Hava Durumu

#Yağlık Ayçiçeği

Kırsal Haber - Yağlık Ayçiçeği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağlık Ayçiçeği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çeltikte Hasat Başladı, Taban Fiyat Çıkmadı: "Çiftçi Perişan!" Haber

Çeltikte Hasat Başladı, Taban Fiyat Çıkmadı: "Çiftçi Perişan!"

​YENİ Parti Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada çeltik ve ayçiçeği üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Hasadın başlamasına rağmen TMO'nun henüz çeltik taban fiyatı açıklamadığını belirten Tahtasız, çeltik için en az 50 TL alım fiyatı çağrısında bulundu. ​Türkiye'de tarım sektörünün ve üreticilerin yaşadığı ekonomik zorluklar TBMM gündemine taşınmaya devam ediyor. YENİ Parti Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmada, özellikle Çorum ve ilçelerindeki çeltik ile ayçiçeği üreticilerinin içinde bulunduğu darboğaza dikkat çekti. ​Çorum’da Çeltik Hasadı Başladı Ama Fiyat Yok ​Çorum’un Osmancık, Kargı ve Laçin ilçelerinde çeltik hasadının başladığını hatırlatan Mehmet Tahtasız, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından hâlâ alım fiyatı açıklanmamasını sert sözlerle eleştirdi. ​Maliyetlerin altında satış yapılmak zorunda kalındığını vurgulayan Tahtasız, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye'de çiftçi perişan, ürettiğinin karşılığını alamıyor. Çorum, Osmancık, Kargı, Laçin ilçelerimizde çeltik hasadı başladı ancak Toprak Mahsulleri Ofisi hâlâ taban fiyat açıklamadı, alım yapmıyor, üretici zorda. Bugün 1 kilo çeltiğin maliyeti 47 lira, fiyat açıklanmadığı için üreticimiz 40 liraya kadar çeltik satmak zorunda kalıyor." ​"1 Kilo Çeltiğin Maliyeti 47 TL, Taban Fiyat En Az 50 TL Olmalı" ​Tarımsal girdilerdeki aşırı artışın çiftçinin belini büktüğünü belirten Tahtasız; mazot, gübre, tohum ve ilaç gibi temel kalemlerde geçen yıla göre %100'e yakın maliyet artışı yaşandığını kaydetti. Çiftçinin alım gücünün ciddi oranda düştüğünü ifade eden Milletvekili Tahtasız, sözlerine şöyle devam etti: ​"Geçen yıl 1 kilo çeltikle 1,5 litre mazot alan üretici, bugün maalesef 2 kilo pirinçle 1 litre mazot alamıyor. Çeltiğin üretim maliyetini göz önünde alarak Toprak Mahsulleri Ofisi çeltikte fiyatı en az 50 TL açıklamalıdır." ​Ayçiçeği Üreticisi de Mağdur: "Açıklanan Fiyat Kabul Edilemez" ​Sadece çeltikte değil, ayçiçeği alım fiyatlarında da üreticinin zarara uğratıldığını ifade eden Tahtasız, ithalat politikalarını eleştirdi. Maliyeti 35 TL olan yağlık ayçiçeği için açıklanan 34 TL'lik taban fiyatın üreticiyi perişan ettiğini aktardı: Temel girdilerde %100'e yakın artış yaşandı. Ayçiçeği alım fiyatı geçen yıla göre yalnızca %17 artırıldı. TMO'nun Eylül ayında 12 bin ton ham ayçiçeği yağı ithalatı yapması üreticiye darbe vurdu. ​Tahtasız, maliyetlerin gerisinde kalan ve ithalatla baskılanan taban fiyat politikalarının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, iktidarı ve Toprak Mahsulleri Ofisi'ni çiftçinin sesini duymaya ve acil önlem almaya davet etti.

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur. Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir” Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Sarıbal şunları söyledi: “Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir ancak her ağaç topluluğu orman değildir.” 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu söyledi. 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. “43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?” Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu: “Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede, hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?” Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi. “Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.” “Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor” Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını söyledi. Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca yüzde 12,1 olduğunu belirtti. Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi. Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti. “Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor” İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı. Sarıbal şöyle konuştu: “Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.” Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için 18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli hale gelebileceğini ifade etti. “Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır” Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu önerileri dile getirdi: - Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir taban fiyat açıklanmalıdır. - Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir. - İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır. - Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmalıdır. - Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk ve işleme kapasitesi artırılmalıdır. - Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde denetlenmelidir. Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır” dedi. “Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı” Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi. TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38, Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti. “Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi. “Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor” 2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi. Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi. Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. “TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır” Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri sıraladı: - Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır. - Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır. - TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır. - Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını aşağıya çekmemelidir. - Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır. - Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir. - Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle yaygınlaştırılmalıdır. Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği Haber

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sağlanan yağlık ayçiçeği tohumu hasat şenliğinde konuşan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir.” diye konuştu. Silivri’de Gazitepe Mahallesi’nde yapılan Ayçiçeği Hasat Şenliği’ne; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, çiftçiler ve üreticiler katıldı. Kürsüde çiftçiler adına söz alan Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, “Verilen bu tohumların maliyetlerimizi ne kadar düşürdüğünü görerek yaşıyoruz. Bu dağıtımlar için Ekrem Başkan ile Bora Başkan’a selamlarımı iletiyorum” dedi. SİLİVRİ BELEDİYESİ BAŞKANVEKİLİ EKİCİ: “EKREM İMAMOĞLU’NA SİLİVRİ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM” Daha sonra kürsüye gelen Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, “Tarımsal desteklerin İstanbul’da yeniden güçlü bir kamu politikası hâline geçmesine yönelik öncülük eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza, emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza Silivri adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMLARINI İLETİYORUM” Konuşmasına “1,5 yılı aşkın süredir hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum.” diyerek başlayan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımız 2019 yılında göreve geldiğinde, ‘İstanbul’un kırsalında tarım yapılacak, üretici desteklenecek’ dedi. O gün buna inanmayanlar oldu. Bugün ise İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tarım politikalarının nasıl takip edildiğini, örnek alındığını görüyoruz. Bundan da ancak mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı. “SİLİVRİ’DE ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN YANINDAYIZ” Çiftçiliğin zorluklarına da değinen İBB Başkanvekili Aslan, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı, yem pahalı. Üretmenin maliyeti her geçen gün artıyor. Biz de tam bu nedenle dedik ki: ‘İBB Hep Yanında’. Biz İstanbul için gerçekten çok çalışıyoruz. Dün çocuklarımız, gençlerimiz ve ailelerimiz için yeni eğitim desteklerimizi açıkladık. Bugün Silivri’de çiftçimizin, üreticimizin yanındayız. Yarın İstanbul’un başka bir köşesinde başka bir ihtiyaca koşacağız.” dedi. “BU YIL 3 BİN 537 TORBA YAĞLIK AYÇİÇEĞİ TOHUMU DAĞITTIK” Ayçiçeği hasadının detaylarını paylaşan Aslan, “Bugün burada hasadını yaptığımız ayçiçeğinin yolculuğu aylar önce başladı. İstanbul’un toprağına ve iklimine uygun tohumları araştırdık, belirledik, aldık ve çiftçimize dağıttık. Sadece bu yıl 3 bin 537 torba yağlık ayçiçeği tohumu dağıttık. Bu tohumlar yaklaşık 106 bin dekar alanda toprakla buluştu. Ayrıca 2026 yılında bin 410 dekar alanda 10 farklı ayçiçeği çeşidinin denemesini yaptık. Başarılı sonuç aldığımız çeşitleri 2027 yılında çiftçilerimize destek olarak vereceğiz. Bakın, çok çarpıcı bir rakam: Bugün İstanbul’da tarlada gördüğünüz yaklaşık her iki ayçiçeğinden birinin tohumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çiftçimize verildi. İşte bizim üreticiye bakışımız budur.” diye konuştu. “SADECE 2026’DA 300 MİLYON LİRALIK TARIMSAL DESTEK SAĞLAYACAĞIZ” İBB’nin desteklerinin ayçiçeğiyle sınırlı olmadığını söyleyen Aslan, “2020’den bugüne 81 milyon adet yazlık ve kışlık sebze fidesini, 15 bin 917 torba yağlık ayçiçeği tohumunu, 8 bin 730 torba silajlık mısır tohumunu ve 1 milyon 211 bin litre mazotu üreticimizle buluşturduk. Buğdaydan arpaya, gübreden sulama malzemelerine; hayvancılıktan arıcılığa, balıkçılığa kadar üretimin her alanında vatandaşımızın yanında olduk. 2026 yılına kadar sağladığımız tarımsal girdi desteğinin toplam değeri 667 milyon liraya ulaştı. Sadece 2026 yılında ise 300 milyon liralık tarımsal destek sağlayacağız. Çünkü ‘İBB Hep Yanında’ demek; İstanbul’un kaynağını İstanbul’un insanıyla buluşturmak demektir. Tohumda çiftçinin, tarlada üreticinin, denizde balıkçının, sofrada İstanbullunun yanında olmak demektir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl İstanbul genelinde yaklaşık 45 ila 50 bin ton yağlık ayçiçeği elde edilmesini bekliyoruz. Bunun karşılığında yaklaşık 20 ila 22 bin ton yağ üretilecek. Yağışların uygun gitmesi, kaliteli tohum ve çiftçimizin emeği sayesinde yüzde 10’un üzerinde verim artışı bekliyoruz. İşte bereket dediğimiz budur. Ama bu bereket kendiliğinden gelmiyor. Bu bereketin içinde sabahın ilk ışığında tarlasına giden çiftçimizin alın teri var. Toprağına küsmeyen, üretmekten vazgeçmeyen insanımız var. Ve üreticisini yalnız bırakmayan bir belediyecilik anlayışı var.” “EKREM BAŞKANIMIZIN İSTANBUL’DA BAŞLATTIĞI ANLAYIŞI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ” “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize bundan bir asır önce yönümüzü gösterdi: Bu memleket üretecek. Çiftçisi, köylüsü, üreticisi başı dik yaşayacak. Çünkü Cumhuriyet, aynı zamanda üretimde bağımsızlık demektir. Biz de Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir. Tarlada da, okulda da, hayatın her alanında İBB Hep Yanında.”

Kuru Soğan İthalatında %5 Vergi Dönemi Uzatıldı! Haber

Kuru Soğan İthalatında %5 Vergi Dönemi Uzatıldı!

Resmî Gazete'nin 27 Ağustos 2026 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kuru soğan ve yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisi oranları ve geçerlilik süreleri yeniden düzenlendi. Resmî Gazete'de yayımlanan 11644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, kuru soğan ve yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında uygulanacak yeni gümrük vergisi oranları ile takvimleri netleşti. ​Kuru Soğan İthalatında %5 Vergi Dönemi 31 Ocak 2027'ye Kadar Uzatıldı ​İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar kapsamında, 7. fasılda yer alan kuru soğan ithalatında gümrük vergisi oranı %5 olarak belirlendi. ​Bu oran, 31 Ocak 2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) geçerli olacak. Söz konusu %5'lik vergi oranı uygulaması Bosna-Hersek, Singapur Cumhuriyeti ve Kosova haricindeki ülkelerden yapılan ithalatları kapsayacak. ​Yağlık Ayçiçeği Tohumunda Dönemsel Gümrük Vergisi Getirildi ​Kararın 2. maddesi ile 12. fasılda yer alan yağlık ayçiçeği tohumu ithalatına yönelik dönemsel gümrük vergisi düzenlemesi hayata geçirildi. Buna göre ilgili GİP kodlarındaki ürünler için gümrük vergisi %12 olarak uygulanacak. ​Uygulama Takvimi: %12'lik vergi oranı yılın tamamında değil, yalnızca şu iki dönemde geçerli olacak: ​1 Ocak – 15 Haziran tarihleri arasında (bu tarihler dahil) ​1 Ekim – 31 Aralık tarihleri arasında (bu tarihler dahil) ​Karar Yürürlüğe Girdi ​1567, 474, 3283, 4458 ve 2976 sayılı kanun hükümlerine dayanarak alınan bu karar, Resmî Gazete'de yayımlandığı gün olan 27 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu” Haber

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu”

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, son yıllarda artan ithalat, düşük alım fiyatları ve kuraklık nedeniyle yağlık ayçiçeği üretiminin gerilediğini, buna karşılık ithalatın rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Ün, uygulanan tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını savundu. Türkiye’de 58 ilde yağlık ayçiçeği üretimi yapıldığını ifade eden Ediz Ün, “Ülkemizin dörtte üçünde ayçiçeği üretimi gerçekleştiriliyor. Ancak 2025 yılında 1,6 milyon tonluk üretimle son 9 yılın en düşük seviyesine geriledik. 2025’teki yağlık ayçiçeği üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 12, üretimin zirve yaptığı 2022 yılına göre ise yüzde 30 azaldı. Üstelik son 4 yıldır üst üste üretim düşüyor. Daha önce böyle bir tablo yaşanmamıştı” dedi. Edirne’nin geçmişte yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye birincisi olduğunu hatırlatan Ün, bugün üçüncü sıraya gerilediğini belirterek şunları söyledi: “Son 15 yılda Edirne’deki üretim yüzde 48 azaldı. Bu, bölgede yaşanan kuraklık ve tarlaların suya kavuşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Edirne’nin temel tarımsal ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde yaşanan bu gerileme hem bölge hem de Türkiye açısından büyük kayıptır.” “İthalatta dünya birincisiyiz” Ayçiçeği ithalatındaki artışa da dikkat çeken Ün, geçen yılın ilk 3 ayında 393 bin ton olan yağlık ayçiçeği ithalatının bu yıl aynı dönemde yüzde 54 artarak 607 bin tona yükseldiğini ifade etti. “İthalat 1,5 kattan fazla arttı. Üstelik bu ithalat tam da ekim öncesi dönemde yapılıyor” diyen Ün, AKP dönemindeki ithalat politikalarını şu sözlerle eleştirdi: “AKP döneminde ayçiçeği tohumu ve türevleri ithalatına 30 milyar dolar ödendi. Bu rakam, yaklaşık 57 milyon ton ayçiçeğine karşılık geliyor. Yani Türkiye’nin yaklaşık 30 yıllık üretimine eş değer bir ithalat yapılmış durumda. Düşünebiliyor musunuz, 30 yıllık üretim kadar ürün dışarıdan alınmış. İthalatı o kadar abarttılar ki Türkiye her yıl ayçiçeği ithalatında dünya birincisi oluyor.” İthalatın ağırlıklı olarak komşu ülkelerden yapıldığını belirten Ün, “İthalatın yüzde 40’ı Romanya’dan, yüzde 38’i Moldova’dan, yüzde 19’u ise diğer sınır komşumuz Bulgaristan’dan geliyor. Kısacası Türkiye’ye gelen her 10 ayçiçeği tohumunun 6’sı Romanya ve Bulgaristan’dan geliyor. Biz neden üretmiyoruz, neden ihraç eden ülke konumunda değiliz? Çünkü ithalatı seven bir AKP iktidarı ve bundan beslenen çevreler var” ifadelerini kullandı. “Tarımda dışa bağımlılık her geçen gün artıyor” Ekim sezonunun sürdüğünü hatırlatan Ün, üreticinin en büyük beklentisinin ürününün para edip etmeyeceği ve devlet desteği olduğunu belirtti. “Üretici bugün şunu soruyor: ‘Ürünüm para edecek mi, zarar edersem devlet yanımda olacak mı?’ Ancak görüyoruz ki AKP iktidarı ithalattan vazgeçmiyor. ‘Dışarıda ucuzsa ithal et’ anlayışını her geçen gün daha da sertleştirerek sürdürüyorlar. Bu politika belki birilerini zengin ediyor olabilir ama Türkiye tarımda her geçen gün kan kaybediyor, dışa bağımlılığı artıyor” diyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Buradan AKP iktidarını uyarıyorum. Bir an önce aklınızı başınıza alın. Giderayak bu ülkenin tarımına daha fazla zarar vermeyin.”

Eskişehir'de Tarıma Büyük Destek: Odunpazarı ve Tepebaşı’nda Ayçiçeği Tohumları Dağıtıldı! Haber

Eskişehir'de Tarıma Büyük Destek: Odunpazarı ve Tepebaşı’nda Ayçiçeği Tohumları Dağıtıldı!

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kentteki tarımsal üretimi şahlandıracak dev bir adıma daha imza attı. Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi (TAKEP) kapsamında hazırlanan projenin meyveleri toplanmaya başladı. Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerindeki üreticilere, yağlık ayçiçeği tohumları törenle teslim edildi. 92 Üreticiye %62 Hibe Desteği Bakanlığın desteğiyle hayata geçirilen “Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Ekimi Yaygınlaşıyor Projesi” çerçevesinde, bölge tarımı için kritik bir hamle yapıldı. Proje kapsamında: Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinden toplam 92 üretici destekten yararlandı. Üreticilere tam 1690 kg yağlık ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tohum tedariğinde çiftçilere %62 oranında hibe desteği sağlandı. Hedef: Yağlık Ayçiçeği Üretiminde Lider Eskişehir Tohum teslim töreninde konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, projenin stratejik önemine vurgu yaptı. Yaklaşık 5 yıldır başarıyla uygulanan TAKEP projelerinin Eskişehir ekonomisine can suyu olduğunu belirten Çil, şunları söyledi: "Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Ekimi Yaygınlaşıyor Projesi’nden toplam 9 ilçemizde 210 üreticimiz faydalanıyor. Bu hamle ile Eskişehir’in yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye’nin öncü illeri arasında yer almasını hedefliyoruz. Tüm çiftçilerimize hayırlı ve bereketli bir sezon dilerim." Eskişehir Tarımı TAKEP ile Güçleniyor Atıl arazilerin ekonomiye kazandırılması ve yüksek katma değerli ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen TAKEP projeleri, Eskişehirli çiftçilerin maliyetlerini düşürürken üretim kapasitelerini artırmaya devam ediyor. Yağlık ayçiçeği ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte, yerel yağ sanayisine ham madde akışının da hızlanması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.