Hava Durumu

#Fire Kesintisi

Kırsal Haber - Fire Kesintisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fire Kesintisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afyonkarahisar'da Pancar Üreticisinin Sorunları Meclis Gündeminde! Haber

Afyonkarahisar'da Pancar Üreticisinin Sorunları Meclis Gündeminde!

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, şeker pancarı üreticilerinin Doğuş Afyon Şeker Fabrikası ile yaşadığı sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Olgun, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Afyonkarahisar'da şeker pancarı üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, sözleşmeli üretim kapsamında çiftçilerin karşılaştığı mağduriyetleri Meclis gündemine getirdi. Olgun, verdiği soru önergesinde Doğuş Afyon Şeker Fabrikası ile üreticiler arasında yaşanan sorunları sıralayarak küspe hakkının teslim edilmemesi, pancar sökümündeki gecikmeler, gübre ve tohum tedarikindeki zorunluluklar ile ödemelerin gecikmesi gibi konulara dikkat çekti. PANCAR SÖKÜMÜNDEKİ GECİKMELER ÜRETİCİYİ ETKİLİYOR Soru önergesinde, sözleşmeden doğan küspe hakkının çiftçilere teslim edilmediğini belirten Olgun, pancar söküm işinin fabrika tarafından üstlenilmesine rağmen bazı bölgelere söküm makinelerinin geç gönderildiğini, bazı bölgelere ise sözleşmede yer almasına karşın hiç gönderilmediğini ifade etti. Bu gecikmeler nedeniyle pancar sökümünün zamanında yapılamadığını, üreticilere yüksek oranda fire kesintisi uygulandığını ve çiftçilerin bir sonraki sezon ekecekleri ürün için zaman kaybettiğini kaydetti. Gübre ve tohum tedarikinde de üreticilerin yalnızca fabrika üzerinden alıma zorlandığını ileri süren Olgun, piyasadan temin edilen tohumların ekilmesine izin verilmediğini ve fabrika tarafından satılan tohumların piyasa fiyatının üzerinde olduğunu belirtti. PANCARIN TON FİYATI 2 BİN 900 TL'YE DÜŞÜYOR İDDİASI Olgun'un soru önergesinde öne çıkardığı konulardan biri de şeker pancarı alım fiyatı oldu. Kota tamamlama priminin kaldırılmasıyla açıklanan resmi taban fiyat ile üreticinin eline geçen gerçek tutar arasında ciddi fark oluştuğunu belirten Olgun, yüzde 16 polar üzerinden açıklanan 3 bin 720 TL'lik fiyatın, kota tamamlama primi kaldırıldığında ton başına 3 bin 577 TL olarak hesaplandığını ifade etti. Bir polar karşılığının yaklaşık 223 TL olduğunu belirten Olgun, Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın ekim sahalarında ortalama polar oranının yüzde 13 seviyesinde gerçekleşmesi nedeniyle pancarın ton fiyatının fiilen yaklaşık 2 bin 900 TL'ye gerilediğini kaydetti. Böylece kamuoyuna açıklanan fiyat ile üreticinin eline geçen tutar arasında ton başına yaklaşık 820 TL, başka bir ifadeyle yüzde 22'yi aşan fark oluştuğunu savunan Olgun, gerçekleşen alım bedelinin üretim maliyetlerinin altında kaldığını ve bu durumun Afyonkarahisar'daki şeker pancarı üretiminin geleceğini tehlikeye attığını dile getirdi. BAKAN YUMAKLI'YA 8 SORU YÖNELTTİ İYİ Parti Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya yönelttiği yazılı soru önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi: 1. Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın sözleşmeli üreticilere küspe teslimatı yapmadığından Bakanlığın haberi var mı? Sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmesi için hangi denetim ve yaptırım işlemleri başlatıldı? 2. Söküm hizmetini elinde bulunduran fabrikanın bazı bölgelere söküm makinesi göndermemesi veya geç göndermesi nedeniyle oluşan fire kesintilerinden kim sorumlu? Fabrikadan kaynaklanan gecikmelerin üreticiye yansıtılmaması ve zararların karşılanması için düzenleme yapılacak mı? 3. Söküm gecikmesi nedeniyle bir sonraki sezon ekimini zamanında gerçekleştiremeyen üreticilerin uğradığı zararın tespiti için Bakanlık tarafından herhangi bir çalışma yapıldı mı? 4. Üreticilerin gübre ve tohumu yalnızca fabrikadan, üstelik piyasa fiyatının üzerinde almaya zorlanması sözleşme serbestisi ve rekabet hukuku açısından nasıl değerlendiriliyor? Bu uygulamanın Rekabet Kurumu'na bildirilmesi veya sona erdirilmesi için girişimde bulunulacak mı? 5. Diğer şeker fabrikaları erken söküm ve pancar primi ödemelerini zamanında yaparken Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın ödemeleri geciktirmesinin nedeni nedir? 2026 kampanya dönemine ait bekleyen ödeme tutarı ne kadar ve ödemeler ne zaman yapılacak? 6. Kota tamamlama priminin kaldırılmasıyla açıklanan 3 bin 720 TL'lik fiyatın, ortalama yüzde 13 polar oranında ton başına yaklaşık 2 bin 900 TL'ye gerilediğinden Bakanlığın haberi var mı? Düşük polar oranlı bölgelerde üreticiyi koruyacak destek veya prim düzenlemesi yapılacak mı? 7. Bakanlık tarafından 2026 yılı için hesaplanan ton başına şeker pancarı üretim maliyeti ne kadar? Afyonkarahisar'daki üreticinin eline geçen fiilî bedelin bu maliyetin altında kaldığı kabul ediliyor mu? 8. Kota tamamlama priminin yeniden uygulanması ve pancar fiyatının polar oranından bağımsız olarak üretim maliyetini karşılayacak düzeyde belirlenmesi için bir çalışma yapılacak mı?

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir Haber

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir

Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu. Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü. Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı. Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı. Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü. “Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti. Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi. Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti. Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi. Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. “Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil” Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi. Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü. Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti. Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı. Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı. “Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu. Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu. Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti. Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı. Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi. Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü. Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi. Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu. “Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz” Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi. “Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti. Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti. Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi. Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu. Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti. Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi. Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti. Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi. “Kolay demiyorum ama zor da değil” Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti. “Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi. Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi. Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü. Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek” Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”

Manisa'da Üzüm Üreticilerinden İsyan! Haber

Manisa'da Üzüm Üreticilerinden İsyan!

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Salihli başta olmak üzere Manisa genelinde TMO’nun üzüm alım noktalarında, üzüm üreticilerin sorunlarını dinledi. Genç bir üretici, “Bizim 300-400 liraya aldığımız ilaçlar bin 800 lira, 2 bin lira olmuş. 20 dönüm yerim var 320 bin lira ilaç parası vereceğim. Kaç ton üzüm satacağım da ilaç parasını ödeyeceğim. Mazotçuya ne vereceğim? İşçiye 200 bin lira vereceğim. Bizim gibi gençlere resmen ‘bu işi yapmayın’ diyorlar” sözleriyle isyan etti. Bir diğer üretici, “Amele parası cebimden çıkıyor, sigorta parası cebimden çıkıyor, bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem. Üzüm yemiyorum korkudan” dedi. Bir başka üretici, “Türkiye’de tarım bitiyor, bunu devlet gözetmiyor. 40 yıldan beri bu işin içindeyim. 20 yıl öncesinde ben bir yıllık ürünümle bir daire aldım, şimdi borçtan çıkamıyoruz” ifadelerini kullandı. Üzümünün geri dönmesi durumunda bir daha ki randevusunun Ekim’in 30’unda olduğunu belirten çiftçi, “Ben ameleye para vermedim, ilaççıya para vermedim, banka kredisi var. Yarın TARSİM’in ödeme günü. 90 bin lira para yatacak para yok. Bu sene ki kadar kötü bir dönem görmedim. Keşke ekmeseydim. Millet intihar etme derecesinde. Biz çiftçiyiz, kötülük yapmıyoruz” sözleriyle isyan etti. Girdi maliyetleri altında ezilen üzüm üreticisi, önce TARİŞ sonra TMO’nun açıkladığı üzüm fiyatlarıyla mağdur oldu. Üzüm üreticileri şimdi de maliyetinin altına bile olsa üzümlerini satabilmek için TMO’nun alım ofislerinin önünde traktörlerle saatler, hatta günler süren uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyor. Üstelik TMO, üzüm için türlü bahanelerle ciddi oranda üreticinin üzümünü almayarak ya geri çeviriyor ya da fire kesintisi yapıyor. Bu durum çiftçinin eline 75-80 lira kalmasına ve maliyeti 95 liralara varan üzümden zarar etmesine sebep oluyor. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Salihli başta olmak üzere Manisa genelinde TMO’nun üzüm alım noktalarında, üzümünü satabilmek için uzun kuyruklar oluşturan üreticilerin sorunlarını dinledi. “BİZİM GİBİ GENÇLERE RESMEN ‘BU İŞİ YAPMAYIN’ DİYORLAR” Başevirgen’e dert yanan genç bir üzüm üreticisi, “10 numara üzüm bile getirsen direk 9 numara yazıyorlar. 10 numara için depo bile açmamışlar. Bizim 300-400 liraya aldığımız ilaçlar bin 800 lira, 2 bin lira olmuş. 20 dönüm yerim var 320 bin lira ilaç parası vereceğim. Kaç ton üzüm satacağım da ilaç parasını ödeyeceğim. 4 ton üzüm sat öde. Mazotçuya ne vereceğim? İşçiye 200 bin lira vereceğim. Bizim gibi gençlere resmen ‘bu işi yapmayın’ diyorlar. Gidin asgari ücrete çalışın diyorlar. Baştaki paşalara çalışacağız mecbur. Üretmesek bir yerde çalışsak bu işten daha karlı. 85 lira hayal, öyle bir para elimize geçmiyor. 5 lira otomatikman kesiyorlar 80 lira, yüzde 3-5’te fire verdiler mi üzümün fiyatı 70-75 liraya geliyor. Zaten tüccar dışarıda 7 numara üzümü 60 liraya alıyor. TARİŞ’in bize hiçbir yararı yok. 3 sene önce ben bu üzümü 110 liraya satıyordum, 3 sene önce mazot kaç paraydı bir düşünsünler. Ben şimdi 1,5 ton üzüm satıyorum 1 ton mazot alıyorum. Ben yılda zaten 2 ton mazot yakıyorum. Özel tüketim vergisi bu motorlardan kaldırılmalı. Biz bunlarla üretim yapıyoruz. Şu anda 95 lira bu üzümün maliyeti var zaten. 120-130 lira olması lazım ki adam 40 lira dönümünden kazansın” sözleriyle isyan etti. “KORKUDAN ÜZÜM BİLE YEMİYORUM” Girdi maliyetleri altında ezilen bir diğer üretici ise artık üzümü yemek bile istemediğini söyledi. Üretici, “7 dönüm yer bakıyorum. Amele parası cebimden çıkıyor, sigorta parası cebimden çıkıyor, bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem. Üzüm yemiyorum korkudan. Bir senelik kendi emeğim, gelip gitmem, sinirim stresim onlar bedava. Bu emeği başkasının bağında versem para kazanırım. Bu dönemde satmak istesem satamam da bırakayım, kurtulayım deme şansım da yok” sözleriyle durumunu anlattı. “TÜRKİYE’DE TARIM BİTİYOR, BUNU DEVLET GÖZETMİYOR” Üzüm üreticisinin durumunun çok kötü olduğunu belirten bir diğer çiftçi, “Maliyetlerimiz çok yüksek. Fiyatlarımızda geçen senenin çok çok altında. Yani döndürme şansımız çok zor. Eğer sigorta da yapmış olsaydım cebimden en az 150-200 bin para ödeyecektim. 80-85 liralarla çiftçinin döndürme şansı yok, mümkün değil. Şu anda bir işçinin maliyeti 2 bin lira. Bugün 4-5 traktörü geri gönderdiler. Bu zamanla daha da artacak. Yani üzümü almamak için bahane üretiyorlar. Önümüzdeki yılların daha da zorlu geçeceğini düşünüyorum. Türkiye’de tarım bitiyor, bunu devlet gözetmiyor. 40 yıldan beri bu işin içindeyim. 20 yıl öncesinde ben bir yıllık ürünümle Salihli’de bir daire aldım, şimdi borçtan çıkamıyoruz” dedi. “BU SENE PARA KAZANMA ŞANSIMIZ YOK, BORCUMUZU BİLE ÖDEYEMEYİZ” Üzümden gelecek paranın borçlarını ödemeye bile yetmeyeceğini söyleyen üzüm üreticisi ise, “En maliyetlisi bağ ama şu anda karşılığını alamıyoruz. Bu sene borcumuz var onu seneye nasıl aktaracağız diye onu düşünüyoruz. Traktörü galericiden aldık 350 bin lira şimdi satmak istesek 200-250 bin liraya almazlar. Bağın dönümü 500’dü şimdi satayım de onu da yarı yarıya satamazsın. Almaz adam ne yapacak? Hayvanın varsa hayvanını satacaksın, borcunu elbette bir şekilde ödeyeceksin. Bu sene para kazanma şansımız yok, borcumuzu bile ödeyemeyiz” diye konuştu. “ÇİFTÇİNİN SONU GELİYOR” Bankalara çok borcunun olduğundan dert yanan başka bir üzüm üreticisi, “TMO’ya 80 liradan üzüm verdiğimizde borcumuzu kapatamayız. Önce bir Ziraat Bankası’ndaki opsiyonlu krediyi yatırıp, geri çekip öbür taraftaki borçları kapatabilir miyiz, üstüne bir daha kredi alabilir miyiz onu hesaplıyoruz. Çiftçinin herhalde sonu geliyor” dedi. Bir diğer çiftçi ise bağını sattığını ve üzüm üretimini bıraktığını söyledi. Üretici, “İşin içinden çıkamıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu maliyetlerle çiftçinin girdiği kapıdan bile çıkamayacağını söyleyen bir diğer üretici “Bu rakamlarla çiftçi girdiği kapıdan bile çıkamaz. Ortakçı dönümünde 15 bin lira, mal sahibi kafa kafaya çıkar. Sigorta yaptıysa mal sahibi de zarar eder” dedi. “MİLLET İNTİHAR ETME DERECESİNDE, BİZ ÇİFTÇİYİZ, KÖTÜLÜK YAPMIYORUZ” Gece 12’den beri TMO üzüm alım noktasında beklediğini öğle vakti gelmesine rağmen hala içeri alınmadıklarını dile getiren bir başka üretici, “Arkadaşlarımın altın gibi üzümüne 7 numara yazmışlar. Yazık günah. 4-12 vardiyaya gittim, vardiyadan çıktım traktörü aldım buraya geldim. Öğlen oldu hala almadılar. Öğleden sonra birde fabrikaya işe gideceğim. Allah’tan fabrikaya işe gidiyoruz. TMO’nun üzümü alacağının da garantisi yok, elim yüreğimde bekliyorum, borçluyum. Millet intihar etme derecesinde. Biz çiftçiyiz, kötülük yapmıyoruz. Üzümün yüzde 99’unu 7 numaradan alıyorlar. Üzümüm geri dönerse bir daha ki randevum Ekim’in 30’unda. Ben ameleye para vermedim, ilaççıya para vermedim, banka kredisi var. Yarın TARSİM’in ödeme günü. 90 bin lira para yatacak para yok. TARSİM yaparken 130 liradan sigorta yaptılar. Üzümün düşüğünü 85 lira açıkladın. TARSİM’in bunu öngöremedik diyerek sigorta parasını 85 liraya çekmesi gerek. Veya ‘borcunuzu siliyoruz’ deyin. Üzümü verirsem hayır yapacağım. Veremezsem borçlarımı ödeyemeyeceğim. İlaççıda, amale de, gübreci de, mazotçu da ödenmeyecek. Altımda bir traktör var hacizli, diğer traktör emanet. Bu sene ki kadar kötü bir dönem görmedim. Keşke ekmeseydim” sözleriyle isyan etti. “ŞU ANDA TARSİM’İMİ, İLAÇÇIMI, MAZOTU, AMELESİNİ BENİM ÜZÜM ÇIKARTMIYOR” 20 ton üzümü olduğunu söyleyen üzüm üreticisi ise şu sözlerle sorunlarını dile getirdi: “Fiyatlara bakarsanız 78-80 lira civarlarında. Şu anda TARSİM’imi, ilaççımı, mazotu, amelesini benim üzüm çıkartmıyor. Bankada kredim var. O kredimi ne ile ödeyeceğim? Tarla mı satarız artık ne yapacağız bilmiyorum. TMO’ya üzüm veremediğin zamanda tüccar seni bekliyor. Daha önce 67 lira verdiği üzüme ‘gel senin üzümün 60 lira’ diyor. Benim beslenmeyen danalarım var. Daha 5-6 ay durması lazım ama üzüm kurtarmadığı için satacağım, belki borcumu onlarla öderim diye. Banka beklemiyor. Haciz koyacak, bir daha kredi çekmemiz lazım. TARSİM sigortası kilo başına 120 lira, bizden primini öyle tahsis ediyor. Ama üzümü 60-70 liradan vereceğim. Ne yapacağımızı bizde şaşırdık.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.