisa’da etkili olan yağış sonrasında selden kaynaklı tarım arazileri ve besi çiftlikleri zarar gören üreticileri ziyaret etti. Başevirgen’e sorunlarını anlatan üreticiler, aralıksız devam eden yağış sonrasında tarım arazilerinin su ile kaplandığını, besi çiftliklerinde hayvanların zarar gördüğünü ve bölgede yaşayan bazı vatandaşların evlerinde ise selden kaynaklı maddi hasar oluştuğunu ifade etti. Şiddetli yağmurun devam etmesi durumunda malını çıkaracak hiçbir yolunun olmadığını söyleyen üretici, “Biz hayvancılar olarak sular altındayız ama şu an bize uzanan bir tane el yok. Hep büyüklere destek var. Küçük üreticileri destekleyeceksin ki bu ülke kalkınacak” sözleriyle isyan etti. Manisa genelinde etkili olan sağanak yağışı sonrası sel suları hayatı olumsuz etkiledi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Turgutlu ilçesinde selden kaynaklı tarım arazileri ve besi çiftlikleri zarar gören üreticileri ziyaret etti. “MANİSA AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİ” Başevirgen’e sorunlarını anlatan üreticiler, aralıksız devam eden yağış sonrasında tarım arazilerinin su ile kaplandığını, besi çiftliklerinde hayvanların zarar gördüğünü ve bölgede yaşayan bazı vatandaşların evlerinde ise selden kaynaklı maddi hasar oluştuğunu ifade etti. Hayvan yemlerinin de sular altında kalmasıyla beraber zarar görmeyen hayvanlarında bu kez de aç kalma riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken üreticiler, sel sularından kapanan yollar nedeniyle hayvanlar için yem almaya gidemediklerini de belirttiler. Manisa’nın afet bölgesi ilan edilmesi çağrısında da bulunan üreticiler, destek bekliyor. “BİZ HAYVANCILAR OLARAK SULAR ALTINDAYIZ” Bir üretici selden kaynaklı zarar gören silajın maliyetinin 150-200 bin lirayı bulduğunu belirtirken, “Evimizde halı, koltuk, televizyon ne varsa her şey gitti. 3 tane kuzu öldü. Hayvanlarımızdan ayağı kırılanlar var. Sadece saman verebiliyoruz yetmiyor, besi yemi veriyorduk o selde gitti” dedi. Şiddetli yağmurun devam etmesi durumunda malını çıkaracak hiçbir yolunun olmadığını söyleyen bir diğer üretici ise, “Bir yolum vardı oradan da şu an hiçbir nakliye arabası geçmez. Yemim bitiyor, içeriye şu an yem koyacak durumum yok. Nakliyeciden istesem yemi nereden getireceğim diyecek. Komşudan isteyeceğim suyun içinden sırtımda taşıyarak bir şekilde geçireceğim. Ödenecek borçlarım var, ticaretim durdu mal satamıyorum. Bir yandan alacaklılar arıyor. Malımızı mı kurtaracağız, canımızı mı kurtaracağız, ödemeleri mi yapacağız? Biz hayvancılar olarak sular altındayız ama şu an bize uzanan bir tane el yok. Hep büyüklere destek var. Küçük üreticileri destekleyeceksin ki bu ülke kalkınacak” sözleriyle isyan etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.