Hava Durumu

#Yeşil Mutabakat

Kırsal Haber - Yeşil Mutabakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Mutabakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO’DA Yeni Dönemin İlk Meclis Toplantısı Yapıldı Haber

KTO’DA Yeni Dönemin İlk Meclis Toplantısı Yapıldı

Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) yeni dönemin ilk meclis toplantısı, meclis ve meslek komitesi üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dualarla açılan meclis toplantısında, odacılık tarihinde bir ilke imza atılarak tüm üyelerin katılımıyla “Oda Andı” içildi. KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Yeni dönemin bu ilk meclis toplantısında, aramızdaki kardeşlik ve çalışma bağını perçinleyecek, enerjimizi ortak bir vizyona dönüştürecek çok özel bir adım atıyoruz. Odamıza yakışan bir ‘Oda Andı’ hazırladık. İnanıyoruz ki bugün yakacağımız bu meşale, bizden sonra gelecek nesillere de ışık tutacak, köklü bir geleneğin ilk harcı olacaktır.” dedi. Kayseri Ticaret Odası’nın 2026-2030 döneminin ilk meclis toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ercan Aras yönetiminde, M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer Gülsoy’un yanı sıra yönetim, meclis ve meslek komitesi üyeleri ile basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından gündem maddeleri görüşülerek kabul edildi. Toplantıda, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanlığına Ahmet Sosyal getirildi. Ayrıca ay içerisinde gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin bilgilendirme yapıldı. Meclis toplantısında konuşan Başkan Gülsoy, Kayseri Ticaret Odası olarak iş dünyasında bir ilke imza attıklarını belirtti. Yeni dönemin ilk meclis toplantısında kardeşlik bağlarını güçlendirmek ve ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla “Oda Andı” hazırladıklarını ifade eden Gülsoy’un konuşmasının ardından meclis üyeleri hep birlikte şu yemini etti: “Üyelerimizin iradesini ve emanetini onurla taşıyacağıma, Ahilik ilkelerinden ayrılmayacağıma, işime, aşıma, aileme sahip çıkacağıma, meclis ve komite toplantılarına katılacağıma söz veriyorum.” Başkanlık Divanı ve tüm komite üyelerinin katıldığı bu anlamlı seremoninin, gelecek nesillere aktarılacak köklü bir gelenek hâline getirilmesinin hedeflendiği vurgulandı. 61 komite ve 158 meclis üyesiyle güçlü yeni dönem Toplantıda Başkan Ömer Gülsoy, geride kalan seçim sürecinin demokrasiye yakışır bir olgunlukla tamamlandığını belirtti. Her mesleğin kendisini daha spesifik biçimde temsil edebilmesi amacıyla komite sayısını 41’den 61’e, meclis üyesi sayısını ise 114’ten 158’e çıkardıklarını ifade etti. Yeni dönemde hayata geçirilen Sektörel Danışma, İhtisas ve İstişare Kurulları sayesinde her üyenin sektörüne doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayan Gülsoy, komitelerin ayda bir, ilgili kurulların ise üç ayda bir bütüncül bir yaklaşımla toplanacağını bildirdi. Dijitalleşme ve KTO Diji TEKMER vurgusu Kayseri’nin köklü ticaret kültürünü geleceğin teknolojileriyle harmanlayacaklarını belirten Başkan Gülsoy, yeni dönemde dijital dönüşüme liderlik edeceklerini söyledi. Artık yalnızca alım satım yapmanın yeterli olmadığını ifade eden Gülsoy, yapay zekâ, otomasyon, Yeşil Mutabakat ve e-ticaret odaklı, yüksek katma değerli bir ticaret düzeni kurulması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda atılacak en somut adımlardan biri olan KTO Diji TEKMER projesinin önümüzdeki ay çağrıya çıkacağını belirten Gülsoy, gençlerin ve girişimcilerin teknoloji tabanlı projeleri için tüm üyelerden destek istedi. Başkan Gülsoy’dan ekonomi ve reel sektör değerlendirmesi Konuşmasında reel sektörün gündemindeki ekonomik gelişmelere de değinen Başkan Gülsoy, enflasyonla mücadelenin yolunun üretimi baskılamak değil, teşvik etmek olduğunun altını çizdi. Merkez Bankasının faiz indirimi kararını piyasalar açısından olumlu bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini belirten Gülsoy, bu adımların kesintisiz, öngörülebilir ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Politika faizindeki düşüşlerin ticari kredi faiz oranlarına ve kredi olanaklarına aynı hızla yansıtılması gerektiğini ifade eden Gülsoy, bankaların da sorumluluk üstlenerek reel sektörün finansman yükünü hafifletmesini beklediklerini dile getirdi. Başkan Gülsoy’dan çağrı: İhracat destekleri güçlendirilmeli, fon meselesi acilen çözülmeli İhracatçıların yaşadığı sıkıntılara da değinen Başkan Ömer Gülsoy, döviz dönüşüm desteğinde yapılan yeni düzenlemenin, özellikle düşük kâr marjıyla çalışan ancak yüksek ihracat hacmine sahip firmaların destekten yararlanmasını zorlaştırdığını söyledi. İhracatçıların ciddi maliyet ve rekabet baskısı altında olduğunu belirten Gülsoy, bu dönemde desteklerin daraltılması yerine güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Son günlerde ülke gündemini meşgul eden fon meselesine de değinen Gülsoy, finans piyasalarında ortaya çıkan sorunun reel sektörü de olumsuz etkilemeye başladığını söyledi. Sorunun bir an önce ve kararlılıkla çözüme kavuşturulması, piyasaların rahatlatılması gerektiğini belirten Gülsoy, hükümetin bu konuda atacağı adımları yakından takip ettiklerini ve Cumhurbaşkanı’nın konuya ilişkin kararlı tutumunu kıymetli bulduklarını dile getirdi. Başkan Gülsoy’dan şirket sahiplerine uyarı: “İtimat kontrole mâni değildir, kontrol elden bırakılmamalı!” Son dönemde bazı işletmelerde ortaya çıkan sorunlara dikkat çeken Başkan Ömer Gülsoy, işletmeler ile bankalar arasındaki ticari ilişkilerde bankaların yasal açıdan önemli sorumlulukları bulunduğunu söyledi. Bankalardan işletmeleri zor durumda bırakmayacak çözümler beklediklerini ifade eden Gülsoy, işletmelere de bu noktada önemli görevler düştüğünü belirtti. Yıllardır şirketlerin kurumsallaşmasını istediklerini ve bu doğrultuda sürekli eğitimler düzenlediklerini dile getiren Gülsoy, kurumsallaşmanın yanlış anlaşılmasının kendilerini üzdüğünü söyledi. İşletme sahiplerini ve şirket yöneticilerini, karar mekanizmalarından ve uygulamalardan haberdar olmak için işlerinin başında daha sıkı durmaya davet etti. Şirket sahiplerine seslenen Gülsoy, itimadın kontrole asla mâni olmadığını vurgulayarak güven duyulsa dahi kontrol etmekten çekinilmemesi gerektiğini ifade etti. Kurumsallaşmanın, işletmenin kontrolünü tamamen bir başkasına bırakmak anlamına gelmediğini belirten Gülsoy, işin başında bulunmanın asla ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti. Gerek fon krizinde gerekse bankalar ile işletmeler arasında yaşanan sorunlarda kontrolün öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Gülsoy, zamanında yapılmayan kontrollerin yalnızca durum tespitine imkân sağladığını, düzeltici tedbirlerin alınmasını ise mümkün kılmadığını vurguladı. Bu nedenle tüm işletmelerde kontrolün elden bırakılmaması, düzenli ve sürekli denetim yapılması ve iç denetim mekanizmalarının etkin biçimde çalıştırılmasının elzem olduğunu sözlerine ekledi. Toplantının sonunda Başkan Gülsoy tarafından, Kayseri Ticaret Odasına verdikleri hizmetlerden dolayı önceki dönem Yönetim Kurulu üyeleri Hacı Bekir Kuzucu, Latif Başkal, Şevket Uyar ve Mehmet Ali Yörük ile önceki dönem Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Şapçı’ya teşekkür plaketi takdim edildi.

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Yayınlandı Haber

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Yayınlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı’nın hazırladığı, 16 sektör ve 137 ekonomik faaliyeti içeren Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik kapsamında düşük karbonlu ekonomiye geçişi kolaylaştırmak ve Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği standartları ile politikalarına uyum sağlamak amacıyla ulusal bir yeşil taksonomi mevzuatı hazırlandı. Türkiye Yeşil Taksonomisi hangi yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olduğunu belirlemede yol gösterici olacak. Sanayicilerin uluslararası yeşil finansmandan daha fazla pay alabilmesine olanak sağlanacak. 2021 yılında yayımlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında hazırlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği; hangi yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olduğunu belirlemede yol gösterici olacak. Sanayicilerin uluslararası yeşil finansmandan daha fazla pay alabilmesine olanak sağlarken piyasada şeffaflığı artırarak “yeşile boyama” (greenwashing) riskini engelleyen ortak bir dil ve değerlendirme kriterleri sunacak. 6 ÇEVRESEL HEDEF Yönetmelik kapsamında ekonomik faaliyetler için 6 çevresel hedef belirlendi. Bunlar; sera gazı emisyonlarının azaltımı, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ile restorasyonu olarak sıralandı. TAKSONOMİYE UYUM İÇİN 3 GENEL ŞART Yönetmeliğe göre bir ekonomik faaliyetin ‘Yeşil Taksonomiye Uyumlu’ olarak nitelendirilebilmesi için 3 şartı eşzamanlı sağlaması gerekecek. Bu şartlar ise ‘Önemli Katkı’, ‘Önemli Zarar Vermeme’ ve ‘Asgari Sosyal Koruma’ olarak başlıklandırıldı. ‘Önemli Katkı’ ilkesine göre yönetmelikte belirlenen 6 çevresel hedeften en az birine önemli ölçüde katkı sağlanmalı. ‘Önemli Zarar Vermeme’ ilkesine göre diğer çevresel hedeflerinin hiçbirine önemli ölçüde zarar verilmemeli. ‘Asgari Sosyal Koruma’ ilkesine göre ise asgari sosyal koruma önlemlerine ve standartlarına tam uyum sağlanmalı. SEKTÖRLER VE TEKNİK TARAMA KRİTERLERİ Yönetmelik kapsamında hazırlanan Teknik Tarama Kriterleri 16 Sektör ve 137 Ekonomik Faaliyetten oluşuyor. Süreçte öncelikle AB Taksonomisi’nde yer alan ekonomik faaliyetlerle başlandı ancak AB Taksonomisi’nden farklı olarak Türkiye Yeşil Taksonomisi’ne ülke yapısı gereği kritik önem taşıyan tarım ve turizm sektörleri de dahil edildi. İlerleyen aşamalarda eklenecek sektör ve ekonomik faaliyetler, Teknik Uzman Grubu ve Türkiye Taksonomi Komitesi çalışmaları ile belirlenecek. Teknik Tarama Kriterleri İklim Değişikliği Başkanlığı’nın resmi web sayfasından duyurulacak. FİNANS SEKTÖRÜ 1 OCAK 2029’DEN İTİBAREN RAPORLAMA YAPACAK Yönetmelikte raporlama süreci reel sektör ve finans sektörü için ikili bir yapıda kurgulandı. Reel sektörün raporlama usul ve esasları İklim Değişikliği Başkanlığı, finans sektörünün raporlama usul ve esasları ve raporlama şablonları SPK, BDDK ve SEDDK tarafından belirlenecek. Reel sektör için gönüllü raporlama uygulamasında yasal zorunluluk olmayacak. Ancak bankalardan ve finans kuruluşlarından yeşil finansman talep eden şirketlerden raporlama talep edilebilecek. Finans sektörü için zorunlu raporlama uygulaması kapsamında finans sektörü 1 Ocak 2029 tarihinden itibaren raporlama yapmakla yükümlü olacak.

Yatırım, Üretim ve Sanayinin Geleceği Eskişehir'de Masaya Yatırıldı Haber

Yatırım, Üretim ve Sanayinin Geleceği Eskişehir'de Masaya Yatırıldı

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, bölgedeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, OSB’lerin talep, sorun ve çözüm önerileri istişare edildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) İç Anadolu Bölge Toplantısı, Eskişehir OSB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile İç Anadolu Bölgesi’ndeki 75 OSB’nin başkan ve bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda, sanayinin gündemindeki yatırım, üretim, finansmana erişim, enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü ve yeşil-dijital dönüşüm başta olmak üzere sektörün talep ve sorunları ele alındı. Toplantının açılışında konuşan OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, İç Anadolu Bölgesinin önemli bir sanayileşme mücadelesi verdiğinin altını çizdi. Bölgedeki 13 ilde, 49’u işletme aşamasında olmak üzere toplam 75 OSB’nin bulunduğunu söyleyen Kütükcü, 22 bini aşkın fabrikada 615 bin kişiye doğrudan istihdam sağlandığını vurguladı. Bölgedeki sanayicilerin zorlu ekonomik şartlara rağmen üretimde gösterdiği kararlılıkla da dikkat çektiğini belirten Kütükcü, “OSBÜK olarak uzun süredir OSB’lerimizdeki üretimin seyrini elektrik tüketimi üzerinden takip ediyoruz. Bu yılın ilk 7 ayında İç Anadolu’daki organize sanayi bölgelerimizin elektrik tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde yüzde 5,2 arttı. Bu oran, tüm zorlu şartlara rağmen, bölge insanımızın ve sanayicilerimizin üretimden vazgeçmediğini, aksine üretime daha güçlü bir şekilde sarıldığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Zira Türk sanayisinin gücü sadece rakamlardan değil, bu rakamların arkasındaki alın terinden, üretim azminden ve mücadele ruhundan geliyor” dedi. “Üretim varsa umut vardır, istişare varsa çözüm vardır” OSBÜK’ün, güçlü OSB camiasının sesini daha gür duyurmak, sorunlarını Ankara’ya taşımak ve çözüm üretmek için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü dile getiren Kütükcü, kamu ile OSB’ler arasında güçlü bir köprü olarak OSB’lerin taleplerini dikkatle takip ettiklerini ifade etti. Sahadan gelen sorunların ortak akılla çözülmesinin çok kıymetli olduğunu anlatan Başkan Kütükcü sözlerini şöyle tamamladı: “OSB’lerin gücünün iki önemli kaynağı var, üretim ve istişare. Şartlar ne olursa olsun, bu ikisinden asla vazgeçemeyiz. Üretim varsa umut vardır. İstişare varsa çözüm vardır. Hamdolsun istişare kültürünü, çok iyi şekilde çalıştırıyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte olduğu gibi, rüzgarlar bazen sert esecek, deniz bazen dalgalı olacak. Ama bizler, Türkiye’nin üretim gücünü hep birlikte ve daima daha ileriye taşıyacağız. Hedefimiz çok net. Daha fazla yatırım. Daha fazla üretim. Daha güçlü sanayi. Ve daha güçlü bir Türkiye.” “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin’den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke” Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, 2008 yılından bugüne dünyanın çeşitli türbülanslardan geçtiğini anlattı. Tüm zorlu süreçlere rağmen Türk sanayicisinin çok büyük gayretle üretime devam ettiğini kaydeden İnan, sanayicinin büyük fedakarlıklar gösterdiğini dile getirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sanayiciler için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini dile getiren Bakan Yardımcısı İnan, organize sanayi bölgelerine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi. “İmalat sanayisinde Türkiye küresel ölçekte Çin'den sonra en çok çeşit ürünü, en çok ülkeye ihraç eden ikinci ülke. Biz sanayi yetkinliği olarak çok ön plana çıkan bir ülkeyiz” ifadesini kullanan İnan, Türkiye yüzyılı kurulması sürecinde üretimle var olmanın önemine vurgu yaptı. Bakan Yardımcısı İnan konuşmasında Türk ekonomisi ve Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Küpeli: “Türkiye olarak üretmeye ve büyümeye devam etmeliyiz Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli de OSB’nin gelişimi hakkında bilgiler vererek, OSB’nin toplam büyüklüğünün 34 milyon metrekareye yaklaştığını ve üretimdeki 748 fabrikasında 53 bin aşan istihdama sahip olduklarını anlattı. Türk sanayisinin kritik bir süreçten geçtiğini dile getiren Küpeli, “Bir yandan küresel pazarlardaki daralma ve rekabet baskısı sürerken, diğer yandan finansmana erişimdeki zorluklar, ihracat pazarlarımızdaki ciddi daralma ve durgunluk, çevremizdeki sürekli bir savaş hali ve gergin ortam, ülkemiz içindeki yüksek işletme ve enerji maliyetleri, istihdam üzerindeki yükler, diğer hizmetler sektörlerdeki yüksek enflasyon rakamları piyasada dengeleri bozmakta ve sanayicimizin omuzlarındaki yükü artırmaktadır. Bunların yanı sıra hızla gelen Yeşil Mutabakat ve dijital dönüşüm gereklilikleri, sanayi parsellerinde artan maliyetler, en önemlisi üretimimizin can damarı olan nitelikli büyüklüğü, 916 tahsisli parseli, aktif olarak üretimde olan iş gücü temini, bugün hepimizin ortak ve öncelikli meselesidir” dedi. Sanayi yatırımlarındaki yavaşlamanın Türkiye’nin üretim kapasitesi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Küpeli, ekonomide uygulanan tedbirlerin sanayi yatırımları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küpeli, Türkiye’nin üretim gücünü koruması ve yeni yatırımlarla büyümeye devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, sanayinin yalnızca mevcut kapasitesini koruyarak değil, yeni yatırımlarla sürekli büyüyerek güçlenebileceğini ifade etti. Küpeli, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklerin artırılması, öngörülebilirliğin güçlendirilmesi ve yapısal adımların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. İç Anadolu Bölge Toplantısı açılış konuşmalarının ardından istişare bölümü ile devam etti.

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada Haber

İzmir Ticaret Borsası'nda Küresel Riskler ve Tarımda Dijital Dönüşüm Masada

İzmir Ticaret Borsası Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı 15 Mayıs Cuma günü Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’in başkanlığında, Yönetim Kurulu ve Meclis üyelerinin katılımı ile çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Mayıs Ayı Meclisi’nde gündem; küresel ekonomide belirsizlikler, enerji piyasalarındaki gelişmelerin tarım sektörüne etkileri, yeşil mutabakat, iklim değişikliğinin üretime etkisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”, tarımsal üretim maliyetleri ve sürdürülebilirlik, Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’nun çıktıları ve dijital dönüşüm ile Borsamız çalışmaları ilgili güncel gelişmeler hakkındaki bilgilendirmeler oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız, Kurban Bayramı tatilleri, Borsa toplantı ve etkinlik programlarının yoğunluğu nedeniyle, bu ay özelinde Meclis toplantısını çevrim içi gerçekleştirmek durumunda kaldıklarını ifade ederek söze başladı. Küresel piyasalarda aylardır devam eden belirsizlik ortamının artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkarak, kalıcı ekonomik risklere dönüşmeye başladığına dikkati çeken Tuncer, “Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan bir krizin, ertesi gün tarlamızdaki maliyete, marketteki etikete ve vatandaşın mutfak harcamasına doğrudan yansıdığını hepimiz net bir şekilde görebiliyoruz. Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’na göre; küresel enerji fiyatlarının 2026 yılında yüzde 24 artarak Ukrayna Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların da dünya deniz yolu ham petrol ticaretinin yüzde 35’ini etkilediği belirtilmektedir. Uluslararası piyasalarda oluşan temel beklenti; enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağı, navlun maliyetlerinin artacağı ve tedarik zincirlerinde yeni kırılmaların yaşanabileceği yönündedir.” dedi. Bu gibi durumlar nedeniyle özellikle tarımsal üretim açısından işlerin giderek zorlaştığını, küresel gübre fiyatlarında bu yıl yüzde 31’e varan artış beklenirken, üre fiyatlarındaki yükselişin yüzde 60 seviyelerine ulaşabileceğinin ön görüldüğüne de değinen Tuncer, “Yani gördüğünüz gibi Hürmüz’de yaşanan bir gerilim, sadece petrol şirketlerini ilgilendirmiyor. Üreticimizi, sanayicimizi, ihracatçımızı ve en önemlisi vatandaşımızın cebini doğrudan etkiliyor. Eskiden üretici “Bu yıl ne kadar kazanırım?” diye hesap yapardı. Bugün ise “Maliyetleri nasıl karşılayacağım?” diye düşünüyor. Bu durum ne yazık ki üreticilerimizin motivasyonunu zayıflatmaktadır. Bugün üretimden vazgeçilen her bir dönüm arazi, ne yazık ki yarın daha yüksek gıda enflasyonu, daha fazla ithalat baskısı ve daha kırılgan bir ekonomi olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak biliyoruz ki üretimden vazgeçmeyen toplumlar, zor dönemlerden güçlenerek çıkmayı başarırlar. Bu nedenle; bugün hepimize düşen görev, belirsizliklerin büyüttüğü kaygılara teslim olmak değil; üretimi, yatırımı ve dayanışmayı koruyarak ülkemizin ekonomik direncini daha da güçlendirmektir.” diye konuştu. Yönetim Kurulu adına konuşma gerçekleştiren Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz ise “Küresel belirsizliklerin ve Türkiye ekonomisindeki kritik ‘dengelenme’ sürecinin ortasında olduğumuz günlerdeyiz. Küresel ekonomi, bir yanda Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskısı, diğer yanda ise teknolojinin devrimsel hızıyla şekilleniyor. IMF’nin son tahminleri, küresel büyümenin yüzde 3,1 seviyelerine gerilediği bir sürece işaret ediyor.” dedi. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti ile Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikalarının, küresel ticarette korumacı yaklaşımların arttığını çok net bir şekilde ortaya koyduğuna değinen Ercan Korkmaz, “Bu noktada, Trump’ın tarihi Çin ziyaretinin sonuçlarını çok dikkatle izlememiz gerekiyor. Çünkü Çin, Türkiye’nin rekabet gücünü, pek çok başka etkenle birlikte ciddi şekilde aşındırmaya devam ediyor. Böyle bir iklimde yeşil mutabakat ve yapay zekanın artık bir tercih değil, küresel tedarik zincirinde kalıcı olabilmenin ön koşulu olduğunu kabul etmemiz şart.” diye konuştu. Kırsalda refahın artırılmasının, bugün artık yalnızca sosyal politika başlığı değil; doğrudan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve ülke ekonomisinin dayanıklılığı ile ilgili stratejik bir konu olduğuna değinen Korkmaz, “Tarımı ayakta tutan temel unsur yalnızca toprak, su veya teknoloji değildir. Asıl belirleyici unsur kırsalda yaşamını sürdüren insanın ekonomik ve sosyal olarak üretime devam edebilmesidir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte açıkladığı, yaklaşık 400 bin üreticiye ulaşılması ve 250 bin kişilik yeni istihdam oluşturulması hedeflenen “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”ni çok kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isterim.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin güncel gelişmeler ve durum tespitlerini katılımcılarla paylaşarak karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı Haber

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.