İklim Değişikliği Türkiye’de Sağlık ve Ekonomiyi Tehdit Ediyor
İklim Değişikliği Türkiye’de Sağlık ve Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Lancet Countdown’ın iklim değişikliği ve sağlık ilişkisini inceleyen raporu, küresel ölçekte sıcaklığa bağlı ölümlerin arttığını ortaya koydu.
Haber Giriş Tarihi: 29.10.2026 09:00
Haber Güncellenme Tarihi: 29.10.2026 09:04
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
Lancet Countdown’ın iklim değişikliği ve sağlık ilişkisini inceleyen raporu, küresel ölçekte sıcaklığa bağlı ölümlerin arttığını ortaya koydu. Türkiye’de 2021-2025 döneminde ülke topraklarının yüzde 70’inin en az bir ay aşırı kuraklık yaşadığı belirtilirken, aşırı sıcaklar nedeniyle iş gücü kayıplarının 2025’te 2,6 milyar dolara ulaştığı bildirildi. HASUDER ise adil bir kömürden çıkış planı ve ulusal iklim-sağlık eylem planı hazırlanması çağrısı yaptı.
İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri Hızlanıyor
Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin 10. yılında yayımlanan Lancet Countdown raporu, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin son 10 yılda önceki 10 yıla kıyasla daha hızlı arttığına dikkat çekti. Raporda, iklim değişikliğiyle mücadele önlemlerinin yetersiz kaldığı vurgulanırken, iklim krizinin resmen küresel bir sağlık acil durumu olarak kabul edilmesi çağrısı yapıldı. Rapora göre, yüksek sıcaklıklarla ilişkili ölümler 2016’dan bu yana yüzde 36 arttı. Yalnızca 2023 yılında dünya genelinde yüksek sıcaklıklarla bağlantılı yaklaşık 710 bin ölüm gerçekleşti. Bu ölümlerin en az yüzde 70’inin iklim değişikliğiyle ilişkilendirilebileceği hesaplandı. İklim değişikliğinin neden olduğu yüksek sıcaklıkların 2016-2023 yılları arasında yaklaşık 3 milyon ölüme yol açtığı belirtildi.
Yeşil Dönüşüm Yüz Binlerce Hayat Kurtardı
Raporda, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hız kazanan yeşil dönüşümün olumlu sonuçlarına da yer verildi. Son 10 yılda gerçekleştirilen dönüşümün 300 binden fazla hayatın kurtulmasına katkı sağladığı hesaplandı. Temiz enerji yatırımları 2025 yılında 2,1 trilyon dolara ulaşarak fosil yakıtlara yapılan yatırımların neredeyse iki katına çıktı. Ayrıca 2016’dan bu yana en az 77 ülkede fosil yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliğinin azalmasıyla tahminen 323 bin ölümün önlendiği bildirildi. Buna karşın fosil yakıtlar küresel enerji arzının yüzde 80’inden fazlasını oluşturmaya devam ediyor. Raporda, en büyük 100 petrol ve gaz şirketinin üretim planlarının, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama hedefiyle uyumlu seviyeleri 2040 yılına kadar yüzde 150 oranında aşma yolunda olduğu uyarısı yapıldı.
Türkiye’de Sıcak Hava Dalgaları İklim Değişikliğiyle Bağlantılı
Raporda Türkiye’ye ilişkin veriler, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve hava kirliliği üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Türkiye’de 2021-2025 döneminde sıcak hava dalgasının etkili olduğu günlerin yüzde 87’sinin, iklim değişikliğinin yaşanmadığı bir senaryoda görülmeyeceği hesaplandı. Aynı dönemde Türkiye’de yaşayanların yılda ortalama 24 sıcak hava dalgasına maruz kaldığı ve bu günlerin yüzde 85’inin iklim değişikliğine atfedildiği belirtildi. Sıcak hava dalgalarına karşı daha duyarlı olan 65 yaş üzerindeki bireylerin maruz kaldığı sıcak hava dalgası günlerinin sayısı, 1986-2005 dönemine kıyasla yüzde 271 artarak 22 güne ulaştı. Bebeklerde ise bu artış yüzde 288 olarak hesaplandı ve sıcak hava dalgasına maruz kalınan gün sayısı 23’e yükseldi.
Türkiye Topraklarının Yüzde 70’i Aşırı Kuraklık Yaşadı
İklim değişikliğinin Türkiye’de orman yangınları, kuraklık olayları ve toz fırtınalarının artmasına ve şiddetlenmesine neden olduğu belirtildi. Rapora göre, 2021-2025 yılları arasında Türkiye topraklarının yüzde 70’i en az bir ay boyunca aşırı kuraklık yaşadı. Bu oran, 1981-1990 döneminde yüzde 15 olarak hesaplanmıştı. Orman yangınlarının yol açtığı hava kirliliğinin de önemli bir sağlık sorunu oluşturduğu vurgulandı. Türkiye’de orman yangınları kaynaklı hava kirliliğinin 2021-2025 döneminde yılda yaklaşık 4 bin 200 ölüme neden olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı, 2003-2013 döneminde yılda yaklaşık 3 bin 500 olarak hesaplanmıştı.
Aşırı Sıcakların Türkiye Ekonomisine Maliyeti 2,6 Milyar Dolar
Lancet Countdown raporu, aşırı sıcakların çalışma hayatı ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. Türkiye’de aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan iş gücü kaybının ekonomik değerinin 2025 yılında 2,6 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Kayıpların yüzde 45’inin tarım sektöründe gerçekleştiği ifade edildi. 2016-2025 döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle kaybedilen iş saatlerinin, 1990’lı yıllara kıyasla yüzde 35 daha yüksek olduğu bildirildi.
HASUDER’den Prof. Dr. Özge Karadağ da Türkiye’de 2016-2025 döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle yılda ortalama 550 milyon potansiyel çalışma saatinin kaybedildiğini belirtti. Karadağ, kaybın yarısından fazlasının tarım sektöründe yaşandığını vurgulayarak çalışanların sağlığını ve geçimini koruyacak düzenlemelerin gerekliliğine dikkat çekti. Karadağ’a göre çalışma ve dinlenme sürelerinin sıcaklık ve nemi birlikte değerlendiren göstergelere göre düzenlenmesi, gölge alanların oluşturulması, güvenli içme suyuna erişimin sağlanması ve değişen koşullara uygun eğitimlerin güncellenmesi temel koruyucu önlemler arasında yer alıyor.
HASUDER’den Adil Kömürden Çıkış Planı Çağrısı
HASUDER’in Türkiye için hazırladığı politika belgesinde, halk sağlığını korumak ve hava kalitesini iyileştirmek amacıyla Türkiye’nin iklim hedefleriyle uyumlu, takvimi belirlenmiş ve adil bir kömürden çıkış planı hazırlanması önerildi. Belgede, kömür kullanımının ciddi bir sağlık yükü oluşturduğu ve bu yükün toplumun farklı kesimlerini eşitsiz biçimde etkilediği vurgulandı. Türkiye’de elektrik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliğine bağlı erken ölüm sayısının 2016-2022 döneminde yüzde 18 artarak 9 bin 500’e yükseldiği belirtildi.
HASUDER’den Doç. Dr. Melike Yavuz, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için ulusal ve il düzeyinde iklim ve sağlık eylem planlarının hazırlanmasını önerdi. Yavuz, sıcak hava dalgaları ve yangın dumanı gibi tehlikelerin önceden belirlenmesi, risk altındaki kişilere zamanında ulaşılması ve sağlık kuruluşlarıyla ilgili kurumların önceden planlanan koruyucu önlemleri hızla uygulamaya koymasının önemini vurguladı.
Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı Önerisi
HASUDER, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla kırılganlık ve risk analizlerini içeren bir Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı hazırlanmasını da öneriyor. Ayrıca mevcut ulusal erken uyarı ve müdahale sistemlerine sağlık boyutunun entegre edilmesi ve Bütünleşik Bir İklim ve Sağlık Erken Uyarı ve Müdahale Sistemi kurulması çağrısı yapılıyor.
Raporda yer alan bulgular, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; halk sağlığı, çalışma hayatı, tarım ve ekonomi üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. HASUDER’in politika önerileri ise iklim risklerine karşı koruyucu sağlık önlemlerinin güçlendirilmesi ve çalışanların korunmasına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İklim Değişikliği Türkiye’de Sağlık ve Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Lancet Countdown’ın iklim değişikliği ve sağlık ilişkisini inceleyen raporu, küresel ölçekte sıcaklığa bağlı ölümlerin arttığını ortaya koydu.
Lancet Countdown’ın iklim değişikliği ve sağlık ilişkisini inceleyen raporu, küresel ölçekte sıcaklığa bağlı ölümlerin arttığını ortaya koydu. Türkiye’de 2021-2025 döneminde ülke topraklarının yüzde 70’inin en az bir ay aşırı kuraklık yaşadığı belirtilirken, aşırı sıcaklar nedeniyle iş gücü kayıplarının 2025’te 2,6 milyar dolara ulaştığı bildirildi. HASUDER ise adil bir kömürden çıkış planı ve ulusal iklim-sağlık eylem planı hazırlanması çağrısı yaptı.
İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri Hızlanıyor
Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin 10. yılında yayımlanan Lancet Countdown raporu, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin son 10 yılda önceki 10 yıla kıyasla daha hızlı arttığına dikkat çekti. Raporda, iklim değişikliğiyle mücadele önlemlerinin yetersiz kaldığı vurgulanırken, iklim krizinin resmen küresel bir sağlık acil durumu olarak kabul edilmesi çağrısı yapıldı. Rapora göre, yüksek sıcaklıklarla ilişkili ölümler 2016’dan bu yana yüzde 36 arttı. Yalnızca 2023 yılında dünya genelinde yüksek sıcaklıklarla bağlantılı yaklaşık 710 bin ölüm gerçekleşti. Bu ölümlerin en az yüzde 70’inin iklim değişikliğiyle ilişkilendirilebileceği hesaplandı. İklim değişikliğinin neden olduğu yüksek sıcaklıkların 2016-2023 yılları arasında yaklaşık 3 milyon ölüme yol açtığı belirtildi.
Yeşil Dönüşüm Yüz Binlerce Hayat Kurtardı
Raporda, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hız kazanan yeşil dönüşümün olumlu sonuçlarına da yer verildi. Son 10 yılda gerçekleştirilen dönüşümün 300 binden fazla hayatın kurtulmasına katkı sağladığı hesaplandı. Temiz enerji yatırımları 2025 yılında 2,1 trilyon dolara ulaşarak fosil yakıtlara yapılan yatırımların neredeyse iki katına çıktı. Ayrıca 2016’dan bu yana en az 77 ülkede fosil yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliğinin azalmasıyla tahminen 323 bin ölümün önlendiği bildirildi. Buna karşın fosil yakıtlar küresel enerji arzının yüzde 80’inden fazlasını oluşturmaya devam ediyor. Raporda, en büyük 100 petrol ve gaz şirketinin üretim planlarının, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama hedefiyle uyumlu seviyeleri 2040 yılına kadar yüzde 150 oranında aşma yolunda olduğu uyarısı yapıldı.
Türkiye’de Sıcak Hava Dalgaları İklim Değişikliğiyle Bağlantılı
Raporda Türkiye’ye ilişkin veriler, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve hava kirliliği üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Türkiye’de 2021-2025 döneminde sıcak hava dalgasının etkili olduğu günlerin yüzde 87’sinin, iklim değişikliğinin yaşanmadığı bir senaryoda görülmeyeceği hesaplandı. Aynı dönemde Türkiye’de yaşayanların yılda ortalama 24 sıcak hava dalgasına maruz kaldığı ve bu günlerin yüzde 85’inin iklim değişikliğine atfedildiği belirtildi. Sıcak hava dalgalarına karşı daha duyarlı olan 65 yaş üzerindeki bireylerin maruz kaldığı sıcak hava dalgası günlerinin sayısı, 1986-2005 dönemine kıyasla yüzde 271 artarak 22 güne ulaştı. Bebeklerde ise bu artış yüzde 288 olarak hesaplandı ve sıcak hava dalgasına maruz kalınan gün sayısı 23’e yükseldi.
Türkiye Topraklarının Yüzde 70’i Aşırı Kuraklık Yaşadı
İklim değişikliğinin Türkiye’de orman yangınları, kuraklık olayları ve toz fırtınalarının artmasına ve şiddetlenmesine neden olduğu belirtildi. Rapora göre, 2021-2025 yılları arasında Türkiye topraklarının yüzde 70’i en az bir ay boyunca aşırı kuraklık yaşadı. Bu oran, 1981-1990 döneminde yüzde 15 olarak hesaplanmıştı. Orman yangınlarının yol açtığı hava kirliliğinin de önemli bir sağlık sorunu oluşturduğu vurgulandı. Türkiye’de orman yangınları kaynaklı hava kirliliğinin 2021-2025 döneminde yılda yaklaşık 4 bin 200 ölüme neden olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı, 2003-2013 döneminde yılda yaklaşık 3 bin 500 olarak hesaplanmıştı.
Aşırı Sıcakların Türkiye Ekonomisine Maliyeti 2,6 Milyar Dolar
Lancet Countdown raporu, aşırı sıcakların çalışma hayatı ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. Türkiye’de aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan iş gücü kaybının ekonomik değerinin 2025 yılında 2,6 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Kayıpların yüzde 45’inin tarım sektöründe gerçekleştiği ifade edildi. 2016-2025 döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle kaybedilen iş saatlerinin, 1990’lı yıllara kıyasla yüzde 35 daha yüksek olduğu bildirildi.
HASUDER’den Prof. Dr. Özge Karadağ da Türkiye’de 2016-2025 döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle yılda ortalama 550 milyon potansiyel çalışma saatinin kaybedildiğini belirtti. Karadağ, kaybın yarısından fazlasının tarım sektöründe yaşandığını vurgulayarak çalışanların sağlığını ve geçimini koruyacak düzenlemelerin gerekliliğine dikkat çekti. Karadağ’a göre çalışma ve dinlenme sürelerinin sıcaklık ve nemi birlikte değerlendiren göstergelere göre düzenlenmesi, gölge alanların oluşturulması, güvenli içme suyuna erişimin sağlanması ve değişen koşullara uygun eğitimlerin güncellenmesi temel koruyucu önlemler arasında yer alıyor.
HASUDER’den Adil Kömürden Çıkış Planı Çağrısı
HASUDER’in Türkiye için hazırladığı politika belgesinde, halk sağlığını korumak ve hava kalitesini iyileştirmek amacıyla Türkiye’nin iklim hedefleriyle uyumlu, takvimi belirlenmiş ve adil bir kömürden çıkış planı hazırlanması önerildi. Belgede, kömür kullanımının ciddi bir sağlık yükü oluşturduğu ve bu yükün toplumun farklı kesimlerini eşitsiz biçimde etkilediği vurgulandı. Türkiye’de elektrik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliğine bağlı erken ölüm sayısının 2016-2022 döneminde yüzde 18 artarak 9 bin 500’e yükseldiği belirtildi.
HASUDER’den Doç. Dr. Melike Yavuz, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için ulusal ve il düzeyinde iklim ve sağlık eylem planlarının hazırlanmasını önerdi. Yavuz, sıcak hava dalgaları ve yangın dumanı gibi tehlikelerin önceden belirlenmesi, risk altındaki kişilere zamanında ulaşılması ve sağlık kuruluşlarıyla ilgili kurumların önceden planlanan koruyucu önlemleri hızla uygulamaya koymasının önemini vurguladı.
Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı Önerisi
HASUDER, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla kırılganlık ve risk analizlerini içeren bir Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı hazırlanmasını da öneriyor. Ayrıca mevcut ulusal erken uyarı ve müdahale sistemlerine sağlık boyutunun entegre edilmesi ve Bütünleşik Bir İklim ve Sağlık Erken Uyarı ve Müdahale Sistemi kurulması çağrısı yapılıyor.
Raporda yer alan bulgular, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; halk sağlığı, çalışma hayatı, tarım ve ekonomi üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. HASUDER’in politika önerileri ise iklim risklerine karşı koruyucu sağlık önlemlerinin güçlendirilmesi ve çalışanların korunmasına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
En Çok Okunan Haberler