Hava Durumu

#Finansmana Erişim

Kırsal Haber - Finansmana Erişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansmana Erişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kütahya'nın Üretim ve Yatırım Potansiyeli Ele Alındı Haber

Kütahya'nın Üretim ve Yatırım Potansiyeli Ele Alındı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) heyeti, organ seçimlerinin ardından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaret etti. KUTSO’nun 2026–2030 dönemi çalışma önceliklerinin ele alındığı ziyarette, Kütahya iş dünyasının beklentileri, yerel kalkınma hedefleri ve işletmelerin finansmana erişimi değerlendirildi. KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Meclis Başkanı Fatih Alkış, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Yüce, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Mustafa Selman Hatipoğlu ve Tolga Eskioğlu, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ahmet Saner Gönül, Yönetim Kurulu Üyeleri Semra Tozaraydın, Osman Baş, Ömer Yiğit, Sezai Ekmel Sarpaşar ve Emirhan Aydın, Meclis Başkan Yardımcısı Uğur Kırdar ile KUTSO Meclis üyeleri ve Meslek Komitesi üyelerinin katıldığı ziyarette, Odanın geride kalan dönemde yürüttüğü çalışmalar ve yeni dönem hedefleri hakkında bilgi paylaşıldı. KÜTAHYA’NIN ÜRETİM VE YATIRIM POTANSİYELİ ELE ALINDI Ziyarette konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, geride kalan dört yıl boyunca Kütahya’ya, Odaya ve iş dünyasına sağladığı destekler dolayısıyla TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti. TOBB camiasının dayanışmasını her zaman yanlarında hissettiklerini belirterek bu yapının bir parçası olmanın önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı, üretim ve yatırım kararlarının zorlaştığı bir dönemde TOBB’un özel sektörün taleplerinin gündeme taşınmasında ve çözüm yollarının geliştirilmesinde üstlendiği role dikkat çekti. Anadolu’daki işletmelerin finansmana erişim, ihracat, nitelikli iş gücü, dijital ve yeşil dönüşüm alanlarında karşılaştığı ihtiyaçlara değinerek TOBB’un sağladığı temsil ve dayanışmanın önemini vurguladı. KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, TOBB’un iş dünyası açısından taşıdığı anlamı, “TOBB’un gücünü yalnızca temsil ettiği işletmelerin sayısında değil, zor zamanlarda iş dünyamıza sağladığı güven, ortaya koyduğu ortak akıl ve ülkemizin geleceğine duyduğu sorumlulukta görüyoruz.” sözleriyle dile getirdi. GERİDE KALAN DÖNEMİN ÇALIŞMALARI VE YENİ DÖNEM HEDEFLERİ PAYLAŞILDI Kütahya’nın sanayi birikimini, girişimcilik potansiyelini ve insan kaynağını geliştirmek amacıyla yürütülen çalışmaları aktaran KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat; işletmelerin rekabet gücünün artırılmasına, yeni yatırımların önünün açılmasına, gençlerin ve kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasına öncelik verdiklerini belirtti. Yerel kalkınmayı Oda çalışmalarının merkezine aldıklarını ifade ederek Kütahya’nın güçlü olduğu sektörlerin geliştirilmesi, yeni üretim alanlarının desteklenmesi ve yatırımcılar için daha cazip bir merkez hâline gelmesi yönündeki hedeflerini paylaştı. Kütahya iş dünyasının uluslararası bağlantılarının güçlendirilmesine de değinen KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat; Erasmus programları, uluslararası iş birlikleri, tedarik zinciri buluşmaları ile yatırım ve ihracat odaklı faaliyetlerde ortak hedefin, kentin potansiyelini Türkiye’ye ve dünyaya daha güçlü biçimde tanıtmak olduğunu kaydetti. Yeni dönemde başlatılan çalışmaların kalıcı kazanımlara dönüştürülmesini hedeflediklerini belirterek işletmeleri yeni teknolojiler, yeni pazarlar ve yatırım fırsatlarıyla buluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. BİRLİKTE ÇALIŞMA VURGUSU Konuşmasında KUTSO üyelerine ve yeni dönemde görev alan Oda organlarına da teşekkür eden KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, geride kalan dönemde farklı sektörlerin ortak hedefler etrafında buluştuğunu ve birlikte çalışma kültürünün güçlendiğini belirtti. Oda çalışmalarının, iş dünyası temsilcilerinin kendi işletmelerindeki sorumluluklarının yanında şehrin geleceği için zaman ve emek ayırmasını gerektirdiğine dikkat çekerek bu sorumluluğu üstlenen tüm üyelere teşekkür etti. Yeni döneme ilişkin kararlılıklarını ise “Birliğimiz güçlü, hedeflerimiz büyük, çalışma azmimiz tamdır.” sözleriyle ifade etti. FİNANSMANA ERİŞİM VE KGF GÖRÜŞÜLDÜ Ziyarette işletmelerin finansmana erişimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Kredi Garanti Fonu (KGF) hakkında bilgi vererek fonun işletmelerin finansmana erişimindeki rolüne değindi. Görüşmede ayrıca üyelerin ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin geliştirilmesi, mesleki eğitim ve istihdamın desteklenmesi, girişimciliğin yaygınlaştırılması ve firmalar arasındaki ticari bağlantıların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. KUTSO ile TOBB arasında yürütülebilecek ortak çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. SEÇİM SONUÇLARINI VE TOBB ZİYARETİNİ DEĞERLENDİRDİ Ziyaret kapsamında verdiği röportajda organ seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulunan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, yoğun saha çalışmalarıyla yürütülen sürecin yüzde 70 katılım, yüzde 75 oy oranı ve 15 meslek komitesinin tamamında elde edilen başarıyla sonuçlandığını belirtti. Seçim sürecinin geride kaldığını ve KUTSO üyelerinin bir bütün olduğunu vurgulayarak yeni dönemde tüm üyelerle birlikte Kütahya’nın, bölgenin ve ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak için çalışacaklarını ifade etti. TOBB ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde ise TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yol gösterici yaklaşımının ve Anadolu iş dünyasına verdiği güvenin önemine dikkat çekti. Sağladığı destek ve verdiği moral dolayısıyla teşekkür ederek görevine devam etmesini gönülden desteklediklerini dile getirdi. KUTSO heyeti, kabulleri, misafirperverlikleri ve Oda çalışmalarına sağladığı destekler dolayısıyla TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti.

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı Haber

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti. “Samimi Değilseniz Rol Yapmayın” COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi. Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.” COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı. Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.” Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi: “Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.” Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı. Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti. Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti. Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.” Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.” Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi. Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti. Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. “Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.” COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti. Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.” COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı. Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi. Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti. Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi. İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti. Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti. Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Yardım Var Ama Ulaşmıyor” COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı. Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı. Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi. Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi. Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.” Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı. İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı. Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti. İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.” “Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz” COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.” Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti. Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.

CHP'li Gürer: “Yılın İlk 8 Ayında 82 Bin 669 İş Yeri Kapandı” Haber

CHP'li Gürer: “Yılın İlk 8 Ayında 82 Bin 669 İş Yeri Kapandı”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnaf ve sanatkârların artan maliyetler, yüksek faiz, vergi yükü ve finansmana erişim sorunları nedeniyle zor durumda olduğunu belirterek iktidara acil düzenleme çağrısı yaptı. 2026 yılının ilk sekiz ayında 82 bin 669 esnaf iş yerinin kapandığını ifade eden Gürer, “Esnaf kredi borcunu ödemekte zorlanıyor, siftahsız dükkân kapatıyor. Küçük esnafı koruyacak adımlar bir an önce atılmalı” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde'de Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı ile diğer oda başkanlarını ziyaret ederek esnafın sorunlarını dinledi. Ziyaretlerinin ardından esnafla yaptığı görüşmelerde de ekonomik sıkıntıların derinleştiğini gördüğünü belirten Gürer, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için iktidara çağrıda bulundu. Türkiye'de yaklaşık 1 milyon 749 bin esnaf ve sanatkâr iş yeri bulunduğunu belirten Gürer, 2026 yılının ilk sekiz ayında 82 bin 669 esnaf iş yerinin kapandığına dikkat çekti. Gürer, “Esnafımızın sorunlarını hem dile getirmek hem de çözüm üretilmesini sağlamak için iktidara çağrıda bulunuyoruz. Görüştüğümüz esnaflar büyük bir sıkıntı içinde. Vergi, faiz ve sıkı para politikasının oluşturduğu ekonomik tablo doğrudan esnafı etkiliyor. İşçilik, ham madde ve genel giderlerdeki artışlar iş yerlerinin kapanmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı. ESNAF KREDİ BORCUNU ÖDEMEKTE ZORLANIYOR Esnafın önemli bir bölümünün işini sürdürebilmek için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yüksek faizlerin borçların geri ödenmesini güçleştirdiğini söyledi. Gürer, “Krediyle ayakta duran esnafımızın büyük bölümü, kullandığı krediyi geri ödemekte artık zorlanıyor. Esnaf finansmana erişmekte güçlük çekiyor. Kredi bulsa bile yüksek faiz nedeniyle geri ödemede sıkıntı yaşıyor. Geçmişte Esnaf Kefalet Kooperatifinden kredi kullanan ve borcunu süresi içinde ödeyebilen esnaf, bugün faiz yüküyle birlikte borcunu ödemekte zorlanıyor” dedi. Esnafın yaşadığı sermaye sıkıntısına da dikkat çeken Gürer, görüştüğü esnafların kendilerine şu sözlerle yaşadıkları sorunu anlattığını aktardı: “Esnafımız, ‘Ben ürünü satıyorum. Sonra gidiyorum, aynı ürünü alıp yeniden rafa koyacağım zaman aynı fiyattan alamıyorum’ diyor. Sattığı ürünü yerine koyamayan esnafın sınırlı sermayesi eriyor. İşini sürdürebilmek için yeniden krediye yöneliyor. Ancak bu kez de faiz yüküyle karşılaşıyor. Faiz, sıkı para politikası ve vergiler esnafımızı mağdur ediyor.” Gürer, vergilendirmede büyük işletmelerle küçük işletmeler arasındaki farklılıkların gözetilmemesinin küçük esnafı daha fazla zorladığını belirterek, “Küçük işletmelerin ekonomik koşulları dikkate alınmalı, esnafın taşıyamayacağı yükler ortadan kaldırılmalıdır” diye konuştu. 82 BİN 669 İŞ YERİ KAPANDI, ESNAF DESTEK BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnafın iş yerini kapatmasının yalnızca iş yeri sahibini değil, istihdamı, yerel ekonomiyi ve kent yaşamını da etkilediğini ve kamu desteğinin önemli olduğunu belirterek, “Bir esnafın iş yerini kapatması yalnızca kendisinin yaşadığı bir sorun değildir. O iş yerinde çalışanlar, o işletmeden alışveriş yapan vatandaşlar ve bulunduğu bölgedeki ekonomik hareketlilik de bundan etkilenir. Esnafın ayakta kalması, istihdamın ve yerel ekonominin devamı açısından önemlidir. İş yerlerinin sürdürülebilirliği ve büyümesi için kamu desteğine ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu. Tüketici gelirlerindeki daralmanın da esnafın satışlarını olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Akaryakıt, doğal gaz, elektrik, işçilik ve diğer zorunlu giderler artıyor. Faiz yüksek, tüketicinin geliri ise sınırlı. Bu koşullarda esnafın ayakta kalması giderek zorlaşıyor. İktidar, kredi uygulamalarında esnaf lehine acil düzenlemeler yapmalıdır” çağrısını yaptı. BAĞ-KUR'DA 9 BİN GÜN SORUNU ÇÖZÜLMEDİ Esnafın emeklilik ve sosyal güvenlik primleri konusunda da ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, Bağ-Kur prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200'e düşürülmesi yönündeki sözün hâlâ yerine getirilmediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnafımız hem işini sürdürmeye çalışıyor hem de sosyal güvenlik primini ödemek zorunda kalıyor. Ancak birçok esnaf primlerini ödemekte önemli ölçüde sıkıntı yaşıyor. Geçen seçimlerden önce 9 bin günün 7 bin 200 güne düşürüleceği yönünde verilen söz hâlâ gerçekleşmedi. Esnafın emeklilik beklentisi karşılanmalı, prim yükünü hafifletecek destekleyici önlemler alınmalıdır” dedi. LOKANTACI ESNAFININ KDV YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ Lokanta esnafının mal ve hizmet alımlarında uygulanan KDV oranları nedeniyle de sıkıntı yaşadığını belirten Gürer, ürünleri yüzde 1 KDV ile alıp yüzde 10 KDV ile satmak zorunda kalmalarının işletmeler açısından ek yük oluşturduğunu ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Lokanta esnafı ürünlerini yüzde 1 KDV ile alırken satışta yüzde 10 KDV uygulamak zorunda kalıyor. Alış ve satış arasındaki bu fark, özellikle küçük işletmelerin mali yapısını zorluyor. Esnafın içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak bu sorun çözüme kavuşturulmalıdır. Esnafımız bazı günler siftah yapamadan dükkânını kapatıyor. Geliri olmayan ya da giderlerini karşılayamayan işletmelerin borçları faizlerle daha da büyüyor. Çarkların dönmesi ve istihdamın korunması için kamu alacaklarına yönelik acil faizsiz yapılandırma ve matrah artırımı düzenlemesi yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. KİRA STOPAJI KALDIRILMALI, KADEMELİ VERGİ SİSTEMİNE GEÇİLMELİ Esnafın vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirten Gürer, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu ile ilgili mevzuatın da yeniden ele alınması gerektiğini ifade ederek, “Esnafın koşulları lehine yeniden düzenlenmelidir. Kiralarda stopaj yükü kaldırılmalı, ciro esas alınarak kademeli vergi sistemine geçilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu primleriyle ilgili destekleyici yeni önlemler getirilmelidir. Kredi uygulamaları esnafın gerçek koşullarına göre düzenlenmelidir. Esnafın sorunlarını çözmek için yalnızca tespit yapmak yeterli değildir; somut ve uygulanabilir adımlar atılmalıdır” dedi. KONKORDATO BAŞVURULARI ESNAFI DA ETKİLİYOR İşletmelerin yaşadığı mali sorunların esnaf üzerinde de etkili olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk yedi ayında konkordato başvurusunda bulunan işletme sayısının 3 bin 529'a ulaştığını, 171 işletmenin ise iflas ettiğini kaydetti. Gürer, konkordato süreçlerinin esnaf açısından iki yönlü risk oluşturduğunu belirterek, “Esnaf bu işletmelerden ürün alıyor ya da onlara ham madde veriyor. İşletmenin ödeme güçlüğüne düşmesi, ürün aldığı esnafı da kendisine malzeme sağlayan işletmeyi de etkiliyor. Her iki durumda da esnafın yaşadığı sıkıntılar derinleşiyor. Ekonomideki sorunlar birbirini tetikliyor ve küçük işletmeler bu tablodan doğrudan etkileniyor” dedi. “PERAKENDE KANUNU BİR AN ÖNCE MECLİSE GELMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük esnafın zincir marketler, büyük marketler ve alışveriş merkezleri karşısında yeterince korunmadığını belirterek, “Perakende Kanunu yıllardır konuşuluyor ancak hâlâ çıkarılmış değil. Küçük esnaf, zincir marketler ve büyük alışveriş merkezleri karşısında korumasız bırakılıyor. Haksız rekabet önlenmediği için bazı esnaflar iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Perakende Kanunu bir an önce Meclise getirilmeli ve küçük esnafı koruyacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. Ticaret Bakanlığının yapısının da esnafın sorunlarını doğrudan ele alacak şekilde yeniden düzenlenebileceğini belirten Gürer, “Ticaret Bakanlığının adının Esnaf ve Ticaret Bakanlığı olarak değiştirilmesi ve esnafın sorunlarına doğrudan müdahale edebilecek bir yapının oluşturulması yararlı olacaktır” dedi. GÜRER'DEN KÜÇÜK ESNAFIN POS KOMİSYONLARI İÇİN KANUN TEKLİFİ Küçük esnafın kartlı satışlarda ödediği POS komisyonlarının azaltılması için kanun teklifi verdiğini hatırlatan Gürer, teklifin amacının esnafın üzerindeki mali yükü hafifletmek olduğunu belirtti. Gürer, “Küçük esnafımızın POS komisyonları nedeniyle yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz. Bu konuda verdiğimiz kanun teklifinde gerekçelerimizi ve yapılması gerekenleri ayrı ayrı anlattık. Mikro ölçekli ve belirlenen cironun altında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârların kartlı işlemlerinden komisyon alınmamasını öneriyoruz” dedi. Teklifin diğer esnaf gruplarına yönelik düzenlemeler de içerdiğini belirten Gürer, “Diğer esnaf ve sanatkârlar bakımından komisyon oranının yüzde 50'ye düşürülmesini, diğer üye iş yerleri bakımından ise yüzde 0,75 sınırı getirilmesini amaçlayan kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Bu düzenleme küçük esnafın özellikle dile getirdiği taleplerden biridir. Teklifimizin bir an önce Meclis gündemine alınmasını ve yasalaşmasını temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı. YEREL ESNAF VE EL SANATLARI KORUNMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnafın her bölgenin kendine özgü özellikleri açısından ayrı bir değeri ve önemi vardır. Yerel ürünleri, geleneksel meslekleri ve el sanatlarını yaşatan esnafımız, aynı zamanda kültürel mirasımızı da koruyor. Ancak birçok yerde meslekler arasında sayılan el sanatları yok olmak üzere. Yerel özellik taşıyan esnafımızın ve el sanatlarımızın korunması, bu alanlara farklı destekler verilmesi gerekiyor” dedi. Esnafın sorunlarının çiftçiden işçiye, memurdan sanayiciye kadar toplumun diğer kesimlerinin yaşadığı ekonomik sorunlardan ayrı düşünülemeyeceğini belirten Gürer, çözümün bütüncül politikalarla mümkün olacağını ifade etti. TIR VE KAMYONCULAR KONTAK AÇMAYA KORKUYOR Gürer, “Akaryakıta gelen zamlar, yedek parça fiyatları, servis ücretleri ve diğer giderler nedeniyle bugün birçok tır ve kamyon garajdan çıkamaz duruma gelmiştir. Büyük lojistik firmalarının dışında, tek başına çalışan tırcı ve kamyoncular çok daha ağır koşullarla karşı karşıyadır” dedi. Nakliyeci esnafının yaşadığı sıkıntıyı kendi ifadeleriyle aktaran CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Esnafımız, ‘İş yaparsak daha çok zarar edeceğiz’ düşüncesiyle kontağı dahi basmaya korkuyor. Bir araç yola çıktığında akaryakıt, bakım, yedek parça ve diğer giderlerini karşılamak zorunda. Kazandığı para bu maliyetleri karşılamıyorsa çalışması da sürdürülebilir olmuyor. Bu alanda yaşanan mağduriyetler değerlendirilmeli, ek destekler sağlanmalı ve gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır” diye konuştu. “ESNAFIN SORUNLARINA ACİL ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ” Esnafın sorunlarının yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değil, sahadaki gerçek koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, iktidarın esnaf temsilcileriyle ve doğrudan esnafla görüşerek çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Esnafımızın yaşadığı sorunları hem oda başkanlarımızla hem de iş yerlerini ziyaret ederek doğrudan esnafımızla görüştük. Sorunlar açıkça ortada. Vergi yükü, yüksek faiz, finansmana erişim güçlüğü, artan maliyetler ve daralan tüketici geliri küçük işletmeleri zorluyor. Bağ-Kur primleri, emeklilik koşulları, POS komisyonları ve haksız rekabet gibi konularda da çözüm bekleniyor. Esnafımızın ayakta kalması, istihdamın korunması ve kentlerimizin ekonomik yaşamının sürmesi için acil adımlar atılmalıdır. Çiftçimizin, işçimizin, memurumuzun ve sanayicimizin yaşadığı sorunlar gibi esnafımızın sorunları da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. İktidarı, esnafın sesine kulak vermeye ve çözüm üretmeye çağırıyoruz” dedi.

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz'dan Güçlü Borsa Vizyonu Haber

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz'dan Güçlü Borsa Vizyonu

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ahmet Oğuz, üyeyi merkeze alan, sahada aktif, dijitalleşen, lisanslı depoculukta güçlenen ve tarım ekonomisine yön veren yeni borsa vizyonunu kamuoyuna duyurdu. Düzenlenen proje tanıtım toplantısında konuşan Oğuz, Eskişehir’in tarım ve hayvancılık potansiyelini harekete geçirecek kapsamlı bir dönüşüm sürecini başlatmayı hedeflediklerini belirtti. "Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa" anlayışıyla yola çıktıklarını vurgulayan Ahmet Oğuz; borsa üyelerinin ihtiyaçlarına çözüm üreten, ortak akılla hareket eden ve Eskişehir’in tarım ile hayvancılık hayatına yön veren güçlü bir idari yapı ortaya koyacaklarını ifade etti. "Geleceğe Katılımcı Yönetim Anlayışıyla Yürüyeceğiz" Eskişehir’in köklü ticari geçmişinden güç aldıklarını ve gençliğin enerjisini alanında uzman bir ekibin deneyimiyle birleştirdiklerini belirten Oğuz, şu değerlendirmelerde bulundu:“Üyelerimizin desteğiyle Eskişehir Ticaret Borsası’nda yeni bir dönemi başlatacağız. Eskişehir Ticaret Borsası’nı; üyelerinin arkasında kale gibi duran, şehre yön veren, üreticinin emeğini koruyan, tüccarın önünü açan ve çözüm üreten güçlü bir yapıya dönüştürmek istiyoruz. Hedefimiz, Eskişehir’in tarım, hayvancılık ve gıda ekonomisine değer katan, bölgesine örnek bir borsa oluşturmaktır.” Sektörel komisyonlar ve düzenli istişare mekanizmaları kuracaklarını belirten Oğuz, borsa üyelerinin görüş ve taleplerinin yönetim süreçlerine çok daha güçlü bir şekilde yansıtılacağını vurguladı. "Makamda Oturan Değil, Sahada Olan Bir Borsa Yönetimi" Yaklaşık 100 yıllık ticari birikime sahip bir gelenekten geldiğini ve 2018 yılından bu yana ETB bünyesinde meclis üyeliği ile yönetim kurulu üyeliği görevlerini sürdürdüğünü hatırlatan Ahmet Oğuz, elde ettiği tecrübeyle sektörün sorunlarına hakim olduğunu ifade etti. Borsanın sadece tescil işlemleri yapan bir yer olmaktan çıkarılıp üretici ve tüccarın sorunlarına doğrudan dokunan bir kuruma dönüştürüleceğini belirten Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Borsa; makamda oturan değil, üyenin ve üreticinin yanında duran bir kurum olmalıdır. Tarlada, fabrikada, pazarda ve ilçelerde üyelerimizi dinleyen; sorunları ertelemeyen ve çözüm üreten bir anlayışı hayata geçirmek için uğraşacağız.” Öncelikli Hedefler: Depolama, Finansman ve Dijital Dönüşüm Hazırladıkları program dâhilinde ETB'yi çağın ve sektörün ihtiyaçlarına göre şekillendireceklerini ifade eden Başkan Adayı Ahmet Oğuz; yetersiz depolama, ilçelerdeki hizmet eksikliği, dijital altyapı yetersizliği, laboratuvar maliyetleri, finansmana erişim güçlükleri ve modern mezbaha ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına aldıklarını duyurdu. Ahmet Oğuz'un Eskişehir tarımı ve hayvancılığı için hayata geçirmeyi planladığı temel proje ve yatırımlar şunlardır: Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi: Üyelerin ihtiyaçlarına uygun depo ve ofis alanları, lisanslı depoculuk ve finansman merkezi, gelişmiş analiz laboratuvarı, eğitim alanları, genç çiftçi ve tarımsal inovasyon merkezi ile sosyal donatılar tek çatı altında toplanacak. Lisanslı Depoculuk ve ELÜS: Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemi ve lisanslı depoculuk kent genelinde yaygınlaştırılacak. Böylece üreticiler ürünlerini uygun koşullarda depolayabilecek, hasat dönemindeki fiyat baskısından kurtulacak ve saklanan ürünleri finansmana erişimde teminat olarak kullanabilecek. Et ve Hayvancılık Değer Zinciri Çalışma Grubu: Şehre modern, hijyenik ve yüksek kapasiteli bir mezbaha kazandırılması için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla çalışmalar yürütülecek. Bu adımla kayıtlı ticaret ve gıda güvenliği teminat altına alınacak. Dijital Borsa ve Mobil Hizmetler: Borsa Üye Hizmet Merkezi, Dijital Borsa ve Mobil Üye Platformu ile işlemler dijitalleşecek. Eğitim ve Veri Odaklı Projeler: Eskişehir Çiftçi ve Tarım Akademisi, Eskişehir Tarım Veri Merkezi, Üye İçin Finansman Köprüsü, Ziraî Danışmanlık ve Verimli Üretim Programı ile Genç Çiftçi ve Tarım-Hayvancılık Girişimciliği Programı hayata geçirilecek. Markalaşma ve Coğrafi İşaret: Eskişehir’e özgü yerel ürünlerin katma değerini artırmak adına markalaşma süreçleri desteklenecek ve coğrafi işaret çalışmaları hızlandırılacak.

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın ekonomi için önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Gülsoy, “İş dünyası olarak en büyük beklentimiz öngörülebilirliğin artması, fiyat istikrarının sağlanması ve üretim ile ihracat odaklı büyüme kararlılığının sahaya güçlü bir şekilde yansımasıdır.” dedi. KTO Başkanı Gülsoy, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın (OVP) küresel ve bölgesel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde makroekonomik dengelerin korunması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından kıymetli bir çerçeve çizdiğini ifade etti. “ENFLASYONLA MÜCADELE VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA OLMAZIMIZDIR” Ekonomide kalıcı başarının ve yatırımların önünü açacak en temel unsurun istikrar ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Yardımcımızın açıkladığı OVP’nin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Programda enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, mali disiplinin korunması ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedeflerini son derece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarının tesis edilmesi, tüccarımızın ve sanayicimizin geleceğe dönük planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesine imkân tanıyacaktır.” “FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI, ÜRETİCİ VE İHRACATÇI DESTEKLENMELİDİR” İş dünyasının sahadaki en kritik ihtiyacının makul maliyetlerle finansmana erişim olduğunu vurgulayan Gülsoy, değerlendirmesine şöyle devam etti: “İş dünyası olarak hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu; üreten, istihdam sağlayan ve döviz kazandıran işletmelerimizin desteklenmesinden geçmektedir. OVP hedeflerinin sahada karşılık bulabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı adımların atılması şarttır. Seçici finansman imkânlarının katma değer üreten firmalarımıza yönlendirilmesi ve kademeli faiz normalizasyonunun sağlanması, imalat sanayimizin rekabet gücünü koruyacaktır. İşletmelerimizin mevcut istihdamı koruyabilmesi ve yeni yatırımlara kapı açabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, ticaret erbabımızın ve sanayicimizin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi de elzemdir.” “TİCARET VE SANAYİ BİR KUŞUN İKİ KANADI GİBİDİR” Ekonomik yapının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Gülsoy, “Ticaret ve sanayi bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu açıdan, ticaret ve sanayinin işletme büyüklüğüyle sınırlandırılmadan bir bütün olarak korunması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Ülkemiz için katma değer yaratan her işletme bu ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK BAŞLIĞI ÇOK KIYMETLİ” OVP’de bu yıl ilk kez yer alan başlığa da dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy, “Programda ''Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık'' başlığı altında enerji, su, gıda arz güvenliği ve kritik teknolojilerde yerli üretimin öne çıkarılmasını son derece vizyoner bir yaklaşım olarak görüyoruz. Küresel ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bu dönemde, yerli üretimi koruyacak haksız rekabetle mücadele adımları ve Sanayi Koruma Stratejisi reel sektörümüz için hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT POTANSİYELİNE İNANCIMIZ TAMDIR” Türkiye’nin ve Kayseri’nin zorlu koşullara rağmen dinamik yapısıyla üstesinden gelemeyeceği zorluk bulunmadığını belirterek sözlerini tamamlayan Gülsoy: “Anadolu’nun üretim ve ihracat üssü Kayseri olarak, ülkemizin büyüme hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kamu ile reel sektör arasındaki güçlü istişare kültürünün korunarak programdaki reformların hızla hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. En küçük üretici ve esnafımızdan en büyük sanayici ve tüccarımıza kadar tüm üyelerimizin yanında durmaya, ticareti, üretimi ve ihracatı büyütmeye, istihdamı artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat rotasında Türkiye’mizi daha güçlü kılmak adına tüccarımız ve sanayicimizle birlikte tüm gücümüzle sahada olacağız.” dedi.

Kur İle Maliyet Arasındaki Makas Kapanmalı! Haber

Kur İle Maliyet Arasındaki Makas Kapanmalı!

İzmir Oda ve Borsaları, seçimlerden önceki son ortak yönetim kurulu toplantısını gerçekleştirdi. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, Menemen Ticaret Odası Başkanı İzzet Süsoy, Ödemiş Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı A. Latif Aka ve Tire Ticaret Odası Başkanı Mehmet Nadir Delikanlı yeni dönemde aday olmayacağını açıkladığı toplantıda, “demokratik seçim” vurgusu yapıldı. YÖNETİM KURULLARINDAN YOĞUN KATILIM İzmir Odalar ve Borsalar Yönetim Kurulları Ortak Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar ile İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Işınsu Kestelli başkanlığında, İzmir Oda ve Borsalarının yönetim kurullarının katılımıyla gerçekleşti. YORGANCILAR: SEÇİMLERİ KİM KAZANIRSA KAZANSIN ÜYELERE HİZMET ETMEK İÇİN ÇALIŞMALIDIR Ekonomiye ilişkin gelişmelerin istişare edildiği toplantının açılış konuşmasını İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası adına Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar yaptı. Yorgancılar, 2026 yılında gerçekleştirilecek Oda ve Borsa seçimlerinin eşit ve demokratik koşullarda yapılmasının önemine dikkat çekti. Seçimlerin bir yarış olduğunu ancak asıl kazananın sanayici ve Odalar olması gerektiğini belirten Yorgancılar, siyasetin seçim sürecinin dışında kalması gerektiğini söyledi. “Kim kazanırsa kazansın, seçimden sonra dört yıl boyunca üyelerine hizmet etmek için çalışmalıdır” diyen Yorgancılar, görev yapan ve yapacak tüm başkanlara başarı diledi. ENFLASYONLA MÜCADELEDEN VAZGEÇEMEYİZ Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, Türkiye’nin en önemli gündeminin enflasyonla mücadele olduğunu söyledi. Yüksek enflasyonun sanayicinin maliyetlerini artırarak rekabet gücünü zayıflattığını belirten Yorgancılar, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Finansmana erişimin sanayicinin önündeki en önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Yorgancılar, faizlerdeki düşüşün kredi maliyetlerine henüz yeterince yansımadığını belirterek, “Sanayicinin yatırım yapabilmesi ve üretimini sürdürebilmesi için uygun maliyetli finansmana ihtiyacı var” dedi. KUR İLE MALİYET ARASINDAKİ MAKAS KAPANMALI İhracatçının kur artışı ile maliyet artışı arasında sıkıştığını dile getiren Yorgancılar, mevcut tablonun ihracatçıların rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. “Birçok ihracatçı, pazarını kaybetmemek için zararına satış yapmak zorunda kalıyor” diyen Yorgancılar, kurun istikrarlı ancak enflasyonla daha uyumlu bir seyir izlemesi gerektiğini kaydetti. Çin ile Türkiye arasındaki dış ticaret açığının sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirten Yorgancılar, Çin’den yapılan ithalatın yıl sonunda 50-55 milyar dolar seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu. Çin’in üretim fazlasını ihraç edecek pazar aradığını belirten Yorgancılar, Türk sanayisinin korunması ve rekabet gücünün sürdürülebilmesi için gerekli gümrük ve koruyucu tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini söyledi. SANAYİSİZLEŞME RİSKİNE KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ Türkiye’de sanayisizleşme riskinin giderek arttığını belirten Yorgancılar, üretim ve sanayinin daha güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yüksek teknolojili üretime geçiş için nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Yorgancılar, “Eğitim 4.0 sürecini Türkiye’de acilen başlatmalıyız” mesajını verdi. İZMİR’İN REKABET GÜCÜ ARTIRILMALI İzmir’in ekonomik potansiyelinin daha güçlü değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yorgancılar; finansmana erişim, yatırım ortamı, teşvikler, ulaşım ve trafik gibi sorunların kentin rekabet gücünü doğrudan etkilediğini söyledi. Deprem ve afet riskine de dikkat çeken Yorgancılar, Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin acilen bir Afet Bakanlığı’na ihtiyacı var” dedi. ÖZGENER’DEN ORTAK AKIL VURGUSU İzmir Ticaret Odası Başkanı olarak görev yaptığı 8 yıl boyunca, kentte tüm oda ve borsaların katkılarıyla “ortak akıl” kültürünün oluşmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Başta Ender Başkanımız ve Işınsu Başkanımız olmak üzere, ortak projelerle kentimize katkı sağlayan ve ülkemize örnek olan bir anlayışla çalışmalarını sürdüren tüm oda-borsa başkanlarımıza ve yönetim kurullarına teşekkür ediyor, seçim sürecinin hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Bu birliktelikten alınan güçle yeni dönemde de çalışmalara devam edeceklerini ifade eden Özgener sözlerine şöyle devam etti: “İzmir’in sahip olduğu potansiyeli daha ileriye taşımak, kentimizin ve üyelerimizin ihtiyaçlarına ortak çözümler üretmek için oda ve borsalarımızla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki İzmir için atılacak en güçlü adımlar, ortak akıl ve dayanışmayla atılan adımlardır.” KESTELLİ’DEN VEDA İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise konuşmasında, Ender Yorgancılar ve Mahmut Özgener’in İzmir’in ekonomik ve sosyal gelişimine sundukları katkılara ve oda-borsalar arasındaki iş birliğine verdikleri öneme teşekkür ederek, “Ender Başkanımız ve Mahmut Başkanımızla birlikte, İzmir için ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla çalışmak büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu. Bu anlayışın güçlü bir şekilde yaşatılmasına katkı sunan ilçe oda ve borsalarımızın değerli başkanlarına, meclis üyelerine ve çalışma arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum” dedi. İzmir’deki oda ve borsaların birlikte ortaya koyduğu çalışmaların kente kalıcı değerler kazandırdığını belirten Kestelli, “Farklı koltuklarda otursak da tek bir amaç için, güzel İzmir için çalıştık. İZQ İnovasyon Merkezi’nden ikinci mamografi TIR’ına, deprem konutlarından Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgelerine ve İzmir Tarım Teknoloji Merkezi’ne kadar pek çok önemli projenin temelinde bu ortak akıl ve dayanışma var” ifadelerini kullandı. 17 yıllık başkanlık döneminin ardından oda ve borsa camiasına teşekkür eden Kestelli, “17 yıldır sizlerle birlikte çalışmaktan, üretmekten ve projeler geliştirmekten bir an olsun yorulmadım. Gururluyum; çünkü el birliğiyle çok değerli eserleri hayata geçirdik. Mutluyum; çünkü çok özel ve kıymetli dostlarla birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadım” dedi. Kestelli, konuşmasını “Geriye dönüp baktığımda sadece tek bir cümle dökülüyor ağzımdan: İyi ki yapmışız. Teşekkürler İzmir; teşekkürler kıymetli başkanlar ve sevgili dostlar” sözleriyle tamamladı.

Özer Matlı: "BTSO'da İlk İşimiz Bağımsız Denetim Olacak" Haber

Özer Matlı: "BTSO'da İlk İşimiz Bağımsız Denetim Olacak"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, NİLTİMDER, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasını ziyaret etti. Bursa iş dünyasının beklentilerini dinleyen Matlı, göreve gelir gelmez BTSO’nun bütçesini, proje harcamalarını, satın alma süreçlerini ve iştiraklerin bağımsız denetime açacaklarını açıkladı. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, saha çalışmaları kapsamında Nilüfer Ticaret Merkezi İş İnsanları Derneği, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi. İlk olarak NİLTİMDER Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Zeydanlı ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşen Matlı, ardından bölgedeki firmaları ziyaret etti. Programın devamında Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası (YMM) Başkanı İhsan Akar ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMM) Başkanı Hüseyin Halil ile oda yönetimleri ve meslek mensuplarıyla görüşmeler gerçekleştirildi. “Üyemizi yalnızca aidat ödeyen biri olarak görmeyeceğiz. Aidatları düşüreceğiz.” NİLTİMDER ziyaretinde işletmelerin erişim ve yeni müşterilere ulaşma konusunda yaşadığı sorunları dinleyen Matlı, BTSO’nun üyeye doğrudan ekonomik değer üretmesi gerektiğini söyledi. Üyeye Değer Paketi kapsamında faaliyet belgesinin ücretsiz olacağını, aidatını ödemiş üyelerin yılda beş temel belgeyi ücretsiz alacağını ve aidatların düşürüleceğini belirten Matlı, şu değerlendirmede bulundu: “Üyemizin ödediği aidat üzerinden yapamazsın diyorlar. Üyemizin ödediği aidatları düşüreceğiz. Bunun karşılığı 5174 sayılı kanunda var. TOBB’un belirlediği bir taban ve tavan var. Bu baremler arasında yıllık aidatı belirlemek odaların yetkisinde. İsrafı keser, öncelikleri doğru belirlerseniz doğru şeyleri yapabilirsiniz. Üyemizi yalnızca aidat ödeyen ve belge alan biri olarak göremeyiz. BTSO’nun büyüklüğü, üyenin günlük işine maliyet avantajı, finansman, yeni müşteri ve daha hızlı hizmet olarak yansımalıdır. Üyemiz ödediğinin kxsarşılığını doğrudan kendi işletmesinde görecek.” Matlı, NİLTİMDER üyelerine bu hafta içinde basınla paylaşılacak olan Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı bünyesinde bulunan Nefes Kredileri başta olmak üzere etkisi doğrudan küçük işletmelere dokunacak ve rahatlatacak Finansmana Erişim Merkezi, BTSO Birlikte Alım, Bursa İş Ağı, Bursa Ticaret Kampüsleri, ve BTSO Her Yerde projeleri hakkında da bilgi verdi. Ayrıca, yeni alanların dışında mevcut ticaret ve sanayi sitelerinde “yerinde iyileştirme” kapsamında temel altyapı geliştirmeleri, kreş gibi temel donatılar konusunda da çözüm geliştirdiklerini aktardı. “Şeffaflık bir vaat değil, yönetim standardı olacak” YMM ve SMMM odaları ziyaretlerinin ana gündemini ise BTSO’da mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim oluşturdu. Göreve gelir gelmez BTSO’nun ve iştiraklerinin mevcut mali durumunun bağımsız denetime açılacağını açıklayan Matlı, şöyle konuştu: “BTSO’nun kaynağı 60 bin üyemize aittir. Üye, kaynağının nereye harcandığını, iştiraklerin nasıl yönetildiğini ve yapılan yatırımların hangi sonucu ürettiğini bilmelidir. Göreve gelir gelmez BTSO bütçesini, proje harcamalarını, satın alma süreçlerini, mali yükümlülüklerini ve iştiraklerin performansını yetkili bir bağımsız denetime tabii tutacağız. Burada hem YMM hem de SMMM odaları ile işbirliği içinde olacağız. Bağımsız denetimin yalnızca göreve başlarken yapılacak tek seferlik bir çalışma olmayacağını vurgulayan Matlı, denetimlerin düzenli olarak tekrarlanacağını ve sonuçların üyelerle paylaşılacağını söyledi. Meslek odaları sürece doğrudan katılacak Bağımsız denetim sürecinin Bursa YMM ve SMMM odalarının katkısıyla yürütüleceğini belirten Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “BTSO’nun şu anda web sitesini açın, bakın. “Mali Politikamız” başlığı altında yönetim kurulunun istediği durumlarda bağımsız denetimi çalıştırabileceği yazıyor. Bugüne kadar yapılmadı. Ama biz göreve geldiğimizde yapacağız. Denetim, yetkili ve bağımsız bir yapı tarafından gerçekleştirecek. Bununla birlikte YMM ve SMMM odalarımızın hatta tercih edeceği meslek mensupları; denetimin kapsamının belirlenmesine, sürecin izlenmesine ve sonuçların değerlendirilmesine katkı verecek. Bağımsız denetim sonuçlarını düzenli olarak üyelerimizin bilgisine sunacağız.” Denetim sonuçlarının Şeffaflık Portalı üzerinden yayınlanacağını ifade eden Matlı, BTSO bütçesinin, büyük proje harcamalarının ve iştirak performanslarının anlaşılır ve karşılaştırılabilir biçimde üyelerin erişimine açılacağını kaydetti. “Hiçbir meslek grubuyla rekabet etmeyeceğiz” YMM ve SMMM’lerin işletmeler ile kamu arasındaki mali sistemin en önemli taşıyıcılarından olduğunu söyleyen Matlı, hizmeti üyelerinin ayaklarına götüreceklerini ve BTSO’nun hiçbir meslek grubunun sunduğu hizmetlerin eş değerini kendi bünyesinde üretmeyeceğini vurguladı. “Meslek mensuplarımız sürekli değişen mevzuatın, işletmelerin mali sorunlarının ve kamu ile mükellef arasındaki iş yükünün önemli bölümünü taşıyor. BTSO, meslek mensuplarıyla rekabet eden değil, onların uzmanlığından yararlanan bir kurum olacak. Ücretsiz ilk mali değerlendirme ve danışmanlık hizmetlerini odalarımızın katkısı ve tercih edecekleri üyelerle birlikte yürüteceğiz.” Matlı ayrıca Ankara Masası, Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, Check Up 360° ve Bursa Dönüşüm Pusulası projelerinde YMM ve SMMM’lerin bilgi ve saha deneyiminden yararlanılacağını ifade etti. Kararlar üyelerle birlikte alınacak BTSO’da büyük yatırımların, sektörel önceliklerin ve üyeleri doğrudan ilgilendiren kararların dar bir çevrede alınmayacağını belirten Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Şeffaflık yalnızca rakamları açıklamak, birlikte yönetim de yalnızca üyeyi dinlemek değildir. Üye kararın hazırlanmasına katılacak, bütçeyi ve uygulamayı izleyecek, ortaya çıkan sonucu görecek. Biz, 60 bin üyemizin söz sahibi olduğu, kaynağının hesabını verebilen ve gücünü doğrudan üyeye yansıtan bir BTSO için çalışıyoruz.” “KOBİ OSB, olmazsa olmaz ama şehrin farklı bölgelerinde olmalı” Matlı, Bursa SMMM Odası ziyaretinde KOBİ’lerin uygun üretim alanlarına erişiminin de öncelikli konulardan biri olduğunu belirterek, “KOBİ OSB Bursa için olmazsa olmaz. Ancak bu ihtiyacı tek bir bölgeye sıkıştıramayız. Bursa’nın batısında da doğusunda da KOBİ OSB olmalı.” dedi.

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır” Haber

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır”

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verilerini değerlendirdi. Türkiye genelinde ihracat düşerken Eskişehir’in artış yakaladığına dikkat çeken Kesikbaş, "Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir" mesajını verdi. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’nin ihracat performansını ve imalat sektörünün karşılaştığı zorlukları analiz eden Kesikbaş, ekonomik kalkınmanın anahtarının üretim destekleri ve finansmana erişim olduğunu vurguladı. Türkiye Genelinde Dış Ticaret Açığı Alarm Veriyor 2026’nın Ocak-Mart dönemine ait verileri paylaşan Kesikbaş, Türkiye genelindeki tabloyu şu sözlerle özetledi: İhracat: Yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar oldu. İthalat: Yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükseldi. Ortaya çıkan dış ticaret açığının döviz ihtiyacını ve finansman yükünü artırdığını belirten Kesikbaş, "Bu tablo, geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi şarttır" dedi. Eskişehir İhracatta Direncini Koruyor Türkiye genelindeki düşüşe rağmen Eskişehir’in pozitif ayrıştığını vurgulayan ESO Başkanı, şehrin başarı grafiğine dikkat çekti: “Eskişehir’imiz yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmıştır. Bu başarı, üretim iradesinden vazgeçmeyen sanayicimizin, mühendismizin ve işçimizin ortak emeğidir.” “İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yüzde 18’e Çekti” Sanayicinin verimlilik ve maliyet disiplini konusunda üzerine düşeni yaptığını belirten Kesikbaş, çarpıcı bir veri paylaştı: İmalat sektörü, kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar indirmeyi başardı. Ancak gıda ve hizmet sektöründeki yüksek artışların, yüksek faiz ve kredi maliyetleri aracılığıyla yine üreticinin omzuna yüklendiğini ifade eden Kesikbaş, sanayicinin nefes alabilmesi için acil çözüm bekledikleri noktaları sıraladı. Sanayici İçin Acil Destek Talebi Kesikbaş, ekonomik ve stratejik bağımsızlık için güçlü sanayinin şart olduğunu belirterek şu çözüm önerilerinde bulundu: İhracatçıların finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Eximbank ve Merkez Bankası reeskont kredi destekleri artırılmalıdır. Üretici firmalara yönelik devlet teşvikleri güçlendirilmelidir. Başkan Kesikbaş, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Üreticiye verilen her destek; ülkeye yatırım, istihdam ve döviz olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.