Hava Durumu

#Turizm

Kırsal Haber - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir" Haber

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir"

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda Milli Parklar Kanun Teklifi görüşmelerinde tümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin doğa koruma yaklaşımını zayıflattığını, korunan alanları ticari işletme mantığına açtığını ve anayasal koruma ilkeleriyle çeliştiğini belirtti. Rızvanoğlu, “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor.” “Bu teklif, doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Konuşmasında teklifin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, doğa yönetimi anlayışında köklü bir değişimi temsil ettiğini vurgulayan Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Görüşmekte olduğumuz Milli Parklar kanun teklifi, yaşam alanlarımızın nasıl korunacağını ve gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakacağımızı belirleyecek bir dönüm noktasıdır. İktidarın getirdiği bu teklif, doğayı koruma politikasından uzaklaştırıyor ve doğayı işletme anlayışına geçiriyor. Türkiye’de doğal alanlar üzerindeki baskının son yıllarda belirgin biçimde arttığını ifade eden Rızvanoğlu, “Biz bunu, Akbelen’de şirket lehine yapılan kamulaştırmalarda gördük. Kazdağları’nda yabancı bir şirket, on binlerce ağacı keserken gördük. Marmaris kıyılarına dikilen devasa otelde gördük. Kanal İstanbul uğruna tarım alanlarının ranta açılmasında gördük. MAPEG tarafından son yayınlanan, köy, orman, mera demeden satışa çıkarılan ruhsat satışında gördük.” dedi. “Korunan alanların koruma kalkanı zayıflatılıyor” Teklifle milli parkların Turizm Teşvik Kanunu kapsamına alındığını, uzun devreli gelişme planlarının devre dışı bırakıldığını, yapılaşma ve işletme faaliyetlerinin özel şirketlere açıldığını, uzun süreli işletme haklarıyla kamusal korumanın zayıflatıldığını ve adı milli park olan ancak karakteri değişmiş alanlar yaratılacağını belirten Rızvanoğlu, teklifin ortaya çıkaracağı tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Yani korunan değil, parçalanmış; işletilen; gelecek kuşaklara bırakılan değil, bugünün rantına açılmış alanlar… Oysa milli park ve benzeri korunan alan dediğiniz yerde bunlar olmaz. Çünkü buralar bilimsel değeri yüksek, nadir bulunan ve korunması gereken alanlardır. Buralar; kurdun, kuşun, ağacın, suyun kendi dengesi içinde yaşayabildiği yaşam alanlarıdır. Buralar, kısa vadeli kazançların değil, uzun vadeli kamu yararının gözetildiği, gelecek kuşaklara bırakmamız gereken ortak mirasımızdır. Ve bu miras hiçbir iktidarın tasarruf alanı olamaz Çünkü buralar milletimizindir! Ve bu alanlar enerji nakil hatlarının güzergâhı olsun diye değil, ekosistemin sürekliliği sağlansın diye varlar. Turizm yatırımları artsın diye değil, doğal denge bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılabilsin diye varlar. En önemlisi, ülkenin toprağı, suyu, havası ve yaşam güvencesi tükensin diye değil, ayakta kalsın diye varlar. İşte bu yüzden Milli Parklar Kanununun mantığı ve özü aslında çok açık: Önce koruma, sonra kullanım. Bugünkü teklif ise bu sıralamayı tersine çeviriyor; önce kullanmayı, sonra mümkünse, eğer geriye bir şey kalırsa korumayı öneriyor. Yani iktidar doğayı koruyan hukuk düzenini tersine çevirmek istiyor. Üstelik bu teklifte sorun yalnızca doğa koruma sorunu da değil; çok açık Anayasa ihlalleri var. “Teklif açık Anayasayla” Rızvanoğlu konuşmasında, teklifin yalnızca çevre politikası açısından değil, Anayasa’nın doğayı ve doğal varlıkları korumaya ilişkin temel hükümleri bakımından da ciddi sakıncalar içerdiğini vurguladı. Anayasa’nın 169’uncu maddesinin ormanların korunması ve yönetiminin devlete ait olduğunu açıkça düzenlediğini hatırlatan Rızvanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ormana zarar verebilecek hiçbir faaliyete izin verilemeyeceğini hüküm altına alan Anayasa’ya rağmen, bu teklif korunan alanların anayasal koruma zeminini fiilen zayıflatmaktadır.” Anayasa’nın 168’inci maddesine göre doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, korunan alanların uzun süreli tahsisler yoluyla özel işletmelere açılmasının bu hükümle bağdaşmadığını ifade etti: “Doğal kaynakların devlet tarafından korunması gerekirken, bu düzenleme korunan alanları uzun süreli tahsislerle fiilen özel işletme alanlarına dönüştürecek bir kapı aralamaktadır.” Anayasa’nın 63’üncü maddesinin ise devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yükümlülüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Rızvanoğlu, milli parkların bu anayasal sorumluluğun sahadaki en önemli karşılığı olduğunu belirtti: “Koruma statülerini güçlendirmek yerine işletme izinlerini genişleten bir yaklaşım, devletin anayasal koruma yükümlülüğüyle açık biçimde çelişmektedir.” “Bu teklif doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Teklifin detaylarının incelendiğinde kurumlar arası izin ve görüş süreçlerinin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını belirten Rızvanoğlu, yetkilerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde toplanmasının denetim ve şeffaflık açısından ciddi riskler yarattığını ifade etti. Teklifin 5’inci maddesiyle milli parklar içerisinde yol, enerji hattı ve boru hattı gibi altyapı yatırımlarına izin verilebilmesinin öngörüldüğünü belirten Rızvanoğlu, bu düzenlemenin hassas ekosistemleri yatırım baskısına açık hale getireceğini vurguladı. Teklifin 6’ncı maddesiyle korunan alanlardaki tesis ve hizmetlerin özel şirketler tarafından işletilebilmesinin kapsamının genişletildiğini belirten Rızvanoğlu, bunun koruma önceliği yerine ticari işletme mantığını öne çıkaran bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Teklifin 7’nci maddesine de dikkat çeken Rızvanoğlu, korunan alanlardaki kaçak yapılar için yalnızca yıkım seçeneği yerine “Genel Müdürlükçe değerlendirme” seçeneğinin getirilmesinin, kaçak yapılaşmayı önlemek yerine fiilen meşrulaştırma riski taşıdığını belirtti. Korunan alanlarda kaçak yapıların kaldırılması ve alanın eski haline getirilmesinin koruma hukukunun temel gereği olduğunu ifade etti. “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar ülkenin doğal savunma hattıdır” Milli parkların yalnızca rekreasyon alanları değil, iklim krizi, kuraklık ve gıda güvenliği risklerine karşı ülkenin ekolojik güvenlik altyapısı olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bu iktidarın doğayı korumak gibi bir niyeti yok! Bakın bu teklifin özü iktidar için nedir biliyor musunuz? Para, para, para! Peki doğa için? zarar. Halk için, zarar. Çiftçi için, zarar. Neden mi? Çünkü Milli parklar ve korunan alanlar birer ‘mesire alanı’ değildir. Buralar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor. Oysa devlet dediğiniz yapı, krizlere karşı toplumu korumak için vardır. İktidar ise kriz çağında koruma statülerini esnetiyor. Bizim tercihimiz açıktır: Doğayı ekonomik faaliyetin arkasına dizen değil, ekonomiyi doğanın sınırları içinde planlayan bir devlet anlayışı. Evet, Doğayı iyi yönetemezsek, yarın karşılaşacağımız zararların altından kalkmamız mümkün olamaz. Bugün ülkenin dört bir yanındaki sellerin nelere yol açtığını hep birlikte görüyoruz. Keza yazın orman yangınları da aynı şekilde. Gelecekte karşılaşacağımız daha büyük doğal felaketlere karşı çok iyi hazırlanmamız gerekiyor. Bunun için de doğayı iyi yönetmemiz şart. Doğayı şirket çıkarlarına feda edecek lüksümüz yok! O yüzden bu ülke şirket mantığıyla yönetilemez. Bu topraklar kısa vadeli kâr hesaplarına teslim edilemez. Devlet dediğiniz yapı; geleceği bugüne karşı korumak için vardır. Geleceğin avansını şimdiden tüketmek için değil. Bu yüzden biz, geleceğe karşı empatisiz bir rant düzenine değil, bilimle yönetilen, adaletle korunan bir Türkiye’ye talibiz.” dedi. “Koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız” Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğa koruma politikalarına ilişkin yaklaşımını da paylaşan Rızvanoğlu, “Milletimizin desteğiyle sorumluluk üstlendiğimizde, doğa koruma politikalarını İktidardan farklı bir anlayışla ele alacağız. Doğa korumayı nasıl yöneteceğimiz, hangi ilkeleri esas alacağımız ise şimdiden açık ve net. Yeni parti programımızda yazdık. Doğa koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız. Doğal alanlarda ekosistem izlemelerini düzenli olarak yapacağız ve verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla, paylaşılacağız. En önemlisi iktidarın yaptığının aksine; Milli parkların, tabiat parklarının ve sulak alanların sayısı artıracağız, koruma statüleri güçlendireceğiz! Biz bu ülkenin ormanını, suyunu, toprağını günübirlik çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.”

Antalya, Zeytinyağı Çalıştayı’na Ev Sahipliği Yapacak Haber

Antalya, Zeytinyağı Çalıştayı’na Ev Sahipliği Yapacak

Zeytinyağında markalaşma çalışmalarını sürdüren Antalya, Zeytinyağı Çalıştayı’na ev sahipliği yapacak. 11 Şubat 2026’da alanında uzman akademisyenler ve sektör temsilcileri, zeytin ve zeytinyağını konuşmak üzere Antalya’da bir araya gelecek. Zeytin ve zeytinyağına dair bilimsel, ekonomik ve kültürel başlıkların gündeme geleceği çalıştayda, üretimden tüketime, ticaretten markalaşmaya kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapılacak. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenecek Çalıştay, zeytinyağında kalite bilincinin artırılmasına katkı sunmayı hedefliyor. BİLİM İNSANLARI ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞINI KONUŞACAK Çalıştayda, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Fatih Alpay Vuran “Zeytinyağında Kalite Bir Sayı mıdır? Kimya ve Duyuların Kesişiminde Yeniden Düşünmek”, Adnan Menderes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu “Zeytin Bahçesinden Kaliteli Zeytinyağı Üretimine Yolculuk”, Bursa Teknik Üniversitesi’nden Dr. Belkıs Yaşa “Zeytinyağı ve Zeytin Yaprağının Sağlık Amaçlı Kullanımı”, Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş “Dünya ve Türkiye’de Zeytinyağı Ticareti ve Markalaşma: Antalya Örneği” başlığıyla sunum yapacak. Zeytinyağının sağlık üzerindeki etkileri de çalıştayın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Gül Kahraman, “Tavşan Yüreği Zeytinyağının Kimyasal Profili ve Antikanser Etkileri” konulu sunumunda belirli zeytin çeşitlerinin biyoaktif özelliklerine dikkat çekecek. Çalıştayın zeytinyağının turizm boyutunu ise Profesyonel Turist Rehberi Semra Demirağ anlatacak. Demirağ, “Antalya’nın Sessiz Mirası Zeytin, Zeytinyağı ve Turizmde Yeni Bir Değer” sunumuyla zeytinin gastronomi turizmi ve destinasyon kimliği açısından taşıdığı potansiyeli vurgulayacak. YOL HARİTASI BELİRLENECEK Sunumların ardından gerçekleştirilecek masa çalışmaları ile üretim ve kalite, sağlık ve fonksiyonel değer, markalaşma ve iletişim, turizm ve gastronomi ile yönetişim ve mevzuat başlıklarında somut sorunlar ve çözüm önerileri ele alınacak. Her masa, kısa ve uygulanabilir öneriler geliştirerek çalıştaya katkı sağlayacak. Çalıştay sonunda elde edilen tüm bilimsel ve teknik çıktılar, “Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Yol Haritası (2026–2035)” başlığı altında birleştirilecek. Bu yol haritası, Antalya’nın zeytinyağında kaliteyi kalıcı hale getiren, katma değeri artıran ve sürdürülebilir bir üretim modeli ortaya koymayı hedefleyen ortak bir vizyon belgesi niteliği taşıyacak. ANTALYA İÇİN KALICI DEĞER HEDEFİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, zeytinyağının Antalya için önemli bir tarım ürünü olduğunu belirterek, “Zeytinyağında kaliteyi bilimsel temelde ele alarak üretimden markalaşmaya uzanan güçlü bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz. Bu çalıştay, Antalya’nın zeytinyağında kalıcı bir değer üretmesi açısından önemli bir adımdır” dedi. Çandır, çalıştayın, üreticilerden akademisyenlere, ihracatçılardan turizm temsilcilerine kadar geniş bir katılımla gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Antalya Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, çalıştayın üreticiye doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayarak, “Bölgemizde üretilen zeytinyağında kaliteyi artırmak, doğru üretim tekniklerini yaygınlaştırmak ve sürdürülebilirliği sağlamak önceliğimiz. Bu çalıştay, bilim ve sahayı buluşturan önemli bir platform olacak” dedi.

EMITT Fuarında Balıkesir’in Standına Büyük İlgi Haber

EMITT Fuarında Balıkesir’in Standına Büyük İlgi

Turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından olan ve binlerce kişinin ziyaret ettiği Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) Balıkesir’in standına ilgi büyük oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’in Türkiye’nin ve dünyanın parlayan yıldızı olma yolunda emin adımlarla yürüdüğünü belirtirken, “Balıkesir’imizin standına ilginin büyük olması bizi çok mutlu etmiştir. Tüm ziyaretçilerimizi standımıza uğramaya davet ediyorum.” dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi; şehrin zengin kültürel mirasını, büyüleyici doğasını, turizm potansiyelini ve yerel ürün çeşitliliğini tanıtmak amacıyla dünyanın en prestijli turizm organizasyonlarından biri olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) yerini aldı. Fuarın ilk gününde Balıkesir’in standına ilgi oldukça yoğun oldu. İstanbul Fuar Merkezi’nde Salon 1’deki 1301 numaralı stantta şehrin gastronomi zenginliklerini, yöresel ürünlerini, doğal güzelliklerini, kültürel mirasını, termal kaynaklarını ve turizm çeşitliliğini dünyaya tanıtıyor. 5-7 Şubat günleri arasında ziyarete açık olan fuarda, Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin standına ilk günden ilgi oldukça yüksekti. Standı ziyaret eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, fuarda Balıkesir’in standına büyük bir ilgi olduğunu belirtirken bu ilgiden memnun olduklarını söyledi. BALIKESİR STANDINA YOĞUN İLGİ Açılış programının ardından Balıkesir standını ziyaret eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, ziyaretçilere höşmerim ve kavurmalı pilav ikram etti. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleriyle birlikte fuarda üç gün boyunca Balıkesir’in zenginliklerini dünyaya tanıtacaklarını ifade eden Akın, “Balıkesir olarak fuarda yerimizi aldık. Her zaman söylüyorum. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. Birliğin ve beraberliğin şehridir. Burada da birlik ve beraberlik içerisinde hareket ediyoruz. Balıkesir, çok farklı bir coğrafyaya sahip. Bir tarafta Kazdağları, bir tarafta Alaçam Dağları, bir tarafta Kapıdağ Yarımadası… Hepsi birbirinden güzel yerler. Aynı zamanda Balıkesir’imizin gastronomisini, coğrafi işaretli ürünlerimizi tanıtıyoruz. Fuarın ilk gününde Balıkesir’imizin standına ilgi oldukça yüksek oldu. Bundan çok mutluluk duyuyoruz. Her geçen yıl daha da ileriye gitmeyi hedefledik. EMITT Fuarımızın ardından Antalya’da, Berlin ve Fransa’da da birer fuara katılacağız. Balıkesir’in tüm güzelliklerini dünyaya tanıtacağız. Balıkesir, dünyanın en güzel kentidir. Bunun için sadece gelip gitmek olmaz. Gezip dolaşmak lazım. Herkesi Balıkesir’e davet ediyoruz. Balıkesir hem Türkiye’nin hem de dünyanın parlayan yıldızı olacak. Fuarı ziyaret eden herkesi standımıza davet ediyorum.” diye konuştu.

Mihalıççık'a Üç Projeyle 40 Milyon Liralık Yatırım Haber

Mihalıççık'a Üç Projeyle 40 Milyon Liralık Yatırım

IPARD III Programı kapsamında Eskişehir genelinde hibe almaya hak kazanan 6 projenin 3’ü Mihalıççık’tan geldi. İlçeye kazandırılan yaklaşık 40 milyon TL'lik yatırım, bölge ekonomisine can suyu olacak. ​Eskişehir’in Mihalıççık ilçesi, tarımsal kalkınma ve turizm alanında büyük bir başarıya imza attı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla yürütülen IPARD III Programı 7. Çağrı Dönemi sonuçlarına göre, Mihalıççık kooperatifleri tarafından sunulan üç önemli proje onay alarak büyük bir yatırıma kapı araladı. ​Eskişehir’in Gururu Mihalıççık ​İlçe kooperatiflerinin hazırladığı projelerden biri, değerlendirme sürecinde en yüksek puanı alarak birinci sırada yer aldı. Eskişehir genelinde hibe desteği almaya hak kazanan toplam altı projenin yarısının Mihalıççık ilçesinden çıkması, bölgedeki kooperatifçilik başarısını gözler önüne serdi. ​Üç Farklı Alanda Dev Yatırım ​Yaklaşık 40.000.000,00 TL değerindeki bu yatırım hamlesiyle hayata geçirilecek projeler şunlardır: ​At Çiftliği Projesi: Sınırlı Sorumlu Sazak Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafından hayata geçirilecek.​ Yarıkçı Termal Tesisi Projesi: Sınırlı Sorumlu Mihalıççık İlçesi Turizm Geliştirme Kooperatifi bünyesinde turizme kazandırılacak.​ Modern Tarım Mekanizasyonu: Sınırlı Sorumlu Kayı Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından alınacak olan Biçerdöver, Taş Toplama ve Gübre Serpme Makineleri ile tarımda verimlilik artırılacak.​ "Dayanışma ve Üretimle Devam Edeceğiz" ​Proje sürecine katkı sunan kooperatif başkanlarına ve teknik ekiplere teşekkür eden Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum yaptığı açıklamada, yatırımların hem ilçeye hem de ülke ekonomisine önemli bir değer katacağını vurguladı. Başkan Çorum yaptığı açıklamada Mihalıççık için çalışmaya, üretmeye ve yeni yatırımlar kazandırmaya kararlılıkla devam edileceklerini ifade etti.

DTB’den Mısır'da Tarım ve Gıda Odaklı İşbirliği Hamlesi Haber

DTB’den Mısır'da Tarım ve Gıda Odaklı İşbirliği Hamlesi

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 4 Şubat’ta Mısır'a gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’na katıldı. Aynı zamanda UMAT-Umumi Mağazalar Türk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Ticaret Borsaları Konsey Üyesi olan Başkan İbrahim Tefenlili, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ve 81 oda-borsa başkanının katılımıyla Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu’nun ev sahipliğinde İskenderiye’de gerçekleşen İş Birliği Forumu’na katılım sağladı. Forumda iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Toplantıda, TOBB ve Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ile iki ülke Oda ve Borsaları arasında sanayi, ticaret, tarım, balıkçılık, turizm, lojistik ve inşaat alanlarında iş birliği anlaşmaları imzalandı. DTB’DEN MISIR’DA GÜÇLÜ ULUSLARARASI ADIM Forum kapsamında Başkan Tefenlili, Kalyubiye Ticaret Odası (Qalyubia Chamber of Commerce) arasında tarım ve ticaret iş birliğini öngören protokol imzalandı. Gerçekleştirilen ikili görüşmelerin ve imzalanan protokollerin, Türkiye ve Mısır arasında yeni iş fırsatları sunması amaçlanıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Tefenlili; “TOBB ve Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu koordinasyonunda iki ülkenin oda ve borsaları arasında geçerli olmak üzere tarım, ticaret, sanayi, balıkçılık, turizm, lojistik ve inşaat alanlarında iş birliği anlaşmaları imzalandı. İki ülkeye hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Biz de Denizli Ticaret Borsası olarak bu iş birliklerine katkı sağladık. Kalyubiye Ticaret Odası’yla (Qalyubia Chamber of Commerce) tarım ve ticaret alanlarında iş birliğini öngören protokol imzaladık. Burada gerçekleşen temaslarla iki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için ortak yatırım fırsatlarını görüşme fırsatı yakaladık. Afrika başta olmak üzere üçüncü ülkelerde iş birliği imkanını istişare ettik” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.