Hava Durumu

#Istihdam

Kırsal Haber - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi Haber

KTO Başkanı Gülsoy’dan OVP Değerlendirmesi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın ekonomi için önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Gülsoy, “İş dünyası olarak en büyük beklentimiz öngörülebilirliğin artması, fiyat istikrarının sağlanması ve üretim ile ihracat odaklı büyüme kararlılığının sahaya güçlü bir şekilde yansımasıdır.” dedi. KTO Başkanı Gülsoy, açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın (OVP) küresel ve bölgesel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde makroekonomik dengelerin korunması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından kıymetli bir çerçeve çizdiğini ifade etti. “ENFLASYONLA MÜCADELE VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA OLMAZIMIZDIR” Ekonomide kalıcı başarının ve yatırımların önünü açacak en temel unsurun istikrar ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Yardımcımızın açıkladığı OVP’nin ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum. Programda enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, mali disiplinin korunması ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedeflerini son derece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarının tesis edilmesi, tüccarımızın ve sanayicimizin geleceğe dönük planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesine imkân tanıyacaktır.” “FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI, ÜRETİCİ VE İHRACATÇI DESTEKLENMELİDİR” İş dünyasının sahadaki en kritik ihtiyacının makul maliyetlerle finansmana erişim olduğunu vurgulayan Gülsoy, değerlendirmesine şöyle devam etti: “İş dünyası olarak hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu; üreten, istihdam sağlayan ve döviz kazandıran işletmelerimizin desteklenmesinden geçmektedir. OVP hedeflerinin sahada karşılık bulabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak somut ve kalıcı adımların atılması şarttır. Seçici finansman imkânlarının katma değer üreten firmalarımıza yönlendirilmesi ve kademeli faiz normalizasyonunun sağlanması, imalat sanayimizin rekabet gücünü koruyacaktır. İşletmelerimizin mevcut istihdamı koruyabilmesi ve yeni yatırımlara kapı açabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, ticaret erbabımızın ve sanayicimizin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi de elzemdir.” “TİCARET VE SANAYİ BİR KUŞUN İKİ KANADI GİBİDİR” Ekonomik yapının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Gülsoy, “Ticaret ve sanayi bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu açıdan, ticaret ve sanayinin işletme büyüklüğüyle sınırlandırılmadan bir bütün olarak korunması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Ülkemiz için katma değer yaratan her işletme bu ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK BAŞLIĞI ÇOK KIYMETLİ” OVP’de bu yıl ilk kez yer alan başlığa da dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy, “Programda ''Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık'' başlığı altında enerji, su, gıda arz güvenliği ve kritik teknolojilerde yerli üretimin öne çıkarılmasını son derece vizyoner bir yaklaşım olarak görüyoruz. Küresel ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bu dönemde, yerli üretimi koruyacak haksız rekabetle mücadele adımları ve Sanayi Koruma Stratejisi reel sektörümüz için hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT POTANSİYELİNE İNANCIMIZ TAMDIR” Türkiye’nin ve Kayseri’nin zorlu koşullara rağmen dinamik yapısıyla üstesinden gelemeyeceği zorluk bulunmadığını belirterek sözlerini tamamlayan Gülsoy: “Anadolu’nun üretim ve ihracat üssü Kayseri olarak, ülkemizin büyüme hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kamu ile reel sektör arasındaki güçlü istişare kültürünün korunarak programdaki reformların hızla hayata geçirilmesi en büyük temennimizdir. En küçük üretici ve esnafımızdan en büyük sanayici ve tüccarımıza kadar tüm üyelerimizin yanında durmaya, ticareti, üretimi ve ihracatı büyütmeye, istihdamı artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat rotasında Türkiye’mizi daha güçlü kılmak adına tüccarımız ve sanayicimizle birlikte tüm gücümüzle sahada olacağız.” dedi.

Akşehir’de INSURE Projesi Kapsamında Mesleki Eğitim Kursları Sürüyor Haber

Akşehir’de INSURE Projesi Kapsamında Mesleki Eğitim Kursları Sürüyor

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen INSURE Projesi kapsamında Akşehir’de düzenlenen “Sebze-Meyve Hasat, Paketleme ve Bakım Elemanı Kursu” devam ediyor. Eğitimlerle mevsimlik tarım iş gücünün mesleki kapasitesinin artırılması ve katılımcıların istihdam olanaklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi Projesi (INSURE), kırsal alanlarda tarımsal üretimin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliği ve Türk Kızılay çözüm ortaklığında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından yürütülen proje kapsamında Akşehir’de mesleki eğitim kursu düzenleniyor. Sebze ve meyve üretiminde uygulamalı eğitim Akşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen “Sebze-Meyve Hasat, Paketleme ve Bakım Elemanı Kursu”na katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor. İl Müdürlüğü ve Akşehir İlçe Müdürlüğü teknik personelinin eğitmenliğinde gerçekleştirilen kursta, teorik bilgilerin yanı sıra işbaşı eğitimlere de yer veriliyor. Eğitimler kapsamında katılımcıların sebze ve meyve hasadı, ürünlerin uygun şekilde paketlenmesi ve bakım süreçlerine ilişkin mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Tarımsal üretimde nitelikli iş gücü hedefleniyor INSURE Projesi kapsamında gerçekleştirilen mesleki eğitimlerle, tarımsal üretimde ihtiyaç duyulan nitelikli mevsimlik iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Eğitimlerin aynı zamanda kursiyerlerin iş gücü piyasasına katılımının ve istihdam olanaklarının güçlendirilmesine katkı sunması bekleniyor. Proje kapsamında işletme teşvikleri aracılığıyla tarımsal üretim ağının da desteklenmesi amaçlanıyor. Akşehir’de devam eden mesleki eğitim çalışmalarıyla, hem tarım sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacına katkı sağlanması hem de kırsal alanlarda ekonomik ve sosyal kapasitenin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Turizmcilerden Özer Matlı’ya Yoğun İlgi Haber

Turizmcilerden Özer Matlı’ya Yoğun İlgi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO 42. Komite Turizm ve Seyahat Acenteleri Meslek Grubu üyeleriyle yoğun katılımlı akşam yemeğinde buluştu. Bursa turizmini ziyaretçi sayısıyla değil, şehirde kalan ekonomik değerle büyüteceklerini belirten Matlı, “BTSO kendi üyesine rakip olmayacak. Bursalı acentelerin önünü açacak, Bursa’nın işini Bursa’da bırakacağız” dedi. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO 42. Komite’den Hasan Erdem, Gülçin Güleç ve Nilay Korkmaz Demirayak’ın davetiyle düzenlenen Genişletilmiş İstişare Toplantısı’na katıldı. Anatolia Hotel Çekirge’de gerçekleştirilen akşam yemeği, turizm ve seyahat acenteleri meslek grubu üyelerinin yoğun katılımıyla büyük bir buluşmaya dönüştü. Sektör temsilcilerinin sorunlarını ve beklentilerini dinleyen Matlı, Bursa turizmini şehrin ticaret, hizmet ve istihdam kapasitesini büyüten güçlü bir ekonomik alana dönüştürecek projelerini anlattı. “Turizm iş, ciro, istihdam ve hizmet ihracatıdır” Konuşmasına turizmcilerin deneyimine ve sektörel birikimine vurgu yaparak başlayan Matlı, şunları söyledi: “Bugün size turizmi anlatmaya gelmedim. Siz bu işi zaten biliyorsunuz. Sizi dinleyen, hakkınızı koruyan ve önünüzü açan bir BTSO sözü vermeye geldim. Turizm yalnızca tanıtım değildir. Turizm iştir, cirodur, istihdamdır, hizmet ihracatıdır. Bursa’nın geleceğini yalnızca sanayiyle değil, güçlü bir yaşam ve hizmet ekonomisiyle birlikte büyütmeliyiz.” “Bursa’nın sorunu değer değil, sistem eksikliği” Bursa’nın tarihi, Uludağ’ı, termal kaynakları, kıyıları, mutfağı, sağlık altyapısı ve kültürel mirasıyla büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Matlı, bu değerlerin aynı ekonomik zincirde buluşturulamadığını belirtti. Matlı, “Bursa’ya insan geliyor ama yeterince kalmıyor. Kalsa bile şehrin bütün değerleriyle buluşmuyor. Etkinlikler düzenleniyor ancak ortaya çıkan iş her zaman Bursalı işletmeye dönmüyor. Bursa’nın sorunu değer eksikliği değil, bu değerleri ticarete dönüştürecek sistemin kurulamamasıdır” diye konuştu. Turizmde başarı anlayışını da değiştireceklerini belirten Matlı, “Kaç kişinin geldiğini saymakla yetinmeyeceğiz. Ne kadar kaldığını, ne kadar harcadığını, kaç acentenin, otelin, restoranın ve esnafın kazandığını ölçeceğiz. Kalabalık tek başına başarı değildir. Başarı, ziyaretçinin Bursa’da bıraktığı değerdir” ifadelerini kullandı. “BTSO kendi üyesine rakip olmayacak” BTSO’nun seyahat, konaklama, transfer ve organizasyon alanındaki hizmet alımlarının şeffaf olması gerektiğini vurgulayan Matlı, sektörde cevapsız kalan sorular bulunduğunu söyledi. Matlı, “Bursa’da yüzlerce seyahat acentesi varken, BTSO’nun milyonlarca avroluk organizasyonlarının büyük bölümünün neden kent dışından tek bir firmada toplandığının açıklanması gerekiyor. Şartnamelerin nasıl hazırlandığını, tekliflerin nasıl karşılaştırıldığını, faturaları ve ortaya çıkan sonuçları üyeler bilmelidir. Burada peşin hüküm vermiyorum ancak bu soruların cevapsız bırakılamayacağını açıkça söylüyorum. Kaynak üyeden geliyorsa hesabı da üyeye verilmelidir” dedi. Yeni dönemde BTSO’nun kendi üyesiyle rekabet eden değil, üyeye iş alanı açan bir kurum olacağını dile getiren Matlı, şöyle devam etti: “BTSO kendi üyesine rakip olmayacak. Seyahat, konaklama, transfer, rehberlik ve organizasyon alımları açık ölçütlerle yapılacak. Şartnameler görülecek, teklifler karşılaştırılacak ve sonuçlar açıklanacak. Büyük bir organizasyonda tek bir acentenin kapasitesi yetmiyorsa Bursalı acenteler uzmanlıklarına göre bir araya getirilecek. Bursa’nın işi Bursa’da kalacak.” Bursa turizmine dört mevsimlik yeni sistem Matlı, Bursa Yaşam Ekonomisi yaklaşımıyla turizm, gastronomi, sağlık, kültür, spor, çarşı ve etkinlik ekonomisini tek program altında buluşturacaklarını açıkladı. Bursa Deneyim Rotası ile tarih, termal, doğa, sağlık, spor, zanaat, gastronomi ve alışveriş değerlerinin satılabilir turizm paketlerine dönüştürüleceğini belirten Matlı; Uludağ’ın dört mevsim çalışacağını, Çekirge’nin termal mirasının sağlık ve iyi yaşam ekonomisiyle buluşturulacağını söyledi. Bursa 365 Festival ve Ziyaretçi Takvimi ile ulusal ve uluslararası etkinliklerin bütün yıla yayılacağını kaydeden Matlı, takvimin en az 12 ay önceden açıklanacağını ve acentelerden otellere, restoranlardan perakende işletmelerine kadar bütün sektörün önceden hazırlanabileceğini ifade etti. Matlı ayrıca Bursa Gastronomi Ağı, Bursa Kongre ve Etkinlik Bürosu, Bursa Marka 2040 ve Güney Marmara Marina Projesi ile ziyaretçiyi şehrin bütün ekonomik değerlerine bağlayacaklarını söyledi. “Marina şehirde büyüyen bir ekonomidir” Güney Marmara Marina Projesi’nin tek noktaya yapılacak bir liman yatırımı olmadığını vurgulayan Matlı, projenin Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını kapsayan bütüncül bir turizm ağı olarak tasarlandığını belirtti. “Marina yalnızca tekne bağlanan bir yer değildir. Marina, denizde başlayan ve şehirde büyüyen bir ekonomidir” diyen Matlı, “Tekneden inen ziyaretçi kıyıda kalmayacak. Acentemiz tur satacak, otelimiz oda satacak, restoranımız masa dolduracak, esnafımız ürün satacak. Üyemize rakip olacak değil, üyemizin işini büyütecek yatırımlar yapacağız” ifadelerini kullandı. “Faaliyeti değil, sonucu yöneteceğiz” Her rota, festival, kongre ve tanıtım çalışmasının ekonomik sonuçlarının ölçüleceğini açıklayan Matlı, geceleme, kişi başı harcama, rezervasyon, tekrar ziyaret, hizmet ihracatı ve üye cirosunun düzenli olarak izleneceğini söyledi. Konuşmasını turizmcilere seslenerek tamamlayan Matlı, şu çağrıyı yaptı: “Bursa’ya gelen geçip gitmeyecek; kalacak, yaşayacak ve değer bırakacak. Bunu turizmcilerimizle birlikte yapacağız. 1 Ekim’de gelin; mesleğinize, emeğinize ve odanıza sahip çıkın. Pusulamız yeşil, niyetimiz beyaz. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Başkan Genç'ten Balıkçılara Mesaj: "Vira Bismillah, Rastgele İnşallah" Haber

Başkan Genç'ten Balıkçılara Mesaj: "Vira Bismillah, Rastgele İnşallah"

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 1 Eylül 2026’da başlayacak su ürünleri av sezonunun tüm balıkçılara hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 1 Eylül 2026’da başlayacak su ürünleri av sezonunun tüm balıkçılar için kazasız ve bol bereketli geçmesi temennisinde bulundu. Karadeniz’in bereketini sofralara taşıyan balıkçıların, alın teri ve emeğiyle yeni av sezonunda denize açılacağını belirten Başkan Genç, Trabzon’un ekonomisine ve istihdamına önemli katkı sağlayan balıkçıların her zaman yanlarında olduklarını ifade etti. Başkan Genç, "2026-2027 su ürünleri av sezonumuz 1 Eylül itibarıyla başlıyor. Karadeniz’in bereketini sofralarımıza taşıyan, denizde ekmeğini bulan kıymetli balıkçılarımız için yeni av sezonunu büyük bir heyecanla karşılıyoruz. Alın teriyle, emeğiyle ve sabrıyla denize açılan tüm balıkçılarımıza hayırlı, bereketli ve kazasız bir sezon diliyorum. Trabzon’umuza ekonomik anlamda, istihdam anlamında ve bereket anlamında önemli katkı sunan balıkçılarımızın her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Onların emeği, şehrimizin üretim gücünün ve Karadeniz’le olan güçlü bağımızın önemli bir parçasıdır. İnşallah yeni sezon hem balıkçılarımız hem de Trabzon’umuz adına bol ve bereketli bir sezon olur. Rabbim ağlarını balıkla, sofralarını bereketle, yollarını selametle doldursun. Tüm balıkçılarımıza ve ailelerine sağlık, huzur, mutluluk ve bol kazanç diliyorum. Vira bismillah, rastgele inşallah” diye konuştu.

Gönen’de Jeotermal Enerjiyle 8 Milyon Metrekarelik Sera Üretimi Haber

Gönen’de Jeotermal Enerjiyle 8 Milyon Metrekarelik Sera Üretimi

Balıkesir’in Gönen ilçesinde jeotermal kaynakların tarımsal üretimde daha etkin kullanılması amacıyla yürütülen sondaj çalışmalarında, sera ısıtması için gerekli sıcaklık ve debiye sahip 2 yeni jeotermal kaynağa ulaşıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni jeotermal kuyuların devreye alınmasıyla yerli ve yenilenebilir enerjinin kesintisiz tarımsal üretime dönüştürüleceğini belirtti. Jeotermal enerjiyle ısıtılacak seralarda yıl boyunca kesintisiz üretim yapılması, mevsim şartlarından bağımsız olarak yüksek verim elde edilmesi ve enerji maliyetlerinin azaltılması hedefleniyor. Projenin aynı zamanda çevre dostu ve düşük karbonlu tarım modellerinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlaması bekleniyor. 8 milyon metrekarelik sera alanı Yüksek teknolojiyle donatılması planlanan 8 milyon metrekarelik Balıkesir Gönen Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) tamamen faaliyete geçmesiyle önemli bir üretim ve istihdam kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Projenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması ve yıllık 250 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Projenin ülke ekonomisine yıllık 20 milyar TL katkı sağlaması bekleniyor. Bakan Yumaklı, paylaşımında jeotermal kaynakların tarımsal üretimle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, yerin altındaki enerjinin üretime, üretimin ise istihdam ve ihracata dönüştürüleceğini ifade etti.

Başkan Arnik: ''Küçük Esnafı İlgilendiren Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün” Haber

Başkan Arnik: ''Küçük Esnafı İlgilendiren Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün”

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Bağ-Kur kapsamında bulunan esnaf ve sanatkârların emeklilik için karşı karşıya kaldığı 9.000 prim günü şartının 7.200 güne indirilmesi çağrısında bulundu. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafı ilgilendirmesi öngörülen düzenlemenin artık çözüme kavuşturulmasını beklediklerini belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik; 1.800 günlük farkın yalnızca emeklilik süresi açısından değil, esnafın ekonomik yükü bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MURAT ARNİK: “1.800 GÜN SADECE BİR RAKAM DEĞİL, YAKLAŞIK 5 YIL DAHA FAZLA PRİM DEMEKTİR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, esnafın içerisinde bulunduğu ekonomik şartlara dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün esnaf ve sanatkârımız ciddi bir ekonomik darboğaz içerisinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kirasını, elektriğini, doğal gazını, vergisini, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen esnafımız; artan işletme maliyetleri karşısında kendi Bağ-Kur primini dahi ödemekte zaman zaman güçlük yaşayabiliyor. Tam da bu nedenle 9.000 gün ile 7.200 gün arasındaki 1.800 günlük farkı sadece emeklilik tarihi üzerinden değerlendiremeyiz. 1.800 gün yaklaşık 5 yıl demektir. Yani şu dönemde zaten ödeme güçlüğü yaşayan küçük esnafımız açısından yaklaşık 5 yıl daha fazla prim ödeme yükü anlamına gelmektedir. Esnaf ve sanatkârımızın sorunu sadece prim günü değil, o primi ödeyebilme meselesidir. 2026 yılında standart en düşük Bağ-Kur primi aylık yaklaşık 11 bin 808 TL seviyesine ulaşmış durumda. İşletmesini ayakta tutmaya ve istihdamını korumaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik sistemindeki bu yükünün yeniden değerlendirilmesini istiyoruz.” MURAT ARNİK: “ÇALIŞANININ PRİMİNİ ÖDEYEN ESNAF, KENDİ EMEKLİLİĞİ İÇİN NEDEN 1.800 GÜN DAHA FAZLA PRİM ÖDESİN?” Murat Arnik, konunun çalışan ile esnaf arasında bir karşılaştırmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Çalışanlarımızın sosyal güvenlik hakları bizim için son derece kıymetlidir. Hiçbir çalışanımızın kazanılmış hakkının geriye götürülmesini istemiyoruz. Ancak yanında istihdam sağlayan, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen, vergisini veren ve işletmesinin bütün ekonomik sorumluluğunu üstlenen esnafımızın da hakkının korunmasını istiyoruz. Biz bir kesimin hakkının azaltılmasını değil, esnafımızın şartlarının iyileştirilmesini talep ediyoruz. Esnafımız ayrıcalık istemiyor; sosyal güvenlikte eşitlik ve hakkaniyet istiyor.” MURAT ARNİK: “1 MİLYON KÜÇÜK ESNAFIN BEKLENTİSİ ARTIK SONUÇLANSIN” Bağ-Kur prim gün sayısının 7.200 güne indirilmesinin Türkiye genelindeki esnaf ve sanatkârların uzun süredir gündeminde bulunduğunu belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yalnızca lokantacı ve kasap esnafımızın sorunu değildir. Bakkalımızın, berberimizin, kahvecimizin, pazarcımızın, manavımızın, terzimizin, taksicimizin, tamircimizin ve alın teriyle iş yerini ayakta tutmaya çalışan küçük esnafımızın ortak beklentisidir. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafımızı ilgilendirmesi öngörülen bu düzenlemenin, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği de gözetilerek artık sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Bizim talebimiz son derece açık: 9.000 günlük prim şartı 7.200 güne indirilsin, 1.800 günlük fark ortadan kaldırılsın ve esnafımızın sosyal güvenlik koşulları iyileştirilsin.” MURAT ARNİK: “MECLİS'TEKİ ÇALIŞMANIN ESNAFIMIZ LEHİNE SONUÇLANMASINI BEKLİYORUZ” Bağ-Kur sigortalılarının 9.000 günlük prim şartının 7.200 güne indirilmesini amaçlayan kanun teklifinin TBMM gündeminde bulunduğuna dikkat çeken Murat Arnik şu çağrıyı yaptı: “Esnaf ve sanatkârlarımız adına beklentimiz; ilgili kurumlarımızın ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin konuyu sosyal güvenlik sisteminin dengeleri içerisinde değerlendirmesi ve esnafımız lehine sürdürülebilir bir çözüme kavuşturmasıdır. Biz devletimizle ve kurumlarımızla birlikte çözüm üretmekten yanayız. Esnafımız bu ülkenin üretiminde, istihdamında ve ticaret hayatında çok önemli bir sorumluluk üstleniyor. Esnafın ayakta kalması, istihdamın ve yerel ekonominin de ayakta kalması demektir.” MURAT ARNİK: “ESNAFIN SESİNİ ESKİŞEHİR'DEN ANKARA'YA TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Açıklamasının sonunda Murat Arnik şu değerlendirmede bulundu: “Bizim görevimiz esnafımızın yaşadığı sorunları doğru bir dille ilgili makamlara ulaştırmak ve çözümün takipçisi olmaktır. Bugün esnafımızın talebi nettir: 9.000 gün 7.200 güne indirilsin. 1.800 günlük, yaklaşık 5 yıllık ilave prim yükü ortadan kaldırılsın. Ekonomik darboğazda ayakta kalmaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik yükü hafifletilsin. Biz herhangi bir siyasi tartışmanın değil, esnafımızın ekmeğinin ve geleceğinin tarafındayız. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak yapıcı bir anlayışla esnaf ve sanatkârımızın sesini Eskişehir'den Ankara'ya taşımaya ve çözümün takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Türkiye Su Ürünlerinde Rekor Kırdı: Hedef 3 Milyar Dolarlık İhracat! Haber

Türkiye Su Ürünlerinde Rekor Kırdı: Hedef 3 Milyar Dolarlık İhracat!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin 2025 yılında 100 ülkeye gerçekleştirdiği su ürünleri ihracatının 2,3 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Muğla’daki tesis incelemeleri sırasında konuşan Bakan Yumaklı, su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da ikinci sırada yer alan Türkiye’nin zirveyi hedeflediğini duyurdu. ​Muğla’nın Milas ilçesindeki su ürünleri tesislerinde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin "Mavi Vatan" potansiyelini katma değerli ürünlere dönüştürme stratejisini vurguladı. ​2025'te Tüm Zamanların Üretim Rekoru ​Türkiye’nin su ürünleri sektöründe son 24 yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Bakan Yumaklı, 2025 yılı verilerini şu sözlerle paylaştı: ​Üretim Rekoru: 1 milyon 37 bin ton ile su ürünlerinde tüm zamanların rekoru kırıldı. ​Yetiştiricilikteki Artış: Son 24 yılda yetiştiricilik 10 kat artarak 627 bin tona ulaştı. ​Küresel Pazar: Türk somonu, levrek, çipura, alabalık ve midye gibi ürünler dünya sofralarında yerini sağlamlaştırdı. ​2028 İçin "3 Milyar Dolar" Hedefi ​Sektörü "koruma-kullanma dengesi" içerisinde büyütmeyi hedeflediklerini belirten Bakan Yumaklı, 2028 yılı vizyonunu şu şekilde özetledi: "750 bin ton yetiştiricilik üretimi ve 3 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak için çalışıyoruz." ​Muğla, Su Ürünlerinin Üretim Merkezi ​Türkiye’nin su ürünleri ihracatında Muğla’nın kilit bir role sahip olduğunu vurgulayan Yumaklı, şehrin sektördeki liderliğini şu verilerle ortaya koydu: ​Üretim Payı: Türkiye’de yetiştirilen her 4 balıktan biri Muğla kaynaklı. ​Liderlik: Çipura ve levrek üretiminin yaklaşık yüzde 40'ı Muğla'da gerçekleştiriliyor. ​Ekonomik Güç: Türkiye’nin toplam 2,3 milyar dolarlık su ürünleri ihracatının yaklaşık 1 milyar doları (yüzde 44) Muğla’dan sağlanıyor. ​İstihdam ve Tesis: İlde toplam 340 üretim tesisi faaliyet gösteriyor. ​"Balık Tüketimini Artırmalıyız" ​Kişi başına düşen balık tüketiminin son 10 yılda yüzde 60 artışla 5,5 kg'dan 8,8 kg'a yükseldiğini ifade eden Bakan Yumaklı, bu rakamın dünya standartlarına göre hala düşük olduğunu belirtti. Sağlıklı bir yaşam için haftada iki öğün balık tüketilmesi gerektiğini hatırlatan Yumaklı, önümüzdeki dönemde tüketimi teşvik edecek bilinçlendirme çalışmaları yapacaklarını kaydetti. ​Bakan Yumaklı, ziyaretleri kapsamında inovasyon odaklı "Kapalı Devre Üretim Sistemleri" (RAS) tesislerini de inceleyerek, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin sektörün geleceği için taşıdığı öneme dikkat çekti.

Kaz Yetiştiriciliği Kırsal Kalkınmanın Lokomotifi Haber

Kaz Yetiştiriciliği Kırsal Kalkınmanın Lokomotifi

Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Burak Şahinkaya, Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle kaz yetiştiriciliğini bölgesel kalkınmanın önemli unsurlarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi, başta Samsun olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinde kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticiyi güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Kooperatif Başkanı Burak Şahinkaya, üretimin tüm aşamalarını kapsayan güçlü bir ekonomik yapı oluşturmayı amaçladıklarını ifade ederek, üreticilerin gelir seviyesini artırmak, gençleri yeniden üretime kazandırmak ve kırsalda ekonomik hareketlilik sağlamak için eğitim programları, üretim destekleri ve çeşitli projeler yürüttüklerini belirtti. KAVAK'TA DAHA FAZLA İLGİ GÖRMELİYİZ Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinden yatırımcıların, üreticilerin ve girişimcilerin kooperatif ile iletişime geçtiğini belirten Burak Şahinkaya, kaz yetiştiriciliğinin artık sadece geleneksel bir faaliyet olmaktan çıktığını ifade etti. Samsun Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı ile sürekli temas halinde olduklarını ifade eden Burak Şahinkaya, "Kendilerinin üreticiye ve kooperatifimize verdiği destek, yürüttüğümüz projelerin büyümesine önemli katkı sağlıyor. Bugün birçok ilimizden ortaklık, yatırım ve üretim talepleri alıyoruz. İnsanlar kaz yetiştiriciliğinin ekonomik değerini ve geleceğini görmeye başladı. Türkiye'nin dört bir yanından gördüğümüz ilgi ve desteğin çok daha fazlasını merkez olarak belirlediğimiz Kavak ilçemizde görmek istiyoruz. Sahip olduğu coğrafi avantajlar, tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle Kavak, bu sektörün bölgesel merkezi olabilecek potansiyele sahiptir." diye konuştu. KIRSAL KALKINMANIN LOKOMOTİFİ Hedeflerinin yalnızca canlı hayvan üretmek olmadığının altını çizen Burak Şahinkaya, "Damızlık üretiminden civciv teminine, yetiştiricilikten kesime, et işleme tesislerinden paketlemeye, tüy işleme ve değerlendirme merkezlerinden pazarlamaya kadar tüm süreci kapsayan entegre bir üretim modeli oluşturmak istiyoruz. Kaz tüyü bugün dünya genelinde yastık, yorgan, tekstil ve birçok özel üründe kullanılan yüksek ekonomik değere sahip bir üründür. Bu nedenle sektörün her aşamasını değerlendirmek zorundayız. Biz günü kurtaran projeler değil, gelecek nesillere kalacak yatırımlar planlıyoruz. Kurulacak entegre tesisler sayesinde sadece birkaç üretici değil, yüzlerce aile gelir elde edebilecek. Köylerdeki üretim artacak, yeni istihdam alanları oluşacak ve bölge ekonomisine önemli katkılar sağlanacak. Kaz yetiştiriciliği yalnızca bir hayvancılık faaliyeti değil, doğru planlandığında kırsal kalkınmanın lokomotiflerinden biri olabilir." ifadelerini kullandı. ÜRETİMİN OLDUĞU YERDE UMUT VARDIR Burak Şahinkaya, kooperatifin yeni dönemdeki projelerini sözlerine ekleyerek, "Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi olarak önümüzdeki dönemde yeni projeler, yatırım ortaklıkları ve üretici destek programlarıyla çalışmalarını genişleterek sürdürmeyi hedefliyoruz. Üretmek isteyen herkese kapılarımız açık. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve yatırımcıları kırsal kalkınma odaklı bu vizyonun parçası olmaya davet ediyorum. Biz inanıyoruz ki üretimin olduğu yerde umut vardır. Doğru destekler ve ortak akıl ile Kavak'ı, Samsun'u ve bölgemizi Türkiye'nin kaz yetiştiriciliğinde örnek gösterilen merkezlerinden biri haline getirebiliriz." diye konuştu.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz" Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın ekonomik gelişiminde BTSO’nun üstlendiği tarihi role dikkat çekerek, yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf ve birlikteliğe dayalı bir yönetim anlayışını hâkim kılacaklarını ifade etti. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, BTSO'nun 137 yıldır Bursa iş dünyasının en önemli çatı kuruluşlarından biri olduğunu söyledi. Matlı, "Bugün sahip olduğumuz güçlü sanayi altyapısında, üretim kültüründe ve girişimcilik ruhunda BTSO'nun çok önemli katkıları vardır. Bu köklü kurumun kuruluşunda emeği geçenlerden bugüne kadar görev alan tüm başkanlarımıza, meclis üyelerimize ve iş dünyası temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Bursa'nın Geleceği Kapsayıcı Bir Anlayışla Şekillenmeli" Bursa'nın son yıllarda önemli bir ekonomik gelişim gerçekleştirdiğini belirten Matlı, bundan sonraki dönemin yalnızca büyümeyi değil, geleceği planlama dönemi olması gerektiğini söyledi. Matlı, "Bursa sanayi odaklı büyümesini sürdürürken artık bugünü değil, önümüzdeki 20-30 yılı konuşmamız gerekiyor. Şehrimizin geleceği; üreten, ticaret yapan, hizmet sunan ve istihdam sağlayan tüm kesimlerin katkısıyla şekillenmelidir. BTSO da bu anlayışın en güçlü temsil merkezi olmalıdır." ifadelerini kullandı. BTSO'da Katılımcı Yaklaşım Vurgusu BTSO’nun 60 bin üyesiyle Bursa iş dünyasının en geniş temsil gücüne sahip kuruluş olduğunu belirten Matlı, üyelerin yaklaşık 45 bininin ticaret ve hizmet sektörlerinde, 15 bininin ise sanayi ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkat çekti. Matlı, "BTSO, ticaretten hizmete, üretimden sanayiye kadar Bursa ekonomisinin tüm dinamiklerini bünyesinde barındıran büyük bir yapıdır. Üyelerimizin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan ticaret ve hizmet sektörleri, Bursa ekonomisinin canlılığını sağlayan en önemli güçlerden biridir. Yeni dönemde sanayicimizin yanında olmaya devam ederken, ticaret erbabımızın ve hizmet sektörlerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını da daha güçlü şekilde gündeme taşıyacağız. Biz BTSO'nun her üyeyi dinleyen, her fikre değer veren ve tüm sektörleri karar süreçlerine dahil eden bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Şeffaflık, istişare ve kapsayıcılık kurum kültürünün vazgeçilmez unsurları haline gelmelidir." dedi. "Kimseyi Ötekileştirmeden, Kimseyi Küstürmeden" Bursa'nın birlik ve beraberlik ruhunun korunmasının önemine dikkat çeken Matlı, iş dünyasının kutuplaşmaya değil dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Matlı, "Bu şehirde üretime, istihdama ve ihracata katkı sağlayan herkes değerlidir. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak değil, birleştirmek vardır. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi küstürmeden, tüm kesimleri aynı masa etrafında buluşturan bir yönetim anlayışını hâkim kılmak istiyoruz. Çünkü Bursa'nın gücü birlikten gelir." dedi. "Bursa Yeni Bir Lige Yükselmeli" Bursa'nın artık sadece bir sanayi kenti olarak anılmasının yeterli olmadığını ifade eden Matlı, şehrin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini belirtti. Matlı, "Geçmişte Bursa'nın en büyük gücü üretim kapasitesiydi. Bugün de öyle. Ancak artık yeni bir döneme giriyoruz. Bursa yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın konuştuğu şehirlerden biri olmak zorundadır. Ticaretiyle, sanayisiyle, hizmetleriyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle, kültürüyle ve girişimcilik ekosistemiyle yeni bir lige yükselmelidir. Biz Bursa'nın sadece Türkiye'deki gelişmeleri takip eden değil, Türkiye'ye yön veren; sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası ölçekte de söz sahibi olan bir şehir haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. "Bursaspor Bursa'nın Ortak Değeridir" Bursa'nın ekonomik gelişiminin yanı sıra sosyal ve sportif değerlerinin de güçlenmesi gerektiğini belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursaspor'un şehrin en önemli ortak markalarından biri olduğunu vurguladı. Matlı, "Bursaspor sadece bir spor kulübü değil, Bursa'nın ortak değeridir. Sanayicisi, ticaret erbabı, esnafı ve gençleriyle tüm Bursa'yı aynı hedef etrafında buluşturan güçlü bir markadır. Bursa iş dünyası olarak geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de Bursaspor'umuzun yanında olacağız. Güçlü bir Bursa ekonomisi ile güçlü bir Bursaspor'un birbirini tamamlayan iki önemli değer olduğuna inanıyoruz." dedi. Mesajının sonunda BTSO'nun 137. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Matlı, "Bu köklü kurumun geçmişinden aldığı güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğine yürekten inanıyorum. Bursa iş dünyamızın tüm temsilcilerinin ve BTSO ailemizin 137. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.