Hava Durumu

#Tüi̇k

Kırsal Haber - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni, Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin güncel verileri ortaya koydu. Bültene göre Hububat, Bakliyat sektörü, eylül ayında gerçekleştirdiği 991 milyon dolarlık ihracatla 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Türkiye’nin Eylül Ayı İhracatı 25,98 Milyar Dolara Ulaştı TİM’in Ticaret Bakanlığı ile birlikte açıkladığı verilere göre, 2026 yılı eylül ayında Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,38 artarak 25,98 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,90 artışla 31,21 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24,80 azalarak 5,23 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin dış ticaretindeki bu görünüm, tarım ve gıda tedarik zincirinin önemli sektörlerinden Hububat, Bakliyat sektörünün ihracat performansını da öne çıkardı. Hububat ve Bakliyat İhracatı 991 Milyon Dolar Bülten verilerine göre Hububat, Bakliyat sektörü eylül ayında 991 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın eylül ayı ile benzer seviyelerde seyreden bu ihracat hacmi, sektörün küresel dalgalanmalara rağmen istikrarlı görünümünü koruduğunu ortaya koydu. 991 milyon dolarlık ihracat, Hububat, Bakliyat sektörünün dış pazarlardaki konumunun yanı sıra tarım ve gıda tedarik zincirindeki önemini de ortaya koyuyor. Küresel Ticarette Haziran Ayının İhracat Görünümü Bültende yer alan verilere göre haziran ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında Çin’in ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,0, ABD’nin ihracatı yüzde 15,3, Almanya’nın ihracatı ise yüzde 13,8 arttı. Aynı dönemde Kosta Rika’nın ihracatı yüzde 5,5, Uruguay’ın ihracatı ise yüzde 3,1 düştü. Türkiye’nin ihracatı da haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artarak 24,92 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yİ-ÜFE Eylülde Yüzde 27,38 Arttı TİM Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni’nde yer alan makroekonomik göstergeler de üretim maliyetleri açısından dikkat çekti. TÜİK verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), eylül ayında yıllık bazda yüzde 27,38 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu seyir, tarımsal girdilerde maliyet planlaması açısından önem taşırken, üreticiler ve ihracatçıların ekonomik göstergeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İç talepteki dengeli görünümle birlikte değerlendirilen bu gelişmeler, genel piyasa istikrarı açısından önem taşımaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde kırsal üreticilerin ve ihracatçıların hem iç pazarda arz güvenliğini sağlamada hem de dış pazarlardaki paylarını artırmada üretim maliyetleri, ihracat verileri ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmesi bekleniyor.

Söke Pamuğunda Hasat Başladı Haber

Söke Pamuğunda Hasat Başladı

Aydın’ın Söke ilçesinde AB tescilli coğrafi işaretli ürün olan Söke Pamuğu’nda hasat sezonu başladı. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürü Ayhan Temiz, pamuk hasadına katılarak üreticilerle bir araya geldi ve yeni sezona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Söke pamuğunda hasat heyecanı Söke’de gerçekleştirilen pamuk hasadında Aydın İl Tarım ve Orman Müdürü Ayhan Temiz’in yanı sıra Söke İlçe Tarım ve Orman Müdürü Veysel Ali Ünal, Koçarlı İlçe Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Selli, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Saki Oğuz, Ülkü Ocakları Başkanı Ali Dağ ve üreticiler yer aldı. Hasat sırasında üreticilerle bir araya gelen İl Müdürü Temiz, yeni sezonun üreticiler açısından verimli geçmesi temennisinde bulundu. Aydın pamuk üretiminde Türkiye 3’üncüsü TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye genelinde 4 milyon 23 bin 894 dekar alanda 1 milyon 935 bin ton kütlü pamuk üretimi gerçekleştirildi. Aydın ise 444 bin 49 dekar alanda 225 bin 334 ton kütlü pamuk üretimiyle Türkiye’de üçüncü sırada yer aldı. Kent, Türkiye’nin toplam kütlü pamuk üretiminin yüzde 12’sini karşıladı. Pamuk üretiminde Söke zirvede Aydın’da ilçeler bazında pamuk üretiminde Söke ilk sıradaki yerini korudu. 2025 verilerine göre Söke’de 250 bin dekar alanda 121 bin 724 ton pamuk üretildi. Söke’yi 63 bin dekar alanda 34 bin 351 ton üretimle Koçarlı, 33 bin dekar alanda 16 bin 659 ton üretimle Germencik izledi. 2026 ÇKS kayıtlarına göre ise Aydın’da pamuk ekim alanı 259 bin 234 dekar olarak kayıtlara geçti. Söke Pamuğu coğrafi işaretiyle öne çıkıyor Aydın’ın önemli tarımsal ürünlerinden biri olan Söke Pamuğu, AB tescilli coğrafi işaretiyle de öne çıkıyor. Yeni hasat sezonunda üreticiler, emek verdikleri pamuk tarlalarında ürünlerini toplamaya başladı. Aydın’da pamuk üretiminin önemli merkezlerinden Söke’de başlayan hasat sezonunun üreticiler için verimli ve bereketli geçmesi bekleniyor.

Dünya Pamuk Gününde Türkiye’de Pamuk Üretiminin Önemi Bir Kez Daha Öne Çıkıyor Haber

Dünya Pamuk Gününde Türkiye’de Pamuk Üretiminin Önemi Bir Kez Daha Öne Çıkıyor

Türkiye’nin önemli tarımsal ürünleri arasında yer alan pamuk, 7 Ekim Dünya Pamuk Günü’nde üretici emeği, tarımsal üretim ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla gündeme geliyor. Tarladan tekstile uzanan geniş bir üretim zincirinin temel hammaddelerinden biri olan pamuk, özellikle Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetiştiriliyor. Türkiye’de 2,2 milyon ton kütlü pamuk üretimi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü (TEPGE) tarafından yayımlanan rapora göre, TÜİK’in 2025 yılı Bitkisel Üretim 1. Tahmini kapsamında Türkiye’nin kütlü pamuk üretiminin 2,2 milyon ton olması öngörüldü. Ulusal Pamuk Konseyi’nin Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi (ICAC) verilerine dayandırdığı değerlendirmeye göre ise Türkiye, 2024/25 sezonunda 465 bin hektar pamuk ekim alanına ve 840 bin ton lif pamuk üretimine ulaştı. Bu veriler, pamuğun Türkiye tarımındaki önemli üretim alanlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Pamuk üretiminde üç bölge öne çıkıyor Türkiye’de pamuk yetiştiriciliği ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde gerçekleştiriliyor. Bu bölgelerdeki iklim, toprak yapısı ve sulama olanakları pamuk üretiminin gelişmesinde etkili oluyor. Şanlıurfa, Diyarbakır, Aydın, Hatay ve İzmir pamuk üretiminin gerçekleştirildiği önemli iller arasında bulunuyor. Pamuk hasadı ise üretim bölgelerinin iklim ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak farklı dönemlerde gerçekleştiriliyor. Eylül ve ekim ayları, Türkiye’de pamuk hasadının yoğunlaştığı dönemler arasında yer alıyor. Pamuğun geleceğinde sürdürülebilir üretim önemli Pamuk üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, doğal kaynakların korunması da önem taşıyor. Özellikle su kaynaklarının etkin kullanılması ve toprağın korunması, pamuk üretiminin geleceği açısından öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulusal Pamuk Konseyi arasında 6 Ekim 2026’da imzalanan protokolle, İyi Tarım Uygulamaları sertifikalı Türk pamuğunun BCI standardıyla eşdeğerliğine yönelik iş birliği gerçekleştirildi. Çalışmada sürdürülebilir üretim, suyun verimli kullanılması ve toprağın korunması gibi başlıklar öne çıktı. Tarladan tekstile uzanan üretim zinciri Pamuk, tarlada başlayan üretim sürecinin ardından çırçırlama, iplik, dokuma ve hazır giyim gibi farklı aşamalardan geçerek geniş bir ekonomik zincirin parçası haline geliyor. Bu nedenle pamuk üretiminin geleceği; üreticinin emeği, verimlilik, su kaynaklarının korunması, toprak sağlığı ve iklim koşullarına uyum gibi birçok başlığın birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. 7 Ekim Dünya Pamuk Günü ise Türkiye’nin pamuk üretimindeki yerini, üreticilerin emeğini ve sürdürülebilir üretimin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

Üretici Fiyatlarında Eylül Rakamları Açıklandı Haber

Üretici Fiyatlarında Eylül Rakamları Açıklandı

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Eylül 2026’da bir önceki aya göre yüzde 2,07, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,38 arttı. İmalat ürünlerindeki yıllık artış ise yüzde 29,09 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Yİ-ÜFE, 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,07 arttı. Endeks, geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 23,38, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,38 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,81 yükseldi. İmalat ürünlerinde yıllık artış yüzde 29,09 Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimlerine bakıldığında en yüksek artış yüzde 34,15 ile madencilik ve taş ocakçılığında gerçekleşti. Yıllık değişim imalat sektöründe yüzde 29,09, su temininde yüzde 29,70, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında ise yüzde 8,67 oldu. Ana sanayi gruplarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 30,82 ile enerjide görüldü. Bunu yüzde 28,11 ile ara malları, yüzde 26,97 ile dayanıklı tüketim malları, yüzde 25,97 ile dayanıksız tüketim malları ve yüzde 21,55 ile sermaye malları izledi. Eylül ayında imalat fiyatları yüzde 2,32 yükseldi Yİ-ÜFE’de Eylül ayında imalat sektöründeki aylık artış yüzde 2,32 olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektöründe aylık değişim madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,78 azalış, imalatta yüzde 2,32 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,97 artış ve su temininde yüzde 1,83 artış şeklinde gerçekleşti. Ana sanayi gruplarında ise aylık bazda en yüksek artış yüzde 3,55 ile enerjide görüldü. Ara mallarında yüzde 2,04, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,54, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,59 ve sermaye mallarında yüzde 1,47 artış kaydedildi. Eylül ayında Yİ-ÜFE’nin yıllık artışı yüzde 27,38 olurken, aylık artış yüzde 2,07 olarak gerçekleşti. Endeksin yılın başından bu yana değişimi yüzde 23,38, on iki aylık ortalamalara göre değişimi ise yüzde 27,81 oldu.

Tarım ve Gıdada Ağustosun Kazananları Belli Oldu Haber

Tarım ve Gıdada Ağustosun Kazananları Belli Oldu

Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe 2026 yılının ağustos ayında ihracat 18,46 milyar dolar, ithalat ise 17,99 milyar dolar oldu. İhracatta Irak, ithalatta ise Rusya Federasyonu ilk sırada yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Veri Paneli verilerine göre, tarım, gıda ve içecek sektörünün 2026 yılının ağustos ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,36 arttı. Geçen yılın aynı döneminde 17,53 milyar dolar olan ihracat, 2026 yılının ağustos ayında 18,46 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 18,57 artışla 15,17 milyar dolardan 17,99 milyar dolara çıktı. Birim ihracat değeri ton başına 1.569 dolara yükseldi Tarım, gıda ve içecek sektöründe birim ihracat değeri de arttı. Ağustos ayında birim ihracat değeri yüzde 14,07 artışla ton başına 1.569 dolar oldu. Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayımlanan Dış Ticaret Verileri’ne göre, 2026 yılında aylık temelde ihracat geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,16 artışla 2,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 13,73 artarak 1,62 milyar dolar olarak gerçekleşti. Tarım ve gıda ihracatında Irak ilk sırada 2026 yılının ağustos ayında Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke Irak oldu. Irak’a yapılan ihracat yüzde 8,11 artarak 2,167 milyar dolara ulaştı. Almanya, 1,453 milyar dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı. Almanya’ya yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,14 arttı. Rusya Federasyonu ise 1,275 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 21,40 arttı. İthalatta ise ilk sırada Rusya Federasyonu bulundu. Rusya’dan yapılan ithalat 2,499 milyar dolar olurken, Brezilya 2,446 milyar dolarla ikinci, Ukrayna ise 1,581 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı. Ayçiçek yağı ihracatı 860,3 milyon doları geçti 2026 yılının ağustos ayında en fazla ihraç edilen ürünler arasında ilk sırayı Ayçiçek yağı, rafine aldı. Ayçiçek yağı, rafine ihracatı yüzde 21,60 artışla 860,3 milyon doları geçti. İkinci sırada yer alan Fındık içi ihracatı yüzde 11,26 artarak 853,5 milyon dolar oldu. Fındık Ambalajlı ihracatı ise yüzde 33,62 artışla 640,9 milyon dolara ulaştı. İthalatta ilk sırada 1,553 milyar dolarla Soya Fasulyesi yer aldı. Soya Fasulyesini 1,309 milyar dolarla Mısır Dane ve 1.029 milyar dolarla Sığır ithalatı izledi. Yaş Meyve ve Sebze ihracatta lider Sektörler bazında değerlendirildiğinde, 2026 yılı ağustos ayında en fazla ihracat 2,973 milyar dolarla Yaş Meyve/Sebze sektöründe gerçekleşti. Yaş Meyve/Sebze sektörünü yaklaşık 2,032 milyar dolarlık ihracatla Şekerli Mamuller Sektörü ve yaklaşık 1,719 milyar dolarlık ihracatla Sert Kabuklu Meyveler Sektörü takip etti. Yaş Meyve/Sebze sektörünün toplam ihracat içindeki dolar bazındaki payı yüzde 19,03 olurken, Şekerli Mamuller sektörünün payı yüzde 13,01, Sert Kabuklu Meyveler sektörünün payı ise yüzde 11 oldu. İthalatta ise 5,081 milyar dolarla Hayvan Yemi sektörü ilk sırada yer aldı. Hayvan Yemi sektörünü 2,533 milyar dolarla Bitkisel yağ sektörü ve 1,288 milyar dolarla Şekerli mamuller sektörü takip etti. Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki dolar bazındaki payı yüzde 34,27, Bitkisel yağ sektörünün payı yüzde 17,09, Şekerli mamuller sektörünün payı ise yüzde 8.69 olarak gerçekleşti.

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi

Kayseri, Ağustos ayında 333 milyon 760 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyamızı tebrik ediyorum. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor.” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Ağustos ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Ağustos ayında 333 milyon 760 bin 481 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,88 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 163 milyon 79 bin 418 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 19,68 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 8 AYDA 2 MİLYAR 630 MİLYON 148 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 8 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 8 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,64 artışla 2 milyar 630 milyon 148 bin 629 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 5,86 oranında artışla 1 milyar 253 milyon 491 bin 54 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Ağustos ayında dünya genelinde 150 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Polonya, İtalya, Irak, Fransa, Fas, Romanya, Hollanda ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Demir ve Demir Dışı metaller, Deri ve Deri Mamulleri, Elektrik ve Elektronik, Halı, İklimlendirme Sanayii, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri gibi sektörlerde artış yaşanırken; Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri, Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Hububat sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. Küresel pazarlarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, özellikle yüksek üretim ve finansman maliyetlerinin firmaların fiyatlama gücünü ve rekabet kapasitesini sınırladığını belirtti. Gülsoy, ''Bugün ihracatçımız global rakiplerinin yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişim ve giderek daralan rekabet marjlarıyla da mücadele ediyor. Bu şartlarda bile elde edilen her ihracat artışını çok kıymetli buluyoruz; fakat bizim için mevcut seviyeyi korumak hiçbir zaman yeterli olmayacak. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor'' dedi. İHRACATÇININ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEK ZORUNDAYIZ Hedeflerinin; katma değeri yüksek, sürdürülebilir ve rekabetçi bir ihracat yapısını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Gülsoy, artan maliyetler karşısında ihracatçının pazardaki konumunu koruyabilmesinin ve yaptığı ihracattan sağlıklı bir kazanç elde edebilmesinin her geçen gün daha önemli hale geldiğine işaret etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 1 Ekim itibarıyla özellikle emek yoğun, katma değerli üretim yapan ve istihdama katkı sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin artırılacağı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Gülsoy, bu tür desteklerin ihracatçının rekabet gücünü koruması açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. YENİ PAZARLARA ULAŞMAK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Küresel ticarette artan korumacılık ve rekabet karşısında pazar çeşitliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapan Gülsoy, firmaların mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara da mutlaka ulaşması gerektiğini kaydetti. Başkan Gülsoy, ''Biz de firmalarımızın yeni pazarlara açılması, ihracatçı sayımızın artması ve mevcut ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha güçlü hale gelmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Üreten, istihdam sağlayan ve dünyanın dört bir yanına Kayseri menşeli ürünleri ulaştıran tüm firmalarımıza ve kıymetli çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.'' ifadelerini kullandı.

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı Haber

Tarımsal Girdi Fiyatları Temmuzda Yüzde 27,62 Arttı

Tarım-GFE, Temmuz 2026’da aylık yüzde 0,20 artarken, yıllık artış yüzde 27,62 oldu. Yıllık bazda en yüksek artış gübre ve toprak geliştiricilerde, aylık bazda ise enerji ve yağlayıcılarda gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Temmuz 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerine göre, tarımsal girdilerdeki fiyat artışı devam etti. Tarım-GFE, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,20 arttı. Endekste geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 17,15, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,62 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 artış kaydedildi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 28,82 Ana gruplar incelendiğinde, Temmuz ayında bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 0,01 azalırken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 1,48 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksindeki artış yüzde 28,82 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 20,53 yükseldi. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 33,07 Alt gruplara bakıldığında, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 33,07 ile gübre ve toprak geliştiriciler grubunda gerçekleşti. Bu grubu yüzde 32,96 ile diğer mal ve hizmetler izledi. Yıllık artışın en düşük olduğu alt gruplar ise yüzde 19,43 ile malzemeler ve yüzde 22,28 ile makine bakım masrafları oldu. Enerji ve yağlayıcılar aylık artışta öne çıktı Temmuz ayında bir önceki aya göre alt gruplarda farklı yönlü değişimler görüldü. Aylık bazda en yüksek artış yüzde 4,82 ile enerji ve yağlayıcılar grubunda gerçekleşti. Malzemelerde de yüzde 1,54 artış kaydedildi. Buna karşılık gübre ve toprak geliştiriciler yüzde 3,16, hayvan yemi ise yüzde 1,64 oranında geriledi. TÜİK verilerine göre Tarım-GFE, Temmuz 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,62 artış gösterirken, on iki aylık ortalamalara göre değişim yüzde 33,39 olarak gerçekleşti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.