Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatı 9,9 Milyar Dolar
Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatı 9,9 Milyar Dolar
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk 10 ayında 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Haber Giriş Tarihi: 08.11.2026 14:42
Haber Güncellenme Tarihi: 08.11.2026 14:46
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk 10 ayında 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerinin yanı sıra çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme çeşitlerini de kapsayan sektörün Ekim’de aylık ihracatı 1,03 milyar dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatı yüzde 18,6 artan ayçiçek yağı, 1 milyar doların aşan ihracatla on aylık süreçte ilk sırada yer aldı. Çikolata ve kakao bazlı ürünlerde 886,5 milyon dolar, tatlı bisküvi ve gofretlerde 859,3 milyon dolar, makarnada ise 847,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Ülke bazında 1,2 milyar dolarla ilk sırada yer alan Irak’ın sektör ihracatındaki payı yüzde 12,5 olurken, 735,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilen ABD ikinci sırada yer aldı.
Gıda ticaretini ilgilendiren uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı şunları söyledi:
“Küresel tarım piyasalarında yeni sezona ilişkin görünüm, ürünler arasında farklılaşan bir arz ve ticaret tablosuna işaret ediyor. Dünya buğday üretiminde yüzde 2,6, ihracatında ise yüzde 7,9 gerileme beklenirken, arpada üretim artışına rağmen ihracatın azalması, mısırda üretim ve ihracat beklentilerinin aşağı yönlü olması, soyada ise her iki göstergenin artması öngörülüyor. Ancak küresel arz kadar, ürünlerin ihtiyaç duyulan pazara hangi maliyet ve koşullarda ulaştırılabildiği de önemli. Jeopolitik gelişmeler ve sevkiyat güvenliğine ilişkin riskler, üretim bölgeleri ile tüketim pazarları arasındaki ticari bağlantıları etkileyerek ham madde tedarikinin maliyetini ve sürekliliğini değiştirebiliyor. Karadeniz'de yaşanan sevkiyat kısıtları karşısında ihracatçıların alternatif güzergâhlara yönelmesi, bu güzergâhların da farklı kapasite ve maliyet koşullarına sahip olması nedeniyle tedarik sürecinin ne kadar hassas dengeler üzerinde ilerlediğinin göstergesi. Üstelik sevkiyatın yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler, ticaret akışında henüz belirgin bir normalleşme yaşanmadan piyasa fiyatlarını etkileyebiliyor. Bu nedenle tarımsal emtia fiyatlarında mevcut arz ve talep kadar gelecekteki tedarik koşullarına ilişkin beklentiler de önemli. Diğer yandan dünya buğday fiyatlarındaki gerileme, Türkiye'ye farklı menşelerden yapılan alımlarda aynı ölçüde maliyet avantajı yaratmıyor. Arjantin, Fransa ve Rusya menşeli buğdayların çıkış fiyatları arasındaki fark, taşıma maliyetleri eklendiğinde Türkiye'ye teslim aşamasında büyük ölçüde daralıyor. Uluslararası rekabette ürünün çıkış fiyatı kadar tedarik güzergâhı, taşıma maliyeti ve teslimat güvenilirliği de belirleyici.”
“Rekabetçiliğimiz güçlü üretim ve tedarik yapısına bağlı”
Tarımsal alandaki yerli üretim görünümünü ve gıda sanayiinin ham madde tedarik koşullarını değerlendiren Uysallı şunları söyledi:
“Türkiye'nin değişen küresel ticaret koşullarında en önemli avantajı, tarımsal üretim kapasitesini güçlü gıda sanayii ve ihracat yetkinliğiyle birlikte kullanabilmesi. Buğday, arpa ve ayçiçeğinde üretim tahminlerinde görülen artış, un, makarna, irmik, yem ve bitkisel yağ sanayilerimiz açısından önemli bir yerli ham madde imkânı sunuyor. Özellikle buğday ve arpada üretimin yükselmesi, bu ürünleri kullanan sanayicilerimizin iç piyasadan tedarik olanaklarını genişleterek üretim ve maliyet planlamalarını destekliyor. Bununla birlikte, üretimdeki artışı bütün ham madde ihtiyaçlarımızın karşılandığı şeklinde değerlendirmek doğru değil. Mısır üretimindeki gerileme ve yem sanayimizin mısır ile soya gibi ürünlerde dış kaynaklı tedarike ihtiyaç duymaya devam etmesi, yerli üretim avantajının uluslararası ham madde piyasalarından bağımsız düşünülemeyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla rekabet gücümüzü geliştirirken bir yandan tarımsal üretim kapasitemizi artırmalı, diğer yandan sanayimizin ihtiyaç duyduğu ham maddelere uluslararası piyasalardan uygun koşullarda ve kesintisiz erişimini sağlayan tedarik yapısını korumalıyız. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, üretim ve tedarik imkânlarımızı sanayimizin işleme kapasitesiyle daha güçlü biçimde bütünleştirmek olacak. Böylece Türkiye'nin küresel gıda ticaretinde, üretim ve işleme yetkinliğiyle uluslararası değer zincirlerine katkı sunan bir merkez olarak konumunu daha da güçlendirebiliriz.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatı 9,9 Milyar Dolar
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk 10 ayında 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk 10 ayında 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerinin yanı sıra çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme çeşitlerini de kapsayan sektörün Ekim’de aylık ihracatı 1,03 milyar dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatı yüzde 18,6 artan ayçiçek yağı, 1 milyar doların aşan ihracatla on aylık süreçte ilk sırada yer aldı. Çikolata ve kakao bazlı ürünlerde 886,5 milyon dolar, tatlı bisküvi ve gofretlerde 859,3 milyon dolar, makarnada ise 847,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Ülke bazında 1,2 milyar dolarla ilk sırada yer alan Irak’ın sektör ihracatındaki payı yüzde 12,5 olurken, 735,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilen ABD ikinci sırada yer aldı.
“Buğday tedarikinde fiyat rekabetini lojistik koşullar belirliyor”
Gıda ticaretini ilgilendiren uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı şunları söyledi:
“Küresel tarım piyasalarında yeni sezona ilişkin görünüm, ürünler arasında farklılaşan bir arz ve ticaret tablosuna işaret ediyor. Dünya buğday üretiminde yüzde 2,6, ihracatında ise yüzde 7,9 gerileme beklenirken, arpada üretim artışına rağmen ihracatın azalması, mısırda üretim ve ihracat beklentilerinin aşağı yönlü olması, soyada ise her iki göstergenin artması öngörülüyor. Ancak küresel arz kadar, ürünlerin ihtiyaç duyulan pazara hangi maliyet ve koşullarda ulaştırılabildiği de önemli. Jeopolitik gelişmeler ve sevkiyat güvenliğine ilişkin riskler, üretim bölgeleri ile tüketim pazarları arasındaki ticari bağlantıları etkileyerek ham madde tedarikinin maliyetini ve sürekliliğini değiştirebiliyor. Karadeniz'de yaşanan sevkiyat kısıtları karşısında ihracatçıların alternatif güzergâhlara yönelmesi, bu güzergâhların da farklı kapasite ve maliyet koşullarına sahip olması nedeniyle tedarik sürecinin ne kadar hassas dengeler üzerinde ilerlediğinin göstergesi. Üstelik sevkiyatın yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler, ticaret akışında henüz belirgin bir normalleşme yaşanmadan piyasa fiyatlarını etkileyebiliyor. Bu nedenle tarımsal emtia fiyatlarında mevcut arz ve talep kadar gelecekteki tedarik koşullarına ilişkin beklentiler de önemli. Diğer yandan dünya buğday fiyatlarındaki gerileme, Türkiye'ye farklı menşelerden yapılan alımlarda aynı ölçüde maliyet avantajı yaratmıyor. Arjantin, Fransa ve Rusya menşeli buğdayların çıkış fiyatları arasındaki fark, taşıma maliyetleri eklendiğinde Türkiye'ye teslim aşamasında büyük ölçüde daralıyor. Uluslararası rekabette ürünün çıkış fiyatı kadar tedarik güzergâhı, taşıma maliyeti ve teslimat güvenilirliği de belirleyici.”
“Rekabetçiliğimiz güçlü üretim ve tedarik yapısına bağlı”
Tarımsal alandaki yerli üretim görünümünü ve gıda sanayiinin ham madde tedarik koşullarını değerlendiren Uysallı şunları söyledi:
“Türkiye'nin değişen küresel ticaret koşullarında en önemli avantajı, tarımsal üretim kapasitesini güçlü gıda sanayii ve ihracat yetkinliğiyle birlikte kullanabilmesi. Buğday, arpa ve ayçiçeğinde üretim tahminlerinde görülen artış, un, makarna, irmik, yem ve bitkisel yağ sanayilerimiz açısından önemli bir yerli ham madde imkânı sunuyor. Özellikle buğday ve arpada üretimin yükselmesi, bu ürünleri kullanan sanayicilerimizin iç piyasadan tedarik olanaklarını genişleterek üretim ve maliyet planlamalarını destekliyor. Bununla birlikte, üretimdeki artışı bütün ham madde ihtiyaçlarımızın karşılandığı şeklinde değerlendirmek doğru değil. Mısır üretimindeki gerileme ve yem sanayimizin mısır ile soya gibi ürünlerde dış kaynaklı tedarike ihtiyaç duymaya devam etmesi, yerli üretim avantajının uluslararası ham madde piyasalarından bağımsız düşünülemeyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla rekabet gücümüzü geliştirirken bir yandan tarımsal üretim kapasitemizi artırmalı, diğer yandan sanayimizin ihtiyaç duyduğu ham maddelere uluslararası piyasalardan uygun koşullarda ve kesintisiz erişimini sağlayan tedarik yapısını korumalıyız. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, üretim ve tedarik imkânlarımızı sanayimizin işleme kapasitesiyle daha güçlü biçimde bütünleştirmek olacak. Böylece Türkiye'nin küresel gıda ticaretinde, üretim ve işleme yetkinliğiyle uluslararası değer zincirlerine katkı sunan bir merkez olarak konumunu daha da güçlendirebiliriz.”
En Çok Okunan Haberler